Ana Sayfa Blog Sayfa 1134

UEA: Yenilenebilir enerji üretimi rekor hızla artmasına rağmen ‘net sıfır’ için yetersiz

Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), yıllık Yenilenebilir Enerji Raporu’nda, yenilenebilir enerji üretiminin rekor düzeyde arttığını ancak 2050’de “Net sıfır emisyon” hedefine ulaşmak için yeterli olmadığını açıkladı. Ajansa göre bu hedefe ulaşılabilmesi için yenilenebilir enerji üretimindeki artış hızının 30 yıl içinde yaklaşık iki katına çıkması gerekiyor.

UEA dünyada üretilen elektriğin üçte birinin güneş, rüzgar ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandığını açıkladı. İcra Direktörü Fatih Birol, “Bu yılki 290 gigawattlık rekor yenilenebilir elektrik ilavesi, yeni bir küresel enerji ekonomisinin ortaya çıktığının bir başka işareti” dedi.

Bugünkü yüksek emtia ve enerji fiyatlarının, yenilenebilir endüstri için yeni zorluklar yarattığını kaydeden Birol, artan fosil yakıt fiyatlarının aynı zamanda yenilenebilir enerjileri daha da rekabetçi kıldığına dikkat çekti.

UEA’nın son raporunda; Çin, Hindistan, ABD ve Avrupa ülkelerinin, yenilenebilir enerji üretimindeki artışın yüzde 80’ini sağladıklarını belirtildi.

BBC‘nin aktardığı rapordan bazı veriler şöyle:

  • Veri merkezleri ve elektrikli otomobiller gibi endüstrilerdeki büyüme ile birlikte talep artışı devam edecek. 2026’ya kadar, küresel yenilenebilir elektrik kapasitesi, 2020 seviyelerine göre yüzde 60’ın üzerinde bir artışla 4 bin 800 gigawatt aşacak.
  • Yenilenebilir enerji 2026’ya kadar, küresel güç kapasitesindeki artışın neredeyse yüzde 95’ini oluşturacak. Bu artışın çoğunun kaynağı güneş enerjisi olacak.
  • 2021-2026 döneminde eklenen yenilenebilir kapasite miktarının 2015-2020 döneminden yüzde 50 daha fazla olması bekleniyor. Bunun nedeni, hükümet politikalarıyla gelen daha güçlü destek ile COP26 İklim Değişikliği Konferansı öncesinde ve sırasında açıklanan daha iddialı temiz enerji hedefleri.
  • Artan taleple birlikte yenilenebilir enerji kurulum maliyetleri de artıyor. Yenilenebilir enerji hala tam anlamıyla güvenilir bir kaynak olarak görülmediğinden dünyada fosil yakıtlara talep hala artıyor.
  • Tüm bunlara karşın yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandıracak politikalarla 2026’da kapasite ciddi ölçüde artabilir.

İklim krizi ders kitaplarında yok hükmünde

Kitap taramasından öne çıkan başlıklar şöyle:

  • Hayat Bilgisi 1, 2 ve 3. Sınıf kitaplarında iklim değişikliği konusu yer almıyor.
  • Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) ait 5. sınıf sosyal bilgisi kitabında petrol, kömür ve doğalgazdan (fosil yakıtlar) sıkça bahsedilse de hiçbir yerde bu yakıtların iklim krizine neden olduğu yazmıyor.
  • MEB’in 6. sınıf sosyal bilgisi kitabında “iklim değişikliği” kavramı iki kez, “küresel ısınma” ise dört kez kullanılmış. Küresel ısınmanın nedenleri arasında petrol, kömür ve doğalgaz sayılsa da sorunun bu kaynakların aşırı kullanımı olduğu söylenmiş. Küresel ısınma ile fosil yakıtlar arasındaki bağlantı ödev olarak öğrencilere verilmiş.
  • 7. sınıf sosyal bilgiler kitabında iklim değişikliğine ayrılan bölümde seragazları nedeniyle iklimin değiştiği belirtilmiş ancak seragazlarının kaynağı yazılmamış. Fosil yakıt kullanımının azaltılması önlem olarak gösterilmezken, enerji verimliliği ve fidan dikimi çözüm önerilerini oluşturmuş. En masrafsız ve çabuk çözüm yöntemin ise enerji verimliliği olduğu belirtilmiş. Bu kitapta sıcaklık artışının 2 dereceyle sınırlanması gerektiği yazıyor.
  • Fen bilimleri 5. sınıf kitabında iklim değişikliği ve küresel ısınma konuları yok. Petrolün toprak ve su kirliliğine yol açabileceği söyleniyor ama iklimi değiştirdiği anlatılmıyor. Aynı kitapta, “Eğer kullanılacaksa doğalgaz ya da kaliteli kömür tercih edilmelidir” şeklinde iklim krizini büyütecek bir önerme de var.

