Ana Sayfa Blog Sayfa 1136

Grönland’da Çinli madencilik firmasının demir cevheri rezervi lisansına iptal

Danimarka Krallığı‘na bağlı Grönland özerk yönetimi, Çinli bir maden şirketinin başkent Nuuk yakınlarındaki bir demir cevheri yatağına ilişkin lisansını iptal etti. Yapılan açıklamada, yargının Çinli şirketlerin kaynak zengini Arktik‘te tutunma girişimlerine darbe indirdiği ifade edildi. 

Çinli kömür ve demir cevheri ithalatçısı General Nice, 2015 yılında iflas eden önceki sahibi London Mining‘in yerini alarak Isua maden projesinin kontrolünü devralmıştı.

General Nice, iklim değişikliğine bağlı olarak su yollarının açılması ve bunun da Arktik adasının geniş maden kaynaklarına erişim sağlaması nedeniyle uluslararası ilgiyi çeken Grönland’daki mineralleri kullanma hakkına sahip olan ilk Çinli firmaydı.

Şirket ayrıca kararlaştırılan garanti ödemelerini de yapamadı.

Reuters‘in aktardığına göre, Grönland Hükümeti, firmaya verilen ruhsatın sahadaki hareketsizlik nedeniyle geri çekildiğini ve saha resmi olarak geri verildikten sonra yeni ilgilenen şirketlere sunulacağını da açıkladı.

Grönland yönetimi: Çevreye duyarlı madencilik desteklenecek

Grönland Kaynaklar Bakanı Naaja Nathanielsen, “Bir lisans sahibinin mutabık kalınan sürelere defalarca uymamasını kabul edemeyiz” dedi. Hükümet ayrıca şirketten tüm jeolojik verilerin iade edilmesini, kalan 1,5 milyon Danimarka kronunun ödenmesini ve madencilik alanının temizlenmesini de talep etti.

General Nice, 2016 yılında Danimarka’dan Grönland’da terk edilmiş bir donanma istasyonu da satın almaya çalışmıştı ancak Kopenhag, güvenlik endişeleri nedeniyle teklifi kabul etmemişti.

İşletme ruhsatını 2013 yılında alan London Mining, projeyi inşa etmek için yaklaşık başlangıçta iki bin Çinli çalıştıracağı madenden Çin’e yılda yaklaşık 15 milyon mt demir cevheri tedarik etmeyi planlıyordu. Ancak yeterli finansmanı sağlayamadı.

Uranyum madeninin açılmasına karşı Grönland halkının protestoları yönetim üzerinde etkili oldu.

Geçen nisan ayında seçilen Grönland özerk yönetimi çevreye duyarlı madenciliği desteklediğini söyledi. Hükümet bu yıl uranyum madenciliğini yasaklayarak, kısmen Çinli bir şirkete ait olan, dünyanın en büyük nadir toprak yataklarından biri olan Kuannersuit madeninin gelişimini de durdurmuştu.

2018’de de bir Çin devlet bankasının ve devlete ait bir inşaat şirketinin adada iki havaalanını finanse etme ve inşa etme teklifini Grönland yönetimince reddedilmişti.

İzmir’de peş peşe iki deprem meydana geldi

Sabah saatlerinde merkez üssü İzmir Urla açıkları olan Ege Denizi‘nde deprem meydana geldi.

AFAD, depremin büyüklüğünü 5.1 olarak duyururken, Kandilli Rasathanesi ise depremin merkez üssünü Oniki Adalar, büyüklüğünü ise 5.3 olarak açıkladı.

Bu depremden dokuz dakika sonra da 4.3 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. İkinci depremin artçı olduğu açıklanırken, Urla’ya 57.22 kilometre uzaklıkta olduğu ve yerin 7.16 kilometre altında gerçekleştiği belirlendi.

‘Herhangi bir hasar gerçekleşmedi’

Depremler, İzmir’in yanı sıra Manisa ve Aydın’da da hissedildi.

