Ana Sayfa Blog Sayfa 1487

BİSAM: Dört kişilik ailenin yapması gereken gıda harcaması 2 bin 816 TL

DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası Araştırma Merkezi‘nin (BİSAM) açlık ve yoksulluk araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama 2 bin 816 TL olarak açıklandı.

Açlık sınırı üzerinden hane halkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan araştırmaya göre, yoksulluk sınırı da 9 bin 739 TL olarak belirlendi.

Sadece gıda harcaması 2 bin 816 TL

Açıklanan “Açlık Ve Yoksulluk Sınırı Nisan 2021 Dönem Raporu“na göre, 18 yılda açlık sınırı altı kat arttı. Böylece açlık sınırı asgari ücreti yakalamış oldu.

Raporda, her bireyin alması gereken gıdanın farklılık gösterdiğine, bunun da maliyeti etkilediğine vurgu yapıldı:

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı 2 bin 816 TL’dir. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hane halkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 9 bin 739 TL olarak gerçekleşmiştir.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı bir biçimde beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 758 TL’dir. Bu değer yetişkin bir kadın için 733 TL, 15-18 yaş bir genç için 800 TL, 4-6 yaş arası bir çocuk için 524 TL’dir. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 2 bin 816 TL olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda harcamaları için yapması gereken zorunlu tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 9 bin 739 TL’ye ulaşmaktadır.”

Açlık sınırı 6,05 kat arttı

Raporda, 18 yılda açlık sınırının 6,05 kat arttığı ifade edilirken, aynı dönemde enflasyonda 5,37 kat artışın yaşandığı ifade edildi:

2003 yılının nisan ayında 4 kişilik bir aile, günlük minimum 15.51 TL’ye sağlıklı beslenebilirken, bugün ancak 93.85 TL’ye sağlıklı beslenebilmektedir. Buna göre 18 yıllık zaman zarfında açlık sınırı 6.05 kat arttı. Aynı dönemde enflasyondaki artış ise 5.37 kat oldu. Açlık sınırındaki artış genel enflasyonda yaşanan artıştan daha fazla oldu.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi dört kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için, günlük en az 93.85 TL, aylık 2 bin 816 TL’lik harcama yapması gerekiyor.

Buna göre yetişkin bir kadının sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük harcama tutarı 24.45 TL, yetişkin bir erkeğin 25.27 TL, 15-18 yaş arası bir gencin 26.65 TL, 4-6 yaş arası bir çocuğun ise 17.48 TL’dir.”

En yüksek maliyet grubu süt ürünleri

Nisan ayının günlük harcamalardaki en yüksek maliyet grubunu, süt ve süt ürünleri grubunun oluşturduğuna da dikkat çekildi:

Günlük harcamalarda Nisan 2021’de en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 31.75 TL’lik harcama gereksinimi ile oluşturmaktadır. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 17.98 TL’dir. Sebze ve meyve için yapılması gereken harcama miktarı 17.74 TL, ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 5.91 TL’dir. Katı yağ ve sıvı yağ ise 6.71 TL’lik masraf yapılması gereken ürün gruplarıdır. Yumurta için 1.38, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 4,32 TL harcama yapılması gerekmektedir.

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda süt ve süt ürünlerinin payı yüzde 33.8 ile en yüksek paya sahiptir. Et, yumurta ve kuru baklagil grubunun payı yüzde 26.5 ile ikinci sıradadır. Sebze ve meyvenin harcamalar içindeki payı yüzde 18.9’dur. Ekmek, makarna vb. için ise pay yüzde 9’dur. Diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 11.7’dir.”

İzmir’de açlık sınırı 3 bin 39 TL

Raporda, İzmir’de açlık sınırı 3 bin 39 TL olarak belirlenirken, İstanbul’daki açlık sınırı 2 bin 974 TL ve Ankara’daki açlık sınırı 2 bin 760 TL olarak tespit edildi:

Araştırma kapsamında üç büyük ile ait Nisan 2021 dönemi açlık sınırı verileri de hesaplanmıştır. Buna göre İzmir’de açlık sınırı 3 bin 39 lira olarak belirlenmiştir. İzmir’i, İstanbul 2 bin 974 liralık açlık sınırı ile takip etmektedir. Ankara’da ise açlık sınırı 2 bin 760 lira olarak tespit edilmiştir.

Tedarik ve üretim zincirlerinin merkezinde yer alan, salgının en fazla hissedildiği kent olan İstanbul’da açlık sınırı 3 bin TL’ye yaklaştı. İstanbul, işçilerin hem salgınla hem yoksullukla en çok mücadele ettiği kent oldu.

