Ana Sayfa Blog Sayfa 1345

Danimarka’dan skandal karar: Bir insanın elini ısıran ayının öldürülebileceği açıklandı

Danimarka’da askeri yetkililer, Arktik bölgesinde kutup ayısının bir belgesel ekibi üyesinin elini ısırması ve insanlarla birkaç kez yakın temasta bulunmasını gerekçe göstererek ayının vurulup öldürülebileceğini duyurdu.

Uzmanlar, kutup ayılarının doğal avlanma alanı olan buzulların geri çekilmesi nedeniyle aç kaldıklarını ve bu yüzden karada onlarla daha sık karşılaşıldığını belirtiyor.

Hastaneye nakledildi

NTV’de yer alan habere göre, ordu üssünün yakınındaki belgesel ekibinden bir kişinin elinin ısırılması olayı, Özerk Danimarka Arktik Bölgesi‘nde rekor bir sıcak dalgası yaşandığı sırada ve kutup ayıları yemek aramak için daha fazla dolaşırken geldi.

Belgesel ekibinin Daneborg’taki askeri üsten yaklaşık 400 metre uzakta bulunan bir araştırma istasyonunun iyi kapatılmamış penceresinden başını uzatan kutup ayısı, ekip üyelerinden birinin elini ısırdı.

Daneborg’taki bir hastaneye nakledilen yaralı belgesel yapımcısı ardından, İzlanda’daki Akureyri kasabasına gönderildi.

Ayı ‘sorunlu’ olarak sınıflandırıldı

Yaşanan olayın ertesinde tekrar araştırma istasyonuna geri dönen kutup ayısını yetkililer, “sorunlu” olarak sınıflandırdı ve “Bu durum, tekrar geri dönmesi halinde onun vurularak öldürülmesine izin veriyor” denildi.

Karara tepki gösteren aktivistler yaptıkları ortak açıklamada, ayının doğal habitatının insanlar tarafından ele alındığı ve öldürülmesi yerine rehabilite edilmesi gerektiğini vurguladı.

Fransa’da Danıştay, hava kalitesini yükseltmediği için hükümete 10 milyon Euro ceza kesecek

Geçen yıl Fransa’daki bazı bölgelerin hava kalitesini yükseltme direktifi verdiği hükümetin bu talimata uymaması üzerine harekete geçen Danıştay, hükümetten çevreci örgütlere 10 milyon euro ödemesini istedi.

Danıştay tarafından yapılan açıklamada, hükümetin aldığı bazı tedbirlerin hedefleri karşılamadığına dikkat çekildi.

‘Halen sınırın üzerinde’

Danıştay’ın internet sitesinde konuyla ilgili yapılan açıklamada, bir çevre koruma derneğinin başvurusu üzerine kurumun 12 Temmuz 2017’de Avrupa hava kalitesi düzenlemelerinin koyduğu sınırlara uygun olarak ülkenin 13 bölgesinde havadaki nitrojendioksit (NO2) yoğunluğunu ve partikül miktarını azaltma direktifi verdiği hatırlatıldı.

Danıştay’ın 10 Temmuz 2020’de bu bölgelerin sekizinde NO2 ve parçacık yoğunluğunun halen sınırın üzerinde olduğunu belirlediği de ifade edildi.

Fotoğraf: Getty

Tedbirler, kararları karşılamıyor

Öte yandan, ülkenin Paris ve Lyon şehirlerinde hava kirliliğinin halen sınırların üzerinde olduğu, Marseille-Aix, Toulouse ve Grenoble’de ise limitin çok az altında olduğu belirtildi.

Açıklamada, hükümetin aldığı tedbirlerin Danıştay’ın 2017 kararını tamamen karşılamadığı vurgulanırken, bu nedenle Danıştay’ın Fransa yönetiminin tedbirleri 2021’in ilk altı ayında uygulamadığı gerekçesiyle 10 milyon euro ceza ödemesine karar verdiği kaydedildi.

