Ana Sayfa Blog Sayfa 1132

Kılıçdaroğlu, 10 temel ürüne zam yapılmaması için market yöneticilerine mektup gönderdi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 10 temel ürüne zam yapılmaması için market sahipleri ve yöneticilerine mektup gönderdi.

Kılıçdaroğlu mektubunda, “Sizden istediğim bu fedakarlıktan doğacak zararı, iktidara geldiğimizde karşılayacağız. Kara Kışı atlatabilmek adına, halkımız için bu adımı atacağınıza inanıyor, sizleri saygıyla selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

‘Bunu halkımız adına yapmak zorundayız’

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden “Güldük eğlendik… Şimdi Şahsın tuhaflıklarını bir kenara bırakalım ve gerçek işimize dönelim. Söz verdiğim gibi, market sahibi ve yöneticilerine gönderdiğim mektubu paylaşıyorum. Milletimi de şahit olmaya davet ediyorum” notuyla market yöneticilerine gönderdiği mektubun tamamını paylaştı.

“Bu talebin, sizden, bu ürünlerde açıkça zarar etmenizi istemek olduğunun farkındayım. Ancak bunu halkımız adına yapmak zorundayız” diye Kılıçdaroğlu’nun mektubunda yer alan ifadeler şöyle:

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik buhran, hepimizin malumudur. Özellikle temel gıda ürünlerine yapılan zamlar, hali hazırda alım gücü azalan milletimizi ekonomik olarak bir çıkmazın içine sokmaktadır.

Bildiğiniz üzere, 20 Kasım 2021 günü, gıda sektörümüzün değerli paydaşları ile bir video konferans toplantısı gerçekleştirdik. Bu toplantıda, ekonomik buhran sürecinde hem sektörümüzü hem de halkımızı koruyacak tedbirler üzerinde konuştuk. Ardından gerçekleştirdiğim basın açıklamasında da hükümetin acilen atması gereken 6 adımı açıkladım.

Değerli Sektör Yöneticisi,

Söz konusu basın açıklamasında, halkımızı korumak adına, büyük marketlerden de bir talebim olduğunu ifade etmiş, ’10 Hayatta Kalma Ürünü’ için, kış aylarında zam yapılmamasını istemiştim.

Bu ürünler: Un, yoğ, süt, bulgur, makarna, mercimek, yumurta, peynir, tuz ve her ay bir çeşit sebzedir.

Bu talebin, sizden, bu ürünlerde açıkça zarar etmenizi istemek olduğunun farkındayım. Ancak bunu halkımız adına yapmak zorundayız. Ve bu mektup vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim ki, sizden istediğim bu fedakarlıktan doğacak zararı, iktidara geldiğimizde karşılayacağız. Kara Kışı atlatabilmek adına, halkımız için bu adımı atacağınıza inanıyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.”

ABD, dünyanın en büyük plastik kirleticisi

ABD Federal Hükümeti’ne sunulan bir rapora göre, ülke, plastik atık üretiminde dünyanın en büyük suçlusu. Okyanuslarda son bulan büyük miktardaki plastiği durdurmak için acilen yeni bir stratejiye ihtiyacı var.

Rapora göre, ucuz, çok yönlü plastiklerin ortaya çıkışı, “baktığımız her yerde görünen küresel ölçekte bir plastik atık tufanı” yarattı ve ABD, deniz yaşamını boğan, ekosistemlere zarar veren ve besin zincirine ulaşan zararlı atıkların yayılmasını sağlayan tek kullanımlık plastiklerin önde gelen sorumlularından biri.

Kişi başına yılda 130 kg. plastik atık

Guardian‘ın aktardığına göre, ülkede plastik atık 1960’dan beri keskin bir şekilde arttı ve şu anda yılda yaklaşık 42 milyon metrik ton plastik atık üretiliyor. Bu da Amerika’daki her kişi için yaklaşık 130 kg atık anlamına geliyor. Bu toplam, tüm Avrupa Birliği üyesi ülkelerin toplamından daha fazla. Rapora göre, ABD’de yaratılan toplam belediye atığı miktarı da diğer ülkelerden iki ila sekiz kat daha fazla.

