Ana Sayfa Blog Sayfa 1356

Balıkesir ve İzmir’de ormanlara, Aydın’da Milli Park’a girişler yasaklandı

Olası orman yangınlarının önüne geçmek için Balıkesir ve İzmir‘de ormanlık alanlara girişler yasaklandı. Aydın Valiliği ise Dilek Yarımadası‘nda yer alan Büyük Menderes Deltası Milli Parkı‘na girişlerin yasakladığını duyurdu.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Ciğerlerimizi yakan yangınları büyük bir üzüntü ile takip ediyorum. İzmir’de ormanlara girişler valilikçe yasaklandı” duyurusunu yaptı.

Soyer Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Belediye ekiplerimiz teyakkuz halinde. Şüpheli bir durumla karşılaşırsanız emniyetle ya da bizimle iletişime geçebilirsiniz. Ormanlarımızı birlikte koruyalım” dedi.

Balıkesir’de 31 Ekim’e kadar yasak

Balıkesir Valiliği tarafından alınan karar ile yangınların önlenmesi için belirlenen mesire alanları haricinde il genelindeki tüm ormanlık alanlara giriş yasaklandı. Yasaklar, 31 Ekim Pazar gününe kadar sürecek.

Konuyla ilgili Balıkesir Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, “Meteoroloji Müdürlüğünden alınan hava tahmini raporlarında sıcaklık değerlerinin artacağı belirtildiğinden, önümüzdeki günlerde oluşabilecek olağanüstü hava halleri nedeniyle, mevsimsel veya insani faktörlere dayalı olarak orman yangınlarının artabileceği değerlendirilerek, 30 Temmuz 2021 tarihinden itibaren ormanlık alanlarda meydana gelebilecek orman yangınlarına karşı giriş çıkışların yasaklanması kararlaştırılmıştır” denildi.

Marmaris’te orman yangını ikinci gününde. Fotoğraf: DHA

Ateş yakma yasağı

Ayrıca ormanlık alanlar ile ormanlık alanların civarında izin verilen yerlerde (ormanlık alanlarda önceden belirlenerek ilan edilen kamp yerleri hariç) 31 Ekim 2021 tarihine kadar mangal, semaver, ateş yakılmasına saat 20.00’den sonra müsaade edilmeyeceği belirtildi.

Enerji nakil hatlarından çıkabilecek orman yangınlarına karşı TEİAŞ ve Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından her türlü tedbirlerin alınması, alınan kararlar arasında yer aldı.

Aydın’da Milli Park’a yasak

Aydın Valisi Hüseyin Aksoy, orman yangınları nedeniyle Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’na girişlerin yasakladığını duyurdu.

Türkiye’nin birçok ilinde çıkan yangınlar nedeniyle, Aydın Valisi Hüseyin Aksoy, orman yangınlarıyla mücadele kapsamında, Kuşadası ilçesindeki Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’na girişlerin yasakladığını duyurdu.

Vali Aksoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Artan hava sıcaklıkları nedeniyle Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile yapılan istişare sonucu Kuşadası Dilek Yarımadası Milli Parkı yeni bir karar alınıncaya kadar giriş ve çıkışa kapatılmıştır” ifadelerini kullandı.

Sulukule Platformu: Sulukule ve Allianoi mücadeleleri avukat Hilal Küey’i unutmayacak

Sulukule Platformu, Türkiye’nin yakın tarihinde önemli bir yer tutan Allianoi Antik Kenti ve Sulukule mücadelelerinin avukatı Hilal Küey‘in ölümünün ardından bir açıklama yaptı.

“Seni özleyeceğiz Hilal” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada Küey’in bu zamana kadar dahil olduğu mücadeleler listelendi. bianet’in haberleştirdiği açıklamada Avukat Küey’in şu çalışmalarından bahsedildi:

Irak Dünya Mahkemesi

Irak Dünya Mahkemesi’nin (WTI) baş mimarlarındandı, uluslararası iddianameyi hazırlayan üç hukukçudan biriydi. Mahkemeye verdiği katkılar onun yılmaz bir barış yanlısı olduğunu ortaya koyuyordu.

