Ana Sayfa Blog Sayfa 1130

Avrupa Konseyi AYM’ye çağrı yaptı: Demirtaş davasını en kısa sürede karara bağlayın

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Anayasa Mahkemesi’nin, tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş başvurusunu, AİHM kararları ile uyumlu bir şekilde karara bağlaması ve Demirtaş’ın serbest bırakılması çağrısı yaptı.

Komite, aynı toplantıda Osman Kavala ile ilgili aldığı kararda AİHM’in kararlarına uyulmadığı gerekçesiyle  Türkiye hakkında resmen ihlal süreci başlatıldığını duyurmuştu.

Komite, Demirtaş ile ilgili durumu mart ayında yeniden görüşme kararı alırken, Türkiye’nin itirazı ise kabul edilmedi.

‘Yargı bağımsızlığını sağlayın’ çağrısı

Toplantıda alınan diğer kararda ise  Türkiye, sunduğu eylem planı çerçevesinde, tam yargı bağımsızlığını sağlamaya yönelik adımlar atmaya çağırdı ve bu çerçevede Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısının değiştirilmesi için yasal düzenleme yapılmasını istendi.

Kararda, siyasi özgürlükleri, çoğulculuğu ve özellikle seçilmiş kişiler için ifade özgürlüğünü güçlendirecek adımlar atılması çağrısı yinelendi.

 

Çin, endüstriyel sektörler için ‘yeşil kalkınma planı’ yayımladı

Reuters‘in aktardığına göre, Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı (MIIT), 2021-2025 dönemini kapsayan plana göre 2025 yılına kadar karbondioksit (CO2) emisyonlarını yüzde 18 oranında, enerji yoğunluğunu ise yüzde 13,5 oranında azaltma hedeflerini yineledi.

Plana göre, çelik, çimento, alüminyum ve diğer sektörlerdeki kapasiteler de  sıkı bir şekilde kontrol edilecek.

Dünyanın en büyük sera gazı salımı yapan ülkeler arasında başı çeken Çin, emisyonlarını 2030 yılına kadar zirveye çıkardıktan sonra 2060 yılına kadar “karbon nötr” olmayı hedefliyor. Ülkede enerji ihtiyacının yüzde 60,8’i de kömürden sağlanıyor.

Temiz enerji tüketimi ve geri dönüşüm artırılacak 

MIIT, temiz enerji tüketimini arttırma planını da desteklediğini bildirdi. Buna göre, çelik, çimento, kimya ve diğer endüstrilerde hidrojen enerjisi, biyoyakıtlar ve atık türevli yakıtların kullanımını teşvik edilecek. Bakanlık, planın ayrıca demir cevheri ve demir dışı madenler gibi kaynakların “rasyonel” kullanımını teşvik etmeyi ve geri dönüştürülmüş kaynakların kullanımını geliştirmeyi de hedeflediğini kaydetti.

 

Merkez Bankası’ndan dövize ikinci müdahale

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) döviz piyasasına ikinci kez müdahale etti.

‘Sağlıksız fiyat oluşumları’

Banka, dövize çarşamba günü de piyasaya yaklaşık 1 milyar dolarlık satış yapmıştı. Böylece TCMB bir haftada dövize ikinci defa müdahalede bulunmuş oldu.

TCMB’den yapılan açıklamada “Döviz kurlarında görülen sağlıksız fiyat oluşumları nedeniyle piyasaya satım yönünde doğrudan müdahale edilmektedir” denildi.

Kılıçdaroğlu, TÜİK’e alınmadı: TÜİK, saray kurumu haline dönüşmüştür

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon rakamlarını açıklamasının ardından kendisine randevu vermeyen TÜİK’e gitti.

Ancak, Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet TÜİK’e alınmadı.

Böylesine bir tabloyu Cumhuriyet tarihinde hiç görmeğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Aslında bu tablo Türkiye’nin nereye geldiğini göstermek için çok önemli bir tablodur” ifadelerini kullandı.

