Ana Sayfa Blog Sayfa 1641

Koronavirüs ve artan işsizliğin de yükünü taşıyorlar: Van’ın üç tekerli hamalları

Haber: Şenol Balı

Tarihi uzun yıllara dayanan hamallık büyük kentlerde neredeyse tamamen yok olurken, halen varlığını sürdürdüğü bazı yerlerde de değişen dünya ile beraber yerini üç tekerlekli arabalarla yapılan yük taşıyıcılığına bıraktı.

Van’da da bir dönem yok olma seviyesine düşen yük taşıyıcılığı, kentte artan işsizlikten dolayı yeniden ilgi görmeye başladı. İşsizlik ve yoksulluktan dolayı koronavirüs tehlikesini göze alarak sokaklara çıkıp iş kovalayan yük taşıyıcıları, günde ortalama 12 saat çalışıyor. Sayıları her geçen gün artan bu kişiler günlük ortalama 10  veya 20 TL gibi cüzi bir kazanç elde edebildiklerini, çoğu kez de evlerine elleri boş dönmek zorunda kaldıklarını anlatıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Van’daki işsizlik oranı son yıllarda % 20’lere dayanmış durumda. Nüfus yoğunluğunun her geçen gün arttığı kentte, potansiyeline rağmen işsizliğin önüne geçilemiyor. Ek olarak bir yılını tamamlayan koronavirüs pandemisi karşısında birçok sektör daralıp iflas noktasına geldi. Bu durum bazı sektörlere zorunlu bir yönelme olmasına neden oluyor. Tamamıyla kas gücüne dayanan yük taşıyıcılığı da bu sektörlerden biri.

Uzun yıllar beden gücüyle yapılan hamallık mesleğini sürdüren yük taşıyıcılarının yaş ortalaması genellikle 50’nin üzerinde. Gençler işsiz olsalar bile hamallık yapmak istemiyor, bu da ailesinin geçimini sağlamak zorunda kalan ebeveynlerin sektöre yönelmesine neden oluyor. Üç tekerlekli araçlarla ortalama200 kg. ağırlığında yük taşıyabilen hamalların sabah 07.00’de başlayan mesaisi akşamüzeri 18.00-19.00’a kadar sürebiliyor.

Sigortasız ve güvencesiz günü kurtarmak

Güneşin doğuşuyla iş kovalama çıkan yük taşıyıcıları, güne sebze halinden veya toptancılardan  marketlere sebze taşımakla başlıyor. Bu işi alamayanlar, gün içinde durak, alışveriş merkezi veya minibüs garajı gibi alanlara yakın yerlerde topluca bekleyerek sıra usülü ile iş almaya çalışıyor.Kentin işlek sokaklarında bazen taşıyacak yük bulamayan yük taşıyıcıları karton veya hurda toplamaya yöneliyor. Yazın sıcakta, kışın soğukta çalışan yük taşıyıcılarının sigortaları ve sağlık güvenceleri yok. Günü kurtarmak için çalışan bu insanların, ilerlemiş yaşlarıyla taşıdıkları ağır yük sağlıklarını da riske atıyor.  

‘Gün boyunca çalışıp 20 TL kazanabiliyoruz, ne yapacağız bu parayla?’

İpekyolu ilçesi Bahçıvan Mahallesi’ndeki belediyenin kendilerine ayırdığı alanda toplanarak bekleyen yük taşıyıcıları, taşıyacakları yükün ağırlığı ve taşıma mesafesine göre pazarlık usulü çalışıyor. 61 yaşındaki Ali Rıfat Çelik ,otuz yıldır bu işi yaptığını anlatıyor:

”Sabahın erken saatlerinden çarşıya gelip akşama kadar bekliyoruz çocuklarımıza ekmek parası  kazanabilmek için. Ancak çoğu günler 10 TL bile kazanamıyoruz. Sadece biz değil esnaf da halk da bu kötü giden ekonomik duruma karşı çaresiz. Üstüne bir de virüs salgını ve yasakları bizi daha zor durumda bırakıyor. Çıkmasak aç kalacağız.”

Çelik ‘in çalışma arkadaşı 46 yaşındaki Hasan Polat da benzer ifadeler kullanıyor: Koronadan sonra daha çok mecbur kaldık bu işe. Tüm riskleri alıp dışarı çıktık ama esnaf da iş yapamıyor.İnsanlar bir şey alamıyor ki bize de iş çıksın. Sabahın altısında geliyoruz işe akşam saatlerine kadar ve 20 TL kazanabiliyoruz. Ne yapacağız o parayla?”

