Ana Sayfa Blog Sayfa 1427

Marmara Denizi’nde bu kez ‘hidrojen sülfür gazı’ tehlikesi

Marmara Denizi‘ndeki müsilaj sorunu sürerken, şimdi de Çınarcak Çukuru‘nda “canlı yaşamını yok edecek” hidrojen sülfür gazı oluştuğu tespit edildi. Uzmanlar, bu gazın 2019 yılına kadar bölgede olmadığını belirtirken, durumun denizde yeterli oksijen kalmadığını gösterdiğini aktardılar.

Marmara Denizi’ni etkisi altına alan deniz salyasına çözüm yollarını arayan bilim insanlarının açık denizde yaptığı son sefer, İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Türkiye’nin araştırma gemisi Alemdar II ile gerçekleştirildi.

Çınarcık Çukuru’nda ölçüm

12 bilim insanı, ilk araştırmalarını İstanbul Boğazı Beykoz açıklarında yaptı. Daha sonra gemi, enstitü tarafından uzun yıllardır takip edilen 1270 metre derinliğindeki Çınarcık Çukuru’ndaki istasyona yöneldi.

Bu noktada gemideki gelişmiş oşinografik ekipman denize indirildi. Bilimsel seferin lideri kimyasal oşinograf Prof. Dr. Nuray Çağlar, iklim değişikliğiyle ilgili de önemli bilgiler sunan istasyonunda üzücü sonuçlar elde ettiklerini söyledi.

Hidrojen sülfür tespit edildi

Milliyet gazetesinden Gökhan Karakaş’ın haberine göre, Marmara Denizi’nin bu noktasında hidrojen sülfürün (sülfitli bileşikler) kaydedilmesi seferin en önemli ve çarpıcı sonucu oldu.

Deniz suyunda söz konusu bulguları destekleyen fiziksel ve kimyasal bulgular ölçümlendi. Prof. Dr. Çağlar, deniz ekosisteminin sağlıklı olup olmadığının en net gözlemlendiği istasyonlardan Çınarcık çukurunun derinliklerinde tespit edilen hidrojen sülfürün Marmara Denizi ekolojisinde yeni bir döneme geçildiğinin kanıtı olduğunu söyledi.

‘Gaz yoğun olarak var’

2019 Mayıs ve Ekim aylarında iki kez geldikleri Çınarcık çukurunda hidrojen sülfüre rastlamadıklarını vurgulayan Prof. Dr. Çağlar, “Hidrojen sülfür, denizde yeterli oksijen kalmayınca oluşur. Bu durum istasyonda 500 metreden itibaren derinliklere doğru hidrojen sülfür olduğunu açıkça gösteriyor” dedi.

Prof. Dr. Çağlar, bir litrede 2-2.5 mg oranında hidrojen sülfür bulunması deniz suyunun kimyasal özelliklerinin bozulduğunu gösterdiğini belirtti.

Enstitü müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu ise, uzun süredir takip ettikleri istasyonda karşılaşılan hidrojen sülfürün Marmara Denizi ekolojisi için alarm çanlarının çaldığını doğruladığını vurguladı. Prof. Gazioğlu, “Ölçümlerin tekrar edilmesi ve hidrojen sülfür gibi kimyasal ve fiziksel değişimlerin kayda alınması geleceğimiz için önemli. Ekolojik modellemelerin bu gerçeklikle yenilenmesi gerekiyor” dedi.

Olay yeri inceleme raporu yayınlandı: Deniz Poyraz altı kurşunla öldürüldü

Halkların Demokrasi Partisi‘nin (HDP) İzmir İl Örgütü binasına yapılan silahlı saldırıyla ilgili olay yeri inceleme raporu yayınlandı. Raporda parti çalışanı Deniz Poyraz’ın altı kurşunla öldürüldüğü belirtildi.

Perşembe günü gerçekleşen olayda kimliğinin daha sonradan Onur Gencer olduğu tespit edilen zanlı parti binasına girmiş, Poyraz’ı öldürdükten sonra camları kırıp binayı yakmaya çalışmıştı. Gencer olayın ardından polis koruması eşliğinde gözaltına alınmıştı.

Fotoğraflara kurşun

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, saldırganın parti binasında Sebahat Tuncel’e ait fotoğrafa kurşun sıktığı tespit edilen raporda, kapısı kilitli olan il eş başkanlarının odasının da kurşunlandığı, odaların dağıtıldığı ve camların kırıldığına yer verildi.

Olay yerinin büyük, fazlaca karışık ve dağınık olması nedeniyle tespitlerin genel olarak yapıldığı belirtilen raporda, “Ayrıca emniyet müdürlüğü olay yeri inceleme ekibine olay yerinin görüntülü kayıt yapılması, krokinin alınması, olayla ilgisi olduğu düşünülen materyallerin tespit edilerek alınması, ceset üzerinde ve olay yerinde parmak izi, biyolojik inceleme için ölenin kıyafetleri de dahil olmak üzere materyal alınması ve çalışması yapılması talimatı verildi. Olay yeri ekibi talimat gereği gerekli işlemleri yaptı” denildi.

