Ana Sayfa Blog Sayfa 1296

Meteoroloji Genel Müdürlüğü sağanak yağışlara karşı uyardı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, gök gürültülü sağanak yağışlara karşı uyarıda bulundu.

Ankara, Çankırı, Kırıkkale, Eskişehir‘in doğusu, Kastamonu, Karabük, Bolu‘nun doğusu ve Çorum çevrelerinde yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiği belirtilip, sel ve su baskınlarına karşı tedbirli olunması yönünde uyarılar yapıldı.

Cuma günü Doğu Karadeniz’de etkili olacak

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, yağışların cuma günü de Doğu Karadeniz kıyılarında etkili olmasının beklendiği kaydedildi:

Yapılan son değerlendirmelere göre; serin ve yağışlı havanın önümüzdeki günlerde ülkemizin kuzey ve iç kesimlerini etkilemesi bekleniyor. 01.09.2021 Çarşamba günü Ankara’nın kuzey kesimleri ile Çankırı, Karabük, Kastamonu ve Çorum çevrelerinde yerel kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlar bekleniyor.

Sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların 02.09.2021 Perşembe günü Karadeniz kıyılarında kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli; Rize ile Artvin’in kuzey kesimlerinde şiddetli ve yer yer aşırı; 03.09.2021 Cuma günü ise Doğu Karadeniz kıyılarında kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli olacağı tahmin ediliyor.”

Hava sıcaklıkları düşecek

Açıklamada, hava sıcaklıklarının yarından itibaren hissedilebilir derecede azalacağı da ifade edildi:

Mevsim normallerinin 3 ila 8 derece üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının 02.09.2021 Perşembe gününden itibaren hissedilir derecede azalarak ülkemizin büyük bir bölümünde mevsim normallerinin 2 ila 6 derece altına ineceği; Akdeniz Bölgesinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Kuvvetli yağışların meydana getirebileceği olumsuzluklara karşı ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları; Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yayınlayacağı güncel tahmin ve uyarıları takip etmeleri önem arz etmektedir.”

ABD’nin son askeri Afganistan’dan çekildi: Kabil Havalimanı’nın kontrolü Taliban’da

Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) Afganistan‘dan çekilme sürecinin tamamlamasının ardından başkent Kabil‘deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı‘nın kontrolü Taliban‘a geçti.

ABD’nin ülkeden çektiği son asker, Tümgeneral Chris Donahue oldu. Afganistan topraklarından ayrılan son ABD askeri olarak tarihe geçen Donahue’nin, Kabil Havalimanı’nın Taliban kontrolüne geçtiği dakikalarda önüne bakarak uçağa tek başına yürürken çekilmiş fotoğrafı, Washington‘ın 20 yıl süren işgaline son verişinin simgesi oldu.

‘Kaotik sonun kalıcı görüntüsü’

Afganistan’dan kalkan son C-17 Amerikan kargo uçağının içinden gece görüşü kamerasıyla çekilmiş fotoğrafı, ABD Savunma Bakanlığı tarafından sosyal medyada paylaşıldı. Amerikan basını, son uçakta Donahue ile ABD’nin Kabil Büyükelçisi Ross Wilson dahil toplamda beş ABD’linin bulunduğunu yazdı.

CNN televizyonu, bu fotoğrafın ‘yaklaşık 20 yıl süren savaşın törensiz ve kaotik sonunun kalıcı görüntüsü’ olacağı yorumunu yaptı.

Biden: ABD, 20 yıllık savaşını bitirdi

ABD Başkanı Joe Biden, ABD ‘nin Afganistan’dan çekilme sürecinin tamamlanmasının ardından Beyaz Saray‘da bir konuşma yaptı.

Konuşmasına “Geçen gece Kabil’de, ABD Afganistan’daki 20 yıllık savaşını bitirdi. Bu, ABD tarihindeki en uzun savaştı” sözleriyle başlayan Biden, ABD’nin 120 binden fazla kişiyi tahliye ederek tarihindeki en büyük hava yolu tahliyesini de gerçekleştirdiğini vurguladı.

ABD’nin 5 bin 500 ABD vatandaşını ülkeden çıkardığını, içeride 100-200 civarı kaldığını söyleyen Biden, “Sonuç olarak Afganistan’dan ayrılmak isteyen ABD’lilerin yüzde 90’ını tahliye ettik. Kalanlar için son bir tarih yok. Çıkmak isterlerse onlara yardım edeceğiz”dedi.

