Ana Sayfa Blog Sayfa 1295

Beş turizm kentindeki onlarca taşınmaz için özelleştirme kararı alındı

Çeşme’de 24 taşınmaz 

Kararda, mülkiyeti Maliye Bakanlığı hazinesine kayıtlı İzmir’in Çeşme ilçesinde 24, Muğla’nın Fethiye ilçesinde 1, Marmaris ilçesinde 2, Mersin’in Toroslar ilçesinde 2, Aydın’ın Kuşadası ilçesinde 1 ve Antalya’nın Alanya ilçesinde 1 taşınmazın özelleştirme kapsamına alındığı belirtildi. Bu taşınmazlar, satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçı birlikte uygulanarak özelleştirilecek.

Özelleştirme işlemleri 31 Aralık 2025’e kadar tamamlanacak.

Antalya’da iki kişi caretta carettaların yuvalarına ATV aracıyla girdi: 16 yavru öldü

Antalya‘nın Manavgat ilçesi Sorgun Mahallesi‘ndeki Mendirek bölgesi sahilinde iki kişi yasak olmasına rağmen, dün saat 23.00 sularında ATV araçlarıyla caretta caretta yuvalama sahasına girdi ve yuvaları ezdi. Kendilerini durdurmak isteyen Stefan Feuchtinger isimli kişinin de üzerine araç süren iki fail, daha sonra olay yerinden kaçtı. İki kişinin yakalanması için jandarmanın çalışma başlattığı öğrenildi.

Gönüllünün üzerine ATV sürüldü

Bölgedeki yuvaları koruyan Deniz Kaplumbağaları Akdeniz Fokları Kum Zambakları Koruma ve Yaşatma Derneği (DEKAFOK) Başkanı Seher Akyol ile gönüllüler Stefan Feuchtinger ve Gloria Giraldo, yuvalama sahasına girildiğini görünce iki kişiyi durdurmak istedi.

Gönüllüler ve Seher Akyol’un sahile girmemeleri yönündeki uyarılarına kulak asmayan iki failden biri, ATV’yi Feuchtinger’in üzerine sürdü. İki fail, olayın ardından bölgeden hızla uzaklaştılar.

Olay sırasında bacağından ve kolundan yaralanan Feuchtinger, hastaneye götürülüp tedavi altına alındı.

16 caretta caretta yavrusu hayatını kaybetti

DEKAFOK Başkan Seher Akyol, yaşananları şöyle anlattı:

Önce birinci yuvanın üstünden geçti durdurmaya çalıştık. Durmayınca ikinci yuvaya yöneldi. O arada biz ATV’mize atlayıp peşlerinden gittik. Peşlerinden gidince ikinci yuvanın üzerinden geçtiklerini gördük, yavrular çıkış yapmıştı artık. Alelacele yavruları topladık.”

Akyol, olayın ardından sahile giderek yaptıkları kontrolde iki yuvanın zarar gördüğünü ve 16 caretta caretta yavrusunun da ezildiğini belirlediklerini kaydetti.

‘Bir anda üzerime doğru geldi’

Olayda yaralanan Stefan Feuchtinger ise, ATV’leri durdurmak için bağırdıklarını, sonra bir anda üzerine doğru geldiklerini söyledi:

Caretta carettalar için sahilde yürüyorduk, bu sırada ATV’leri gördük, çok hızlılardı. Yavru carettalar çıkıyordu. Bu nedenle onları durdurmak için ‘durun durun caretta’ diye bağırdık. Durmuşlardı ondan sonra bir anda süratli bir şekilde üzerime doğru geldi. Yan tarafa doğru atladım ve düştüm”

Yetkililerden destek beklediklerini ifade eden DEKAFOK Başkanı ise, “İnşallah böyle bir olay bir daha yaşanmaz, bu bir ders olur. Buradan yetkililere sesleniyorum, lütfen desteklerinizi bizden esirgemeyin, gerekli ne kadar cezai işlem varsa uygulanmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Vegan aktivistler Birleşik Krallık’taki süt ürünleri dağıtım merkezini ablukaya aldı

Birleşik Krallık’taki vegan aktivistler, Buckinghamshire‘da yer alan ve ülkenin süt arzının yüzde 10’unu sağlayan bir süt ürünleri dağıtım merkezini ablukaya aldı.