Koronavirüs (Covid-19) salgınının ekonomik ve sosyal hayata etkilerinin azaltılması amacıyla, 4447 sayılı Kanunun geçici 24 üncü maddesi kapsamındaki kişilere ücretsiz izne çıkarıldıkları veya işsiz kaldıkları dönem için İşsizlik Sigortası Fonundan ve İŞKUR tarafından Nakdi Ücret Desteği (Ücretsiz İzin Ödeneği) yapılmaktadır. 2021 yılı için ise günlük nakdi ücret desteği miktarı, günlük 47,70 liradır. Buna göre ücretsiz izine çıkartılan bir işçi aylık 1.431 liraya geçimini sağlamak durumundadır. Bu tutar açlık sınırının yaklaşık yarısıdır.”

Milyarder Jeff Bezos’un evleri önünde eylem: Zenginlerin vergisi artırılsın

Amerika Birleşik Devletleri‘nde (ABD) Amazon’un CEO’su ve dünyanın en zengin insanı olan Jeff Bezos‘un New York ve Washington‘daki evlerinin önünde protesto düzenlendi.

Patriotic Millionaires (Vatansever Milyonerler) isimli bir grup varlıklı insan tarafından düzenlenen eylemde “Zenginler vergilensin” sloganları atıldı.

The Guardian’da yer alan habere göre, eylemci grup ABD’de zenginlerin ödediği verginin artırıldığı ilerlemeci politikalara destek çıkıyor.  Daha önce de ABD Başkanı Joe Biden’ın yılda 400 bin dolardan fazla kazanan şirket ve kişilerin vergilerinin artması planını desteklemişti.

‘Bu sistem işlemiyor’

Üyeleri yılda 1 milyon dolardan fazla kazanan ya da 5 milyon dolar değerinde serveti olan kişiler, Bezos’un evlerinin önündeki eylemlerde “Saçmalığı kes. Zenginleri vergile” dedi.

Grubun başkanı Morris Pearl “Birkaç zengin ve çok fazla yoksul insandan oluşan sistemi bitiriyoruz. Bu sistem işlemiyor. Böyle sürdürülebilir bir toplum olamaz” dedi.

Jeff Bezos, ABD’de şirketlerin vergi oranının artırılmasına destek çıksa da Amazon’un ödediği vergiler ortaya çıktığında tartışma konusu olmuştu.

Fotoğraf: Michael Kink

Amazon’un vergisi yasal oranın yarısından az

Vergilendirme ve Ekonomi Politikası Enstitüsü‘nün şubat ayında yaptığı hesaplamalara göre, 2020 yılında Amazon yalnızca yüzde 9,4 federal gelir vergisi oranı ödedi. Bu, yasal olan yüzde 21 oranının yarısından azına denk geliyor.

Biden yönetimi, kurumlar vergisi oranını yüzde 21’den yüzde 28’e çıkarmayı öneriyor. Böylece eski başkan Donald Trump tarafından uygulanan kesintileri kısmen tersine çevirmeyi amaçlıyor.

Kongre’deki Trump ve Cumhuriyetçiler 2017’de vergi indirimlerini onaylayana kadar, en yüksek ABD kurumlar vergisi oranı yüzde 35’ti.

Cezaevi, akademisyen Cihan Erdal’a ‘sakıncalı soru’ sansürü uyguladı

Ankara Sincan F2 No’lu Cezaevi idaresi, sekiz aydır tutuklu yargılanan LGBTİ+ aktivisti ve akademisyen Cihan Erdal’a gönderilen söyleşi sorularını “sakıncalı” bularak kendisine vermedi.

Dara Demiralp, bianet’te yayımlamak amacıyla akademisyen Cihan Erdal ile yapacağı söyleşinin sorularını 31 Mart 2021 Çarşamba günü Acele Posta Servisi (APS) yoluyla göndermişti.

Bir süre sonra PTT Gönderi Takip sisteminden yaptığı sorgulamada, mektubun 2 Nisan Cuma günü cezaevi yetkilileri tarafından teslim alındığını gören Demiralp, aradan iki hafta geçip bir yanıt alamayınca Erdal’ın ailesini aradı.

Sorular ‘sakıncalı’ bulundu

Ancak ailesi mektubun henüz Erdal’a ulaşmadığını söyleyince Demiralp, Sincan F2 No’lu Cezaevi idaresine telefon açarak mektubun akibetini öğrenmek istedi.

bianet’ten Ferid Demirel’in haberine göre Cezaevi Mektup Komisyon yetkilisi, “Sizin gönderdiğiniz mektupta ‘sakıncalı’ sorular görüldü. ‘Sakıncalı’ görüldüğü için de mektup şahsa teslim edilmedi” dedi.