Art arda meydana gelen depremlerle ilgili açıklama yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, deprem sonucunda herhangi bir hasar gerçekleşmediğini aktardı:

Ege Denizi’nde meydana gelen ve şehrimizde de hissedilen deprem sonucunda herhangi bir hasar gerçekleşmemiştir.

Tüm hemşerilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.”

‘Saha çalışmaları devam ediyor’

AFAD da deprem sonrası olumsuz bir ihbarın alınmadığını, sahada tarama çalışmalarının devam ettiğini kaydetti:

Urla ilçesi açıklarında meydana gelen #deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir ihbarın bulunmadığı bilgisi alınmıştır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir.”

Tarım ve Orman Bakanlığı Bingöl’de yargı kararlarına rağmen yeni ‘av ihalesi’ne çıktı

Haber: Fırat BULUT

*

Bingöl’de beş yaban keçisi ve beş çengel boynuzlu dağ keçisinin avlanmasına ilişkin ihalenin mahkeme tarafından iptal edilmesini Danıştay 13. Dairesi onadı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın temyiz başvurusunu usulden reddeden Danıştay kararı ile birlikte ilk derece mahkemesinin ihaleyi iptal eden kararı kesinleşti. Yargı kararlarına rağmen, bakanlık yeni ‘av sezonunda’ öldürülecek dağ keçileri sayısını artırdı.

Neler yaşandı?

Tarım ve Orman Bakanlığı 13. Bölge Müdürlüğü, 2020-2021 Av Yılı kapsamında Bingöl’de beş yaban keçisi ve beş çengel boynuzlu dağ keçisinin avlanması için 3 Temmuz 2020 tarihinde ihale gerçekleştirmişti.

İhaleye katılan iki şirket ile 10 dağ keçisinin öldürülmesi için 27 Temmuz 2020 tarihinde ihale sözleşmesi imzalandı. Sözleşmeye göre, yaban keçileri için 71.200 TL, çengel boynuzlu dağ keçileri için ise 47.100 TL olmak üzere, nesli tükenme tehlikesi altında olan 10 dağ keçisi para karşılığında öldürülecekti.

Oysa, Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi kapsamında yaban keçisi II nolu ek listede, çengel boynuzlu dağ keçisi III nolu listede koruma altına alınmış durumda.

İhale yargıya taşındı

Bakanlığın tepkilere rağmen geri adım atmaması üzerine BİNÇEV-DER ve Bingöl Barosu, nesli tükenme riski altında bulunan dağ keçilerinin öldürülmesine ilişkin ihaleyi yargıya taşıdı. Erzurum 1. İdare Mahkemesi’nde açılan davada, mahkeme ihalenin iptal edilmesine karar verdi. Bern Sözleşmesi’ne atıfta bulunan mahkeme heyeti, yaban keçisi ve çengel boynuzlu dağ keçisinin koruma altına alınmış fauna türleri arasında sayıldığını belirtti.

İdare Mahkemesi’nin Aralık 2020’de verdiği kararda, dağ keçilerinin avlanmasında kamu yararı bulunmadığı tespitine de yer verildi:

” … koruma altına alınması gereken türler arasında bulunduğu ile ilgili kuşku bulunmayan yaban keçilerinin avlanabilmesi/avlattırılabilmesi için, hukuken geçerli kabul edilebilecek bir kamu yararının varlığının aranması, insan haklarının bir parçası olan hayvan haklarının ve hukukun üstünlüğünün korunması adına atılmış önemli bir adım ve insan ırkına yakışır bir yaklaşım olacaktır.”