Bir düzine kadar başka aktivist ise Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) binasını işgal etmeye çalıştı.

Kamyonların girişi engellendi

Yokoluş İsyanı (Extinction Rebellion) bünyesinde faaliyet gösteren Animal Rebellion isimli grup içerisinden 50 aktivist, Aylesbury yakınlarındaki Arla dağıtım merkezinin kapılarını bloke etti.

Aktivistler kamyonların merkeze girmesini engellemek için bambu yapılar ve beton barikatlar kurdu. Eylemciler kendilerini bu yapılara zincirledi.

Yıllık cirosu yaklaşık 10 milyar Euro olan Danimarka merkezli çok uluslu bir gıda şirketi olan Arla’nın 2025 yılına kadar tamamen bitki bazlı gıdalara geçmesini talep eden aktivistler “2025 yılına kadar bitki bazlı” yazılı bir pankart açtı.

İşçiler sahaya giremedi

Eylem hakkında bilgi veren James Özden, aktivistlerin Aylesbury bölgesine yürüyerek geldiğini ve sabah 05.00 civarında kilitli yapıları kurarak eyleme başladıklarını söyledi.

Sabah 09.00’a kadar yaklaşık 10 polis memurunun geldiği eylemde çalışmayı bekleyen işçiler ve şoförler dışarıda kaldı.

‘Metan emisyonları azaltılmalı’

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) yayınladığı son iklim raporuna atıfta bulunan Özden büyük ölçüde hayvan yetiştiriciliğinden kaynaklanan ve iklim değişikliğine neden olan güçlü bir seragazı metan emisyonlarının azaltımı konusunda acil eyleme ihtiyaç olduğunu söyledi.

Özden, “Arla gibi şirketler iklim kriziyle mücadelede öncü olduklarını iddia ediyorlar. Ancak bu büyük çokuluslu şirketler gıda sistemimizi bitki temelli bir sisteme geçirmenin kaçınılmaz ihtiyacı hakkında ciddi bir şekilde konuşmaya başlayana kadar, sözleri boş” ifadelerini kullandı.

Arla, süt ürünlerini mümkün olan en sürdürülebilir şekilde üretmeye kararlı bir çiftçi kooperatifi olduğunu ve 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı planladığını açıklamıştı.

Fotoğraf: Animal Rebellion

Londra Köprüsü’ndeki eylemcilere copla müdahale

Yokoluş İsyanı, iki hafta boyunca şehrin birçok bölümünde eş zamanlı sivil itaatsizlik eylemleri düzenleyeceğini duyurmuştu. Vegan aktivistlerin eyleminin ardından bir grup Londra Köprüsü’nün güney ucunda üstü açık bir araç ile yolu kapattı.

Polis eylemcilere coplarla müdahale etti. Daha öncelerde polis, Yokoluş İsyancılarının işgal eylemlerinde gözaltı yaparken daha dikkatli davranıyordu. Ancak son zamanlarda polis de eylemcilere yönelik tavrını sertleştirmiş durumda.

WWF binası işgal edildi

Yokoluş İsyanı’nın gençlik örgütü XR Youth’tan ve WTF WWF’den (What the Fuck WWF)  bir düzine aktivist ise WWF’nin Woking’teki binasını işgal etti. Eylemciler WWF’nin koruma faaliyetleri sırasında Tanzanya, Kamerun ve Kenya’daki yerli halkları yerinden etmesini protesto ettiklerini söyledi.

Grubun bir sözcüsü, üç aktivistin başlangıçta bir çevreci grubun üyeleri gibi davranarak ofislere erişim sağladığını söyledi. Daha sonra, diğerleri kilitli cihazlar ve gece teçhizatıyla içeri girerken kapıyı açık tuttular. Aktivistler binayı üç gün boyunca terk etmemeyi planlıyor.

Gruptan yapılan açıklamada, “WTF WWF, Tanzanya, Gbabandi, Kamerun Orman Yerli Halkları Platformu ve Kenya’nın Sengwer yerli halkı Masai toplulukları adına işgal ediyor” denilerek WWF’den yerli halkların haklarını korumasını talep etti.

Yokoluş İsyancılarının eylemleri bu hafta boyunca devam edecek.

Brezilya’da koronavirüs kaynaklı ölüm sayısı 580 bini geçti

Brezilya‘da koronavirüs kaynaklı can kaybının 580 bini geçtiği duyuruldu.

