Ana Sayfa Blog Sayfa 1480

Adalet Nöbeti tutan Şenyaşar ailesine bir kez daha darp ve gözaltı

24 Haziran seçimlerinde AKP’li milletvekili İbrahim Halil Yıldız‘ın korumaları ve yakınlarının saldırısı sonucu eşi ve iki oğlunu kaybeden Emine Şenyaşar ile saldırıdan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar Urfa Adliyesi önünde, 73 gündür adalet nöbeti tutuyor, saldırganların yakalanmasını ve yargılanmasını istiyor.

MA‘nın aktardığına göre, Şenyaşar ailesi bugün, sosyal medya hesaplarından bakanlığın sitesinin etiketleyerek, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün bir çocuğa hediye verdiği sırada çekilen fotoğrafla birlikte, “Sayın ADALET Bakanı Gül! Çocuklara oyuncak dağıtma! Halk sizden oyuncak istemiyor. Halka ADALET dağıt! Şanlıurfa ADALET Sarayı’nda üstünlerin hukuku uygulanıyor. Devletin hastanesinde insanlık suçunu işleyenler korunuyor. Adaleti sağlayamıyorsan istifa et! @adalet_bakanlik” paylaşımında bulundu.

Gözaltına alınmadan önce açıklama yapan Emine Şenyaşar, sürekli polislerin gözetimi altına olduklarını, ancak çocuklarını öldürenlerin dışarıda elini kolunu sallayarak gezdiğini söylemişti. Katliama sessiz kalanların bunun vebalini bir gün ödeyeceklerini dile getiren Şenyaşar, “Polisler bizi adliye binasından dışarıya çıkarıyor. Tüm kayıtlarımız el birliğiyle gizleniyor. Benim çocuklarım bilinçli bir şekilde öldürüldü. Nerede görülmüş insanların hastanede katledildiği. Bu katliama kimse ortak olmasın. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz” dedi.

Ferit Şenyaşar ise hastanedeki güvenlik kamera kayıtlarında katliamı yapanların görüldüğünü hatırlatarak, “Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı şu an bu dosyanın üstünü örterek suç işliyor. Adalet sağlanmayana kadar buradan ayrılmayacağız. Her şeyi göze almışız. Adalet gelene kadar burada olacağız” diye konuştu.

Pervin Buldan, ailenin yerine Adalet Nöbeti’nde 

Gözaltı işleminden hemen sonra bölgeye ulaşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ailenin yerine partililerle birlikte Urfa Adliyesi önünde oturma eylemine başladı.

Burada bir açıklama da yapan Buldan, “Şenyaşar ailesinin sizden beklediği zulüm değildir, Şenyaşar ailesinin beklediği adalettir. Şenyaşar ailesinin beklediği hukuksuzca yapılan yargılamanın yeniden yapılmasıdır. Çünkü bu davada iki ayrı soruşturma başlatılmış, birinci soruşturma kapsamında tutuklamalar yapılmış ama ikinci soruşturmaya gizlilik kararı verilerek, bu dosya henüz açılmamıştır. Esas önemli olan da bu ikinci soruşturmada, kimlerin neyi yaptığı, faillerin nasıl cinayeti işlediği çok açık olarak bilinmekte olduğu için, bu soruşturmaya gizlilik kararı verilmiştir. ” dedi. 

Bugünkü hukuk sisteminden, AKP-MHP ortaklığından bir beklentileri olmadığını kaydeden Buldan, olası bir seçimde kaybedecek AKP yerine gelecek yeni hükümetten beklentileri olduğunu belirtti; “Dört insanın yaşamını yitirmesine sebep olan bu olayın tüm açıklığıyla, tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmasını istiyoruz. Suçlu kimse, fail kimse, yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır. ” dedi.

Ne olmuştu?