  • Fen bilimleri 6. sınıf kitabında iklim değişikliği konusu işlenmiyor. Bu kitapta “Kömür, doğalgaz ve petrol gibi milyonlarca yılda oluşmuş enerji kaynaklarının 100 yıl gibi kısa sürede bu kadar azalması dünyanın geleceğini tehdit etmektedir. Bu yüzden bizler enerji kaynaklarını kullanırken daha dikkatli ve tasarruflu olmalıyız” deniyor. Fosil yakıtların kullanımı değil azalacak olması bir tehdit gibi anlatılmış.
  • 7. sınıf fen bilimleri kitabında iklim değişikliği, küresel ısınma ve iklim krizi kavramlarına rastlanmadı. “Petrol ve kömür rezervlerinin giderek azalması, doğalgazın da sınırlı olması nedeniyle güneş, su ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına olan talep giderek artmaktadır” denerek, fosil yakıtların çevre sorunlarından dolayı değil azalmasından dolayı yenilenebilir enerji kaynaklarına geçildiği iddia edilmiş.
  • 8. sınıf fen bilimleri kitabında iklim konusu var ancak petrol ve kömürün etkisinden bahsedilirken doğalgaza hiç değinilmemiş. “Sera gazlarının salınımı ile birlikte Dünya yüzeyindeki artan sıcaklıklar” gibi hem yazımda (doğru kelime “salım”) hem de tanımlamada (bahsedilen dünya yüzey sıcaklığındaki ortalama artış) hata yapılmış. Kitapta geçmişte kalan Kyoto Protokolü var ancak Paris Anlaşması diğerleri gibi bu kitapta da hiç geçmiyor. Kitabın 6. ünitesinde, “Türkiye, gerçekleştirdiği düzenlemelerle küresel iklim sisteminin korunmasına yönelik önlemleri almaya başlamıştır” şeklinde doğruluğu tartışmalı bir yorum yapılmış.
  • 9 ve 10. yıla ait coğrafya kitaplarında insan kaynaklı iklim değişikliği hemen hemen hiç konu edilmiyor.
  • 11 ve 12. yıla ait coğrafya kitapları ise iklim değişikliğini ve nedenlerini en açık şekilde yazan kitaplar. 12. yıl kitabında iklim değişikliği kavramı 115 kez yer alıyor ancak bu kitapta da “salınım” gibi yanlış yazımlara sıkça rastlanıyor.

Acar çalışmalarıyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yaptığımız tarama bize ilköğretim ve lise kademesindeki ders kitaplarının iklim konusunda birçok eksikliğe ve yanlış bilgiye sahip olduğunu gösterdi. Kitaplar arasında net bir bağlantı veya fikir birliği olmadığını da gördük. İklim krizinin başlıca kaynağının fosil yakıtlar olduğu net bir şekilde belirtilmediği gibi, çözüm önerileri de “kullanımı aza indirmek, filtre kullanmak” gibi yanıltıcı unsurlar içeriyor. Türkiye’nin iklim krizinin durdurma konusundaki çabalarının yeterli olup olmadığını söylemek gibi politik bir konu da bir ders kitabının işi olmamalı. İklim krizini gerçekten durdurmak ve emisyonları hızla sıfırlamak istiyorsak, fosil yakıtlardan çıkmamız gerektiğini ve çözüm önerilerini doğru bir şekilde çocuklara anlatmalıyız.”