Ülke, virüsün en fazla görüldüğü ikinci, en çok vakanın tespit edildiği ise üçüncü ülke konumunda bulunuyor.

Vaka sayısı 20 milyonu aştı

Brezilya Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son 24 saatte 839 kişi daha yaşamını yitirdi. Bu sayıyla birlikte, koronavirüs kaynaklı ölüm sayısı 580 bin 413 oldu.

Ülkede son 24 saatte 24 bin 589 yeni vakanın tespit edilmesiyle de toplam vaka sayısı 20 milyon 776 bin 870’e yükselmiş oldu.

Brezilya’nın ticaret merkezi olan Sao Paulo eyaleti, 4 milyon 262 bin 684 vaka ve 145 bin 836 ölümle ülkenin salgından en çok etkilenen bölgesi oldu.

Ülkede bugüne kadar 150 milyondan fazla kişiye en az bir doz koronavirüs aşısı yapıldı. Ancak, vaka sayılarında artış görülmeye devam ediyor.

Brezilya’da çeşitli çevreler salgının kötü yönetildiğini ve bu durumun sorumlusunun da Devlet Başkanı Jair Bolsonaro olduğunu düşünüyor.

Brezilya Senatosu, 27 Nisan’da salgın döneminde dört sağlık bakanının değiştiği Bolsonaro hükümetinin salgına karşı tutumunu ve ihmalkar davranıp davranmadığını araştırmak üzere komisyon kurmuştu. Eski sağlık bakanlarının da dahil olduğu birçok devlet görevlisi bu komisyonda ifade vermişti.

Türkiye ‘büyüyor’, ücretli ‘küçülüyor’

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan-haziran dönemine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH-büyüme) verilerini açıkladı. Buna göre, GSYH ikinci çeyrekte cari fiyatlarla 1 trilyon 581 milyar 120 milyon TL oldu. Kişi başı gelir ise gerilemeye devam ederek 8 bin 597 dolara indi.

TÜİK rakamlarına göre, Türkiye’nin Dönemsel Gayri Safi Yurt içi Hasılası (GSYH) ikinci çeyrekte yüzde 21.7 büyüdü. Ekonomistlerin beklentisi ise ekonominin yüzde 20’nin üstünde büyüyeceği yönündeydi. Kurum,  ilk çeyrek büyümesini de yüzde 7,2 olarak revize etti. İlk çeyrek büyümesi yüzde 7 olarak açıklanmıştı.

Ayrıca büyümenin bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,9 ile sınırlı kalması dikkat çekti.

Yerleşik hanehalklarının tüketim harcamaları, 2021 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 22,9 arttı. kamu harcamaları 4,2 artarken, yatırımlar 20.3 arttı. İşgücü ödemeleri ise 2021 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36,1artarken, net işletme artığı (karma gelir) ise yüzde 78,2 arttı.

İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın ikinci çeyreğinde yüzde 37,0 iken bu oran 2021 yılında yüzde 32,9 oldu. Net işletme artığı payı ise yüzde 42,8’den yüzde 49,8’e yükseldi.

Finans ve sigorta dışındaki tüm faaliyetlerde artış 

TÜİK’in verilerine göre, GSYH’yi oluşturan sektörlere bakıldığında; en yüksek büyüme yüzde 45.8’le hizmet sektöründe yaşanırken tek düşüş yaşanan faaliyet yüzde 22,7’le Finans ve sigorta faaliyetlerinde yaşandı.

Diğer sektörlerdeki artış ise şöyle:

Sanayi yüzde 40,5, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 32,4, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 32,3, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 25,3, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 8,5, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 3,7, inşaat yüzde 3,1 ve tarım, ormancılık ve balıkçılık yüzde 2,3.

Ücretli kesimin aldığı pay azaldı

TÜİK verilerine göre ekonomi ikinci çeyrekte yüzde 21,7 büyümesine rağmen, ücretli kesimin GSYH’den aldığı pay ise geçen yılın aynı dönemine göre 4 puan azaldı.

Yılın ikinci çeyreği büyüme rakamlarına göre; işgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın ikinci çeyreğinde yüzde 37,0 iken bu oran 2021 yılında yüzde 32,9 oldu. Aynı şekilde milli gelirden kişi başına düşen gelir de azalmaya devam ediyor. 2017’de 10 bin 597 dolar olan kişi başı gelir 2020’de 8 bin 597 dolara kadar geriledi.