‘Bizi görün’

52 yaşındaki Ramazan Adıyaman, birilerinin kendilerini “görmesini” istiyor: “Eskisi gibi hamalların işi kalmamış. Bazen 10 TL bile kazanamıyoruz. 10 TL ile ekmek mi alacağız, yağ mı sebze mi? Bazı günler siftah bile yapamadan eve dönüyoruz. Kimse bizim gibi yoksulları görmüyor, çare bulmaya çalışmıyor.” Adıyaman, kendilerinin ve koşullarının görülmesi için çağrıda bulunurken, başka bir sokakta arabasına karton yükleyen Veysel Demir, çoğu zaman taşıyacak yük bulamadıklarını bu yüzden boş kaldıklarını ve o esnada karton topladıklarını dile getiriyor . Demir de yetkililerin kentteki işsizlik ve çaresizliği “görmesini” istiyor.

‘TÜİK ve İş-Kur bu kişileri işsiz saymıyor’

Van’da çalışan ekonomist ve istihdam uzmanı Sinan Ok, görünür olmayan bu sektörle ilgili yaptığı değerlendirmede yük taşıyıcısı veya hamal denilen grubun sayısal olarak Van’da oldukça kalabalık bir hale geldiğini ifade ediyor: ” Birçok Anadolu iline göre Van’da oldukça fazla bir sayıda yük taşıyıcısı dediğimiz grup mevcut.Bu grubun yaş ortamaları da çok yüksek. Bir işleri varmış gibi görünüyor ama aslında bu işsizliğin farklı bir türü. Hiçbirinin sağlık güvencesi yok ve kayıt dışı çalışıyorlar. Bu durum işsizliğin gizlenmesine de yol açıyor.Hem TÜİK hem de İş-Kur bu kişileri işsiz saymıyor. En büyük problemlerden biri de bu.” Ok, yük taşıyıcılarının aylık gelirinin en fazla 500 ile 600 TL dolaylarında olduğunu da  hatırlatıyor.

‘Destek programlarıyla yaşlıların, mesleki eğitimlerle de gençlerin bu iş alanından çekilmesi lazım’

”Van’da bu insanların özellikle kış koşullarında insan onuruna uygun olmayan şartlarda çalıştığını görüyoruz” diyen Ok’a göre bu sektörde çalışan ve 60 yaşını geçmiş kişilerin bir destek programına dahil edilerek bu iş alanından çekilmesi ve korunması gerekiyor, zira yıllardır bu işi yaptıkları için sağlık durumları da aslında sürdürmelerine el vermiyor. İşsiz ve hamallık yapmak istemeyen genç grubun da çeşitli mesleki eğitimlerden geçirilip iş sahibi edilmesi gerektiğini söylüyor Ok:

“Yapılan işin de makinalarla yapılmasına teşvik edilmeli. Bu; emek yoğun sürdürülebilir bir iş değil, demokratik ve refah düzeyi yüksek ülkelerde bu işlerin makinalarla yapıldığını bilmemiz lazım. Ama bu insanlar işsiz ve aç kalmak yerine günü kurtarmak adına bir çözüm olarak görüyorlar yük taşıyıcılığını. Kullanılan kas gücü ise insanları yıpratıyor. Burada kas gücü kullanılıyor.Bu da bu insanları oldukça yıpratıyor. Dışarda ve uzun süreli yapıldığı için de iş sağlığı açısından oldukça tehlikeli bir iş. Şu an sıfırın altında bir sıcaklıkta o insanlar dışarda çalışıyor.”

Ekonomist Sinan Ok, bazen aynı aileden iki üç kişinin yük taşımacılığı yaptığına, bunun da söz konusu ailelerin sürekli olarak yoksul kalmasına yol açtığına dikkat çekiyor.

İstanbul’da teke böceği tehlikesi: İki ayda 180 ağaç kesildi

İstanbul‘da akçaağaç, çınar gibi birçok ağaç türü istilacı bir tür olan ve ağaçların kurumasına neden olan teke böceği nedeniyle tehlike altında. Eğer erken tespit edilmezse ağaçların kesilmesi gerekiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri teke böceği ile mücadele kapsamında 2 ay içerisinde 180 adet ağacı kesmek zorunda kaldı. Ekiplerinin Sultangazi’de yaptıkları ağaç kesimleri havadan fotoğraflandı.

Larvayken ağacın içini yiyor

Turunçgil Uzun Antenli Teke Böceği yumurtalarını ağaçların kabuklarının altına yerleştiriyor. Yaklaşık yedi ayın ardından o yumurtalar çatlıyor ve larvaya dönüşüyor.

En büyük zararı larva döneminde veren Teke böceği beslenmek için ağacın içerisindeki dokuyu yiyor. Ağaçların içerisinde oluşan bu boşluklar ağacın beslenmesine engel oluyor ve ağaçların devrilmesine yol açıyor.

