Ana Sayfa Blog Sayfa 1329

Urfa Siverek’teki petrol boru hattı patladı

Urfa‘nın Siverek ilçesinden geçen BOTAŞ‘a ait Batman-Dörtyol petrol boru hattı patladı.

Olay, bugün öğlen saatlerinde Siverek-Şanlıurfa karayolunun 10’uncu kilometresinde meydana geldi. Patlama sonrası boru hattından fışkıran petrol metrelerce yüksekliğe ulaştı. Vatandaşlar, borudan fışkıran petrolü cep telefonlarıyla görüntüledi.

ANKA’nın aktardığına göre jandarma ve itfaiye ekipleri, olası bir patlamaya karşı olay yerinde önlem aldı. Boru hattının patladığı tarla tamamen siyaha büründü.

Patlamanın ardından BOTAŞ yetkilileri bölgeye gelerek incelemelerde bulundu. Patlama, çevresindeki mısır tarlalarına da büyük zarar verdi.

Erdoğan açıkladı: Kastamonu, Sinop ve Bartın afet bölgesi ilan edildi

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, sel felaketinin en fazla etkilediği yerlerden biri olan Kastamonu Bozkurt’u ziyaret etti ve burada selle ilgili açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, “Genel hayata etkili afet bölgesi olarak burayı da ilan ediyoruz. Kastamonu, Bartın ve Sinop” ifadelerini kullandı.

‘Felaketin ilk anından itibaren sizlerle beraberiz’

Cumhurbaşkanı, ABD, Kanada ve Almanya gibi ülkelerin de doğal afetlerle boğuştuğunu, devlet olarak felaketin ilk anından itibaren vatandaşlarla birlikte olduklarını kaydetti:

Bartın’daki kayıp vatandaşımızı arama çalışmaları sürüyor. Yaralı vatandaşlarımızın tedavileri devam ediyor. Dünyanın pek çok yeri gibi ülkemiz de tabii felaketlerle boğuşmaktadır. ABD’si de, Kanada’sı da, Almanya’sı da böyle. Bu tür felaketlerle boğuşuyorlar. Bir felakettir gidiyoruz. Bunlarla boğuşurken en az hasarla bu felaketleri atlatalım.

Ülkemizin güneyinde eşi benzeri olmayan orman yangınları yaşadık. Karadeniz’in doğusunda yaşananları biliyorsunuz. Doğu Karadeniz’de epeyce ilçemizde selin yol açtığı sıkıntılarla mücadele ettik. Kastamonu ve çevresinde yaşanan felaketlerde hayatını kaybeden, zarar gören vatandaşlarımızın üzüntüsü, milletimizin ortak üzüntüsüdür. Devlet olarak felaketin ilk anından itibaren sizlerle beraberiz. AFAD başta olmak üzere Kızılay’ımız da araç gereçleriyle burada. Aşından yemeğine ne gerekiyorsa hepsini yaptık, yapıyoruz, yapacağız.”

Üç il afet bölgesi ilan edildi

Cumhurbaşkanı, Kastamonu, Bartın ve Sinop’un afet bölgesi ilan edildiğini şöyle duyurdu:

Selden etkilenen Ayancık Devlet Hastanesi’ndeki hastaların tamamı diğer hastanelere nakledilmiş veya evlerine ulaştırılmıştır. Öğrenci yurtları hazır tutulmaktadır. Ulaşımı aksayan yerler için alternatif güzergahlar üzerinde çalışılmaktadır. Elektrik kesintisi olan yerler için çalışmalar sürüyor. Su kesintisi yaşanan yerlerde altyapı onarım çalışmaları başladı.

Mobil istasyonlar ihtiyaç duyulan yerlere gönderilmiştir. Hasar tespit çalışmaları 3 ilimizde 120 ayrı ekiple yürütülmektedir. Kredi desteğinden vergi ertelemesine kadar tüm tedbirleri almış durumdayız. Bugüne kadar depremden sele ve yangına kadar yaşamış olduğumuz her hadisede Türkiye’de hiç kimsenin sahipsiz olmadığını dosta düşmana gösterdik. Genel hayata etkili afet bölgesi olarak burayı da ilan ediyoruz. Kastamonu, Bartın ve Sinop.”

