Dört Latin Amerika ülkesi deniz kaplumbağaları, ton balığı, kalamar, çekiç başlı köpekbalıklarını ve diğer türleri koruma amacıyla Pasifik Okyanusu‘nda geniş bir koridor oluşturmak için deniz rezervlerini genişleteceklerini duyurdu.
Yeni deniz koridoru Ekvador‘daki Galapagos Adaları,Kolombiya‘nın Malpelo Adası ile Kosta Rika ve Panama sularındaki Cocos ve Coiba Adaları‘nı birbirine bağlayacak.
Koridorun göçebe deniz türlerinin, her yıl Doğu Pasifik’i ziyaret eden yüzlerce geminin balıkçı filolarından koruması amaçlanıyor.
COP26’da duyuruldu
Kosta Rika, Kolombiya, Panama ve Ekvador‘un iş birliği yapacağı projenin duyurusu, dünya liderlerinin karbon emisyonu hedeflerini ve diğer çevre politikalarını tartışmak için bir araya geldiği İskoçya’nın Glasgow kentindeki BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı’nda (COP26) yapıldı.
Latin Amerika ülkeleri, iklim değişikliğini ele almanın bir yolu olarak 2030’a kadar okyanusların ve kara alanlarının yüzde 30’unu korumaya yönelik küresel girişime katkıda bulunmaya çalıştıklarını söyledi.
Fotoğraf:AA
‘Batı Yarım Küre’deki en büyük deniz koruma alanı’
Kosta Rika Devlet Başkanı Carlos Alvarado Quesada, “Dünyanın en değerli ekosistemleri arasında yer alan Galapagos ve Cocos Adaları gibi ekosistemleri koruyacağız” dedi.
AA’nın aktardığına göre Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Duque da yeni koridorun “Batı Yarım Küre’deki en büyük deniz koruma alanı” olduğunu belirtti.
Panama Devlet Başkanı Laurentino Cortizo ise “İklim değişikliği hakkında pek çok konuşma duyduk, yerine getirilmeyen birçok taahhüt… Bu, güçlü bir eylem; ülkemizin ve dünyanın ihtiyacı olan da bu” ifadelerini kullandı.
Yeni koridor, endüstriyel balıkçılık filolarının sınırları dışında olacak yaklaşık 500 bin kilometrekarelik korunan alan oluşturacak.
Birleşik Krallık merkezli Uluslararası Af Örgütü, “Haklarımızı Yakmayın! İnsanlığı İklim Krizinden Korumak İçin Hükümetler ve Şirketler Ne Yapmalı?” başlığında bir iklim raporu yayımladı.
Rapor iklim değişikliğinin yol açtığı acil durumun, “eşi benzeri görülmemiş bir insan hakları krizi” olduğuna dikkat çekiyor.
‘Temel hakları tehlikeye atacak’
İklim krizinin ilerleyen dönemde temel hakları tehlikeye atacağının altı çizilen raporda, ilgili insan hakları sıralandı, devletlere ve şirketlere acil ve somut tavsiyeler verilmesinin yanı sıra yükümlülükleri hatırlatıldı. Söz konusu raporun önsözünde şu ifadelere yer verildi:
“İklim değişikliği, mevcut ve gelecek nesillerin medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını ve nihayetinde insanlığın geleceğini tehlikeye atıyor. İklim değişikliğinin doğurduğu sonuçlar bir ülke veya topluluğu etkilediğinde, bunların yol açtığı zincirleme etkiler insanların onurlu bir yaşam sürme hakkından faydalanabilmesini ciddi ölçüde engelleyebilir, özgürlükleri tehlikeye atabilir ve hatta birçok durumda halkların kültürel varlığını topyekun tehlikeye atabilir.”
Fotoğraf: AA
İklim felaketleri artıyor
Güncel durumun, geleceğe dair insanlığı nelerin beklediğini gösterdiğine işaret edilen raporda, “Şu anki, sanayi devrimi öncesi seviyelerin 1,1 santigrat üstünde olan küresel ısınma nedeniyle bile sıcak hava dalgaları, eşi benzeri görülmemiş orman yangınları, arka arkaya gelen yoğun tropik fırtınalar ve şiddetli kuraklıklar gibi yıkıcı etkilere tanık oluyoruz” bilgisi verildi.