Urfa’nın Suruç ilçesinde 2018 Genel Seçimleri öncesi 14 Haziran’da AKP’li vekil İbrahim Halil Yıldız’ın esnaf ziyareti sırasında korumaları ve yakınlarının Şenyaşar ailesine ait işyerinde başlayan ve Suruç Devlet Hastanesi’ne uzanan saldırıları sonucu, Hacı Esvet Şenyaşar (67), oğulları Adil (36) ve Celal Şenyaşar (41) ile vekilin ağabeyi Mehmet Şah Yıldız yaşamını yitirdi. Olayda Mehmet, Ferit ve Fadıl Şenyaşar‘ın da aralarında bulunduğu sekiz kişi de yaralandı.

Saldırı sırasında yaralanan Fadıl Şenyaşar ve kardeşleri, tedavileri devam ederken gözaltına alındı. Gözaltına alınan Fadıl Şenyaşar, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olaydan 15 ay sonra 18 Eylül 2019’da AKP’li vekilin ağabeyi Enver Yıldız, 50 kişilik koruma ordusuyla geldiği Urfa Adliyesi’nde teslim olduktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Emine ve Ferit Şenyaşar, Urfa Adliyesi önündeki Adalet Nöbeti’nde daha önce iki kez gözaltına alındı.

Olaydan 18 ay sonra ise Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sadece işyerinde yaşanan olaya ilişkin iddianame hazırlandı. İddianamede, Şenyaşar ailesine dönük asıl saldırının yaşandığı hastane boyutuna yer verilmedi. Çocuklarına yönelik saldırı haberinden sonra gittiği Suruç Devlet Hastanesi’nde linç edilerek öldürülen Hacı Esvet Şenyaşar’a ilişkin yargılama ise 2 buçuk yıldır henüz başlamış değil.

Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti’ne başlayan Emine ve Ferit Şenyaşar daha önce üç kez gözaltına alınmıştı. 

İkizköylüler Akbelen Ormanı’nı koruma altına aldı: Son ormanımızı kömüre kurban vermeyeceğiz

Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy Mahallesi sınırları içindeki Akbelen Ormanı’nda yapılan kesimin durdurulması için İkizköylülerin mücadelesi sürüyor. Yeniköy Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için yok edilmek istenen ormana dikkat çekmek için halk yine alanda eylemdeydi. İkizköylüler ayrıca bir imza kampanyası başlattıklarını da duyurdu.

İkizköylülerden ve kendilerini İkizköy’ün Dostları olarak tanıtan ve  Muğla’nın farklı ilçelerinden gelen çevre aktivistlerinden oluşan büyük bir grup, kesilmek istenen Akbelen Ormanı’nda bugün bir araya geldi. Ormanın Milas-Ören karayolundan girişini insan zinciri ile çevreleyen grup “Akbelen Ormanını Vermeyeceğiz” yazılı dev bir pankart açarak, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli‘nin YK Enerji AŞ’ye orman alanında kömür madeni işletme izni veren kararını protesto etti.

Eyleminin ardından konuşan KARDOK Derneği Başkanı Hasan Yorulmaz, ormanın madene tahsisi anlamına gelen bakan kararını yargıya taşıdıklarını, ancak dava süreci başlamasına rağmen Milas Orman İşletme Müdürlüğünün kesim hazırlıklarını devam ettirdiğini söyledi.

İkizköylülerin çevre köylerle birlikte kurduğu derneğin davayı 15 gün önce açtığını belirten Yorulmaz şunları iletti:

“Davayı açar açmaz ilgili tüm kurumları, dava sonuçlanmadan orman kesimine başlanmaması konusunda resmi dilekçelerle uyarmıştık. Henüz açtığımız davada yürütmeyi durdurma kararı verilmedi. Ancak Milas Orman Müdürlüğü, muhtarlığa yaptıkları tebligatla kesimin yakında başlayacağını hemen bayram öncesi duyurmuş. Gözümüz kulağımız Akbelen Ormanı’nda. Burada Anayasanın 169. Maddesine açıkça aykırı olan bir maden izni kararı var. 169. Maddede ‘Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez’ denir. Yurttaşlar olarak mümkün olan her yoldan devlete ormanları koruma ödevini hatırlatacağız.”