‘Saat 11.00’de geliyorum, haberiniz olsun’

TÜİK’in enflasyon rakamlarını açıklamasının ardından sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Kılıçdaroğlu, kurumun kendisine randevu vermediğini söylemiş ve “Saat 11.00’de geliyorum, haberiniz olsun” diyerek bir paylaşımda bulunmuştu.

Görüşme için CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, CHP İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel ile birlikte TÜİK’e giden CHP lideri, içeri alınmadı. Gerekçe olarak da randevuları olmaması gösterildi.

TÜİK’in rakamlarının 84 milyonu ilgilendirdiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Bu kurumun verdiği rakamlar üzerine siyasal partiler, ekonomik ve sosyal çevreler politikalar oluştururlar ve düşüncelerini kamuoyuyla paylaşırlar” dedi.

‘Böylesine bir tabloyu Cumhuriyet tarihinde hiç görmedik’

Kılıçdaroğlu, beraberindeki milletvekillerinin geçmişlerinde ekonomi alanında çalışan kişiler olduğunu belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Dolayısıyla buraya sağlıklı ve tutarlı bilgiler almak için geldik. Randevu verilmediğini, kabul edilemeyeceğimizi ifade ettiler. Kendilerine TÜİK’in internet sitesinde yazılı olan metni okuduk. Metin aynen şöyle, TÜİK açısından bilgiye nasıl erişilir, ‘Mevcut diğer kanallar yoluyla bilgi talebinde bulunmak istiyorsanız merkez teşkilatımıza veya bölge müdürlüklerimize başvurabilirsiniz. Ayrıca bilgi talepleriniz için Ankara’da bulunan merkez teşkilatımıza gelebilir veya 26 ilde bulunan bölge müdürlüklerimizi ziyaret edebilirsiniz.’ Kim söylüyor bunu TÜİK söylüyor.

Ne diyor? Merkez teşkilatımıza gelebilir, her tür bilgiyi alabilirsiniz’ diyor. Biz de kendi internet sitelerinde yazılı olan davete uyarak geldik ve bilgi almak istedik. Aslında bu tablo Türkiye’nin nereye geldiğini göstermek için çok önemli bir tablodur. Hiçbir gazeteci arkadaşımın, bizi dinleyen vatandaşımın, hiçbir üniversitenin, hiçbir sosyal kuruluşun, hiçbir sivil toplum kuruluşunun unutmaması gereken gerçekle karşı karşıyayız. Devletin bilgileri, devletin sahip olduğu bilgiler ve bu bilgilerin nasıl toplandığına ilişkin açıklamalar ana muhalefet partisine yapılmak istenmiyor. Kapılar kapanıyor. Böylesine bir tabloyu Cumhuriyet tarihinde hiç görmedik. Türkiye’nin geldiği nokta açısından önemlidir.”

TÜİK’e gelme nedenlerinin açıklanan rakamların güven vermemesi olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, “Bütün vatandaşlarıma açık ve net seslenmek istiyorum, pazara gittiğinizde, elektrik düğmesine bastığınızda, doğalgazı yaktığınızda enflasyon gerçekten bunların iddia ettiği gibi mi?” diye sordu.

‘Siz rakamları küçük gösteriyorsunuz’

Kılıçdaroğlu, TÜİK’in açıkladığı verilerin güven vermediği için bir grup akademisyen ve sosyal bilimcinin enflasyon tahmininde bulunduğunu dile getirdi ve “Piyasaya, rakamlara bakıyorlar, onlar da topluyorlar bilgileri. Burası ‘aylık enflasyon 3,51’, onlar, ‘aylık enflasyon 9,31’ diyor. Burası ‘yıllık 21,31’, onlar, ‘yıllık 58,63’ diyorlar” dedi.

