Ana Sayfa Blog Sayfa 1120

Suudi Arabistan’da ‘deve güzellik yarışması’ için hayvanlara botoks ve estetik müdahale yapıldı

Suudi Arabistan’da yapılan deve güzellik yarışmasında hayvanlara botoks iğneleri ve estetik müdahaleler yapıldığı belirlendi. Müdahale edildiği belirlenen 40’dan fazla hayvan, bu nedenle yarışmadan diskalifiye edildi.

Kral Abdülaziz Deve Festivali‘nin en önemli etkinliği olan “deve güzellik yarışması”nın birincisine 66 milyon dolar para ödülü veriliyor. Yarışmada develerde aranan başlıca özellikler ise uzun, sarkık dudaklar, büyük bir burun ve biçimli bir hörgüç olarak belirlenmiş. 

Suudi Haber Ajansı’nın (SPA) duyurduğuna göre, jüri üyeleri, develer üzerindeki estetik müdahaleleri ortaya çıkartmak için “ileri teknolojiler” kullandı.

Ajans tüm hayvanların başları,  boyunları ve karın bölgelerinin röntgen cihazları ve üç boyutlu ultrasonla gözden geçirildiğini, genetik analiz ve diğer testler için de örnekler alındığı; bu incelemeler sonucunda 27 devenin estetik müdahale, 16’sının da botoks nedeniyle yarışmadan diskalifiye edildiğini duyurdu. 

Yarışmanın organizatörü olan Deve Kulübü, “manipülatörlere ağır cezalar verileceğini” açıkladı. Kulüpten yapılan açıklamada, hayvanlara botoks yapılmasının, kalojen dolgular ve hormonlar verilmesinin yanı sıra, vücutlarının belli kısımlarını olduğundan daha büyük hale getirmek adına da kan akışını kısıtlamak için plastik bantlar kullanıldığı ifade edildi.

Hayvan hakları savunucuları: Zulüm!

Havan hakları kuruluşu Peta Asya‘nın Başkan Yardımcısı Jason Baker, güzellik yarışması için “zulüm” dedi: “Bir hayvanın, kulak kesmeden, tırnak ya da boynuz sökmeye ve dolgu enjeksiyonları yapmaya kadar estetik müdahalelere uğratılması çok zalimce ve bu taktikleri kullanan insanlar çok çirkin.”

Baker, Suudi makamlarına hayvanlara kötü muamelede bulunulan tüm etkinlikleri yasaklama çağrısı yaptı.

ABD, Rusya ve Fransa gibi uzak ülkeler dahil birçok yerden binlerce deve sahibi 40 gün süren Deve Festivali’ne katılıyor.  Başkent Riyad‘ın kuzeydoğusundaki 32 kilometrekarelik festival alanını günde 100 bin turistin ziyaret etmesi bekleniyor.

Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, Julian Assange’ın ABD’ye iadesine karar verdi

Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, ABD’li diplomatların gizli yazışmalarını ve insanlık suçlarına dair gizli belgeleri yayımlayan WikiLeaks sitesinin kurucusu Julian Assange‘ın ABD’ye iadesine karar verdi.

ABD hükümeti, alt mahkemenin iade talebini reddeden kararını Yüksek Mahkeme’de temyize taşımıştı. ABD Assange’ı casusluk yasasını ihlal ve hükümeti hacklemeye teşebbüs dahil, 18 ayrı suçla itham ediyor.

Londra‘nın dışındaki Belmarsh Hapishanesi’nde tutulan 50 yaşındaki Assange, ABD’de hakkındaki suçlamalardan mahkum edilirse, müebbet hapis cezasına çarptırılabilir.

ABD: Hüküm giyerse Avustralya’ya transfer ederiz

Kararı açıklayan yargıç Timothy Holroyde kendilerine verilen güvenlik garantilerinden tatmin olduklarını söyledi. Buna göre Amerikan yönetimi, Assange’ın ‘azami güvenlikli’ cezaevlerinden birinde tutmayacakları ve  hüküm giymesi halinde memleketi Avustralya‘ya transfer edecekleri yönünde sözler verdi.

Mahkeme, Assange’ın avukatlarının bu teminatların tersine çevrilebileceği yönündeki savunmalarını ise reddetti. Karara Assange’ın avukatlarının itiraz etmesi bekleniyor.

Yüksek Mahkeme’nin kararı sonrasında şimdi Birleşik Krallık hükümetinin Assange’ın iade edilip edilmeyeceği yönünde bir karar alması gerekiyor.