‘Akbelen’i de kömüre kaybedersek, köyde yaşam bitecek’

İkizköy Çevre Komitesi’nden Nejla Işık ise, yöre halkı için temiz hava, su, iklim değişimlerinden ve Covid salgın hastalıklardan korunma anlamına gelen Akbelen Ormanını korumak için kamuoyundan da destek beklediklerini söyledi:

“Akbelen Ormanının yok edilmesini engellememizin, yürüttüğümüz idari süreçler ve davaların yanı sıra, belki onlardan da önemlisi kamuoyunda oluşacak duyarlılıkla mümkün olacağını biliyoruz.  Akbelen Ormanı, İkizköy’ün kömürün gölgesindeki uzun ve hazin öyküsündeki son durak. Burayı da kömüre kaybedersek, bizim artık köyümüzde yaşama şansımız kalmayacak”

Işık, tüm doğa dostlarını İkizköy’ün #AkbelenOrmanınıVermeyeceğiz başlıklı, Çevre ve Şehircilik, Tarım ve Orman ve Enerji Bakanlıklarına hitaben başlatılan imza kampanyasına destek olmaya çağırdı.

‘Muğla’nın geleceğinde kömüre yer yok’

Bodrum’dan eyleme desteğe gelen Belgin Koç ise şu ifadeleri kullandı:

“İkizköy’ün 2 yıldır kesintisiz süren kömüre karşı insanca yaşam mücadelesi bizim, tüm Muğlalıların mücadelesidir. Bu ilde biz kömürün hava kirliliğinden, su varlıklarımızı yok etmesinden, yarattığı sağlık sorunlarından çok çektik. Ama 1990’larda termik santrallere karşı yürütülen mücadele ile çevre hareketine çok katkısı olmuş Muğla’da, uzun zamandır kömüre karşı sessiz kalmıştık. Belki de yıllardır içinde yaşadığımız öğrenilmiş çaresizlik halinden İkizköylü dostlarımızın mücadelesi ile çıkmaya başladık. Muğla’nın geleceğinde kömüre artık yer yok. Bunun için de ilk adımımız İkizköylülerle birlikte Akbelen Ormanını kömür madenine teslim etmemek olacak.”

‘Ormanı korumak sadece İkizköylülerin meselesi değil’

İkizköylüler’in açıklamasına CHP Muğla Milletvekili Suat Özcan da destek verdi. Özcan, yaptığı konuşmada Akbelen Ormanı’nı korumanın sadece İkizköylüler’in meselesi olmadığını, Akbelen Ormanı’nın Karacahisar’ın, Çamköy’ün, çevredeki bütün köylerin, Milas’ın, Bodrum’un ve tüm Muğla’nın meselesi olduğunun altını çizdi. Özcan sözlerini “ormanlar iklim değişikliği ve su kaynaklarının tükenmesi noktasında en büyük güvencemizdir. Hepimiz bu ormana kendi evimizin arkasındaki ormanmış gibi sahip çıkmalıyız” diyerek bitirdi.

Eylemde konuşan HDP Muğla İl Eş Başkanı Nihat Gençosman da İkizköylülerle her zaman dayanışma içinde olduklarını belirterek bundan sonra da tüm doğa koruma mücadelelerinde olduğu gibi İkizköy’e de destek vermeye devam edeceklerini söyledi. Eyleme ayrıca CHP Milas İlçe Kadın Kolları, CHP Milas İlçe Gençlik Kolları, Türkiye İşçi Partisi ve DİSK Genel-İş Milas Şubesi ve Muğla Çağdaş Avukatlar Grubu temsilcileri de katıldı.

#AkbelenOrmanınıVermeyeceğiz imza kampanyasına www.change.org/ikizkoydireniyor adresinden ulaşılabiliyor.

Ne olmuştu?