‘İstilacı bir tür’

Turunçgil Uzun Antenli Teke Böceği hakkında DHA’ya konuşan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdem Hızal şu bilgileri paylaştı:

Bu böceğin Türkiye’de tek bir türü bulunuyor. Bu böceğin anavatanı Asya’nın doğusu, Çin, Kore ve Japonya’da görüldüğü tespit edilmiş. Bu tür, ithal edilen bitkiler aracılığıyla ülkemize geldi. Gümrüklerimizde sıkı denetim yapılmasına rağmen böceklerin farklı evreleri bulunuyor. Yumurta dönemi, larva dönemi, ergin dönemi ve pupa dönemi. Yumurta veya larva döneminde bitkinin içerisinde olduğundan ne kadar dikkat edilse de gözden kaçabiliyor. Türkiye’nin doğasına özgü bir tür değil. İstilacı tür olarak nitelendiriyoruz. İstilacı türlerin bazı özellikleri var. Bulundukları doğal ortamın dışına gittikleri yerlerde yırtıcıları yok. Doğal düşmanları olmadığı için de çok rahat gelişebiliyor.”

‘Sağlıklı ağaçları tercih ediyor’

Teke böceğinin ağaçlar için tehlikesinden bahseden Doç. Dr. Erdem Hızal, “Böcekleri iki gruba ayırıyoruz genelde. Sağlıklı ağaçlara gidenler veya ölmüş ya da ölmekte olan ağaçlara giden türler diye. Bu böceğin çok zararlı olmasının nedeni sağlıklı ağaçlara giden türlerde yer alması” dedi.

Böceklerin en çok akça ağaçları tercih ettiğini belirten Hızal, “Akça ağaçları öncelikli olarak tercih etmekte ve daha sonra At kestanesi, Çınar, Kavak gibi türler gelmekte. Bu böceğin asıl zararını larvaları yapmaktadır. Ergin böcekler ağaçların dallarındaki kabukları ve yaprakların ana damarlarını yiyerek beslenirler. Bu beslenme sonucu ufak zarara sebep olmaktadırlar. Ama larva döneminde yumurtadan çıktığı andan itibaren ağacın gövdesinden beslenerek zarar vermekte” dedi.

‘Ağaçları kesmek yetmiyor’

Teke böceği ile mücadele yöntemini anlatan Doç. Dr. Hızal, “Bu böcekle iki yöntemle mücadele edebiliyoruz. Bir ergin döneminde bir de larva döneminde mücadele edebiliyoruz. Ergin döneminde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tavsiye niteliğinde önerdiği ilaçları İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü kullanıyor. Önerilen araçları ergin haldeki böceklerin bulunduğu ağaçların tepe tacına ve gövdesine uyguluyor ve böcekler ölüyor” bilgisini paylaştı.

İkinci yöntem ise larva döneminde yapılıyor. Ağaçların kesilerek alandan uzaklaştırılıp yongalanması şeklinde oluyor. Hızal, “Bu ağaçları kesmek yetmiyor. Çünkü larvaların gelişimi bu ağaçların içerisinde devam ediyor. Bu yüzden muhakkak suretle yongalanması gerekiyor. Aksi takdirde böcekle mücadele etmiş olmuyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Fotoğraflar: DHA

Hangi dönemde olduğuna bağlı

Teke böceğinin yaşam döngüsünü anlatan Hızal, “Ergin dönemini biz mayıs sonundan itibaren bu sene havalar biraz sıcak gitti belki biraz daha erken olabilir. Mayısın son haftasından itibaren görmeye başlarız. Ağustos’un ilk haftasına kadar bunları görme şansımız olabiliyor. Bu böceğin bulunduğu ağacı kurtarmak için hangi dönemde olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ergin döneminde görüldüyse ilaçlama ile ağaç kurtarılabilir. Ancak larva dönemindeyse ağacı kesmekten başka çare yok. Primer zararlı bir böcek yani sağlıklı ağaçlara giden bir böcek. Yani o ağaca müdahale etmezseniz hemen iki ağaç ötesindeki sağlıklı ağaçları yok edebilir” ifadelerini kullandı.

İki ayda 180 ağaç kesildi

Teke Böceği ile mücadele eden ekipte yer alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Müdürlüğü Zirai Mücadele Şefi Hale Günkut yaptıkları işlemler hakkında bilgi verdi.