LGBTİQ+ sorusu olabilir

Dara Demiralp mektubun giriş kısmının Erdal’a veridlidğini ancak söyleşi sorularının olduğu kısmın çıkarıldığını ve kendisine başka bilgi verilmediğini belirtti. Demiralp mektubun verilmemesinin nedeninin LGBTİQ+ hareketiyle ilgili şu soru olabileceğini söyledi:

’Öteki’ olarak gördüğü herkesi ve her kesimi hedef haline getiren iktidar, son zamanlarda yaratmış olduğu nefret söylemiyle bu sefer LGBTİQ+ hareketini hedef almış durumda. Farklı kimliklerinin yanında LGBTİQ+ bir mahpus olarak bu süreci nasıl yorumluyorsun?”

Neler yaşandı?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla başlatılan Kobani olaylarına ilişkin yedi ilde gerçekleştirilen operasyon kapsamında HDP’li isimlerle birlikte akademisyenler; Cihan Erdal, Prof. Dr. Beyza Üstün ve Can Memiş de 25 Eylül Cuma günü gözaltına alındı.

Kanada’da doktora öğrencisi olan Erdal, tez araştırması kapsamında İstanbul’daydı. Erdal, 2 Ekim Cuma günü tutuklandı. Erdal, sekiz aydır hukuksuz bir şekilde Ankara’daki Sincan Cezaevi‘nde tutuluyor.

Kobanê Davası’nın ilk duruşması avukatlar alınmadan 26 Nisan’da “görüldü“. Cihan sekiz ay sonra ilk defa 18 Mayıs’ta ilk defa hakim karşısına çıkacak.

İkizdere’ye destek eylemine polis saldırdı: 13 gözaltı

Rize İkizdere‘de açılmak istenen taş ocağına karşı köylülerin başlattığı direnişe destek vermek için İstanbul Üsküdar‘da bulunan Cengiz Holding binası önünde eylem yapan Gençlik Hareketi Koordinasyonu’ndan 13 kişi gözaltına alındı.

Üsküdar Karakolu‘nda ifadeleri alınan 13 kişi daha sonra serbest bırakıldı.

‘İkizdere’ye gelince mi normalleşme bitti?’

Gençlik Hareketi Koordinasyonu üyeleri “Ormanlara, doğaya, iklime sahip çıkacağız”, “Geleceğimizi yok ettirmeyeceğiz”, “Cengiz defol İkizdere halkındır” dövizleriyle Cengiz Holding önünde bir araya geldi.

Grup adına konuşan Ece Köroğlu, şu açıklamalarda bulundu:

Dün Rize Valiliği’nden bir açıklama geldi. ‘Eylemleri yasaklıyoruz’ dediler. Gerekçelerden biri ‘koronavirüs’. İkizdere’ye gelince mi normalleşme bitti? Diğer sebebi de provokatif eylemmiş, provokatif eylem dediğiniz şey, emekçi halkın doğasına, vadisine, ormanına girmek oradaki ağaçları dozerle yıkmaktır. Bir provokasyondan bahsedeceksek emekçi halkın vadisine girmeye çalışan Cengiz’de göreceğiz, o ihaleyi veren siyasal iktidarda göreceğiz.”

Gençlik Hareketi Koordinasyonu üyesi 13 kişi, basın açıklaması sırasında polis tarafından darp edilerek sivil araçlarla gözaltına alındı. İfadelerinin alınmasının ardından ise serbest bırakıldı.

Yeşiller Partisi’nin kurucularından Gazeteci Adnan Genç yaşamını yitirdi

Yeşiller Partisi’nin kurucularından Gazeteci Adnan Genç, Covid-19 nedeniyle entübe edilerek bir süredir tedavi gördüğü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde yaşamını kaybetti.

Adnan Genç doğa ve insan hakları savunucusuydu. Gazeteciliğe henüz daha lise yıllarındayken 1976’da Milliyet gazetesinde dizgici olarak adım atmıştı.

İzleyen yıllarda çok sayıda mecrada, muhabirlikten yayın yönetmenliğine mesleğin bütün kademelerinde görevler aldı.

Onlarca dergiyi sıfırdan kurdu

Yazılarının yayınlandığı platformlar arasında bianet, Demokrat Haber, ODAK Dergisi, Enerji Günlüğü gibi pek çok mecra bulunuyordu.

Dört kişilik bir ekip olarak üç gazetenin kuruluşu ile onlarca derginin sıfırdan yapılmasında rol üstlendi. Hemşin Dergisi GOR da bu dergilerden biriydi.

“Çalışkan Kadınlar Ülkesi: Hemşin”, “Hemşin” ve “Solcunun Biri Bir Gün” isimli kitapları yazdı.

Yeşiller Partisi: Büyük bir üzüntü

Yeşiller Partisi tarafından yapılan açıklamada “Kurucu üyemiz Gazeteci Adnan Genç’i Covid-19 nedeniyle kaybettiğimizi büyük üzüntüyle öğrendik” denildi.