Geri dönüşüm altyapısı ise  Amerikan plastik üretimindeki olağanüstü büyümeye ayak uyduramamış durumda.  Çöp merkezleri ve çöplüklerdeki verimsiz atık bertarafı, her yıl plastik şişeler ve pipetlerden ambalajlara kadar  en az 2,2 milyon tona kadar plastiğin çevreye “sızmasına” neden oluyor.

Bu plastiğin çoğu nehirler ve akarsular yoluyla dünya okyanuslarına ulaşıyor.

Dünya çapında, her yıl deniz ortamına en az 8,8 milyon ton plastik atık giriyor, bu da her dakika plastikle dolu bir çöp kamyonunun okyanusa atılmasına eşdeğer. Bilim insanları, mevcut eğilimler devam ederse, bu toplamın 2030 yılına kadar yıllık 53 milyon tona çıkabileceğini tahmin ediyor, yani her yıl küresel olarak okyanuslardan yakalanan tüm balıkların ağırlığının yaklaşık yarısı kadar.

‘Çevresel ve sosyal bir kriz’

Monterey Bay Akvaryumu baş koruma ve bilim sorumlusu Margaret Spring, “Plastik atık ABD’nin,  kaynaktan denize olumlu bir şekilde ele alması gereken çevresel ve sosyal bir krizdir” dedi.

Kongre tarafından talep edilen raporu derleyen uzmanlar komitesi’nin başkanlığını yapan Spring şöyle konuştu: “ABD tarafından üretilen plastik atıkların pek çok sonucu var: İç ve kıyı topluluklarını etkiliyor, nehirlerimizi, göllerimizi, plajlarımızı, koylarımızı ve su yollarımızı kirletiyor, savunmasız nüfuslara sosyal ve ekonomik yükler getiriyor, insanların yiyecek ve geçim için bağımlı olduğu suları, deniz habitatlarını ve vahşi yaşamı tehlikeye atıyor ve çevreyi kirletiyor.

 

Komitenin raporu, ABD yönetimine plastiklerin okyanusa akışını durdurmak için gelecek yılın sonuna kadar yeni bir ulusal stratejinin gerekli olduğunu tavsiye ediyor. Raporda ayrıca stratejinin, özellikle tek kullanımlık veya geri dönüştürülemeyen plastiklerin üretiminin azaltılmasına, yeniden kullanılabilecek alternatif malzemeleri teşvik etmeye ve atık toplama için daha iyi standartlar belirlenmesine odaklanması gerektiği kaydediliyor.

ABD, birçok gelişmiş ülke ile birlikte atıklarını en çok Çin‘e göndererek onlardan kurtuluyordu ancak bu ithalat 2018’de Çin tarafından durduruldu. Bu durum Vietnam, Tayland, Hindistan, Kenya gibi diğer ülkelere gönderilen plastik atıkların artmasına neden oldu. Ayrıca ülkede evsel çöplüklerde yakılan “geri dönüştürülmüş” plastik atık hacmi de giderek büyüyor.

Fosil yakıt endüstrisi plastiğe yöneldi

Bu arada ülkedeki fosil yakıt endüstrisi ise, iklim kriziyle ilgili endişeler nedeniyle birincil işinin zora girdiğini gördüğü için plastik üretiminde büyük bir genişlemeye hazırlanıyor. Plastik polimerlerin hammaddesi petrol ve fosil endüstrisi  gelecek yıllarda pazarı ve dolayısıyla su yollarını, plajları ve okyanusları plastiğe boğacak yeni stratejiler üzerinde çalışıyor.

Raporun yazarlarından Bilim Kurulu üyesi Jenna Jambeck, “Üretimle birlikte atık oluşumunun da artması ve bu nedenle kaçak etkilerinin de büyüme potansiyeli olduğu için konunun aciliyeti var” dedi.

 

Erkekler kasım ayında en az 34 kadını öldürdü

bianet‘in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre hazırladığı Erkek Şiddeti Çetelesi’nin kasım ayı raporu yayımlandı.

Buna göre, erkekler kasım ayında en az 34 kadını ve yanlarında bulunan iki erkeği öldürdü, iki kadına da tecavüz etti.

Kasım 2021‘de en az 16 kadının ölümü basına şüpheli ölüm olarak yansırken, şüpheli ölümlerden biri de bir trans kadındı.

Failler en yakınlardakiler

Kadınların yüzde 47’sini koca, sevgili gibi en yakınındaki erkekler öldürdü.