CHP lideri, rakamların küçük gösterildiğini de aktardı:

Benim siyaset yapma anlayışım bu. Ben sosyal demokratım. Devletin sosyal olmasını isterim, fakirden fukaradan yana olmasını isterim. Eğer TÜİK rakamları küçültüyor ve bu rakamları kamuoyuyla ‘doğru’ diye paylaşıyorsa bu şu anlama geliyor; ‘memura daha az vereceğim, işçiye daha az vereceğim, emekliye daha az vereceğim. Bir de kalkınmadan hiç pay vermeyeceğim’ diyor.

Böyle bir tabloya ben sessiz kalırsam o zaman ben siyaseti niye yapıyorum? Hangi gerekçeyle siyaset yapıyorum? İşçinin hakkını savunmayacaksam, memurun hakkını savunmayacaksam, emeklinin hakkını savunmayacaksam ben neden siyaset yapıyorum? Memurun hakkını savunmak, işçinin hakkını, emeklinin hakkını, milyonların hakkını savunmak için buraya geldim. Siz rakamları küçük gösteriyorsunuz. Soracaktık onlara bu verileri nereden, kimlerden aldınız? Hangi mağazalardan aldınız bu verileri? Biz de gidelim, oralara bakalım.”

‘TÜİK, saray kurumu haline dönüşmüştür’

CHP Genel Başkanı, TÜİK’in bir devlet kurumu olmaktan çıktığını ve bir saray kurumu haline dönüştüğünü de söyledi:

TÜİK bir devlet kurumu olmaktan çıkmış, bir saray kurumu haline dönüşmüştür. Burası artık devletin bir kurumu değildir. O pozisyondadır. Burada, TÜİK’te çalışan arkadaşlar, tamamı şunu unutmasınlar, hepinizin tabi olduğu yasa Devlet Memurları Kanunu’dur. Saray memurları ayrı, devlet memurları ayrı. Ben devlet memurlarına sesleniyorum, görevinizi yapın, hakkıyla yapın, dürüstlükle yapın. Hiç kimse unutmasın şu binada oturanlar unutmasınlar, oturduğunuz binalar bu memleketin vatandaşlarının ödedikleri vergilerle yapıldı. Yine o binada oturanlar asla unutmasınlar aldığınız aylıklar işçinin, memurun, emeklinin ödediği vergilerle aldığınız aylıklardır. Onlar sizin hakkınızı ve hukukunuzu savunmuyorlar ama biz sizin hakkınızı ve hukukunuzu sonuna kadar savunacağız.

Bu tablonun Cumhuriyet tarihinde önemli bir tablo olduğunun farkındayım. Önemli bir kırılmanın da farkındayım. Eğer devleti oluşturan kurumlar bilgilerle halkı yanıltıyorlarsa, bilgilerle halkın gelir düzeyiyle oynuyorlarsa, onların hak ettiği gelirleri onlara vermiyorlarsa vermemek için direniyorlarsa, yasaların öngördüğü kurallarla değil, talimatla görev yapıyor, yasaları, yönetmeliklere kendi internet sitelerindeki çağrılara bile uymuyorlarsa kendileri suçludur. Bunu açıkça ifade edeyim, suçludur.”

‘Akıllarını başlarına toplasınlar’

Açıklamalarının ardından Twitter hesabı üzerinden de bir paylaşım yapan Kılıçdaroğlu, “Randevu vermeyen TÜİK’e gittim. Aylardan Aralık ayı. Milyonlarca emekçinin ücret artışı bu yalan dolan TÜİK rakamları üzerinden yapılacak. Zulmü her kabul ediş, daha büyüğünü doğurur. Kimse unutmasın, her Firavun’un bir Musa’sı vardır. Akıllarını başlarına toplasınlar” dedi.