Açıklamada “Başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine sabır diliyoruz. Başımız sağ olsun!” ifadeleri kullanıldı.

 

Cumhurbaşkanı açıkladı: Esnaf ve işletmelere bir defaya mahsus nakdi destek

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün kabine toplantısının ardından önemli açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, esnaf ve işletmelere bir defaya mahsus olmak olmak üzere iki ayrı gruba ayırarak 3 ve 5 bin TL nakdi yardım yapılacağını duyurdu.

Erdoğan, konuşmasında Ramazan ayı boyunca uygulanan tam ve kısmi kapanma tedbirleri sayesinde koronavirüs salgınının büyük ölçüde kontrol altına alındığını ileri sürdü. Cumhurbaşkanı, 1 Hazirandan itibaren geçerli olacak ikinci kademeli normalleşmeyle ilgili detayları önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını ifade etti.

‘Hibe verilecek’

Esnaflara yönelik yeni bir destek programı hazırladıklarını kaydeden Erdoğan, kafe, çay bahçesi gibi işletmelerin esnaflarına bir defaya mahsus olmak üzere 5 bin TL’lik hibe ödemesinin yapılacağını açıkladı:

Şimdi esnaflarımıza yönelik yeni bir destek programının müjdesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu ivme programıyla salgın tedbirleri sebebiyle işlerine ara vermek mecburiyetinde kalan esnaflarımıza iki grup halinde destek olmayı amaçlıyoruz. Birinci grupta kahvehane, kafe, çay bahçesi gibi yerler ile okul ve personel servisleri, düğün salonları, öğrenci yurtları, kantinler, kırtasiyeler, internet kafeler, hamamlar, lunaparklar gibi işletmeler yer almaktadır. Sayıları toplamda 235 bine ulaşan bu işletmelere bir defaya mahsus 5 bin liralık hibe ödemeleri yapacağız.

Destek vereceğimiz ikinci grupta ise bakım, onarım, tamirat, kaporta işleriyle uğraşanlar, seyyar satıcılar, sıhhi tesisatçılar, hırdavatçılar, müzisyenler, oto yıkamacıları, kuru temizlemeciler, oyuncak, kozmetik ve hediyelik eşya satıcıları, camcılar, çilingirler, bakırcılar, kalaycılar, ayakkabıcılar, konfeksiyoncular, tuhafiyeciler, zücaciyeciler, kurs işletmecileri yer almaktadır. Bu gruba daha önceki destek ödemelerinden yararlanan lokantalar, pastaneler, dondurmacılar, terziler, berberler, taksici, minibüsçü ve otobüsçüler ile pazarcılar da dahildir. Toplamda 1 milyon 150 bini aşkın işletmemizi kapsayan vatandaşlarımıza bir defaya mahsus 3 bin lira hibe ödemesi vereceğiz. Böylece iki ayrı grup halinde 1 milyon 384 binden fazla esnaf ve sanatkarımıza 4 milyar 622 milyon liralık bir kaynağı karşılıksız olarak veriyoruz.”

Çiftçilerin borçları ertelenecek

Çiftçilere de müjdelerinin olduğunu ifade eden Recep Tayyip Erdoğan, kuraklıktan zarar gördüğü belirlenen çiftçilerin Ziraat Bankası ya da tarım kredi kooperatiflerine borçlarının erteleneceğini söyledi:

Bilindiği gibi ramazan ayı boyunca 180 bin ton patates ve kuru soğanı üreticiden alarak ihtiyaç sahibi ailelere dağıttık. Ayrıca üreticilerimizin elinde bulunan çeltiğin 15 bin tonunu da fiyatı yeniden belirleyerek Toprak Mahsulleri Ofisi stoklarına dahil ettik. Bu yıl dünyada ve ülkemizin bazı bölgelerinde yaşanan kuraklık sebebiyle bazı ürünlerin rekoltelerinde nispeten azaltma olacağı anlaşılmaktadır. Mevcut stoklarımız ve yeni mahsul ile birlikte hububat ve bakliyata ülkemizin kendi ihtiyacını karşılama konusunda herhangi bir sıkıntısı olmayacaktır. Kuraklıktan zarar gördüğü belirlenen çiftçilerimizin Ziraat Bankasına veya Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları da ertelenecektir.