‘Sonu gelmeyen savaşı uzatmayacağım’

Göreve geldiğinde Taliban’ın 2001’den bu yana askeri olarak en güçlü pozisyonunda olduğunu kaydeden Biden, kendisine çıkmak ya da gerginliği tırmandırmak arasında iki seçenek kaldığını belirtti.

Biden, “Ben bu sonu gelmeyen savaşı uzatmayacağım, sonu gelmeyen çıkışı uzatmayacağım. Ordumuzun Kabil Havalimanındaki operasyonları bitirmesi, sivil ve askeri danışmanlarımın ortak tavsiyesiydi” ifadelerini kullandı.

Havalimanı için Türkiye’den destek

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Taliban’la yapılan görüşmelerde örgütün Türkiye’nin altı yıldır yürütmekte olduğu havalimanının işletilmesi konusunda destek istediğini söylemişti.

TSK askerinin çekilmesinin ardından havalimanı işletmesine devam edilebileceğini dile getiren Kalın, “Sivil uzmanlarımız havalimanı için destek verebilir. Bununla ilgili müzakereler devam ediyor. Bunu Türkiye’nin devam ettirmesi konusunda bir irade de ortaya koyuyorlar” demişti.

SADAT mı koruyacak?

Birgün’den Erk Acarer tarafından kaleme alınan makalede Middle East Eye adlı haber sitesinin iki ayrı kaynağa dayandırdığı haberine atıfta bulunarak havalimanı korumasının SADAT tarafından üstlenilebileceğine dikkat çekiliyor.

“Habere göre Ankara, Taliban’ı Afganistan’ın meşru iktidarı olarak tanıyacak, havalimanı işletmesi Türkiye ile Katar’ın oluşturdukları ortak konsorsiyum ile sağlanacak ve güvenliğinden, ‘çalışanları eski asker ve polis olan’ özel bir güvenlik şirketi sorumlu olacak” ifadelerini kullanan Acarer, “Haber, özel bir güvenlik şirketi diyerek adeta SADAT’ı tarif ediyor” yorumunu yapıyor.

SADAT hakkında

SADAT olarak bilinen Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. 28 Şubat 2012 tarihinde emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ve 23 emekli subay ve astsubay tarafından kuruldu.

El Nusra örgütüne silah taşıdığı ve 15 Temmuz darbe girişimindeki rolü üzerine iddialarla gündeme gelen SADAT kendisini “savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren şirket” olarak tanımlıyor.

Resmi internet sayfasında misyonları ise “İslam Ülkeleri arasında savunma ve savunma sanayi işbirliği ortamı oluşturmak ve İslam Dünyasının kendine yeterli bir askeri güç olarak da Dünya Süper Güçleri arasındaki hak ettiği yeri almasına yardımcı olmaktır” şeklinde tanımlanıyor.

A Milli Kadın Voleybol Takımı Avrupa Şampiyonası’nda yarı finalde 

A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2021 CEV Avrupa Şampiyonası çeyrek finalinde Polonya’yı 3-0 yendi ve yarı finale yükseldi.

Polonya’ya karşı ilk seti 25-18 kazanan Türkiye, ikinci seti 25-14 ve üçüncü seti de 25-23 aldı.

Yarı final rakibi bugün belli oluyor

Milli takım, şampiyonada Romanya, Ukrayna, İsveç, Finlandiya, Hollanda ve Çekya‘yı yenerek çeyrek finale namağlup gelmeyi başarmıştı.

A Milli Kadın Voleybol Takımı, bugün oynanacak SırbistanFransa maçının kazananıyla yarı finalde karşılaşacak.

Yarı final karşılaşması 3 Eylül Cuma günü TSİ 18.00’de Sırbistan’ın başkenti Belgrad‘ta oynanacak.

Türkiye’de kentler iklim mücadelesinde yolun başında

350.org Türkiye’nin 24 yerel yönetimi mercek altına alan “İklim İçin Kentler: İzleme & Değerlendirme Raporuyayınlandı.

Rapor, Aralık 2019’da Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşen İklim İçin Biz Varız deklarasyonuna imza atarak iklim krizine karşı somut adımlar atmayı taahhüt eden 6 büyükşehir belediyesi, 4 il belediyesi ve 14 ilçe belediyesinin gerçekleştirdikleri iklim eylemlerine odaklanıyor.

Kimler yer alıyor?

