Ana Sayfa Blog Sayfa 1133

Çevre örgütlerinden Almanya’ya çağrı: Vietnam’a gönderilen atıklarını derhal geri al

Türkiye’den yola çıkan Alman plastik atıklarının,  Vietnam’a gönderilmek üzere Yunanistan’da gemiye yüklenmesi durduruldu.

Yunanistan atık sevkiyat yetkilileri ve COSCO nakliye hatları, Avrupa atıklarının ihraç edilmesini önleme amaçlı bir koalisyonu temsilen Basel Eylem Ağı (BAN) tarafından dün sabah kendilerine gönderilen bir uyarı mektubu üzerine harekete geçti.

Çevre örgütleri COSCO PRIDE gemisinin, Türkiye’ye gönderilen ancak şimdi  Vietnam‘ın Haiphong kentine yeniden ihraç edilmesi planlanan Alman plastik atıklarıyla dolu 37 konteynerin bu ülkeye vardığını öğrenmişti. Uyarı mektubu üzerine, Yunanistan gümrük makamlarının talepleri üzerine konteynerlerin şimdilik Yunanistan’da, Pire Limanı’nda  bekletildikleri Asya’ya açılmayacakları  doğrulandı.

Türkiye’de çürümeye terk edilmişlerdi

Atıklar geçen yıl Almanya’dan Türkiye’ye gönderilmiş; ancak ithalatçı firma, Türk hükümetinin karışık ve kirli plastik atık ithalatını kısıtlamaya başlamasıyla atık ithalat lisansını kaybettiği için çürümeye terk edilmişti. 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Almanya hükümetinin atıkları geri almasını sağlamaya çalıştı, ancak Alman hükümeti bu talebi karşılamayınca Türkiye hükümeti konteynerleri üçüncü ülkelere ve bu ülkelerden en çok Vietnam’a ihraç etmeye karar verdi. 

Konteynerlerden haberdar olan çevreci gruplar, Yunanistan  Pire limanına kadar atıkların izini sürdü. Benzer şekilde, yine Almanya tarafından reddedilen plastik atıkla dolu 16 COSCO konteynerinin de bu yılın başlarında Türkiye’den Pire’ye ve oradan Haiphong, Vietnam’a doğru yola çıktığını da öğrendiler.

Türkiye’den üçüncü ülkelere yola çıkan Almanya atıklarını taşıyan diğer konteynerler için tıklayın:  Container_Numbers_-_Germany_Vietnam

Örgütler,  ihracatçı ülkelerin, sevkiyatın sözleşmeye göre tamamlanamaması durumunda ihraç ettikleri atıkların geri gönderilmesini ve sorumluluk almalarını gerektiren Atık Sevkiyat Yönetmeliği (Madde 22) ve Basel Sözleşmesi (Madde 8) kurallarına dayanarak bu uygulamanın tamamen yasadışı olduğunun altını çiziyor. 

Lojistik şirketlerinden alınan bir listeye göre, şu anda Türkiye’de COSCO, Sealand, MSC, Maersk and Hamburg Sud nakliye hatlarında Alman plastik atıklarıyla dolu en az 80 konteyner daha olduğu düşünülüyor.

Almanya’dan Vietnam’a doğrudan ihracat kesinlikle yasakken Alman atıklarının bu şekilde yönlendirilebilmesinin çirkin ve kabul edilemez olduğunu kaydeden Basel Eylem Ağı İcra Direktörü Jim Puckett,  “Almanya bu atıkların ilk etapta Türkiye’ye ihracatına asla izin vermemeliydi. İkincisi, Türkiye talep ettiği zaman kesinlikle geri almalıydı. Şimdi onlara çağrıda bulunuyoruz” dedi. 

‘Almanya sorumluluğunu üstlenmeli’

Greenpeace Akdeniz Türkiye‘den Nihan Temiz Ataş da Almanya’nın Türkiye’ye ve şimdi dünyaya saçtığı atıkların sorumluluğunu üstlenmesinın zorunlu olduğunu söyledi: “AB, son Yeşil Yeni Anlaşma’da dünyanın geri kalanını Avrupa’nın atık sorunlarını yönetmeye zorlamama konusunda gerçekten ciddiyse, Türkiye’ye ve Vietnam’a gönderdiği tüm atıkları bir an önce geri almalı.”