Üretim maliyetleri ile iç ve dış piyasalardaki gelişmeleri de dikkate alarak belirlediğimiz 2021 yılı alım fiyatları ise şu şekildedir: Toprak Mahsulleri Ofisinin geçen yıl ton başına 1650 lira olan sert ekmeklik buğday alım fiyatını 2 bin 250 liraya, geçen yıl ton başına 1275 lira olan arpa alım fiyatını da 1750 liraya yükseltiyoruz. Bakliyat alım fiyatlarımız ise ton başına kırmızı mercimekte 5 bin lira, yeşil mercimekte 4 bin 150 lira, nohutta ise 4 bin 50 lira olarak belirlenmiştir. Ayrıca ortalama veriler dikkate alınarak ton başına hububatta 275 lirayı, bakliyatta ise 910 lirayı bulan prim ve destekler verilerek üreticilerimizin giderlerine katkı sağlanacaktır.

Açıkladığımız alım fiyatları, diğer kamu kurumları için de referans fiyat olacak, farklı fiyatlandırma yapılmayacak, aynı şekilde kabul edilecektir. Şimdi de çay üreticilerimiz için alım fiyatını açıklıyorum, geçen yıl yaş çay alım fiyatı kilo başına 3,27 lira destekleme ile birlikte 3,4 lira olarak belirlenmişti. Bu fiyat üzerinden 752 milyon tonun üzerinde çay alımı yaparak destekleme ile birlikte toplamda 2 milyar 760 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Bu yıl için yaş çay alım fiyatı kilo başına 3,87 liraya, destekleme ile birlikte 4 liraya yükseltilmiştir. Çiftçilerimizden tek isteğimiz bir karış toprağı dahi boş bırakmadan, ekmeleri, biçmeleri, üretmelidir. Destek bizden, gayret çiftçimizden, bereket Allah’tandır. Yeni hasat döneminin ülkemize, milletimize ve özellikle çiftçilerimize hayırlı bereketli olmasını diliyorum.”

Destekleri hatırlattı

Erdoğan, salgın döneminde her kesimden ihtiyaç sahibine hibe ödemeleri yaptıklarını söyledi:

Her kesimden ihtiyaç sahibi vatandaşımıza çeşitli kalemlerde hibe ödemeleri yaptık. Sadece merkezi yönetim bütçesinden yaptığımız harcamalar şimdiden 79 milyar liraya ulaştı. Bu rakam yıl sonunda 104 milyar lirayı bulacak. Bu çerçevede ilaç, tıbbi malzeme, sağlık personeline ek ödeme, tarım üreticilerine sübvansiyonlu kredi desteği temin ettik.

Şimdi bir başka müjdeye daha geliyorum yaklaşık 645 bin emeklimizin maaşını 1500 liraya çıkardık. Tabii bu süreç içerisinde dezenformasyon yapmıyorlar mı? Maalesef bazı konvansiyonel medyada, görsel medyada bu tür dezenformasyon yapanları da görüyoruz. Bunlar da haya edep böyle bir şey söz konusu değil. Bakın ben rakam veriyorum. Esnafımıza verdiğimiz ciro ve kira desteğinden 1 milyon 200 bin vatandaşımız yararlandı.

Vergi indirimleri ile yani devletin 26 milyar lirayı bulan alacağından vazgeçerek pek çok sektöre destek olduk. Kısa çalışma ödeneğinden 3 milyon 768 bin, işsizlik ödeneğinden 1 milyonun üzerinde nakdi ücret desteğinden de 2 milyon 806 bin vatandaşımız faydalanmıştır. Bu desteklerin tutarı şimdiden 55 milyar lirayı bulmuştur. Haziran sonu itibarıyla 67 milyar liraya ulaşacaktır. Sosyal destek programlarıyla 5 milyonun üzerinde haneye çeşitli defalar doğrudan nakit yardımı yaptık. Merkezi yönetim bütçesi ile birlikte tüm bu nakdi ödemelerin tutarı şimdiden 134 milyar lira olarak gerçekleşirken bu rakam haziran sonu 181 milyar lirayı bulacaktır.”

Biden’a tepki

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden‘a Filistin konusunda aldığı tutum nedeniyle tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin İsrail’e silah satışına onay verdiğini de anımsattı:

Lafa geldiğinde silahsızlanma, şu, bu, vesaire bunları konuşuyorlar. Sayın Biden, sözde Ermeni soykırımında Ermenilerin yanında yer aldı. Şimdi de ciddi manada orantısız bir şekilde Gazze’ye saldıran ve yüz binlerce insanın şehadetine vesile olan bu olayda da ne yazık ki siz kanlı ellerinizle bir tarih yazıyorsunuz. Bunu söylemeye bizleri mecbur ettiniz. Çünkü biz bu konularda çok daha fazla duramayız, durmayacağız. Bugün de tekrar hatırlatıyorum, 84 milyon hep birlikte Kudüs nöbetimizi devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz.”