‘Bu afetlerden büyük oranda kurtulduk’

ABD’nin Rusya’nın yangınların altında kalkamadığını söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin 20 gün olmadan bu afetlerden büyük oranda kurtulduğunu ileri sürdü:

Bu arada diğer afet bölgelerinde de ifade ettiğim gibi aynısını söylüyorum genel hayata etkili afet bölgesi olarak burayı da ilan ediyoruz. Kastamonu, Bardın ve Sinop. Tabii felaketler ülkelerin ve milletlerin birlik, beraberlik, dayanışma, paylaşma azletlerinin öne çıktığı dönemlerdir. Bu işin siyaseti olmaz. Fakat bakıyorum ki bazı kanallarda siyasetle alakası olmayan tipler çıkıyor.

Tüm bu afetlerin neyi nasıl götürdüğünden haberi olmayanlar çıkıyor. İleri geri konuşuyorlar. Bugüne kadar bir gramlık iş üretmemiş olanlar ileri geri konuşuyorlar. Onların bu şekilde yaklaşımı bizi üzmez. Böyle bir zamanda bir olmamız lazım beraber olmamız lazım iri olmamız lazım diri olmamız lazım, kardeş olmamız lazım milletçe bu milleti ayağa kaldırmamız lazım. Ama onlar bakıyorsunuz hala gelip Erdoğan’a ben nasıl vurayım da ona yara vereyim dertleri bu. Yara veremezsiniz biz bu milletle beraberiz. Milletimizle beraber de bu yola devam edeceğiz. Biz bir ölür bin diriliriz. İnşallah şu afetleri de aşıyoruz aşacağız. İşte Antalya, Manavgat, Burdur her yeri gördünüz. ABD’si Rusya’sı yangınların altından kalkamadılar hala. Biz 20 günü bulmadan buralarda bu afetlerden büyük oranda kurtulduk.”

‘Küllerimizden ayağa kalkacağız’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hasarların onarılması ve zararların karşılanması için yürütülen çalışmaları yakından takip edeceklerini de kaydetti:

Ormanlarımız yandı, bitmedik ki, şimdi 19 senede biz bu ülkede 5,5 milyar fidan değil ağaç diktik. Nasıl diktiysek yine dikeceğiz. Küllerimizden ayağa kalkacağız. Bu işi de biz başaracağız. Dikili bir fidanları yok onların bu ülkede. Şimdi ise konuşuyorlar, ne yangın bölgelerine ne sel bölgelerin giderler. Oturdukları yerden gazel okurlar. İçinden geçtiğimiz şu kritik dönemi başarıyla geride bıraktığımızda artık bu ülkenin ve insanlarının önünde yepyeni bir dönem başlayacaktır.

Ülkemizin kutlu yürüyüşünü baskı, terör, tuzak ve kumpasla engelleyemeyenler son günlerde kin ve nefret siyaseti ile bizi birbirimize düşürmeye çalışıyorlar. İnşallah bu kirli senaryoyu da çöpe atacağız. Hasarların onarılması ve zararların karşılanması için yürütülen çalışmaları yakından takip edeceğiz.”

TMMOB: Sel felaketleri olağan doğa olayları değil. Doğanın sesine kulak verelim

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, (TMMOB) Türkiye’de son zamanlarda yaşanmakta olan sel felaketleriyle ilgili bir basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasında, “Ülkemizde yaşanmakta olan sel felaketleri olağan doğa olayları değildir. Doğanın sesine kulak verelim” denildi.