Küey, Irak Dünya Mahkemesi açılışında, bugüne kadar alışıldığı şekliyle savaş sonrası yargılamaların ‘muzaffer olan’ devletler tarafından yapıldığını hatırlatmıştı: ”Irak Dünya Mahkemesi Irak Savaşı sonrası dünyanın değişik yerlerinde toplantılar yapan ve nihai oturumunun İstanbul’da yapıldığı bir sivil toplum girişimidir. Amacımız uluslararası hukuka katkı koymak.”

Sulukule

Dünya barışına katkılarının yanı sıra Hilal Küey yerel ve çevresel mücadelelere de kelimenin tam anlamıyla kendini adadı. 5366 sayılı Kentsel Yenileme Yasası’nın ilk ve acımasız uygulaması olan Sulukule Kentsel Yenileme projesinde Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği’nin avukatlığını üstlenerek projenin iptali için mücadele etti.

Sulukule Yenileme Projesi‘nin tam iki kez iptalini sağladı. Dilekçe üzerine dilekçe vererek, dava üstüne dava açarak verdiği hukuk savaşı günümüze kadar uzandı ve Hilal yılmadan yorulmadan her adımda var oldu. Proje mahkemece iptal edilmesine karşın başlangıçta yürütmeyi durdurma kararı verilmemesi nedeniyle mahalle yıkıldı ve yeni evler yapıldı. Küey yaşamının son anlarına kadar Sulukule davalarıyla ilgilendi. Son dönemde davayi AİHM’e taşıdı ve Kültür Bakanlığı’nı da yıkımın sorumlusu olarak dava etti.

Kültür mirası

Hastalandığı dönemde davanın takipsiz kalmasından korkan Hilal, yakın bir avukat arkadaşına Sulukule dosyalarını teslim ederek onu bilgilendirdi. “Bana bir şey olursa dava sahipsiz kalmasın, devam etsin” diyerek ne kadar kararlı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Hilal Küey Sulukule’de bir hak sorunu olarak gördüğü kültür mirasının korunmasının yanısıra barınma hakkı ve Roman hakları konularında da çalıştı. Proje çerçevesinde Fatih Belediyesi ile anlaşma yapmayan Asım Hallaç, Şükrü Pündük ve Gülsüm Bitirmiş’in avukatlıklarını yaptı.

Selendi ve Ataşehir

Manisa’nın Selendi ilçesinde 2010 yılında linçe uğrayan Romanların davasını üstlendi ancak sağlık durumu nedeniyle bu davayı sürdüremedi. İstanbul Ataşehir’de yasadışı biçimde evi yıkılan Roman Yüksel Dum’un 12 yıl süren hak mücadelesini kazandı.

Allianoi Antik Kenti

Allianoi Antik Kenti’nin Yortanlı sulama barajı altında kalmasını öngören projeye karşı kurulan Allianoi Girişim Grubu’nda da yer aldı; gerek İzmir Barosu temsilcisi gerekse kişisel olarak hukuk desteğiyle önemli katkılarda bulundu.

Küey aynı zamanda bir dönem grubun sözcülüğünü de yaptı, kültür mirası ve hukuk ilişkisini şöyle kuruyordu: “Allianoi aslında bir hukuk sorunudur; bir kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarımı bir kültür sorunu olduğu kadar bir hukuk sorunudur diyorum. Çünkü o değerleri görmek, tanımak, korumak gelecek kuşakların hakkıdır. Hak dediğin noktada baro müdahildir.”

Allianoi davası yıllarca sürerken barajın yapılması ve kültür mirasının sular altında kalması engellenemedi ancak alanda çalışan arkeoloji ekibi ve sivil toplumun ortak mücadelesinin önemli bir örneği olarak toplumsal belleğe yerleşti.