Greenpeace Almanya‘dan kimya uzmanı Manfred Santen ise yeni Almanya hükümetinin atıkları azaltma ve temiz, mekanik geri dönüşüm yoluyla atık yönetimine yönelmesi gerektiğini, onları yakarak veya başka ülkelere tekrar gizlice göndererek yok etmekten vazgeçmesini istedi: “Şimdi Türkiye’den tüm atıkları geri almaları ve bunu ertelemeye çalışmamaları gerekiyor”. 

Almanya’nın yasadışı atık sevkiyatına karşı biraraya gelen çevre örgütleri şöyle:

  • Basel Action Network
  • Nexus 3 Foundation
  • Greenpeace e.V., Germany
  • Greenpeace Mediterranean
  • Microplastic Research Group
  • Zero Waste Europe
  • Environmental Investigation Agency
  • Consumers’ Association of Penang & Sahabat Alam Malaysia (Friends of the Earth Malaysia)
  • GAIA

 

Nureddin Nebati yeni Hazine ve Maliye Bakanı oldu

Sadece bir yıl sürdürdüğü görevinden “af talebi” kabul edilen Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan‘ın yerine Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati getirildi.

Atama kararı Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın imzasıyla Resmi Gazete‘nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Atamanın Anayasanın 104 ve 106’ncı maddeleri gereğince yapıldığı kaydedildi.

Nebati’den ilk paylaşım

Atama kararının ardından sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşım yapan Nebati, şunları söyledi:

Rabbim, kolaylaştır, zorlaştırma, Rabbim hayırla sonuçlandır. İşimizde bize doğruluk ver, bizi muvaffak kıl.

Sn. Cumhurbaşkanımızın şahsımı layık gördüğü Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini hayırla ifa etmeyi, bize gösterdiği güvene layık olmayı Rabbim nasip etsin inşallah.”

Erdoğan’ın açıklamalarını alkışlamamıştı

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, önceki Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak‘ın yerine 10 Kasım 2020 tarihinde bakan olarak atanmıştı. Elvan yaklaşık 13 ay boyunca Bakanlık görevi yapmış oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin 17 Kasım’daki grup toplantısında “Beraber yürüdüğümüz arkadaşlarımızdan faizi savunanlar, kusura bakmasınlar. Bu yolda ben, faizi savunanla beraber olamam, olmam. Bu görevde olduğum sürece faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim ve enflasyonla mücadelemi de sürdüreceğim. Bu konuda nas ortada, nas ortada olduğuna göre sana bana ne oluyor. Olaya buradan bakacağız ve ona göre de adımımızı atacağız” açıklamasını toplantıya katılanlardan tarafından alkışlanırken, Erdoğan’ın bu sözlerini Lütfi Elvan alkışlamamıştı.

Bakan Yardımcısı görevinde olan Nureddin Nebati ise 25 Kasım’da Twitter’dan yaptığı bir paylaşımda düşük faiz politikasına destek verdiğini kaydetmişti.

Nureddin Nebati kimdir?

1 Ocak 1964 Urfa doğumlu olan Nebati, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünü mezun oldu. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans yaptı.

Nureddin Nebati, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü‘nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında da Doktor ünvanını aldı.

Bakan Nebati, AK Parti 4’üncü Olağan Kongresi’nde MKYK Üyesi seçildi. MYK Üyesi olarak da 2014-2015 yıllarında AK Parti Genel Merkez Mali ve İdari İşler Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.

Bakan Nebati, 24’üncü dönem İstanbul, 25’inci dönem Urfa Milletvekili olarak TBMM’de görev yaptı.

Nebati’nin ekonomi eğitimi bulunmuyor.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Üretici ile market arasındaki fiyat farkı dokuz kata yaklaştı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar üretici ve market arasındaki fiyat değişimlerini açıkladı.

Bayraktar, kasım ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının dokuz kata yaklaştığını kaydetti.

‘Yetersiz gübre kullanımı büyük bir risk’

TZOB Genel Başkanı, 2021 yılında kuraklığın etkisiyle tarım sektörünün küçüldüğünü, önümüzdeki yıl da kuraklıkla birlikte yetersiz gübre kullanımının da büyük bir risk olarak görüldüğü ifade etti.