‘Sel felaketlerinin altyapısı oluşturuldu’

HES projeleri ve barajlarının, imar affının, dere yataklarına göz yumulan yasadışı yapılaşmanın sel felaketlerinin altyapısını oluşturduğu kaydedilen açıklamada, şu ifadelere vurgu yapıldı:

Yaklaşık 2 hafta önce Van’da, ardından geçtiğimiz günlerde Karadeniz bölgesinde, Kastamonu’da, Bartın’da, Sinop’ta ve daha birçok bölgede art arda yaşanan sel felaketleri, can ve mal kayıpları ile sonuçlanmıştır. Yetkililerden gelen açıklamalar, sel felaketlerine yoğun yağışın sebep olduğu yönündedir. Tıpkı yine geçtiğimiz günlerde tüm ülkemizin ciğerlerini küle çeviren orman yangınlarında olduğu gibi, sel felaketlerinde de yetkililerden gelen tek haber, selde evleri yıkılanlar için TOKİ konutları yapılacağını müjdelemek olmuştur.

Oysa bizler, bugün geldiğimiz noktada, her geçen gün sayısı artan afetlerin geri planındaki nedenleri çok yakından biliyoruz. Küresel iklim krizinin etkileri günden güne daha net bir biçimde belirginleşirken ve bu krize karşı kapsamlı ve bütüncül önlemler alınması gerekirken yaklaşık son 15 yıl içinde inşa edilen HES projeleri ve barajları, birbiri ardına özelleştirilen kamu hizmetleri, belirli firmalara dağıtılan ulaşım ve altyapı ihaleleri, meslek odalarının, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının tüm itirazlarına rağmen yürürlüğe konan imar affı, dere yataklarında yıllardır göz yumulan yasadışı yapılaşma ve benzeri ranta odaklanmış kentleşme politikaları ülkenin dört bir yanında meydana gelen sel felaketlerinin altyapısını oluşturmuştur.”

‘Doğanın isyanına kulak verelim’

Açıklamada, sadece seller değil; dolu, orman yangınları, heyelanların da doğayı görmezden gelen iktidar politikaları sonucunda afete dönüştüğü kaydedildi:

Yalnızca seller değil, dolular, orman yangınları, heyelanlar, depremler vb. doğa olayları, doğayı görmezden gelen ve onunla inatlaşan iktidar politikalarının bir sonucu olarak afete dönüşmüştür ve ülkenin dört bir yanında, bugün bizlere doğa ile inatlaşmanın acı sonuçlarını hatırlatmaya devam etmektedir.

Ülkeyi inatla değil, bilimle yönetmenin zamanı çoktan gelmiştir. Doğanın isyanına kulak verelim. Dayatmacı, inatçı, fırsatçı, vahşi kentleşme politikalarının yerine bilimi önceleyen, demokratik, katılımcı, şeffaf, yeni bir politikayı benimsemek, merkezi ve yerel yöneticilerin temel görevi olmalıdır.

TMMOB Şehir Plancıları Odası olarak bilimin önderliğinde, doğayı vahşice tahrip eden ve ekolojik, ekonomik, toplumsal yıkımlara yol açan kentleşme süreçleri ile mücadelemizi sürdüreceğimizi ve sürecin takipçisi olacağımızı bir kez daha hatırlatıyoruz.”

Akbelen’de nöbet sürüyor: ‘Ağaç değil, saç kesiyoruz’ diyen İkizköylüler saçlarını kestirdi

Muğla İkizköy’de yer alan ve termik santrale yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için yok edilmek istenen Akbelen Ormanı’nında bölge halkı tarafından başlatılan nöbet iki ayrı mahkemeden gelen yürütmeyi durdurma kararının ardından da devam ediyor.

Muğla 3’üncü İdare Mahkemesi’nde süren Entegre Tesis ÇED Muafiyeti iptal davası ve Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ndeki orman kesimi iptal davasında yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştı. Kararı sevinç ile karşılayan İkizköylüler ise mahkeme tamamen sonuçlanana ve projeden vazgeçilene kadar nöbetlerini sürdüreceklerini söylemişti.

‘Ağaç değil saç kesiyoruz’

Ancak ilk nöbet alanında jandarmanın karşı çıkması nedeniyle duramayan doğaseverler, nöbetlerine Akbelen Ormanı girişindeki buğday tarlasında devam ediyor.