15 hak ve meslek örgütünden ‘Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu’

15 demokratik kitle örgütü, sivil inisiyatif ve meslek örgütü, yaklaşan seçimler nedeniyle, adil ve güvenli bir seçim ortamının sağlanması, halk iradesinin her türlü şaibeden uzak şekilde sandığa yansıması için güçlerini birleştirdiklerini duyurdu.

Örgütler, temel hedef olarak,  “sandığa gidecek olan ve hangi partiye oy verirse versin her seçmenin oyunun kullandığı gibi çıkması, seçimin adaletli bir şekilde, güvenlikle sonuçlanması” olduğunu belirtti.

‘Adil bir seçim hayati önemde’

Adil bir seçimin herkes için ne kadar hayati önemde olduğunu bilerek çalışacağını açıklayan platformun açıklaması şöyle:

  • Seçimlerin ifade, gösteri, basın, serbest propaganda ve halkın kanaat oluşturma özgürlüğünün kısıtlandığı bir ortamda, antidemokratik koşullarda yapılmasına heves edenlerin olduğunu biliyoruz.
  • Seçim ve siyasi partiler yasasında iktidar lehine değişiklikler planlanmakta. Seçimlerin güven içinde yapılmasından sorumlu kamu kurumu olan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) güvenilirliğini büyük ölçüde yitirmiş durumda. Kamu kanalları başta olmak üzere medya ezici ağırlıkla iktidarın elinde.”

Seçmenlerin seçim güvenliğiyle ilgili haklı endişelerini gidermek  amacıyla alınması gereken önlemler ise şu şekilde sıralandı:

  • Tüm siyasi partiler, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, STK’lar ve sivil inisiyatifler vakit kaybetmeden seçim süreci ile ilgili çalışmaları başlatmalı ve birlikte nelerin yapılması gerektiğini belirlemelidirler.
  • Geçmişteki benzer çalışmaların başarılı ve başarısız yönleri araştırılmalı, çalışmalarda dikkate alınmalıdır.
  • Seçim güvenliği yalnızca sandık güvenliği ile sağlanamaz. Seçim sürecinin her aşaması dikkatlice planlanmalı, tüm süreci kapsayacak ayrıntılı bir ‘eylem planı’ hazırlanmalı, ilan edilmeli ve yurttaşlar göreve çağırılmalıdır.
  • YSK, İl ve İlçe Seçim Kurulu kararlarını, uygulamalarını takip edecek ‘izleme heyetleri’ oluşturulmalı, bunlar aynı zamanda idarenin karar ve uygulamalarını da izlemelidir. Propaganda hakkı ve eşit uygulama seçim sürecinin her alanında talep edilmeli, gereken durumlarda hukuki süreç başlatılmalıdır.
  • Sandık kurulu görevlisi ve müşahit görevlendirmelerini, ‘tek bir sandıkta eksik kalmayacak şekilde’ hep birlikte yapmalıyız. Seçim öncesi eğitim alan ve alacak yüz binlerce görevli ve gözlemcinin sandıkların başında hazır bulunmalarını sağlamalıyız.
  • Yasanın tanıdığı bütün gözetim, denetim yetkileri ile donanmış, sandık kurulu üyeleri ve müşahitlerle bütün sandıklarda görev almalı, yasaların verdiği yetkilerimizi sükûnet ve kararlılıkla kullanmalıyız.
  • Bu organizasyonda görev alacak bireyler, gözlemciler ortaklaştırılacak teknolojik imkanlar ve lojistik altyapı ile görevlerini eksiksiz yerine getirebilir. İmkanlarımızı seferber etmeliyiz.
  • Seçme hakkı, sadece oy kullanmakla başlayan ve biten bir hak değildir. Oyuna sahip çıkmak da seçmen olmanın gereği ve seçmenlerin hakkıdır. Tüm seçmenleri seçme haklarını tam olarak kullanmaya, sandıklara sahip çıkmak üzere yola çıkanlara destek olmaya çağırıyoruz.