Hale Günkut, “Bu böceğin zararını larvası veriyor. Ağacın içerisinde odun dokusunda beslenerek ağacın kurumasına sebep oluyor. Teke böceği ile mücadele kapsamında bu yıl için 180 tane ağacı kestik. Şu anda Sultangazi’de kesiyoruz. Bunun öncesinde Fatih’te, Gaziosmanpaşa’da, Zeytinburnu’nda birçok alanda ağaç kesimi yaptık ve devam edeceğiz. Bu sene için daha yolun başındayız. Şu ana kadar larvaların olduğu 800 küsür ağacımız var. Bu rakam artabilir. Bu çalışma ilçe belediyelerle ortaklaşa yaptığımız bir çalışma ve bize onlardan da dönüş oluyor. Tarım ve Orman Bakanlığı bizi bu çalışmalarda denetliyor” dedi.

‘Akça ağaç diktirmemeye çalışıyoruz’

Böceğin en çok akçaağacı sevdiğini belirten Günkut, “İlaçlama yüzde yüz başarılı değil maalesef. Çünkü bu böcek dünyadaki en tehlikeli üçüncü böceklerden birisi. Akça ağaç ve çınar da yoğun olarak bulunuyor. İlaçlamayla elimizden geldiğince kurtarmaya çalışıyoruz ama yüzde yüz başarı olmuyor” ifadelerini kullandı.

Böceğin en çok zarar verdiği ve sevdiği ağacın Akça ağaç, çınar ve oya ağacı olduğunu belirten Günkut, “Bunların dışında Söğüt’te ve Kavak’ta da görünüyor. Bunların dışındaki hemen hemen bütün ağaçları dikebiliriz. Bizler de zaten kesilen ağaçların yerine Akça ağaç diktirmemeye çalışıyoruz. İlk olarak 2014 yılında Fatih’te tespit ettik bu böceği. Fatih ve Zeytinburnu en çok görülen bölgeydi. Bu böcek şu anda Zeytinburnu’nda bayağı bir minimize oldu. Sultangazi, Gaziosmanpaşa ve Esenyurt’ta görülüyor. Gelen ihbarları değerlendiriyoruz” dedi.

Üniversitede rektör, rektör yardımcısı, dekan ve öğretim görevlileri dahil 27 kişi akraba çıktı

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi‘nde rektör, rektör yardımcısı, dekan ve öğretim görevlilerinin de aralarında bulunduğu 27 kişi birbiriyle akraba çıktı.

CHP Milletvekili Mahir Polat “Binlerce vatandaşımız sınavlarda alın teri dökerken bu kadrolara birileri sınavsız geliyor. Kul hakkından bahsedenler, eş dost atamaları için kul hakkı yiyor” dedi.

‘Sınavsız atama yapıldı’

Başak Kaya’nın Sözcü’de yer alan haberine göre, Polat’ın TBMM’ye verdiği soru önergesine Rektör Prof. Saffet Köse şu cevabı gönderdi:

Şube müdürlüğünden daha üst görev niteliğinde bulunan kadrolardan 16’sının şube müdürlüğü kadrolarına sınavsız olarak atamasının yapıldığı; rektör, rektör yardımcısı, dekan ve öğretim görevlileri arasından tespit edilebilen 27 kişinin birbiri arasında akrabalık bağı bulunduğu görülmüştür.”

Fahrettin Koca, sosyal mesafe kurallarını hiçe sayan görüntülerle ilgili özür diledi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Mecliste gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Muhammed Emin Saraç‘ın cenazesinde sosyal mesafe kurallarının hiçe sayıldığı görüntülerle ilgili de soruları yanıtlayan Koca, “Vatandaşımızdan bu anlamda özür diliyorum” dedi.

‘Öngörmem gerekiyordu’

Muhammed Emin Saraç’ın cenazesinde sosyal mesafe kurallarına uyulmaması tepkilere neden olmuştu.

Bir gazetecinin Bakan Koca’ya, “Merhum Muhammed Emin Saraç’ın cenazesinde sosyal mesafe kurallarına uyulmadığına ilişkin bir eleştiri de var. Nasıl cevap verirsiniz?” sorusunu şöyle yanıtladı:

Özellikle pandemide, salgının nasıl seyrettiğini ve bulaşın nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz. Kalabalık ortamlarda ve kapalı ortamlarda bu bulaşın daha da fazla olduğunu biliyoruz ve hep bunu bugüne kadar ifade etmeye çalıştık. Ben cenazede o tarz mesafenin ortadan kalkabileceği bir görüntünün olabileceğini öngörmedim. Öngörmem gerekiyor muydu? Evet, gerekiyordu. Bu benim kusurum. Vatandaşımızdan bu anlamda özür diliyorum. 83 milyon olarak herkes eşit fedakarlık göstererek pandemi döneminde mücadeleye katkı sağlamalı yani kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durmaya gayret göstermeliyiz.”