Assange’ın destekçileri ve avukatları, yaptıklarının gazetecilik faaliyeti olduğunu, suçlamalarda siyasi amaç güdüldüğünü, akıl sağlığının risk altında olduğunu ve ABD hapishanelerindeki koşulların Birleşik Krallık’ın insan hakları yasalarını ihlal ettiğini belirtiyor.

Basın örgütleri ise Assange’ın yayımladıkları nedeniyle yargılanmasının kötü bir örnek oluşturacağını ve bundan sonra ABD’nin herhangi bir gazeteciyi casusluk suçlamasıyla yargılayabileceğini vurguluyor.

Dava süreci

Julian Assange’ın kurduğu WikiLeaks, 2010’da, aralarında ABD’nin Irak ve Afganistan‘da işlediği savaş suçlarını da delillendiren çok sayıda gizli belgeyi yayımlamıştı.

ABD’nin casuslukla suçladığı ve iadesini istediği Assange, hakkında tecavüz ve cinsel taciz suçlamalarıyla açılan davalar için İsveç‘e iadesi gündemdeyken, Haziran 2012’de Ekvador‘un Londra Büyükelçiliğine sığınmıştı.

Assange, Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinden 11 Nisan 2019’da çıkarılarak gözaltına alındı ve “kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal etmekten” tutuklanarak Londra’daki Belmarsh Hapishanesi’ne konuldu.

Mahkeme, Assange’ı bu suçtan 50 hafta hapse mahkum etti. Bu cezayı dolduran Assange’ın iade talebi çerçevesinde tutuklu kalmasına karar verildi.

Duruşmaların ardından 4 Ocak’ta, Assange’ın intihar riskinin yüksek olduğunu ve ABD hapishanesinde özel idari önlemlere tabi tutulacağını, özellikle de istihbarat topluluğunun kendisine düşman olması nedeniyle “gerçek bir risk altında” olduğu gerekçesiyle ABD’nin iade talebi reddedildi.  ABD ise karara itiraz ederek Assange’ın iadesini istedi.

 

Brüksel’de aracından vazgeçenlere 900 Euro teşvik

Belçika’nın başkenti Brüksel’de yaşayanlar, özel otomobillerini ellerinden çıkarırsa 900 Euro’ya varan prim alabilecek.

Brüksel Başkent Bölgesi’nin sürdürülebilir ulaşımı desteklemek ve şehrin hava kalitesini yükseltmek amacıyla hazırlanan girişim kapsamında, kentte ikamet eden ve 2021 nisan ayı sonrasında özel otomobillerinin plakasını iptal ettirenler mali destek alacak.

Primi, toplu taşıma, taksi, bisiklet kiralamada kullanabilecek

Bu kişilere, yıllık gelirlerine göre 500 ile 900 euro arasında hareketlilik primi verilecek. Söz konusu prim, şehirdeki toplu ulaşım üyeliği, tren bileti ve taksi gibi alternatif ulaşım imkanlarında kullanılabilecek.

İsteyenler söz konusu kaynağı araç paylaşım sistemleri, elektrikli scooter kiralama ve bisiklet alımında da kullanabilecek.

 

Siyasiler ve kurumlardan 10 Aralık İnsan Hakları Günü mesajları: İhlallerin sıradanlaşmasına izin vermeyeceğiz

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla aralarında siyasi ve siyasi partilerin de bulunduğu birçok kurum ve kuruluş açıklamalar yayımladı.

İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin kabul edildiği gün olan 10 Aralık, 1948 yılından beri İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor.

Mesajlar ve paylaşımlar

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü için yapılan açıklamalar ve paylaşımların bazıları şöyle:

CHP, resmi sosyal medya hesabı üzerinden “10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle bir kez daha söylüyoruz: Bu ülkede kimsenin hakkının yenmediği günler yakın. Tüm haksızlıkları telafi edeceğiz” notuyla şu videoyu paylaştı:

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) “Birlikte insan onuruna yaraşır şekilde yaşama talebimizden vazgeçmeyeceğiz. #LGBTİHaklarıİnsanHaklarıdır 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü kutlu olsun!” notuyla insan haklarını gününü kutladı:

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği “Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü! Dünya genelinde sınırlı çalışmalardan elde edilen veriler, engelli kadın ve kız çocuklarının engelsiz kadın ve kız çocuklarından 10 kat daha fazla şiddetle karşılaşabileceğini söylüyor” notuyla bir paylaşımda bulundu:

Türkiye Barolar Birliği de “İnsan Hakkı İhlallerinin Sıradanlaşmasına İzin Vermeyeceğiz!” diyerek insan haklarını gününü andı:

Tarım sezonunun iki aylık döneminde yağışlar yüzde 29 azaldı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’de su/tarım yılı ekim-kasım yağışları 107,7 milimetre ölçüldü. Buna göre, 2022 su/tarım yılı iki aylık yağışlarının, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 29 azaldığı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 arttığı tespit edildi.