İklim İçin Biz Varız deklarasyonuna imza atan yerel yönetimler şöyle:

  • Büyükşehir Belediyeleri: Adana, Ankara, Aydın, Bursa, Erzurum, İzmir
  • İl Belediyeleri: Bolu, Edirne, Rize, Tunceli
  • İlçe Belediyeleri: Acıpayam, Tepebaşı, Avcılar, Beşiktaş, Kadıköy, Sarıyer, Sultanbeyli, Bornova, Çiğli, Karşıyaka, Fethiye, Çerkezköy, Bodrum, Ayvalık
İzmir’de büyük yapılarda Yağmur Suyu Hasadı ve Yeşil Çatı uygulaması.

Azaltım ve uyum eylemlerinde öne çıkanlar

İzleme ve değerlendirme raporunda yerel yönetimlerin gerçekleştirdikleri azaltım ve uyum eylemlerinde öne çıkanların derlenmesinin yanı sıra belediyelerin yaşadığı zorluklar ve engeller değerlendiriliyor.

Doğa temelli çözümler, dönüştürücü uyum gibi dünyadaki farklı kentlerin alternatif arayışları ile kentsel adil iyileşme vizyonu raporda gündeme getirilen diğer konuları oluşturuyor.

Yerel yönetimler yolun başında

Rapor, yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik icraatlarının krizin aciliyetine cevap verecek nitel ve nicel düzeyin gerisinde kaldığının altını çiziyor.

Bu raporun hazırlanma sürecinde 24 yerel yönetim temsilcisiyle gerçekleştirilen görüşmelerde Covid 19 pandemisi, iklim kriziyle mücadeleyi sekteye uğratan önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Hedeflere ulaşmanın önündeki engeller

Öte yandan belediyelerin dikey ve bürokratik bir idari yapıya sahip olması, kapasite yetersizliği, birimler arası koordinasyon ve eşgüdümün sağlanamaması, katılımcılık mekanizmalarının yeterince işletilememesi gibi yapısal sorunlar yerel yönetimlerin hedefleri yüksek iklim eylemlerini gerçekleştirmeleri önündeki en büyük engeli oluşturuyor.

Yerel yönetimler iklim eylemine yönelik olarak her ne kadar bazı iyileşmeleri ve düzenlemeleri hayata geçirmeye başlasalar da, karşılaştıkları sorunlar eylemlerin hızının ve kapsamının yeterli seviyede olmasını engelliyor.

Erzurum’da Büyükşehir GES projesi

‘Yeni bir kent anlayışına ihtiyacımız var’

Raporun yazarı Baran Alp Uncu, iklim krizi çağında kentlerin aşırı hava olaylarına ve afetlere karşı gün geçtikçe daha fazla kırılganlaştığını belirtiyor, adil iyileşme programlarının önemine değindi:

“Her ne kadar raporda 24 yerel yönetime odaklanıyor olsak da, altını çizdiğimiz zorlukları ve engelleri Türkiye’deki tüm belediyeler yaşıyor. İklim kriziyle gerçekten mücadele edeceksek öncelikle yerel yönetimlerin önündeki yapısal engelleri aşmamız şart. Bir diğer nokta, iklim değişikliğine bağlı aşırı hava olaylarıyla gün geçtikçe daha sık karşılaştığımız gerçeği. Plansız yapılaşma, yanlış arazi kullanımı, altyapı yetersizliği gibi sorunlar iklim krizi çağında kentlerimizi daha kırılgan hale getiriyor. Son olarak Covid – 19 pandemisi ve iklim krizini aynı anda yaşayan kentlerin krizleri tek tek ele alma lüksü yok. Çözüm krizlere karşı dirençli, iklim dostu, bölüşüm, tanınma ve katılım adaletini sağlayan yeni bir kentsel anlayışta yatıyor. Gerek Küresel Kuzey’deki, gerek Küresel Güney’deki kentlerde adil iyileşme programlarını hayata geçirerek eş zamanlı krizlerle mücadele eden yerel yönetim örnekleri mevcut. Ancak bu yönde atılacak adımlarda sorumluluk sadece yerel yönetimlerde değil. Kentlerin kendine özgü ihtiyaçlarını gözeterek üst politikayı belirleyecek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na da çok iş düşüyor.”