‘Veremeyecek hiçbir hesabımız yok’

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Çin’den gelen 1 milyon doz ücretsiz aşının Devlet Malzeme Ofisine her bir dozu 12 dolardan fatura edildiği” iddiasına yönelik sorulan soruya da şu şekilde cevap verdi:

Ben özellikle pandemi sürecinde merkezde durarak 83 milyon vatandaşımıza eşit şekilde hizmet etme gayreti içinde oldum. Maalesef bu dönemde vatandaşımızın zihnini bulandırmak ve siyasi arenaya çekmek isteyenler oluyor.

Vatandaşımıza bu anlamda veremeyecek hiçbir hesabımız yok. Ben bu yaklaşımı, davranışı, birlik ve beraberliği bozma noktasındaki bu yaklaşımı ahlaki bulmuyorum. Veremeyecek hiçbir hesabımız da yok. Özellikle 83 milyon vatandaşımızla birlikte, beraber olarak mücadeleyi devam ettirmekten yanayım. Başarı da 83 milyon vatandaşımızın olmuş olacak. Bununla ilgili detaylı bilgiyi de vatandaşımızın zihnini bulandırmak isteyenlere cevaben, vatandaşımıza yönelik yarın basın toplantısında detaylı açıklamada bulunacağım.”

İstanbul’da bir günde üç yunus ölü bulundu

İstanbul Boğazı‘nda bir gün içerisinde üç tırtak yunusu ölü olarak bulundu. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Arda Tonay, yaşanan ölümlerle ilgili İstanbul Boğazı’nda gece avlanan tüm balıkçı teknelerinin zan altında olduğunu söyledi.

DHA’ya konuşan Doç. Dr. Tonay, “Sabah saatlerinde Karaköy, Kuleli ve Vaniköy‘de ‘tırtak’ türü üç ölü yunus karaya vurdu. Bu ihbarlar; İstanbul Tarım İl Müdürlüğü ve İSTAÇ‘tan geldi” bilgisini paylaştı.

Deniz ağlarından kaynaklanmış olabilir

Ekipleriyle beraben üç yunusu Yenikapı’da incelemeye aldıklarını aktaran Tonay, “İlk bulgularımız ölümlerin deniz ağlarından kaynaklandığı yönünde. Bunu karakteristik izlerden ve normal olmayan kanamalardan anlayabiliyoruz. ‘Tırtak’ türü daha çok açık denizde görülüyor. Ölümler de büyük olasılıkla deniz göçü sırasında gırgır ağı ile yakalanmaları sonucu görüldü” dedi.

Tonay “Bu tip olayların önüne geçmek için gırgır balıkçılığının önüne geçilmesi, yunus varsa bu faaliyetin durdurulması veya ağda yunus varsa bunların dışarı çıkmalarını sağlamak gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

‘Gırgır tekneleri zan altında’

Hayvanların çok sağlıklı ve yeni beslenmiş olduğunu aktaran Tonay “Ağızlarında balık var. 6-12 saat önce öldüklerini düşünürsek 22 Şubat sabaha karşı 21 Şubat akşamı ava çıkan tüm gırgır tekneleri zan altındadır. Bunların tespit edilerek yakalanmasını istiyoruz” dedi.

Vatandaşlardan da buna şahit olanların ihbarda bulunmasına yönelik çağrıda bulunan Tonay,  “İstanbul Boğazı gibi daracık göç yolunda artık bu tür endüstriyel balıkçılığı sınırlamamız gerekiyor. Tekrar ediyorum; 3 ‘Tırtak’ cinsi yunusun ölüm nedeni ağda boğulmadır, kurşun yarası bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Attenborough BM Güvenlik Konseyi’ne seslendi: En büyük güvenlik tehdidimiz iklim krizi

Doğa bilimci ve belgesel yapımcısı David Attenborough, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından düzenlenen toplantıda iklim değişikliğinin modern insanların karşılaştığı en büyük güvenlik tehdidi olduğunu söyledi.

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’ın başkanlığında salı günü düzenlenen sanal toplantıya video ile katılan Attenborough “Mevcut yolumuza devam edersek gıda üretimi, tatlı suya erişim, yaşanabilir sıcaklık ve okyanus besin zincirleri gibi güvenliğimizi sağlayan her şeyin çöküşüyle karşı karşıya kalacağız” dedi.

Attenborough konuşmasında “Eğer doğal dünya artık ihtiyaçlarımızın en temelini karşılayamazsa, o zaman medeniyetin geri kalanının çoğu çabucak çökecek” uyarısında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=MaweqwsN62k

 

‘Siyasi istikrarı tehdit ediyor’

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise konuşmasında Rekor düzeyde hava sıcaklıkları, orman yangınları, sel ve kuraklıkların “yeni normal” gibi görüldüğünü söyledi. Guterres, bunun doğal çevreye zarar vermekle kalmayıp aynı zamanda siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarı tehdit ettiğini belirtti.