Akbelen Ormanı yaklaşık iki yıldır Orman Genel Müdürlüğü tarafından kesilmek isteniyor. 2019 yılındaki ilk girişimde idare tarafından alanın endüstriyel plantasyon olduğu söylenmiş; ancak İkizköylülerin ısrarlı eylemleri sonucu, orman kesim programından çıkarılmıştı. Bu yıl başlatılan kesim çalışmalarının dayanağı olarak ise Kasım 2020 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı tarafından bizzat imzalanmış ve 740 dönümlük ormanlık alanda YK Enerji’ye kömür madeni işletme izni veren bir karar olduğu ortaya çıkmıştı.

Dünya Arı Günü: Arılar yoksa biz de yokuz

Dünyadaki arı popülasyondaki azalmaya ve bunun tehlikeli sonuçlarına dikkat çekmek amacıyla 2017’den bu yana her yıl 20 Mayıs tarihi, Dünya Arı Günü olarak kutlanıyor.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ilan edilen günde halkın ve hükümetlerin arıların ve diğer tozlayıcıların korunmasının önemi hakkında farkındalık yaratılması amaçlanıyor.

Besin zincirinde büyük öneme sahip

Bitkilerin tohum ve meyve üretebilmeleri için çiçeklerin tozlaşmasını sağlayan baş aktör olan arılar, besin zincirinde büyük öneme sahip.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre (FAO) ekosistemi dengeleyen arılar ve benzer tozlayıcılar, dünya çapında mahsul üretiminin yüzde 35’ini etkiliyor.

Beslenmenin yüzde 90’ından fazlasını oluşturan 100 bitki türünden dörtte üçü, arılar sayesinde elde ediliyor.

Yaşam alanları küçülüyor

Kentleşme ve betonlaşma dışında küresel sıcaklıklar yükseldikçe, Kuzey Amerika ve Avrupa’da bal arılarının yaşayabilecekleri alanlar da küçülüyor. Güneydeki yaşam alanlarının çoğunda arılar yüksek sıcaklıktan ölürken; kuzeydeki yaşam alanlarının çoğunda hareketsiz kalıyor.

Hem arılar hem de bitkiler, baharın ne zaman ortaya çıktığını bildirmek için kar erimesi veya hava sıcaklığı gibi belirli hava durumu ipuçlarına odaklanır.

İklim değişikliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak hava düzenleri ve sıcaklıklar normallerin ötesine geçtiğinde, bitkiler ve arılar uyumsuz hale gelebiliyor.

Hollanda’da arı nüfusunu artırmak için kullanılan arı durakları

Hastalık riski artıyor

Arılar, bazı akarlara ve bağırsak parazitlerine karşı son derece hassastır ve bu parazitler, ısınan hava koşulları nedeniyle giderek artmaktadır.

İklim değişikliğinin bir sonucu olarak daha yüksek sıcaklıklar ve daha sık görülen ısı dalgalarının gelecekte bu sorunları şiddetlendirmesi muhtemel.

Tarım zehirleri yasaklanmalı

Bütün bunların üzerine tarım alanlarında kullanılan zehirler (pestisitler) arı popülasyonlarını her geçen gün daha çok yok olma tehlikesinin kıyısına getiriyor.

Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da pestisitlerin yasaklanması amacıyla kampanyalar yürütülüyor. Save Bees and Farmers kampanyası üç talep etrafında şekilleniyor:

  • 2030’a kadar sentetik pestisit kullanımı, AB tarımında kademeli olarak yüzde 80 oranında azaltılmalı. 2035 yılına kadar, Birliğin tamamında tarım, sentetik pestisitler olmadan yapılmalı.
  • Habitatlar restore edilmeli ve tarım alanları biyolojik çeşitlilik geri kazanımının bir uzantısı haline gelmeli.
  • Çiftçiler, agroekolojiye gerekli geçişte desteklenmeli. Küçük, çeşitli ve sürdürülebilir çiftlikler tercih edilmeli, organik tarım yaygınlaştırılmalı ve pestisit içermeyen ve GDO’suz tarım araştırmaları desteklenmeli.