10 milyon euroluk ceza, Danıştay’a başvuran çevreci dernek ile hava kirliliğine karşı mücadele eden dernekler arasında paylaşılacak.

Fransa, 2030 yılında karbondioksit salımını 1990’a göre yüzde 40 azaltmayı taahhüt etmiş, ancak 2015-2018 yıllarında karbon bütçesinin aşılmasıyla hükümet 2019-2023’te azami salım sınırını yükseltmişti. Salım sınırının yükseltilmesi de ülkeyi hedeflerinden uzaklaştırmıştı.

İklim krizi narenciye rekoltesini etkiledi

İklim değişikliği Ege Bölgesi‘ndeki narenciye rekoltesini etkiledi. Rekoltenin geçtiğimiz sezona kıyasla 72 bin ton gerileyerek 361 bin 478 ton olduğu tahmin ediliyor.

Ege Bölgesi’ndeki narenciye rekoltesi 2020/21 sezonunda 434 bin 116 ton olarak tahmin edilirken, 2019/20 sezonundaki narenciye rekolte tahminiyse 442 bin 349 tondu.

Pandemide talep arttı

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2019’da Türkiye geneli narenciye ihracatının 755 milyon dolarken, 2020’de pandemi döneminde talebin artarak ihracatın yüzde 23 ilerlediğini ve 933 milyon dolara ulaştığını söyledi:

“Geçen seneki 2 milyar 730 milyon dolarlık ihracatımızda narenciyenin payı yüzde 34. 2019’da 1 milyon 612 bin ton, 2020’de 1 milyon 802 bin ton narenciye ihraç ettik. 2020’de narenciye ihracatında 437 milyon dolarla mandarin ilk sıradaydı. 273 milyon dolarla limon, 128 milyon dolarla portakal, 95 milyon dolarla greyfurt ihraç edilen diğer ürünlerimiz. 2020’de ihracatımızdaki ilk sıradaki; Rusya’ya yüzde 31, Irak’a yüzde 40, Ukrayna’ya yüzde 10 ihracatımızı ilerletirken, Polonya, Hollanda, Birleşik Krallık’a da yüzde 54’lere varan ihracat artışları yaşadık. 2019/20 sezonunda rekolte düşüşü yüzde 2’iken, 2020/21 sezonunda yüzde 16 rekolte kaybımız var. 2018/19’da rekoltemizin 688 bin ton olduğu dönemlerimiz oldu. Makas gitgide açılıyor.”

Hangi narenciye ne kadar düşüş yaşadı?

  • 2021 sezonunda portakal üretiminde bir önceki yıla göre İzmir’de yüzde 13, Muğla’da yüzde 20, Aydın’da yüzde 12 ve Balıkesir’de ise yüzde 14 ‘e kadar,
  • Satsuma mandarininde Aydın’da yüzde 18, Muğla’da yüzde 25, İzmir’de yüzde 29 ve Balıkesir’de ise yüzde 21‘e kadar,
  • Limonda ise yüzde 20, greyfurtta ise yüzde 10 civarında verim azalışı bekleniyor.

‘Bu bir varoluş meselesi’

Türkiye’nin dünya sıralamasında portakalda 7’inci, mandarinde 3’üncü, limonda 4’üncü, greyfurtta 5’inci sırada olduğunu açıklayan Hayrettin Uçak, şunları söyledi:

“Ülkemiz narenciye üretiminde ve ihracatında önemli aktörlerden biri. Ancak küresel iklim değişikliğinin etkisini artık daha fazla hissediyoruz. Bu sadece narenciye değil, pek çok üründe yaşanan bir durum. Bu yıl 10-20 gün arasında bütün ürünlerde gecikme var. Mevsimlerin sıcaklık ve yağış normalleri değişiyor. 2021 yılı için kullanılacak dünya kaynaklarını temmuz ayı itibariyle tükettik. Dünyayı korumak artık etik bir hesaplaşmadan öte, bir varoluş meselesi haline geldi.”