Platformun bileşenleri de şöyle:

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)İç Anadolu Bölge Temsilciliği, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Mülkiyeliler Birliği, ODTÜ Mezunları Derneği, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Doğu ve Güneydoğu Dernekleri (DGD) Platformu, Hak ve Adalet PlatformuAntikapitalist Müslümanlar, Diyalog GrubuDüşünce Suçuna Karşı Girişim ile Yurttaş Girişimi.

25. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için başvurular başladı

Uçan Süpürge Vakfı tarafından düzenlenen 25. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için başvurular başladı.

 

Merkez Bankası piyasaya döviz sattığını açıkladı

Swap hariç net rezervler -35 milyar dolar 

TCMB verilerine göre 19 Kasım haftasında brüt rezervler 128,4 milyar dolara yükseldi. 12 Kasım haftasında bu rakam 127,7 milyar dolar seviyesindeydi.

Altın rezervleri 19 Kasım haftasında 40,5 milyar dolar olurken, brüt döviz rezervi ise 87,9 milyar olarak kaydedildi. TCMB verilerine göre brüt rezervler artarken net rezervlerin gerilemiş durumda. 19 Kasım haftasında net rezervler 28,6 milyar dolardan 25,2 milyar dolara düştü.

Swap hariç net rezerv de eksi 35,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası, piyasaya resmi olarak son müdahalesini, Erdem Başçı döneminde 23 Ocak 2014 tarihinde 3 milyar 151 milyon dolarlık döviz satım ihalesi yaparak gerçekleştirmişti. Son ihale ile satış ise 24 Nisan 2016 tarihindeydi

‘Kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde, havadaki Covid RNA’sı daha yoğun’

Haber: Serap İŞCAN CÖMERTOĞLU

*

Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen atmosferdeki partikül maddelerde Covid-19 izlerine ilişkin araştırmada, havada Covid-19 RNA’sı bulundu.

Araştırmaya ilişkin açıklama yapan Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, 13 bölgede gerçekleştirilen araştırmada, insanların ve trafiğin yoğun olduğu kentsel alanlarda ve hastane bahçelerindeki partikül maddelerinde PCR testi sonuçlarının pozitif olduğunu, kırsal bölgelerden alınan örneklerin ise negatif olduğunu kaydetti.

Türkiye’de ilk

Türkiye’de ilk ve tek olan bir çalışmanın gerçekleştiğini vurgulayan Tecer, araştırma kapsamında, 13 bölgede, endüstri ve sanayinin yoğun olduğu kentsel alanlar, hastane bahçeleri ve kırsal bölgelerden toplam 203 partikül madde toplandığını ve bunlara PCR testi uygulandığını belirtti.

203 partikül maddesi örneğinin 20’sinde PCR testi sonuçlarının pozitif çıktığını aktaran Tecer; “Dünya Sağlığı Örgütü’nün önerdiği 3 boyutlu dijital PCR testi yöntemi kullanıldı. Yüzde 10’a yakın partikül maddelerinde PCR pozitif neticesi alındı” dedi.

Tecer test sonuçlarının dağılımında ise ilginç sonuçlarla karşılaşıldığını dile getirdi:

“Hastane yakınında ki partikül madde örneklerinden 13 tanesi,  insanların ve trafiğin yoğun olduğu kentsel bölgelerde ise 7’si pozitif.  Kırsal kesimlerden alınan örneklerde ise Covid bulgusuna rastlanılmadı.”