Büyüme verilerini yorumlayan ekonomistler ise ikinci çeyrekteki büyüme rakamında baz etkisine dikkat çekti. Ücretlilerin gelirden aldığı payın düşmesi de vurgu yapılan bir diğer nokta oldu.

Büyüme rakamlarını yorumlayan Profesör Fatih Özatay, ücretli kesimin büyümeden aldığı payın azaldığına dikkat çekerek, “Önemli bir büyüme var ama çalışanlar bu büyümeden giderek daha az pay alıyorlar, iyi haber değil” değerlendirmesinde bulundu.

‘Şahlanış ücretlilere yaramadı’

İktisatçı yazar Mustafa Sönmez de, ikinci çeyrek için açıklanan büyüme rakamının ücretlere yansımadığına vurgu yaptı: “Şahlanış, ücretlilere yaramadı. 2020’nin ikinci çeyreğinde işgücünün pastadaki payı yüzde 37 iken, 2021 ikinci çeyreğinde, yani şöyle böyle büyüdük denilen yılda, yüzde 33’e düştü, 4 puan yoksullaştı işgücü. Sanayideki büyüme denilen ise yıllardır tükenen ekipmanın yerine konulması, yeni büyük yatırım yok.”

‘Yoksullaştıran büyüme’

Profesör Veysel Ulusoy ise “Büyüme demek gelir artışı demektir. Sıra paylaşımda… Eğer büyüdüysek!, şimdi sıra paylaşımda yani maaşlara zamda” çağrısı yaptı.

İstanbul’un göbeğinde ekolojik tarım

Kadıköy’de sağlıklı ve temiz gıda üretimine teşvik ve erişim kolaylığı sağlamak için Kadıköy Bostanları projesi hayata geçiyor.

Kadıköy Belediyesi’nin hayata geçirdiği Kadıköy Bostanları projesi, pilot uygulama olarak Fenerbahçe ve Moda’da başlayacak.

Son başvuru 10 Eylül’de

Caferağa Mahallesi, Moda Sağlık Ocağı yanındaki Moda Bostanları’ndan veya Fenerbahçe Mahallesi, Fenerbahçe Parkı’nda bulunan Fenerbahçe Bostanları’ndan ücretsiz yer edinebilmek için Kadıköy Belediyesi internet sitesinde yer alan başvuru formunu 10 Eylül tarihine kadar doldurmak gerekiyor.

Kadıköy ilçe sınırlarında ikamet eden 18 yaş üstü herkesin başvurusuna açık projede, her biri 4,5 metrekarelik 80 adet bostan, ilk başvuru yapan 80 kişiye tahsis edilecek.

Bu kişiler altı aylık süreç içerisinde ekim – dikim yaparak ürünlerini yetiştirecek ve hasadını yapacak. Atalık tohumlarla sağlıklı, organik gıda yetiştirmenin yanı sıra, topluluk olarak yardımlaşma ve paylaşma gibi değerlerin de öne çıkmasını sağlayan bostanlarda bahçe tasarımı, balkon ve arka bahçe tarımı, permakültür gibi eğitimler ve sürdürülebilir film ve belgesel gösterimleri de olacak.

Her mahallede bir bostan

Belediye, bostan kültürünün yaygınlaşması için hayata geçirdiği Kadıköy Bostanları projesini, Kadıköy’ün bütün mahallelerinde yaygınlaştırmayı hedefliyor.

Kadıköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün ekim için tüm hazırlıklarını tamamladığı Fenerbahçe ve Moda bostanlarında yer edinmek için belediyenin web sayfasından 10 Eylül’e kadar başvuru yapmak gerekiyor.

İlk 80 kişinin belirlenmesinin ardından, bostan sahipleri 18 Eylül itibariyle kendilerine tahsis edilen 4,5 metrekarelik alana ekim yapmaya başlayabilecek.

Araştırmaya göre zehirli kimyasallar iç mekân havasını kirletiyor

Yeni bir çalışma, zehirli PFAS bileşiklerinin ev, sınıf ve mağazaların içindeki havayı endişe verici seviyelerde kirlettiğini buldu.