Raporda, iklim değişikliğinin, deniz seviyesinin yükselmesi gibi yavaş yavaş hissedilen etkileriyle birlikte bu olayların, milyonlarca insanın yaşam, su, gıda, barınma, sağlık, hijyen, çalışma, sağlıklı çevre ve kendi kaderini tayin hakları gibi insan haklarından ayrımcılığa, insanlık dışı ve alçaltıcı muameleye maruz kalmama hakkı gibi haklardan yararlanmasını ciddi şekilde engellediği belirtildi.
Kadınlar ve yerli halklar risk altında
“İklim değişikliği küresel bir sorun olmasına rağmen, halihazırda çeşitli ve kesişen ayrımcılık biçimlerine maruz kalmış veya yapısal eşitsizlikler ve kökleşmiş uygulamalar nedeniyle veya kaynakları, gücü ve ayrıcalıkları adaletsiz şekilde dağıtan resmi politikalar sonucunda ötekileştirilen kişi ve grupları orantısız şekilde etkilemektedir” ifadesi kullanılan rapor ayrıca, kadınlar, yerli halklar ve engellilerin iklim felaketleri karşısında daha fazla risk altında olduğuna işaret etti.
Fotoğraf: DHA
İklim değişikliğinin bu grupları ve cinsiyet, sınıf, kast, ırk, azınlık statüsü, engellilik, yaş ve göç durumu temelinde ötekileştirilen diğer insanları nasıl etkilediğine de değinilen raporda, şu ifadelere yerildi:
“İklim krizi gelişmekte olan ülkelerdeki insanları, özellikle de düşük rakımlı küçük ada ülkeleri ve en az gelişmiş ülkelerdeki insanları sadece iklimle ilgili afetlere maruz kalmaları nedeniyle değil, aynı zamanda, sömürgeciliğin kalıcı sonuçları da dahil bu olayların etkilerini arttıran siyasi ve sosyoekonomik faktörler nedeniyle de orantısız şekilde etkiliyor. İklim değişikliği sadece sömürgeciliğin etkilerini sürdürmekle kalmıyor, aslında sömürge imparatorlukları kurmuş devletler ve geride bıraktıkları yerleşimci toplumlara dayanan devletler tarafından inşa edilen yeni bir atmosferik sömürgecilik biçimi yaratıyor.”
‘En zenginler daha fazla sorumlu’
İklim bilimciler James Hansen ve Makiko Sato‘nun, 1751-2014 yıllarında ABD, İngiltere ve Almanya’nın küresel ortalamanın en az altı katı kişi başına kümülatif sera gazı emisyonu ürettiğini gösterdiğini aktaran raporda, Rusya, Kanada ve Avustralya’nın küresel ortalamanın 4 ila 5 katı sera gazı ürettiğinin altı çizildi. AA’nın aktardığı raporda, iklim değişikliğinin sorumluluğunun, dünya çapında ayrıcalıklarla yakından bağlantılı olduğuna dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi:
“(Uluslararası sivil toplum kuruluşu) Oxfam, 1990’dan 2015’e kadar dünya nüfusunun en zengin yüzde 10’unun (yaklaşık 630 milyon kişi), dünyadaki kümülatif karbon emisyonlarının yarısından fazlasından sorumlu olduğunu, en yoksul yüzde 50’nin (yaklaşık 3,1 milyar kişi) ise kümülatif emisyonların sadece yüzde 7’sinden sorumlu olduğunu hesaplamıştır. Dünya nüfusunun en zengin yüzde 1’i, dünyanın daha yoksul yarısının toplamından iki kat daha fazla karbondioksit salınımından sorumlu.”
Raporda, iklim kriziyle mücadele için insan haklarının esas alınması, öncelikle varlıklı ülkelerin hızla harekete geçmesi, fosil yakıtlardan vazgeçilmesi, uluslararası iş birliği ve şirketlere yönelik düzenlemelerin yanı sıra tavsiyeler yer aldı.