Gezi’yi hedef aldı

Erdoğan, konuşmasında Gezi Direnişi‘ni hedef aldı ve şu açıklamalarda bulundu:

Gezi olaylarıyla ülkemizi rotasından saptırmayı denediler. Milletimizin sinesine çarpıp geri çekildiler. 17-25 Aralık’ta bunu denediler. Yine itibar görmeyip hüsrana uğradılar. PKK ve DEAŞ terör örgütlerini kullanarak diz çöktürme gayretine girdiler başaramadılar. Milli iradeyi hedef alan bildirilerle, vesayet odaklarının oyunlarıyla siyasetleri, hükümetleri biçimlendirme niyetlerininin önünü kararlı ve ilkeli duruşlarla kestik.

Askeri darbelerle ülkenin geleceğini karartmayı alet edenlere 15 Temmuz’da en esaslı cevabını verdik. Şimdi de terör örgütlerini bir daha ülkemizde eylem yapamayacak hale getirmek için hainlerin inlerini başlarına geçirdik, geçirmeye devam ediyoruz.

Milli İstihbarat Başkanlığımızın yerini belirlediği PKK’nın Suriye Genel Sorumlusu Sufi Nurettin isimli terörist ülkenin kuzeyindeki operasyonla etkisiz hale getirilmiştir. Suriye kökenli bu terörist uzun süre örgütün sözde silahlı kanadın sorumluluğunu yürütmüş, ardından Suriye’deki faaliyetlerin başına geçmiştir. Bu terörist Fırat Kalkanı, Zeytindalı harekatlarında askerlerimize karşı yapılan pek çok saldırının sorumlusudur. Gara’da 13 masum insanımızın şehit edilmesi talimatını verenlerden biri de bu teröristtir.

PKK-YPG’nin Irak ve Suriye’de saklanan elebaşlarının tamamını etkisiz hale getirene kadar operasyonlarımız sürecektir. Bu önemli ele başının etkisizleştirmede görev alan istihbaratçı ve özel harekatçılarımızı tebrik ediyor, her birinin alnından öpüyorum.

19 yıl önce ülkenin yönetimini devraldığımızda yaptığımız en önemli işlerden biri de terör örgütleri ve ideolojik kavgalar yanında suç örgütlerinin cirit attığı ülkede huzuru sağlamak olmuştur. Suç örgütlerini ülkenin ve milletin başına musallat olmaktan tamamen çıkardık. Demokrasi ve hukuk dışı her araçtan medet umanlar şimdi yeni arayışlara yönelmiştir.”

Avrupa Birliği karbondioksit emisyonları 2020’de yüzde 10 geriledi

Avrupa Birliği İstatistik İdaresi (Eurostat), Avrupa genelinde 2020 yılında fosil yakıtların yanmasından kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının bir önceki yıla kıyasla yüzde 10 azaldığı tahmininde bulundu.

Eurostat tarafından yapılan açıklamaya göre bu duruma Covid-19 kısıtlamaları nedeni ile etkili olan enerji üretiminde azalma etkili oldu.

Açıklamada “Enerji kullanımından kaynaklanan karbondioksit emisyonları, küresel ısınmaya önemli bir katkıda bulunur ve tüm insan yapımı AB sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 75’ini oluşturur” denildi.

Fosil yakıtlarda düşüş

2020 yılında tüm ülkelerde fosil yakıt tüketiminde (taş kömürü, linyit, şeyl yağı ve petrol kumu, petrol ve petrol ürünleri ve doğal gaz) net bir düşüş gözlendi. En büyük düşüşler tüm kömür türlerinde görüldü.

Petrol ve petrol ürünleri tüketimi de hemen hemen tüm üye devletlerde azalırken, doğal gaz tüketimi yalnızca on beş üye devlette azaldı. Diğer ülkelerde aynı kaldı veya yükseldi.

En büyük gerileme Yunanistan’da

Birlik üyesi ülkelerinin tamamında gerileme yaşansa da Yunanistan yüzde 18,7 ile emisyonların en fazla gerilediği ülke oldu.

Estonya yüzde 18,1, Lüksemburg yüzde 17,9, İspanya yüzde 16,2, Danimarka ise yüzde 14,8 gerileme gösterdi.

Emisyonların dörtte birinden Almanya sorumlu

Eurostat’ın güncel hesaplamasına göre birliğin enerji kaynaklı karbondioksit emisyonlarında en büyük pay yüzde 25 ile Almanya’nın oldu.

İkinci sırada yüzde 11,7 ile İtalya, üçüncü sırada yüzde 11,5 ile Polonya, dördüncü sırada yüzde 10,8 ile Fransa, beşinci sırada ise yüzde 8,1 ile İspanya geliyor.

Yangın söndürme uçağı ihalesine THK yine katılamadı

Türk Hava Kurumu‘nun (THK) bakımı yapılmış uçuşa hazır beş orman yangını söndürme uçağı bu yıl da ihaleye sokulmadı. İhaleye dört firma katılabildi ve kazananı en pahalı teklifi sunan firma oldu.