İkizköy Çevre Komitesi tarafından yapılan açıklamada Ören’de yaşayan Kıvanç Başkan isimli berberin destek olmak için nöbete geldiği belirtildi.

Yapılan paylaşımda “Destek her yerden geliyor. Ören’den berber Kıvanç abimiz de ‘Akbelen için inat ediyoruz. #ağaçdeğilsaçkesiyoruz’ diye gelmiş. Yalnız sıra uzun” ifadeleri kullanıldı.

Bugün nöbet alanında tüm ülkede devam eden sel ve yangın felaketleri ile ilgili bir forum düzenlenecek.

Türkiye ekonomisinin seragazı kırılganlığına dair politika notu yayınlandı

İstanbul Politikalar Merkezi‘nin (İPM) 2020/21 Mercator-İPM Araştırmacısı Ahmet Atıl Aşıcı tarafından kaleme alınan “Türkiye Ekonomisinin Seragazı Kırılganlığı” başlıklı politika notu yayınlandı

Avrupa Yeşil Düzeni’nin açıklanmasıyla beraber Avrupa Birliği (AB) ile ticaret yapan ülkelerde “seragazı kırılganlığı” olarak adlandırılabilecek yeni bir ekonomik kırılganlık kaynağı ortaya çıktı.

Seragazı kırılganlığı nedir?

Seragazı kırılganlığı, sektörel ihracatın seragazı yoğunluğu ve bu yoğunluk kaynaklı olası AB ihracatının düşüşünün o sektör ve ekonomi genelindeki katmadeğer (ekonomik büyüme) ve istihdam (işsizlik) üzerindeki etkilerinin bileşkesi olarak tanımlanabilir.

Bu politika notunda Sınırda Karbon Uyarlaması (SKU) mekanizmasının işleyişi özetleniyor. Sonraki bölümlerde ise Türkiye ekonomisinin seragazı-yoğun sektörlerinin ayrışma-yoğunlaşma seyri ortaya konuluyor.

Sorunlar ve çözüm önerileri

Politika notu “SKU mekanizmasının maliyetlerini asgariye indirmek için seragazı-yoğun sektörlerin AB ortalamasına hızlı bir şekilde yakınsamalarının sağlanması gerekmektedir” vurgusu yapıyor.

Sektörlerin katmadeğer başına emisyon olarak tanımlanmış seragazı-yoğunluklarının AB ortalamasına göre evrilişinin izlendiği raporda ihracat düşüşlerinin sebep olabileceği büyüme ve istihdam etkileri Girdi-Çıktı analizi kullanılarak hesaplanıyor.

Politika notunun son bölümde seragazı-kırılganlığını düşürmeye yönelik politika önerilerine yer veriliyor.

Polonya Parlamentosu’ndan ‘yabancı medya kuruluşlarına yasak’ teklifine onay

Polonya Parlamentosu, ülkede faaliyet gösteren yabancı medya kuruluşlarını yasaklayan, tartışmalı medya yasa tasarısını onayladı. Tasarı, parlamentoda yapılan oylamada 216 hayır oyuna karşı 228 evet oyuyla kabul edildi. Oylamada 10 vekil ise çekimser kaldı.

AP‘nin aktardığına göre, ülkedeki medya kuruluşlarına verilen lisansları düzenleyen yeni yasa, bu lisansların sadece merkezleri Avrupa Ekonomik Alanı‘nda bulunan yabancı şirketlere verilmesini öngörüyor. Yasaya göre, lisans verilecek şirketlerin merkezinin ‘dışarıdaki’ bir kuruluşa bağlı olmaması da gerekiyor.

‘TVN kanalına özel yasa’

Yeni düzenlemenin, Hollanda‘da kayıtlı bir şirket üzerinden ABD’li medya kuruluşu Discovery’e bağlı olan özel TVN kanalını hedef aldığı tahmin ediliyor. TVN24 kanalına da sahip olan TVN, iktidardaki milliyetçi sağ çizgideki Hukuk ve Adalet Partisi‘ne (PiS) yönelik eleştirel yayınları ile biliniyor. Yeni düzenleme ile TVN hisselerinin çoğunu satmak zorunda kalabilir.

