Ana Sayfa Blog Sayfa 1204

Kaliforniya’daki kuraklık nedeniyle acil durum ilan edildi

Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) Kaliforniya eyaletinde iklim krizinin etkisiyle şiddetlenen kuraklık nedeniye acil durum ilan edildi.

Kaliforniya Valiliği tarafından yapılan açıklamada ülkenin batısının üç yıldır üst üste kuraklık yaşadığını belirterek Kaliforniya sakinlerine su tasarrufunu artırmaları çağrısı yaptı.

Su Kaynakları Denetim Kurulu’na yetki

Bu acil durum ilanı Su Kaynakları Denetim Kurulu‘na kaldırımları ve araba yollarını yıkamak için içme suyu tüketimini engellemek gibi her türlü atık su kullanım uygulamalarını yasaklama yetkisi veriyor.

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Kaliforniya sakinlerinin gönüllü olarak su kullanımını 2020 yılına kıyasla yüzde 15 azaltmaları çağrısında bulundu.

Açıklamada kuraklığın sona ermesi için yağışların mevsim ortalamasının yüzde 140 üzerine çıkması gerektiği belirtildi.

Validen su tasarrufu çağrısı

Vali Newsom, “Batı ABD potansiyel bir üçüncü yıl kuraklıkla karşı karşıya olduğundan, eyalet genelinde Kaliforniyalıların mümkün olan her şekilde su tasarrufu çabalarımızı iki katına çıkarmaları kritik önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında “Devlet, tarihi yatırımlar ve acil eylemlerle topluluklarımızı, işletmelerimizi ve ekosistemlerimizi kuraklık acil durumunun ani etkilerinden korumak için hareket ederken, devletin kuraklığı daha yaygın hale getiren iklim değişikliği etkilerinin zorluklarını aşmasına yardımcı olmak için uzun vadeli su direnci inşa ediyor” ifadeleri kullanıldı.

Acil durum ilanıyla birlikte daha önce kuraklık acil durum ilanı edilmiş ilçelere Imperial, Los Angeles, Orange, Riverside, San Bernardino, San Diego, San Francisco ve Ventura eklenmiş oldu.

 

İkizköy’de bilirkişi keşfi yapıldı

Muğla İkizköy’de yer alan ve termik santrale yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için YK Enerji‘ye verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) muafiyetine karşı açılan davanın bilirkişi heyeti incelemesi bugün gerçekleşti.

Muğla 3’üncü İdare Mahkemesi’ tarafından görülen davada atanan maden mühendisi, harita mühendisi, makine mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti ile sahada inceleme yapıldı.

Keşfe İkizköy avukatı Arif Ali Cangı tarafından açılan davaya müdahil olan Bodrum Belediyesi vekili, Muğla Barosu temsilcisi ve İzmir Barosu gözlemcisi avukatlar ile TEMA Vakfı temsilcisi, Halk sağlığı uzmanı, doğa koruma uzmanı, çevre mühendisi, KARDOK Derneği ve davacı İkizköylüler de dahil oldu.

Neler yaşandı?

Akbelen Ormanı yaklaşık iki yıldır Orman Genel Müdürlüğü tarafından kesilmek isteniyor. 2019 yılındaki ilk girişimde idare tarafından alanın endüstriyel plantasyon olduğu söylenmiş; ancak İkizköylülerin ısrarlı eylemleri sonucu, orman kesim programından çıkarılmıştı.

Bu yıl başlatılan kesim çalışmalarının dayanağı olarak ise Kasım 2020 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı tarafından bizzat imzalanmış ve 740 dönümlük ormanlık alanda YK Enerji’ye kömür madeni işletme izni veren bir karar olduğu ortaya çıkmıştı. YK Enerji’ye tahsis kararının iptal edilmesi için Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Bu davanın bilirkişi incelemesi 7 Eylül tarihinde gerçekleştirildi.