Elektronik spor ve video oyunu akışı platformu olan Twitch, Birleşik Krallık merkezli oyun haber sitesi Dexerto‘ya Türkiye’deki kullanıcıların kara para akladığı iddialarına yönelik 150 kişiye karşı eylül ayında harekete geçildiğini bildirdi.
Twitch sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, yerel kanunları ya da Twitch kurallarını ihlal eden bütün kullanıcıların tespit edilmesi ve platformdan kaldırılması için sürekli çalışıldığı vurgulandı.
Türkiye’de bazı Twitch yayıncılarının kara para akladığı iddiaları Twitch platformunun hacklenmesi sonucu ortaya çıkmıştı.
‘Dolandırıcılık mağduru olanlar şirkete ulaşsın’
BBC Türkçe‘de yer alan habere göre, şirketin sözcüsü son zamanlarda Twitch topluluğunda Türkiye’deki kullanıcıların nasıl para kazandığına dair kaygıların ortaya çıktığını kaydederken, yasak aktivitelerde bulunan kişilere karşı gerekli önlemlerin alındığını da ifade etti.
Sözcü, “Twitch’te mali dolandırıcılığı engellemek ve dolandırıcılıkla mücadele etmek için düzenli olarak faaliyette bulunuyoruz, sadece Eylül ayında Türkiye’deki 150 kullanıcıya yönelik olarak para kazanma araçlarını istismar ettikleri için harekete geçtik” dedi.
Açıklamada, dolandırıcılık mağduru olan herkesin şirkete ulaşması gerektiği de belirtildi.
Twitch’te kara para aklama ve dolandırıcılık ağının ortaya çıkarılması ve bu kullanıcıların platformdan temizlenmesi amacıyla “Temiz Twitch” etiketiyle sosyal medyada kampanya düzenlendi.
Hacklenme sonucu ortaya çıktı
Türkiye’de bazı Twitch yayıncılarının kara para akladığı iddiaları Twitch platformunun hacklenmesi sonucu ortaya çıktı.
Hackerların platforma ait büyük bir veri setini internette paylaşması üzerine Twitch’teki yayıncıların ne kadar para kazandığı da öğrenilmiş oldu.
Verilerin paylaşılmasının ardından Türkiye’de az takipçisi olan çok sayıda kullanıcının büyük miktarlarda para kazandığının fark edilmesi kara para aklama ve dolandırıcılık iddialarına neden olmuştu.
Twitch’te Bit adı verilen sanal emtialarla takip edilen kullanıcıya farklı para miktarlarını temsil eden emojiler göndererek bağışta bulunulabiliyor. Türkiye’de canlı yayınları az sayıda kişi tarafından izlenen kullanıcılara Twitch’teki Bit’lerle yüksek meblağlarda para gönderildiği ortaya çıktı.
İddialara göre hackerlar, anlaştıkları yayıncılara çalıntı kredi kartları üzerinden Bit’leri kullanarak bağışta bulunuyor. Daha sonra da yayıncılar bu bağışların yüzde 20 ya da 30’unu kendileri alıyor, geri kalanını da hackerlara gönderiyor.
TBMM’ye soru önergesi verildi
Bu süreçte Temiz Twitch kampanyasının önde gelen isimlerinden biri Twitch’te 1,7 milyon takipçisi olan Jahrein takma isimli Ahmet Sonuç adlı yayıncı oldu.
Ahmet Sonuç, bu konuyla ilgili yaptığı açıklamalar ve iddialar üzerine bu hafta Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından ifade vermeye çağrıldı.
CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ise, iddiaların araştırılması için Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan‘ın yanıtlaması istemiyle TBMM‘ye soru önergesi verdi.
bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediğiErkek Şiddeti Çetelesi‘ne göre; erkekler ekim ayında en az 22 kadını öldürdü, en az dokuz kadına tecavüz etti.
Ekim 2021‘de en az 13 kadının ölümü basına şüpheli olarak yansıdı. Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri transtı. Bir kadın da Kırgızistan yurttaşıydı.