Soylu’dan Kılıçdaroğlu’na tepki

Öte yandan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, TÜİK’e giden Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki göstererek, “Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, PKK, DHKP-C ve organize suç örgütlerinin ağına düşüp, onlara özenip, mekan basmaya gitmez” notuyla sosyal medya hesabı üzerinden şu paylaşımda bulundu:

Kılıçdaroğlu, suç ve suç örgütleriyle ilişkisiyle, o iklimin ve sözlerin etkisiyle siyasi tarihimizde görülmeyen yöntemlere başvuruyor. Ana muhalefet partisi Genel Başkanı, PKK, DHKP-C ve organize suç örgütlerinin ağına düşüp, onlara özenip mekan basmaya gitmez. Siyasetin ve devletin kaidesi bellidir. CHP, başında ehliyetini kaybetmiş bir kişi ve bunu istismar edenlerin işgalindedir.”

Kaliforniya’da kuraklık: 27 milyon kişiye yeni yıla kadar yalnızca sağlık ve güvenlik için su desteği sağlanacak

ABD‘nin Kaliforniya eyaleti yetkilileri, çarşamba günü kuraklıktan etkilenen bölgedeki 27 milyon nüfusa ve 750.000 dönümlük tarım arazisine hizmet eden su kurumlarının, 2022’ye kadar eyaletten talep ettikleri suyu, kritik sağlık ve güvenlik için ihtiyaç duyulanlar dışında alamayacaklarını açıkladı. 

Bu, Su Kaynakları Departmanı‘nın (DWR) “sıfır” su tahsisi yayınladığı en erken tarih. Karar, iklim krizine bağlı kuraklığın ülkenin en kalabalık eyaletini etkisi altına almaya devam etmesi ve rezervuarların tarihsel olarak en düşük seviyelere düşmesi nedeniyle “olağanüstü bir dönüm noktası” olarak nitelendiriliyor.

Guardian’ın aktardığına göre, yetkililer, eyalette zorunlu su kısıtlamalarının gelebileceğini belirterek, büyük su bölgeleri için tüketicileri su tasarrufu yapmaya çağırdı. DWR‘nin direktörü Karla Nemeth gazetecilere verdiği demeçte, “Koşullar bu kadar zorlu olmaya devam ederse, zorunlu kesintiler göreceğiz” dedi.

Söz konusu düşük tahsis, şimdiye dek benzeri görülmemiş olsa da, Kaliforniyalıların içme veya banyo için su bulamayacağı anlamına gelmiyor. Devlet Su İdaresi, 29 ilçeye su veren kaynaklardan sadece biri; diğerleri ise Kolorado Nehri ve yerel depolama birimleri.

Devlet, talep eden bazı ilçelere sağlık ve güvenlik ihtiyaçları için az miktarda su sağlayacak. Ancak önemli miktarda su tüketen sulama, peyzaj ve bahçe işleri gibi başka amaçlar için su alamayacaklar.

Su temini yüzdeleri, bu kış eyaletin ne kadar kar ve yağış aldığına bağlı olarak erken yeniden ayarlanabiliyor. Geçen yıl, eyaletin kayıtlardaki en kurak ikinci yılı olan ilçelerin dağılımı aralık ayındaki %10’dan marta kadar %5’e düşmüştü. 1996’dan bu yana eyaletlere su sağlanamayan tek zaman, son büyük kuraklığın yaşandığı Ocak 2014’tü.

Geçen ay ‘kuraklık acil durumu’ ilan edilmişti

Güney Kaliforniya’nın metropolitan su bölgesi, eyaletin en büyük müşterisi ve yaklaşık 19 milyon kişiye su sağlıyor. Arzının üçte biri devletten geliyor. Bölge, kasım ayında bir “kuraklık acil durumu” ilan etmiş ve su tasarrufunu zorunlu kılmıştı.

Bölgenin Su İşleri Genel Müdürü Adel Hagehalil, “Kuzey Kaliforniya kaynaklarımızın dramatik şekilde azalması, hepimizin koruma çabalarımızı hızlandırmamız gerektiği anlamına geliyor. Bitkilerinizi ya da çimlerinizi suladığınız miktarı bir veya iki gün azaltın. Daha kısa duşlar alın. Sızıntıları düzeltin. Hepimiz üzerimize düşeni yaparsak, birlikte üstesinden geleceğiz” dedi.