16 kadını kocası, sevgilisi, eski kocası öldürdü. Beş kadını baba, oğul gibi aile üyeleri öldürdü. Bir kadını komşusu, bir kadını ablasının sevgilisi, üç kadını akrabası bir erkek öldürürken, sekiz kadını öldüren dokuz erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Fiziksel ve cinsel şiddet verileri

Erkekler, Kasım’da en az iki kadına tecavüz etti. Bir kadına eski sevgilisi, bir kadına da arkadaşı cinsel saldırıda bulundu.

Yine kasım ayında erkekler en az 16 kadını taciz etti. Bir kadını arkadaşı, bir kadını estetik uzmanı, dört kadını bir belediye çalışanı, bir kadını taksici, bir kadını yöneticisi taciz etti. Sekiz kadın kendisini taciz eden sekiz erkeği tanımıyordu. Erkekler, 15 kadını söz ve fiziki olarak taciz etti. Bir kadının da fotoğraflarını çekti.

Erkekler, kasımda en az 62 kadına şiddet uyguladı. Erkeklerin şiddet uyguladığı on iki kadın ağır hasta olarak hastaneye kaldırıldı.

Erkekler en az üç kadına koruma kararını ihlal ederek şiddet uygularken, bir kadına da dijital yollardan şiddet uyguladı.

Erkekler en az altı kadına sistematik olarak işkence etti. Kadınlardan ikisi transtı.

En az 38 kadını, nişanlısı, kocası, sevgilisi şiddet uyguladı. 15 kadına şiddet uygulayan 17 erkeğin kim olduğuna dair bilgi basına yansımadı. Bir kadını arkadaşı, bir kadını akrabası, bir kadını damadı, üç kadını bar çalışanı erkekler, iki kadını komşusu iki erkek, bir kadını da kocasının akrabası şiddet uyguladı.

Kasım ayında en az 56 kadın erkekler tarafından seks işçiliğine zorladı. Seks işçiliğine zorlananlar arasında çocuklar da vardı.

Çocuğa yönelik istismar

Kasım ayında erkekler en az üç çocuğu öldürdü. Bir çocuğu dedesi, bir bebeği babası, bir çocuğu tanımadığı bir erkek öldürdü.

Erkekler, en az 11 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Çocuklardan biri engelliydi. İstismarlardan birini rehber öğretmen açığa çıkardı.

En az dört çocuğu beş etüt öğretmeni ve öğretmeni, iki çocuğu babası istismar etti. Beş çocuğu istismar eden üç erkeğin kim olduğuna dair bilgi basına yansımadı.

ABD İklim Elçisi Kerry: Çin, Hindistan ve Rusya küresel ısınmayla mücadele için daha fazlasını yapmalı

ABD İklim Elçisi John Kerry, Çin, Hindistan, Rusya ve benzeri büyük sera gazı yayan gelişmekte olan ülkelerin, dünyanın küresel ısınmanın en kötü etkilerini önlemesine yardımcı olmak için daha hızlı hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Reuters’e konuşan Kerry, hükümetlerin karbondioksit ve metan emisyonlarını azaltma taahhütlerinin, küresel ısınmayı, sanayi öncesi seviyelerin 1.5C üzerinde sınırlamak için şu anda yetersiz olduğunu belirterek,” Ve bu, Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Meksika, Endonezya, Güney Afrika ve adım atması gereken bir grup ülkenin olduğu anlamına geliyor. Biz de onlara yardım etmeliyiz. Bu sadece onlara yüklenen bir sorumluluk değil” dedi.

Washington‘ın gelişmekte olan ülkelerden bazılarıyla daha temiz enerji biçimlerine geçişi hızlandırmaları ve emisyonlarını azaltmalarına yardımcı olmak için ilişki kurduğunu açıklayan İklim Elçisi, ABD’nin Hindistan’ın temiz enerji girişimlerine verdiği desteğin yanı sıra, dünyanın en büyük sera gazı yayıcısı olan Çin ile geçen ay bu ülkenin emisyon kesintilerini hızlandırmayı taahhüt ettiği, iki ülke arasındaki anlaşmayı hatırlattı. 