Söz konusu çalışmanın Türkiye’de bir ilk olmakla beraber dünyada benzerleri olduğunu belirten Tecer şunları söyledi:

‘Dış ortamda da maske ve mesafe önemli’

“Türkiye’den sonra İtalya da aynı çalışmayı gerçekleştirdi. Partikül maddelerde Covid-19 sonuçlarını buldular. Hastalık  ilk defa Çin’de başladığında çok bilgimiz yoktu. Bizzat kendi çevremizde karşılaştığımızda doğru algılamaya başladık. Covid ile mücadelemiz sürerken, aynı zamanda normal yaşamımıza devam etmek zorundayız. Bazı konularda algı, sonuçları değiştirebilir. Pandemi ile ilgili algıda eksik kalıyoruz imajı var. Söz konusu çalışma buna ışık tutacaktır”

Prof. Lokman Hakan Tecer.

İç ortamlarda maske, mesafe ve hijyen tedbirlerini uygularken, dış ortamda da çok güvende, rahat olunmaması gerektiğinin bilimsel olarak ortaya konulduğunu vurgulayan Tecer; “Partikül madde ile hastalık yayılıyor söylemini tam olarak iddia etmiyoruz ama Covid virüsü RNA’sının atmosferin partikül maddelerinde de bulunduğu yadsınamaz. Çalışma, dışarıda geçirdiğimiz vakitlerde de maske, mesafe ve hijyen koşullarına uymamız gerektiği ve tedbirleri bırakmadan mücadele etmemiz gerektiğini hatırlatıyor” uyarısında bulundu.

Söz konusu çalışmanın, Türk Toraks Derneğinin kongresinde 2021 yılı içerisinde en iyi yurtdışı yayını ödülüne layık görüldüğünü söyleyen Tecer, ödülü layık gören bilim heyetine, çalışmanın gerçekleştirilmesine katkı veren 10 üniversite ve 35 akademisyene teşekkür etti, çalışmalara detaylandırarak devam edecekleri bilgisini paylaştı.

İzmir ve Eskişehir’de suya zam geldi

İzmir ve Eskişehir‘de suya zam geldi. Eskişehir’de su fiyatına yüzde 20 zam yapılması teklifi, belediye meclisinde oy çokluğuyla kabul edildi. İzmir’de de su fiyatlarına 2022 yılında kademeli olarak zam yapılacak.

‘Soyer: Çok da büyük bir zam oranı olmuyor’

İZSU genel kurulu için toplanan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi‘nde kentte suya yapılacak kademeli zam oy çokluğuyla kabul edildi.

Yeni zam tarifesine göre İzmir’de 2022 yılının ilk ayında suya yüzde 18, ikinci ayından itibaren ise yüzde 15 zam yapılacak.

Zamla birlikte kademe düzenlemesine de gidildi. Böylece 1 Ocak itibariyle konutlarda 0-10 metreküp arası suyun metreküpü 7,56 TL’ye, 11-20 arası metreküp fiyatı 9 TL’ye çıkacak. 21 metreküp ve üzeri harcamada ise bu fiyat 16,84 TL’ye yükselecek.

Zamlarla ilgili genel kurulda açıklama yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Zamlar yıllık ortalama yüzde 26,85’e geliyor. Meclis başkanı arkadaşlarımızdan rica ettik. İlçe belediyeleri katı atık bedellerini zamlamayacaklar. Biz bir yandan yüzde 15 zam yaparken bir yandan da bunu geri çekmiş olacağız. Bu nedenle çok da büyük bir zam oranı olmuyor” dedi.

Dr. Özlem Türeci – Prof. Dr. Uğur şahin: Omicron varyantı nedeniyle paniğe gerek yok

Koronavirüse karşı ABD’li Pfizer ilaç şirketiyle birlikte aşı geliştiren BioNTech şirketinin kurucuları Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin Omicron varyantı nedeniyle paniğe gerek olmadığını vurguladı.