Buğday Derneği: Pestisitler yasaklansın

Buğday Derneği ise bileşeni olduğu Zehirsiz Sofralar tarafından başlatılan imza kampanyasını “Arıları öldüren neonikotinoid grubuna ait iki pestisit aktif maddesi için Tarım ve Orman Bakanlığı bir yıl daha kullanım izni verdi. Arı nüfusunu tehdit eden pestisitler tamamen yasaklansın!” cümleleriyle hatırlattı.

Bugüne kadar 155 bin kişinin imzacı olduğu change.org üzerinden açılan imza kampanyasına destek olmak isterseniz bu adrese tıklayabilirsiniz.

Marmara Denizi’ni saran müsilaj deniz dibinde görüntülendi: Yüzeydekiler sadece yüzde beşi

Marmara Denizi‘ni kaplayan deniz salyası (müsilaj) dalgıç İsa Şahintürk tarafından su altı kamerasıyla görüntülendi.  Kadıköy’de dalış yapan Şahintürk, “Şu an deniz yüzeyine çıkan deniz salyaları, dipte bulunan salyaların sadece yüzde beşi” dedi.

‘Dalışlarda artık balık göremiyoruz’

İstanbul’un tüm çevresinde dalış yaptığını belirten Şahintürk şöyle konuştu:  “Şunu söylemem gerekir; İstanbul’un her yeri aynı. Çünkü su sürekli yayılım gösteriyor ve kirlilik dağılıyor. Bu nedenle artık neredeyse dalışlarda balık göremiyoruz. Çünkü suda oksijen olmadığından, deniz salyasından dolayı balıklar uzaklaşıyor. Deniz salyasının son zamanlarda gündem olmasının nedeni ise salyaların artık deniz yüzeyine çıkması. Mart ayındaki dalışlarımızda da salyaları görüyorduk ancak artık yüzeye çıkıyor. İnsanların deniz manzarası bozulduğu için artık daha çok gündem oluyor.”

İsa Şahintürk, suların daha iyi filtrelenmesi ve arıtılması gerektiğini ifade ederek şu ifadeleri kullandı:

“Deniz salyaları sürekli arttığı zaman yok olma süreleri de uzuyor. Bu şekilde devam ederse deniz salyaları yok olmaz. Suların daha iyi filtrelenmesi ve arıtılması gerekir. Denizin yüzeyinde gördüğümüz deniz salyası neredeyse hiçbir şey. Çünkü mart ayından beri suyun altında biz birbirimizi zor görecek şekilde hareket ediyoruz. Şu an deniz yüzeyine çıkan deniz salyaları dipte bulunan salyaların sadece yüzde beşi. Deniz salyaları tamamen denizin dibine çöküyor.

Denizin altında balıkları gördüğümüzde ilerliyoruz. Suda çok kötü bir koku oluyor. Bazı bölgelerden atık bırakılıyor suya. Böyle olduğu zaman suya başımızı sokmadan çıkmamız gerekiyor. Deniz dibinde salyaları hala görebiliyoruz. Salyanın içerisinde hava kabarcığı var ve suda asılı bir şekilde duruyor.” 

Salda Gölü’nde Millet Bahçesi inşaatına hız verildi

Burdur Yeşilova‘da yer alan ve eşsiz bir güzelliği bulunan Salda Gölü‘nde Millet Bahçesi projesinin inşaatına tam karantina dönemine girilmesiyle birlikte hız verildi.

Alandan çekilen fotoğrafları paylaşan Salda Gölü Korunma Derneği, “Devlet müteahhit el ele! Davası sürmekte olan Salda Gölü Millet Bahçesi Projesi hızla bitirilmeye çalışılıyor. Salda Gölü, halk plajında devletin kepçesi, kamyonu, greyderi ile çalışmalara hız verilmiş durumda” ifadelerini kullandı.

5 Haziran’a yetiştirilmeye çalışılıyor

Millet Bahçesi’nin 5 Haziran 2021 tarihinde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılmasının planlandığı belirtilen açıklamada “Burdur Valisi her gün Yeşilova’da. Çalışma sahasında polis ve jandarma bekliyor. Fotoğraf çekimi engelleniyor” denildi.