Öne çıkan iklim eylemleri

Raporda incelenen yerel yönetimlerin icraatlarından öne çıkan bazı iklim eylemleri şöyle:

  • Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin güneş enerjisi santrallerinde 5 MW elektrik üretim kapasitesine ulaşıldı. Ayrıca Hınıs ilçesinde 2,5 MW kapasitede güneş enerjisi santrali inşaatı planlanmakta.
  • Bursa Büyükşehir Belediyesi metro istasyonlarının çatısına güneş enerjisi panelleri kurmaya başladı. Toplam 30 metro istasyonunda gerçekleştirilecek proje kapsamında metro istasyonlarında kullanılan elektriğin yarısının güneş enerjisinden elde edilmesi planlanıyor.
  • İzmir Büyükşehir Belediyesi, kurmakta olduğu güneş enerjisi santrallerinin yanı sıra uyum çalışmalarına da odaklanıyor. Belediye, imar yönetmeliğinde yaptığı değişiklikle bin metrekarenin üzerinde yeni yapılan binalarda yağmur suyu hasadını, 60 bin metrekarenin üzerindeki yapılarda ise yeşil çatı uygulamasını zorunlu kıldı.
  • Kadıköy Belediyesi’nin yürüttüğü “İklim Uyum Sürecinde Toplumsal Direncin Artırılması Projesi”nde, ilçedeki kırılgan durumda olan nüfusun (yaşlılar, engelliler, çocuklar, kronik hastalığı olanlar) iklim değişikliği, afetler, sıcak dalgaları ve hava kirliliğinde zarar görebilirliğini en aza indirmek için “Çevre İzleme ve Erken Uyarı Sistemi” kurulması hedeflenmekte.
  • Ankara Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliğiyle yürütülen ortak bir proje kapsamında Kuşcağız Aile Yaşam Merkezi’ne güneş enerjisi sistemi kurdu. Yıllık 175 bin KW saat enerji üretim kapasitesine sahip GES sayesinde yıllık 150 bin TL civarında tasarruf yapılması bekleniyor.

Belediyelerin azaltım ve uyum kapsamında hayata geçirdikleri veya temellerini attıkları diğer projelere ve yatırımlara rapor üzerinden ulaşabilirsiniz.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde İstanbul Bakırköy ve Eskişehir’de eylem yasağı

1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle düzenlenecek bazı etkinlikler öncesi iki ilden eylem yasağı kararı geldi.

İstanbul Bakırköy Kaymakamlığı beş gün, Eskişehir Valiliği ise 15 gün süreyle toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasakladıklarını duyurdu.

‘Herhangi bir etkinliğe müsaade edilmeyecek’

Bakırköy’de 5 Eylül Pazar günü düzenlenecek miting öncesi, Bakırköy Kaymakamlığı ilçe genelinde 2-6 Eylül tarihlerinde her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve oturma eylemi gibi faaliyetleri yasaklama kararı aldı.

Kaymakamlık tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısı ile çeşitli siyasi parti, sivil toplum kuruluşları ve bazı illegal yapılanmalar tarafından, ilçemizde 05 Eylül 2021 tarihinde toplantı, gösteri yürüyüşü vb. etkinlikler düzenlenmesi için faaliyetler yürütüldüğü anlaşılmıştır.

01 Eylül 2021 Çarşamba günü İlçemizde düzenlenmek istenilen etkinliklere Kaymakamlığımızca izin verileceği, sonraki günlerde bu mahiyette yapılacak herhangi bir etkinliğe müsaade edilmeyeceği bildirilmiş ise de; sosyal medya ve çeşitli iletişim mecralarında 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırı eylem çağrılarının devam ettiği görülmüştür.

Kanuna aykırı eylem ve faaliyetlerle suç işlenmesinin önlenmesi, meydana gelebilecek olaylar ve telafisi mümkün olmayan sonuçların doğmasına engel olunarak, huzur ve güvenliğin, kamu düzeni ve kamu esenliğinin korunması amaçlarıyla Bakırköy İlçesi genelinde 02-06 Eylül 2021 tarihleri arasında her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, oturma eylemi vb. faaliyetler 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu uyarınca yasaklanmıştır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Kamu kurum ve kuruluşları yasaktan muaf

Eskişehir Valiliği ise 1 Eylül günü de dahil olmak üzere, 15 gün boyunca kamuya açık alanlarda her türlü protesto, yürüyüş ve oturma eylemi gibi etkinlikleri yasakladı.

Valilik ve Kaymakamlıklarca düzenlenmesi uygun görülenler ile kamu kurum, kuruluşlarının yapacağı resmi törenler ve basın açıklamalarını yasaklardan muaf tutan Eskişehir Valiliği, bunların dışında kamuya açık alanlarda yapılması planlanan her türlü etkinliği yasakladıklarını kaydetti:

Son günlerde ülkemiz gündemindeki konular ile ilgili olarak, özellikle sosyal medya platformlarında dezenformasyon çalışmalarının yapıldığı, toplumda farklı görüşteki grupların karşı karşıya gelmesi durumunda çıkartılması muhtemel olaylar ile kamu huzuru ve genel asayişin bozulabileceği, özellikle açık yer toplantılarına katılacaklar da dâhil olmak üzere, halkın huzur ve güvenliğinin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, genel sağlığın ve genel ahlakın, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasının zafiyete uğrayabileceği değerlendirilmektedir.

Covid-19 virüsünün mutasyona uğrayan yeni varyantları sonrasında artan bulaşıcılığıyla birlikte, salgının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riski yönetme ve hastalığın yayılım hızını kontrol altında tutma amacıyla, salgınla mücadele sürecinin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra hayatın her alanına yönelik uyulması gereken kurallar ve önlemler; Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun önerileri doğrultusunda uygulamaya geçirilmiştir.

Vatandaşlarımızın temel hak ve hürriyetlerine dair uluslararası sözleşmeler, T.C. Anayasası ve yasalardan kaynaklanan hak ve özgürlüklerini tam ve güvenli bir şekilde kullanabilmelerinin temini ile ilimizde huzur ortamının, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin korunması ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi amacıyla;

5442 Sayılı İl İdaresi Kanununun 11. maddesinin (a) ve (c) fıkraları ile 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 17 ve 19. maddelerindeki hükümler gereğince; İlimiz genelinde, (Jandarma Sorumluluk Bölgeleri Dahil Olmak Üzere) Valilik ve Kaymakamlıklarca düzenlenmesi uygun görülenler ile Kamu Kurum, Kuruluşlarının yapacağı resmi törenler ve basın açıklamaları hariç olmak üzere, kamuya açık alanlarda yapılması düşünülen her türlü etkinlik (toplanma ve toplanma teşebbüsünde bulunma, yürüyüş, oturma eylemi, stant/çadır kurma, bildiri dağıtma, afiş/pankart asma, protesto eylemi vb.), Eskişehir Valiliğinin 31.08.2021 tarih ve 584 sayılı kararı ile 01.09.2021 tarihi saat 00.01’den, 15.09.2021 tarihi saat 24.00’a kadar (15) gün süre ile YASAKLANMIŞTIR.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Konya’daki Balıklıpınar’da kuraklık: Kutsal sayılan balıkları kurtarmak için su taşınıyor

Konya’nın Hüyük ilçesindeki Balıklıpınar, bölgede yaşanan kuraklık nedeniyle kurumaya yüz tuttu. Balıklıpınar’da yaşayan ve halk arasında kutsal sayılan balıklar ise tehlikeye girdi.

Balıkları yaşatabilmek için seferber olan Hüyük Belediyesi ile bölgeyi içinde barındıran Mutlu Mahallesi‘nin sakinleri, şebeke suyunu tankerlerle ve hortumlarla pınara taşımaya çalışıyor.

Fotoğraf: Abdülhamit Yaşar/ AA

‘Balıklar hakkında efsaneler var’

Mutlu Mahallesi Muhtarı Ahmet Tekin, AA muhabirine, Balıklıpınar’daki balıklarla ilgili halk arasında efsanelerin dolaştığını, buradaki balıkların bir anlamda kutsal sayıldığını söyledi. Balıklıpınar’da yaşam süren balıkların Kıbrıs savaşı süresince hiç görülmediği gibi söylentilerin var olduğunu anlatan Tekin şunları anlattı:

“Bu balıkları kimse tutmaz, zarar vermez. Herkes korumaya çalışır. Şanlıurfa’daki, Peygamber diyarındaki balıklar nasıl değerliyse, bizim için de bunlar çok değerlidir. Bugünlere gelene kadar hiç böyle bir kuraklık durumuyla karşılaşmadık. Hatta tarih boyunca bu çayın kuruduğunu, pınarın suyunun çekildiğini hiç görmedik. Yıllarca, devamlı aktı, durdu. Bizim burada tarımımıza da faydası oldu. Buradan ileride barajımız var. Oraya akıyordu suyu. Barajımızdan da tarlalarımızı damlama sulama sistemiyle suluyorduk. Ancak, bu yıl barajımızda da sular çekildi, kurudu. Su sıkıntısından dolayı bu yıl perişanız diyebilirim.”

Fotoğraf: Abdülhamit Yaşar/ AA

‘Balıkları yaşatmaya çalışıyoruz’

Yaşanan kuraklık nedeniyle bir anlamda “taşıma su” ile pınardaki balıklara can vermeye çalıştıklarını anlatan Tekin, “Sağ olsun Belediye Başkanımız Mehmet Çiğdem ve ekibi su gönderiyorlar buraya, tankerlerle su veriyoruz. Yine çiftçi arkadaşlarımız var, kendi tarlalarından tankerle buraya su çekiyorlar. Kendi evlatları gibi bu balıklara su taşıyıp, yaşatmaya çalışıyorlar” dedi.

Tekin, “Yazın başlarında geldik buraya ve baktık ki bir karış su kalmış. Bir gün sabah gelip bakacağız, su tamamen çekilmiş, hiç balık kalmamış olacak. Bundan korkuyoruz. Hani hiç değilse, aynı türü yaşatabilmek adına büyük bir akvaryum yapalım, balıkların bir kısmını oraya alalım, ilerleyen zamanda su bulunabilirse veya su kaynakları yeniden aktif hale gelirse pınarımız dolduğu zaman bu balıkların neslini yeniden yaşatalım düşüncesindeyiz” ifadelerini kullandı.

BM: Göçmen kuşlar plastik kirliliğine karşı çok savunmasız

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan yeni bir çalışmada Asya-Pasifik bölgesindeki göçmen türlerin plastiğe karşı en savunmasız gruplar arasında yer aldığı belirtildi.

BM Göç Eden Yabani Hayvan Türlerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme (CMS) tarafından yayımlanan raporda, plastik kirliliğinin Asya-Pasifik’teki karada ve tatlı su ortamlarında yaşayan hayvan türleri üzerindeki etkileri ilk kez ele alındı.

Nehir yunusları, Asya filleri, göçmen kuşlar

Raporda tatlı su türleri, kara hayvanları ve kuşlar da dahil olmak üzere CMS tarafından korunan türlerin nehir ekosistemlerindeki ve karadaki plastik kirliliğinden etkilendiği kaydedildi.

Independet’in aktardığı ve AA’nın haberleştirdiği raporda, Asya-Pasifik bölgesindeki plastik kirliliğinden en çok Ganj‘daki nehir yunusları gibi hava soluyan tatlı su memelileri, Asya filleri gibi kara hayvanları ve göçmen kuşların etkilendiği aktarıldı.

Göçmen türlerin iklim değişikliğinin etkileri de dahil olmak üzere çeşitli çevresel stres faktörlerinden etkilendiği aktarılan raporda, plastik kirliliğinin de söz konusu türlerin yaşamını tehdit eden ilave bir stres faktörü olduğu belirtildi.

Ganj Nehri

Boğulmalarına neden oluyor

Uzmanlar, sulara karışan plastik atıkların tatlı su memelilerinin yüzeye çıkmasını engellediğini ve boğulmalarına neden olduğunu ifade etti.

Vahşi doğada sadece 3 bin 500 Ganj Nehri yunusunun yaşadığının tahmin edildiği aktarılan raporda, söz konusu türün nehre atılan olta takımlarına dolanması ve olumsuz etkiler nedeniyle riski altındaki en savunmasız ikinci tür olduğu doğrulandı.

Mekong nehrinde ise vahşi doğada 100’den az bulunduğu düşünülen Irrawaddy yunuslarının ağlara dolanarak boğulduğu aktarıldı.

Olta takımları ölümcül

Öte yandan, plastiklerin yutulmasının da Hindistan ve Tayland‘daki nehir memelisi Dugong‘u tehdit ettiği belirtilen raporda, özellikle Ganj ve Mekong nehirlerinde atılan olta takımlarının, suda yaşayan canlılar için oluşturduğu tehdide vurgu yapıldı.

Raporda ayrıca Hindistan’da kazara veya kasıtlı olarak balık ağlarına yakalanan nehir yunuslarının yağlarının çıkartılması nedeniyle için öldürüldüğü ve daha sonra yayın balığı yakalamak için yem olarak kullanıldığına işaret edildi.

Tayland’taki ‘Mariam’ isimli ünlü dugong plastik yediği için yaşamını yitirmişti.

Plastik yutmaya karşı savunmasız

BM uzmanlarına göre, göçmen kuşlar plastikle en fazla etkileşime giren türler arasında yer alıyor.

Kara suratlı kaşıklı balıkçıl ve balık kartalı gibi kuşların plastik, misina ve nakliye enkazı kullanarak yuva yaptıklarının gözlemlendiği belirtilirken bunun da genellikle yavrularına zarar verdiğinin altı çizildi.

Raporda, Asya-Pasifik bölgesindeki kara ayaklı albatros ve Laysan albatrosu gibi göçmen deniz kuşları, okyanus üzerinde uçarken yüzen plastik maddeleri avlarından ayırt edemedikleri için, plastik yutmaya karşı özellikle savunmasız olabileceği belirtildi.

Yavrulara geçebiliyor

Bu plastik artıkların kuşların bağırsağında birikebileceği veya beslenme esnasında yavrularına geçebileceği aktarıldı.

Uzmanlar, plastik kirliliğini yönetmeye yönelik küresel kapasitenin, plastik pazarında öngörülen büyümeye ayak uyduramadığı konusunda uyarıyor.

2030 yılına kadar, iddialı önlemlerle bile yılda 53 milyon metre tona kadar plastiğin su ekosistemlerine karışabileceği ve herhangi bir iyileştirme yapılmadığı takdirde bu rakamın yılda 90 milyon tona ulaşabileceğini vurgulandı.

GPS hatası sayesinde Dünya’nın en kuzey kara parçası keşfedildi

Bilim insanları, Grönland’da yaptıkları bir araştırma sırasında, GPS’de (Küresel Konumlama Servisi) oluşan bir hata nedeniyle Dünya’nın en kuzeyinde bulunan bir kara parçasını keşfetti.

Deniz seviyesinden çok yüksek olmadığı belirtilen kara parçasının kalıcı olup olmadığı bilinmiyor. Kara parçasına henüz herhangi bir isim verilmedi.

Oodaaq’a ulaştıklarını sandılar

Sputnik’in aktardığına göre temmuz ayında bir keşif gezisi sırasında kara parçasını rastlayan araştırmacılar, başlangıçta, şimdiye kadar Dünya’nın en kuzeydeki ada olan Oodaaq‘a ulaştıklarını düşünmüştü.

Kopenhag Üniversitesi‘nin yerbilimleri ve doğal kaynak yönetimi bölümünden Grönland’daki Arctic Station araştırma tesisinin başkanı Morten Rasch, keşfe ilişkin şunları söyledi:

“GPS’imde Oodaaq Adası’nda durduğumuza inanmamıza neden olan bir hata olduğu konusunda bilgilendirildik. Gerçekte, Danimarka Krallığı’nı biraz aşan, daha kuzeyde bulunan yeni bir adayı keşfetmiştik.”

Go north: GPS failure sees researchers 'discover' new island - ToysMatrix

Kalıcı olmayabilir

Oodaaq, Kuzey Kutbu’nun yaklaşık 700 kilometre güneyindeyken, yeni ada ise Oodaaq’ın 780 metre kuzeyinde bulunuyor.

Kopenhag Üniversitesi’nden Cuma günü yapılan açıklamada, ‘henüz adlandırılmamış adanın Grönland’ın en kuzey noktası ve Dünyanın en kuzeydeki kara noktalarından biri’ olduğu belirtildi.

Rasch, ancak söz konusu adanın denizden 30 ila 60 metre yüksekliğinde olduğunu, bu nedenle de kısa ömürlü olabileceği “Kimse ne kadar kalacağını bilmiyor. Prensip olarak, yeni ve güçlü bir fırtına vurduğunda ortadan kaybolabilir” sözleriyle açıkladı.

Ekofil Yayınları’nın ilk çocuk kitabı yayınlandı: Büyüdüğüm Yer

Tohumları 2017 yılında atılan Ekofil Topluluk Destekli Yayıncılık’ın ilk çocuk kitabı “Büyüdüğüm Yer” yayınlandı.

1970 İsviçre doğumlu çocuk edebiyatı yazarı ve illüstratör Anne Crausaz’ın “J’ai Grandi Ici” adlı kitabı, Özlem Şekercioğlu Lesport’un çevirisi ile Fransızcadan Türkçeye kazandırıldı.

Yabanda büyümeye duran bir tohumun, bereketli bir elma ağacına dönüşmesini sade ve şiirsel bir üslupla aktaran kitap, her yaştan okurun kalbine dokunacak bir canlılığı, yaşamın kendisini anlatıyor.

Ekofil nasıl çalışıyor?