Muğla 3. İdare Mahkemesi’nde süren Entegre Tesis ÇED Muafiyeti iptal ve Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ndeki orman kesimi iptal davalarında ise daha önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. İki davada da gerçekleşen bilirkişi heyeti incelemeleri sonrasında mahkeme nihai kararını verecek.

LPG’ye bir zam daha geldi

LPG’ye bu gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere 22 kuruş daha zam geldi.

Bu zamla birlikte, otogazın litre satış fiyatı İstanbul’da ortalama 5,95 TL’den 6,17 TL’ye, Ankara’da 6,03 TL’den 6,25 TL’ye, İzmir’de ise 6,05 TL’den 6,27 TL’ye çıkacak.

EPGİS duyurdu

Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası (EPGİS), sosyal medya hesabı üzerinden bu gece yarısından itibaren geçerli olacak zammı şöyle duyurdu:

Akaryakıt Ürünlerinde Fiyat Artışı

21/10/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere;

LPG Otogazda 22 KRŞ/LT

Pompa satış fiyatlarına yansıyacak şekilde artış olmuştur.”

Dağıtım firmalarının belirlediği fiyatlar rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük de olsa değişiklikler gösterebiliyor.

Motorinin litre fiyatı da dün 23 kuruş zamlanmıştı. Böylece motorinin pompa fiyatı son 10 günde toplamda 87 kuruş zamlanmış oldu.

Foça’da çevrecilerin tepki gösterdiği cüruf depolama sahası kapatıldı

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Foça‘da çevrecilerin ve bölge sakinlerinin kapatılması için mücadele ettiği cüruf depolama tesisini kapatma kararı aldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Yıldız Devran, kararın firmaya tebliğ edilmesinin ardından tesisi mühürleyeceklerini söyledi. Çevreciler kararı memnuniyetle karşıladı.

Geri dönüşüm tesisi değil

İzmir Büyükşehir Belediyesi Encümeni, Gölyüzü mevkiindeki cüruf depolama tesisinin, sunduğu bilgi ve belgelerin aksine geri dönüşüm değil bertaraf amaçlı depolama yaptığını belirtti.

Ayrıca işyeri açma ve çalışma ruhsatının olmadığını, çevre ve insan sağlığı açısından sakıncalı olduğunu belirterek faaliyetten men edilmesini talep etti. Karar firmaya tebliğ edilecek.

Depolama tesisi mühürlenecek

Ajans Bakırçay’ın aktardığına göre Yıldız Devran Aliağa’da Türkiye’nin en büyük kapasiteli demir çelik üretim tesislerinin bulunması nedeniyle buradaki cüruf oluşumunun kaçınılmaz olduğunu ifade ederek şu ifadeleri kullandı:

“Tabi ki bu cürufların belli çevresel etkiler gözetilerek ve alanları rehabilite ederek cüruf depolanması veya kazanılması mümkün. Bu tesis de yaklaşık 10 yıl önce faaliyete geçti. Faaliyet konusu olarak cürufların geri kazanımları yapılacağı yönünde taahhütler verildi. O dönem depolama yapmayacağı için depolama kodları belirtilmemişti. Depolanacak malzeme miktarı ile ilgili sınırlama getirilmemişti. Dolayısıyla herhangi bir geri kazanım yapılmadan yıllarca sürekli bir depolama yapıldı. Bu da zaman içerisinde ciddi sorunlar doğurdu. Yüksek toz miktarı nedeniyle yaşanan sorunların yanı sıra bölgede yangınlar sık sık çıkmaya başladı. Yani çevresel etkileri önemli hale geldi.”

‘Karar sevindirici’

Kapatma kararı firmaya tebliğ edildikten sonra tesisin depolamaya kapatılarak, mühürleneceğini belirten Devran, “Kapatmanın ardından işletme tarafından alanın düzgün bir şekilde rehabilite edilmesi, ağaçlandırılması ve çevreye kazandırılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Foça Çevre ve Kültür Platformu (FOÇEP) Sözcüsü Bahadır Doğutürk kararın kendilerini sevindirdiğini söyledi. Bahadır Doğutürk, “Burası çevre için çok ciddi bir endişe kaynağıydı. Büyükşehir’in bu kararı bizi sevindirdi” dedi.