Özel sektöre çağrı

Gelişmekte olan ülkeler, ekonomik büyüme için gerekli olduğunu gerekçesiyle kömür gibi fosil yakıtların hızla kullanımdan kaldırılması çağrılarına direniyor. Daha temiz enerjiye geçiş için gerekli mali olanaklara ve desteğe sahip olmadıklarını söyleyen bu ülkeler, tarihsel emisyonların büyük kısmından sorumlu olan zengin ulusların bir yüzyıldan fazla bir süredir bu yüksek karbonlu yakıtlara yaslandığını belirtiyor. 

Kerry Reuters’e, yeşil hidrojen, uzun vadeli pil depolama, modüler nükleer reaktörler ve karbon yakalama dahil olmak üzere temiz enerji teknolojilerine özel sektörün yapacağı yatırımın iklim değişikliğini ele almak için de çok önemli olduğunu kaydetti: 

“Gezegendeki hiçbir hükümetin bu geçişi gerçekleştirmeye yetecek parası yok… Ama özel sektörde bu para var. Özel sektörün bu savaşı bizim için kazanma yeteneğine sahip olduğuna inanıyorum.” 

Fikri mülkiyet, fosil yakıtlardan geçiş maliyetlerini düşük tutmak isteyen gelişmekte olan ülkeler için tartışmalı bir konu. Dünya hükümetleri, geçen ay İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenen İklim Konferansı’nda dünyanın 2015’te Paris Anlaşması tarafından belirlenen 1.5C hedefini tutturabilmesi için  2022’de ulusal emisyon azaltma taahhütlerini yeniden gözden geçirme konusunda anlaşmıştı. 

Bilim insanları ise, eşiği geçmenin, deniz seviyesinin yükselmesinden daha sık görülen güçlü fırtınalara, kuraklıklara ve sellere kadar yıkıcı iklim etkilerini açığa çıkarabileceği konusunda uyarıyor. 

WTA, taciz ifşası sonrası Çinli tenisçiye ulaşılamaması üzerine bu ülkedeki turnuvaları askıya aldı

Kadınlar Tenis Birliği (WTA), ülkesinin eski başbakan yardımcısı Zhang Gaoli tarafından cinsel tacize uğradığını öne süren Çinli tenisçi Peng Shuai hakkındaki endişeleri nedeniyle Çin’deki turnuvaları durdurduğunu açıkladı.

WTA’nın üst yöneticisi Steve Simon şunları söyledi: “Peng’in nerede olduğunu artık biliyoruz ancak özgür ve güvende olup olmadığı, sansüre ya da zorlamaya maruz kalıp kalmadığına dair ciddi şüphelerim var. WTA yapılması gerekenler konusunda başından beri netti. Peng Shuai’nin cinsel saldırı suçlamasıyla ilgili sansür olmaksızın tam ve şeffaf bir soruşturma için çağrımızı yineliyoruz.”

Çiftlerde 2013 Wimbledon ile 2014 Fransa Açık şampiyonluğu bulunan Peng’in iddiasının hasıraltı edilmesinden endişelendiklerini belirten Simon, şunları kaydetti:

“Sonuç olarak Hong Kong da dahil Çin’deki tüm WTA turnuvaları, ikinci bir açıklamaya kadar askıya alınmıştır. Çin istediğimiz adımları atmadığı sürece orada etkinlikler düzenleyerek oyuncularımız ve çalışanlarımızı riske atamayız.”

İfşadan sonra üç hafta haber alınamamıştı

Peng’den, Çin’deki sosyal medya platformu Weibo üzerinden eski başbakan yardımcısı tarafından üç yıl önce cinsel ilişkiye zorlandığını paylaşması sonrası üç hafta boyunca haber alınamamıştı. Daha sonra Çin devlet televizyonu ve gazetesinin Twitter üzerinden görüntülerini yayınladığı Peng, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Başkanı Thomas Bach‘la da görüntülü görüşme gerçekleştirmişti.

 

Marmara ve Kuzey Ege’de lodos etkisini sürdürmeye devam edecek

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Marmara ve Kuzey Ege’de lodos etkisinin süreceğini açıkladı.

Rüzgarın bugün öğle saatlerinden itibaren Marmara’nın batısı ile Kuzey Ege’de güneybatıdan kuvvetli (30-60 km/saat) olarak eseceği tahmin edilirken, kuvvetli rüzgar ve fırtınanın neden olabileceği çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi, soba ve baca gazı kaynaklı zehirlenmeler ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiği kaydedildi.