Adana’da bir kadın kendisini sistematik olarak darp eden kocasını öldürdü ve meşru müdafaa hakkını kullandı.
Failler tanıdık
Erkeklerin 10 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı. Erkekler, altı kadını “barışmak istemediği”, “boşanmak istediği” için öldürdü.
Erkekler, bir kadını “çocuklarının kavgasına karıştığı” için bir kadını “çok konuştuğu” için iki kadını “kıskandığı”, bir kadını “sevgilisi olmayı kabul etmediği”, bir kadını da “kocasıyla husumetli olduğu” için öldürdü.
15 kadını kocası, sevgilisi, eski kocası öldürdü. Bir kadını komşusu, bir kadını kocasının arkadaşı, bir kadını akrabası, bir kadını oğlu, bir kadını da arkadaşı öldürdü. İki kadını öldüren erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.
13 kadını ev içinde öldürdürler
Erkekler, 13 kadını ev içinde, dokuz kadını düğün salonu, market, park gibi ev dışı alanlarda öldürdü.
Erkekler, 12 kadını ateşli silahlarla, altı kadını kesici aletle, bir kadını balkondan atarak, bir kadının kafasını taşla ezerek, iki kadını darp ederek öldürdü.
Kadınları öldüren en az 23 fail erkek vardı; 14 fail tutuklandı. İki fail gözaltına alındı. Altı fail intihar etti. Bir failin hukuki süreci basına yansımadı.
Erkekler en az iki çocuğu öldürdü
Ekimde erkekler en az iki çocuğu öldürdü. Geçen yıl aynı ay da bu sayı dörttü. Bir çocuğu babası, bir çocuğu amcası öldürdü.
Çocukları öldüren iki fail vardı. Bir fail tutuklandı, bir failin hukuki süreci basına “gözaltına alındı” diye yansıdı.
İstanbul‘da hava kalitesinin en düşük olduğu bölgeler Mecidiyeköy, Zincirlikuyu, Bağcılar ve Sultangazi olarak kaydedildi.
Uluslararası Hava Kirliliği Önleme Birliği Başkanı Prof. Dr. Selahattin İncecik konuyla ilgili, “Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, her yıl 7 milyon insan hava kirliliği nedeniyle erken ölüm riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle trafiğin yoğun olduğu saatlerde dışarıda bulunmayın” yorumunda bulundu.
‘Hava kirliliğin temel kaynağı artık trafik’
DHA‘da yer alan habere göre, Prof. Dr. Selahattin İncecik, İstanbul’da 1990’lı yıllara kadar hava kirliğinin temel kaynağının konutlardaki ısınma, trafik ve sanayi olduğunu, ancak günümüzde bu sıralamanın değiştiğini ve trafiğin ilk sırada yer almaya başladığını kaydetti. Prof. Dr. İncecik, “Şu an İstanbul’da 4 buçuk milyon araç var. Bu araçların 3 buçuk milyonunu otomobiller oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
‘Her semtte nüfus yoğunluğu farklı’
Uluslararası Hava Kirliliği Önleme Birliği Başkanı, bu semtlerdeki hava kirliliğinin yoğun olmasının sebeplerini şöyle anlattı:
İstanbul’un topografyası düz olmaması ve her semtteki nüfus yoğunluğunun farklılaşması İstanbul’da bazı bölgelerde trafik yoğunluğuna neden olabiliyor. Bu nedenle İstanbul’un bazı bölgelerinde ciddi bir hava kirliliği gözlenebiliyor. Mecidiyeköy, Zincirlikuyu, Bağcılar ve rüzgara açık olmayan Sultangazi havanın kirliliğinin yüksek olduğu yerler. En düşük ilçeler ise Kadıköy ve Üsküdar.”
Pandemi sonrası İstanbul’un hava kalitesinde ciddi bir bozulma meydana geldiğini de ekleyen Prof. Dr. Selahattin İncecik, bunun nedeninin trafiğe çıkan araç sayısının iki kat artması olduğunu belirtti.
Temiz enerjinin dünyanın her yerinde erişilebilir ve uygun maliyetli olmasını sağlamak amacıyla Birleşik Krallık liderliğinde oluşturulan uluslararası plana, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 40’ın üzerinde ülke destek verdi.