Rhode Island Üniversitesi ve Yeşil Bilim Politikaları Enstitüsü‘nden araştırmacılar, 20 bölgede iç mekan havasını test etti. İncelenen 17 yerde kimyasal maddeler tespit edildi.

The Guardian’dan Tom Perkins’in haberine göre havada taşınan bileşiklerin, halı ve giysi gibi PFAS ile işlenmiş ürünlerden koptuğu ve toza tutunduğu veya kapalı ortamda serbestçe yüzdüğü düşünülüyor.

Üçüncü bir yol kimyasal soluma

Uzmanlar daha önce insanların PFAS’a maruz kalma yollarının gıda ve su olduğunu düşünüyordu. Ancak yeni çalışma insanların zamanlarının yüzde 90’ını iç mekanlarda geçirdiğine dikkat çekti. Bulgular kimyasal solumanın muhtemel üçüncü yol olduğunu belirtiyor.

Çalışmanın ortak yazarlarından kıdemli bilim insanı Tom Bruton, bu üçüncü yol için “PFAS’a maruz kalmanın hafife alınan ve potansiyel olarak önemli bir kaynağı” yorumunda bulundu.

PFAS nedir?

PFAS veya per- ve polifloroalkil maddeler; ürünleri suya, lekeye veya ısıya dayanıklı yapmak için kullanılan yaklaşık 9 bin bileşikten oluşan bir sınıf.

Çok etkili oldukları için kimyasallar düzinelerce endüstride kullanılıyor ve leke koruyucular, halılar ve ayakkabılar gibi binlerce günlük tüketici ürününde bulunuyor.

Tekstil üreticileri bunları su geçirmez giysiler üretmek için kullanıyor. Ayrıca zemin cilalarında, yapışmaz pişirme kaplarında, gıda ambalajlarında, kozmetik ürünlerinde, yangın söndürme köpüğünde ve çok daha fazla üründe yer alıyor.

Ciddi sağlık sorunları ile bağlantılı

PFAS, doğal olarak parçalanmadığı için “sonsuza kadar kimyasallar” olarak adlandırılıyor. İnsanlar da dahil olmak üzere hayvanlarda birikiyor ve kanser, doğum kusurları, karaciğer hastalığı, tiroid hastalığı, bağışıklığın azalması, hormon bozulması ve bir dizi başka ciddi sağlık sorunuyla bağlantılı.

Kimyasallar o kadar yaygın olarak kullanılıyor ki havadaki tüm PFAS’ların nereden geldiğini kesin olarak söylemek zor. Ancak yeni çalışma kimyasalların bazı bölgelerdeki halılarda ve giysilerde de varlığını tespit etti.

Çevre Bilimi ve Teknolojisi’nde salı günü yayınlanan çalışmada, havayı kontrol etmek için yeni bir PFAS ölçüm tekniği kullanıldı. Birkaç anaokulu sınıfında özellikle yüksek seviyeler kaydedildi.

En yaygın türe dikkat çekildi

Ayrıca, çalışmanın tespit ettiği PFAS türleri de dikkate değer. En yaygın olanı, zemin cilalarında, leke koruyucularda ve gıda ambalajlarında kullanılan bir bileşik olan 6:2 FTOH.

Endüstri daha önce 6:2 FTOH’nin güvenli olduğunu iddia etmişti. Ancak şu anda bilim dünyası ve federal kurumlar 6:2 FTOH ile böbrek hastalığı, kanser, nörolojik hasar, gelişim sorunları, benekli dişler ve otoimmün bozukluklar arasında ilişki olduğunu belirtiyor.

Araştırmacılar genç hayvanlar ve kimyasallara maruz kalan anneler arasında daha yüksek ölüm oranları da buldu.

Tehlikeli maddenin üretimi sürüyor

Yeni çalışma ayrıca, ABD’deki büyük PFAS üreticilerinin çok tehlikeli olduğu için üretimden aşamalı olarak vazgeçtiklerini iddia ettikleri bir bileşik türü olan yüksek seviyelerde 8:2 FTOH buldu.

Varlığı, tüm şirketlerin bunu aşamalı olarak kaldırmadığını veya kimyasalın aşamalı olarak kaldırılmadığı ülkelerde üretilen ürünlerde olduğunu gösteriyor.