Sözcü’den Yusuf Demir’in haberine göre Türkiye, Rusya’dan kiralayacağı üç uçağa günlük 1.3 milyon lira, 153 gün için toplam 203 milyon lira ödeyecek.

Sonuçlar gizlendi

Bakanlık, yaz döneminde yaşanacak orman yangınlarıyla mücadele için 5 amfibik uçak kiralamak üzere ilk ihaleyi 29 Ocak’ta düzenlemiş ancak çok yüksek teklifler geldiği gerekçesiyle iptal etmişti.

9 Mart’ta ihale yenilendi ancak aradan geçen iki buçuk aya rağmen sonucu açıklanmadı. Sonuçlar, Kamu İhale Kurumu’na bildirilmedi. Sözcü gazetesi kendi yaptıkları başvurunun da yanıtsız kaldığını ancak farklı kaynaklardan ihale bilgilerine ulaştıklarını aktardı.

Aynı firmaya verildi

İhalenin, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin‘le incelediği, Bakan Bekir Pakdemirli‘nin test ettiği Beriyev-200 tipi Rus uçaklarını getirecek firmaya verildiği ortaya çıktı.

İhaleye 4 firma ve ortaklık katıldı ancak anlaşılmaz şekilde en pahalı teklifi veren ihaleyi aldı. İhale Türk Hava Kurumu ile CMC iş ortaklığına verildi. Ortaklığın getireceği 3 uçağa, 1 Haziran-31 Ekim arasındaki 153 gün için toplam 203 milyon TL ödeme yapılacak.

Kira bedeli 442 bin TL

Geçtiğimiz yıl aynı firmadan kiralanan Beriyev 200 tipi aynı 2 uçağa 120 gün için 84 milyon TL kira ödenmişti. Her bir uçağın günlük kiralama bedeli 350 bin lirayı aşıyordu.

Bu yıl ise kiralanan 3 uçağa 153 gün için 203 milyon 107 bin lira ödenecek. Her bir uçak için kiralama maliyeti 67.7 milyon lira olacak. Yani günlük kira bedeli bir yılda 350 bin liradan 442 bin TL’ye çıktı. Fark yüzde 26’yı buldu. Her bir uçak için yaklaşık maliyet 59.2 milyon TL olarak belirlenmişti.

THK uçakları ihalelere katılamıyor

Yaklaşık 30 yıl orman yangınlarıyla başarıyla mücadele eden THK, iki yıldır kendi uçaklarıyla ihalelere katılamıyor. THK’nın elindeki uçaklar 4 bin 900 litre su kapasiteli ancak iki yıldır şartnameye minimum 5 bin litre şartı konuluyor.

Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin uçakların hazır olmadığına ilişkin iddiaları, bizzat THK’nın başına kayyum olarak atanan AKP’li eski Bakan Cenap Aşçı tarafından yalanlanmıştı.

 

Greenpace: Birleşik Krallık plastik atıklarının yüzde 40’ını Türkiye’ye satıyor

Greenpeace, Birleşik Krallık ve Almanya’nın ihraç ettiği plastik poşet ve ambalajların Türkiye’nin güneyine atıldığını ve burada yakıldığını anlatan ve bu durumu Adana’dan çekilen fotoğraflarla belgelediği iki ayrı rapor yayınladı.

Raporlarla eş zamanlı olarak yayınlanan videoda ise Birleşik Krallık Başkanı Boris Johnson‘ın plastik atık konusunda ülkesinde verdiği taahhütlerle gerçekte yaşanan durum arasındaki çelişki tiye alındı.

BirleşikKrallık 210 bin ton plastik ihraç etti

Raporda Birleşik Krallık’ın 2016 yılında 12 bin ton olan Türkiye’ye plastik ihraç miktarının 2020 yılında 210 bin tona çıkarıldığı bilgisi yer aldı.

Birleşik Krallık hükümetinin geri dönüştürüldüğünü iddia ettiği plastik atıkların yarısından fazlasının denizaşırı ülkelere gönderildiği belirtilen raporda Türkiye’nin plastik ihracatının yüzde 40’ını oluşturduğu belirtildi.

Fotoğraf: Caner Özkan/ Greenpeace

Almanya 136 bin plastik atığı ihraç etti

Almanya üzerine yazılmış rapora göre ise aynı dönemde Almanya’dan Türkiye’ye yapılan plastik atık ihracatı 6 bin 700 tondan 136 bin tona çıkarak yedi kat arttı. Bu plastik atıkların çoğunluğunu ise geri dönüşümü son derece zor olan karışık plastik oluşturdu.

Raporda Almanya hükümetinin geri dönüştürülmüş olarak saydığı plastik atığın yaklaşık yüzde 16’sının aslında denizaşırı ülkelere gönderildiği belirtildi.