Verilere göre, Türkiye geçen yılın su/tarım yılı 2 aylık döneminde 56,4, bu yılın su/tarım yılı 2 aylık döneminde ise 76,2 milimetre yağış aldı.

2022 su/tarım yılı 2 aylık yağışları Burdur, Konya, Aksaray, Karaman, Nevşehir, Malatya, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye çevreleri ile Güneydoğu Anadolu’nun büyük kısmında normallerine göre yüzde 60’tan fazla azalırken, Gaziantep, Kilis ve Şanlıurfa çevrelerinde bu oran yer yer yüzde 80’lerin üzerine çıktı.

Bu yılın su/tarım yılı iki aylık yağışları 15,8 milimetre ile en az Kilis‘te, 354,9 milimetre ile en fazla Rize’de ölçüldü. Normaline göre yağışlar 2 aylık dönemde sadece Kırklareli ve Tunceli’de arttı. Geçen yıla göre yağışlar 19 ilde azaldı.

2022 su/tarım yılı 2 aylık yağışları normaline göre en çok düşüş yüzde 62 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kayıtlara geçti. Bölgenin su/tarım yılı yağışları son 22 yılın en düşük seviyesinde kaydedildi. Yağışlar geçen yıla göre Güneydoğu Anadolu Bölgesi hariç tüm bölgelerde artış gösterdi.

‘Kuraklığın etkisi açıkça görülüyor’

AA’ya konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Anadolu BİL Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı ve Meteoroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Güven Özdemir, Türkiye’de kuraklığın hız kesmeden etkisini göstermeye devam ettiğini söyledi.

Kuraklığın devam edeceğe benzediğini dile getiren Özdemir, şunları kaydetti:

“Türkiye geneli 2021 su/tarım yılı yağışlarında kuraklığın etkisi açıkça görünmektedir. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da normalin altında yağış gerçekleşirken geçen yıla göre bu yıl kümülatif yağışta artış görülmektedir. Bölgesel olarak bakıldığında tüm bölgelerin normalin altında yağış aldığı görülmektedir. En fazla yağışın azaldığı bölge İç Anadolu Bölgesi olup yüzde 80’e varan yağış azalması söz konusudur. Aynı şekilde Orta Akdeniz, Güneydoğu Anadolu’nun güney kesimlerinde benzer yağış azalması gerçekleşmiştir.”

Küresel ısınma, mega kentler, göç, çarpık kentleşme…

Özdemir, tarım sezonunun verimsiz geçmesinde meteorolojik kuraklığın en büyük etken olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

“Dünya nüfusunun artması, mega kentlerin kurulması, çeşitli sebeplerden dolayı kentlere göçün artması, çarpık büyüme, sanayi devriminden sonra atmosferdeki sera gazlarının hızla artması ve buna bağlı olarak ısı adalarının atmosferde geniş alanları kapsaması küresel ısınmaya ve kirliliğe neden olmaktadır. Bu da beraberinde meteorolojik kuraklığı ön plana çıkarmaktadır. Yağış azalmakta, kuraklığın oluştuğu bölgelerde su rejimi hızla olumsuz olarak etkilenmektedir. Akarsularımız, nehirlerimiz buna bağlı olarak göl, gölet, barajlarımızda yeterli bu toplanamamakta ve kurumaktadır. Dolayısıyla meteorolojik kuraklık, hidrolojik kuraklığı ön plana çıkarmaktadır. Tarım alanları ve diğer ekili alanlar da tarımsal kuraklıktan dolayı çok büyük ölçüde zarar görmektedir.”

Tarım sektöründeki olumsuzluğun en önemli nedenlerinden birinin iklim krizi olduğunu ifade eden Özdemir, iklimin tarımdaki üretim seviyesinin en önemli belirleyicisi olduğunu kaydetti.