Bayraktar ayrıca, Rusya’nın domates ithalatındaki kota uygulamasından sonra çeşitli tarım ürünlerinin girişini de “kalıntı” sebebiyle yasakladığı gibi üzüm, biber, erik, nar ve kabak gibi ürünlere de girişte analiz şartı getirildiğini bildirdi.

‘Gübre fiyatının yüzde 50’si destek olarak verilmeli’

Şemsi Bayraktar, artan talep dolasıyıyla gübre fiyatlarında yaşanan artışla birlikte kur artışından dolayı üreticilerin gübre kullanmadan ekim yaptığını, bu durumun verim düşüşüne neden olduğunu ve dolayısıyla tarım ve gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışının tüketicileri etkilediğini ifade etti. Gübre fiyatlarındaki artış karşısında desteklerin artırılması gerektiğine işaret eden Bayraktar, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Bu sene kuraklığın etkisiyle küçülen tarım sektöründe, önümüzdeki yıl kuraklığın yanında yetersiz gübre kullanımı da büyük bir risk olarak görülmektedir. Son bir yılda, amonyum sülfat gübresi yüzde 441, üre gübresi yüzde 394, amonyum nitrat gübresi yüzde 373, DAP gübresi yüzde 259 ve 20.20.0 kompoze gübresinde yüzde 236’lık bir artış yaşandı. Bu dönemde mazot fiyatı yüzde 38, besi yemi yüzde 51,4, süt yemi yüzde 60, elektrik fiyatları ise yüzde 56 oranında arttı. Tarımsal sulamada kullanılan elektrikte fonların kaldırılması yerinde bir karar olurken, vergilerin de en kısa zamanda kaldırılması gerekmektedir.

Gübre fiyatlarının anormal artışı karşısında destekler artırılmalı mazotta olduğu gibi gübre fiyatının yüzde 50’si destek olarak verilmeli, destek verilmeyen karma yem ve bitki koruma ürünlerine de destek getirilmelidir. Ülkemizde ithal enflasyonun ve stokçuluğun panzehiri üretimdir. Üretimi artırmaktan başka çaremiz yoktur.”

1 Nokta 5: Bartın’da örnek bir termik santral karşıtı mücadele

Bartın’ın Amasra ilçesi Çapak Köyü’nde Hattat Holding tarafından yapılması planlanan Hema Termik Santrali için hazırlanan son imar planı değişikliği de mahkeme kararı ile iptal edildi. Bartın halkının 16 yılı aşkın, onlarca davayla süren mücadelesi zaferle sonuçlanmış oldu.

1 Nokta 5’in sekizinci bölümünde Yeşil Gazete editörü Elif Ünal, Bartın Platformu Yürütme Kurulu üyesi Erdoğan Atmış ile termik santral karşıtı mücadeleyi başarıya götüren gelişmeleri beş soruda konuştu.

1 nokta 5

TEMA, patlayan atık havuzunun yakınındaki Giresunlularla konuştu: Ne sızıntısı, burası çevre felaketi

TEMA Vakfı’ndan görevliler, Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde kurşun-çinko-bakır madeninin atık havuzunda meydana gelen patlamadan sonra, bölgede yaşayan halkla konuştu.

Yöre halkı patlamaya yetkililer tarafından ‘sızıntı’ denmesine öfkeli olduklarını belirterek, “Ne sızıntısı? Çevre felaketi burası. Bütün havuz boşaldı. Su gece sabaha kadar aktı, hala sızıntı diyorlar” ifadelerini kullandı.

100 bin tondan fazla kimyasal atık çevreye yayıldı

Yedikardeş Köyü sınırlarındaki NESKO Madencilik A.Ş.’ye ait kurşun, çinko, bakır ocağı ve zenginleştirme tesisinin ikinci atık barajındaki iç set, 18 Kasım’da yıkılmıştı. Patlayan atık havuzundan çevreye yayılan 100 bin tondan fazla kimyasal atık, tesisin çevresinde bulunan dereye karıştı ve derenin devamında bulunan Kılıçkaya Barajı‘na ulaştı. Yedikardeş Köyü‘ne ait bahçeler de kullanılamaz hale geldi. Bunun sadece 4 bin 500 tonu temizlenebildi. 

Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) süreci incelendiğinde kapasite artışı, atık havuzları ve zenginleştirme tesisleri için çoğunlukla ÇED gerekli değildir’ kararlarıyla keyfi şekilde büyüme sağlandığı ortaya çıktı.