İçişleri Bakanlığı’ndan ‘PCR testi’ genelgesi

Genelgede, başta öğretmenler olmak üzere, eğitim personeli, kantin çalışanları ile öğrenci servislerinin şoför ve rehber personeli gibi öğrencilerle bir araya gelecek görevlilerden aşı olmamış ya da daha önce hastalık geçirmemiş olanlardan haftada iki kez PCR testi ile taranmalarının isteneceği, PCR testi sonuçlarının okul idareleri tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacağı belirtildi.

Salgınla mücadelenin başarılı bir şekilde sürdürülmesi,  kalıcı ve sürdürülebilir normalleşmenin sağlanmasında aşılamanın büyük önem taşıdığına vurgu yapılan genelgede, aşıya karşı tereddüt içerisinde olan kesimlerin kaygı ve tereddütlerini gidermeye yönelik bilgilendirme ve rehberlik faaliyetlerine ağırlık verilmesi istendi.

Toplu alanlarda 18 yaş üzerine zorunlu

Genelgede, 6 Eylül Pazartesi’den itibaren aşı süreci tamamlanmayan veya hastalığı geçirmemiş 18 yaş üstü kişilerin kişilerin, konser, sinema ve tiyatro gibi vatandaşların toplu olarak bulunduğu faaliyetlere katılımında ya da uçak, otobüs, tren veya diğer toplu ulaşım araçlarıyla yapacağı şehirler arası seyahatler için negatif sonuçlu PCR testinin zorunlu olduğu bildirildi.

Genelgede, şu bilgilere yer verildi:

Başta öğretmenler olmak üzere, eğitim personeli, kantin çalışanları ile öğrenci servislerinin şoför ve rehber personeli gibi öğrencilerle bir araya gelecek kişilerin/görevlilerin aşılı/geçirilmiş hastalık durumunda (Kovid-19 hastalığı sonrası bilimsel olarak bağışık kabul edilen süreye göre) olmamaları halinde, bu kişilerden haftada iki kez PCR testi ile taranmaları istenilecek. Sonuçlar okul idaresi tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacak.

PCR negatif test zorunluluğu istenilen alanlara (okul, sinema, tiyatro, konser vb.) girmek isteyen ya da şehirler arası toplu taşıma araçlarını (uçak, tren, otobüs vb.) kullanacak kişiler, aşılama süreçlerinin tamamlanmış veya hastalığı geçirmiş kişi durumunda olup olmadığını Hayat Eve Sığar (HES) uygulaması üzerinden kontrol ederek PCR negatif test raporu almaları gerekip gerekmediğini öğrenebilecek. Aşı süreci tamamlanmayan veya hastalığı geçirmemiş kişilerden, belirli alanlara girişte (okul, sinema, tiyatro, konser vb.) ya da şehirler arası toplu taşıma araçlarını (uçak, tren, otobüs vb.) kullanma sırasında istenilecek PCR negatif test sonucu 18 yaş ve üzeri vatandaşlar için uygulanacak.”

Araştırma: Dünyadaki ağaç türlerinin en az yüzde 30’u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

Birleşik Krallık‘ın başkenti Londra merkezli bir kurum olan Uluslararası Botanik Bahçelerin Korunması‘nın (BGCI) hazırladığı rapora göre, dünyada ağaç türlerinin en az yüzde 30’u vahşi doğada yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bununla birlikte, yüzlerce ağaç türünün de yok olmaya çok yakın olduğu kaydedildi.

Raporda, 185 ağaç türüne sahip Türkiye’de türlerin yüzde 7’sini oluşturan 13 türün tehdit altında olduğu da kaydedildi.

Çevre aktivistleri, ormansızlaşma, ağaç kesimi ve iklim krizi tehditlerine karşı ağaç türleri için acil koruma çağrıları yapıyor.

142 tür çoktan yok oldu

BBC Türkçe‘de yer alan habere göre, “Dünya Ağaçlarının Durumu” ismi verilen raporda, tüm dünyadaki toplam 58 bin 497 ağaç türü içerisinde 17 bin 510 türün büyük risk altında olduğu ve 142 türün ise çoktan yok olduğu kaydedildi.

442 ağaç türü de 50’den daha az ağaca sahip.

Yok olma tehlikesi altındaki ağaç türleri, tehdit altındaki memeliler, kuşlar, amfibiler ve sürüngenlerin toplam sayısının iki katını oluşturuyor.