Altı kez vuruldu

Raporda, “Harici muayenede, kafada ostoksipitalde bir adet, sol diz çevresinde ve sol bacak üst kısımda toplam 4 adet, sağ bacak orta-alt kısmında 2 adet bazılarının etrafı ekimozlo ateşli silah yaraları ile kafada sağ temporo-oksipitalde yaklaşık 7-8 cm’lik kemiğe kadar inen, kenarları düzgün ve altındaki kemik dokuda kırk olan açık yara bulunduğu görüldü. Olay yeri şartlarında ve kanamalı olması nedeniyle özellikle saçlı deri içinde başka bulgu yara olup olmadığının otopsi işlemi sırasında daha ayrıntılı bakılması kanaatine varıldı” denildi.

İzmir Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda da ölümün ateşli silah sonucu gerçekleştiği ve laboratuvar tetkikleri sonucu ayrıntılı otopsi raporunun hazırlanacağı belirtildi.

İSKİ, su fiyatlarında yüzde 23 oranında zam yapılmasını istiyor

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) olağanüstü genel kurul öncesi meclise teklif gönderdiği ve su fiyatlarına yüzde 23 oranında zam ile her ay TÜFE oranında artış yapılmasını talep ettiği bilgisi paylaşıldı.

İSKİ’nin bu fiyat artışını masrafları gerekçe göstererek talep ettiği kaydedildi.

İSKİ’nin talepleri

BirGün‘de yer alan habere göre, İSKİ raporunda, kimyasal girdi fiyatlarının enflasyonla yükselmesi, elektriğe, doğalgaza gelen zamlar ile malzeme ve girdi fiyatlarında yaşanan artışların, devam eden projelerin ve hizmetlerin sürdürülmesi gerekliliği nedeniyle su birim fiyatlarında artışa gidilmesi gerektiğini belirtti.

İSKİ’nin Su Satış ve Kullanılmış Suların Uzaklaştırılması Bedeli Tarife Teklifleri’nde şu talepler yer aldı:

  • KDV hariç konut 1. kademe tarifesinin (Konut başına 0-15 metreküp) 4,81 liradan 5,92 liraya,
  • Konut 2. kademe tarifesinin (Konut başına 16 metreküp ve üzeri) 7,22 liradan 8,88 liraya,
  • Köy konut tarifesinin 1,21 liradan 1,48 liraya,
  • Ortak sayaç konut/konut inşaat şantiyesi tarifesinin 7,22 liradan 8,88 liraya, İş yeri tarifesinin 12,93 liradan 15,90 liraya,
  • Köy iş yeri tarifesinin 3,23 liradan 3,98 liraya,
  • Ortak sayaç iş yeri/iş yeri inşaat şantiyesi tarifesinin 13,42 liradan 16,51 liraya çıkarılması.

Bununla birlikte, İSKİ’nin teklifinde her ay su satış birim fiyatlarına TÜFE oranında otomatik zam da talep edildi.

HDP İzmir il örgütüne yapılan saldırının faili Onur Gencer’le ilgili bilgiler ortaya çıktı

İzmir Valiliği, Halkların Demokrasi Partisi (HDP) İzmir il örgütüne yaptığı saldırıda parti üyesi Deniz Poyraz’ı katleden ismin Onur Gencer olduğunu doğruladı. Gencer’in sağlık memuru olduğu ve bir süredir işe gitmediği için hakkında tutanak tutulduğu da öğrenildi.

Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltında tutulan Gencer ilk ifadesinde “Kimse ile bir bağlantım yok. PKK’dan nefret ettiğim için binaya girdim, rastgele ateş ettim” dedi. Gencer’in sosyal medyasında yer alan silahlı fotoğrafları da dikkat çekti.

Silahlı fotoğraflarla paylaşım yapmış

Gencer’in intikam mesajları vererek, ırkçı ifadeler kullandığı sosyal medya hesabında Suriye’de bulunduğu ve poligonda atış talimi yaptığı anlara ilişkin fotoğraflar yer alıyor.

Gencer, sosyal medya hesabından Suriye Menbic‘te çekilmiş bir fotoğrafını “Suriye hatırası”, ardından Antep’ten başka bir fotoğrafını da “Görev dönüşü” diye paylaşmış.

Gencer’in elinde tuttuğu MPT-76 model silahın TSK envanterinde bulunan kolluk birimleri tarafından kullanılan bir silah olduğu öğrenildi.

Gencer’in Halep’te çekilen başka fotoğraflarında da bozkurt işareti yaptığı görülüyor.

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, saldırıyı protesto etmek için bulunduğu İstanbul Şişhane Meydanı’nda yaptığı açıklamada, Gencer’in SADAT‘tan eğitim aldığını söyledi.