Buzlanma ve don olayları yaşanabilir

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, sabah saatlerinde Hakkari ve Van çevrelerinde karla karışık yağmur ve hafif kar yağışlı, Artvin ve Rize çevrelerinde yağmurlu, yüksek bölgelerde karla karışık yağmur ve hafif kar yağışlı; öğle saatlerinden sonra ise Ege’nin kıyı kesimleri ile Çanakkale’nin güney çevrelerinde aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağış tahmininde bulundu.

Sabah ve gece saatlerinde de Batı Karadeniz’in iç kesimleri ile iç ve doğu kesimlerinde buzlanma ve don olayı ile birlikte pus ve yer yer sis yaşanması bekleniyor.

Hava sıcaklıklarının batı kesimlerde iki ile beş derece artacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı ve yurt genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Rüzgarın batı ve kuzey kesimlerde batı ve güneybatı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kuzeyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, öğle saatlerinden itibaren Marmara’nın batısı ile Kuzey Ege’de güneybatıdan kuvvetli (30-60 km/saat) olarak esmesi bekleniyor.

Antarktika’da iklimin 1.5 milyon yıllık geçmişine ışık tutacak sondaj yapılacak

Bilim insanları, Antarktika‘da, Dünya ikliminin 1,5 milyon yıllık geçmişine ışık tutması umulan bir sondaj çalışmasına hazırlanıyor. Dört yıllık sondaj çalışmasında,  silindir şeklinde üç kilometre uzunluğunda bir buz kütlesi çıkarılacak.

Bilim insanları, bu çalışmanın Dünya’nın geçmişte yaşadığı buzul çağlarının neden sık sık tersine döndüğünü anlamaya yardımcı olacağını umuyor.

BBC‘den Jonathan Amos‘un aktardığına göre, EPICA olarak anılan ‘Avrupa’nın Antarktika’da Buz Sondajı Projesi’ne atıfla, çalışmalara “EPICA Ötesi” adı verildi.

Isının yaz aylarında bile -35 derecenin üzerine pek çıkmadığı Doğu Antarktika Platosu’nda, sondajı yapacak olan ekibin bölgede kalacağı kamp, iki yıl önce kuruldu. Ekip en azından ilk 100 metrede sondaj çalışmalarını yakın gelecekte başlatmayı umuyor. Çalışmada,  sondaj kuyusu buzkar olarak adlandırılan sıkışık kar tabakalarını aşarak, bilim insanlarının asıl ilgilendiği, buz tabakalarının derinliğine inecek.

Buzdan iklim nasıl okunacak?

Antarktika’nın derin buz tabakasında ufak hava kabarcıkları bulunuyor. Kabarcıklara hapsolan hava, atmosferin tarihte izlediği seyri adeta bir fotoğraf gibi gözler önüne seriyor. Bilim insanları buna bakarak karbondioksit ve metan gibi ısı tutma özelliğine sahip gazların düzeyini okuyabiliyorlar.

Gazların etrafındaki su-buz moleküllerinin incelenmesi, buz oluşmasına neden olan kar yağışı sırasındaki hava sıcaklıkları hakkında da fikir veriyor.

Araştırmacılar ilk EPICA projesinde yaptıkları sondajla 800 bin yıl öncesine kadar geçmiş iklim ısılarını ve atmosferdeki karbondioksit oranlarını ortaya çıkarmışlardı. Buna göre, karbondioksit ile ısı değişimi aynı yönde ilerliyor, Dünya buzul çağına girip ısılar düştükçe atmosferdeki sera gazları da azalıyor, iklim tekrar ısınınca buna paralel olarak karbondioksit gazı da artıyordu.

Bu döngüler de kabaca her 100 bin yılda bir, büyük olasılıkla dünyanın yörüngesindeki ufak oynamalara bağlı olarak değişiyordu. Okyanus dibinden alınan örnekler ise daha da gerilere gidildiğinde buzul çağı döngüsünün 41 bin yılda bir olduğunu göstermişti.

EPICA Ötesi Projesi’nde çalışan bilim insanları, 41 bin yıllık döngünün nasıl olup da 100 bin yıllık döngüye evrildiğini inceleyecek. Sondajla çıkarılacak buz silindiri, iklim tarihi hakkında bilinenleri 1,5 milyon yıl gerisine kadar götürecek ipuçları bulundurabilir.

