Ana Sayfa Blog Sayfa 1226

TBMM Müsilaj Sorununu Araştırma Komisyonu’nun görev süresi bir ay uzatıldı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Müsilaj Sorununu Araştırma Komisyonu‘nun görev süresinin bir ay uzatılmasına dair TBMM kararı, Resmi Gazete‘de yayımlandı.

Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, “Başta Marmara Denizi olmak üzere denizlerimizdeki müsilaj sorununun nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi için kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nun görev süresi Genel Kurulun 5.10.2021 tarihli 2. Birleşimi’nde 7.10.2021 tarihinden itibaren 1 ay uzatılmıştır” denildi.

Komisyonda yer alan isimler

Komisyonun başkanlığını AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, başkan vekilliğini AKP Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, sözcülüğünü AKP Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu, katipliğini ise MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy yapıyor.

Komisyonun üyeleri de CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, AKP Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan, AKP Bursa Milletvekili Zafer Işık, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan, AKP İstanbul Milletvekili Eyüp Özsoy, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, MHP İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu, AKP Kayseri Milletvekili İsmail Emrah Karayel, AKP Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz, AKP Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, AKP Tekirdağ Milletvekili Çiğdem Koncagül ve CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun‘dan oluşuyor.

İkizköy’de maden şirketi hukuku çiğnerken valilik, kaymakamlık ve jandarma uyuyor

Muğla İkizköy’de Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlayan linyit madeni sahasını genişletmek isteyen şirket, mahkeme tarafından verilmiş yürütme kararlarına rağmen dere yatağını değiştirme çalışmalarına gece vakti de devam etti.

Dün sabah saatlerinde alana gelen dozer, maden sahasının sınırına kadar dayandığı Işıkdere mahallesindeki Kocaçay‘ın yatağını değiştirmek için çalışmaya başlamıştı.

Şirketin buradaki işlemlerinde dair mahkeme tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararları olduğunu hatırlatan bölge halkı çalışmaları durdurmuş ve tutanak tutturmuştu.

‘İdare uyuyor mu?’

Ancak YK Enerji, dere yatağını değiştirme çalışmalarına gece vakti de devam etti. İkizköy İnsanca Yaşam İçin Direniyor hesabından yapılan paylaşımda “Gündüz durdurduğumuz ve jandarmaya şikayet edip tutanak tutturduğumuz dere yatağı değiştirme faaliyeti gece devam ediyor” denildi.

Açıklamada “Jandarma ‘bir şey yapamam’ diyor, savcı ‘benim işim değil’ diyor. Kocaçay bu gece bir daha geri gelmemek üzere yatağından ediliyor. Muğla Valiliği uyuyor mu?” diye soruldu.

‘Sel felaketine davetiye’

Alana gelen şirket yetkilileri yatağı değiştirmekteki amacın çayın yatağına kadar ulaşmış made çıkarma faaliyetini etkilememesi için suyun yönünü değiştirmek olduğunu belirtmişti. Şirket dere yatağını değiştirmek için DSİ’den izin aldığını, yürütmeyi durdurma kararının ise maden faaliyetlerini kapsamadığını iddia ediyor.

İkizköylüler tarafından yapılan açıklamada “Yağmurlar başladığında göreceğiz ki yatağı değiştirilmiş, taşkın yatağı bozulmuş Kocaçay, daha geniş ve kontrolsüz bir alanda taşkına ve hatta sele yol açacak. Bu durum, İkizköy’ün ovası için de daha şiddetli sel tehdidi oluşturuyor” denildi.

Mahkeme kararı açık

Yapılan açıklamada Muğla 3’üncü İdare Mahkemesi tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararı hatırlatıldı. 9 Ağustos tarihli kararda “86541 no.lu işletme ruhsatı alanında maden işletme faaliyetleri ve kömür taşıma bandı inşaatı mahkemenin ilgili ikinci bir kararına kadar durdurulmuştur” deniliyordu.

Açıklamada “T.C. Muğla Valiliği ‘nin bir an önce mahkeme kararını uygulanmasını sağlaması gerekmektedir. Aksi halde oluşacak geri dönüşü olmayan zararlardan sorumlu olacaktır” denildi.

 

RTÜK, Başak Demirtaş’ı konuk alan Fox TV hakkında inceleme başlattı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Fox Tv‘ye konuk olan Başak Demirtaş’ın sözleri ve açıklamaları nedeniyle hakkında inceleme başlattığını duyurdu.

Demirtaş, Fox TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu “Çalar Saat” programına katılmıştı.

RTÜK’ten açıklama

Fox TV, cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş‘ın son kitabı Efsun‘un çıkmasının ardından eşi Başak Demirtaş’ı programına konuk olarak aldı.

RTÜK, Başak Demirtaş’ın programda yaptığı açıklamaları gerekçe göstererek kanal hakkında inceleme başlattı.

Kurul tarafından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

Fox yayın kuruluşunda bugün gerçekleşen bir programda konuk Başak Demirtaş’ın sözleri ve açıklamaları nedeniyle 6112 Sayılı Kanun çerçevesinde inceleme başlatılmıştır.”

Naci İnci’nin şikayette bulunduğu iki Boğaziçili öğrenci tutuklandı

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki yeni kayyım rektör Naci İnci‘yi protesto ettikleri için gözaltına alınan 10 öğrenciden ikisi hakkında tutuklama kararı verildi.

Boğaziçili öğrenciler 4 Ekim’de Naci İnci rektörlük binasından çıkarken atanmış rektörü yuhalamış ve arabasının önünde durmuşlardı. Naci İnci tarafından yapılan şikayetin ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın “terörist” diyerek hedef göstermesinin ardından polisler 5 Ekim akşamında dört öğrenciyi gözaltına almışlardı.

Üç öğrenci tutuklama talebiyle sevk edildi

Gözaltıları protesto eden ve arkadaşlarının serbest bırakılmasını talep eden öğrencilere şiddet uygulayan polis, altı öğrenciyi daha gözaltına almıştı.

Gözaltı sayısının 10’a ulaştığı olayda, üç öğrenci akşam saatlerinde serbest bırakılmış, geceyi nezarethanede geçiren yedi öğrenci ise dün öğlen saatlerinde Çağlayan Adliyesi‘ne sevk edilmişti.

Adliye’ye sevk edilen öğrencilerden dördü adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken 3 öğrenci tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Naci İnci’nin şikayeti üzerine tutuklandılar

Nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği öğrencilerden ikisinin tutuklanmasına, bir öğrencinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi.

Öğrencilerin, Naci İnci’nin 4 Ekim tarihinde yaşananlara ilişkin suç duyurusunda bulunduğu için tutuklandığı öğrenildi. Öğrenciler “Naci İnci’ye hakaret”, “kamu malına zarar verme”, “2911’e muhalefet” ve “görevli memura görevini yaptırmama” ile suçlandı.

‘Mücadele umuttur’

Tutuklanma kararı verilen öğrenciler Çağlayan Adliyesi’nde çekilen videoda “Mücadeleye devam edeceğiz. Mücadele umuttur. Başka bir dünya mümkün” mesajını paylaştılar.

Güney Kapı’da eylem çağrısı

Boğaziçi Dayanışması hesabından yapılan paylaşımlarda ise tutuklamaları protesto etmek üzere 7 Ekim Perşembe (bugün) Güney Kapı’da bir araya gelinceği belirtildi.

Yapılan açıklamada “Arkadaşlarımızın yanındayız demek için yarın 12.30’da Güney Kapı’dayız” ifadeleri kullanılarak herkese destek olma çağrısında bulunuldu.

 

Kağıt toplayıcılarına bir operasyon daha yapıldı: Çok sayıda gözaltı var

İstanbul Sancaktepe’de, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve zabıta ekipleri gece ilçede bulunan 36 ayrı adreste Türkiye’ye kaçak yollarla girdikleri iddiasıyla kağıt toplayıcılarına ve kağıt toplama alanlarına eş zamanlı operasyon yaptı. Operasyonda çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Dün de Ataşehir’de kağıt toplayıcılarının depolarına gece baskını yapılmış ve 200’e yakın kişi gözaltına alınmıştı.

Sınır dışı edilecekler

“Mevzuata aykırı ve sağlıksız koşullarda faaliyet gösterdiği ve atık toplama ve ayırma işlemi yapıldığı” gerekçesiyle yapılan operasyonlarda önceden belirlenen kağıt toplama merkezlerine giren polis ekipleri, çok sayıda yabancı uyruklu kağıt toplayıcısını gözaltına aldı. Polis ekipleri, şahısların kaldığı adres ve kağıt topladıkları alanlarda arama yaparken, aramalarda ele geçirilen malzemelere de zabıta ekipleri el koydu.

Kağıt toplayıcılarına kimlik tespitinin ardından üst araması yapıldı ve otobüslere bindirilerek sağlık kontrolünden geçirildi.

Gözaltına alınan kişiler sağlık kontrolünün ardından Tuzla’daki İstanbul İl Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezi’ne götürüldü. Buradaki işlemlerin ardından kişilerin sınır dışı edileceği belirtildi.

Paris Anlaşması onaylandı: Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başlıyor

Türkiye, iklim değişikliği ile mücadele amacıyla ülkelerin ortak hareket etmelerini hedefleyen Paris Anlaşması’nı TBMM’ye sunarak onayladı.

Bugüne kadar 191 ülkenin taraf olduğu Anlaşma; küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırmayı, mümkünse 1,5 derecenin altında tutmayı ve bu doğrultuda, yüzyılın ortasına kadar sera gazı emisyonlarının sıfırlanması için ülkelerin ortak çalışmasını teşvik ediyor.

Türkiye için yeni bir dönem

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

BM Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yatırım, üretim, istihdam politikalarımızda köklü değişikliğe yol açacak bu süreci, 2053 vizyonumuzun ana unsurlarından biri olarak kabul ediyoruz” açıklamasını yapmıştı.

Yeni eylem planları şart

Kurumlar “Bu taahhüde ve 2053 hedefine ulaşmak için kısa vadede emisyon azaltım hedeflerinin belirlenmesi ve enerji başta olmak üzere sanayi, ulaştırma, bina, tarım, atık ve doğal varlıkların kullanımı konularında yeni eylem planları hazırlanması bekleniyor” ifadelerini kullanıyor.

İmzacı kurumların hükümetin atması gereken adımlara yönelik diğer tespitleri şu şekilde:

‘Ulusal Katkı Beyanı güncellenmeli’

  • Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.
  • Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor.

‘Fosil yakıt teşviki sonlansın’

  • Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor.
  • Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Santral yapmama taahhüdü gerekli

  • Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor.
  • İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin, geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor.

Kömürden çıkış planlanmalı

  • Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz.
  • Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir.
  • Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor. Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin yüzde 7 artacağını gösteriyor.

İmzacı kurumlar

350.org, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, CAN Europe (Avrupa İklim Eylem Ağı), Doğa Derneği, Doğa Koruma Merkezi, Ege Orman Vakfı, Genç Düşünce Enstitüsü, Greenpeace Akdeniz, İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (İDPAD), Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal), Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA), TEMA Vakfı, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Yeşil Düşünce Derneği, Yuva Derneği.

Altı yıllık bekleyiş bitti: Paris Anlaşması’nın onaylanması teklifi TBMM’de kabul edildi

Paris Anlaşması’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu‘nda oy birliğiyle kabul edildi.

Tüm milletvekillerinin desteğini alan kanun teklifi 353 ‘evet’ oyu aldı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında Türkiye‘nin Paris İklim Anlaşması‘nı imzalayan ilk ülkelerden biri olduğunun altını çizerek, anlaşmanın ekim ayında Meclis’in onayına sunulacağını duyurmuştu.

Meclis’in açılmasının ardından Paris Anlaşması’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, ilk önce TBMM Çevre Komisyonu‘nda ardından da Dışişleri Komisyonu‘nda da görüşülerek uygun görülmüştü.

BM sekretaryasına iletilecek

Kanun teklifi bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü.  Partilerin grup önerilerinin görüşülmesinin ardından yapılan oylamada anlaşmaya dair kanun teklifi oy birliğiyle kabul edildi.

Paris Anlaşması’nı onaylama kararı Birleşmiş Milletler (BM) sekretaryasına iletilecek ve böylece Türkiye geçen altı yılın ardından anlaşmaya taraf olmuş olacak.

Altı yıllık gecikme

12 Aralık 2015 tarihinde Fransa’da gerçekleşen BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 21’inci Taraflar Konferansı’nda kabul edilmiş, 2016 tarihinde ülkelerin imzasına açılmıştı.

O tarihten bu yana anlaşmayı meclise getirerek onaylamayı reddeden Türkiye, Paris Anlaşması’nı imzalayan fakat onaylamayan altı ülkeden biriydi. Aynı zamanda da anlaşmayı onaylamayan tek OECD ve G20 üyesiydi.

Paris Anlaşması’yla küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 2 derece ile sınırlandırmak, mümkünse 1,5 derecenin altında tutmak amaçlanıyor. Bu anlaşmaya taraf ülkeler şartlarına göre, iklim kriziyle mücadelede hedeflerini kendileri belirliyor. Hedeflerini hayata geçirmemeleri durumunda ise herhangi bir yaptırım uygulanmıyor.

Boğaziçi Üniversitesi ve çevresinin doğal SİT alanı statüsünün değiştirilmesine itiraz

Boğaziçi Üniversitesi mezunları, üniversitenin ve yakın çevresinin doğal SİT alanı statüsünün değiştirilmesine yönelik itiraz dilekçelerini İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne teslim etti.

Müdürlük önünde yapılan açıklamada “Boğaziçi Üniversitesi, yapılan atamalardan sonra, şimdi de hukuksuz prosedürlere dayanan yapılaşma ile tehdit ediliyor! Antidemokratik ve keyfi müdahalelere izin vermeyeceğiz. Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz!” ifadeleri kullanıldı.

‘Komisyon antidemokratik şekilde kuruldu’

Açıklamada, Boğaziçi Üniversitesi’nin ikinci kayyım rektörü Prof. Dr. Naci İnci‘nin 2 Ekim 2021 tarihli belgeyle Boğaziçi Üniversitesi’nin tüm taşınmazları ile ilgili her türlü kararı vermek üzere ‘Taşınmaz Değerlendirme Komisyonu’ kurdu hatırlatılarak “bu komisyonun üniversite bileşenlerine danışılmadan antidemokratik bir şekilde kurulduğu” ifade edildi.

Senato kararı olmaksızın oluşturulan komisyonda, Kayyım Rektör İnci, rektör yardımcıları Gürkan Kumbaroğlu ve Fazıl Önder Sönmez ve Boğaziçi Üniversitesi Genel Sekreteri Nedim Malkoç‘un bulunduğu ifade edilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Anılan yetkilerle donatılmış hukuksuz bir komisyonun kurulmuş olması ile yapılmak istenen koruma statüsü değişikliği bir arada düşünüldüğünde, durumun son derece endişe verici gelişmelere gebe olduğu açıktır. Üniversite’nin ve Boğaz yakasının kamusal arazileri, tarihsel ve doğal değerleri ticarileştirilerek tahribata açılabilecektir. Üniversite statüsü gereği koruma gelmiş bu tarihi ve doğal alanlar kesinlikle yeni yapılaşmaya açılmamalıdır.”

‘Yapılaşmanın yolu açıldı’

Boğaziçi Üniversitesi ve yakın çevresinin kampüs alanı olarak içindeki tarihi ve kültürel değerler ile birlikte muhafazasında yüksek kamu yararı olduğuna dikkat çekilen basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayıyla İstanbul’un Sarıyer ilçesi sınırları içinde yer alan Boğaziçi Üniversitesi, Hacıosman Bayırı ve yakın çevrelerinin doğal SİT alanı statüsü, 27 Ağustos 2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak değiştirildi. Bu yeni düzenlemeyle, koruma altındaki alanların statüsü, yapılaşmanın mümkün olduğu sit alanı statüsüne indirilerek bu alanlarda yapılaşmanın yolu açıldı. Böylece “Sürdürülebilir” diye tarif edilen yeni koruma alanında yasaya göre turizm ve yerleşim alanı yapılabilir hale gelmektedir.”

‘Tescilli tarihi eserler var’

Boğaziçi Üniversitesi’nin planlara dahil edilen arazilerinin 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’na tabi olduğu belirtilen açıklamada “Bu kanunun 3. Maddesinde, ‘Boğaziçi Alanında yer alan kültürel ve tarihi değerler ve doğal güzellikler muhafaza edilir ve doğal yapı korunur’ denilmektedir” hatırlatması yapıldı.

Söz konusu alanın 158 senedir kampüs alanı niteliğinde olup, içinde pek çok tescilli tarihi yapı olduğu belirtilen açıklamada “Bu alanın, kampüs alanı olarak içindeki tarihi ve kültürel değerler ile birlikte muhafazasında yüksek kamu yararı vardır” ifadeleri kullanıldı.

‘Keyfi müdahalelere izin vermeyeceğiz’

“Boğaziçi Üniversitesi mezunları ve müştereklerimizi korumak isteyen yurttaşlar olarak buradan sesleniyoruz” ifadelerinin kullanıldığı açıklama şu sözlerle son buldu:

“Boğaziçi Üniversitesi doğası ve tarihsel yapıları ile kentin ortak ve simgeleşmiş bir değeridir. Kurumsal özerklik, akademik özgürlük ve demokratik üniversite mücadelesinden vazgeçmeyeceğimiz gibi Boğaziçi Üniversitesi’ne yönelik antidemokratik ve keyfi müdahalelere de izin vermeyeceğiz. Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz!”

 

Mahkeme kararına rağmen Büyükada’daki Türk Gençlik Vakfı’nın tahliyesine polis engeli

İstanbul Büyükada İskelesi‘nin üst katının tahliyesine ilişkin başlatılan hukuki sürecin İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin (İBB) lehine sonuçlanmasının ardından Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından işletilen yerin tahliye süreci polis tarafından engellendi.

Polis, İBB zabıtalarına engel oldu.

Adalar halkı da yaşananlara tepki gösterdi

TÜGVA’nın işlettiği Büyükada İskelesi’nin üst katını tahliye etmesi için yasal işlem dün başlatıldı. Dün başlayan tahliye işlemleri için bugün iskeleye giden zabıta ekiplerine polis engel olurken, polis ekipleri ile zabıta ve CHP Adalar ilçe örgütü üyeleri arasında arbede çıktı.

CHP Adalar İlçe Başkanı Ali Ercan Akpolat‘ın avukatı Fırat Burak, çıkan arbedede kendisi dahil beş kişinin darp edildiğini ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

Zabıtaların engellenmesine Adalar halkı da tepki gösterirken, iskele önünde toplanan Adalılar, “Devletin polisi TÜGVA’nın yanında oluyor, TÜGVA’nın polisi dışarı, hak, hukuk, adalet’ sloganları attı.

CHP Adalar İlçe Başkanı hastanede

Büyükada’ya gelen CHP’nin İstanbul’daki 38 ilçe başkanı ve İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, burada bir basın açıklaması yaptı.

Kaftancıoğlu, CHP Adalar İlçe Başkanı’nın darp edildiği için hastanede olduğunu açıkladı ve şunları söyledi:

Biz bugün burada 38 ilçe başkanımız, kadın ve gençlik başkanımız, büyükşehir grup başkan vekilimiz ve il yöneticilerimizle birlikteyiz. Adalar ilçe başkanımız, ev sahibi ilçe başkanımız şu anda aramızda değil. Niye acaba? Adalar ilçe başkanımız, adalar halkının hakkını savunmak için burada mücadele ederken, devletin polisi böyle bir şey yapmaz, ama tahmin ediyorum TÜGVA’nın polisi tarafından darp edildiği için şu anda hastanede. İlk tedavi gördüğü yerden sevk edildi, şu anda araştırma hastanesinde takipte.”

‘TÜGVA’ya 2 bin 500 TL’ye kiralanmış’

Kaftancıoğlu, iskelenin üst kısmının 2018 yılında TÜGVA’ya 10 yıllığına 2 bin 500 TL’ye kiralandığının da altını çizdi:

İBB’yi kazandığımızda hatırlayacaksınız, Ekrem Başkan, ‘Artık adama, kişiye, gruplara, cemaatlere, vakıflara hizmet işi bitti’ demişti. O günden bugüne kadar tüm CHP’li belediyeler ve İBB, İstanbul’un kaynaklarını, mülklerini, kentin oluşturduğu rantı 3-5 kişiye değil 16 milyon İstanbulluya sunmak için çaba gösteriyor. Ada halkının ve İstanbulluların olan ada iskelesi, 2005 yılında bir protokol ile İBB’ye devredilmiş. Sonrasında bu iskelenin üst kısmı 2018 yılında TÜGVA’ya 10 yıllığına 2 bin 500 liraya kiralanmış. İstanbul’da barınma sorunu yaşayan binlerce öğrenci 5 bin liraya 6 bin liraya ev bulamazken burası 2 bin 500 liraya kiralanmış.”

‘Üçüncü kişilere devredilmiş’

Söz konusu yeri kiralayan vakfın burayı üçüncü kişilere devrettiğini ifade eden Kaftancıoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:

İBB Başkanımız buraları incelediğinde görmüş ki burayı kiralayan vakıf, burayı üçüncü kişilere devretmiş. Ada halkı faydalanamıyor, bu üçüncü kişiler, çıkmaya korktukları için kim olduklarını bilemiyoruz, burayı kullanmışlar. Ve İBB, protokolde uygun olmayan işlemi yaptıkları için tahliyeleri yönünde tebligat yollamış. TÜGVA tahliye işleminin iptali için bir dava açmış. Bu davada 27 Ocak 2021 tarihinde TÜGVA yürütmeyi durdurma kararı almış ve bu işlemi durdurmuş. Ama İstanbul 2. İdare Mahkemesi, 28 Mayıs 2021 tarihli kararıyla bu kararın reddine karar vermiş. Böylece bu tahliyenin önünde hukuki hiçbir engel de kalmamış”

Ne olmuştu?

Büyükada İskelesi’nin TÜGVA’dan alınıp İBB’ye teslim edildiği süreçte yaşananlar ise şöyle:

Büyükada İskelesi’nin üst bölümü, 2018 yılında Türkiye Gençlik Vakfı’na 10 yıllığına kiraya verildi. İBB, 7 Şubat 2020 tarihinde Şehir Hatları A. Ş’ye bir yazı yazarak Büyükada İskelesinin üst katının intifa sözleşmesine aykırı olarak 3. kişilere devredildiğinin tespit edildiğini, kira sözleşmesinin feshedilerek bu alanın İBB’ye teslim edilmesini istedi.

Alanın zamanında tahliye edilmemesi üzerine İBB, 11 Eylül 2020 tarihinde TÜGVA’ya ihtar göndererek, 7 gün içerisinde tahliye edilmesini istedi. Alanın tahliye edilmemesi üzerine, bu kez İBB, prosedüre uygun olarak 6 Ocak 2021 tarihinde tekrar Adalar Kaymakamlığı’na yazı göndererek Büyükada İskelesi’nin üst kısmının tahliye edilmesi talebinde bulundu.

Adalar Kaymakamlığı, önce 26 Ocak 2021 tarihi için tahliye emri verdi. Daha sonra hava muhalefeti nedeniyle TÜGVA temsilcilerinin gelmemesi gerekçesiyle, tahliye gününü 2 Şubat 2021 tarihine erteledi. Bu arada TÜGVA’nın tahliye işleminin iptali için açtığı davada, mahkeme 27 Ocak 2021 tarihinde, yürütmeyi durdurma kararı aldı. Tahliye sürecini durdurdu. Ancak daha sonra İstanbul 2. İdare Mahkemesi, 28 Mayıs 2021 tarihli ve 2021-158 sayılı kararıyla, tahliye işleminin iptali ve yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verdi. Böylece tahliye işleminin önünde hukuki bir engel kalmadı. Bu kararla birlikte İBB, 9 Haziran 2021 tarihinde yeniden Adalar Kaymakamlığı’na yazı yazarak, söz konusu yerin tahliye edilerek, İBB’ye teslim edilmesini istedi.

Adalar Kaymakamlığı, 18 Haziran 2021 tarihinde İBB’ye yazı yazarak, Büyükada İskelesi üzerinde Türkiye Gençlik Vakfı’na kiraya verilen alanın tahliyesinin yapılabilmesi için Şehir Hatları A.Ş. ile TÜGVA arasındaki kira sözleşmesinin usulüne uygun olarak sona erdiğine dair bilgi ve belgelerin gönderilmesini istedi. İstenen bilgi ve belgelerin Adalar Kaymakamlığı’na iletilmesi için Şehir Hatları A.Ş.’ye İBB tarafından bildirim yapıldı. Şehir Hatları A.Ş. de istenilen bilgi ve belgeleri, 8 Temmuz 2021 tarihinde Adalar Kaymakamlığı’na gönderdi.

Bu arada TÜGVA’nın İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nin yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair karara karşı yaptığı itiraz üzerine, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesi’nin 06.07.2021 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildi. Büyükada İskelesi’nin üst kısmının tahliyesine ilişkin Adalar Kaymakamlığı’na yazılan 9 Haziran 2021 tarihli yazının üzerinden 60 günün üzerinde süre geçti. İlgili mahkeme kararlarıyla, söz konusu alanın tahliyesine ilişkin hukuki hiçbir engel bulunmuyor.

İkizköy’deki madenciler mahkeme kararını tanımamakta kararlı

Muğla İkizköy’de Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlayan linyit madeni sahasını genişletmek isteyen şirket, mahkeme tarafından verilmiş yürütme kararlarına rağmen bugün de iş makineleriyle alana girdi.

Sabah saatlerinde alana gelen dozer, maden sahasının ilerletilmesi amacıyla Işık Deresinin yolunu değiştirmek için çalışmaya başladı.

‘Amaçları maden sahasını ilerletmek’

İkizköy İnsanca Yaşam İçin Direniyor hesabı üzerinden yapılan paylaşımda “Dozerler ilerliyor, hayat kaynağımız olan deremizin üzerinde. Işık deresinin yolu değiştiriliyor ki maden sahası ilerlesin” denildi.

Açıklamada “Bu yapılanlar aynı zamanda tarım ve yerleşim alanı olan ovamızı taşkın ve sel tehlikesine sürükleyecek. Üstelik yürütmeyi durdurma kararına rağmen” ifadeleri kullanıldı.

Suç duyurusunda bulunuldu

Bölgedeki maden faaliyetlerine karşı uzun süredir mücadele eden İkizköy’den Nejla Işık, yaşananları Yeşil Gazete’ye “Dere yatağını değiştirmeye çalışmışlar. Şu anda derede su yok ancak kışın su geliyor” sözleriyle anlattı.

Yapılan işleme bölge halkı tarafından müdahale edildiğini belirten Işık, “Burada bulunan arkadaşlar da jandarmayı çağırdı. KARDOK Derneği adına suç duyurusunda bulunduk ve tutanak tutturduk” dedi ve çalışmaların şimdilik durdurulduğunu söyledi.

‘Kendi bildiklerini okuyorlar’

Muğla 3. İdare Mahkemesi’nde süren Entegre Tesis ÇED Muafiyeti iptal davası ve Muğla 1. İdare Mahkemesi’ndeki orman kesimi iptal davasında daha önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti.

YK Enerji’nin mahkeme kararlarına aykırı hareket ettiğini ifade eden Nejla Işık, “Yürütmeyi durdurma kararına rağmen hala kendi bildiklerini okuyorlar. Ne mahkemeyi tanıyorlar ne kararlarını” tepkisini gösterdi.

Şirket yöneticileri de alana geldi

İkizköy Çevre Komitesi’nden Deniz Gümüşel ise çalışmayı durdurmak ve tutanak tutturmak için gittiklerinde YK Enerji’nin müdürünün ve yöneticilerin de alana geldiğini söyledi.

Madenin artık dere yatağına kadar ulaşmış durumda olduğunu belirten Gümüşel, “Madeni su basmasın diye yönünü değiştirme kararı almışlar. Devlet Su İşleri’nden de onay aldıklarını söylediler” bilgisini paylaştı.

İlk ihlalleri değil

Ancak yürütmeyi durdurma kararı kapsamında şirketin şu anda ruhsat alanı içerisinde kalan bölgede bir çalışma yapamaması gerektiğini belirten Gümüşel, “Mahkeme kararını görmezden gelip yürütmeyi durdurma kararının sadece kömür bandına yönelik olduğunu söylüyorlar. Ama karar çok açık ve biz de bu yüzden suç duyurusunda bulunduk” dedi.

Şirket hakkında daha önce de mahkeme kararına uymadıkları için birçok suç duyurusunda bulunduklarını hatırlatan Gümüşel, “Şirket bir yandan arkeolojik alanı yok ediyor, bir yandan dere yatağını değiştiriyor. Geri dönüşsüz birçok zarar veriyorlar. Kaymakamlığın gelip mühürlemesi lazım. Ama yürütmeyi durdurma kararını idare uygulamıyor” eleştirisinde bulundu.