Baro’da

Hilal Küey 1998-2000 döneminde İzmir Barosu’nda ilk kadın Genel Sekreteriydi, Staj Eğitim Merkezi’nin kurulmasına önayak oldu. “Amacım bu merkezin kurulmasını sağlamaktı.

Sonrasında yönetim içinde kalmak için bir çabam olmadı.” İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu olan Hilal Küey 1980’de İzmir’de avukatlığa başladı. Bir dönem Tekel avukatlığı yaptıktan sonra eşi Latif Küey’le kendi avukatlık bürolarında mesleğini sürdürdü.

İskoçya’da Kraliçe’nin topraklarını ‘yeşil enerji’den muaf kılmak için yasa değişikliği

İskoçya Parlamentosu‘na sunulan bir yasa tasarısının, avukatlarının müdahalesi üzerine, Birleşik Krallık Kraliçesi 2. Elizabeth’e ait toprakların yeşil enerjiyi teşvik amaçlı önlemlerden muaf olmasını sağlayacak şekilde değiştirilerek onaylandığı ortaya çıktı.

Yapılan değişiklik, kraliyete ait toprakların, Kraliçe’nin onayı olmadan yeşil enerjiyi teşvik amacıyla kamulaştırılamayacağı anlamına geliyor. Saray ile İskoçya hükümeti arasında bu konuda yapılan yazışmalar önce Guardian gazetesine sızmıştı.

BBC’nin aktardığına göre Buckingham Sarayı, yapılan değişikliğin yasanın özüne dokunmadığında ısrarlı. İskoçya hükümeti de Kraliçe’nin yasaların üzerinde olmadığını söylüyor ama çıkarlarını ilgilendiren konularda yasal olarak onayının alınması gerektiğine işaret ederek değişikliği İskoçya Parlamentosu’nun da kabul ettiğini vurguladı.

İskoçya Parlamentosu’nun Liberal Demokrat üyesi Willie Rennie ise , ayrıntıları ancak Bilgi Edinme Özgürlüğü kapsamında öğrenilen bu tür lobi faaliyetlerinin, aslında açık bir şekilde bildirilmesi ve şeffaf olması gerektiğini söyleyerek müdahaleyi eleştirdi: “İskoçya’nın arkasından iş çevriliyor”

Kraliyet, zorla kamulaştırmadan endişeleniyor

Isıtma Ağları Yasası, evler ve binaların fosil yakıtla çalışan kombiler yerin altına borular döşenerek ısıtılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor.

Saray ile İskoçya hükümeti arasındaki yazışmaların temelinde “Kraliçe’nin onayı” diye bilinen bir mekanizma yatıyor. Buna göre Kraliyet’in kendi çıkarlarını ilgilendirebilecek yasaları önceden görme ve itirazını seslendirmesi mümkün oluyor. Burada Kraliyet açısından kaygı yaratan şeyin, tasarıda düzenlenen “zorla kamulaştırma” ya da müsadere düzenlemesi olduğu anlaşılıyor.

Bu, hükümetin önemli kamu yararı görülen durumlarda, örneğin büyük altyapı projeleri gerektirdiğinde, bir toprak ya da mülke sahibinin rızası olmadan el koyabilmesini sağlayan bir yasal süreç. Kraliçe’nin İskoçya’daki Balmoral Kalesi çevresinde ormanlar, meralar ve tarım alanlarından oluşan 200 kilometrekare kadar toprağı var.

‘Yasalar halktan gizli değiştiriliyor’

Isıtma Ağları Yasa Tasarısı geçen yıl İskoçya Parlamentosu gündemine girmiş ve onaylanmadan önce bu yılın ocak ayında Kraliçe’nin onayı için başvurulmuştu. Enerji Bakanı Paul Wheelhouse, İskoçya Parlamentosu’nda yapılan değişikliği açıklarken, Kraliçe’ye ait topraklarların ısıtma ağları için kullanılmasının gerekebileceği nadir durumlarda, “majestelerinin” toprakları için zorla kamulaştırma düzenlemesinin farklı işletilmesi gerekeceğini söyledi.