Kuzey Ormanları Savunması: İklim adaleti esaslı politikalar geliştirilmeli

Kuzey Ormanları Savunması, Türkiye’yi saran orman yangınlarına etkili bir müdahalede bulunulması için acil, orta ve uzun vadeli taleplerin vurgulandığı bir metin yayımladı.

Metinde, tahrip olan alanlara fidan dikilmemesi, ormanların doğal yolla yenilenmesinin sağlanması gerektiğine işaret edildi.

‘Uluslararası hava yardımları kabul edilmeli’

Metinde, acil olarak hemen yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

  • Yangınlara havadan müdahalede gücümüz yetersizdir. Hava unsurlarımızın gece çalışmaması yangının en önemli büyüme sebeplerinden birisidir. Havanın kararmasıyla, yanan orman alanları kaderine terk edilmekte, yangın geceden sabaha kadar katbekat büyümektedir. Acilen Türkiye’ye ait yeterli sayıda uçak ve helikopterden oluşan, gece donanımlı bir hava filosu kurulmalı ve hemen sahaya çıkarılmalıdır. Türkiye’ye ait filo kurulamıyorsa uluslararası hava yardımları kabul edilmelidir.
  • Orman teşkilatının araç ve personel donanım eksiklikleri acilen giderilmelidir.
  • Orman yangın alarmı ilan edilmeli, yangın dönemi boyunca tüm Türkiye ormanları denetimli alanlar dışında araç giriş çıkışına ve pikniğe kapatılmalıdır. Ulusal ve yerel ölçeklerde ilgili resmi kurumlar, ilgili yerel yönetimler, uzmanlar ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan yangın alarmı masaları oluşturulmalıdır. Mevcut ve riskli alanlara ilişkin detaylı veri akışı anlık sağlanmalıdır.
  • Çöp seferberliğine başlanarak ormanlık alanlar tümüyle temizlenmeli, orman denetimleri ve tahrip cezaları (çöp atmak, bahçe temizliği için ateş yakmak, anız yakmak vb) artırılmalıdır. Ağaçlık alanlar, özellikle yangın hassasiyetinin arttığı dönemlerde yangına sebep olabilecek çöplerden arındırılmalıdır.
  • Orman içinde sürdürülen tüm inşaat, enerji, madencilik ve altyapı faaliyetleri, yangın dönemi ve bunu takip eden kurak dönem boyunca durdurulmalıdır.
  • Orman içinde ve çevresinde bulunan tüm yerleşim bölgeleri için halihazırda bulunan orman yangın programları geliştirilerek acilen hayata geçirilmeli, devlet kurumları, STK, yerel yönetim ve halk bu programa uygun şekilde, koordineli olarak çalışmalıdır.
  • Yöre halkının zararları, sağ kalan hayvanların tedavi ve bakımları devlet tarafından ücretsiz karşılanmalı, yaşamlarını sürdürebilmeleri için önlemler alınmalı, bu süreçte orman ekosisteminin yenilenmesine engel olacak –orman içinde yeni iskan alanları açmak gibi– faaliyetlerden kaçınılmalıdır.

‘İklim adaleti esaslı politikalar geliştirilmeli’

Orta ve uzun vadede yapılması gerekenler de şöyle sıralandı:

  • İtfaiyecilik meslek sınıfı olarak tanınmalı, sözleşmeli ve mevsimlik çalışan orman işçilerinin özlük haklarına yönelik talepleri karşılanmalı, iş güvenceleri sağlanmalıdır.
  • Orman yangınlarına sebep olan en önemli sebeplerden biri de özellikle kuvvetli rüzgarlarda orman içinden geçen elektrik alt yapısında meydana gelen arızalardır. Orman içinden elektrik iletim hatları geçirilmesine son verilmeli, geçirilmiş olan hatlar aşamalı olarak orman dışına çıkarılmalı, enerji nakil hatlarının bakımları eksiksiz yapılmalıdır.
  • Tahrip olan alanlara fidan dikilmemeli, ormanların doğal yolla yenilenmesi sağlanmalıdır. Orman habitatı korunmalı, orman dışı turizm ve yerleşim amaçlı yapılaşma gibi orman dışı faaliyetlere kapatılmalı, odun üretimi gibi nedenlerle habitat parçalanmasına, yangın ve diğer afetlere karşı savunmasız bırakılmasına son verilmelidir.
  • Orman alanlarının sınırları yangın öncesi süreçteki gibi korunmalı, ormanlar tüm imar faaliyetlerine kapatılmalı, orman alanları içinde ve yakın çevresinde turizm, maden, ve yerleşim vb. amaçlı inşaat yapmaya izin veren tüm yasal düzenlemeler kaldırılmalıdır. İklim değişikliği çerçevesinde ormanları koruma programları organize ederek orman içindeki santral, taş ocağı, turizm tesisi vs. taşınma programları düzenlenmelidir.
  • Ormanların korunmasını sağlayan orman köylerinin ve orman köylülerinin sayısı giderek azalmaktadır. Orman köylülerinin desteklenmesi, geri göçlerin teşvik edilmesi sağlanmalıdır. Orman kesim, bakım ve odun üretimi için hizmet alınan taşeron şirketlerden vazgeçilmelidir.
  • Yangın gözetleme kuleleri arttırılmalı, kulelere kamera kurulmalı ve uzaktan algılama sistemi ile kritik bölgelerde çıkacak yangınların izlenmesi etkin bir şekilde sağlanmalıdır. Çevrimiçi yangın haritası sistemi kurulmalı ve eksiksiz olarak çalıştırılmalıdır.
  • Küresel iklim değişikliği nedeniyle ülkemizde yaşanan ortalama sıcaklıklar artacak buna bağlı olarak benzer felaketler daha sıklıkla ve daha şiddetli olarak yaşanacaktır. Bu gerçeklik doğrultusunda yangın ve diğer felaketlere karşı iklim adaleti esaslı politikalar geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.

Sakarya’daki ağaç kesimini halk durdurdu: Ormanlar yanıyor, bunlar kesim yapıyor

Sakarya Akyazı’ya bağlı Kumköprü Mahallesi Kumköprü Sokak’ta, orman arazisinden geçen ana elektrik hattı direkleri altında başlayan ağaç kesimini bölge halkı durdurdu.

Bölge halkından Halil Yılmaz ise yaşananlara tepki gösterdi ve “Şu anda ormanlar yanıyor, bunlar geliyor benim köyümde kesim yapıyorlar” dedi.

‘Tapularımız iptal edildi’

ANKA‘da yer alan habere göre, tel altı olarak belirtilen kesimin orman arazisinin içine taştığını kaydeden vatandaşlar, olaya tepki gösterdi ve yetkililerle görüşmek istedi. Ancak, konuşacak kimseyi bulamayan bölge halkı, sahaya girdi ve ağaç kesimini engelledi.

Daha sonra ise, Köy Muhtarı Bahri Yılmaz’ın çabalarıyla orman arazisinden çıkıldı.

Bölge halkından Halil Yılmaz, yaşadıklarını şöyle anlattı:

Bu ormanları 250 yıl önce bizim köy halkı, dedelerimiz yetiştirdi. Bu ormanın tapusu olduğu halde Orman İşletmesi güçlü olduğu için 2005 yılında bizim tapuları iptal etti. Bin 500 dönüm orman tapusu vardı, onu iptal etti. Şu anda ormanlar yanıyor, bunlar geliyor benim köyümde kesim yapıyorlar. Bu ormanları benim dedelerim yetiştirdi de bu hale geldi. Orman işletmesi maalesef sahip çıktı, bizden aldı ve tapumuzu iptal etti. Şu anda ise ormanlarımızı kesiyorlar.”