Lodos sonrası Caddebostan Sahili’ne kırmızı yosunlar vurdu

İstanbul‘da pazar gününden beri etkili olan lodos sonrası dev dalgalarla birlikte Caddebostan Sahili’ne kırmızı renkli yosunlar vurdu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin sahil boyunca kırmızı renkli yosunları iş makineleriyle toplama çalışmaları devam ediyor.

‘Su sağlığı bakımından iyi olmadığını gösteriyor’

DHA‘da yer alan habere göre, sahilden kamyonlar dolusu kırmızı yosun toplandı.

Kırmızı yosunlar daha önce de Kadıköy sahilini kaplamıştı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay, yosun miktarının artmasının Marmara‘nın su kalitesinin, su sağlığı bakımından iyi olmadığını gösterdiğini ifade etmişti:

Alglerin bu kadar çoğalması hoş bir şey değil. Su kalitesindeki bozulmayı gösteriyor. Bu suya istemediğimiz oranda azot, fosfor girdisinin olduğunu gösteriyor. Bu tabii aslında ekonomik olarak da değerlendirilecek bir şey ama çünkü aşırı artış gösteren ‘yosun’ diyor halkımız, alglerden bir tanesi mikrobiyoloji laboratuvarlarımızda işlense, rahatlıkla ekonomimize kazandırılacak bir tür ama maalesef şu anda çok fazla çoğaldı. Rüzgarla birlikte de kıyıda olabildiğince artmaya başladı. Hoş bir görüntü değil, yani Marmara’nın su kalitesinin, su sağlığı bakımından iyi olmadığını gösteriyor.”

Fotoğraf: DHA

Yosunların kitleler halinde öldükleri zaman oksijensizlik yaratıp ekosistemi çökerttiğini kaydeden Albay, “Bir an önce su kalitesinin düzeltilmesi için önlem almak gerekiyor. Kontrollü bir şekilde toplanıp, oksijensizlik yaratmasını önlemesi lazım. En azından şunu bilmemiz lazım, Marmara’da su kalitemiz iyi değil. Marmara’ya gözümüz gibi bakmamız lazım. Çünkü Marmara küçük bir deniz, en küçük bir hareket ve atık Marmara’da sıkıntı yaratıyor bu da onlardan bir tanesi” açıklamasında bulunmuştu.

42 ilden 80 sivil toplum örgütü ‘Doğaya Güç Kat Ağı’nı kurdu

Türkiye’nin farklı kentlerinde çevre ve doğa koruma alanında çalışan 80 sivil toplum kuruluşunun katılımıyla Doğaya Güç Kat Ağı kuruldu.

“Güçlü sivil toplum, etkin doğa koruma” sloganıyla yola çıkan Doğaya Güç Kat Projesi kapsamında, İzmir‘de bir araya gelen STK’ler, Ağ Kuruluş Çalıştayı‘nda hem uygulamadaki sorunları hem de çözüm önerilerini ele aldı. STK’er  arasında iletişim ve iş birliklerinin destekleneceği ağın temelini oluşturması hedefiyle düzenlenen toplantıya 42 ilden temsilciler katıldı.

İki gün süren toplantının ilk gününde Türkiye’deki çevre ağ yapılanmaları hakkında deneyim paylaşımı yapıldı. Toplantıda Zehirsiz Sofralar Platformu adına Oya Ayman, Kazdağları Ekoloji Platformu adına Süheyla Doğan ve Temiz Hava Platformu adına Ceren Pınar Gayretli,  sahadaki platform/ağ deneyimlerini aktardı.

Avrupa Birliği (AB) tarafından desteklenen ve Doğa Araştırmaları Derneği’nin ana yürütücüsü olduğu; yedi ortakla birlikte hayata geçirilen proje kapsamında düzenlenen iki günlük toplantıda ağ organları ve Ağ tüzüğü üzerine çalışma gerçekleştirildi. Toplantıda çevre/doğa koruma alanında çalışan STK’lerin birlikte çalışma ve işbirliği konusunda eksikleri olduğunu vurgulanırken, Doğaya Güç Kat Ağı’nın bu eksikliği giderme noktasında kritik rol oynayacağı kaydedildi. 