TEMA Vakfı sosyal medya hesabından yaşanan çevre felaketiyle ilgili yaptığı paylaşımda “Giresunluların anlatacakları var” dedi.

Başka bir ifadeyle çöken atık barajında bu kimyasallar bulunuyor.

Kirletici santrallerin erken emekliliği milyonlarca hayat kurtarabilir

İddialı sera gazı emisyonlarının azaltılması, yıllık hava kirliliği ölümlerini azaltacak olsa da yeni bir araştırmaya göre, stratejik bir “erken emeklilik” ve süper kirletici enerji santrallerinin değiştirilmesi yoluyla daha da fazla sayıda ölüm önlenebilir. Araştırmacılar, bu yaklaşımın kullanılmasıyla 2010 ve 2050 yılları arasında ek altı milyon hayatın kurtarılacağını belirtti.

Hava kirliliği, karşı karşıya olduğumuz en büyük çevre sorunlarından biri ve çoğu durumda bu kirlilik fosil yakıt ve biyokütle enerji santralleriyle ilgili. Bu santrallerden elde edilen elektrik üretimi ise, insanların ince partikül madde gibi zararlı hava kirleticilerine maruz kalmasının yaklaşık yedide birini ve iklim değişikliğine neden olan CO2 emisyonlarının yaklaşık %40’ını oluşturuyor.

Erken ölümlerin yarısı kömür santralleriyle doğrudan ilişkili

Çin‘deki Tsinghua Üniversitesi‘nden Qiang Zhang ve bir grup araştırmacı, farklı yaklaşımların her bir elektrik santrali başına sera emisyonlarını ve hava kirliliğine bağlı ölümleri nasıl azaltacağını görmek için 2010’u temel olarak yaptıkları araştırmada, çeşitli politika senaryolarının farklılıklarını modelledi.

Araştırmacılar, 2010 yılında atmosferdeki PM2.5 kirliliğine bağlı olarak 7.3 milyon erken ölüm olduğunu tahmin ediyor. Bu küresel toplamın %12’sinin küresel fosil yakıt ve biyokütle yakıtlı enerji santrallerinden kaynaklanan emisyonlarla ilgili olduğu belirtiliyor. Söz konusu ölümlerin neredeyse yarısı ise özellikle düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkelerdeki küçük ve aşırı kirletici birimler olmak üzere kömürle çalışan santrallerle yakından ilişkili.

Çalışma, 2010’dan 2018’e kadar, elektrik santrali emisyonlarıyla ilgili ölümlerin %92’sinin Çin, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde ve Güneydoğu Asya‘daki ülkelerde meydana geldiğini gösterdi. Bunların tümü, enerjisinin yarısından fazlasını kömürden sağlayan Çin gibi, kömür enerjisine dayanan ülkeler.

İklim politikalarının küresel ısınmayı 1,5ºC ile sınırlandırmayı başardığı iddialı bir model kullanan araştırmacılar, çevreyi en çok kirleten elektrik santrallerini kapatmanın, 2010 ile 2050 yılları arasında gelecekteki emisyonların %18’ini ve tahmin edilen altı milyon ölümü önleyebileceğini buldu.

Nature Climate Change’de yayımlanan makalede, araştırmacılar daha ziyade, kirlilik kontrolleri ile en fazla kirletici ve zararlı enerji santrallerinin stratejik kullanımdan kaldırılmasının, sağlıkla ilgili ortak faydalarını ne ölçüde gerçekleştirileceğini belirleyebileceğine dikkat çekti.

Çalışmanın bulgularına göre, birçok gelecek senaryosunda hem genel ölüm sayısı hem de düşük gelirli ve gelişmekte olan ekonomilerde meydana gelen pay büyüyecek ve bundan en kötü etkilenenler Hindistan, Orta Doğu ve Afrika gibi bölgeler olacak. Örneğin, temel senaryoya göre, 2010 ve 2050 yılları arasında Hindistan’da hava kirliliğine bağlı ölümler dört katına çıkacak.

2050’de, temel senaryodaki ölümlerin %90’ı, fosil yakıt kaynaklı elektrik talebinde ve nüfusta öngörülen hızlı büyüme nedeniyle Asya’da gerçekleşecek.