Los Angeles ve Ventura’da da sorun yaşanıyor

Bölge bir bütün olarak Kolorado Nehri gibi diğer kaynaklardan suya erişime sahipken, Los Angeles ve Ventura ilçelerindeki bazı bölgeler, neredeyse sadece devlet kaynaklarına güveniyor. Bu kesimlerin yöneticileri de ortak bir bildiri yayınlayarak, sakinlerinden dış mekanda kullandıkları suyu azaltmasını istedi.

Eyalet su kaynakları kontrol kurulu kısa süre önce, yağmur yağdığında çimenleri sulamak veya otomatik olarak kapanmayan nozulları olan arabaları yıkamak gibi bazı “savurgan” uygulamaları yasaklayacak acil durum düzenlemeleri önerdi.

Carla Nemeth ise yerel bölgelerin su tasarrufu politikalarını kendilerinin belirlememesi ve gönüllü çabaların hedefe ulaşamaması durumunda devletin zorunlu kısıtlamalar koyabileceğini söyledi.

Bakan Fahrettin Koca: Evlilik öncesi SMA testleri zorunlu olacak

SMA Bilim Kurulu Toplantısı‘nın ardından açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, evlilik öncesi ve yeni doğan bebeklere SMA taramasının hayata geçirileceğini belirtti.

Ayrıca Bakan Koca, SMA hastası bebek dünyaya getirme riski içeren çiftlerin istemeleri halinde tüp bebek yöntemiyle bu riskten uzak bir şekilde çocuk sahibi olabilmelerine olanak sağlanacağını, ücretin devlet tarafından karşılanacağını aktardı.

‘Çalışma, ay sonuna dek uygulamaya konuyor’

Bakan Koca, çalışmanın ay sonu uygulanmaya konulacağını da kaydetti:

Bugün nihai anlamda bir tedavisi olmayan ve kalıtım yoluyla ortaya çıkan SMA, önlem alınması mümkün bir hastalıktır. Bu amaçla, evlilik öncesinde tüm çiftlere ve yenidoğan bebeklere SMA taraması yapılması programını hayata geçiriyoruz. Evlilik öncesinde SMA taraması zorunlu hale getirilmektedir. Tarama sonucunda, genetik yapıları SMA hastası bebek dünyaya getirme riski içeren çiftler, eğer arzu ederlerse tüp bebek yöntemiyle bu riskten uzak bir şekilde çocuk sahibi olabilirler. Bedeli devletimizce karşılanmaktadır. Ayrıca yenidoğan bebekler için, hastalıklar açısından yapılan genetik taramalara SMA hastalığı dahil edilmiş durumdadır. Böylece, tedavinin etkili olduğu erken dönemde yakalama şansı ortaya çıkacaktır. Çalışma, ay sonuna dek uygulamaya konuyor.”

‘Uygun tedaviye en erken dönemde başlanacak’

Fahrettin Koca, yapılacak yenidoğan taraması ile tespit edilen hastalar için uygun tedaviye en erken dönemde başlanacağını kaydetti ve “Yeni doğan tarama programı ile birlikte tüm tedavi seçeneklerine erişim konusunda altyapı çalışmaları son derece özverili şekilde sürdürülmektedir. En kısa sürede sağlık sistemine entegre edilecektir” ifadelerini de kullandı.