Saldırıdan bir gün önceki paylaşım

Onur Gencer’in saldırıdan bir gün önce sosyal medya hesabından yaptığı tehdit ve ırkçı ifadelerle dolu paylaşımlarına da ulaşıldı.

Ertuğrul Kürkçü’den açıklama

HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü de saldırının iki kişi tarafından yapıldığını, binanın yakılmasının ardından iki saldırganın kaçtığını kaydetti:

Cinayetin ayrıntıları geliyor… 3 silahlı içeri giriyor. O sırada tesadüfen sadece mutfakta çalışan genç HDP’li kadın Deniz Poyraz var. Onu ateş ederek öldürüyorlar. Binayı yakmaya çalışıyorlar. 2 saldırgan kaçıyor. Yakalanan Onur Gencer’in fb profili çok şey anlatıyor…

Kürkçü, başka bir paylaşımında iki kişiyle ilgili bilgilerin tartışmalı olduğunu ifade etti:

WhatsApp’tan paylaştı

Tele 1’de yer alan habere göre, Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer, Poyraz’ın kanlar içindeki fotoğrafını “leş 1” ifadesiyle  WhatsApp durum güncellemesinden paylaştı.

HDP, saldırıyı İstanbul’da da protesto etti: Katilleri üzerimize saldılar

HDP‘nin İzmir il binasında Deniz Poyraz‘ın öldürüldüğü saldırı sonrası İstanbul İl Örgütü, Taksim‘de basın açıklaması yapılacağını duyurdu. Polis, protesto açıklamasının yapılacağı Şişhane Meydanı‘na TOMA ve çok sayıda araç sevk etti. 

Yoğun abluka altına alınan Şişhane Meydan’ındaki geçişler durdurularak alan bariyerlerle çevrildi, metro çıkışları kapatıldı. HDP’nin yaptığı basın açıklamasına çok sayıda STK, Parti ve sivil toplum kuruluşları katıldı.

Saldırının İçişleri Bakanlığı’nın haberi olduğunu söyleyen HDP Milletvekili Hüda Kaya, “Halkımızın başı sağ olsun. Aylardır AKP-MHP’nin kirli ilişkileri, organize çetelerin ittifakı haline gelen oluşumlar partimizi hedef gösterme noktasında oluşan dili saldırı noktasında getirildi” dedi. Kaya şöyle devam etti:

‘SADAT, Suriye’de eğitmiş’

“Partimiz, Akrepler tarafından gece gündüz kontrol altında olmasına rağmen, partimize giren çıkan insanlar, çalışanların TC kimlik numarası bilinmesine rağmen, elini kolunu kolunu sallayarak bir kadın arkadaşımızı katletti, binamızı yakmaya çalıştı. Bunun bir sarhoş olarak lanse edeceklerdi ki, SADAT tarafından Suriye’de silahlı eğitim verilmiş ve insanlık dışı küfürlerle Kürtleri, Alevileri hedef haline getiren paylaşımları tespit ettik. Bu saldırı İçişleri Bakanlığı’ndan habersiz değil.”

HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Erdal Avcı da saldırı düzenleyen Onur Gencer gibi katilleri tanıdıklarını belirtti:

“Faşizm ve demokrasi mücadelesinde, yaşamını kaybetmiş Deniz Poyraz şahsında bütün yoldaşları anıyoruz. İl binalarımızın önünde bekleyen, güvenliği gerekçe gösterenlerin, toplantımızdan bilgi alarak, katliam yapmayı planlayan derin devlet, klasik katliamlarımı bugün il binamızda gerçekleşti. 24 saat kayıt yapan, kentin her yerini MOBESE’ler koyan devlet, nasıl Diyarbakır‘da, Suruç‘ta önlememişse, bunu da önlememiştir. Bu kontra özel olarak eğitildi. Biliyoruz. Biz bu faşizmi döktüğü kanda boğacağız. Bu katilleri çok iyi tanıyoruz. Direneceğiz. Direnişin nasıl kazanıldığını bu katil sürüsüne öğreteceğiz. ”

Diğer eşbaşkan Elif Bulut, şunları söyledi: “Bizim arkadaşımız katledilen 88 kadının isimlerin olduğu yerde katledildi. Bu nefreti benimseyen faşist blok tarafından yapıldı… Bu faşizm geri dönüşü olmayan bu topraklarda bir yönetim kök salıyor. Nasıl oluyor da her binamızın dibinde panzerler beklerken, seyyar karakollar varken, nasıl engellenmiyor. Her yaptığımız kontrol ediliyorken, katiller ellerini kollarını sallaya sallaya geliyor, engellenmiyor ”

Gülsüm Elvan: Elinizi çocuklarımızın üzerinden çekin

Basın açıklamasına katılan Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, “Biz analar ağlamasın diyoruz. Ama bugün acımız çoğaldı. Yüreğimiz yandı. Bizim çocuklarımızın üzerinden elinizi çekin” diye konuştu.