Özlem Türeci ve Uğur Şahin, Almanya‘nın Mainz kentinde düzenlenen 25. Aydın Doğan Vakfı Ödül Töreni öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

‘Aşının ağır hastalıklardan koruduğunu biliyoruz’

Uğur Şahin, Omicron varyantı hakkında iki hafta sonra genel verileri toplamalarının ardından kesin bir sonuca varabileceklerin ifade etti ve panik yapılmaması gerektiğini söyledi:

Yeni Omicron varyant nedeniyle herhangi bir korku duymaya gerek yok. Paniğe gerek yok. Varyantın çok farklı mutasyonları olduğunu biliyoruz. Aşının bu varyanta daha az etki sağladığını ama ağır hastalıktan da koruduğunu biliyoruz.”

‘Tereddüt edenleri ikna etmek gerekiyor’

“Omicron’dan bağımsız olarak üçüncü dozu en kısa zamanda olmayı tavsiye ediyoruz” diye Şahin, aşı konusunda tereddütü olanların da ikna edilmesi gerektiğini kaydetti:

En başarılı aşılardan birisi. 3 milyar kişiye yapılmış olacak. 150 ülkede yapılan bir aşı. Almanya’da daha yaşlı olan kesimin yüzde 80’i olmuş. Tereddüt edenleri ikna etmek gerekiyor. Aşının insanlara yardım ettiğini görmek mutluluk verici. Her aşı olan ile birlikte mutluluğumuz artıyor.”

Kanserle ilgili çalışmalara yansıyacak

Özlem Türeci, 2012 yılından beri Mrna aşısı üzerinde çalıştıklarına kaydederek şunları söyledi:

2020 yılında pandemiyle beraber bunun aşıya dönüşmesi söz konusu oldu. Daha önce yüzlerce bireyde denediğimiz tecrübelerimizi pandemiye yansıtma olayı oldukça kolay oldu. Kanserde elde ettiğimiz bilgiyi olduğu gibi pandemiye odakladık. Şimdi Covid-19’da edindiğimiz bilgileri kanserle ilgili araştırmalarımıza yansıtabileceğiz.”

‘Bir sonraki pandemiye hazırlıklı olmamız gerekiyor’

Türeci, bundan sonra salgınların daha sık görülebileceğine dair bir görüş olduğunu farkında olduğunu ve bir sonraki pandemiye hazırlıklı olunması gerektiğini kaydetti:

Dünyada hareketlilik had safhada ve artmaktadır. Hiçbir insanın daha önce gitmediği köşelere şimdi seyahatler yapılıyor. Patojenlere ulaşılıyor ve bu seyahatler sayesinde patojenler dünyada dolaşıyor. Önemli olan buna bizim hazırlıklı olmamızdır. Bir sonraki pandemiye hazırlıklı olmamız gerekiyor. Covid-19 ile beraber en iyi hazırlığı deneyimlemiş durumundayız.”

Fırtına yerini soğuk ve yağışlı havaya bırakıyor

Türkiye‘yi etkisi altına alan fırtına yerini bazı bölgelerde soğuk ve yağışlı havaya bırakıyor.

Pazar günü başlayan fırtına nedeniyle İstanbul, Zonguldak ve Kocaeli’de toplam yedi kişi öldü, 52 kişi yaralandı. 665 evin çatısı uçtu. 45 araç hasar gördü. 904 tane ağaç devrilirken, 46 trafik ışığı ve yön tabelası düştü.

26 uçak İstanbul’a inemedi

Fırtına ulaşımda da aksamalara neden oldu. Deniz, hava, kara ulaşımında aksamalar yaşanırken, İstanbul’a inmesi planlanan 20 dış hat, toplam 26 yolcu uçağı, lodos nedeniyle Antalya Havalimanı’na iniş yaptı.

Lodos nedeniyle Kartal Kumcular İskelesi’ne demirli gemilerden ÜMİT-K isimli kuru yük gemisi batarken, yanında bulunan UMUT isimli kuru yük gemisi de yan yattı.