Bu tür faaliyetleri de muhtemelen daha çok özel şirketlerin yürütmesi söz konusu olacağı için Wheelhouse, zorla kamulaştırma kararı ihtimalinin çok küçük olduğunu kaydetti.

‘Kraliçe, istisnalar hariç yasaların üzerinde değil’

Buckingham Palace sarayı sözcüsü de eleştiriler üzerine bir açıklama yaptı. Sözcü, “Teknik netlik ve Yasanın Kraliyet’e uygulanışı konularında tutarlılık sağlamak amacıyla yasalar konusunda Kraliyet’e danışılabilir. Bu süreç hiç bir yasanın özünü değiştirmez” dedi.

İskoçya hükümeti ise Kraliyet’in de “muafiyet ya da farklı muamele gerektiren meşru bir sebep olmadıkça” herkes gibi yasalara tabi olduğunu kaydetti. Bir hükümet sözcüsü “Ancak bir yasa egemenin mülkü ya da çıkarlarını etkiliyor ise o konuda Kraliyet’in onayının alınması yasalar gereğidir. Bu olayda da yaşanan budur” dedi.

 

Türkiye’nin yeşil örtüsü alev alev: Kilis’te de orman yangını

Antalya, Adana, Mersin ve Osmaniye’de çıkan yangınların ardından bir yangın haberi de Kilis’ten geldi.

Kilis merkeze 50 kilometre uzaklıktaki ormanlık alanda yangın çıktı. Kilis Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri yangına müdahale ederken, sekiz arasöz, üç su tankı, üç dozer, 10 itfaiye aracı ve 75 personelle yangın kontrol altına alınmaya çalışılıyor.

Kilis merkeze bağlı Demirciler ve Gülbaba köyleri sınırları arasındaki ormanlık bölgede de büyük çaplı bir orman yangını başladığı öğrenildi.

Kayseri

Öte yandan, Kayseri’de de çıkan orman yangını hala kontrol altına alınamadı.

Dün, Yahyalı ilçesindeki Aladağlar Milli Parkı‘nda başlayan yangın, Ulupınar Mahallesi‘nde kısmen kontrol altına alınsa da Kapuzbaşı Mahallesi‘ndeki yangın için söndürme çalışmaları hala devam ediyor.

Yangın rüzgarın da etkisiyle büyürken, 100 kişilik bir ekip yangını söndürmeye çalışıyor. Jandarmanın ise yangının çıkış nedeniyle ilgili incelemesi devam ediyor.

Bekir Pakdemirli’den açıklama

Ülkede çıkan yangınlarla ilgili açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye genelinde 28-29 Temmuz tarihlerinde 17 şehirde toplam 58 orman yangını meydana geldiğini ifade etti. Pakdemirli, bu yangınlardan 38 tanesinin kontrol altına alındığını da ekledi.

Bakan Pakdemirli, yedi ilde toplam 20 yangının kontrol altına alındığını da duyurdu.

Afganistan sınırında sel felaketi: 40 kişi yaşamını yitirdi

Afganistan‘ın doğusundaki Pakistan sınırında bulunan Nuristan vilayetinde yaşanan sel felaketinde 40 kişi yaşamını yitirdi.

Nuristan İl Şura Başkanı Sadullah Payandazoi, basına yaptığı açıklamada, Nuristan’ın Kamdiş ilçesinde aşırı yağış sonrası sel felaketi yaşandığını söyledi.

80 ev su altında kaldı

AA’nın haberine göre sel nedeniyle 40 kişinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Payandazoi, yaklaşık 80 evin sel altında kaldığını belirtti. Payandazoi, sele kapılan onlarca kişiden halen haber alınamadığını kaydetti.

Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü dile getiren Payandazoi, Taliban’ın etkili olduğu bölgeye henüz insani yardım ulaştırılamadığını vurguladı. iban ise insani yardım kuruluşlarının bölgeye güvenli bir şekilde erişimine izin vereceklerini duyurdu.

Fotoğraf: AA

Aljazeera’nın haberine göre ülke genelinde, özellikle de kırsal alanlarda, kötü inşa edilmiş evler, genellikle şiddetli olan yıllık yağmurlarda ve Temmuz ile Ağustos aylarında etkili olan muson yağmurları sırasında çökmeye meyilli oluyor.

Geçtiğimiz yaz yağışlı mevsimde, sağanak yağışlar ve sel Pakistan genelinde en az 81 kişiyi öldürmüş ve yaklaşık 300 bin kişiyi etkilemişti.

Son zamanlardaki en kötü sel, 2010 yılında meydana geldi ve ülkenin toplam kara kütlesinin neredeyse beşte birini kapladı. Yaklaşık 2 bin kişinin öldüğü felakette 20 milyon kişi yerinden edilmişti.

İklim krizi daha kötü hale getiriyor

Haziran’dan Eylül’e kadar olan mevsimsel muson yağmurları, her yıl Güney Asya’da ölümlere ve kitlesel yer değiştirmelere neden oluyor. Ancak insan kaynaklı iklim krizi muson yağmurlarının şiddetini her geçen yıl daha fazla artırıyor ve daha düzensiz hale getiriyor.

Almanya’nın Potsdam İklim Araştırma Enstitiüsü’nden araştırmacılar tarafından yapılan bir çalışmaya göre küreselde gerçekleşen her ek ısınma derecesi muson yağışlarını yüzde 5 oranında artırıyor.

Ormanlar neden yanıyor?

Rekor düzeyde seyreden sıcak ve kuru havaların ardından Antalya, Adana, Mersin ve Osmaniye‘de çıkan orman yangınları ikinci gününe girdi.

Yerleşim yerlerinin yakınında çıkan ve kısa sürede rüzgarın etkisiyle yayılan yangınlar kontrol altına alınmaya çalışılırken listeye bugün Muğla’nın Marmaris ilçesinde çıkan yangın da eklendi.

‘Kurak bir mevsim geçiriyoruz’

Bartın Üniversitesi Orman Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erdoğan Atmış, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “İklim değişikliğinin de etkisiyle sıcak ve kurak bir mevsim geçiriyoruz. Bitkiler kurudu, nem açığı da doğrudan orman yangınlarının oluşmasına sebep oluyor” dedi.

Son yıllarda orman yangınlarının sayısının, yanan alan miktarının ve yangın başına yanan alan miktarının arttığını dile getiren Atmış, “Orman Genel Müdürlüğü’nün acil bir plan yapması ve ciddi bir şekilde mücadele etmesi lazım” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: DHA

Yanan alan sayısı artıyor

Orman Genel Müdürlüğü (OGM) verilerine göre, 2009 yılından 2020 yılına kadar 29 bin 965 orman yangını çıktı. Bu yangınlarda toplam 98 bin 950 hektar orman alanı yandı.

Bu yıllar içerisinde rekor 3 bin 399 yangında toplamda 20 bin 971 hektarın yandığı 2020 yılına ait. Atmış yaptığı açıklamada “Bu yıl da kurak geçtiği için gene geçtiğimiz yıla yakın bir oran bekliyoruz” dedi.

‘Erken müdahale sistemleri yetersiz’

İlk etapta yangınları önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini belirten Atmış, “Ancak biz şu anda çıkan yangınların yüzde 51’inin sebebini bile bilmiyoruz. Ancak sebebini bildiğimiz zaman tedbir alabiliriz” dedi.