Basın açıklaması sonrasında dağılan gruba polisler saldırdı. Bir kişi gözaltına alındı. Bölgeye çok sayıda K-9 köpekleri de getirildi. Polisler gazetecilerin fotoğraf çekmesini engelledi.

Örgütlü sessizlik – Arat Dink

“Bu memleketin kurbanı olduk” demiş Zeki Tekiner, hastaneye birlikte geldikleri dostuna. O sırada hastanedeki tek doktor olan kadın doğum uzmanı, yaralarına müdahale etmeye çalışıyordu. Kurşunlardan biri yüreğine isabet etmişti. Kurtarılamadı.

17 Haziran memleketin kara günlerinden biridir. 1980’de askerî darbeye üç kala Nevşehir’in göbeğinde bir bakkal dükkânına giren tetikçiler silahlarını sıkıp ellerini kollarını sallaya sallaya oradan uzaklaştılar. Hedeflerinde CHP İl Başkanı Mehmet Zeki Tekiner vardı. Dükkânın sahibi iki kardeşten biri kapıya daha yakındı; Yavuz Yükselbaba… “Yapma! Dur!” diye atıldığında iki tetikçiden daha geride olanı onun üzerine bir şarjör mermi boşalttı. Yavuz Yükselbaba insanlığın onurudur. Orada katledildi.

Belki bir kısmınız “Yapma, dur” dememek lazım diye hisse çıkarmışsınızdır. Babasını bir yaşındayken kaybeden Oğuz Yükselbaba, 40 yıl sonra konuşmacı olarak katıldığı bir anmada, sözü alır almaz, o esnada elinde silah olan vardır, kafasında niyet olan vardır ve belki vicdanları vardır diye onlara seslendi: “Yapmayın! Durun! Yapmayın! Çocuklar çok acı çekiyor…”

Aytmatov’un ‘Beyaz Gemi’si, onun için Nevşehir’in mavi gökyüzünde uçan, babaya selam gönderilen beyaz uçaklardı.

‘Nevşehirli’den zarar gelmez’ demişti

Zeki Tekiner, dört ay önce başka bir silahlı saldırıdan şans eseri ölümcül bir yara almadan kurtulmuştu. Vali’yi olayın siyasi boyutu olduğuna ikna edememişlerdi. Dostları Nevşehir’den bir süre uzaklaşmasını istediler. O, “Bana Nevşehirliden zarar gelmez” dedi, kaldı. Partideki görevinin yanı sıra bir avukat olarak herkesin yardımına koşan Tekiner, sevgiyle bağ kurduğu hemşerilerinin kendisine olan sevgisinin de farkındaydı. Su, tanıdık akıyor, değil mi?

Tetikçiler, şehir dışından özel olarak getirildiler. Kalacak yeri, silahı ve kaçışı bir Nevşehirli ayarlamıştı; Ömer Ay. Birkaç ay önce merkezi Nevşehir’de kurulan Ülkü Yolu Derneği’nin İç Anadolu Eğitim Sorumlusu’ydu. ‘Ana Merkez’den gönderilen tetikçilere Zeki Tekiner’i gösteren de oydu. Yani hedefi işaretleyen… Emir büyük yerdendi, bunu hiç ayrıntılarıyla anlatmadı.

Korteje saldırı

18 Haziran bir başka kara gündür. CHP Genel Başkanı Ecevit ve yüzden fazla milletvekili cenaze için Nevşehir’e gelir. Ankara’dan gelenler daha şehre girerken otobüslerde saldırıyla karşılanırlar. Valilik ve Emniyet hiçbir önlem almaz. Tabutlar omuzlarda taşınırken, cenaze kortejine çapraz ateş açılır. Beşi milletvekili olmak üzere dokuz kişi yaralanır. Bu kez hastanede yalnızca diş hekimi vardır. Tekiner’in yerde kalan tabutu 13 kurşunla vurulur.

Bu davranış kalıbına aşinasınızdır. Önce suikast, ardından cenazeye saldırı… Tarihimizde birçok defa karşımıza çıkar. Anladığımız kadarıyla bir yerlerde eğitimi verilen, gayrinizami harbin yaygın bir yöntemi. Toplumu yıldırma, baskı altına alma tekniği.

Ecevit bakar ki doktor yok, polis yok, valiliğe geçer. Vali camdan izlemiş olayları, pişkin pişkin “Geçmiş olsun” der. Ecevit, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve Başbakan Süleyman Demirel’le telefonda görüşür, yaşananları anlatır. Vali ise küçük bir hadise olduğunu ve bastırıldığını söyler. Ecevit bakar ki doktor yok, polis yok, vali de yok. Telefonu tekrar alır, “Nevşehir’de devleti görmeden ben ve 120 parlamenter arkadaşım burayı terk etmeyeceğiz” der. Orada devlet de yok diye düşünerek…

CHP ilçe yöneticilerinden olan ve Tekiner’i öldürenlere engel olmaya çalışırken öldürülen Yavuz Yükselbaba’nın naaşı o gün zorlukla defnedilir. Nevşehir’i devlete emanet eden CHP’liler, bir dönem milletvekilliği de yapmış olan Zeki Tekiner’in kurşunlanmış tabutu ile Ankara’ya doğru yola çıkarlar.