Açıklamanın devamında Salda Gölü’nün plajını oluşturan beyaz rengin hidromanyezit çakılları ve fosil stromatolitlerin ezilmiş hali olduğu belirtilerek “Bu oluşumların korunması gerekirken sürekli tahrip ediliyor” tepkisi gösterildi.

 

Tekke Köyü sakinleri isyan etti: Dibimizdeki köye su verilirken, bize verilmiyor

Afyon Denizli sınırında bulunan Çivril İlçesi’nin Tekke Köyü‘nde, yapılan bent nedeniyle tarlalarına su verilmeyen köylüler, yaşadıkları sıkıntıları bölgeye ziyarete gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca‘ya anlattı.

Köylüler, buğdaylarının tarlada susuzluktan kavrulduğunu, tüm emeklerinin ve masraflarının heba olduğunu dile getirdi.

‘Yaşananlar sadece kuraklıkla açıklanamaz’

Yaşananların sadece kuraklıkla açıklanamayacağını ifade eden CHP’li Karaca, defalarca iklim krizine, kuraklığa dair uyarılarda bulunulduğu, önlem çağrıları yaptıklarını, ancak köylülerin susuzlukla baş başa bırakıldığını kaydetti.

Tekke köyünün ihtiyar heyetinden bir aza, yaşananlarla ilgili, “Su olmayınca ne yapacağız? Bu ekinin benim belime dek gelmesi, başak vermesi gerekirken yok. Yaktığım mazot, gübre fiyatları uçtu, iktidar enflasyon yüzde 12-13 diyor, milletin aklıyla oynuyorlar. Afedersiniz 5 ay öncesi aldığım demir 40 TL idi. Şimdi 100 TL olmuş” açıklamasında bulundu.

Bir köylü de “3 ay önce siyasi baskılarla bent yapıldı, Tekke köyünün suyu kesildi. Denizli tarafı kurumuş. Afyon tarafı çiftçileri suyu kullanabiliyor ama Çivril tarafı Tekke tarlalarındaki ekinler sulanamıyor. Bendin bir tarafında Çivril tarafındaki Tekke köyündeki tarlalar susuz, diğer tarafta Dinar’ın Duman köylüleri ise tarlalarını sulayabiliyor” diyerek yaşadıklarını anlattı.

‘Beceriksizlik, yönetimsizlik’

CHP’li Gülizar Biçer Karaca, köylülerin sorununun çözümü için girişimlerde bulunma ve konunun takipçisi olma sözünü vererek, şu açıklamalarda bulundu:

Bu insanların ürünleri yanmış, kavrulmuş, üretici perişan… Beceriksizlik, yönetimsizlik. Bunu çözmesi gereken iktidar. Çivril’in evladıyım diyen Cahit Özkan… Yerel yöneticiler bu bendin yapılmasına nasıl izin verdi? 3 aydır bu sorunun çözümü için neden sessiz kaldılar? Ben bu işin peşine düşeceğim. Çivril Belediyesi su hakkından vazgeçmiş, birincisi Çivril’in su hakkından vazgeçmesi sorun… Merak etmeyin CHP iktidarında gerekeni yapacağız.”

Pandemi kısıtlamalarını eleştiren savcıya görevden uzaklaştırma

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2. Dairesi, Covid-19 kısıtlaması uygulamalarıyla ilgili sosyal medya hesabından paylaşım yapan Viranşehir Savcısı Eyüp Akbulut‘un, geçici olarak görevden uzaklaştırılmasına karar verdi.

HSK’dan yapılan açıklamaya göre, HSK 2. Dairesi, Savcı Akbulut hakkında HSK müfettişlerince hazırlanan ön raporu görüştü.

