Ana Sayfa Blog Sayfa 1170

AB, Türkiye’den ithal edeceği bazı ürünlerde tarım zehri kontrol sıklığını artırıyor

Avrupa Birliği, Türkiye‘den ithal edeceği limon, portakal, mandalina, nar, biber ve asma yaprağında pestisit (tarım zehri) kontrol sıklığını artıracak.

24 Kasım’da yürürlüğe girecek karar, Avrupa Birliği’nin Resmi Gazetesi‘nde yayımlandı.

İhracatçı Birlikleri’ne yazı gönderildi

Dünya‘da yer alan habere göre, kararla ilgili İhracatçı Birlikleri‘ne yazı gönderen Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü, Avrupa Birliği’nin Türkiye’den ithal edeceği yaş meyve ve sebzede analiz sıklığını artıracağını kaydetti.

Ayrıca yazıda, 3 Kasım 2021 tarihli ve L 387 sayılı Avrupa Birliği (AB) Resmi Gazetesi’nde yayımlanan 2021/1900 sayılı Avrupa Birliği Komisyonu Uygulama Tüzüğü ile bazı üçüncü ülkelerden muhtelif ürünlerin AB’ye girişinde resmi kontroller ve acil önlemlerin geçici olarak artırılmasına ilişkin 1793/2019 sayılı Uygulama Tüzüğünde değişiklikler yapıldığı da bildirildi.

Kontrol sıklığı birçok üründe yüzde 20’ye yükseltildi

Böylece Türkiye’den Avrupa Birliği’ne ihraç edilecek ürünlerde pestisit kontrol sıklığı şu şekilde yapılacak:

  • Limonda pestisit kontrol sıklıkları yüzde 20 olarak uygulanacak,
  • Yüzde 10 kontrol sıklığına tabi tatlı biberler ile tatlı olmayan biberlerde kontrol sıklığı yüzde 20’ye,
  • Yüzde 5 kontrol sıklığına tabi mandalina ve benzeri narenciye melezlerinde kontrol sıklığı yüzde 20’ye,
  • Yüzde 10 kontrol sıklığına tabi portakallarda ve narda kontrol sıklığı yüzde 20’ye,
  • Asma yaprağında ise pestisit kontrol sıklığı yüzde 20’den yüzde 50’ye yükselecek.

Hollanda’da deniz seviyesindeki yükseliş 2 metreyi bulabilir

Topraklarının önemli kısmı deniz seviyesinin altında olan Hollanda, yüzyılın sonunda beklenenden daha fazla deniz seviyesinin altında kalacak.

“Alçak topraklar” anlamına gelen ve Hollandaca “Nederland” olarak adlandırılan ülkenin yüzde 50’si deniz seviyesinin sadece bir metre üzerinde veya altında bulunuyor.

Hollanda’nın yüzde 26’sı deniz seviyesinin altında yer alırken, nüfusun yaklaşık yarısı da deniz seviyesinin altındaki bu bölgelerde yaşamlarını sürdürüyor.

İki metreye ulaşabilir

Hollanda Meteoroloji Enstitüsü’nün (KNMI) kısa süre önce yayımladığı rapor, Hollanda için durumun çok kritik olduğunu ortaya koydu.

Araştırmada, ülke kıyılarında deniz seviyesinin beklenenden daha hızlı yükselebileceği ve 2100 yılına kadar yükselişin 2 metreye ulaşabileceği uyarısı yapıldı.

Hollanda daha fazla etkilenecek

Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli‘nin (IPCC) dünya genelinde deniz seviyesinde 1,2 metrelik yükseliş öngördüğü hatırlatılan raporda, Hollanda’nın bu durumdan daha fazla etkileneceğine işaret edildi.

KNMI’nın 2014’teki raporunda yüzyılın sonunda Hollanda’nın deniz seviyesinde 1 metrelik artış öngörülüyordu. Sadece 7 yıl sonra 2021 raporunda ise bu beklenti 2 metre olarak güncelledi.

Raporda, 2300’lerde de deniz seviyesinde metrelerce yükselişin beklendiği uyarısında bulunuldu.

Hollanda Altyapı ve Sudan Sorumlu Bakanlık Sekreteri Steven Weyenberg rapor için “Eğlenceli olmasa da okunması gerekir. İklim değişikliğiyle mücadeleden çocuklarımız için yaptığımız bir şey olarak bahsetmek, durumun aciliyetini önemsizleştiriyor” ifadesini kullandı.

Hollanda’yı neler bekliyor?

KNMI, sera gazı emisyonunun azaltılmaması durumunda Hollanda kıyılarında deniz seviyesindeki yükselişin önüne geçilemeyeceğine işaret etti.

Raporda, Güney Kutbu ve Antarktika’daki buzulların hızla erimesinin bu sürece katkıda bulunacağına ve deniz seviyelerinin yüzyılın sonunda mevcudun 2 metre üzerine çıkacağına dikkat çekildi. Enstitü şiddetli yaz fırtınaları ve kuraklık konusunda da uyardı.

‘Birçok liman kenti sular altında kalacak’

Deniz seviyesindeki yükselme konusunda belgesel çeken ve resim sergileri açan fotoğrafçı Kadir van Lohuizen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öngörülenden daha fazla sular altında kalması durumunda bunun Hollanda için büyük bir sorun olacağını söyledi.

Van Lohuizen, “Bir metre yükselmeyle belki başa çıkabiliriz ama 2 metrelik yükseliş olursa bu bir problem oluşturacak. Denizin mevcut durumdan 3 metre daha yükselmesi ise tam bir felaket olacak” dedi.

Yeni bir bölgeye taşınabilir

Kadir van Lohuizen, Amsterdam ve diğer birçok liman kentinin, sular altında kalma tehdidine karşı yeni bir bölgeye taşınması ihtimaline dikkati çekti.

Hollanda’da yükselen deniz seviyesinin, en çok batı ve kuzey sahil kentlerini tehdit edeceği belirtiliyor. Alınan tedbirlerin ise ne kadar etkili olacağı henüz kestirilemiyor.

Ülkenin sahilleri ve nehirleri binlerce kilometrelik setlerle korunurken, oluşturulan delta fonu ile iyileştirme ve bakım için her yıl yüz milyonlarca avroluk yatırım yapılıyor.

Afsluitdijk Köprüsü

Hollanda’nın kuzeyinde Wadden Denizi ile Ijssel Gölü’nün arasında inşa edilen 32 kilometrelik Afsluitdijk Köprüsü yükselen deniz seviyesine karşı en önemli yapı olarak dikkati çekiyor.

Afsluitdijk Wadden Denizi Merkezi yetkilisi Richard Bijstra, deniz seviyesindeki yükselişle başa çıkmak için inşa edilen köprünün yapımının 1932’da tamamlandığını belirtti.

Suların içeriye girmesini engelliyor

Bijstra, “Medcezirde köprünün kuzeyi ile güneyi arasındaki seviye farkı, deniz yükseldiğinde 2,6 metre olurken, sular geri çekildiğinde 20 santimetreye kadar iniyor. Afsluitdijk Köprüsü, tüm bu suların iç kısımlara girmesini engelliyor ve bizi koruyor” dedi.

Köprü üzerinde bakım ve yenileme çalışmaları devam ederken, deniz seviyesindeki farkın artması durumunda köprünün ne kadar etkili olacağı bilinmiyor. Köprü üzerinde ayrıca iki pompa istasyonu bulunuyor.

Pompa istasyonları

“Gemaal” adı verilen binlerce pompa istasyonu da Hollanda’nın suyla mücadelesinde önemli yer tutuyor.

Sahil şehirlerinde kurulan pompa istasyonları iç kısımlardaki suyu denize pompalayarak kanallardaki su seviyesinin yükselmesini ve taşkınları engelliyor.

Hollanda’nın Katwijk şehrinde 1881’de yapılan Willem Alexander pompa istasyonunun yetkilisi Brigitte van Veen, “Bu devasa pompalar çok güçlü şekilde çalışıyor ve çok fazla ses çıkarıyor” ifadelerini kullandı.

Afsluitdijk üzerindeki altı pompanın her biri, saniyede 235 metreküp suyu Ijssel Gölü’nden Wadden Denizi’ne boşaltıyor.

Deniz setleri

Pompaların farklı büyüklüklerde ve kapasitelerde olduğunu belirten Veen, pompa istasyonunun hemen önündeki Katwijk Plajı‘na yapılan deniz setinin, kullanılan mimari tekniklerle hoş bir görünümü olduğunu söyledi. Veen, “İnsanlar buranın set olduğu fark etmiyor” dedi.

Lahey kentindeki Scheveningen Plajı’nda yapılan çalışmalar da devam ediyor. Ülkenin birçok noktasına yapılan deniz setleri, periyodik olarak kontrol ediliyor ve yenileniyor.

Maeslant Bariyeri

Deniz seviyesini yanında su baskınları ve fırtınaların da önüne geçmek isteyen Hollanda, 1953 yılında tecrübe ettiği sel felaketinden sonra Rotterdam’da dünyanın en büyük fırtına önleme bariyeri olan Maeslant‘ı inşa etti.

Çelikten yapılan ve yüksekliği 22 metre olan iki kollu bariyerin kolları fırtına tehlikesi durumunda kapanıyor.

Bariyerin bulunduğu Keringhuis Bilgi Merkezi yetkilisi Jeroen Kramer, Dünya’nın en büyük bariyerine sahip olduklarını belirterek “Maeslant Bariyeri’nin her bir kolu 210 metre ve toplamda Eyfel Kulesi’nden daha uzun bir alanı kaplıyor” dedi.

Canlıları tehdit ediyor

Deniz seviyesinin yükselmesi insanların yanı sıra diğer canlıların yaşamını da tehdit ediyor.

Avrupa’daki en büyük kaşık gagalı sürüsünün (Lepelaar) yaşadığı Hollanda’nın Den Oever köyü, deniz seviyesinin altında kalması durumunda burada yaşayan diğer canlılara artık ev sahipliği yapamayacak.

Hollanda’da iklim tedbirleri

Hollanda, iklim değişikliği ve deniz seviyesinin yükselmesine karşı birçok noktada farklı tedbirler alıyor. Hükümetin son yıllarda iklim değişikliği için tarım ve hayvancılıkta yaptığı düzenlemeler ise sık sık çiftçiler tarafından protesto ediliyor.

Doğaya salınan amonyak miktarını azaltmak ve kirliliği önlemek isteyen Hollanda hükümeti, hayvancılık üretimini yüzde 30 azaltmayı hedefliyor. Öte yandan Hollanda, doğaya zarar vermeyen yenilenebilir enerji üretiminde Avrupa’da başı çekiyor.

Hollanda’nın Fryslan bölgesindeki Ijssel Gölü üzerine yer alan Windpark Fryslan, dünyanın en büyük rüzgar enerjisi tesisi olarak dikkati çekiyor. Bu yıl hizmete açılan ve 89 rüzgar türbininden oluşan tesis, bir yılda ürettiği elektrikle 500 bin hanenin yıllık ihtiyacına denk gelen enerjiyi karşılıyor.

Denizli’de imece usulü baraj yapıldı

Denizli‘nin Pamukkale ilçesinde yaşanan kuraklık nedeniyle ürünlerinde yüzde 50 rekolte kaybı yaşayan Güzelpınar Mahallesi halkı, imece usulü bir baraj yaptı.

Mahalle muhtarı Ergin Gürsoy, hayata geçirilen barajdan herkesin ücretsiz bir şekilde yararlanabileceğini kaydetti.

Çevredeki çiftçiler de yararlanabilecek

DHA‘da yer alan habere göre, bölge halkı geçen yıl mahalleye yaklaşık 500 metre mesafede bulunan Kirse Deresi yatağının içine 100 metre uzunluğunda, 15 metre genişliğinde ve 5 metre derinliğinde bir gölet yaptı. Gölet setle kapatıldı ve kısa sürede su birikmeye başladı.

Fakat, mahalle halkı göletin sulamaya yetmeyeceğini düşündü ve baraj yapmaya karar verdi.

Öncelikle iş makineleriyle dere yatağında 250 metre uzunluğunda, 12 metre derinliğinde ve 30 metre genişliğinde kazı yapan mahalle halkı, önüne de arazideki dev kayaları kullanarak set yaptı.

Fotoğraf: DHA

Barajdan başta Güzelpınar Mahalle halkı, daha sonra da çevredeki çiftçiler yararlanabilecek. Çiftçiler, tarlaları için kuraklık dönemlerinde tankerlerle su alabilecek.

‘Helikopterler su alabilecek’

Güzelpınar Mahalle Muhtarı Ergin Gürsoy, orman yangınlarında helikopterlerin barajdan su alabileceklerini de ifade etti:

Havaların kurak geçmesi ve ürünlerde yaşanan rekolte düşüklüğü nedeniyle önümüzdeki yılları garanti altına almak istedik. Deredeki küçük kaynağı mahalle halkı olarak kadın erkek demeden kazma ve küreklerle genişlettik. Önüne de ilk barajımızı yapıp, su tutmaya başladık. Buradan akan suyu da ikinci bir baraj yaparak tutmaya başladık. Bize yaklaşık 100 bin liraya mal oldu. Bu para mahalle halkının cebinden çıktı. Destek verenler de oldu. Mahalle halkımızla imece usulü yaptık. Onlarla ne kadar gurur duysak azdır. Bunu başardığımız için çok mutluyuz. Herkes buradan ücretsiz faydalanacak. Hatta orman yangınlarında helikopter buradan su bile alabilecek. Önümüzde yaşanabilecek kuraklığa karşı önlemimizi de almış olduk. Burada balıkta yetiştireceğiz.”

[COP26] Tuvalu, Glasgow’daki konferansa deniz içinden çekilmiş video ile katılacak

Tuvalu‘nun Dışişleri Bakanı, Glasgow‘daki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı’na (COP26) dizine kadar girdiği denizden kaydettiği konuşma ile katıldı.

Simon Kofe, alçakta bulunan ve iklim krizinin yol açtığı deniz seviyelerinin yükselmesi ile yok olma tehlikesinde olan Pasifik ada ülkesinin iklim değişikliğinin ön saflarında olduğunu göstermek için böyle bir yöntem izlediğini söyledi.

Dışişleri Bakanı’nın takım elbiseli ve kravatlı, denizde kurulan bir kürsüde pantolon paçalarını sıyırmış halde duruşu sosyal medyada geniş bir şekilde paylaşıldı.

‘COP26 ile gerçek yaşamı bir araya getiriyor’

Kofe video mesajında “Bildiri, COP26 ortamı ile iklim değişikliğinin ve deniz seviyesinin yükselmesinin etkileri nedeniyle Tuvalu’da karşılaşılan gerçek yaşamı yan yana getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bir hükümet yetkilisi, videonun başkent Funafuti‘nin ana adacığı olan Fongafale‘nin uzak ucunda kamu yayıncısı TVBC tarafından çekildiğini söyledi.

Hedefler yeterli dğeil

Birçok büyük kirletici ancak 2050 yılında net sıfır emisyon hedefine ulaşabileceğini açıkladı. Şu ana kadar açıklanan hedefler ise küresel ısıtmanın endüstri öncesi döneme kıyasla 1,5 derece ile sınırlanması için yeterli gözükmüyor.

Ancak Pasifik Adası liderleri, alçakta bulunan ülkelerinin hayatta kalmasının tehlikede olduğuna dikkat çekerek acil eylem talep ediyor.

Hatay’da sokakta yaşayan hayvanların zehirlendiği iddiasına yönelik soruşturma başlatıldı

Hatay Valiliği, sokakta yaşayan 11 hayvanın zehirlendiği iddiasına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak Defne ilçesindeki olayla ilgili soruşturma başlatıldığını bildirdi.

Olayın aydınlatılmasına yönelik kolluk kuvvetlerince çalışma yapıldığı belirtilen açıklamada “7 Kasım 2021 Pazar günü sosyal medyada yayınlanan ilimiz Defne ilçesinde ‘Sokak Hayvanlarının Zehirlenmesi’ olayı ile ilgili Valiliğimizce tahkikat başlatılmış olup söz konusu olayın aydınlanmasına yönelik kolluk kuvvetlerimizce bölgede konuşlu MOBESE ve güvenlik kameraları incelemeye alınmıştır” denildi.

Açıklamada “Hayvanlar dünyayı birlikte paylaştığımız varlıklardır. Yaşayan tüm canlılar gibi onlar da doğanın, eşit haklı bireyidir. Rahat yaşamalarını sağlamak, onlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek ve en iyi şekilde korunmaları kamunun görev ve sorumlulukları arasında yer almaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Neler yaşandı?

Hatay’ın Defne ilçesi Sümerler Mahallesi Mezarlığı çevresinde, hayvanseverlerin beslediği dokuz kedi ile iki köpek, pazar günü akşam saatlerinde ölü bulunmuştu.

Hayvanseverler, çevrede yaptığı araştırmada tavuk kırıntısı bulmuştu. Hayvanların zehirlenmiş olabileceğini ileri süren vatandaşlar, duruma tepki gösterdi.

Ekosistemin devamı için önemli olan pinalar, Ege’de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

Balıkesir‘in Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nın farklı noktalarında yapılan dalışlarda deniz ekosisteminin devamında önemli role sahip ve halk arasında dev midye olarak adlandırılan pinaların popülasyonunun azaldığı keşfedildi.

Dünyada kitlesel pina ölümleri 2016 yılında İspanya’da başlamıştı.

‘Pina mezarlığına dönmüş vaziyette’

DHA‘da yer alan habere göre, kıyı alanlarının tahribatı, kirlilik, yasa dışı toplama ve balıkçılıktan etkilenen pinaların hayatı şimdi de haplosporidium pinnae parazitinin yayılması nedeniyle tehlike altına girdi.

Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda biyolojik çeşitliliğin korunarak, ekolojik, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanmasını hedefleyen “Deniz Çayırları” (Posidonia oceanica) projesinin koordinatörü, uzman dalış eğitmeni Koray Gerçe, pinaların ölümünün sadece Ege ya da Ayvalık’ı değil, Akdeniz havzasını kapsayan bir problem olduğuna dikkat çekti:

Ege Ekoturizm Derneği olarak Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda, ‘Deniz Çayırları’ haritalandırılması projesi kapsamında birçok dalış gerçekleştirdik. Birleşmiş Milletler küresel çevre fonu desteğiyle yaptığımız çalışmalar neticesinde posedonya çayırları arasında bulunan, halk dilinde dev midye olarak adlandırılan pinaların birçoğunun ölmüş olduğunu gözlemledik. Bu çok üzücü bir durum. Sadece Ege ya da Ayvalık’a özgü bir problem değil. Bütün Akdeniz havzasını kapsayan bir problem.

Suyu filtre ederek beslenen bu canlı türü, ekosistemin devamı için çok önemli. Uluslararası Doğa Koruma Birliği, tehdit altındaki tür olarak adlandırdı ve kırmızı listeye ekledi. Ayvalık bölgesinde de hızlı bir şekilde ölümler gerçekleşti. Bunu dalışlarımızda gözlemledik. Açıkçası pina mezarlığına dönmüş vaziyette.”

Fotoğraf: DHA

‘Pinalar, Akdeniz’den yok oluyor’

Deniz Çayırları projesinin danışmanı Doğu Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyolojik Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi ve Su Altı Araştırma ve Görüntüleme Merkezi Başkanı Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, pinaların Ege Denizi’nde ciddi anlamda bir yok oluşta olduğunu ve hızlıca önlem alınması gerektiğini ifade etti:

Pinna nobilis ya da bizim bildiğimiz ismiyle pinalar, Akdeniz’den yok oluyorlar. İtalya’nın, Portekiz’in belli yerlerinde, Akdeniz’in belirli bölgelerinde ve Marmara’da kısıtlı sayıda popülasyonları kaldı. Fakat Ege Denizi’nde ciddi anlamda bir yok oluşta. Bunun nedeni Haplosporidium pinnae paraziti. Bununla birlikte pinaların yaşadığı ortam ve içinde bulunduğu çiçekli bitkiler ya da alg toplulukları. Çok derin olmayan, sıfırdan 60 metreye kadar olan bölüm sıkıntılı. Bu canlılar ülkemizde aşırı avcılık, gezi tekneleri ya da yatların çapalaması ve ek olarak ülkemizin kıyılarında ve denizlerinde bazı noktalarında kirlilik nedeniyle büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalıyor.

Sadece pinalar değil, diğer canlılar da tehlike altında. Bunları koruyabilmek için hızlıca önlem almaya başlamamız gerekiyor. Bir de küresel ısınmaya bağlı olarak istilacı türlerin ülkemiz sularına, mavi vatana girişi söz konusu. Bunlarla mücadele edebilmek için çok da geç kalınmış sayılmaz ama hızlıca aktive olmamız gerekiyor. Yönetim planlaması gerekiyor. Balıkçılığı, deniz taşımacılığını sürdürebilir şekilde yönetip, gelecek nesillere bırakmamız gerekiyor.”

1 Nokta 5: Plastik çöp dağlarından iklim krizine uzanan yol

Dünya son sürat iklim krizine doğru sürüklenirken plastik endüstrisi hiç olmadığı kadar güçlü. Peki, plastiklerin iklim kriziyle olan ilişkisi yeterince tartışılıyor mu?

Birçok bilimsel araştırma plastiklerden kaynaklanan emisyonların yakın zamanda kömürden kaynaklanan emisyonları geride bırakabileceğini ortaya koyuyor. Buna rağmen Glasgow‘daki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı’nın (COP26) sponsorları arasında Unilever gibi plastik kirliliğin birincil sorumluları yer alabiliyor.

1 Nokta 5’in beşinci bölümünde, Yeşil Gazete editörü Elif Ünal, Çukurova Üniversitesi‘nde öğretim üyesi ve Mikroplastik Araştırma Grubu‘nun kurucusu Doç. Dr. Sedat Gündoğdu ile plastikler ve iklim krizi arasındaki ilişkiyi beş soru altında konuştu.

1 nokta 5

İzmir’de huzurevi arazisi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından satışa çıkarıldı

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı‘nın geçen yıl İzmir‘de statüsünü “özel sosyal tesis alanı” olarak değiştirdiği araziyi satışa çıkardığı öğrenildi.

Arazinin satışı Özelleştirme İdaresi tarafından “Yatırımcılara Duyuru” başlığıyla yayımlanırken, alan için geçici teminat bedeli 600 bin TL, son teklif verme tarihi de 7 Aralık olarak açıklandı.

Dava açılmıştı

BirGün‘de yer alan habere göre, bahsi geçen arazi için Özelleştirme İdaresi tarafından daha önce yapılan plan değişikliği ile 1 emsal ve 5 kat hakkı tanınmış, arazinin de özelleştirme kapsamına alındığı belirtilmişti.

Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi de imar planı değişikliğine karşı dava açmıştı.

Şile’de 53 dönümlük arazi de satışa çıkarıldı

Öte yandan, İstanbul Şile’de de 53 dönüm hazine arazisi satışa çıkarıldı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi tarafından yayımlanan ilana göre, Şile Balibey Mahallesi’nde iki ayrı parselde toplam 53 dönüm devlet arazisi, 26 Kasım’da ihale edilecek.

Atatürk Ormanı’na yakın bitişik vaziyetteki iki arsadan, yoğun ağaçlı 9 bin 914 metrekare alan için tahmini bedel 9 milyon 914 bin TL olarak hesaplanırken, 43 bin metrekarelik ikinci arsanın tahmini bedeli ise 43 milyon TL olarak belirlendi.

İlk arazi açık teklif usulü, ikinci arazi ise kapalı teklif usulü ile satışa çıkarıldı.

Bunlarla birlikte, Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ve mezunları, üniversitenin arazisine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “sit alanı statüsünü yeniden tanımlama” kararını yargıya taşıdı. Yürütmenin durdurulması ve iptali istemiyle dava açılırken, Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nün 158 yıldır kampüs alanı niteliğinde olduğu da hatırlatıldı.

[COP26] Glasgow’da Günün Fosili ödülü hangi ülkelere gitti?

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) tarafından düzenlenen Taraflar Konferansları gelenekselleşmiş bir ödül törenine de ev sahipliği yapıyor.

Uluslararası İklim Eylem Ağı (CAN) tarafından verilen “Günün Fosili” ödülü, geleneksel olarak her gün Taraflar Konferanslarında “müzakereleri engellemek için ellerinden gelenin en iyisini yapmış” ülkelere veriliyor.

İlk günün fosilleri: BK ve UNFCCC Sekretaryası

Bu yıl Glasgow‘da düzenlenen COP26‘nın ilk gününde ödüllerin kazananları “olağanüstü” organizasyonları sebebiyle Birleşik Krallık (BK)ve UNFCCC Sekreteryası oldu.

Pandemi ve organizasyon eksikliği sebebiyle CAN, COP’un ertelenmesini çağrısı yapmış ama Birleşik Krallık “gelmiş geçmiş en katılımcı” COP organizasyonunu yapacağını söyleyerek ertelemeyi değerlendirmemişti. Ancak en katılımcı COP, Birleşik Krallık’a seyahat eden insanların etkinliklere alınmaması, ve “online” izlemelerinin tavsiye edilmesiyle devam ediyor.

İkinci günün fosili: Avustralya

İkinci günün fosili ödülünün sahibi ise Avustralya oldu.  Çok düşük hedefleri sayesinde ödüle layık görülen Avustralya, süper düşük iklim hedeflerinin yanında geçtiğimiz aylarda üç yeni kömür projesini de onayladı.

Açıklamada “Avustralyalılar bu COP’un dibe vurmasında zaten mükemmeller. Sadece iddialı katkılar sağlamada olağanüstü bir şekilde başarısız olmakla kalmadılar aynı zamanda son aylarda üç yeni kömür projesini onayladılar” denildi.

Üçüncü gün: Norveç, Japonya, Avustralya

2 Kasım tarihindeki günün ilk fosil ödülü Norveç’e gitti. Açıklamada “Norveç bir iklim hedefleri şampiyonu gibi davransa da yeni Başbakan’ı Jonas Gahr Støre tam bir fosil sever” denildi.

Bir kaç haftadır görevde olan Lider, “Norveç için fosil gazı bir problem değil, yenilenebilir enerjiye geçişte çözümün parçası” demişti. COP öncesi yeni Norveç Hükümeti IPCC’ye Karbon Yakalama ve Depolama (CCS) tekniklerini çözüm olarak göstermelerini sağlamak için lobi yaparken yakalanmıştı. Üstelik Norveç, kendi iklim hedeflerinden hiçbirini tutturamadı.

Günün ikinci fosili Japonya oldu. Japon Başbakanı Fumio Kishida, COP’ta dinleyicilere sadece Japonya’da değil tüm Asya’da fosil yakıtları desteklediklerini, çünkü fosil yakıt santrallerinin yenilenebilir enerjiyi entegre etmek için gerekli olduğunu söylemişti.

Avustralya bir kez daha Günün Fosili seçildi. Üçüncülük ödülünü getiren ise Avustralyalı gaz devi Santos ile ortak oturum düzenleyen Avustralya Enerji Bakanı Angus Taylor’un, gaz kaynaklı emisyonları karbon yakalama ve depolama sayesinde nasıl gömeceklerini anlatması oldu.

Dördüncü gün: ABD, Fransa, IETA

Dördüncü günün ilk günün fosili ödülünün sahibi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) oldu. ABD Başkanı Joe Biden, Liderler Zirvesi’nde Birleşik Krallık ve diğer ülkelerin de desteği ile ‘AIM for Climate’ (İklim İçin Hedef, AIM4C) inisiyatifini duyurdu.

Açıklamada “Sürdürülebilir gıda güvenliği hediyesi olarak tanıtılan bu çerçevenin esas amacını anlamamızın uzun süreceğini sanmamıştır umarız. AIM4C, çiftçileri üretimin dışına itip, tarım devleri oluşturmayı ve bizi GDO’lu tohumlarla yüksek enerji tüketen, endüstriyel bir gıda sistemine mahkum etmeyi planlıyor” denildi.

Günün ikinci fosili ise Fransa oldu. Açıklamada “Başkan Macron’a göre Fransa iklim liderleri arasında, hatta kömürden ve gazdan çıkış planlarını da resmi olarak açıkladılar. Ancak öğrendiğimize göre fosil gaz ve nükleerin AB sınıflandırmasında yenilenebilir sayılması için uğraşıyorlarmış!” tepkisi gösterildi.

Günün üçüncü fosili Uluslararası Emisyon Ticaret Derneği (IETA). CAN açıklamasında “IETA utanmazca COP’ta Chevron, Shell ve BP gibi şirketleri temsil ettiklerini Tweetledi. Büyük fosilcilerin ucuz offsetlemelerle yeşile boyama peşinde olduğunun farkındayız!” dedi.

Beşinci gün: Polonya

4 Kasım gününün fosili Polonya oldu. Ödüle layık görülme gerekçesi olarak ise Polonya Hükümeti’nin kömürden çıkış açıklamasıyla tam da doğruyu söylemediğinin anlaşılması gösterildi.

3 Kasım’da Polonya pek çok diğer hükümet ile birlikte kömürden çıkış sözü vermişti. Anlaşma büyük ekonomilerin kömürü 2030 yılında, daha yoksulların 2040 yılında terk edeceğini söylüyordu. Ekonomilerin sınıflandırılması ise ülkelerin kendi beyanlarına güvene dayanıyor. Ancak Polonya Hükümeti dünyanın en büyük 23’üncü ekonomisi olmalarına ve G20’ye katılma çalışmalarına rağmen kendilerini yoksul olarak tanımladı ve 2040 yılında fosilden çıkabileceğini söyledi.

Haftanın fosilleri: Brezilya ve Avustralya

Haftanın ilk fosili yerel halklara karşı korkunç ve kabul edilemez tavrı sebebiyle Brezilya’ya oldu. Pazartesi günü yerel aktivist Txai Suruí dünya liderlerine seslenerek iklim değişikliğinin kabilesi üzerindeki etkilerini anlattığı güçlü konuşması ile dikkat çekmişti. Ancak ne yazık ki genç aktivist doğrudan Başkan Jair Bolsanaro tarafından hedef gösterildi, trollerin hedefi haline getirildi.

Daha da kötüsü iddiaya göre Brezilya Çevre Bakanlığı’nın bir çalışanı Suruí’nin yüzüne karşı “Berzilya’yı ezmemelisin” diyerek aktivisti tehdit etti. Başka bir gün de Brezilyalı bir devlet görevlisi yerel halklardan kadınları tehdit ettiği gerekçesiyle konferans güvenliği tarafından konferans alanı dışına çıkarıldı. Yapılan açıklamada “Bütün bunlar Brezilya’nın yerli halklara nasıl davrandığının küçük bir göstergesi” denildi.

Haftanın ikinci fosili ise Avustralya oldu. Açıklamada şunlar belirtildi: “Fosil ödüllerinde hat trick yapan ilk ülke Avustralya oldu. Ve bu hak edilmiş kazanımlarının çoğunu enerji gününde elde ettiler. 190 ülke kömürden çıkışı taahhüt eder, 100 tanesi küresel metan taahhüdünü imzalamak için kalemlerini açar, 20 ülke de uluslararası fosil projelerine finansman sağlamayı kesmeye karar verirken ters yönde giden yoldaşlarımız ne mi yapıyordu? Maalesef dünyanın bir numaralı gaz, iki numaralı kömür ihracatçısı Avustralya, dev bir petrol ihracatçısı olarak üçlemeyi tamamlama peşindeydi. Bu çalışkan arılar açık deniz petrol araması için on yeni alan üzerine müzakere etme ve bunun ekonomik getirilerinin Avustralya ve Yeni Zelanda halkı için faydalarını övme peşindeydiler. Ölü bir gezegende ekonomi de olmayacağını bir türlü anlamadılar!”

Günün ışıkları: İskoçya ve Hindistan

COP26 sırasında iddialı hedefleri ve önemli katkıları nedeniyle günün ışıkları kategorisinde de ödüller verildi. İlk günün ışığı ödülü Kayıp ve Hasar için 1 milyon Euro’luk destek açıklaması için İskoçya’ya verildi.

Açıklamada “Verilen fon çok büyük olmasa da İskoçya’nın İklim Adaleti Fonu’ndan ayırdığı ve ‘toplulukların maruz kaldıkları sel ve orman yangınları gibi iklimle ilgili olaylardan kaynaklanan hasarı onarmak ve yeniden inşa etmek’ için kullanılacak fonun daha büyük ekonomilere yol göstermesi bekleniyor” denildi.

İkinci günün ışığı ise Hindistan oldu. Pazartesi günü ülkenin 2070 emisyon hedefleri açıklamasının Hindistan’ı yeni bir iklim şampiyonu olarak gösterdiği belirtilen açıklamada “Daha büyük ‘şok’ ise Modi’nin açıkladığı 2030’da yüzde 50 yenilenebilir hedefi, 2030’da bir milyar ton karbondioksit emisyonu azaltımı ve yüzde 45 karbon yoğunluğu azaltımı açıklamaları oldu. Modi’nin Liderler Zirvesi’nde yaptığı bu açıklamalar pozitif bir eğilim yaratırken gelişmiş ülkelerden de hedeflerini artırmalarını talep ediyor” gerekçeleri sunuldu.

Erdoğan: Elektrik faturasındaki TRT payı ile Enerji Fonu kesintilerini kaldırma kararı aldık

Dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi‘ndeki Kabine Toplantısı‘nın ardından millete seslenen Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, elektrik faturalarındaki TRT payı ile Enerji Fonu kesintilerini kaldırma kararı aldıklarını açıkladı.

Erdoğan, açıklamalarında okullarda yüz yüze eğitime devam edileceği ve 40 bin yeni sağlık personeli alımının yapılacağını da duyurdu.

‘Elektrik talebini sıkıntı olmadan karşıladık’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Türkiye’nin bu yıl yaklaşık yüzde 8 artış gösteren elektrik talebini yapılan yatırımlar ve alınan tedbirlerle herhangi bir sıkıntı olmadan karşıladıklarını kaydetti:

Genç işsizliği önlemek için 251 organize sanayi bölgesinde açmayı taahhüt ettiğimiz mesleki eğitim merkezlerinden 87’sini faaliyete geçirdik. Halen hazırlıkları süren 164 mesleki eğitim merkezini de inşallah ocak ayında açıyoruz. Böylece, milletimize istihdamı artırma konusunda verdiğimiz bir taahhüdü daha yerine getirmiş oluyoruz.

Yatırım, üretim, ihracat ve istihdam odaklı ekonomi politikamızda bütçe disiplininden taviz vermeden ülkemizi büyütecek her adımı desteklemeye devam ediyoruz. Ülkemizin bu yıl yaklaşık yüzde 8 artış gösteren elektrik talebini yaptığımız yatırımlar ve aldığımız tedbirlerle herhangi bir sıkıntıya meydan vermeden karşıladık. Avrupa’da ekranları başında bizi izleyen milletime özellikle sesleniyorum. Avrupa’da doğal gaz fiyatları 2020 yılı başındaki 115 dolar seviyesinden geçtiğimiz ay itibarıyla 1100 dolar, hatta günlük piyasada 1500 dolar seviyesine kadar çıktı. Buna karşılık biz ülkemizdeki vatandaşlarımızın konutlarda tükettiği doğal gazı halen yaklaşık 150 dolardan veriyoruz. Rakamlar çok açık, net ortada. Alış fiyatımıza göre baktığımızda ise doğal gazı hane halkına yüzde 76 indirimle vererek 50 milyar liralık bir sübvansiyon yaptığımızı söyleyebiliriz.”

TRT payı ve Enerji Fonu kesintileri kaldırma kararı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT payı ile Enerji Fonu kesintilerini kaldırma kararı aldıklarını şöyle duyurdu:

Küresel düzeydeki tüm bu yükselişe rağmen, bu yıl elektriği maliyetinin neredeyse yarısı düzeyinde bir faturayla vatandaşlarımıza vererek 17 milyar liralık bir sübvansiyon yaptık. Böylece sadece 2021 yılı için vatandaşlarımızın cebinden toplamda 127 milyar liralık ilave bir meblağın çıkmasını önledik. Bir başka ifadeyle her vatandaşımıza yıllık 1500 liranın üzerinde bir enerji desteği vermiş olduk.

Önümüzdeki dönemde elektrik faturalarındaki, burası da çok önemli, altını özellikle çiziyorum, TRT payı ile Enerji Fonu kesintilerini de kaldırma kararı aldık. Hem enerji sektöründeki kurumların dengelerini bozmayacak hem vatandaşlarımızı mağdur etmeyecek bir yaklaşımla bu küresel enerji krizini yönetmeyi sürdüreceğiz. Finans tarafındaki dalgalanmaların da üretimi ve ihracatı artırarak cari açığımızı düşürdükçe durulacağına inanıyoruz. Bu bakımdan 2022 inşallah verdiğimiz emeklerin, yaptığımız fedakarlıkların, yürüttüğümüz mücadelelerin semeresini görmeye başlayacağımız bir yıl olacaktır. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolundaki son önemli imtihanımız olan 2023’ü de başarıyla geride bıraktığımızda ülkemizin dünyanın siyasi ve ekonomik liginin en üstündeki yerini alışına hep birlikte şahitlik edeceğiz.”

’40 bin yeni sağlık personeli alınacak’

Recep Tayyip Erdoğan açıklamasında, okullarda yüz yüze eğitime devam edileceğini ve bu sebeple de 40 bin yeni sağlık personeli alımı yapılacağını duyurdu:

Okullarda yüz yüze eğitim devam edecektir. Bu sebeple 40 bin yeni sağlık personeli alımı yapılacak.

Yatırım, ihracat ve istihdam odaklı ekonomi politikamızda, ülkemizi büyütecek her türlü adımı desteklemeye devam edeceğiz. Avrupa’da, doğal gaz fiyatları 2020 yılı başındaki 115 dolar seviyesinden 1100 dolar hatta günlük piyasada 1500 dolar seviyesine çıktı. Buna karşılık biz konutlarda tüketilen doğal gazı 150 dolardan veriyoruz. Alış fiyatımıza göre baktığımızda ise halka yüzde 76 indirimle veriyoruz.

Aynı şekilde petrol fiyatları 2020 başındaki 40 dolardan 80 dolar fiyatına yükseldi.”

CHP’ye tezkere tepkisi

Cumhurbaşkanı, konuşmasında Suriye-Irak tezkeresine CHP’nin hayır demesini de eleştirdi:

Geçtiğimiz hafta Suriye-Irak tezkeresindeki yaşanan tartışmalar hepimizi üzmüştür. Türkiye’nin sınır ötesi harekatları siyaset üstü bir konudur. Evet dedikleri tezkereye bu sefer hayır diyenlerin bir yerlerden işaret aldıkları anlaşılmaktadır.

Bu tezkereye karşı çıkmak, bitme noktasına gelen terör örgütünün sınır ötesindeki unsurlarına can simidi atmak demektir. Yine tezkereye karşı çıkmak, güney sınırlarında oluşturulmaya çalışılan terör devletine destek demektir, bölücü örgüte destek demektir.

Son mahalli seçimlerde, yapılan gizli ve açık ortaklıklarla, bazı yönetimlerin bu partiye verildiğini biliyoruz.”

Koronavirüs salgını hakkında da konuşan Erdoğan; vaka, hastaneye yatış, yoğun bakım ve vefat sayılarının kontrol edilebilecek bir seviyede olduğunu kaydetti ve “İnşallah bunları daha da aşağı çekeceğiz. Bu dönemde özellikle hastanelerde sunulan hizmetlerde elbette bazı aksaklıklar, gecikmeler yaşanabilmektedir. Bunların önüne geçecek tedbirleri de en kısa sürede alacağız” dedi.