‘Hakkımı helal etmiyorum’

Başka bir bölge sakini olan Hüseyin Dönmez de halk olarak tepkili olduklarını, dedelerinden kalan mirasa sahip çıkacaklarını kaydetti:

Tüm zalimler birleşmiş yıkıyorlar her yanı. Biz de karşılarına dikildik, akciğerimizi söndürmeyeceğiz. Akciğerlerimizi bunlara teslim etmeyeceğiz. Biz halk olarak tepkiliyiz. Dedelerimiz bu işler için yıllarca savaştı. Biz de torunlar olarak dedelerimizin bıraktığı mirasa sahip çıkamıyorsak bize yazıklar olsun. Orman İşletmeye sesleniyorum. Bugün ormanlar yanarken bir tane uçağın yok, yangını söndürecek, helikopter ile ormanı geziyorsun takip ediyorsun. Bir de geliyorsun burada benim ormanımı yıkıyorsun. Ben Kumköprü vatandaşı olarak ve buradaki herkesin adına hakkımı, hukukumu helal etmiyorum. Bizim akciğerimizi alamazsın. Buradaki fabrikaların sesi ve kokusu bize yetiyor, uyuyamıyoruz.”

Kaliforniya’daki Dixie yangını üçüncü haftasında: Binlerce kişi tahliye edildi

Uzun süredir iklim krizinin neden olduğu sıcak dalgalarıyla mücadele eden Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) Kaliforniya eyaletinde yaklaşık üç hafta önce çıkan ve henüz kontrol altına alınamayan orman yangını rüzgarın da etkisiyle daha geniş alana yayıldı.

Kaliforniya’nın kuzey bölgesindeki Butte ve Plumas ilçelerinde başlayan eyaletin en büyük orman yangını 22’inci gününde şiddetli rüzgar etkisiyle tekrar alevlerini artırdı. Bölgedeki birçok yerleşim yeri alevler arasında kaldı.

Sacramento’da binlerce kişi için tahliye emri verildi.

274 bin dönümden fazla alan yandı

Çıkış nedeni henüz net olarak bilinmeyen ve son birkaç günde büyüyen yangın 274 bin dönümden fazla alanı küle çevirirken, alevlerin yalnızca yüzde 35’i kontrol altına alınabildi.

Kaliforniya Orman ve Yangından Koruma Departmanı’ndan (Cal Fire) yapılan açıklamada, 14 Temmuz’dan bu yana devam eden ve “Dixie” olarak adlandırılan yangının eyaletin en büyük orman yangını olduğu belirtildi.

Sputnik’in aktardığına göre açıklamada kuvvetli rüzgarların ve çevredeki sarp arazinin alevleri kontrol altına almayı zorlaştırdığı bildirildi.

20’nin üzerinde bölge tahliye edildi

Kaliforniya tarihindeki en büyük sekizinci yangın olan Dixie yangınına, 4927 itfayeci, 425 itfaiye aracı ve 32 hava aracı ile karadan ve havadan müdahale ediliyor.

Yangının tehdit ettiği 20’nin üzerinde bölge tahliye edilmiş ve bölgede yaşayan kişiler ve hayvanlar için barınaklar oluşturulmuş durumda. 67 yapıyı yok eden yangında can kaybı yaşanmazken yangının tamamen kontrol altına alınması hedeflenen tarihin ise 13 Ağustos 2021 olduğu belirtildi.

Oregon eyaleti de yanıyor

Yılın en kurak sezonunda büyük yangınların çıktığı ABD’nin batı yakasında, Kaliforniya’nın dışında Oregon eyaleti de ülkede yaşanan en büyük orman yangınına sahne oldu.

Bootleg bölgesinde 6 Temmuz’da başlayan yangında, 413 bin dönümden fazla alan tahrip oldu. Hala devam eden yangın yüzde 84 kontrol altına alındı.

Birbirine komşu iki eyalette eş zamanlı çıkan ve hala söndürülemeyen orman yangınları nedeniyle bölgenin hava kalitesi olumsuz etkilendi.