Yeni santraller de kapatılmalı

Raporun yazarları, eski santrallerin yanı sıra daha küçük üretim kapasitelerine, daha düşük verimliliğe ve birim kapasite  başına daha yüksek kirlilik emisyonlarına sahip olan yeni enerji üretim birimlerine sahip “genç” santrallerin de bir an önce terk edilmesinin birçok hayatı kurtarabileceğine işaret etti.

Rapora göre, örneğin Çin ve Hindistan’da, 2030 yılında sırasıyla 77.200 ve 136.100 PM2.5 ile ilgili ölümler, erken emeklilik ve jeneratörlerin değiştirilmesi ile önlenebilir. Güçlü kirlilik kontrolüne sahip iddialı bir iklim senaryosu gereği hayata geçirilecek stratejik santral emekliliğinin, 2030 yılına kadar tanımlanan süper kirletici birimlerin tamamen ortadan kalkmasına yol açacağı da kaydedildi.

 

Eti, bisküvi markasındaki ırkçı ‘Negro’ ifadesini değiştirip ‘Nero’ yaptı

Siyah renkli bisküviye, İspanyolca’dan gelen ‘Negro’ ismini verdiklerini belirten şirket, günümüzde bu kelimenin bazı ülkelerde ayrımcılık ifadesi olarak kullanabildiğini kaydetti:

“Yıllar önce kakaolu bisküvimizi tarif etmek amacıyla seçtiğimiz marka ismimizin, ülkemiz ve kültürümüzde hiçbir karşılığı olmadığı halde çok nadiren bile olsa olumsuz çağrışımlara sebep olacak şekilde kullanılması kabul edebileceğimiz bir durum asla olamaz.”

Bir kişinin dahi mutsuz olma ihtimalini marke ismi değişikliği için yeterli bir neden olarak gördüklerini kaydeden şirket açıklamasında şunlar kaydedildi:

“Bu konuda duyduğumuz hassasiyet ve sorumlulukla uzun süredir yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda Eti Negro markamızın ismini ülkemizle birlikte bulunduğu ihraç pazarlarında değiştiriyoruz. Marka ismi olarak İtalyancada siyah anlamına gelen ve tüketicilerimiz nezdinde bisküvimizin yoğun kakaolu içeriğini öne çıkaracak “Nero” ismiyle devam etme kararı aldık. Kaliteli bisküvi deneyimi yaşatan ürünümüzü içerik ve lezzetinde hiçbir değişiklik olmadan Eti Nero markasıyla pazara sunacağız.”

 

Sözleşmeli ve kadrolu öğretmen ayrımı kalkıyor

Araştırma: Büyük moda markaları Amazon yağmur ormanlarını riske atıyor

Yeni bir araştırma sonucu yayımlanan rapora göre, büyük giyim şirketleri, ürünlerinde kullandığı derileri,  Amazon yağmur ormanlarındaki ormansızlaşmayla bağlantılı üreticilerden ve tabakhanelerden alıyor.

Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, çevre pahasına tarım ticareti sektörünü destekleyen politikaları desteklemekle suçlanıyor. Hükümet geçtiğimiz günlerde COP26 iklim zirvesinde öncekinden farklı bir duruş sergileyerek yeni çevresel taahhütler sunmuş; ancak bu genel bir güvensizle karşılan eksikliği ile karşılanmıştı. Moda şirketleri de dolaylı olarak bundan faydalanıyor.

Raporun yazılmasına katkıda bulunan STK’lerden Slow Factory, şu açıklamayı yaptı: “Deri ayakkabı, deri kemer veya deri bir çanta taşıyorsanız, büyük olasılıkla Amazon yağmur ormanlarının yok olmasına katkıda bulunan dana derisinden yapılmıştır. Brezilya derisi, dünya çapındaki tabakhaneler ve üreticiler tarafından sayısız markalı tüketiciye yönelik ürünler yapmak için kullanılıyor.”

Moda ve ormansızlaşma

Araştırmacılar, 100 moda markası ve şirketinden oluşan bir grubun, ağaçtan arındırılmış yağmur ormanlarında yetiştirilen sığırlarla da bağlantıları olan tabakhaneler ve üreticilerle çalıştığını buldu. Rapordaki şirketlerin yarısının tedarik zincirlerinde, ormansızlaşmaya katılmakla suçlanan Brezilya’nın en büyük deri ihracatçısı JBS ile bağlantıları ortaya çıktı.