Doğa koruma alanında çalışan ve doğayı savunmak için çalışma yürütmek isteyen farklı sivil yapılanmaların katılımına açık olan Doğaya Güç Kat Ağı ile yerelde faaliyet gösteren ve doğa koruma çalışmalarında yer almak isteyen STK’lar arasında iletişim ve işbirliklerinin güçlendirilmesini ve STK’lerin  karar alma süreçlerine aktif katılım göstermesini hedefliyor.

Doğaya Güç Kat Projesi 

Doğaya Güç Kat Projesi, Türkiye’de yerel düzeyde çevre ve doğa koruma alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının karar verme süreçlerine katılımını artırarak sivil toplum ve aktif vatandaşlığın güçlendirilmesine katkıda bulunmak hedefiyle Ocak 2020’de yola çıktı.

Etkin bir doğa koruma için güçlü sivil toplum hedefiyle tasarlanan proje kapsamında Türkiye genelinde çalışma yürüten STK’ların kapasitelerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Üç buçuk yıllık proje sürecinde yereldeki STK’ler, savunuculuk, lobicilik, stratejik plan, gönüllü yönetimi, kaynak geliştirme, müzakere yöntemleri, çatışma yönetimi gibi başlıklarda çeşitli eğitimlerle desteklenecek.

 

Çetin Kaya’yı öldüren polis memuru tutuklandı

İstanbul Kadıköy‘de “dur” ihtarına uymadığı iddiasıyla Çetin Kaya‘yı ateş ederek katleden polis memurunun tutuklandığı öğrenildi.

Set işçisi Çetin Kaya’nın, havaya uyarı ateşi dahi açılmadan vurulduğu iddia edildi.

‘4-5 saniyede olay bitiyor’

Evrensel’de yer alan habere göre, ailenin avukatı yaşananları şöyle anlattı:

Olay pazartesi akşam vakti 22.00 sularında oluyor. Olayın yaşandığı yer çok işlek bir cadde. Sivil bir araç Çetin Bey’in aracını hızlı bir şekilde takip ediyor. Kovalamaca gibi… Sonra bu sivil araç Çetin Beyin aracının önüne kırıyor. Araçtan bir kişi iniyor ve kaçmaya yelteniyor. Araştırdığımız kadarıyla narkotik tarafından aranan biri. O nedenle kaçmaya yelteniyor. 4-5 saniyede olay bitiyor.”

‘Camdan mı vuruldu, bunu adli tıp raporu belirleyecek’

“Camdan mı ateş ediyorlar Çetin beyin yanındaki çocuk kaçmaya yelteniyor yoksa kaçınca mı ateş ediliyor. Bu görüntülerden net değil” diyen avukat sözlerini şöyle sürdürdü:

Çocuğun kim olduğunu da kimse bilmiyor. Bu da tuhaf bir şey. İlk önce polis tarafından tanık uydurulduğunu düşündük sonra görüntülerde hakikaten böyle bir kişi olduğunu gördük. Bu çocuk silah sesinden korktuğu için mi kaçıyor beni de vururlar diye yoksa kaçtığı için mi polis ateş ediyor. O hiç belli değil. Camdan mı vuruldu Çetin Bey, bunu adli tıp raporu belirleyecek. Uzman aracıyla bu videoyu büyütmek gerekiyor.”

‘Ensesinden hedef alıyorlar’

Ailenin avukatı, Kaya’nın polis kurşunuyla öldüğünün kesin olduğunun altını çizdi ve “Polis mevzuatı göre havaya birkaç el ateş atılması gerek. Ama burada direk kafasından ensesinden hedef alıyorlar” dedi:

Uzun zamandır tanırım. Kendisi sinema sektöründe çalışan çok beyefendi, nazik bir insandı. Dizi sektöründe çalışıyordu ve üst düzey görevi vardı ve aylık geliri de yüksekti. Ayrıca haberde gördüğümüz kadarıyla ‘uyuşturucu satıcısı, uyuşturucu müptelası. Biz ondan yaptık’ gibi bazı şeylerle haber yapıyorlar. Yani uyuşturucu kullanan bir insan da değil. Çetin uyuşturucu falan da kullanmıyordu, herkes buna kefil. Cenazesi çoluk çocuk, genç yaşlı, yüzlerce kişi tarafından kaldırıldı. Bildiğiniz sizin, benim başıma gelebilecek bir şey, ‘polisin dur ihtarına uyamadı’ diye silahla katletilen Çetin’in başına gelenler.”