Hakkında soruşturma yapılan savcının, ‘bulunduğu hal üzere göreve devamının yargı erkinin nüfuz ve itibarına zarar vereceği’ kanaatine ulaşan Daire, Akbulut’un oy birliği ile Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 77’nci maddesi gereğince, geçici olarak görevden uzaklaştırılmasına karar verdi.

https://www.youtube.com/watch?v=fGkFkm8W0Ls

Ne olmuştu?

Savcı Eyüp Akbulut, YouTube üzerinde yayınladığı videoda, pandemi sürecine ilişkin birçok uygulamanın hukuk devleti ile bağdaştırılamayacağını ve mağduriyetlere sebep olduğunu anlatmıştı. AKP kongrelerinin ve kalabalık cenaze törenlerinin alınan tedbirleri boşa çıkarttığını belirten Akbulut “Pandemi genelgeleri hukuki değil. Bunları söylediğim için muhtemelen işimi kaybedeceğim” demişti.

Uygulanan yasaklar ve yargı ile ilgili kabul edilemeyecek sorunlar olduğunu söyleyen Akbulut, kanunda ‘vali gereken tedbirleri alır ifadesinin’ gerekçe gösterilerek yapılan uygulamaların hiçbir şey ifade etmediğini vurgulamıştı. Savcı Akbulut, Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesinin istismar edildiğini belirterek, emrin yahut yasaklamanın kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiğini, fakat burada böyle bir unsur bulunmadığını ifade etmişti.

Uranyum Film Festivali bu yıl çevrimiçi ve ücretsiz düzenleniyor

Bu yıl 10’uncusu düzenlenecek Uranyum Film Festivali koronavirüs pandemisi nedeniyle ücretsiz ve çevrimiçi olarak takip edilebilecek.

Modern Sanat Müzesi‘nin desteğiyle Rio de Janeiro ev sahipliğinde düzenlenen festivalde, 15 ülkeden 26 film yapımcısının 34 belgesel ve filmi yer alıyor. Filmler 20-30 Mayıs tarihleri ​​arasında MAM Rio platformundan izlenebilecek.

Bu yılki festival, 10 yıl önce Fukuşima’da gerçekleşen ve hala üzerindeki sır perdesi kaldırılamamış nükleer felaketi ve bu yılın ocak ayında yürürlüğe giren nükleer silahların yasaklanmasına ilişkin Birleşmiş Milletler anlaşmasını hatırlatıyor.

Festival filmlerinden:
L’Aventure atomique de Loïc Barché (2019)

İki çevrimiçi söyleşi

Festivale iki canlı çevrimiçi etkinlik de eşlik ediyor. 21 Mayıs Cuma gece 01.00’da düzenlenecek söyleşide Hiroşima atom bombasından kurtulan üç kişi ve Barış Gemisi Vakfı Koordinatörü Akira Kawasaki yer alacak.

24 Mayıs günü saat 22.00’deki etkinlikte bir diplomat olarak hayatını nükleer tehdidi sona erdirmeye adayan eski Brezilya Büyükelçisi Sérgio de Queiroz Duarte ile Nükleer Silahları Kaldırmaya Yönelik Uluslararası Kampanya’dan (ICAN) aktivistler konuşma yapacak.

Festivalde yer alacak film seçkisine bu adres üzerinden ulaşabilirsiniz.

Lego, ilk LGBTİ+ setini satışa çıkarıyor: Herkes mükemmeldir

Oyuncak tasarım şirketi Lego, içinde 11 mini figür bulunan ilk LGBTİ+ setini hazırladı. Sete, “Herkes Mükemmeldir” ismi verildi.

The Guardian‘ın aktardığına göre, setin renkleri orijinal gökkuşağı bayrağını yansıtmak için seçildi ve transları temsil etmesi için pembe ve beyaz eklendi. Danimarka merkezli Lego aynı zamanda LGBTQIA+ toplumunda farklı ten renklerinin de bulunduğu konusunda farkındalık yaratmak için kahverengi ve siyah renklerini de sete ekledi.