 

Derede oksijen miktarı azaldı, balık ve yengeçler yüzeye çıktı

Antalya Manavgat‘ın turizm bölgesi Kızılağaç Mahallesi‘nde Nifrit Deresi‘ndeki kirlenme sonucu oksijen miktarının azalmasıyla balık ve yengeçler yüzeye çıktı.

İhbar üzerine bölgeye gelen yetkililer, sudan numune aldı.

Kirlilik, zeytin fabrikalarından bırakılan atık nedeniyle oluştu

DHA‘da yer alan habere göre, derede balık tutmak isteyen amatör balıkçılar, rengi koyulaşan derenin kötü koku yaydığını söyleyerek ihbarda bulundu. Bunun üzerine bölgeye gelen jandarma ekibi, derede inceleme yaptı.

Jandarmanın talebi üzerine dereye gelen Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü görevlileri de su numunesi aldı. Kirliliğin dere kenarındaki zeytin fabrikalarından bırakılan atık nedeniyle oluştuğu kaydedildi.

Fotoğraf: DHA

Bölgede iki yıl önce de benzer bir olay yaşanmış, balık ve yengeçler yüzeye çıkmış ve iki fabrikaya deredeki kirlenme sonucu para cezası verilmiş, zeytinyağı fabrikalarının dereye atık bırakılmaması için uyarılacağı belirtilmişti.

Gübre ihracatına yasak geliyor

Ticaret Bakanlığı gübre ihracatının tümüyle yasaklanması için tebliğ hazırladı. Tebliğin bu gece yarısı Resmi Gazete‘de yayınlanması ve ihracat yasağının 21 Ekim 2021 itibariyle başlaması bekleniyor.

Dünya’dan Ali Ekber Yıldırım’ın haberine göre gübrede durdurulamayan fiyat artışını önlemek için Ticaret Bakanlığı 12 Ekim 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğ ile gübreyi ihracatı kayda bağlı mallar listesine almıştı.

Söz konusu önlem fiyat artışını durdurmaya yetmemesi üzerine gübre ihracatının tümüyle yasaklanması yönünde karar alındı.

‘Yasak, fiyatları düşürmez’

Gübre sektörü temsilcileri bazı gübre çeşitlerinin ihracatının yasaklanmasının normal olduğunu ancak toptan bir yaklaşımla organik, sıvı her türlü gübre çeşidinin yasaklanmasının yanlış olacağını ifade ediyor.

Bağlantısı yapılmış, sözleşmesi imzalanmış, bedeli alınmış ürünler olduğunu belirten sektör temsilcileri, ihracat yasağının da fiyatları düşürmeyeceğini iddia ediyor.

Sektör temsilcileri; “Gübrede küresel bir kriz var. Fiyat verilemiyor. Hammadde fiyatları anormal arttı. Gübre fiyatları sadece Türkiye’de değil, dünyada da artıyor. Hammadde ile ilgili büyük sorun var. Ayrıca Türkiye, gübrede dışa bağımlı olduğu için döviz kurundaki artışa bağlı olarak da fiyat artıyor. Dövizdeki artış durdurulmalı” görüşünü savunuyor.

CHP’li Murat Bakan: İklim kriziyle mücadele ederken kömürden enerji üretemezsiniz

Paris İklim Anlaşması‘nın onaylanmasına dair kanun teklifinin oybirliğiyle TBMM Genel Kurulu‘nda kabul edilmesinin ardından Meclis’te yürütülen iklim değişikliğiyle ilgili çalışmalar da hız kazandı.