Koca, Türkiye’de SMA için karşılanmamış bir tedavi ihtiyacını bulunmadığını da söyledi:

Ülkemizde SMA için karşılanmamış bir tedavi ihtiyacı bulunmamaktadır. 2017 yılından itibaren SMA Tip1, 2019’dan itibaren ise SMA Tip-2 ve Tip-3 hastalarda tedavi uygulanmaktadır. Nursinersen, risdiplam ve gen replasman tedavisi seçeneklerinin tamamı SMA Tip-1 hastalarında hastalığın ilk üç ayı içinde kullanıldığında benzer etkinlik gösterdiği bilimsel olarak ve gerçek hayat verileri ile ortaya konmuştur. Bu tedavilerin erken dönemde birbirlerine üstünlükleri gösterilmemiştir. Sözünü ettiğim nusinersen etkin maddeli ilacımız, tedavi rehberinde tanımlı tüm hastalarımız için kullanılmaya devam edecektir. Bu ilacı kullanan hastalar için ‘tedavi almaya uygunluk’ kriterlerinde hastaları zorlayan bazı kriterler kaldırılmıştır. Tedaviye erişim için standart kontrollere devam edilmesi son derece önemlidir.”

Erdoğan: Türkiye iklim politikasında ‘orta yolu’ benimseyecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı‘nda, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı Meclis’te onaylamasının ardından yaşanacak gelişmeler ele alındı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada,  kurul üyelerinin toplantıda, Avrupa Birliği’nin 2050 hedeflerini içeren “Avrupa Yeşil Mutabakatı”na uyum çerçevesinde ilan ettiği, “Yeşil Mutabakat Eylem Planı”nın müzakere edildiği belirtildi. Toplantıda, geçen ay gerçekleştirilen BM iklim Zirvesi (COP26)’da beyan edilen 2053 yılı itibarıyla net sıfır emisyon hedefine ilişkin değerlendirmelerde de bulunuldu.

İklim Kanunu konuşuldu

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İklim değişikliğiyle mücadelenin, hayatın her alanına etki eden köklü bir anlayış değişikliğini de gerektirdiği üzerinde duran Kurul üyeleri, iklim değişikliğine yönelik politika, hedef ve düzenlemelerin yer aldığı ve hazırlıkları süren İklim Kanununa ilişkin görüşlerini dile getirmişlerdir.

Sayın Cumhurbaşkanımız toplantıda, iklim değişikliği konusunda Türkiye’nin uluslararası toplumla iş birliği halinde sürecin içinde yer almayı sürdüreceğini belirterek, Türkiye’nin bu süreci kendi kalkınma hedefleri ile insanlığın hassasiyetleri arasında orta yolu bulacak bir anlayışla yürüteceğini ifade etmiştir.”

Toplantıya kurul üyeleri İsmail Kahraman, Cemil Çiçek, Köksal Toptan,Mehmet Ali Şahin ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan katıldı.

 

OPEC+ petrol üretiminde artışa devam edecek

OPEC’ten yapılan açıklamada, grubun mevcut petrol piyasası temelleri doğrultusunda, ocak ayı için de günlük 400 bin varil üretim artışına gitme kararı aldığı ifade edildi.

Grubun, Covid-19 salgınıyla ilgili gelişmeleri takip etmek, piyasayı daha yakından izlemek ve gerektiğinde üretim ayarlamaları yapmak için toplantılarına devam edeceği kaydedildi.

OPEC+ grubunun bir sonraki toplantısı 4 Ocak’ta yapılacak.

Üretim her ay 400 bin varil artırıldı

Salgın kaynaklı talep düşüşü nedeniyle Nisan 2020’de günlük ham petrol üretiminde yaklaşık 10 milyon varillik kesintiye giden grup, talebin toparlanma sürecine girmesiyle söz konusu üretim kesintilerini nisan ayından bu yana belirli aralıklarla hafifletmeye başlamıştı.

OPEC+ grubu, son olarak temmuz ayındaki 19. Bakanlar Toplantısı’nda aldığı karar doğrultusunda ağustos ayından bu yana günlük ham petrol üretimini kademeli olarak her ay 400 bin varil artırdı.

Salgında ilk şokun atlatılmasının ardından hızla toparlanma sürecine giren küresel ekonomi talepte artışa neden olurken, petrol fiyatları da arzın artan talep karşısında yetersiz kalmasıyla son yılların en yüksek seviyelerine ulaşmıştı.