PiS lideri Jaroslaw Kaczynski, Parlamento’da yasayı savunuyor.

Yeni düzenlemenin, muhalefetin kıl payı çoğunluğa sahip olduğu Senato’da da kabul edilmesi gerekiyor. Ardından tasarı, Devlet Başkanı Andrzej Duda‘ya gidecek.

Protestolarda gözaltılar oldu

Kabul edilen tasarı, Polonya’daki basın özgürlüğünü ihlal edecek bir girişim olarak değerlendiriliyor. Discovery yaptığı açıklamada, söz konusu yasadan dolayı “oldukça endişeli” olduğunu belirterek, “Polonya’nın demokratik bir ülke olarak uluslararası alanda geleceği ve yatırımcıların gözünde güvenilirliği buna bağlı” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de  söz konusu yasanın “Polonyalıların inşa etmek için uzun zamandır uğraştığı medya ortamını büyük ölçüde zayıflatacağını”, ABD’nin bu konuda “oldukça tedirgin” olduğunu söyledi.

Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli, tasarının ülkedeki bağımsız medya için ciddi bir tehdit olduğunu belirti. Sassoli, Twitter hesabından, “Özgür medya yoksa özgürlük olmaz” dedi.

Haber televizyonu TVN24, pek çok Polonyalı için önemli bir haber kaynağıyken hükümete destek verenler kanalın yanlı ve eleştirel olduğunu düşünüyor.

Polonya hükümeti, medyanın yabancı etkilerden kurtarılmasının “ulusal güvenlik” için önemli olduğunu savunuyor.

Hükümet krizi yarattı

Parlamentodaki oylama öncesinde tasarı ülkede hükümet krizine neden olmuştu. Başbakan Mateus Morawiecki, yasa tasarısına karşı çıkan koalisyon ortaklarından Anlaşma Partisi Başkanı Jaroslaw Govin‘i başbakan yardımcılığı görevinden almış, bunun üzerine parti,  koalisyon hükümetinden çekildiğini açıklamıştı.

Sel felaketinin vurduğu Batı Karadeniz’de bilanço ağırlaşıyor

11 Ağustos’ta Batı Karadeniz’de başlayan şiddetli yağışların neden olduğu sel felaketlerinde bilanço ağırlaşıyor.

AFAD’ın yaptığı açıklamaya göre, sel nedeniyle 20’den fazla kişi hayatını kaybetti. Ancak, sosyal medyada ölü sayısının çok daha fazla olabileceği ifade ediliyor. Çok sayıda insanın da hala kayıp olduğu bilgisi paylaşılıyor.

Yağışın etkilediği üç il olan Kastamonu, Sinop ve Bartın‘da arama-kurtarma çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Selin etkilediği bölgelerden insanları tahliye çalışmaları da devam ediyor.

 

Meteoroloji Genel Müdürlüğü‘ne göre, Türkiye’de de iklim krizi sel ve su baskını gibi afetlerin sayısını her geçen yıl artırıyor.

Türkiye’de 2020 yılında 297 sel olayı meydana geldi. Son 10 yılda her yıl yaklaşık olarak 100 ve daha fazla sayıda sel olayı gerçekleşti.

Faik Öztrak Tekirdağ’da muhtarlarla buluştu: ‘İklim afetleri artıyor, tedbir almalıyız’

Haber: Serap Cömertoğlu İşcan

*

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ve Muratlı ilçe muhtarları ile bir araya geldi.

Orman yangınları ve sel felaketlerine ilişkin konuşan Öztrak, iklim değişikliği nedeniyle Türkiye’nin, aynı kuşakta bulunduğu ülkelerle birlikte riskli bir sürece girdiğini söyledi.