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili ve İklim Araştırma Komisyonu CHP Sözcüsü Murat Bakan, komisyon olarak yapılan çalışmaları ve değerlendirmelerini Yeşil Gazete’ye anlattı.

‘Seyfe Gölü, Seyfe Çölü’ne dönüştü’

CHP İzmir milletvekili Murat Bakan, İklim Araştırma Komisyonu olarak yaklaşık dört ay boyunca toplam 73 kurum, kuruluş ve akademisyeni dinlediklerini kaydederek, “Dinlediğimiz kamu kurumlarının kağıt üzerinde her şeyi olduğundan daha iyi gösterme çabasında olduklarını ve genel olarak kendilerini savunur bir çizgide iklim krizine yönelik yapılanları anlattıklarını gördük” ifadelerini kullandı.

Bakan, komisyon çalışmalarının ardından Kırşehir Seyfe Gölü, Kayseri Sultansazlığı Milli Parkı, Konya Ereğli Sazlıkları, Meke Gölü, Burdur Gölü ve Eber Gölü‘ndeki ekolojik yıkımı yerinde gördüklerini de anlattı.

Seyfe Gölü’nün Seyfe Çölü’ne dönüştüğünü kaydeden Murat Bakan, gölle ilgili gözlemlerini şöyle anlattı:

Bir zamanlar sazlıklardan kuşlar havalandığında gökyüzünün karardığı söylenen bir sulak alandı burası, ama kaçak kuyular ve vahşi sulama nedeniyle kurumuş, yok olmuş. Seyfe Gölü, Seyfe Çölü olmuş…52 endemik bitki türüne, 231 kuş türüne ev sahipliği yapan bu ekosistem artık yok. Tarımsal sulama için açılan kaçak kuyular ve gölü besleyen kaynakların kesilmesi nedeniyle, Seyfe Gölü, Seyfe Çölü haline gelmiş durumda, kuruyan gölün dibinde biriken tuz ise rüzgarlarla tüm araziye dağılmış, dolayısıyla tarım için yok edilen bu bölgede, şu an tarım da yapılamaz hale gelmiş.
Eşine az rastlanan tatlı ve tuzlu su ekosistemini bir arada barındıran, Afrika ile Avrupa arasında göçmen kuşların buluşma noktası olan, 300 civarında kuş türü ve 400’e yakın bitki türüne ev sahipliği yapan Sultan Sazlığı ise başka bir havzadan su transferi yapılarak şimdilik kurtarıldı.”

‘Meke Gölü’nü ne biz görebileceğiz ne de bizim çocuklarımız’

Bakan, Ereğli Sazlıkları’nın her geçen gün küçüldüğünü, 1950’li yıllarda 21 bin dekarlık alanken, şimdi sulak alan ekosistemi olarak sadece 560 dekarlık alanın kaldığını da hatırlattı. CHP’li İzmir Milletvekili, Meke Gölü’nün yok olduğunu ve Burdur Gölü’nün de yok olmak üzere olduğunu da şöyle anlattı:

Gelelim, Google’da ‘Dünyanın nazar boncuğu’ diye aradığınızda inanılmaz manzarasını gördüğümüz Meke Gölü’ne… 4-5 milyon önce oluşmuş Meke Gölü 10 yıldır yok. Bizden önceki tüm nesillerin, modern insanın gelişim sürecinde tüm nesillerin gördüğü, yaşadığı gölü artık ne biz görebileceğiz ne de bizim çocuklarımız görebilecek.