Soya ve Sığır Ormansızlaştırma İzleme Örgütü‘ne göre, JBS Mart 2019 yılından bu yana iki yılda ormansızlaşmış arazi 42.538 hektar ile bağlantılı.  Bu yılın başlarında firma, 2035 yılına kadar küresel tedarik zincirinde sıfır ormansızlaşmaya ulaşma taahhüdünde bulunmuş, ancak aktivistler bunun büyük ölçüde yetersiz olduğunu vurgulamıştı.

Raporda, belirtilen moda markalarının üçte birinin, ormansızlaşmayı önleme taahhüdü veya küresel bir sertifikasyon ve üyelik kuruluşu olan Leather Working Group‘a katılmayı kabul etme gibi bir dizi gönüllü çevresel taahhütte bulunduğu tespit edildi. Ancak yeni bulgular, kendi politikalarını ihlal ettiklerini gösteriyor.

Araştırma raporunda, moda endüstrisi, ürünlerini doğrudan geldikleri çiftlikten tedarik edemeyen şirketlerden artık deri satın almamaya ve sığır endüstrisinin tedarik zincirini izlemesi için mevzuatı desteklemeye çağırıldı. Aynı zamanda, tedarik zincirlerinden ormansızlaşmayı ortadan kaldırmanın yanı sıra halka açık bir taahhütte bulunması istendi.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 

Xiomara Castro, Honduras’ın ilk kadın devlet başkanı oluyor

Orta Amerika ülkesi Honduras‘ın ilk kadın devlet başkanı, solcu Özgürlük ve Yeniden Kuruluş Partisi‘nin adayı Xiomara Castro de Zelaya olacak.

Ülkede Pazar günü yapılan seçimlerde Castro resmi olmayan ilk sonuçlara göre en yakın rakibi Nasry Asfura’ya 20 puan fark attı. Honduras Ulusal Seçim Konseyi‘nin (CNE) resmi olmayan ilk sonuçlarına göre Xiomara Castro de Zelaya yüzde 53,56 oy aldı. İktidardaki sağcı Honduras Ulusal Partisi‘nin adayı Asfura yüzde 33,86’da kalırken, Honduras Liberal Parti adayı Yani Rosenthal ise yüzde 9,25’te kaldı.

12 yıldır iktidarda olan, çeşitli skandallar ve yolsuzluk suçlamalarıyla sarsılan sağcı Milli Parti yenilgiyi kabul etti.

Castro, devlet başkanlığı görevini ülkede kutuplaşmaya yol açmakla suçlanan Juan Orlando Hernandez‘den devralacak.

Juan Orlando Hernandez’in kardeşi Antonio Hernandez, ABD’de uyuşturucu madde kaçakçılığı suçlamasıyla hapis yapmıştı. Devlet Başkanı Hernandez de, uyuşturucu ticaretiyle ilişkili olmakla suçlanıyordu.

Eski devlet başkanı eşi Zelaya, darbeyle düşürülmüştü

Castro’nun eşi Manuel Zelaya Honduras’ın 2006-2009 yılları arasında devlet başkanıydı ve darbeyle düşürülmüştü. O dönemden sonra yapılan iki seçimde de Castro devlet başkanlığına aday olmuş ancak seçimleri kazanamamıştı.

Castro, özellikle ülkedeki kadınlar tarafından destekleniyor.

Castro’nun gündeminde öncelikle yüksek suç oranı ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele ile ABD’ye kitlesel göç gibi çok büyük sorunlar olacak. Castro, kampanya sürecinde seçimi kazanırsa Honduras’ın katı kürtaj yasalarını gevşetmeyi ve anayasayı daha kapsayıcı olacak şekilde yeniden yazmak için Ulusal Meclis’i toplamayı önermişti.

Ülkenin “başarısız neoliberal modelinin” radikal şekilde elden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Castro, büyük servet sahiplerini vergilendirmeyi, yoksul haneler ve yaşlılar için “refah geliri”ni de vaat etmişti.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Castro’yu tebrik etti ve Washington‘un kendisiyle çalışmaktan memnuniyet duyacağını bildirdi.

Xiomara Castro de Zelaya, 27 Ocak 2022’de göreve başlayacak.