İkinci olarak erken müdahale sistemleri üzerine çalışılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Atmış, “Helikopterler ve yangın söndürme uçakları yangın yayıldıktan sonra değil başladığı anda müdahale ederse başarılı olur. Önemli olan çıktığı anda müdahale edebilmek” dedi.

Ancak yangın başına yanan orman alanı büyüklüğünün artıyor olması erken müdahale sistemlerinin yeterli olmadığını gösteriyor.

Fotoğraf: DHA

Ormanlar daha fazla parçalanıyor

Yangınların sayısının artmasının ve tahrip ediciliğinin yükselmesinin bir diğer sebebi ise orman alanlarının giderek daha fazla parçalanması.

OGM verilerine göre 2008 ile 2019 yılları arasında ormanlardaki parça sayısı 101 bin 890’dan 158 bin 519’a çıktı. Bu da yaklaşık yüzde 55,6’ya tekabül ediyor.

‘Orman içinde yerleşim yangın riskini artırıyor’

Ormanların madencilik, otel yapımı, köprü ve karayol yapımı gibi sebeplerle yapılaşmaya açıldığına dikkat çeken Atmış, “Ülke genelinde bu tarz amaçlarla tahsis edilen orman alanı yaklaşık 700 bin hektara ulaştı” bilgisini paylaştı.

Ormanların bu şekilde parçalanmasıyla insan etkileşiminin de arttığını dile getiren Prof. Dr. Erdoğan Atmış, “Biz parçalara ayırdıkça insanlar gelmeye başladı. Gördüğünüz gibi ormanlar artık yerleşim yerlerinin çok yakınlarında çıkıyor. Orman alanı içinde bu kadar yerleşim olması yangın riskinin artması anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Direnişlerinin 100. gününde İkizderelilerden çağrı: Eskencidere Vadisi’nde buluşalım

Cengiz Holding‘in Rize İyidere’de hayata geçirmek istediği liman projesine hammadde temini için İkizdere’de açılmak istenen taş ocağı karşı direniş devam ederken, direnişin 100. gününe yaklaşıldı.

Direnişçiler, direnişlerinin 100. günü için Eskencidere Vadisi’nde buluşma çağrısı yaptı.

Otobüs hareket yeri ve saatleri

Vadiye gidiş için İstanbul’dan otobüs de kaldırılacağı açıklandı. Otobüs hareket yeri ve saatleri ise şöyle:

30 Temmuz cuma günü

Maltepe Belediyesi önü saat: 15.00

Kartal Belediyesi önü saat: 16.00

Gebze Belediyesi önü saat: 17.00

Dönüş ise 1 Ağustos pazar günü saat 16.00 olarak belirlendi.

Belçika’da 38 kişinin öldüğü sel için yetkililere ‘kasıtsız cinayet’ soruşturması

Belçika’da bir yargıç, önceki hafta en az 38 kişinin ölümüne yol açan sel felaketinde yetkililerin ihmallerinin araştırılması için kasıtsız cinayet soruşturması açtı. Liege kentindeki savcılık ofisinden yapılan açıklamaya göre, ‘öngörüsüzlük ve yetersiz önlem kaynaklı kasıtsız cinayetlerden’ kimin sorumlu olduğu soruşturulacak.

Ülkede 14-15 Temmuz tarihlerinde meydana gelen sellerden en çok etkilenen yerlerden biri Liege olmuş; ölümlerin ardından kamuoyu, acil uyarı sistemlerinin başarısızlığını sorgulamıştı.

‘Barajın açılması tahliyeden önce bildirilmedi’

Selden etkilenen birçok kişi, Eupen Barajı‘nın taşma tehlikesi yaşanması nedeniyle kapakların açılacağının bölge sakinleri tahliye edilmeden önce kendilerine bildirilmediğini söylemişti. Hümanist Demokratik Merkez Partisi de bu hafta başında, sellerin araştırılması için bir parlamento komisyonu kurulmasını istemişti. Partiden yapılan açıklamada bir ‘cadı avı’ başlatmak istemedikleri ama felaketin aydınlatılmasını umdukları belirtilmişti.