BGCI’dan Dr. Malin Rivers, “Gezegenimizde yaklaşık 60 bin ağaç türümüz var. İlk kez hangi ağaç türlerinin nerede olduklarını, hangi tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını ve korumak için nelere ihtiyaç duyduklarını biliyoruz” açıklamasında bulundu.

En fazla ağaç türünün risk altında olduğu ülke Brezilya

Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği‘nin Küresel Ağaç Uzmanları Grubu‘nun eş başkanı Sara Oldfield ise sağlıklı bir dünya için ağaç tür çeşitliliğine ihtiyaç olduğunu kaydetti ve “Her ağaç türünün kendine özgü bir ekolojik rolü var. Dünyadaki ağaç türlerinin yüzde 30’unun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olması sebebiyle koruma eylemini acilen artırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

En fazla ağaç türünün risk altında olduğu ülkelerin başını bin 788 tür ile Brezilya çekerken, onu Endonezya, Malezya, Çin, Kolombiya ve Venezuela takip ediyor.

Tehdit altındaki türlerin en yüksek oranı Tropikal Afrika‘da bulunuyor. Daha düşük ağaç çeşitliliğine sahip Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika‘nın ılıman bölgeleri ise nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ağaç türlerinin en düşük oranına sahip.

Ağaçlar neden yok oluyor?

Ağaçların yok olmasına sebebiyet veren en büyük tehdidin mahsül için yapılan orman temizliği olduğu belirtiliyor. Bu durum türlerin yüzde 29’unu etkiliyor.

Orman temizliğiyle birlikte, yüzde 27’lik oran ile tomrukçuluk, yüzde 14’lük oran ile hayvan otlatma veya çiftçilik için temizleme, yüzde 13’lük oran ile de ağaç geliştirme için yapılan temizlik ve yangınlar diğer tehditler arasında gösteriliyor.

İklim krizi, şiddetli hava koşulları ve deniz seviyesinin yükselmesi de ağaç türlerinin yok olmasına neden olan diğer etkenlerden.

Ağaç türlerini korumak için atılacak adımlar

Raporda, ağaçların yok olmaması için bazı önerilerde bulunuyor. O öneriler ise şöyle:

  • Mevcut ormanları korumak ve korunan alanları genişletmek. (Şu anda tüm ağaç türlerinin en az yüzde 64’ü korunan bölgelerden en az birinde bulunuyor olabilir.)
  • Tehdit altındaki türleri bir gün doğaya geri döndürülebilecekleri umuduyla botanik bahçelerinde veya tohum bankalarında tutmak. (Şu anda tüm ağaçların yaklaşık yüzde 30’u bu şekilde yedekleniyor.)
  • Nadir ve tehdit altındaki türler de dahil olmak üzere, ağaçlandırma ve ağaç dikme planlarının bilimsel olarak, doğru yerde doğru ağaçla gerçekleştirilmesini sağlamak için eğitim verilmesi.
  • Ağaçların korunması için ayrılan ödeneklerin artırılması.

Kütahya Valiliği: Depremde 15 binada hasar tespit edildi

Kütahya Valisi Ali Çelik, dün yaşanan ve merkez üssü Altıntaş ilçesi Aydınlar mevkii olan 4.9 büyüklüğündeki depremde 15 binada zarar tespit edildiğini açıkladı.

Kütahya Valisi  ile birlikte İl Jandarma Komutanı Murat Kırbaç, İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç, Altıntaş Belediye Başkanı Arif Teke ve kurum müdürleri depremden en çok etkilenen Aydınlar, Beşkarış ve Genişler köylerinde incelemelerde bulundu.

11 çadır kuruldu

Çalışmaları inceleyip geçmiş olsun dileklerini ileten Vali Çelik, “Devletimiz tüm imkanlarıyla vatandaşının yanında” ifadelerini kullandı.

Yerin 12,07 kilometre derinliğinde meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen 5 büyüklüğündeki depremde can kaybının olmamasının sevindirici olduğunu söyleyen Vali Ali Çelik, 15 ağır hasarlı bina tespit edildiğini ve 11 çadır kurulduğunu dile getirdi.

Çelik, AFAD, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Türk Kızılay ekiplerinin bölgedeki çalışmalarına devam ettiğini sözlerine ekledi.