Neleri kaybettiğimize bir diğer çarpıcı örnek ise Burdur Gölü…Tuzlu suda yaşama adapte olmuş dişli sazancık dünyada sadece Burdur Gölü’nde yaşıyor, burası aynı zamanda 100’e yakın kuş türü ve 300 bine yakın su kuşuna ev sahipliği yapıyor ama kaybetmek üzereyiz. Burdur Gölü, Ramsar Alanı olmasına rağmen, Milli Park Tabiat Alanı olmasına rağmen yüzde 45 küçülmüş durumda, sebebi ise yine tarımsal sulama.
Nasrettin Hoca’nın maya çaldığı gölü bilmeyen yoktur. Akşehir Gölü’nü besleyen Eber Gölü’nden gelen su tarımsal sulama için kesildi ve tarihe mal olmuş Akşehir Gölü’nün yüzde 97’si kurudu. Eber Gölü’nün sadece yüzde 33’ü hayatta kaldı.”

Murat Bakan, gereken tedbirlerin alınmaması durumunda, iklim krizinin derinleşen etkisiyle şu ana kadar hayatta kalmayı başarmış olan diğer göllerin ve sulak alanların da Seyfe Gölü’ne benzer bir akıbeti yaşayacağını kaydetti.

‘Çoklu krizler çağı’

İklim Araştırma Komisyonu CHP Sözcüsü, Türkiye’nin net bir iklim ve tarım politikası olmadığından dolayı adım adım felakete gittiğini aktardı:

Ülkemizde net bir iklim krizi, kuraklık ve tarım politikasının olmayışı nedeniyle adım adım felakete doğru gidiyoruz. Yaşadığımız çağ; pek çok bilim insanı, araştırmacı ve yaşam savunucusu tarafından ‘çoklu krizler çağı’ olarak tanımlanıyor.

İklim krizi; hava su, toprak, hava krizi, gıda krizi, sağlık krizi, ekonomik kriz ve gelecek krizi demek. Yani gerçek beka sorunu demek. Bu toprakların, bu göllerle, bu ormanlarla, bu dağlarla, derelerle, nehirlerle beraber vatan olduğunu unutmamalı ona göre yaşamalıyız. İstilacı türler gibiyiz; dokunduğumuz her şeyi bozuyor, yaşadığımız yeri içinde olduğumuz ekosistemi tahrip ediyoruz. Oysa canlı cansız doğanın içinde yaşadığımızı, bizlerin de bu ekosistemin birer parçası olduğumuzu unutmadan yaşamamız gerekiyor.

Diğer yandan, dünya yeni yeşil ekonomi düzenine doğru yol alırken, Türkiye’deki üretim süreçlerinin ve döngüsel ekonomiye yaklaşımın yeniden gözden geçirilmesi gerektiği yeterince dile getirilmiyor. İklim acil durumunun tam merkezinde yer alan ülkemizin acil olarak mutlak azaltım, karbonsuz ekonomi ve kömürden çıkışa dair net hedef koyması ve uygulaması ekonomik olarak da hayati önem taşıyor. Sınırda karbon vergisi kapımızda!”

‘Paris Anlaşması’nın onaylanması önemli ama yeterli değil’

Murat Bakan, Paris İklim Anlaşması’nı onaylamanın önemli fakat yeterli bir adım olmadığına vurgu yaptı ve açıklamasını şöyle sürdürdü:

Bundan 5 yıl önce imzaladığımız Paris İklim Anlaşması’nı şimdi onaylamak tek başına bir anlam ifade etmese de iklim kriziyle mücadelede atılmış çok önemli bir adım ülkemiz açısından. Ancak yeterli değil.

Dünyaya baktığınızda şunları görüyorsunuz: 18’i AB üyesi olmak üzere 23 ülke Kömür Sonrası Enerji İttifakı’nda yer alıyor. Paris İklim Anlaşması hedefleri ile uyumlu olarak OECD ve AB üyesi ülkeler için 2030, diğer ülkeler için 2050 yılından sonra olmamak üzere mevcut kömür kullanımının sıfırlanması hedefleniyor. Ayrıca dünyanın en büyük bankaları iklim krizi konusunda kendi finansman kriterlerini açıkladı ve kömür piyasalarında iş yapan kuruluşlara fon ve hizmet sağlamaktan vazgeçtiklerini bildirdi. Sadece yatırım ve finans sektörü değil, sigorta dünyası da kömürden çekilmeye başladıklarını duyurdu.
Dünya bu yönde ilerlerken biz yeni kömürlü termik santraller planlıyoruz. Olmaz.”