Bakanlığın av ısrarı

Mahkeme kararının tebliğ edilmesinden sonra, yasada ön görülen on beş günlük süre içerisinde karara itiraz etmeyen Tarım ve Orman Bakanlığı 13. Bölge Müdürlüğü bu sürenin geçirilmesinden sonra verdiği dilekçe ile temyiz isteminde bulundu. Bakanlığın temyiz talebi süre aşımı nedeniyle reddedilince, bu kez Danıştay’a başvuru yapıldı. Başvuruda ihalenin uluslararası sözleşmelere ve hukuka aykırı olmadığı, avlanma hakkının satışı ihalesi gerçekleştirildiği ve bu hak sonucu vurulan hayvanın et ve trofesinin avcıya ait olacağı , tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı ileri sürülerek ilk derece mahkemesinin ‘ temyizin reddi ‘ kararına itiraz edildi.

Bakanlığın başvurusu Danıştay tarafından da reddedildi. Danıştay 13. Dairesi ‘ ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülememiştir’ değerlendirmesi yaparak İdare Mahkemesi kararını onadı. 18.05.2021 tarihinde oy birliği ile alınan karara karşı düzeltme yolu da  kapalı.

Av. Budancamanak: Baronun taraf olarak kabul edilmesi önemli

Mahkemenin kararını yorumlayan Bingöl Barosu’nun bir önceki Başkanı Hanifi Budancamanak , “Her ne kadar Danıştay usulen idarenin temyiz başvurusunu reddetmişse de dosya esastan da ele alınsaydı aynı sonuç çıkacaktı” dedi.

Baro seçimleri ve komisyonların belirlenmesi sürecinden dolayı kararın kamuoyuna geç açıklandığını söyleyen Budancamanak ” Bingöl Barosu olarak, nesli tükenme tehlikesi altında olan hayvanların canlarının para karşılığı ihaleye çıkarılmasına karşı açtığımız bu dosyada Erzurum 1. İdari Mahkemesi’nin hayvan haklarını insan haklarının bir parçası olarak görmesi ve hayvanların yaşam hakkının av ihalesinden elde edilecek gelirden kaynaklı kamu menfaatinden daha değerli olduğu tespiti önemliydi” diyerek av ihalesi iptal kararına dikkat çekti. Daha önce mahkemelerin baroların müdahil olma taleplerini reddettiklerini belirten dosya avukatı Budancamanak , “Baronun  taraf olarak kabul edilmesi, kararın sonucu dışında diğer önemli bir karardır. Sonuç olarak ihalenin iptal edilmesi ve bu kararın kesinlenmesi güzel bir şey. Doğa ve hayvan hakları savunucularına da moral olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

Bakanlık sayıyı artırdı

Dağ keçilerinin öldürülmesine bölge idare mahkemeleri ‘dur’ demesine rağmen Merkez Av Komisyonu yeni ölüm kararları aldı. 2021-2022 ‘Av Sezonunda ‘Bingöl’de 12 yaban keçisi ve dört çengel boynuzlu dağ keçisi ve çok sayıda yaban domuzunun avlanmasına izin verildi.

Hanifi Budancamanak yeni av ihaleleri düzenlenmesine ilişkin olarak da , ‘’Sadece Bingöl’de değil diğer illerde de yeni ihaleler açıldı. Yargı kararlarına rağmen bunda ısrar edilmesi hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmaz. Aslında bu hayvanları koruma görevi birinci derecede Tarım ve Orman Bakanlığı’nın görevidir. Bu hayvanlar soyu tükenmekte olan hayvanlar, bunlara gözümüz gibi bakmak zorundayız” dedi.  Birinci sorumluluğun idarede olduğunu ancak bu hassasiyetin gösterilmediğini kaydeden Budancamanak, “Yargı kararlarına rağmen ısrar etmek, hukuka karşı direnmektir. Hukuka, doğaya, hayvanların yaşa hakkına saygı gösterilmelidir’’ diye konuştu.

 

Magdalena Andersson, yeniden İsveç başbakanı

İsveç‘in ilk kadın başbakanı olarak seçilen ve seçildikten saatler sonra istifa eden Sosyal Demokrat Parti lideri Magdalena Andersson dün Parlamento’da yapılan oylamayla yeniden göreve geldi.

Anderson, böylece beş gün içinde ikinci kez göreve seçilmiş oldu.

101 milletvekili başbakanlığına onay verdi

İsveç Parlamentosu‘ndaki (Riksdag) oylamada 349 milletvekilinin 101’i, Andersson’un başbakanlığına onay verirken, 173 milletvekili Andersson’un başbakanlığını istemedi. 75 milletvekili de çekimser oy kullandı. Ancak İsveç yasalarına göre, en az 175 vekilin hayır oyu kullanması gerektiği için, Andersson yeniden başbakanlık koltuğuna oturdu.

Riksdag’da geçen hafta hükümetin değil sağ partilerin hazırladığı bütçe tasarısı kabul edilince koalisyon ortağı Yeşiller Partisi hükümetten çekilmiş, Andersson da istifa etmek zorunda kalmıştı.

Yedi yıl Maliye Bakanlığı yaptı

Sosyal Demokrat Parti lideri seçilmeden önce yedi yıl Maliye Bakanı olarak görev yapan Magdalena Andersson, aynı zamanda eski şampiyon bir yüzücü.

Andersson siyasi kariyerinde 1996’da Başbakan Goran Persson‘a danışmanlık yaparak başlamıştı.

Oylamanın ardından basın toplantısı düzenleyen Andersson, “Tüm azınlık hükümetleri gibi parlamentodaki diğer partilerle işbirliği arayacağız ve bunu yapmak için iyi fırsatlar görüyorum” ifadelerini kullandı.

Sosyal Demokratların parlamentoda 100 sandalyesi bulunduğunu da hatırlatan Andersson, “Sosyal Demokratlar geniş bir farkla parlamentodaki en büyük parti grubuna sahipler. Ayrıca diğerleriyle uzun bir işbirliği geleneğimiz var ve İsveç’i ileriye götürmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız” dedi.

Andersson, İsveç’i Eylül 2022’de yapılacak genel seçimlere kadar azınlık hükümetiyle yönetecek.

Simit ve pastane ürünlerine zam: İstanbul’da 300 gr simit 3.5 TL

“Biz iki yıldır simiti 2.5 TL’den satıyoruz, Bu sürede elektrikten doğalgaza, undan susama zam gelmeyen hiçbir şey kalmadı. Böyle giderse poğaça, açma, simit 5 TL’ye koşacak. Yağ, susam, pekmez, şeker, doğalgaz, elektrik, akaryakıt, peynir. Peynir tenekesi geçen yıl 170 TL’ydi, şu an 480 lira oldu. 10 kg katı margarin yağını 130 TL’ye alıyorduk, şu an 300 TL. Biz nasıl dayanalım?”

‘TMO’nun ucuz un fiyatları piyasaya yansımıyor’

Özdemir, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin fabrikalara ucuz un verdiği iddialarını da değerlendirerek “Bu fiyatlar piyasaya yansımıyor demek ki arada bir rant var. Devlet el atsın, denetlesin bunları” dedi.

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı ise ekmekte de esnafın talebinin karşılanmadığını söyledi ve zam taleplerini tekrarladı. Geçen ay alınan kararla 230 gram ekmeğin 2.50 TL’ye satıldığını hatırlatan Balcı, Ekmeğin kilosu şu an 12 TL civarında, ama esnafı kurtarması için 14 TL olmalı” dedi.

İris Gölü’nde sazlıklar tutuşturuldu, sazlıkların yüzde 25’i yok oldu

İzmir Karaburun‘da bulunan İris Gölü‘nde dün sabah saatlerinde sazlıkların tutuşturulduğu, rüzgarın etkisiyle hızla yayılan yangının gölün içindeki sazlıkların yüzde 25’ini yok ettiği öğrenildi.

Açılan kanallarla kurutulmaya bırakılmış İris Gölü’nde yaşananlara gelen tepkiler üzerine kanallar kapatılmış, bunun ardından da yaban hayatı tekrar canlanmaya başlamıştı.

‘Göl yok olmadan adım atılmalı’

Karaburun Kent Konseyi tarafından yapılan açıklamada, İris Gölü için acil önlem ve onarım eylem planı gerektiği kaydedildi. Hala özel mülk statüsünde bulunan göl üzerinde yetki sahibi tüm kurum ve kuruluşlar gölün yok olmaması için harekete geçmeye davet edildi:

Göl kendini onarıp toparlamaya çalıştıkça insan eliyle tahrip ediliyor. Yıl boyunca alanda gönüllü uzmanlar çalışmalar yürüttüler, araştırmalar yaptılar. Göl pek çok kuşun ve yaban hayvanının yaşam ve üreme alanı.

Ayrıca gölde incelenmeye ve araştırılmaya ihtiyaç duyulan bir balık türü de bulunuyor. Bizler yaşamın yanında saf tutup göl için çaba gösterirken birtakım insanlar kişisel hırslarıyla gölü tahrip etmeye, sorumlu kurumlar da gölü görmezden gelmeye devam ediyor.
İris Gölü için acil önlem ve onarım eylem planı gerekiyor. Bu hususta Göl üzerinde
yetki sahibi tüm kurum ve kuruluşları göl yok olmadan adım atmaya davet ediyoruz.”

Orman Kanunu’nda değişiklik: ‘Kamu yararı’ ve ‘zaruret’ varsa yapılaşmaya izin çıktı

Orman Kanunu kapsamındaki, ormanlık alanlarda yapılaşmaya yönelik yönetmelik değişti.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan yönetmeliğe göre, ormanlık alanlarda kamu yararı ve zaruret bulunması halinde şu yapılara izin verilebilecek:

Liman geri hizmet alanı, havaalanı, demiryolu, teleferik hattı, tünel gibi ulaşım tesislerine; savunma ve güvenlik tesislerine; enerji üretim santralleri, radyo-televizyon verici istasyonu ve antenleri, baz istasyonları, petrol ve doğalgaz boru hattı; ruhsata dayalı petrol ve doğalgaz arama, işletilme ve yeraltı doğalgaz depolanmasına ilişkin tesislere; aile sağlığı merkezi, hastane gibi sağlık tesislerine; ilk, orta, lise ve dini eğitim tesisi ile dini eğitim tesisine bağlı uygulama maksatlı ibadethane tesisi gibi eğitim tesislerine; ceza infaz kurumu tesislerine ve bunlarla ilgili yer, bina ve tesisler.

Değişikliğe göre sağlık, eğitim, spor, adli hizmet ve ceza infaz kurumu tesisleri için genel bütçe kapsamındaki ilgili kamu idarelerine izin verilebilecek. Kamu özel iş birliği modeli çerçevesinde yapılacak sağlık ve eğitim tesislerinde ilgili bakanlıkların talebi üzerine yüklenici adına üst hakkı tesis edilebilecek.

Lisanssız elektrik üretim tesisleri ile lisanslı güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerine orman sayılan alanlarda izin verilmeyecek. Ancak bu madde kapsamında ve turizm maksadıyla izin verilen bina ve tesislerin çatı ve cepheleri ile baraj ve gölet rezervuar alanları üzerinde ve rezervuarlı veya regülatörlü hidroelektrik üretim tesisleri sahaları kapsamındaki su yüzeylerine kurulan enerji üretim tesislerine izin verilebilecek.

Yönetmeliğe göre, verilen ön izinlerde ön izin bedeli, kesin izinlerde ise; ağaçlandırma, arazi izin, Orköy ve erozyon bedeli alınacak. Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından yapılacak savunma maksatlı tesislere ve bunların müştemilatına verilen izinlerden 6831 sayılı Kanunun ek 9. maddesi gereğince bedel alınmayacak.

Uygun görülen taleplere 24 aya kadar ön izin verilebilecek. Kesin izin süresi ise 49 yılı geçemeyecek. Kesin izin süresi sonunda izin maksat ve şartlarına uygun olarak faaliyet gösteren izin sahibinin talep etmesi halinde bu süre 99 yıla kadar uzatılabilecek.

Sosyal tesis, lojman yapılmayacak

Ormanlık alanda lojman, idari bina ve sosyal tesislere izin verilmeyecek. Ormanlık alanda yapılması zorunlu olan yollar çevreye zarar vermeyecek şekilde ekskavatörle yapılacak, yol yapımından çıkan malzeme ormana zarar vermeyecek şekilde izinli alanlara taşınacak. İzin verilen saha sınırları içinde ve izin veriliş maksadına uygun uygulama imar planı yaptırılabilecek. Ancak izin verilen ormanlık alan bağlı olduğu orman parselinden ifrazen ayrılamayacak. Lisanssız elektrik üretim tesisleri ile lisanslı güneş enerjisinden elektrik üretim tesislerine orman sayılan alanlarda izin verilmeyecek.

Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına verilen bedelsiz izinlerin, özelleştirme uygulamaları kapsamında işletme hakkının devri hâlinde işletme hakkı devir bedeli üzerinden orman sayılan alanların devredilen toplam kullanım alanları içindeki yüzde oranı dikkate alınarak hesaplanacak tutarın binde beşi bir defaya mahsus olmak üzere işletici tarafından devir alma tarihinden itibaren üç ay içinde defaten Genel Müdürlük özel bütçe hesabına yatırılacak.

Kamu kurum ve kuruluşlarına verilen bedelli izinlerin özelleştirme uygulamaları kapsamında işletme hakkının devri halinde, taahhüt senedinde yer alan bedeller dışında işletme hakkı bedeli üzerinden herhangi bir bedel alınmayacak.

Yap-işlet-devret için bedel yok

Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına verilen izinlere konu tesislerin yap-işlet-devret modeli ile yaptırılması hâlinde işletme hakkı bedeli üzerinden herhangi bir bedel alınmayacak.

Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce verilen izinlerin süre uzatımında ve devirlerinde, ayrıca devam eden izinlerde izin sahibinin talebi halinde; bu yönetmelik hükümleri uygulanacak ve buna uygun taahhüt senedi alınacak. Geçmişte bedelli verilen izinler bu yönetmeliğe göre değerlendirildiğinde bedelsiz olması halinde bedelsiz taahhüt senedi alınacak.

Büyükşehir belediyeleri sorumlu

Büyükşehir belediyelerinin kuruluşundan önce il özel idareleri, kapanan belediyelere ve köy tüzel kişilikleri adına verilmiş olan izinler aynı hak ve sorumluluklar ile büyükşehir belediyeleri adına devredilmiş sayılacak ve büyükşehir belediyeleri adına devam edecek. Bu izinlerin taahhüt senetlerindeki yükümlülüklerden orman idaresine karşı büyükşehir belediyeleri sorumlu olacak.

DEVA Partisi Kurucu Üyesi Metin Gürcan dün gece tutuklandı

“Askeri ve siyasi casusluk” iddiasıyla geçen hafta cuma günü İstanbul’da gözaltına alınan DEVA Partisi Kurucu Üyesi Metin Gürcan dün gece saatlerinde tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Gürcan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Nisan 2020’de başlattığı “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya casusluk amacıyla temin etme” suçundan yürüttüğü soruşturma kapsamında 26 Kasım’da İstanbul’daki evinde gözaltına alınmıştı. Gözaltına alındıktan sonra, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi‘ne getirilen Gürcan, emniyetteki ifadesinin ardından savcılığa sevk edilmişti.

Metin Gürcan’ın ifadesi

DHA‘nın aktardığına göre, Metin Gürcan, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ndeki ifadesinde yabancı misyon görevlileriyle zaman zaman bir araya geldiğini belirtti.

Gürcan, “Bu görüşmelerde, Türkiye ve Orta Doğu üzerine hazırladığım ülkelerdeki haftalık gelişmeleri içeren çizelge ve analizleri paylaştım. Ancak casusluk iddialarını kesinlikle kabul etmiyorum. Hiçbir diplomatla gizlilik derecelerinde resmi bilgi ve belgeyi paylaşmadım. 2019 yılından itibaren kişi ve kurumlara tamamen açık şekilde danışmanlık hizmeti veriyorum. Karşılığında bana ödeme yapılıyor. Türkiye, Suriye, Irak, İran, Ukrayna, Afganistan ve Libya gibi ülkelerdeki gelişmeleri herkesin erişimine açık kaynaklardan derledim” ifadelerini kullandı.

Polisler tarafından Gürcan’a, yabancı bir misyon görevlisi ile Karabağ’daki Türk dronları üzerine yaptığı görüşmenin de sorulduğu öğrenildi. Gürcan, “headquarter” (merkezi) ifadesi ile istihbaratçı olan bir kişi ile yaptığı görüşmeler sorulduğunda ise “Ben burada kendi parti genel merkezine gitme vakti geldiğini vurgulamak istedim. Burada bir karışıklık var. İş dünyasında bile sivil hayatta bile sıklıkla kullanılan İngilizce başlangıç seviyesinde bilinen bir ifadedir” şeklinde cevap verdi.

Gürcan ifadesinde, uzun yıllar Türk Silahlı Kuvvetleri‘nde çalıştığını ve 2019 yılından itibaren talep eden kişi ve kurumlara danışmanlık hizmeti verdiğini söyleyerek, bu danışmanlık hizmetlerini de Türkiye ve Türkiye’ye komşu birçok ülkelere verdiğini belirtti. Verdiği danışmanlık hizmeti kapsamındaki bilgilerin herkesin erişimine açık olduğunu ifade eden Gürcan, casusluk faaliyeti yürütmediğini ve gizli belgelerin paylaşımını yapmadığını savundu. Ankara’daki diplomatlarla olan görüşmelerinin sebebini ise o kişilerle düzenli olarak görüştüğünü, kendilerine analizler sunduğunu ve karşılığında para aldığını ifade etti.

Metin Gürcan kimdir?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) değişik birimlerinde 1998-2014 yıllarında çalışan Gürcan, akademik çalışmalarına devam edebilmek amacıyla zorunlu hizmetini bitirmeyi müteakip 2015 yılı ocak ayında kendi isteği ile emekli oldu. Gürcan’ın meslek hayatının yaklaşık sekiz yıllık bölümü Güneydoğu Anadolu bölgesi, Irak, Afganistan, Kazakistan ve Kırgızistan’da çeşitli operasyonel faaliyetler, irtibat ve eğitim görevlerinde geçti. Özel Kuvvetler bünyesinde yetişen Gürcan, 2008-2010 yıllarında ABD Deniz Kuvvetleri Enstitüsü’nde “Bölgesel Kürt Yönetimi ile Bağdat merkezi yönetimi arasındaki çevre-merkez ilişkisi” adlı teziyle Güvenlik Çalışmaları alanında master derecesi aldı.

Gürcan, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü‘nde TSK’nın kurumsal dönüşüm kapasite ve isteği konusunda yazdığı doktora teziyle de Nisan 2016’da doktora derecesini aldı.

İstanbul’da saat 18:00’a kadar motosiklet ve elektrikli scooterlar kullanılmayacak

İstanbul‘da hayatı olumsuz etkileyen şiddetli rüzgar ve fırtına sebebiyle İstanbul Valiliği, kentte motokuryelik yapılmasını durdurdu.

Kentte bugün 18.00’e kadar motosiklet ve elektrikli scooterlar kullanılmayacak.

‘Karara hassasiyetle uymaları büyük önem arz etmektedir’

Kararı duyuran İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

İstanbul’da hayatı olumsuz yönde etkileyen lodos fırtınası nedeniyle; motosiklet kazalarının önlenmesi, trafik seyir ve can güvenliğinin korunması açısından Valiliğimizce alınan karar uyarınca;

Bugün saat 23.00’den yarın saat 18.00’e kadar; başta motokuryelik hizmeti yapan araçlar olmak üzere, motosiklet ve elektrikli scooter araçlarının trafiğe çıkmalarına müsaade edilmeyecektir.

Bu karar; özellikle yaz kış demeden büyük bir özveriyle çalışarak, hayatımızı kolaylaştıran motokuryelerimizin can ve mal güvenliklerini korumak amacıyla alınmıştır.

Bu araçları kullanan hemşehrilerimizin alınan karara hassasiyetle uymaları büyük önem arz etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Motokuryeler aracılığıyla sipariş hizmeti veren Getir ve Yemek Sepeti de zorlu hava koşulları nedeniyle İstanbul’daki tüm motosikletli teslimat hizmetlerini durdurduğunu duyurdu.

Metrobüsler motokuryelere siper oldu

Öte yandan, dün sosyal medyada Boğaziçi Köprüsü‘nden fırtına nedeniyle zorlukla geçmeye çalışan motokuryelere iki metrobüsün siper olduğu görüntüler sıkça paylaşıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu da “Dost yolda belli olur. Lodosun yarattığı olumsuz durumlardan etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun. Vakalara müdahale eden tüm ekiplere kolaylıklar. Köprüde motokuryelerin rüzgardan etkilenmemesi için yardımcı olan İETT şoförlerimize de ayrıca teşekkürler” notuyla gündem olan videoyu paylaştı.

Birçok sosyal medya kullanıcısı motokuryelerin olumsuz hava şartlarında hizmet vermemesi gerektiğine dikkat çekti.

Şiddetli fırtına nedeniyle 10 ilde okullar tatil edildi

Türkiye‘yi etkisi altına alan şiddetli hava olaylarından dolayı 10 ilde okullar tatil edildi.

Yüz yüze eğitime bir gün süreyle ara verildiğini duyuran valilikler, olumsuz hava şartlarına karşı vatandaşları dikkatli olmaları yönünde uyardı.

Engelli ve hamile personeller idari izinli

Konuyla ilgili açıklama yapan İstanbul Valiliği, rüzgar ve fırtınanın bugün saat 18.00’e kadar 70-90 km/sa hızda devam edeceğinin tahmin edildiğini kaydetti.

Valilik, olumsuz hava şartları nedeniyle de resmi-özel tüm okullar, halk eğitim merkezleri, olgunlaşma enstitüleri, özel öğretim kursları, motorlu taşıt sürücü kursları, çeşitli kurslar, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, resmi okullardaki destekleme ve yetiştirme kursları ile özel okullardaki takviye kursları da dahil, bütün eğitim kurumlarında yüz yüze eğitime bir gün süreyle ara verildiğini kaydetti.

Valilik ayrıca, kamu kurumlarında çalışan engelli ve hamile personelin idari izinli sayılacağını da aktardı.

Valiliklerden art arda açıklamalar

Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa, Balıkesir, Düzce, Sinop, Bartın valilikleri de olumsuz hava koşulları ve lodos nedeniyle bugün itibariyle yüz yüze eğitime ara verildiğini, kamu kurumlarında çalışan engelli ve hamile personelin de idari izinli sayılacağını kaydetti.

Çanakkale Valiliği de yüz yüze eğitime bir gün süreyle ara verildiğini ve kamu kurumlarında çalışan hamile personeller ile engelli ve kronik rahatsızlığı bulunan personellerin idari izinli sayılacağını aktardı.