ABD Ulusal Kurumlar Arası Yangın Merkezi, bu yılın başından beri ülke genelindeki 37 binden fazla yangında 3 milyon dönümden fazla alanın kül olduğunu bildirmişti.

Resmi Gazete’de yayımlandı: Bir yılda Somali’ye 30 milyon dolarlık hibe verilecek

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi‘ne göre Somali’ye aylık 2,5 milyon dolar olmak üzere ve 30 milyon doları aşmayacak şekilde hibe verilecek.

Hibenin, Somali’nin mali kuralları, idari düzenlemeleri ve uygulamalarına uygun olarak denetleneceği kaydedildi.

Hibe Anlaşması’nın metni

Yapılan anlaşmada, Türkiye Cumhuriyeti “Donör”, Somali Federal Cumhuriyeti “Alıcı” şeklinde tanımlanırken, şu ifadelere yer verildi:

1. Donör, iç hukuku ve yıllık bütçe ödenekleri çerçevesinde, alıcıya aylık 2.500.000 ABD doları olmak üzere 30.000.000 ABD dolarını aşmayacak şekilde hibe nitelikli bir finansal katkı sağlayacaktır.

2. Alıcı hibeyi bütçe finansmanı ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi amaçları için kullanacaktır.

3. Hibe, alıcının mali kuralları, idari düzenlemeleri ve uygulamalarına uygun olarak denetlenecektir.

 

 

Araştırmaya göre bisikletler kargo araçlarına kıyasla yüzde 60 daha hızlı teslimat yapıyor

Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre elektrikli kargo bisikletleri kargo arabalarına kıyasla yüzde 60 daha hızlı teslimat yapıyor. Kargo arabaları saatte altı paket taşırken, daha yüksek ortalama hıza sahip bisikletler saatte 10 koli taşıyabiliyor.

Araştırmada ek olarak bisikletlerin karbon emisyonlarını dizel minibüslere kıyasla yüzde 90 ve elektrikli kamyonetlere kıyasla üçte bir oranında azalttığı belirtildi. Birçok kentsel alanda halen yasa dışı seviyelerde olan hava kirliliği de önemli ölçüde azaldı.

Trafikten daha az etkileniyor

The Guardian’ın haberine göre, rapor, kargo arabalarının açık yollarda bisikletlerinden daha yüksek hızda seyahat edebilirken, trafik sıkışıklığı ve park yeri arayışı nedeniyle zannedilen kadar hızlı olmadığını gösteriyor.

Kargo bisikletleri trafik sıkışıklığına maruz kalmadan, trafiğe kapalı sokaklarda kestirme yollar kullandığı için hızlı bir çözüm olarak ön plana çıkıyor.

Fotoğraf: Shutterstock

Araştırma nasıl yürütüldü?

Çalışma, Londra merkezinin dokuz mil yarıçapında faaliyet gösteren kargo bisikleti şirketi Pedal Me‘nin GPS verilerini kullandı.

Araştırmacılar, mevsimler boyunca rastgele seçilen 100 gündeki teslimatları, minibüslerin kolileri müşterilere ulaştırmak için izleyecekleri güzergahlarla karşılaştırdı.

Yük bisikletlerinin, sürücülerin tükettiği yiyecekleri hesaba katarken bile, dönem boyunca yaklaşık dört ton CO2 tasarrufu sağladığını buldular.

‘Frene basmamız gerekiyor’

Raporu finanse eden iklim yardım kuruluşundan Hirra Khan Adeogun, pandemiyle birlikte online alışverişin artmasına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Covid-19 karantinaları sırasında ev teslimatlarının hızla arttığını gördük ve bu eğilimin devam etmesi muhtemel. Acilen frene basmamız gerekiyor. Kargo bisikletleri, geride vazgeçmememiz gereken bir seçenek” dedi.