AA‘da yer alan habere göre, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Yusuf Ziya Yavuz dün akşam saatlerine kadar Marmara’nın güneyinde ve Ege’de etkisini sürdüren rüzgar ve fırtınanın gece saatlerine kadar iç bölgelerde kuvvetli bir şekilde devam edeceğini söyledi.

Yavuz, Marmara ve Ege’de görülen rüzgarın, özellikle İç Anadolu Bölgesinde 110-120 kilometre/saate ulaştığını belirtti ve bugün Doğu Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde lodosun etkili olmasını beklediklerini kaydetti.

Dün Konya, Niğde ve Aksaray’ı vuran kum fırtınasına neden olan rüzgarın gece geç saatlere kadar etkili olacağını kaydeden Yusuf Ziya Yavuz, “Bugün özellikle İç Anadolu’da orta şiddette rüzgarın görülmesini, kuvvetli rüzgar ve fırtınanın Doğu Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde görülmesini bekliyoruz. Buralarda rüzgarın 50 ila 80 kilometre/saat hızla esmesini bekliyoruz. Kuvvetli rüzgar ve fırtına akşam saatlerinden itibaren ülkemizi terk edecek” dedi.

‘Cuma günü hava sıcaklıkları artacak’

Yavuz, ülkenin iç ve doğu bölgelerinde yağışların sürdüğünü, çarşamba ve perşembe günü Karadeniz Bölgesinin genelinde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, Doğu Akdeniz’de de süreceğini tahmin ettiklerini ifade etti.

Yusuf Ziya Yavuz, cuma gününden itibaren de hava sıcaklıklarının yurdun iç ve batı kesimlerinde artacağını dile getirdi:

Bugün gece saatlerine kadar iç bölgelerimizde, bu akşam saatlerinde kadar doğu bölgelerimizdeki vatandaşların kuvvetli yağışlara karşı tedbirli olmasını istiyoruz. Dün ve bugün yaşadığımız olumsuzlukları gördük. Burada vatandaşların mecbur kalmadıkça trafiğe çıkmalarını istemiyoruz. Özellikle iç bölgelerde kuvvetli lodosla birlikte soba ve baca zehirlenmeleri olma ihtimali var. İç ve doğu bölgelerde yaşayan soba ve baca yakan vatandaşların bu gece ve gün boyunca dikkatli olmalarını istiyoruz. Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde yoğun kar yağışların olacağından, bu bölgelerdeki vatandaşların kuvvetli yağışlara karşı tedbirli olmasını istiyoruz.”

Erdoğan konuştu, dolar yükseldi

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın dün TRT ortak yayınında yaptığı açıklamalardan sonra dolar kuru 13,26 TL’den 13,85 TL’ye kadar yükseldi.

Euro da 15,13 TL’ye, sterlin 17,77 TL’ye çıktı.

Faiz açıklaması

Erdoğan açıklamasında, “faiz sebep enflasyon netice” sözlerini tekrarladı ve şunları söyledi:

Faizi düşürmek suretiyle biz yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme ve bu dört tane ana başlık bize büyümeyi getirecek. Bizim tahminimiz, asgari 10 ama bu 10’un üzerine de çıkabilir. Hep söylüyorum ya faiz sebep enflasyon neticedir. Faizi şu anda düşürüyoruz ve enflasyonun da inşallah düştüğünü hep birlikte göreceğiz”

‘Bu sarmaldan çıkacağız’

Erdoğan, “Yükselen kuru düşürmek için her seferinde daha yüksek faiz vermek gerekir” ifadesini de kullandı ve sözlerine şöyle devam etti:

Sürekli tekrarlanan bu süreç ülkenin kaynaklarını küresel sermayeye aktaran ve ekonomiyi bağımlı hale getiren kısır bir döngüdür. Kur, faiz enflasyon sarmalına böyle sokulduk. Biz de diyoruz ki, kur, faiz, enflasyon sarmalında yaşamayacağız. Biz bu sarmaldan çıkacağız.”