‘Felaketzedelerle pazarlık yapılmasın’

Akdeniz’deki orman yangınları ve Batı Karadeniz’de yaşanan sel felaketlerine karşı hükümetin yaklaşımını eleştiren Öztrak,“Felaketzedelerle pazarlık yapılmasın. 300 senden 200 benden lafları edilmesin. Felaketlerdeki canları geri getirmek mümkün değil ama uğranılan zararın tamamı eksiksiz karşılansın” çağrısında bulundu.

Karadeniz’deki sel felaketinin bir tesadüf olmadığını belirten Öztrak, “Yaşanan sel felaketleri ve bu felaketler sonucunda yitirdiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet yakınlarına sabır diliyorum. Karadeniz’de yaşanan bu sel felaketinin bir tesadüf olamadığını, yaşanan iklim değişikliği sonrası, ülkenin de aynı kuşakta bulunan ülkelerle birlikte çok riskli bir sürece girdi” dedi.

Öztrak, “Hızla iklim değişikliği neticesinde ortaya çıkacak doğa olayları karşısında gereken tedbirleri almamız gerektiğini belirterek başlayayım. Yine altını çizerek söyleyeyim; artık bu çok büyük bir afet” yorumunu yaptı.

Muhtarlar yaşadıkları sorunları anlattı

Öztrak’ın konuşmanın ardından muhtarlar söz alarak bölgelerindeki problemleri aktardı.

Süleymanpaşa ilçesinde gerçekleştirilen toplantıya, Tekirdağ milletvekilleri İlhami Özcan Aygun ve Candan Yüceer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, CHP İl Başkanı Şener Zeynel Saygın, muhtarlar ve basın mensupları katıldı.

FDA, Pfizer-BioNTech ve Moderna aşıları için üçüncü dozu onayladı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), bağışıklık sistemleri zayıf kişilere uygulanmak üzere Pfizer-BioNTech ve Moderna aşılarının takviye dozu olan üçüncü doz için onay verdi.

Onay kararı bugün Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) aşı kurulu tarafından görüşülecek. Karar, kurul tarafından da onaylanırsa hafta sonu takviye doz aşılar uygulanabilecek.

Uzmanlar, iki doz Moderna ve Pfizer aşılarının ya da tek doz Johnson & Johnson aşısının özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış olan bazı insanları yeterince koruyamayacağını belirtti. Her üç aşı da şu anda ABD’de acil kullanım izniyle onaylı durumda.

BioNTech şirketi de bu hafta mevcut aşıya dair yayımlanan güncel raporda, üçüncü doz aşının Delta dahil olmak üzere tüm varyantlara karşı en yüksek koruyucu etkinliği sağladığını duyurmuştu.

BBC‘nin aktardığına göre, FDA’nın kararı organ nakli alıcıları ve kanser hastaları da dahil olmak üzere ülkede yaklaşık 10 milyon kişiyi etkiliyor.

FDA Müdürü: Yeni bir dalgaya girdik  

FDA Müdürü Janet Woodcock ise karara ilişkin yaptığı açıklamada, ABD’nin yeni bir Covid-19 dalgasına daha girdiğini ve bağışıklık sistemi zayıf olabilecek insanların ciddi hastalık riski altında olduklarını söyledi. Woodcock, “Bu yüzden FDA, bu savunmasız grubun üçüncü doz Pfizer-BioNTech veya Moderna aşılarından yararlanabileceğini belirledi” dedi.

Bağışıklık problemi bulunmayan sağlıklı kişiler için iki doz aşının şu an için yeterli olacağını belirten Woodcock, herkes için ilave doz aşıların gerekip gerekmeyeceği ile ilgili kapsamlı çalışmalarının da devam ettiğini belirtti.

Üçüncü dozu uygulayan ülkeler

Türkiye‘de  50 yaş üzeri kişiler ve sağlık çalışanları için üçüncü doz aşılama başladı. İsrail‘de de en az beş ay önce aşılanmış olan 60 yaş üstü kişilere ilave doz aşılar uygulanıyor.

Şili‘de de Çinli Sinovac firmasının ürettiği CoronaVac aşısının üçüncü dozu vurulmaya başlandı.

İngiltere, Fransa ve Almanya ise eylül ayı itibarıyla ilave doz aşı yapmayı planlıyor.