İstanbul’da su tüketimi rekor kırdı: Bir günde 3 milyon 422 bin metreküp su tüketildi

İstanbul‘da su tüketimi 4 Ağustos Çarşamba günü 3 milyon 422 bin metreküp ile yeni rekor kırıldı. Barajlardaki doluluk oranı da yüzde 65.79’a geriledi.

İnsan kaynaklı iklim krizine bağlı sıcak dalgalarının etkili olduğu İstanbul’da su tüketimi rekor kırdı.

Kent genelinde 4 Ağustos Çarşamba günü 3 milyon 422 bin metreküp su tüketildi. Bu rakam bir önceki günde 3 milyon 404 bin metreküp olarak kaydedilmiş ve tüm zamanların rekoru sayılmıştı.

Barajların doluluk oranları geriledi

Barajların doluluk oranı ise bugün itibariyle yüzde 65.79’a geriledi. Barajlarının doluluk oranları 5 Ağustos itibarıyla Istrancalar’da yüzde 33.86, Terkos’ta yüzde 72.28, Sazlıdere’de yüzde 35.98, Alibey’de yüzde 37.03, Büyükçekmece’de yüzde 60.79, Ömerli’de yüzde 93.71, Darlık’ta yüzde 68.04, Elmalı’da yüzde 82.08, Kazandere’de yüzde 32.5 ve Pabuçdere’de yüzde 16.75 olarak kaydedildi.

İstanbul’a su sağlayan baraj ve göletler, 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahipken, su miktarı bugün itibarıyla 572.55 milyon metreküp seviyesinde bulunuyor. İstanbul’a Melen ve Yeşilçay’dan alınan su miktarı ise 2021 yılının başından şu ana kadar 421.93 milyon metreküp oldu.

Milas yolunda siviller ‘Şüphelendim, GBT bakacağım’ diyerek yol kesiyor

Haber: Metin Yoksu

*

Türkiye bir haftadır mücadele ettiği orman yangınlarında belki de en uzun gecesini dün gece yaşadı. Muğla’nın Milas ilçesinde çıkan yangının alevleri Kemerköy Termik Santrali’ne sıçradı.

Ören ve çevre mahallelerinde yaşayan halk için tahliye uyarıları verilirken, sivillerden oluşan iki araç ise keyfi bir şekilde yol kesmeye başladı.

Kimlik toplamak istedi

Yatağan-Milas istikametinde seyir halinde olan araçları “48DT929” plakalı bir arabayı yolun ortasına çekerek durduran ve kendisini “Muharrem Duygu” olarak tanıtan sivil, araçlardaki vatandaşlardan kimliklerini vermelerini istedi.

“Milas’a gideceğiz ve ailemizi tahliye edeceğiz” diyen kişilerin açıklamalarını yeterli bulmayan siviller, kimliklerin verilmesi konusunda ısrarcı oldu. Bunun üzerine tartışma yaşandı.

Ormanı yakmakla suçladı

Kendisine durdurma gerekçesi sorulan Muharrem Duygu cevap olarak o anda 31 plakalı bir araçtaki aileyi göstererek, “Bu araç yabancı plakalı bir araç. Şüphelendim. GBT yapacağım. Belki yangından kaçıyorlar ve ormanı bunlar yaktı nereden biliyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

Duygu, karşı argümanlara ise sık sık “Benim şu anda ormanım yanıyor” şeklinde cevap verdi.

‘Ben vatandaşım, halkım’

Yaptığının suç olduğu hatırlatılan Duygu, “Ben görevimi yapıyorum” şeklinde yanıt verdi. Herhangi bir yetkisi olup olmadığı sorulduğunda verdiği cevap ise şu şekilde: “Ben vatandaşım, ben halkım.”

En başta kimlik kontrolünü kendisi yapmak isteyen Duygu, yaşananların videoya alınmasıyla birlikte önce “polise haber verdim, gelecekler” demeye, daha sonra da “gelin, polise birlikte gidelim” demeye başladı.

İnsanların tepkisi üzerine daha sonrasında yolu açmak zorunda kaldı.