Pasaport Dairesi’nde yangın

Her ne kadar ‘polis yok’ dediysek de, polis aslında oralardadır. Abdullah Çatlı, Mehmet Ali Ağca ve Ömer Ay’a sahte isimli resmî pasaportlar düzenleyen, aynı dönemin Nevşehir Emniyet Müdürlüğü’dür; yani İbrahim Şahin’in görev yeri. Pasaport seri numaralarının son altı hanesi şöyle devam eder; 136 634, 136 635, 136 636… İnsan öncesini ve sonrasını merak etmekten kendini alamıyor. ‘Papa suikastı’ndan sonra ‘mesele’ meydana çıkınca Nevşehir Pasaport Dairesi’nde tesadüfen çıkan yangın yüzünden konu kapatılmış. Yangında kaybolduğu söylenen bilgi istense başka yerlerden bulunamaz mı? Bazı lekeler vardır, silinmek bir yana sildikçe bulaşır. Yanan olsa olsa kaybedilen zamandır.

Ömer Ay, tetikçileri bir süre daha Nevşehir’de, kiraladığı evde sakladıktan sonra, kaçmalarına yardımcı olur, silahları nehre atar, ardından yurtdışına kaçar. Almanya’da bir trafik kontrolünde yakayı ele verir ve ‘idam edilmemek’ şartıyla Türkiye’ye iade edilir. Tetikçiler de farklı zamanlarda yakalanıp suçlarını itiraf etmişlerdir. Ömer Ay, ‘azmettirici’ olarak hüküm giyer. Ancak ne hikmetse dört yıl yatıp çıkar.

Helalleşme…

Ömer Ay şimdi, İYİ Parti’nin Nevşehir İl Başkanı. CHP’li yöneticiler 40 yıl önce il başkanlarını öldürten kişiyi geçen yıl kutlamaya gittiler. Peri masalı gibi… Herkes helalleşiyor. Türkiye barışıyor.

Tekiner ve Yükselbaba aileleri “Bu işte bir yanlışlık var” diyor. Toplumsal Bellek Platformu “Bu masalda bir gariplik var” diyor. Birileri barışayazmış, yakınları öldürülenler barışa karşı, öyle mi? Orada durun bakalım.

Meral Akşener geçtiğimiz günlerde, partililerine yönelik saldırıları haklı olarak kınarken, meselenin özüne değinmiş aslında: “Bu tür olayların önünün kesilmesi için yapanın yanına kâr kalmaması gerekiyor.” Hak savunucularının yıllardır ‘cezasızlık’ diye anlattıklarının bir başka ifadesi. ‘Cezasızlık’ diyoruz da, boş konuşuyoruz. Türkiye’de suçluya ‘takdir, taltif, terfi’ var. Kâr var. Partisinin il başkanının, öldürttüğü insanın ailesine yetiştirdiği cevaplardan utanıyor mudur acaba?

Bazısı “E, cezasını çekmiş işte!” diyesi. Bunu söyleyen kişinin, birinin eline silah verip iki insanı vurdurabileceğinden; sonra da silahı ortadan kaldırıp, tetikçinin kaçmasına yardım edebileceğinden endişe ediyorum. Cezasının ‘dört yıl’ olduğunu düşünüyor çünkü. Nedir ki, yatar çıkar… Memlekette siyasi tutuklular, hiçbir hüküm giymeden bundan fazla yatıyor. Nerede başlıyor şu adalet yürüyüşü, nerede bitiyor?

“Türkiye’nin 81 ilinin 80’inde ittifak sürüyor, Nevşehir hariç.” Ya da “Nevşehir’de kırmızı çizgimiz Tekiner ve Yükselbaba’dır” gibi bir çift afili laf da mı çıkmaz ağızlardan? “Onunla bununla niye ittifak kurdunuz?” diye soran yok, “Nasıl bir ittifak kurdunuz?” diye soruluyor. Neleri kapsıyor, neleri kapsamıyor? Bir yıldır CHP’den tek bir ses çıkmıyor. Asıl ürkütücü olan bu. Henüz muhalefetteyken böyle bir konudaki şu örgütlü sessizlik, bu sızdırmaz kabuk bize ne vadediyor?