Savaş ve çatışmaların yaşandığı 10 ülkeden 8’inin de iklim değişikliğine büyük oranda maruz kaldığını belirten Guterres, Batı Afrika ve Sahel bölgesinde 50 milyondan fazla kişinin hayvancılık yaptığını ve otlak alanlarındaki değişikliklerin çobanlarla çiftçiler arasında artan bir şiddete neden olduğunu aktardı.

Guterres, “İklim risklerine karşı savunmasızlık gelir eşitsizliği ile ilişkilidir. Başka bir deyişle, en yoksullar en çok acı çekiyor” dedi.

 

 

 

Kuzey Ormanları Savunması, İstanbul RES Projesi’nin iptali için hukuki süreç başlattı

Kuzey Ormanları Savunması, Kuzey Ormanları‘nın Çatalca bölgesinde kurulması planlanan Türkiye‘nin en büyük Rüzgar Enerji Santrali‘ne (RES) karşı hukuki süreç başlattı.

Almanyalı Dirkshof firmasının sahip olduğu Universal Wind Enerji Elektrik Üretim A.Ş. tarafından yapılmak istenen RES’in, meşe ormanları ve yaban hayatını yok edeceği gibi, 300 bine yakın leyleğin göçünü engelleyeceği, biyoçeşitliliğin zayıflamasına neden olacağı kaydedildi.

‘ÇED olumlu kararı kamu yararı ve halk sağlığına uygun değil’

Kuzey Ormanları Savunması’nın yaptığı basın açıklamasında proje için verilen ÇED olumlu kararının hukuka ve halk sağlığına uygun olmadığı belirtildi:

Söz konusu İstanbul RES projesi için verilen ÇED Olumlu kararı ve bu kararın dayanağı olan proje tanıtım dosyası ise ne hukuka ne ÇED işleyişine, ne de kamu yararı ve halk sağlığına uygundur. ÇED olumlu kararının dayanağı olan dosya Meteoroloji mühendisi görevlendirilmeden hazırlanmıştır. ÇED dosyasının yeterli teknik personelce hazırlanıp hazırlanmadığı davalı İDARECE DENETLENMEMİŞ VE ARAŞTIRILMAMIŞTIR. Bu durum İdarece verilen kararın esaslı hatasını oluşturmaktadır. Meteorolojik verilerin hatalı saptanması sonucu yangını etkileyen faktörler hatalı saptanmıştır. Proje kapsamında yapılan yapılar için Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (Afet İşleri Gn. Md.) genelgesi çerçevesinde jeoloji-jeoteknik Etüt Raporu dosyada bulunmamaktadır.”

Fotoğraf: kuzeyormanlari.org

Açıklamada, projenin Kemerburgaz RES, GOP RES, Şile RES, Yamaçtepe RES, Tayakadın RES, Aydost RES gibi RES’lerle de komşu olduğu vurgulanarak, bölgedeki benzer faaliyetlerin çevresel etkilerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiği kaydedildi.

‘Yaban hayatında telafisi mümkün olmayan sonuçlar olacak’

İstanbul RES Projesi’nin hayata geçmesi durumunda meydana gelecek zararlar ise şöyle sıralandı:

  • Proje alanı Çatalca’ya bağlı Karacaköy, Karamandere, Çiftlikköy, Kalfaköy, Gümüşpınar, Belgrad Köyleri hayvancılık, arıcılık, çiftçilik yapılan alanlardır.
  • İstanbul RES inşaatı, Çatalca’da orman ve tarım alanların yok olmasına ve biyoçeşitliliğe zarar verecektir.
  • İstanbul RES sonbahar ayında 250-300 leyleğin göç yolu olarak kullandığı koridor üzerinde kurulmaktadır. Dünya üzerindeki Küçük Orman Kartalları’nın %90’ı projenin gerçekleştirileceği Kuzey Ormanları üzerinden göç etmektedir. İstanbul RES projesinin kurulduğu Kuzey Ormanları 200 bin gündüz yırtıcısı tarafından göç yolu olarak kullanılmaktadır.
  • En az 34 kuş türü Bern Listesi Ek-II’ye, yani “Mutlak Koruma Altındaki Türler Listesi”ne; en az 17 kuş türü Bern Listesi Ek-III’e, yani “Koruma Altındaki Türler Listesi”ne girmektedir.
  • Proje sahasının bulunduğu Çatalca’nın ülkemizdeki ana kuş göç rotaları üzerinde bulunması nedeni ile Bern, JUCN, Ulusal kırmızı liste, AB Kuş Direktifleri mevzuatlarına aykırı olarak gerçekleştirilmek istenen projenin hayata geçmesi halinde kuşların bölgedeki yaban hayatında telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkaracaktır.
Fotoğraf: kuzeyormanlari.org