Bazı Belçika vatandaşlarının da kendilerini koruyamadığı gerekçesiyle devlete dava açmaya hazırlandığı belirtiliyor.  Federal polisin AFP’ye yaptığı açıklamaya göre Belçika’da selde resmi olarak 38 kişi öldü. Wallonia bölgesel hükümeti ise sayıyı 41 olarak açıkladı.

Aynı günlerde komşu ülke Almanya’da da yaşanan sel felaketlerinde 180’den fazla kişi öldü.

Mehmet Bekaroğlu, sel ve heyelanların verdiği zararların azaltılması için komisyon kurulmasını istedi

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, son yıllarda Karadeniz Bölgesi’nde sık sık meydana gelen ve onlarca insanın yaşamına mal olan sel ve heyelanların verdiği zararların azaltılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi ve araştırma önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sundu.

Bekaroğlu, her yıl birkaç kez tekrarlanan bu olayların doğal afet niteliğinden çıkıp insan eliyle sebep olunan felaketlere dönüştüğünü belirtti.

‘Doğaya aşırı müdahale’

Bekaroğlu, yaşananların doğaya aşırı müdahaleyle ilgili olduğunu belirtti:

Karadeniz Sahil Yolunun kotunun şehir merkezlerinin kotundan yukarıda olması, HES’ler, tekniğe ve bilime aykırı yol açma çalışmaları, çaylık alanlarda ağaçların sökülmesi, çayda kullanılan kimyasal gübre, Yeşil Yol adıyla yaylalara çift şerit yol yapılması, bilinçsizce yapılan maden aramaları, açılan taş ocakları, patlatılan çok sayıda dinamit, dere yataklarının daraltılıp etrafının imara açılması, dere ıslah çalışmalarının hatalı olması, derelerin beton kanal içine alınması gibi onlarca farklı tespit, doğaya aşırı müdahale edilmesinin örnekleri olarak gösterilmektedir.”

‘Ciddi hiçbir adım atılmadı’

Önlem alınmada yetersiz kalındığını ifade eden CHP İstanbul Milletvekili, sözlerini şöyle sürdürdü:

Can kayıplarının telafisi mümkün değildir. Mal kayıplarının telafisindeki maliyet ise zamanında alınacak önlemlere göre çok daha büyük olmaktadır. Bugüne kadar konuyu ciddiyetle ele alan bir çalışma olmamış, önlem almakta yetersiz kalınmıştır. Yaşanan her acı olay sonrası yetkili ağızlar önlem alınacağını ifade etseler de ciddi hiçbir adım atılmamıştır.”

Marmaris’te yangın: Alevler yerleşim yerinin 100 metre yakınında

Antalya, Adana, Mersin ve Osmaniye‘de çıkan orman yangınlarının ardından Muğla‘nın Marmaris ilçesinde de yangın başladı.

Yerleşim yerleri ve otellere yaklaşık 100 metre yaklaşan alevlere ekipler, havadan ve karadan müdahale ediyor.

Yangın, Marmaris ilçesi İçmeler karayolu üzerindeki Armutalan Mahallesi, Siteler mevkisinin üst kısımlarındaki kızılçam ağaçlarıyla kaplı ormanlık alanda saat 13.00 sıralarında çıktı.

Kısa sürede yayıldı

Alevler, kuru otlar ve rüzgarın da etkisiyle kısa sürede yayıldı. Yerleşim yeri ve otellere 100 metre mesafedeki yangın bölgesine 1 helikopter, 7 arazöz ve su tankerleri ile çok sayıda orman işçisi sevk edildi.

Marmaris’te 27 Haziran’da enerji nakil hatlarından çıkan ve 35 hektar alanın zarar gördüğü yangına yaklaşık 300 metre mesafede çıkan yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor.