Ana Sayfa Blog Sayfa 1208

Arnavutköy’de izinsiz dökülen hafriyat nedeniyle tepecikler oluştu

İnşaat alanlarından aldıkları moloz atıkları ve dolgu topraklarının onlarca kamyon tarafından döküm sahası yerine kaçak bir şekilde İstanbul Arnavutköy‘deki Hacımaşlı Mahallesi‘ne dökülmesinden dolayı bölgede tepecikler oluştu.

Konuyla ilgili ihbar alan Arnavutköy Belediyesi Zabıta ekipleri, hafriyatları döken sürücülerin tespiti için çalışma başlattı. Zabıta ekipleri ayrıca, kamyonların girişini engellemek için yol kenarına iş makineleri ile çukurlar açtı.

‘Hafriyat dökme izni bitti’

DHA‘da yer alan habere göre, Hacımaşlı Mahallesi Muhtarı Hayri Pekçetin kaçak döküm nedeniyle mahallede hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin zor günler yaşadığını anlattı.

Arazinin 2018 yılında Terkos – İkitelli İsale Hattı İnşaatı işinde kazıdan çıkan dolgu toprağın 11 ay boyunca geçici depolama alanı olarak kullanılmak üzere İSKİ’ye tahsis edildiğini hatırlatan Pekçetin, hafriyat dökme izninin bitmiş olmasına rağmen hala hafriyat kamyonlarının bölgede döküm yaptığını anlattı:

11 ay süresince İSKİ bu alana hafriyat toprağı dökecek ve ardından da 11 ayın sonunda bu döktüğü toprağı bu araziden geri alacaktı. Ancak 11 ayın sonunda bu süre biraz daha uzatıldı. Gelinen noktada bu alana hafriyat dökme izni bitmiş olmasına rağmen hala onlarca hafriyat kamyonu buraya gelerek döküm yapıyor. Üstelik kaçak bir şekilde, yasa dışı bir şekilde yapıyorlar bunu.”

‘Yol ortasına bile döküyorlar’

Gerekli yerlere şikayetlerini yaptıklarını ifade eden Pekçetin, ancak yetkililer gelene kadar kamyonların çoktan gitmiş olduğundan bahsetti:

Süre bitmesine rağmen buradaki hafriyat toprağı alınmadığı gibi ellerine çeşitli fişler alarak gelen hafriyat kamyonun sürücüleri, sanki yasal bir iş yapıyormuş gibi buraya döküm yapıyor. Aynı anda onlarca kamyon geliyor. Biz gerekli yerlere şikayet ediyoruz ancak yetkililer gelene kadar kamyonlar kaçıp gidiyor. İşi oldukça abartarak yol ortasına bile döküyorlar. Özellikle gece saatlerinde mahalle sakinlerimiz araçlarıyla seyir halindeyken yol ortasına dökülen hafriyat yığınlarını fark edemeyerek zaman zaman kaza geçiriyorlar.”

Ticari taksi plaka satışında tek geçim kaynağının şoförlük olması şartı getiriliyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Taksi plakası ağalığı bitecek. Gözünüz bizde olsun” sözleriyle duyurduğu taksi plakası tahsisi ile ilgili yeni sistem yürürlüğe giriyor.

Yeni sistemde, taksi, dolmuş minibüs ve umum servis araçlarına verilecek ticari plakaların sayısı, verilme usul ve esasları doğrultusunda satış işlemlerinde “şoförlük mesleği geçim kaynağı” şartı aranmaya başlanacak.

Belgelemek zorunda

Alıcının tek geçim kaynağının ‘şoförlük’ olduğunu ispatlaması gerekiyor. Ticari plaka tahsis belgesi başvurularında, beyanında şoförlük mesleğini geçim kaynağı olarak seçmiş olduğunu ve sürekli olarak icra ettiğini belgelemesi gerekecek. Bu belgelerde de ilgili resmi kurum onayı aranacak.

Ek olarak İBB, esnaf odaları ve emniyet birimleri temsilcilerinden oluşturacağı komisyon ile mevcut taksi plaka sahipleriyle ilgili inceleme yapacak.

Süreç nasıl işleyecek?

Ticari Plaka Tahsis Belgesi başvurularında; İBB’ye verilmek üzere plaka edinmek isteyen kişiye ait E-Devlet üzerinden elde edilmiş ve karekod/barkod ile doğrulanabilecek şekilde ‘Sosyal Güvenlik Kayıt Belgesi Sorgulaması’, ‘SGK’ya Tabi İşyeri Kaydı ve Sigortalılıktan Kaynaklı Borç Bilgisi Sorgulaması’ ‘Araçlarım Sorgulaması’ talep edilecek.

İlgili belgelerle doğrulamanın yeterli görülmediği hallerde vergi dairesi veya benzeri kurumlardan da ilave belge talep edilecek.

Ticari plakaların tek sahibi olacak

Ticari plaka alımında çoklu hisselere bölünmesi de ortadan kalkıyor. Denetimler kapsamında araç sahiplerine ulaşılması gereken durumlarda da sıkıntılar yaşanmasından dolayı kanuni zorunluluklar dışında (veraset, mahkeme kararları vs.) ticari bir plaka mevcut hisse oranından daha küçük paylara bölünerek satılamayacak.

Ticari plakaların yüzde 1, yüzde 2 vb. hisseler veya 1/16 ya kadar (Bijon hisse adı altında) satılması nedeniyle, (daha önce hisseli halde satılan plakanın hisseli şeklinde satışı dâhil) olup yalnızca hissedarlar arası yüzde 100 hisse tamamlamaya yönelik satışlar yapılabilecek.

Komisyon kurulacak

Mevcutta taksi, taksi dolmuş veya minibüs plaka sahiplerinin ‘Şoförlük mesleğini geçim kaynağı olarak seçmiş olduğunu ve sürekli olarak icra ettiğine’ dair Bakanlar Kurulu kararı veya 5216 sayılı Kanun kapsamında, tüm kamu kurum ve kuruluşları ile esnaf odalarının katılımıyla çalışma komisyonu kurulacak.

Bu komisyon taksi plaka sahiplerinin mevcut şartlara uygun olup olmadığını denetleyecek. Şartları taşımayan ticari plakaların ruhsatlarını askıya alabilecek.

UKOME’de 5 bin taksi talebi

Her ay gerçekleşen ve bu ay 28 Ekim’de yapılması planlanan Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantısında İBB’nin daha önce de sunduğu İstanbul’a 5000 taksi talebi yine gündeme gelecek.

Daha önce dokuz defa UKOME’de reddedilen teklif onuncu kez oylamaya sunulacak.

2022 bütçesi TBMM’ye sunuldu: Diyanet’e 16,1 milyar TL’lik bütçe

Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne (TBMM) sunulan 2022 bütçesine göre, Diyanet’in gelecek yıl 16,1 milyar TL olan ödeneği 2023’te 18,6 milyar TL’ye, 2024’te de 20,7 milyar TL’ye ulaşacak.

Gelecek yıl bütçeden din hizmetleri ve yaygın din eğitimi için 13,8 milyar TL bütçe ayrıldı. Cumhurbaşkanlığı’nın bütçesi ise 3,8 milyar TL olacak.

Bütçeye uçak alımı eklendi

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Cumhurbaşkanlığı’nın ödeneği gelecek yıl 3,8 milyar TL’ye, 2023’te 4,6 milyar TL’ye ve 2024’te de 4,9 milyar TL’ye yükselecek.

3,8 milyar TL’lik ödeneğin 436,9 milyon TL’si personel giderleri, 2,2 milyar TL’si mal ve hizmet alım giderleri, 584,1 milyon TL’si cari transferler ve 562,7 milyon TL’si de sermaye giderleri için kullanılacak.

Bu yaz Akdeniz ve Ege’de binlerce hektarlık ormanın yok olmasından dolayı da bütçeye yangınlarla mücadele için uçak alımı da eklendi. Önceki yıllarda ise sadece helikopter alımı öngörülüyor, uçaklar kiralanıyordu.

Bütçeden din hizmetleri ve yaygın din eğitimi için de gelecek yıl 13,8 milyar TL, 2023’te 16,1 milyar TL ve 2024’te de 17,8 milyar TL ödenek harcanacak.

2022’de Cumhurbaşkanlığı’na 25 binek otomobil, iki minibüs ve iki panel daha alınması planlanırken, taşıtların fiyatı bu kurumun üst yöneticileri tarafından belirlenecek.

Beklenen ÖTV geliri 220,7 milyar TL

2022 yılı için beklenen ÖTV geliri ise 220,7 milyar TL. Petrol ve doğal gaz ürünlerinden 32,1 milyar TL, motorlu taşıt araçlarından 72,4 milyar TL, alkollü içkilerden 26,2 milyar TL, tütün mamullerinden 70,6 milyar TL, dayanaklı tüketim ve diğer mallardan da 17 milyar TL ÖTV gelir elde edilmesi bekleniyor.

Gelecek yıl alkollü içkilerden beklenen gelirden yüzde 26, tütünden de 9,7’lik bir artış bekleniyor.

Şans oyunlarından 6,9 milyar TL, özel iletişimden 6,8 milyar TL, dijital hizmetten 2,7 milyar TL, konaklama vergisinden de 1 milyar TL gelir vergisi öngörülüyor.

Vergilerden 1,4 trilyon TL gelir

Vergilerden 1,4 trilyon TL gelir beklenirken, gelir vergisinden 262,6 milyar TL, kurumlar vergisinden 183,1 milyar TL, motorlu taşıtlar vergisinden de 24,6 milyar TL gelir hedefleniyor.

Para cezalarından beklenen gelir 27,1 milyar TL. Gelecek yıl trafik para cezalarından 10,5 milyar TL gelir elde edileceği tahmin ediliyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yarın bütçeyi Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunması, bir sonraki hafta da görüşmelere başlanması planlanıyor.

Viranşehir’de mesire alanındaki yaklaşık 70 ağacın kesilmesine tepki

Haber: Fatma KEBER

*

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesindeki Sulutepe Göleti mesire alanında 35 yıllık yaklaşık 70 ağaç belediye ekipleri tarafından kesildi. 40 civarında ağacın ise önümüzdeki günlerde kesileceği belirtildi.

DEVA Partisi ve yurttaşlar kesime tepki gösterirken Viranşehir Park ve Bahçeler Müdürü Mehmet Yar, ağaçların bakımsızlık ve hastalık nedeniyle kesildiğini öne sürdü.

‘Hastalık nedeniyle kurumuş’

Mesire alanına giderek açıklamada bulunanan Mehmet Yat, “Hastalık nedeniyle bu ağaçlar kurumuş ve diğer yeşil olan ağaçlara bulaşmaması işin onların kesim işlemi yapılmış olup en kısa zamanda mesire alanımıza uygun olan ağaç dikimi yapılacaktır” ifadelerini kullandı.

Yaşanan kuraklık nedeniyle gölet suyunun bitme aşamasına geldiğini belirten Viranşehir Park ve Bahçeler Müdürü Mehmet Yar “Belediye Başkanımız Salih Ekinci Beyin talimatıyla orada faal olmayan kuyunun tüm bakımları yapılarak haftanın beş günü gölete su takviyesi yapılmaktadır. Viranşehir hepimizin anıları olan bir memleketimizdir ve en güzelini yapmak için gerek Belediye Başkanımız Salih Ekinci Bey gerek ben ve tüm personellerimiz ile gece gündüz demeden ve hiç bıkmadan çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

‘Tek mesire alanı bu hale getirildi’

Deva Partisi Viranşehir İlçe Çevre ve Doğa Hakları Başkanı Şevket Çelikli kesimin takipçisi olacaklarını söyleyerek “ Yıllar sonra büyüyen bu ağaçların kesimi bizlerde derin bir yara bırakmıştır. Viranşehir’imizin tek mesire alanının bu hale getirilmesi bu ilçeye ihanettir” tepkisini gösterdi.

Ziraat Odası tarafından yıllar önce dikilen ağaçların kesilmesini eleştiren Çelik, “Birçok insanımızın piknik yaptığı bu alan , bilinmeyen bir bahane adı altında yok edildi. Yaptığınız inceleme sonucunda kökleri halen yeşil olan ağaçlar neden kesildiği sorusu bilinmezliğini korurken bu konuda belediye başkanı ve park bahçe müdürlüğünden ikna edici bir açıklama bekliyoruz” dedi.

Yıllar sonra büyüyen bu ağaçların kesiminin derin bir yara bıraktığını ifade eden Çelik, “Liyakat işte bu yüzden önemlidir. Benim vatandaşlarımdan bir ricam olacak. Lütfen bu mesire alanımızda çekilmiş resimleriniz var ise bizlerle paylaşınız . Umarım kurumuş dedikleri ağaçları kestik bahanesinin altına gizlenmezler. Viranşehir AKP Belediyesi, vatandaşın zaman geçirdiği, piknik yaptığı, oksijen aldığı, çocukların oyun oynadığı Sulutepe mesire alanını talan ederek ağaçları kesmiştir’’ diyerek ağaç kesimine tepki gösterdi.

‘Kimse sahiplenmiyor’

Viranşehir İlçe Tarım Müdürü Lokman Filiz, kesilen ağaçların olduğu yer ile ilgili yaptığı açıklamada, “O alan Köylere Hizmet Götürme Birliği’nden sonra, Büyükşehir’e devredildi, büyükşehir de bildiğim kadarıyla Devlet Su İşleri’ne (DSİ) devretmiş. Kimse sahiplenmiyor. Bu yıl yeterince yağmur yağmadığı için ve orada da sulama yeri olmadığı için ağaçlara yeterince sulama yapılmamı” diyerek ağaçların bakımsızlıktan dolayı kuruduğunu iddia etti.

Ağaçların kuruduğu için kesildiğini söyleyen Filiz “kuruyan ağaçlar kesilmediği takdirde oradaki böcekler kurtlar diğer ağaçlara geçer mecburen kesilmesi lazım” dedi.

‘Her birimizin ağaçlarla anısı var’

Viranşehirde yaşayan yurttaşlardan Viran TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Karakeçili de ağaçların kesilmesine tepki göstererek şunları söyledi:

“Bu ağaçlar her biri 30-35 yıllık. İklim krizini ve kuraklığı yaşadığımız bir dönemde her bir ağaç bizler için hayati önemdedir. Ağaçların kuruması veya kesilmesi bizler açısından üzücü. Her birimizin o ağaçların gölgesinde anısı vardır.”

Boğaziçili akademisyenlerden 14 yıldır çalıştığı üniversiteye alınmayan Can Candan’a destek

Boğaziçi Üniversitesi‘nin yeni atanmış rektörü Naci İnci‘nin 16 Temmuz’da dersine son verdiği akademisyen Can Candan’ın yaklaşık bir haftadır kampüse alınmamasına meslektaşlarından tepki geldi.

200’den fazla akademisyenin imzasını taşıyan açıklamada Can Candan’ın bir an önce göreve iade edilmesini, göreve iade edilme işlemi gerçekleşene kadar kampüslere “on dört yıldır olduğu gibi” serbestçe girmesinin sağlanması istendi.

‘Kabul etmiyoruz’

“Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri olarak, meslektaşımız Can Candan’ın Yapılan açıklamada “11 Ekim Pazartesi günü, atanmış rektörün keyfi bir kararıyla kampüse alınmamış olmasını, tıpkı kendisinin üç ay önce asılsız gerekçelerle görevden alınmasını kabul etmediğimiz gibi kabul etmiyoruz” denildi.

Akademisyenler “Fakülte ve bölüm kararları yok sayılarak görevden alınan Can Candan ve derslerine son verilen meslektaşlarımızın öğrencileri ile bir araya gelmesini engellemek, özgür ve özerk üniversitenin temel ilkelerinin ihlali olduğu gibi, öğrencilerimizin eğitim hakkının da gaspıdır” ifadelerini kulandı.

Açıklama akademisyenlerin “Can Candan’ın bir an önce göreve iade edilmesini, göreve iade edilme işlemi gerçekleşene kadar kampüslerimize on dört yıldır olduğu gibi serbestçe girmesinin sağlanmasını talep ediyoruz.Özgür ve özerk bir üniversite için verdiğimiz mücadeleden ve meslektaşlarımızdan vazgeçmiyoruz” taleplerini sıralamasıyla sona erdi.

Neler yaşandı?

Can Candan, 16 Temmuz tarihinde görevine son verilmesinin ardından Rektörlüğe karşı işe iade davası açmıştı. Yürütmenin durdurulması talebi mahkeme tarafından reddedilmişti. Candan’ın avukatları karara itirazı bölge idare mahkemesine taşıdı.

Bu sırada öğrencilerine ders vermeyece devam edeceğini belirten Can Candan güz dönemi derslerini açacağını ve ilk dersini Güney Meydan’da vereceğini söyledi. Ancak 11 Ekim Pazartesi günü gerçekleştirilecek eğitim için kampüse gelen Can Candan içeriyle alınmadı.

 

‘Osman Kavala serbest bırakılsın’ diyen 10 ülkenin büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı

İş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala‘nın tutukluluğunun dördüncü yılında aralarında Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Almanya ve Fransa‘nın da olduğu 10 ülkenin Ankara büyükelçilikleri ortak bir açıklama yayımlayarak Kavala’nın serbest bırakılması çağrısında bulundukları için Dışişleri Bakanlığı‘na çağrıldı.

ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda’nın Ankara büyükelçilerinin sabah saatlerinde Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nda olmaları bekleniyor.

Kavala’yı serbest bırakma çağrısı

Büyükelçilikler tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Bugün, Osman Kavala’nın tutukluluğunun başlamasının 4. yıl dönümü. Daha önce verilen beraat kararının ardından farklı davaların birleştirilmesi ve yeni davaların açılması yoluyla davasında süregelen gecikmeler, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve Türk yargı sisteminin şeffaflığına gölge düşürüyor.

Kanada, Fransa, Finlandiya, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, İsveç ve Amerika Birleşik Devletleri büyükelçilikleri olarak birlikte, Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri ve iç hukukuyla uyumlu şekilde, bu davanın adil ve hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiği kanısındayız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu husustaki kararları doğrultusunda Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunuyoruz.”

‘Büyük bir haddini bilmezliktir’

Ancak, bu çağrıya bazı siyasiler tepki gösterdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda açıklamayı “Büyük bir haddini bilmezlik” olarak tanımladı:

Türkiye’de “devam eden dava” hakkında, TBMM’de soru sormak ve görüşme yapmak bile anayasa tarafından yasaklanmışken, mahkemenin nasıl karar vereceğini söylemek başka ülkelerin büyükelçilerinin hakkı değildir; büyük bir haddini bilmezliktir.
İşinize bakın.”

‘Hiçbir büyükelçinin haddi değil’

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ise yaptığı paylaşımda, mahkemeye tavsiyede bulunmanın hiçbir büyükelçinin haddi olmadığını söyledi:

Diplomatlar, kabul edildikleri devletin hukukuna saygıyla mükelleftir. Anayasamıza göre mahkemelerimize tavsiye ve telkinde bulunmak hiçbir büyükelçinin haddi değildir. Hukukun üstünlüğüne gölge düşüren şey de bu had ve hudut bilmezliktir.”

‘Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletidir’

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da büyükelçiliklerin devam eden bir dava hakkında yargıya tavsiye ve telkinde bulunmasının kabul edilemez olduğundan bahsetti:

Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, hukuk devletidir.
Büyükelçilerin yürüyen bir davada yargıya tavsiye ve telkinde bulunması kabul edilemez.

Tavsiye ve telkininiz, hukuk ve demokrasi anlayışınıza gölge düşürmektedir.”

Antalya’da 6,0 büyüklüğünde deprem

Antalya‘nın Kaş ilçesi açıklarında 6,0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin Kaş’a 155 kilometre uzaklıkta meydana geldiği ve derinliğinin ise 36,1 kilometre olarak ölçüldüğü kaydedildi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) Twitter hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Geçmiş olsun Antalya.

Kaş ilçesi açıklarında meydana gelen #deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir ihbarın bulunmadığı bilgisi lınmıştır.”

1 Nokta 5: İklim krizini beslemeyen bir kripto para sistemi mümkün mü?

Kripto paralar, son yıllarda yatırım aracı olarak dünya genelinde büyük bir rağbet görüyor. Peki Bitcoin ve Ethereum gibi kripto paraların ne kadar enerji harcadığını ve iklim krizine nasıl bir katkıda bulunduğunu biliyor muyuz?

Yeşil Gazete ve Gezegen ortaklığıyla ve Podfresh‘in teknik alt yapı desteğiyle hazırlanan 1 nokta 5 programının ikinci bölümünde iklim krizi ve kripto paralar arasındaki ilişki ele alındı.

Yeşil Gazete editörü Elif Ünal beş soruda Yatırım Danışmanı Vahit Kozacıoğlu ile kripto paraların kirli tarafını konuştu. Kozacıoğlu, devasa enerji tüketiminin neden kaynaklandığını, iklim krizini beslemeyen bir kripto para sisteminin mümkün olup olmadığını ve dünyadaki örnekleri anlattı.

1 nokta 5

Kasten yangın çıkaran geri dönüşüm tesislerinin lisansları iptal edilecek

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan, “Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girdi. 

Yönetmeliğe göre geri dönüşüm tesislerinde, işletmeci tarafından “kasten” yangın çıkarıldığının tespit edilmesi durumunda tesisin çevre izin ve lisans belgeleri iptal edilecek. Bu işletmeler, 3 yıl süreyle tekrar çevre izin ve lisans başvurusunda bulunamayacak.

‘İlk kez kasıt ihtimali göz önünde bulunduruluyor’

Yeni yönetmeliği Yeşil Gazete’ye yorumlayan Dr. Mehmet Can Akpınar, “Olumlu tarafından bakacak olursak ilk kez Bakanlık, yangınlarda kasıt ihtimali olduğunu göz önünde bulunduruyor ve buna dönük bir adım atıyor” dedi.

Plastik üzerine çalışmalar yapan Akpınar, Mikroplastik Araştırma Grubu tarafından hazırlanan ve Türkiye’de geri dönüşüm tesislerinde çıkan yangınların haritalandırıldığı çalışmaya atıfta bulundu.

Bu çalışmaya göre 2019 yılında ülke genelinde 39 tesiste yangın çıktı. Bu sayı 2020 yılında 65’e çıktı. 2021 yılının şu anki dönemine kadar ise 100’den fazla yangın çıktı ve böylece yeni bir rekor kırılmış oldu.

Akpınar, “Çıkan yangınlarda rekor üzerine rekor kırılması, bu konudaki düzenleme ihtiyacını ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

‘Kasıtlı olduğunu kanıtlamak zor’

Ancak bu yönetmeliğin çıkan yangınlara yönelik bir iyileştirme sağlayıp sağlamayacağı konusunda çekimser olduğunu söyleyen Akpınar, “Kasıtlı yangın çıkarma zaten Çevre Koruma Kanunu’na göre yasak. Sokak ortasında bir kişi lastik bile yaksa bunun bir cezası var” ifadelerini kullandı.

Asıl zorluğun yangınların kasıtlı olup olmadığını kanıtlamak olduğunu ifade eden Akpınar, “İtfaiye raporlarında da kaynak yaparken alev sıçradı’ gibi argümanlar kullanılıyor. Plastikler aşırı ısınmadan dolayı da kendi kendine alev alabiliyor veya böyle bir bahanenin arkasına da sığınılabiliyor. Çoğu zaman yangınların nerede çıktığını bulmak bile mümkün olmuyor” dedi.

‘Somut kanıta ihtiyaç var’

Yangınların kasıtlı olup olmadığına dair şüphelerin bulunduğunu belirten Akpınar “’Bu tesiste yangın kasıtlı olarak çıkarıldı’ demek için somut kanıta ihtiyaç var. Bu tespiti yapması gerekenler de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İl Çevre Müdürlükleri” dedi.

Akpınar’a göre yeni yönetmelikte “kasten” ifadesine yer verilmesi de buna yönelik Bakanlığın da ciddi şüpheleri olduğunun kanıtı.

Manisa’da bir geri dönüşüm tesisindeki yangın. Fotoğraf: DHA

Neden yakma ihtiyacı duyuyorlar?

Bir tesisin neden kasten yangın çıkarmak isteyeceği üzerine konuşan Akpınar “Bu bir bertaraf yöntemi olarak kullanılabilir. Fabrikalar belirli bir ücret karşılığında aldıkları atıkları kolay yoldan yakıp kurtulabilirler. İkinci sebep ise yurtdışından getirilen bazı kaçak malzemelerin imhası olabilir” görüşünü paylaştı.

“Atık depolama kıstaslarına yönelik olarak birçok dikkat edilmesi gereken nokta ve bu kapsamda hazırlanan düzenlemeler var. Örneğin güneş altında depolanmamaları gerekiyor. Yoksa atıklar kolay bir şekilde alev alabiliyor” diyen Akpınar, asıl sorunun bu tesislerin denetimlerinin yeterli şekilde yapılmaması olduğunu ifade etti.

‘Kasıt şartı ile sınırlı kalınmamalı’

Öte yandan tesislerin cezalandırılmasının da ‘kasıt’ şartı ile sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çeken Akpınar, “Bu yangınlarda çok tehlikeli kimyasal gazlar ortaya çıkıyor. Veya söndürmek için kullanılan tonlarca su da kanallara karışıyor ve çevre üzerinde büyük bir tahribat yaratıyor” bilgilerini paylaştı.

Fransa’nın Toulouse kentinde bir gübre fabrikasında çıkan yangın sebebiyle şirketin sebep olduğu çevre felaketi yüzünden 1 milyon 500 bin Euro tazminat cezasına mahkum edildiğini hatırlatan Akpınar, “Eğer çevreye kasıtlı veya kasıtsız bir şekilde zarar veriyorlarsa bunu ödemeliler” dedi.

AB ve UEFA’dan iklim değişikliğine karşı farkındalık kampanyası

Avrupa Birliği (AB) ile Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) iklim değişikliğiyle mücadele için iş birliği yaparak ortak kampanya başlattı.

UEFA’nın futbol ve sosyal sorumluluk programı Respect‘in bir parçası olan #EveryTrickCounts kampanyasının başlangıç vuruşu, bu haftaki erkekler Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Avrupa Konferans Ligi maçlarında Figo, Cascarino’s ve Buffon’un yer aldığı kampanya reklamı ile canlı olarak yapılacak.

‘Bu, gelecek nesillere bırakacağımız bir konu değil’

UEFA’dan konuyla ilgili yapılan açıklamada, kampanya ve iklim değişikliğiyle mücadele hakkındaki görüşlerine yer verilen eski yıldız futbolcu Figo, “Bu, gelecek nesillere bırakacağımız bir konu değil. Hemen bir araya gelmeli ve harekete geçmeliyiz” dedi.

İtalyan kaleci Buffon ise “İklimin korunması için her futbolsever küçük bir katkı yapsa bunun büyük bir etkisi olacak” ifadesini kullandı.

Avrupa Komisyonu’nun Avrupa Yeşil Mutabakatı‘ndan sorumlu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ise “Futbol, ​​kıtamızı ve gezegenimizi bir araya getiriyor. En sevdiğimiz maçın keyfini çıkarmaya devam etmek için, ekip olarak iklim değişikliğine karşı mücadeleyi kazanmamız gerekiyor. UEFA ve Avrupa Komisyonu’nun iklimimize yardımcı olmak için bu kampanyayı başlatmasından memnunum” dedi.

AB, 2019 sonunda açıkladığı Yeşil Mutabakat adı verilen taahhütler bütünüyle Avrupa’nın 2050 yılına kadar iklim dostu bir kıtaya dönüşmesini ve sera gazı emisyonlarının sıfırlanmasını hedefliyor. UEFA da AB’nin çevre dostu bir kıta oluşturma hedefi içinde yer alma taahhüdü çerçevesinde bu farkındalık kampanyasına katılıyor.