‘İklim kriziyle mücadele ederken kömürden enerji üretemezsiniz’

Faydalı ve temiz enerji kaynaklarına yönelmenin tercih değil zorunluluk olduğunu kaydeden Bakan, yenilenebilir enerjideki fiyat avantajına rağmen elektrik üretiminde kömüre ve fosil yakıtlara yatırımın ısrarla sürdüğüne de dikkat çekti:

Önümüzdeki günlerde Glasgow’a, COP26’ya gideceğiz. Çevre Komisyonu Üyeleri olarak tam kadro orada olacağız. Oraya her konuda net ve kararlı gitmek zorundayız.
Türkiye, bir an önce yeni kömürlü termik santral yapmayacağını ve mevcut santrallerin bölgede yaşayan halkın ekonomik ve sosyal koşullarını da dikkate alarak adil geçiş ile ne zaman kapatılacağını ilan etmeli.

Gezegenimiz ısınırken, hayat tüm insanlık için daha da zorlu hale geleceği aşikarken, faydalı ve temiz enerji kaynaklarına yönelmek tercih değil, zorunluluk.

Yenilenebilir enerjideki fiyat avantajına rağmen elektrik üretiminde kömüre ve fosil yakıtlara yatırım ısrarı sürüyor. Çünkü devlet, kömüre dayalı termik santrallere alım garantisi ve teşvik sağlıyor. Enerjideki vergi harcamaları büyük oranda fosil yakıt teşviklerine aktarılırken, yapılan araştırmalar sadece yüzde 17’sinin yenilenebilir enerjiye aktarıldığını gösteriyor. Oysa iklim kriziyle mücadele ederken diğer yandan kömürden enerji üretemezsiniz.
Gecikmeden kömür ve bağlı sektörler için çıkış ve dönüşüm planları yaparak, enerji portföyünde yenilenebilir kaynakların payını yükseltmek zorundayız.”

Soframızdaki zehir: Pestisit

Yeşiller Partisi, tarımda kullanılan pestisitler ve gıdanın ticarileşmesi ilişkisinin ele alınacağı “Soframızdaki zehir: Pestisit” isimli bir forum düzenliyor.

24 Ekim Pazar günü saat 16.00’daki forum çevrimiçi olarak video konferans  uygulaması Zoom üzerinden gerçekleştirilecek.

Kimler yer alıyor?

Forumda Gıda Mühendisi Bülent Şık, Fikir Sahibi Damaklar Kurucusu Defne Koryürek, Aktivist Yazar Ayşe Bereket, Öğretim Üyesi Candan Türkkan konuşmacı olacak. Çiftçilik ile geçimini sağlayan Necla Çelik ise kendi deneyimleri üzerinden aktarımlar yapacak.

Herkese açık ve ücretsiz etkinliğe katılmak için bu adres üzerindeki kayıt formunu doldurmak gerekiyor.

Glasgow’daki işçiler COP26 sırasında greve çıkacak

Birleşik Krallık‘taki Glasgow Kent Konseyi personeli maaşlarında artış  talebiyle Glasgow’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 26’ncı Taraflar Konferansı’nın (COP26) gerçekleşeceği tarihlerde greve çıkma kararı verdi.

Ücret anlaşmazlığı nedeniyle geçen hafta grev kararını onaylayan sendikalı işçiler, yönetim organı Cosla‘ya daha iyi bir teklif sunması için pazartesi gününe kadar süre verdi. Cosla, müzakerelere devam edeceğini söyledi.

Çöplerin toplanmadığı bir COP26

Çalışanlar, Unison ve Unite sendikaları ile birlikte, personeller için 2 bin Euro maaş artışı talep ediyor.