Proje, tarihi su yoluyla birleşik konumda

Yapılan açıklamada, yapımı planlanan RES projesinin Çilingoz Yaban Hayatı Geliştirme Sahası‘na bitişik olduğu belirtildi ve konumla ilgili şu bilgilere yer verildi:

  • İstanbul RES projesinin yer aldığı bölgede arıcılık mutlak koruma altındadır. Trakya arısı 30.06.2010 Tarih ve 29 sayılı olurları ile Tarım Bakanlığı tarafından mutlak korumaya alınmış olup, Yıldız Dağları’nın (Istrancalar) tamamına yakınında TRAKYA ARISI koruma kapsamındadır.
  • İstanbul RES projesi Tarihi Roma Su Yolu’na ait su galerisi hattı kalıntıları ve ve bu hattın güzergahıyla birleşik konumdadır.

FDA: Johnson & Johnson tek dozluk Covid-19 aşısı güvenli ve etkili

Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Johnson & Johnson ilaç firması tarafından geliştirilen koronavirüs aşısının “güvenli ve etkili” olduğunu açıkladı.

44 bin kişi üzerinde yapılan incelemelerin sonuçlarının paylaşıldığı açıklamada tek dozluk aşının yüzde 66 koruma sağladığı belirtildi.

Varyanta karşı da etkili

Sonuçlar, FDA uzmanlarının 26 Şubat’ta aşının acil kullanım onayını görüşeceği toplantı öncesi yayınlandı. FDA, aşının Amerika Birleşik Devletleri‘nde (ABD) Covid-19’un ağır formlarına karşı yüzde 85,9 koruma sağladığını ifade etti.

Aşı ayrıca, virüsün varyantlarının olduğu Güney Afrika‘da ise yüzde 81,7, Brezilya‘da ise yüzde 85,9 koruma sağlıyor.

ABD 100 milyon sipariş verdi

Johnson & Johnson ABD’ye mart sonuna kadar 20 milyon, haziran sonuna kadar da 100 milyon doz aşı yollama taahhüdü verdi. Onaylanması durumunda, ABD’de acil durum kullanım onayı alan 3’üncü aşı olacak.

Birleşik Krallık 30 milyon doz, Avrupa Birliği 200 milyon doz, Kanada 38 milyon doz, Covax programındaki ülkeler ise 500 milyon doz almak için Janssen ile sözleşme imzalamıştı.

 

İYİ Parti’den HDP açıklaması: Fezlekelere ‘evet’ diyeceğiz

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, haklarında fezleke hazırlanan dokuz HDP Milletvekili hakkında partisinin tutumuna dair açıklamada bulundu.

CNN Türk’te yayınlanan Tarafsız Bölge programına konuk olan Ağıralioğlu, “Biz HDP’yi problemli görüyoruz, terörün gölgesinde görüyoruz. Dolayısıyla TBMM’de bu üslupla siyaset yapmalarını uygun bulmuyoruz. ‘Evet’ diyeceğiz” dedi.

Ne oldu?

6-8 Ekim 2014’teki Kobane eylemlerinin azmettiricisi olmak suçlamasıyla milletvekilleri hakkında hazırlanan fezleke dün Meclis’e ulaşmıştı.

Hakkında fezleke hazırlanan milletvekilleri şu şekilde: Fatma Kurtulan, Garo Paylan, Hüda Kaya, Meral Danış Beştaş, Hakkı Saruhan Oluç, Serpil Kemalbay Pekgözegü, Sezai Temelli, Pero Dundar, Pervin Buldan.

Nasıl bir süreç var?

Fezleke, önce Anayasa ve Adalet komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon‘da görüşülecek.

Komisyonun raporu doğrultusunda Genel Kurul‘da milletvekillerinin dokunulmazlıkların kaldırılması talebi oylanacak. Dokunulmazlıkları kaldırılırsa vekiller hakkında yargı süreci başlayacak.

Partiler ne diyor?

PKK’nın eylemlerinden, HDP’yi sorumlu tutan MHP Lideri Devlet Bahçeli “teröre destek verdikleri” iddiasıyla HDP’nin kapatılmasını istiyor. AKP ise HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istiyor.

Meclis’te HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik yapılacak CHP‘de genel eğilim “yargının siyasallaştığı ve büyük ölçüde iktidarın güdümüne olduğu” gerekçesiyle dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek verilmemesi yönünde.

 

Erdoğan: Kanal İstanbul’u inadına yapacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP İstanbul 7. Olağan İl Kongresi‘nde konuştu. Önümüzdeki salı günü uzun süredir üzerinde çalıştıkları İnsan Hakları Eylem Planı‘nı paylaşacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı, bir sonraki hafta da Ekonomik Reform Paketi‘ni açıklayacaklarını kaydetti. 