Fotoğraf: Caner Ozkan / Greenpeace

‘Avrupa’nın en büyük plastik atık deposu’

Raporla ilgili açıklamada bulunan Greenpeace Akdeniz Biyoçeşitlilik Projeleri Lideri Nihan Temiz Ataş, “Bu yeni kanıtın da gösterdiği gibi, Avrupa’dan Türkiye’ye gelen plastik atıklar ekonomik bir fırsat değil, çevresel bir tehdittir” ifadelerini kullandı.

Kontrolsüz plastik atık ithalatının Türkiye’nin kendi geri dönüşüm sistemindeki sorunları arttırmaktan başka bir işe yaramadığını dile getiren Temiz-Ataş, “Her gün Avrupa’dan Türkiye’ye yaklaşık 241 kamyon dolusu plastik atık geliyor ve bu bizi bunaltıyor. Verilerden ve sahadan görebildiğimiz kadarıyla Avrupa’nın en büyük plastik atık deposu olmaya devam ediyoruz” dedi.

Fotoğraf: Caner Ozkan / Greenpeace

Plastik atıklar yol kenarlarında

Araştırmacılar, Adana ili çevresinde bulunan 10 sahadaki yol kenarları, tarla ve su yollarına dökülen ve nehir aşağı yüzen plastik atık yığınlarını fotoğraflarla belgeledi. Birçok durumda plastikler yanmış haldeydi.

Greenpeace tarafından yapılan açıklamada Birleşik Krallık’tan gelen çöplerin belli olduğu ve aralarında Lidl, M&S, Sainsbury’s ve Tesco gibi Birleşik Krallık’taki süpermarket poşetlerinin bulunduğu belirtildi.

‘Plastik atık ihracatını yasaklamalıyız’

Greenpeace Almanya’dan Manfred Santen yaptığı açıklamada “Plastiğimizi Türkiye yollarının kenarlarında yanan yığınlar halinde görmek korkunç. Plastik atıklarımızı diğer ülkelere dökmeyi bırakmalıyız” ifadelerini kullandı.

Sorunun özünün aşırı üretim olduğunu belirten Santen, Hükümetlerin kendi plastik sorunlarını kontrol altına alması gerekiyor. Plastik atık ihracatını yasaklamalı ve tek kullanımlık plastiği azaltmalıdırlar. Almanya çöplerinin Almanya’da arıtılması gerekiyor” yorumunu yaptı.

‘Çevresel ırkçılık tarihinin bir parçası’

Greenpeace Birleşik Krallık’tan Sam Chetan Welsh ise “İngiltere’nin plastik atık ihracatına yönelik mevcut yaklaşımı, zehirli veya tehlikeli kirletici maddelerin atılması yoluyla gerçekleştirilen çevresel ırkçılık tarihinin bir parçasıdır. Plastik atık ihracatının insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkileri orantısız bir şekilde beyaz olmayan topluluklar tarafından hissedilmektedir” ifadelerini kullandı.

Bu toplulukların toksik atıklara karşı koymak için daha az politik, ekonomik ve yasal araçlara sahip olduğunu belirten Welsh, “Bu nedenle şirketler cezasız bir şekilde hareket edebilir. Birleşik Krallık kendi atıklarını düzgün bir şekilde yönetmekten ve azaltmaktan kaçınmadığı sürece, bu yapısal eşitsizliği devam ettirecektir” dedi.

Greenpeace tarafından belgelenen fotoğrafların tamamına bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.

İkizdere’ye abluka: Bölgeye TOMA da getirildi

Rize İkizdere‘de köylülerin taş ocağına karşı direnişleri günlerdir devam ederken, kolluk kuvvetlerinin aldığı önlemler de giderek artıyor.

Eskencidere Vadisi‘nin dört bir yanı jandarmayla konumlandırıldı ve bölgeye giden tüm yollar da kapatıldı. Bölgeye TOMA da getirildi.

Rize Valiliği, 15 gün süreyle İkizdere’de eylem ve etkinlikleri yasakladığını açıklamıştı.

Ağaçlarda bekleyiş

İkizderelilerin iş makinesinin çalışmasını önlemek için ağaç üzerinde bekleyişleri de devam ediyor.

 

Bölge halkı, milletvekillerine çağrıda bulundu ve iş makinelerinin önüne geçmeleri gerektiğini söyledi.

CHP’den araştırma önergesi

Öte yandan, İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu tarafından hazırlanan taş ocağı faaliyetinin çevreye verdiği tahribat ve süreçteki hukuksuzluklar hakkındaki Araştırma Önergesi CHP Grup önerisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu‘nda görüşüleceği açıklandı.

Konunun ne zaman görüşüleceği ise henüz net değil.