Çöp, temizlik, okul ve yiyecek-içecek alanlarında çalışan yaklaşık bin 500 işçinin greve çıkması durumunda yaklaşık 120 dünya lideri ve 25 bin delegenin katıldığı COP26, demiryolu hizmetlerinin iptal edildiği ve temizlikçilerin ve çöp toplayıcılarının grevde olduğu bir şehirde gerçekleşecek.

‘Orantısız ve haksız yerel etki’

bianet’ten Ceday Avcı’nın BBC News haberinden aktardığına göre Glasgow Belediye Meclisi, işçilerden şehir için yoğun ve zor bir zaman sırasında aksamalara neden olmamalarını istedi:

“COP26, şüphesiz şehir ve sakinleri için yoğun ve zor bir zaman olacak. Bu eylemi şu anda sadece Glasgow’da yapmak, ulusal bir kampanyanın peşinde orantısız ve haksız yerel etkiye sahip olacak.”

Bir haftalık grev

GMB’nin İskoçya kıdemli organizatörü Drew Duffy “Cosla’nın yerel hükümet çalışanlarımız için daha iyi bir ücret teklifi sunamamasının ardından GMB, Glasgow Belediye Meclisine temizlik hizmetinde endüstriyel eylem için yasal bildirimde bulundu.

Grev, 1 Kasım Pazartesi 00.01’de başlayıp 8 Kasım Pazartesi 23.59’da sona erecek, COP26’ya denk gelen yedi günlük bir grev eylemi olacak” dedi. Duffy, eylemden vazgeçilmesi isteniyorsa iyileştirilmiş bir teklif sunulması gerektiğini belirtti.

Tek grev değil

Temizlik işçileri, COP26 iklim zirvesi sırasında şehirde greve çıkan tek grup değil. İşçiler ve sendikalar, 31 Ekim- 12 Kasım tarihleri ​​arasındaki miting sırasında işten ayrılabilecekleri uyarısı yaptılar.

RMT sendikası ile ücret ve koşullar konusundaki ayrı bir anlaşmazlık yaşanırsa demiryolu işçileri de zirve sırasında greve gidecek.

ScotRail personeli 1 Kasım Pazartesi gününden 12 Kasım Cuma gününe kadar greve çıkacak. Caledonian Sleeper‘daki personel 24 saatlik iki grev yapacak.

Biri 31 Ekim Pazar günü, diğeri 11 Kasım Perşembe günü olacak. Unite Scotland ayrıca Stagecoach Group genelinde yaklaşık bin işçinin Ekim ayı sonunda İskoçya’nın merkezindeki COP26 otobüs seyahatini etkileyecek grev eylemini desteklediğini söyledi.

Gökova’da iklim değişikliğinin etkileri araştırılacak

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, iklim değişikliğinin denizde ve karadaki ekosistemler üzerindeki etkilerinin araştırılması ve uyum kapasitesinin artırılmasını sağlayacak projeyi hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Bu kapsamda Bakanlık, pilot bölge olarak Muğla‘daki Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’ni belirledi.

Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğünce hazırlanan projeyle mevcut korunan alanların iklim değişikliğinden kaynaklanabilecek etkilenebilirliğinin belirlenmesi ve bu unsurlara göre söz konusu alanlar için eylemsel yönetim planı oluşturulması hedefleniyor.

Risk altında

Türkiye, zengin biyolojik çeşitliliğe, farklı kültür ve coğrafyalara ev sahipliği yapması ve tarihi öneme sahip olmasının yanında bazı çevresel ve iklimsel zorluklarla karşı karşıya.

Bu kapsamda Akdeniz Havzası, “sıcaklık artışları, deniz seviyesinde yükselme, temiz su kaynaklarında azalma, denizlerdeki istilacı türler, suyun asidifikasyonu, artan turizm ve kentleşme nedeniyle katı atık ve kanalizasyon kaynaklı kirlilik, deniz çöpleri ve aşırı avlanma” gibi baskılara maruz kalıyor.