Büyük tepkiye yol açan Kanal İstanbul ile ilgili engellemeye çalışanlara rağmen, inadına yapacağız diyen Erdoğan’ın açıklamasından satır başları şöyle: 

Kardeşimizi il başkanı yapıyoruz: 1994 ruhuyla 2023 hedeflerimizi gerçekleştirecek bir arkadaşımızı, Osman Nuri Kabaktepe kardeşimizi İstanbul’a il başkanı yapıyoruz. Kendisinin Bayram Şenocak’tan devraldığı sancağı İstanbul’da daha yukarılara taşıyacağına inanıyoruz.

İstanbul, 7’inci kongrem: Bugün İstanbul kongresi benim 7. kongrem. Salgın şartları sebebiyle birkaç il dışında bunu gerçekleştiremedik. Kongrelerimize canlı bağlantı ile iştirak ederek arkadaşlarımızın heyecanına ortak olmaya çalıştık. 24 Mart’ta Olağan Kongremizi Ankara‘da toplayarak bu süreci taçlandırıyoruz. 

İstanbul’u küstürürseniz vay halinize: İstanbul için dünyanın merkezi derler. Böyle bir şehre hangi unvanla olursa olsun hizmet etmek şereflerin en büyüğüdür. İstanbul’u anlamadan Türkiye’yi anlayamazsınız… İstanbul bir başka sevgilidir. İstanbul’u küstürürseniz vay halinize. Böyle bir durumda değil Türkiye’ye dünyaya sığamazsınız. İstanbul’a ömrümüzü adadık. 

‘Camide bira kutuları’ yine gündemde

Gezi olaylarında hesabını sorduk: Ülkemize, milletimize ve İstanbul’a hizmet davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Gençler, Yeni Zelanda‘daki katilin ağasından Ayasofya minarelerini kurtaracağız dediler. Biz cevabımızı Ayasofya‘yı 86 yıl sonra tekrar ibadete açarak verdik. … Onlar ezanları susturmak için kapılara dayandılar. Bira kutularıyla beraber o camiimizi girenler bunlar değil mi? Bu ahlaksızlar, edepsizler, teröristler değil mi? O Gezi Olayları’nda da bunların hesabını onlara sorduk. Bundan sonra da bilsinler ki ola ki böyle bir yola tevessül edecek olurlarsa bu millet bunun bedelini çok ağır ödetir. Biz cevabımızı geceler boyunca hiç dinmeden süren selalarımızla verdik, onlar milletimizi birbirine karşı kışkırtmak için her yolu denediler, biz cevabımızı Rabia’mızla verdik. Onlar gençlerimizi değerlerinden uzaklaştırarak mankurtlaştırmaya çalıştılar. Biz cevabımızı gençlerimize 2053 vizyonunu emanet ederek verdik. …Hizmet mücadelesinde elbette eksiklerimiz olmuştur, belki hatalarımız da olmuştur. Hepsi de giderilir, hepsi de tamamlanır. Önemli olan ülkeye ve millete hizmet heyecanını ve iradesini güçlendirerek sürdürmektir.

Koronavirüs tedbirlerine rağmen, diğer il kongrelerinde olduğu gibi AKP İstanbul İl Kongresi’nde de büyük bir kalabalığın toplandığı görüldü.

AKM inşaatı: AKM‘nin inşasında sona geliyoruz, Taksim Meydanı‘nda biliyorsunuz, muhteşem bir opera binasını İstanbulumuza kazandırıyoruz. O malum zatlar var ya, onlara rağmen. Ben şu anda İstanbul’a yapılan hizmetleri anlatıyorum. Peki CHP’lilerden hiç böyle bir şey dinlediniz mi? Bunların kitabında hizmet diye bir şey var mı? Biz bu millete hizmetkar olmaya geldik, efendi olmaya değil.

Kanal İstanbul: Alıştıracağız, buna da alışacaklar’

Kanal İstanbul’u inadına yapacağız: Engellemeye çalışıyorlar ya Kanal İstanbul projemizin etüt kapsamında yer alan tüm teknik çalışmalar tamamlandı. Diğer adımları için gerekli çalışmaları da başlatıyoruz. Onlara rağmen Kanal İstanbul’u yapacağız. İnadına yapacağız ve Kanal İstanbul ile İstanbul nasıl güzelleşecek, İstanbul bir başka şehir olacak bunu da görecekler. Alıştıracağız, buna da alışacaklar. Çamlıca tepelerinde bir görüntü kirliliği vardı. Antenler falan. Hepsini kaldırdık mı? Kaldırdık. Çünkü biz çevreciyiz. …Yalnız Binali bey, o mimari bana ait. Bütün o antenlerin hepsinin vericileri orada.