Birleşik Krallık hükümeti plan kapsamında, dünyada 20 milyon yeni istihdam oluşturulabileceğini, gelişmekte olan ve gelişmiş ekonomilerde 16 trilyon dolarlık yatırım yaratabileceğini öngörüyor.
40 ülke destek verdi
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı’nın (COP26) ikinci gününde Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson‘ın ev sahipliğinde düzenlenen “Temiz Teknoloji İnovasyonlarını ve Yayılımını Hızlandırma” başlıklı toplantıda, uluslararası bir plan olarak tasarlanan Glasgow Atılım Gündemi (Glasgow Breakthrough Agenda) tanıtıldı.
Aralarında Türkiye, ABD, İngiltere, Hindistan, Kanada, Çin, Mısır, Avrupa Birliği, Japonya, Birleşik Arap Emirlikleri, Nijerya‘nın bulunduğu 40’ın üzerinde ülke, Glasgow Atılım Gündemi’ni imza koyarak destek verdi.
Beş sektörde dönüşüm
Temiz enerji teknolojilerinin 2030’a kadar tüm dünyada herkes için erişilebilir ve düşük maliyetli olmasını sağlamak amacıyla hayata geçirilen Glasgow Atılım Gündemi kapsamında küresel emisyonların yüzde 50’sinde sorumlu olan 5 sektörde dönüşüm ana hedef olarak belirlendi.
Bu kapsamda, temiz kaynaklardan elektrik üretiminin her ülkede uygun maliyetli ve güvenilir şekilde sağlanması, ulaştırma sektöründe sıfır emisyon araçlarının kullanılması, çelik sektörünün sıfır emisyona yaklaşması, düşük karbonlu hidrojen üretiminin 2030’a kadar uygun maliyetli hale getirilmesi ve iklime dirençli bir tarım sektörünün oluşturulması sağlanacak. Söz konusu sektörlerdeki planların hayata geçmesiyle gayri safi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 4 artabileceği hesaplanıyor.
Atılıma destek veren ülkeler aynı zamanda 2022’de her sektörde sağlanan aşamayı görüşmek üzere bir araya gelecek ve bu gelişmelere ilişkin Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yıllık rapor hazırlanacak.
Yeşil Şebekeler Girişimi
“Yeşil Şebekeler Girişimi – Tek Güneş Tek Dünya Tek Şebeke” girişimi
Etkinlik kapsamında ayrıca Birleşik Krallık ve Hindistan liderliğinde oluşturulan “Yeşil Şebekeler Girişimi – Tek Güneş Tek Dünya Tek Şebeke” girişimi tanıtıldı.
Kıtaların ve ülkelerin enterkonekte şekilde temiz enerji kaynaklarından üretilen elektriğe erişimini sağlamayı amaçlayan girişime, 80’den fazla ülke destek verdi.
AA’nın aktardığına göre Boris Johnson, toplantıda yaptığı konuşmada, temiz enerji teknolojilerini uygun fiyatlı, erişilebilir ve çekici hale getirmeyi amaçladığını belirterek, “Temiz enerjiyi şu anda en kirletici sektörlerde tercih edilir hale getirerek dünyanın her yerinde emisyonları azaltabiliriz” dedi.
Rize‘nin İkizdere ilçesinde bölge halkının tüm direnişine rağmen Cengiz İnşaat tarafından taş ocağı çalışmaları devam ettirilirken, bölgede gizli bir şelale keşfedildi.
Taş ocağı çalışmaları ise yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki şelalenin hemen altında devam ediyor. Çalışmaların devam etmesi halinde şelale de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.
Kestane şenliği sırasında keşfedildi
Bölge halkının taş ocağına karşı direnişi aylardır devam ederken, hafta sonu taş ocağının yapımının devam ettiği Eskincedere Vadisi’nde çevre savunucuları tarafından kestane şenliği düzenlendi.
Şenlik kapsamında Eskincedere Vadisi’nde kestane toplamaya giden direnişçilerden Harun Tatoğlu, vadinin derinliklerindeki bir alanda tesadüfen bir şelale keşfetti.