Geçen yıl Ömer Ay, kendini ve Millet İttifakı’nı savunurken, yüce gönüllülük sergilemiş, öldürttüğü insanı sitayişle andıktan sonra Yavuz Yükselbaba’ya da değinmiş: “Yanında masum biri de öldürüldü.” Biz her saydığımızda en az iki çıkıyor masumların sayısı. Geçelim…

Derdimiz idam edilsinler, ille de hücreye atılsınlar değil. Hâlâ anlamadınız mı? Katillerin, canilerin siyasete atılırken utanacakları bir şehir, bir ülke istiyoruz. Toplum içinde azıcık mahcup gezselerdi bari, diyoruz. Hadi o hayal olsun, bari adalet sistemi diye bir şey icat etseydik de onu çalıştırsaydık. Sonra taşısaydınız omuzlarda. Muhatabımız katiller değil. Muhatabımız diğerleri, muhatabımız toplum.

Aylin Tekiner’le tanıştığımızda bir ses kaydı arıyordu. Babasının hiç hatırlamadığı sesini arıyordu. Bulamıyor. Kendi sesine bir yankı dahi bulamıyor. Kimsenin barışına karışmaz. Yaşananlar elbette iki aileyi de incitiyor ama hiç kapanmamış büyük yaralarının yanında, bu yapılanlar sinek ısırığıdır. Yakınlarını kaybedenler yalnızca ayna tutuyor. Bakarsınız bakmazsınız, siz bilirsiniz. Bizlik bir durum yok.

Barış dediniz mi, bizde akan sular durur. Barışı gördük mü ta ufuktan tanırız. Barışa ancak kurban oluruz. Öyle de böyle de kurban oluruz.

(Bu yazı ilk kez Agos’ta yayımlanmıştır.)

Yeni Akit hedef gösterdi, HAYKURDER’e tehdit yağıyor

Yeni Akit Gazetesi, Meclis’e getirilmesine yönelik çalışmaları devam eden Hayvan Hakları Yasa Tasarısı’nın taslağındaki ‘tehlikelere’ dikkat çektiği için Hayvanları Koruma Kurtarma ve Yaşatma Derneği’ni (HAYKURDER) hedef gösterdi.

Derneğin Hayvan Hakları Yasası üzerinden “AKP Hükümetini” tehdit ettiğini yazan Yeni Akit, dernek üyelerinden ‘sözde hayvan severler’ olarak bahsetti. Hayvan hakları savunucularının ‘kaos peşinde’ olduğunu savundu.

Bianet‘ten Hikmet Adal‘ın haberine göre, Dernek Başkanı Erman Paçalı, yayınlanan haberden sonra HAYKURDER’e çok sayıda tehdit mesajı geldiğini söyledi.

‘Yeni taslak çok sıkıntılı’

Paçalı, taslakta hayvanlar üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilecek maddeleri eleştirdiklerini belirterek şöyle konuştu:

“Yasa taslağı hazır ama önümüze getirilen taslak çok sıkıntılı. Cümle aralarında, ayrıntılarda bugüne kadar hayvanlara verilen hakları bile geri alacak düzenlemeler var. Sokak hayvanlarını koruyan mevcut Hayvanları Koruma Kanunu’nun en temel maddesini olan 6. maddenin -ki yasanın ruhunu oluşturur- değiştirilmek istenmesine tepki gösterdik.

‘Bir arkadaşımız saldırıya uğradı’

Paçalı Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç Cumartesi günü bir tv kanalına yaptığı açıklamada ‘Yeni yasayla birlikte sokak hayvanlarının nerede ve ne şekilde besleneceğini belediyelerle birlikte muhtarlıklar belirleyecek. Hayvan severler öyle her canının istediği yerde sokak hayvanlarını besleyemeyecek’ sözlerinden birkaç saat sonra Eskişehir’de besleme yapan Aysun Kokar’ın saldırıya uğradığını belirtti.

“Bize ‘Bozulmayacak’ dedikleri maddeyi bozdular. Bırakın hayvanları koruyacak yasayı çıkartmayı, bizleri hedef gösterdiler” diyen Paçacı, Yeni Akit’in kendileri hakkında daha önce de sürekli olumsuz haber yaptıklarını kaydetti:   

“Daha önce de Adalar’daki atlarla ilgili olarak HAYKURDER’i aradık ama telefonlarımızdan kaçıyorlar, cevap vermiyorlar diye bir haber yapmışlardı. Hiç aramadılar halbuki. ‘Bunlar sözde hayvan dernekleri, CHP’li belediyeyi koruyorlar. Bunlar ne biçim hayvan sever’ gibi bir ithamlarda bulundular. Tekzip ettik ama yayınlamadılar… Bu artık kasıt. Belli bir kitleyi bize saldırtmaya çalışıyorlar.”

‘Kanımızı akıtacaklarmış’

Paçalı, diyalog kanalları açıkken ve ortada hiç bir tehdit durumu yokken, gazetenin toplumu kışkırtıp hükümeti tehdit ediyormuş gibi kendilerini toplumun önüne attığını ifade etti; “Haberden sonra tehdit mesajları gelmeye başladı. Kanımızı akıtacaklarmış. Tarafımıza yönelebilecek her saldırının sorumlusu haberi yapan Yeni Akit’tir” dedi.