ABD üretimi artırma çağrısında bulunmuştu

ABD, akaryakıt fiyatlarında da artışa neden olan bu durumdan sorumlu tuttuğu OPEC+ grubuna yüksek petrol fiyatlarına karşı üretimini artırma çağrısında bulunmuştu.

Üretim artışı çağrısı cevapsız kalan ABD’nin bu kez büyük petrol tüketicisi ülkelere stratejik petrol rezervlerinden koordineli satış önerisine Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve İngiltere‘den olumlu yanıt geldi ve ABD 23 Kasım’da stratejik petrol rezervinden 50 milyon varil ham petrolü kullanıma sunacağını duyurdu.

Toyota 2035’te tamamen elektrikli araç üretimine geçiyor

Dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden Toyota, 2035 yılı itibarıyla Avrupa’daki araç satışlarının tamamının elektrikli modellerden oluşacağını açıkladı. 

Şirketten yapılan açıklamada,  2030 yılına kadar modellerin en az yarısının elektrikli ve hidrojen yakıt hücreli araçlardan oluşacağını da kaydedildi.

Araç satışlarını artırması bekleniyor

Toyota, elektrikli ve hibrit otomobiller gibi elektrikli araç satışlarının gelecek yıl Avrupa’daki araç satışlarını 2021 yılında gerçekleşen 1,07 milyondan yaklaşık 1,3 milyon adede çıkarmasına yardımcı olacağını vurguladı.

Japon otomotiv devi, geçtiğimiz aylarda 2025 yılına kadar, en az 15 tamamen elektrikli otomobil de dahil olmak üzere 70’ten fazla elektrikli araç sunacağını duyurmuştu.

Daha önce ABD’li otomotiv şirketi Ford da, 2030 itibarıyla Avrupa’daki satışlarının tamamen elektrikli olacağını aktarmıştı.

Vahşi ortamdaki geyiklerde ilk kez koronavirüse yol açan SARS-CoV-2 saptandı

Kanada‘nın Quebec eyaletinde, vahşi ortamda yaşayan geyiklerde ilk kez koronavirüse yol açan SARS-CoV-2‘nin saptandığı duyuruldu.

Vahşi ortamda yapılan taramalarda daha önce bu virüsle karşılaşılmamıştı.

Üç geyikte görüldü

Kanada resmi yayın kuruluşu CBC‘de yer alan habere göre, Kanada Çevre Bakanlığı yaban hayatı ekipleri, Quebec eyaletinin Eastern Townships bölgesinde üç beyaz kuyruklu geyikte SARS-CoV-2 virüsü saptadı.

Virüsün yayılımını izlemek amacıyla çalışmalar, eyalet bazından Kanada geneline taşındı.

Kanada Çevre Bakanlığı Yaban Hayatı Sağlığı Uzmanı Catherine Soos, Kanada’daki vahşi yaşam ortamından 2 bin 700 örnek toplayacaklarını söyleyerek, “Kanada genelinde bu çalışmayı başlatmaktaki amacımız, SARS-CoV-2’nin insandan vahşi hayata yayılıp yayılmadığını ve yayılıyorsa yaban hayatı popülasyonları üzerindeki etkilerinin neler olduğunu görmek” açıklamasında bulundu.

Daha fazla varyant kaynağı olmasından endişe ediliyor

Ontario Veteriner Koleji Bulaşıcı Hastalıklar Veterineri Scott Weese de, virüsün geyik ve diğer türlere yayılmayı sürdürerek insanlar için olası bir enfeksiyon ve daha fazla varyant kaynağı haline gelmesinden endişe ettiklerini belirtti.

Weese, “Nihayetinde bunun sadece bir insan enfeksiyonu olmasını istiyoruz çünkü bu durumda tek yapmamız gereken onu insanlarda kontrol etmek. Virüsü bir türde kontrol etmek birçok türden daha kolay” ifadelerini kullandı.