Tatoğlu, Eskencidere Vadisi’nin doğa harikası olduğuna dikkat çekerek, bu gizli şelalenin bile vadinin ne derece önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini kaydetti.
Şelalenin bugüne kadar yaşayanlar tarafından da bilinmediği öğrenilirken, şelaleye Harun Tatoğlu ismi verildi.
Hafta sonu gerçekleşen kestane şenliğinde yaşam savunucuları, bölgede kestane ağaçlarının kesildiğini görünce taş ocağı çalışması yapılan alana girerek kepçelerin çalışmasını durdurmuş ve jandarma ile tartışmıştı.
‘Tahribatın devamındaki ısrar neden?’
Taş ocağı için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) “Gerekli değildir” kararına karşı açılan dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda, projenin Eskencidere Vadisi‘ne yapımının uygun olmadığı, ekosisteme, çay üretimine, yaban hayatına zarar vereceği kaydedilmişti. İkizdere direnişçilerinin avukatı Yakup Okumuşoğlu, bu rapor doğrultusunda mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verebileceğini düşündüklerini ifade etmişti.
Okumuşoğlu, devam eden çalışmalarla ilgili, “Bu tahribatın devamındaki ısrar nedendir? Hukuka açıkça aykırı olduğu anlaşılan projenin ısrarla devam ettirilmesi ile kamunun zarar etmesine neden göz yumuluyor?” diye sordu.
Eskişehir’in Mahmudiye ilçesinde hayvanların zehirlenmesi üzerine başlayan tartışmada Mahmudiye Belediyesi Başkanı İshak Gündoğan, belediyeye sorumluluklarını hatırlatan hayvan hakları savunucularına hakaret etti.
Gündoğan, Türkiye Hayvanları Koruma Vakfı Başkanı Erman Paçalı’ya yönelik “sayfamı kirletme it yavrusu asalak yaratık” ifadelerini kullandı.
İki köpek kurtarılamadı
28 Ekim günü üç köpek ve bir kedinin zehirlendiğinin ihbar edilmesi üzerine Eskişehir Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Gülçin Yapıcı ihbar üzerine kurumları harekete geçirdi.
Zehirlenen iki köpek kurtarılamazken bir köpek ve bir kedi tedaviye alındı. Tedaviye alınan zehirlenen hayvanların hayati riskleri devam ederken bölgede zehirlenen başka hayvanların da olduğu tahmin ediliyor.
Belediye Başkanı eleştirildi
Zehirlenme olayı üzerine bölgede koruyucu tedbirler alınması çağrısı yapan Gülçin Yapıcı’nın çağrısı sonrasında Eskişehir Valiliği, Mahmudiye Kaymakamlığı, Eskişehir İl ve Mahmudiye İlçe Tarım Müdürlükleri, Eskişehir DKMP ve İl Emniyet Müdürlüğü çalışma başlattı.
Tüm bunlar yaşanırken Mahmudiye’nin CHP’li Belediye Başkanı İshak Gündoğan’ın sessizliğe bürünmesi üzerine hayvanseverler belediye başkanını eleştirdi.
Gündoğan: Şov yapıyorsunuz
Gülçin Yapıcı’nın “Kısırlaştırma ve beslemeler konusunda duyarlı davranmaya ve halkı bilinçlendirmeye yönelik çalışmalara davet ediyorum” sözleri üzerine CHP’li başkan Gündoğan sosyal medya hesabı üzerinden şunları yazdı:
“Gelin bunları hayvansevmeyenler olarak siz yapın. Hayvanlara sizden zarar gelir. Benim yaptığım işler ortada. Şov yapıyorsunuz.”
Paçalı: Sorumlu belediyelerdir
Yapıcı’ya yönelik bu sözler üzerine birçok hayvansever belediye başkanına tepki gösterdi. Türkiye Hayvanları Koruma Vakfı Başkanı Erman Paçalı da Belediye Başkanı İshak Gündoğan’a bu sözlerinin doğru olmadığını belirterek dernek başkanına sahip çıktı.