Veri tabanı oluşturulacak

Muğla ili sınırları içinde yer alan 193 kilometre kıyı uzunluğuna sahip Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin toplam yüzölçümü 1092,76 kilometrekare. Bu alanın 817,76 kilometrekaresi deniz, 275 kilometrekaresi ise karasal alan olduğu göz önüne alındığında hem kara hem de deniz alanına sahip Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinde uygulanacak bu projeyle, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasında önemli bir yeri olan karasal ve denizel ekosistemi hizmetlerinin sürdürülebilir kalkınma açısından etkisini içeren bir değerlendirme yapılabilecek.

AA’nın aktardığına göre bölgenin hem karasal hem de deniz alanı ölçeğinde iklim değişikliğine uyum kapasitesinin güçlendirilmesi sağlanacak.

Ayrıca iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasında önemli bir yeri olan korunan alanların gelecek nesillere aktarılması sürecinde izlenecek yol haritası belirlenecek ve anayasal bir hak olan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamanın güvence altına alınması adına ülke geneline yaygınlaştırılacak projeler için veri tabanı oluşturulacak.

İklim direncini artırmak için hedefler

Proje kapsamında Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin ilk olarak iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden nasıl zarar gördüğüne dair tespit yapılacak. Yapılması planlanan çalışmalardan bazıları şöyle:

“Bölgede iklim değişikliğinin biyoçeşitliliğe etkisini ölçmek için indikatörler, önemli alanlar ve bu alanlarda yaşayan türler belirlenecek. Kilit role sahip olan tehditler daha iyi tanımlanarak bunlara öncelik verilmesi sağlanacak. İklim değişikliğinden zarar görmesi muhtemel olan korunan alanlara yönelik olarak düzenleyici faaliyetlerin hayata geçirilmesi için eylem planları oluşturulacak. İklim direncini artırmak için hedefler (ekosistem ve habitat restorasyonu) geliştirilecek. İklim adaptasyonu ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için özel öneme sahip alanlar ve türlere ilişkin müdahale planları belirlenecek.”

Risk senaryoları geliştirilecek

İklim değişikliğinin etkilerini daha da ağırlaştıran tehditlerin tanımlanacağı projeyle korunan alanları tehdit etme potansiyeli olan iklimsel riskler arasındaki bağlantı tanımlanabilecek, geleceği tahmin etmeye faydalı olacak modelleme yapılarak, risk senaryoları geliştirilecek.

Bozulmamış habitatların geleceğe taşınmasını sağlamayı hedefleyen proje kapsamında, savunmasız ve kırılgan türlerin yaşam alanlarının rehabilitasyonu sağlanarak bunlara odaklanmak için gerekli farkındalık platformu oluşturulacak.

Projeyle iklim değişikliğinin söz konusu pilot alana olan etkisi yakından takip edilebilecek, iklim değişikliğinin korunan alanlar üzerindeki potansiyel büyüklüğü ve oranı belirlenecek.

Sektörler arası araştırmalar

Farklı iklim değişikliği senaryoları rehberliğinde korunan alanlardaki ekosistem hizmetlerinin geleceğinin öngörülmesinin planlandığı proje kapsamında iklim değişikliğinin insan refahı üzerindeki etkileri, iklim ve geleneksel kıyı balıkçılığı arasındaki ilişkiler üzerine sektörler arası araştırmalar yapılmasına zemin hazırlanacak.

Bu proje ile karasal ve deniz ekosistemlerinin rehabilitasyonu, ekolojik koridorlar gibi konularda somut veriler elde edilerek, gerekli teşhislerin konulması kolaylaşacak ve yerinde tedbirlerin alınmasının da önü açılacak.

Öte yandan Bakanlıkça bu projenin yapılması için 18 Ekim’de ihale düzenledi. Buna göre, proje süresi ise işe başlama tarihinden itibaren 840 gün olarak belirlendi.