Ekofil, topluluk destekli bir yayıncılık modeli tasarlamak, uygulamak ve geliştirmek üzere bir araya gelmiş, gezegenin ve insanlığın esenliğini önemseyen yazar, çizer, çevirmen, editör ve okurlardan oluşan bir girişim.

Ekofil Yunanca oiko (ev) ve phile (sever) kelimelerinden türetilmiş bir terim. “Ev” ile kastedilen, şimdilik tek evimiz olan dünya gezegeni. Ekofil, evimiz ve üzerindeki tüm varlıkların hayrını gözettiği müddetçe her konu ve alanda yayın yapmayı amaçlıyor.

Elde edilen gelir bir sonraki kitabı karşılıyor

Ekofil’in kitaplarının üretim maliyetleri topluluk üyelerinin önsipariş ve askıda kitap siparişleri ile karşılanıyor. Kâr amacı güdülmeyen modelde öncelikle üretim, tanıtım ve dağıtımda verilen emeğin en adil şekilde karşılanması hedefleniyor.

Kitaptan elde edilen gelirin bir kısmı sonraki kitaba can suyu oluyor ve modelin sürdürülebilirliği için gereken maliyetlerin karşılanmasında kullanılıyor.

Büyüdüğüm Yer’den edinmek, askıda kitap bırakmak ve topluluğa katılmak için ekofilyayinlari.org/buyudugumyer adresindeki formu doldurabilir, www.ekofilyayinlari.org adresinden kitabı bulabileceğiniz dağıtım noktalarını görebilirsiniz.

Birleşik Krallık’ta sığır tüberkülozu testi pozitif çıkan alpaka Geronimo öldürüldü

Birleşik Krallık‘ta iki kez yapılan testte sığır tüberkülozu olduğu belirlenen fakat sahibi test sonuçlarına itiraz eden alpaka Geronimo, dört yıl devam eden hukuk mücadelesinin ardından öldürüldü.

2017 yılında Yeni Zelanda‘dan Birleşik Krallık’a getirilen Geronimo’nun öldürülmemesi için imza 100 bin kişi dilekçe imzalamıştı.

‘Bunlar barbarca davranışlar’

Geronimo’nun test sonuçlarının pozitif çıkmasının ardından Gıda, Çevre ve Kırsal İşler Departmanı (Defra) hayvanın uyutularak öldürülmesine karar verdi.

Geronimo’nun sahibi Helen Macdonald ise test sonuçlarına karşı çıkarak, hayvanı kurtarmak için Yüksek Mahkeme‘ye başvurmuştu.

Konuyla ilgili herhangi bir uyarı almadığını söyleyen Macdonald, “Bu hükümetten kesinlikle iğreniyorum. Bunlar barbarca davranışlar. Bir utanç” ifadelerini kullandı.

Defra personeli, Geronimo’yu götürmek için polis eşliğinde Macdonald’ın Bristol kenti yakınlarındaki çiftliğine gitti. Personelin koruma giysileri, gözlükler ve maskeler taktığı gözlendi.

Defra sözcüsü, talimat uyarınca Geronimo’nun alınarak bir kamyona yüklendiğini ve daha sonra uyutulduğunu söyledi.

Hükümetin iyi niyetli olmadığını söyledi

Helen Macdonald ise hükümetin iyi niyetli olmadığını ve yapıcı diyalog çağrılarını reddettiğini belirtip, “Geçen hafta boyunca ilgili personelin tatilde olduğunu söyleyerek bizi oyaladılar. Aslında tüm bu zaman Geronimo’yu öldürmeyi planlıyorlarmış” dedi.

Geronimo’nun öldürülmesini istemeyen hayvanseverler, Macdonald’ın çiftliğinin etrafında kamp kurmuştu. Hayvan götürülürken bazıları polisle konuşurken, bir kadın da su tabancasıyla polisi ıslattığı için kısa süre gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Başbakanlık açıklama yaptı

Başbakanlıktan konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Hayvanlarını sığır veremine kaybetmek çok üzücü ve maalesef bu çiftçilerimizin yüzleşmesi gereken bir durum” denildi.

Hükümetin baş veterinerlik yetkilisi Christine Middlemiss ise yaşananları “çok korkunç bir durum” olarak nitelendirse de bilimsel tavsiyeleri izlemek zorunda olduklarını ifade etti.

Christine Middlemiss, “Bu sadece çiftçilik endüstrimizin geçim kaynaklarını korumak için değil, insanlarda da tüberküloz vakalarının önlenmesi için gerekli” dedi.