Figürlerin cinsiyeti yok

Bir figür dışında hiçbir figürün cinsiyeti belirtilmedi. Cinsiyeti belirtilen tek figür olan ‘arı kovanı topuzlu’ mor figür hakkında konuşan tasarımcı Matthew Ashton, “Bu her yerdeki güzel drag queenlere verilmiş bir selam” dedi. Ashton, aslında seti ilk olarak kendi masası için tasarladığını söyledi:  “Ofis değiştirdim o yüzden beni ve parçası olmaktan gurur duyduğum LGBTQIA+ toplumunu anlatacak bir şey istemiştim”.

Set, Onur Ayı‘nın ilk günü olan 1 Haziran’da satışa çıkarılacak.

HAKİM, Stece Cutts’ın ‘Hastalık Sarmalı’ isimli animasyonunu türkçe dublajla yayımladı

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, (HAKİM) ünlü sanatçı Steve Cutts’ın For The Animals’ın bilimsel bürosu olan Nicolaas G. Pierson Vakfı için yaptığı “A viral spiral” (hastalık sarmalı) isimli animasyonu türkçe dublaj ekleyerek yayımladı.

Animasyon, salgın hastalıkların doğaya ve hayvanlara olan insan davranışlarıyla ilişkisini ortaya çıkarırken, kontrol edilmiş veriler ve bilimsel olarak desteklenen bilgilere de yer veriyor.

Salgın hastalıkların doğaya ve hayvanlara olan davranışlarımızla ilişkisini açığa çıkaran animasyon, kontrol edilmiş verilerden ve bilimsel olarak desteklenen bilgilerden oluşuyor.

’10 milyon kişinin ölümüne neden olabilir’

HAKİM, şimdi harekete geçilmezse ilaca dirençli hastalıkların 2050 yılında her sene 10 milyon ölüme neden olabileceğinin altını çizerek, animasyonda yer alan bazı önemli bilgileri şöyle sıraladı:

Bitkiler yeryüzündeki hayatın  yüzde 82’sini, bakteriler yüzde 13’ünü geriye kalan her şey yüzde 5’ini oluşturuyor. Ve biz insanlar, yeryüzündeki yaşamın yalnızca yüzde 0,01’ini oluşturuyoruz.

Bu yüzde 0,01, yabandaki tüm memelilerin yüzde 80’inden fazlasını yok etti. Yabandaki yaşam popülasyonlarını yüzde 60 oranında azalttı.

Yaban hayatındaki türler yok olurken, yeryüzündeki memelilerin yüzde 60’ını çiftliklerdeki hayvanlar oluşuyor.

Hayvancılık, ormansızlaşma ve yaban hayvanı ticareti, biyoçeşitlilik kaybına yol açarken patojenlerin yayılma riskini de artırıyor.

İnsanlara sıçrarsa pandemiye sebep olabilecek sayısız hastalık var. Bugüne kadar kuş gribi, domuz gribi, H5N8 ve H9N2 virüsleri hayvanlardan insanlara bulaştı ve pek çok insanın ölümüne sebep oldu.

Şimdi harekete geçmezsek ilaca dirençli hastalıklar 2050 yılına geldiğimizde, her sene 10 milyon ölüme neden olabilir.”

‘Harekete geçilmeli’

Animasyon, gelecekte yaşanabilecek pandemileri ve doğanın tahribatını engellemek için acil önlemler alınması gerektiğine vurgu yapıyor. Çözümün ise ormansızlaştırmayı durdurmak, yaban hayvanı ticaretini yasamak, hayvan “eti” ve diğer hayvansalların tüketimine son vermekte olduğunu kaydederek, herkese harekete geçmek için çağrıda bulundu.

HAKİM de animasyonun sonunda adil bir dünya için kişileri değişmeye, hissedebilen canlılar olan hayvanların ve doğanın kurtuluşu için mücadeleye katılmaya davet etti.

Party For The Animals’ın 500 bin imzaya ulaşıldığında farklı hükümetlere sunacağı Gıda Devrimi Dilekçesi de animasyon ile birlikte paylaşıldı.

Dilekçeye buradan ulaşabilirsiniz.