IPCC yazarı uyardı: Emisyonları durdurmazsak gelecekte daha çok sel ve kuraklık yaşanacak

Hükümetlerarası İklim Değişikliği (IPCC) raporu yazarlarından Hamburg Üniversitesi İklim Araştırmacısı Dirk Notz, IPCC tarafından yayınlanan son rapora ilişkin açıklamalarda bulundu.

Raporun iklim değişikliğinin insanların hayatını nasıl etkileyeceğini göstermesi açısından önemli olduğunu belirten Notz, “Gelecek yıllarda karbondioksit salımını çok hızlı bir şekilde durdurmazsak, aşırı hava olayları, seller, kuraklıklar ve sıcaklıklar yaşanacak. Üstesinden gelmemiz gereken daha çok zorluk olacak” uyarısını yaptı.

‘Hızlı bir şekilde harekete geçilmeli’

Raporun çok açık bir mesaj verdiğini belirten Notz, AA’ya yaptığı açıklamada iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarını en aza indirmek için mümkün olduğunca hızlı şekilde harekete geçme zamanının geldiğinin vurguladı.

Notz, iklim değişikliğine karşı insanların elinden gelen her şeyi denemesi gerektiğini belirterek, “Bence tek bir kişinin gerçekten sahip olabileceği en büyük ve en önemli etki politika yapıcılara bu değişikliği istediğini söylemektir. Bu nedenle iklim için güçlü planı olan partilere oy vermenin küresel ısınmayı yavaşlatmak isteyen bir kişinin yapabileceği en büyük ve en güçlü şey olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Eylem varsa umut var

Hala umut olduğuna işaret eden Notz, “Gezegenin her yerinde yaşanan aşırı hava koşullarının, insanların çok rahatsız edici bir iklim durumuna girdiğimizi anlamasına ve neyin tehlikede olduğunu görmelerine yardımcı olacağını umuyorum. Bana çok umut veren ikinci şey, son iki yılda gezegenin her yerindeki hareketle birlikte gördüğümüz değişim” diyerek öğrencilerin başlattığı okul grevlerine dikkat çekti. .

Notz, “Bence, bundan önceki 30 yıl ile karşılaştırıldığında, toplumun son iki yılda bu sorunların farkına varma hali, birlikte hareket ederek küresel ısınmanın kötü sonuçlarından kaçınabileceğimiz konusunda bana çok fazla umut veriyor” ifadelerini kullandı.

‘Önlemler etkisini ilerleyen zamanda gösterecek’

Notz, ülkelerin sanayileşmesi konusunda Avrupa veya ABD’de yapılan hataların tekrarlanmaması gerektiğini belirterek, ülkelerin “fosil yakıt çağını” atlayarak doğrudan “yenilenebilir enerji çağına” geçebileceğini ifade etti.

İklim değişikliği ve küresel ısınmayla ilgili en büyük sorunun sistemin alınan önlemlere nispeten yavaş tepki vermesi olduğunu aktaran Notz, “Gelecek 20 yıl içinde hala bir şeyleri değişebiliriz çünkü şimdi neyi değiştirirsek değiştirelim ancak 20 veya 30 yıl içinde gerçekten ölçülebilir olacak. İklimin korunması söz konusu olduğunda en büyük zorluklardan biri bu.” dedi.

Notz, 2050’de dünyanın nasıl olacağına da değinerek, alınan eylemlere bağlı olarak deniz suyu seviyesinin 20 ila 30 santimetre daha yüksek olabileceğini, sıcaklığın 1,5 derece daha fazla olabileceğini ve daha az buzulun olabileceğini anlattı.

Aşırı hava olayları daha olası

Dünya genelinde yaşanan orman yangınlarını da değerlendiren Notz, orman yangınlarının normal olduğunu ancak hava koşullarının yangınları daha kolay çıkabilir hale getirdiğini aktardı.

Notz, iklim değişikliğinin aşırı doğa olaylarını çok daha olası hale getirdiğinin altını çizdi.