 

Kobane Davası HDP binasına yapılan saldırı sebebiyle ertelendi

Aralarında HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş‘ın, MYK üyelerinin ve yöneticilerin bulunduğu 24’ü tutuklu toplamda 108 kişinin yargılandığı Kobane Davası‘nın dördüncü duruşması bugün HDP’nin İzmir’deki parti binasına yapılan silahlı saldırı nedeniyle ertelendi.

Duruşmada bugün sanıkların ve sanık avukatlarının savunmalarının devam etmesi planlanıyordu. Duruşma, dün savunmasını tamamlayamayan Günay Kubilay’ın açıklamalarıyla başladı.

‘Altı yıl sonra neden?’

Kubilay, “Dönemin Başbakanı ve İçişleri Bakanı buraya gelip o dönem söz ettikleri ‘kontrol edemediğimiz güçler var’ dedikleri güçler kimlerdir açıklamalıdır. Altı yıl sonra bu dava neden açıldı? Bu mahkeme neden kuruldu? Bu soruların cevapları sadece iktidarın siyasi saikleri ile verilebilir” ifadelerini kullandı.

“AKP, HDP’yi egale ederse yeniden bir iktidar kurabilme şansı olduğunu sanıyor” ifadelerini kullanan Kubilay, bu yüzden bu gibi hukuk dışı yollarla HDP’nin kapattırılmaya çalışıldığını söyledi.

‘HDP kadar öldürülen başka bir parti var mı?’

Daha sonrasında söz alan Avukat Özgür Erol, heyet üyelerinden birinin Kobanê olaylarında zarar görmeyen tek partinin HDP olduğunu ifade etmesine yönelik şunları söyledi:

“Sayın başkan, heyet üyeleri bu iddianame dışında başka kaynak takip etmemektesiniz. Türkiye kronolojisi çıkarılsa HDP kadar öldürülen, yargılanan ikinci bir siyasi parti gösterebilir misiniz? HDP’nin yakılan binalarını yakılmamış mı sayacağız? Kurşunlanan HDP’liler öldürülmemiş mi sayacağız sırf iddianamede yaşanmamış diye. Antep klasörünü açın HDP ilçe binası yakılmış mı yakılmamış mı o yakanlar burada var mı yok mu?”

‘Katilin elindeki silahla fotoğraflarına bakın’

HDP İzmir İl binası önünde yaşanan saldırıya dair konuşan Erol, “Eli silahlı bir kaç kişi parti binasına giderek partide sadece işi yemek yapan Kürt genç bir kadını katledildi. Elinize geleni ardınıza koymayın. Bu kadını öldürüp binayı yakıp çıkıyorlar. Twitter’a bakın, o katilin elindeki silaha nerede çekilmiş açın bakın.  Bugün HDP binasına yapılan saldırının sebebi nedir? İzmir HDP binası önünde bir grup provokatör bir aydır ‘çocuklarımızı dağa kaçırdılar’ dediler. Bugün İzmir binası saldırıya uğradı. Günlerdir konuşuyoruz ya ‘azmettirme’ olayını. Bunda azmettirme var mıdır? Yok mudur? Bunu tartışalım” ifadelerini kullandı.

‘Salonu terk ettiler’

6-8 Ekim Gerçekleri hesabından yapılan paylaşımda “Avukatlar ve yargılanan arkadaşlarımız İzmir’de partimize yapılan saldırı ve bir arkadaşımızın katledilmesi üzerine ‘bu şartlar altında savunma yapmamız mümkün değildir’ diyerek mahkeme salonunu terk etti!” ifadeleri kullanıldı.

Duruşmaya yarın yine Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

 

Türkiye son 51 yılın en sıcak mayıs ayını yaşadı

Türkiye’de geçtiğimiz ay son 51 yılın en sıcak mayıs ayı oldu. Türkiye’de daha önce 16,7 olarak ölçülen ortalama mayıs ayı sıcaklığının 2,6 santigrat derece arttığı tespit edildi.

Böylece son ölçümlere göre bu yılın mayıs ayındaki sıcaklık 19,3 santigrat dereceye çıkmış oldu. Meteoroloji Gene Müdürlüğü‘ne göre Türkiye’de 1971’den bu yana en yüksek ortalama sıcaklık 2007 yılının mayıs ayında yaşanmıştı.

Geçen ay sıcaklıklar Kırklareli, Çorlu, Tekirdağ, Yalova, Balıkesir, Antakya, Elmalı, Erdemli, Ordu, Rize, Hopa, Bolu, Karabük, Ünye, Boyabat ve Nallıhan çevrelerinde mevsim normalleri civarında, Samandağ çevresinde mevsim normallerinin altında, yurdun diğer bölgelerinde mevsim normallerinin üzerinde kaydedildi.