Paçalı “Sokak popülâsyonunun doğrudan sorumlusu 18 yıldır 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında kısırlaştırma ödevini yapmayan belediyelerdir. Kanuni sorumluluğunu yerine getirmeyen bir belediyenin başkanının bu sözleri adına bugün de biz utandık” dedi.
Gündoğan: Asalak yaratık
Bu sözler üzerine Mahmudiye Belediyesi’nde çalıştığı öğrenilen Turgut Öztürk adlı şahıs Paçalı’yı hedef alarak sinkaflı küfürler etmeye başladı.
Paçalı’nın “Maaşlı memurlarınıza sahip çıkın” uyarısı üzerine ise CHP’li belediye başkanı İshak Gündoğan Türkiye Hayvanları Koruma Vakfı Başkanı Erman Paçalı’ya “sayfamı kirletme it yavrusu asalak yaratık” sözleri ile cevap verdi.
Yapıcı: Hayvanlar açısından endişeliyiz
Yaşananlar üzerine açıklama yapan Gülçin Yapıcı, geçtiğimiz günlerde Eskişehir Barosunun Siyasette Ayrımcı Dili Önleme çağrısı yaptığını, Mahmudiye Belediye Başkanının da bu çağrı sonrası taahhüt imzaladığını hatırlatarak şunları söyledi:
“Bu dil ve uslup siyasete yakışmayan bir dil ve usluptur. Sorumlu davranması gereken bir belediye başkanının 3 gün önce böyle bir taahhüt imzalayıp 3 gün sonra hayvanseverlerin olumlu gündem çağrısına küfürlerle yanıt vermesini kınıyoruz. Bu ilçedeki hayvanların açlığından, zehirlenmesinden, popülasyonun artmasından belediye başkanı tam sorumludur. Kendisine sorumluluğunu hatırlatanlara küfürlerle saldırması aciziyetinin bir göstergesidir. İnanıyoruz ki bu çirkin dile karşı partisi gerekeni yapacaktır.”
Paçalı: Bu çukur dille mi ülke yönetecekler?
Erman Paçalı ise “Konunun kanuni gerekliliklerini yerine getireceğiz elbette ancak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nin de bu skandal sözlere kayıtsız kalmayacağına ve bu belediye başkanı ve belediyenin üzerimize saldığı çalışanları hakkında parti disiplin işlemlerini yapmasını bekliyoruz” dedi.
Paçalı açıklamasına “Böyle ahlaksızlık olur mu? Hem kanunu tanımıyorlar, hem de ikaz edene saldırıyorlar. Bu zihniyetle mi hayvanı koruyacaklar. Ülkeyi bu çukur dil ile mi yönetmeye adaylar? Buna kayıtsız kalabilme ihtimalleri dahi çok korkunçtur. Parti gereğini kendi içinde yapacaktır” sözleriyle devam etti.
ABD Başkanı Joe Biden, yönetimi tarafından kısa vadede iklim kriziyle mücadelenin en güçlü yolu olarak görülen metanı kontrol etmeye yönelik bir eylem planını açıklayarak iklim krizi konusunda edinmeye çalıştığı öncü imajını yenilemeye hazırlanıyor.
Aralarında Brezilya’nın da bulunduğu 90 ülkeden oluşan ittifak, on yıl sonunda küresel metan emisyonlarını 2020 seviyesine göre yüzde 30 oranında sınırlamak için yeni bir taahhütte bulunacak.
Daha fazla ülkenin dahil etmesi için bekletildi
İttifak, küresel ekonominin üçte ikisini ve en büyük 30 metan yayıcı ülkenin yarısını içeriyor. Çin, Hindistan ve Rusya ise Küresel Metan Taahhüdü olarak bilinen anlaşmaya katılmadı.
Taahhüt ilk olarak eylül ayında duyurulmuştu. Ancak Biden ve ekibi imzacı sayısını ve verilecek sözlerin kapsamını genişletmek için çalışıyordu. Gelecek yeni öneri Glasgow’daki COP26’nın önemli başarılarından biri olabilir.
ABD’de hazırlıklar sürüyor
The Guardian’ın aktardığına göre Biden ABD’deki metan emisyonlarının yüzde 30’undan sorumlu olduğu düşünülen ABD’deki petrol ve gaz endüstrisinin metan emisyonlarını sınırlamaya yönelik yeni planlara odaklanacak.
Donald Trump tarafından yürürlükten kaldırılan petrol endüstrisinde sızıntı tespit ve onarımını düzenleyen yeni bir Çevre Koruma Ajansı kuralı eski haline getirilecek.
Metan emisyonlarının yüzde 75’ini azaltabilir
İlk kez, petrol üretiminin bir yan ürünü olarak üretilen doğal gazın düzenlenmesi için de uygulanacak. Biden yönetimi atılacak adımların metan emisyonlarının yüzde 75’ini etkileyeceğini umuyor.
ABD’deki diğer büyük metan kaynakları belediye çöplükleri, binlerce terk edilmiş petrol kuyusu ve kömür madenleri ve son olarak tarım.
Aşamalı olarak uygulanacak yeni kurallar, şirketlerin 480.000 km iletim hattı ve 3,7 milyon km şehir içi hatlar dahil olmak üzere 4,8 milyon km boru hattını denetlemesini ve denetlemesini gerektirecek.
Yönetim, AB ile uyum içinde çalıştığını ve çeşitli teşvikler, yeni ifşa kuralları ve düzenlemeleri kullandığını söylüyor. Planın binlerce sendikalı iş yaratacağını vurguladı.
Birleşik Krallık, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 26’ncı Taraflar Konferansı’nı (COP26) erişilebilir bir şekilde yapmadığı ve “sivil toplumun müzakerelere erişimini engellediği için” ironik “Günün Fosili” ödülünü aldı.
Uluslararası İklim Eylem Ağı (CAN) tarafından verilen ödül, geleneksel olarak her gün Taraflar Konferanslarında “müzakereleri engellemek için ellerinden gelenin en iyisini yapmış” ülkelere veriliyor.
Kapsayıcı bir COP olmadı
CAN tarafından yapılan açıklamada ödülün konferans alanına erişmek için oluşan uzun kuyruklar ve organizasyondaki eksiklikleri nedeniyle Birleşik Krallık’a verildiğini açıkladı.
CAN tarafından yapılan açıklamada “Gelişmekte olan dünyadan insanların küresel Covid-19 salgını karşısında iklim adaletini savunamayacaklarından korktuğumuz için CAN Taraflar Konferansı’nın ertelemesini istedi” denildi.
Açıklamada “Ancak Birleşik Krallık başkanlığı, COP26’nın devam etmekte olduğu konusunda ısrar etti ve küresel topluluğu ‘şimdiye kadarki en kapsayıcı COP’ olarak karşılamaya hazır olduğunu söyledi. Bu kapsayıcılık ruhu, bazı durumlarda saatlerce İngilizlerin en iyi yaptığı şeyi, yani sıraya girme sanatını gözler önüne serdi” denildi.
Uzun süren sıralar
CAN, “Glasgow’a seyahat etmek için zaman ve kaynak harcayan insanlar, sadece ‘hanlarda sivil toplum için yer olmadığını’ öğrenmek için sabırla beklediler. Daha sonra da çevrimiçi etkinliklere katılmaları gerektiği cevabını aldılar. Sonra da aslında müzakerelerin çevrimdışı olduğunu öğrendiler” tepkisini gösterdi.
Konferansa katılan delegeler pazartesi sabahı iki saat boyunca sosyal mesafe kurallarının olmadığı sırada beklemek zorunda kalmış, hatta bu sebeple etkinlikler geç başlamıştı.
İkinci ödül Avustralya’ya
The Guardian’ın aktardığına göre CAN ikinci Günün Fosili ödülünü ise Avustralya’ya verdi.
Açıklamada “Avustralyalılar bu COP’un dibe vurmasında zaten mükemmeller. Sadece iddialı katkılar sağlamada olağanüstü bir şekilde başarısız olmakla kalmadılar aynı zamanda son aylarda üç yeni kömür projesini onayladılar” denildi.