Sebebi fosil yakıtlar

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada sıcaklık artışının en büyük nedeninin kömür, petrol ve doğalgaz kullanımına bağlı olarak atmosfere çıkan karbondioksit olduğunu anlattı.

Kurnaz “Bu durum atmosferin ısınmasın neden oluyor. 2020 senesi dünyada şimdiye kadar insanlığın yaşamış olduğu en sıcak seneydi. 2016’dan önce 2019 üçüncü en sıcak yıl olmuştu” dedi.

Kuraklık ve sağlık sıkıntıları

Bunun her senenin bir öncekinden daha sıcak olacağı anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Kurnaz, “Çünkü atmosfer bazen biraz sıcak, bazen biraz daha serin olabilir. Bazen de yağışlı, kurak olabilir. Bu durum zaman zaman seneden seneye fark edebilir. Bu sene özellikle bahar aylarında doğru Türkiye biraz daha fazla ısındı. Buna karşılık Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da hava serindi. Ama Türkiye biraz daha sıcak geçti. MGM verilerine göre, 2021 yılının mayıs ayı son 51 senede kaydedilmiş en yüksek ortalama sıcaklığa sahip oldu. Pasifik Okyanusu‘ndaki hava ve okyanus dolaşımını etkileyen El Nino’nun olduğu senelerde dünyanın ortalama sıcaklığı genelde yüksek olur. 2022 veya 2023 de El Nino görülecek olursa, o zaman Türkiye’nin ortalama sıcaklığı da buna bağlı olarak yükselecektir. Çünkü dünyanın her tarafı ortalamadan fazla ısınacak” dedi.

Sıcaklık artışıyla kuraklık ve tarımda verim kaybı riski ortaya çıkacağını dile getiren Kurnaz, “Aynı zamanda sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda sorun yaşatabilir. Şimdiden önlem aldığımız takdirde gelecekte ciddi sorunları engelleyebiliriz.” dedi.

Mithat Sancar: Saldırının gerçekleştiği saatlerde HDP İl Binası’nda 40 kişilik toplantı planlanmıştı

Halkların Demokrasi Partisi (HDP) EŞ Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin İzmir il örgütüne yönelik silahlı saldırı ve parti üyesi Deniz Poyraz’ın öldürülmesine ilişkin parti genel merkezinde açıklama yaptı.

Yaşanan saldırının sorumlusunun iktidar olduğunu söyleyen Sancar, “Bugün İzmir il örgütümüzde saldırının gerçekleştirildiği saatlerde yaklaşık 40 kişilik yönetici grubumuzun bir toplantısı vardı. Daha önce planlanmış olan bu toplantı acil bazı nedenlerden dolayı ertelendi. Tam anlamıyla tarama yapmış katil, plan açıktır!” dedi.

HDP Eş Başkanı Sancar’ın açıklamasından öne çıkan ifadeler şöyle:

‘Silahlı katilleri devreye soktular’

“Aylardır söylüyoruz; bu iktidar kaostan besleniyor. HDP’yi her türlü yolu kullanarak susturmaya çalışıyor. Kobanî Davası da, kapatma davası da bu amaca yöneliktir. Yargı ve siyaset yoluyla bizimle baş edemeyenler şimdi silahlı katillerini devreye sokmuştur.

İzmir il binamızın etrafında sayısız polis ve emniyet aracı var. Bu şahıs bugün saat 10.30’da göstere göstere elinde silahla binamıza giriyor ama oradaki yüzlerce polis görmezden geliyor ya da yol veriyor. Bunların hepsinin peşinde olacağız. Bunların hepsinin hesabını soracağız.

‘Saldırının sorumlusu iktidar’

Yarattığı karanlık döngüden kurtulamayacağını anlayan iktidar, kaos planlarını devreye sokmuştur” diyen Sancar, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Rize’de İYİ Parti lideri Meral Akşener’e yönelik saldırılardan sonra  “Bunlar daha iyi günleriniz, daha neler neler olacak” sözlerini hatırlattı.

“Bu sözünüzü açıklamak zorundasınız. İktidar bu saldırının sorumlusudur! Düşmanlaştırma politikasını tek yol olarak kullanan, çatışma ortamını tahrik eden iktidar bu cinayetin de, bundan sonra işlenecek benzer cinayetlerin veya katliam girişimlerinin sorumlusudur.

Her gün herkesi, her kurumu tehdit eden, hedef gösteren iktidarın küçük ortağı bu saldırı karşısında ne diyor? Sözü nedir? Gazetecileri, siyasetçileri ve en başta partimizi hedef gösteren iktidarın küçük ortağı da bu saldırıdan sorumludur.”

Sancar, Meclis’te bulunan ve bulunmayan bütün siyasi partilerin başkanlarıyla en kısa zamanda bir araya gelme çağrısı yaptı; “Her türlü çekingenlik, kaos planlarının sahiplerini cesaretlendirmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır” dedi.