Güven Özdemir’in iklim şartlarının olumsuz etkilerinin azaltılması için tarım alanlarının sulama sistemlerinin modernize edilmesi gerektiğini belirtti: “Toplam sulanabilen yaklaşık 9 milyon hektar alanın hala 3 milyon hektarı sulanamamakta; sulananlar da büyük ölçüde ilkel sulama sistemi ile sulanmaktadır. Bu sistemle tarım alanları ülkemizdeki suyun yüzde 70’ini kullanmaktadır. 1 kilogram domates yetiştirmek için 200 litre su sarfiyatı söz konusudur.”

Özdemir’in alınması gereken tedbirlere ilişkin önerileri de şöyle:

  • Suyun korunması ve biriktirilmesi
  • Sulamanın etkin bir şekilde kontrol altına alınması
  • Ekim ve hasat tarihlerinin iklim şartlarına göre yeniden planlanması
  • Artan orman yangınları ile ilgili tedbirlerin alınması ve artırılması
  • Tarım alanlarının ve yerleşim alanlarının yeniden belirlenmesi ve seçilmesi için mikrometeorolojik ve klimatolojik şartların göz önünde bulundurulması.

 

 

Çevre ve iklim değişikliği dersi müfredata giriyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, önümüzdeki yıl okullarda çevre ve iklim değişikliğinin ders olarak müfredata konulacağını söyledi.

Okullarda çevre  bilincinin artırılması yönünde de çalışmalar yaptıklarını belirten Kurum, Milli Eğitim Bakanlığı’yla işbirliği içinde  çalıştıklarını söyledi.

Önce öğretmenler eğitilecek

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer de iki haftalık ara tatilde tüm öğretmenlere iklim değişikliği, çevre bilinci, sıfır atık konularında bilgilendirme yapılacağını, çevre bilincine öğretmenlerden başlayacaklarını ifade etti. Özer, daha sonra da bu konuların ders şeklinde müfredata koyacaklarını vurguladı.

Karadeniz şimdi de yangın tehlikesi altında

Trabzon ve Rize‘de önceki gün 22 farklı noktada çıkan yangınlarda üç ev kullanılamaz hale gelirken, tarım ve orman arazileri de zarar gördü.

Yangınlarda hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, bahçelerde yakılan anız ve rüzgarın etkili olduğu belirtildi.

İnsan etkisiyle ortaya çıkan iklim krizi nedeniyle Doğu Karadeniz Bölgesi‘nde yaz aylarında meydana gelen şiddetli yağışlar sellere neden olmuş, can ve mal kayıpları yaşanmıştı.

‘En ufak bir anız ateşiyle her tarafı yakabilirsiniz’

DHA‘da yer alan habere göre, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Merkezi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, güneyli sıcak rüzgarların estiği dönemde en ufak kıvılcımın bile yangınlara sebep olabileceğinin altını çizerek şu açıklamalarda bulundu:

Bu rüzgarlar estiği zamanlarda Karadenizli hemşehrilerimin ateşle asla oynamaması gerekiyor. Çünkü rüzgarlar doğaya fön çekmiş, her şey kağıt gibi kurumuş. Eskiden yere attığınız bir izmarit hiçbir yeri yakmazken bu zamanda bütün ormanı yakabiliyor. En ufak bir anız ateşi, bacadan çıkacak kıvılcımla her tarafı yakabilirsiniz. Fön rüzgarlarını unutmayın. En sıcak yerler kıyılara yakın bölgeler olacağı için yamaçların dibinde çıkan bu yangınlar, yamaçlardan yukarı doğru çok hızlı ilerliyor. Ateş, alev yükseldiği zaman önündeki bitki örtüsünü kurutuyor, ön ısıtma yapıyor. Denizden gelen meltemle alevler körüklenerek bütün dağları, yamaçları bir anda yakabiliyor. O yüzden dikkat. Güneyli sıcak rüzgarlarda yanabiliriz. Bu gibi günlerde dışarıda anız, çer, çöp, ateş yakmak, mangal yapmak çok tehlikeli. Ormanlarımızı yakarız, sonra pişman oluruz.”

Fotoğraf: DHA (Arşiv)

‘Yakmalar orman yangınlarını tetikliyor’

Doğu Karadeniz’de etkili olan rüzgarın yangınları tetiklediğini aktaran Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Bilgili de bahçe temizliği veya kesim artıklarını bertaraf etmek için yapılan yakmaların bahçe dışına da sıçrayabildiğini ve orman yangınlarını tetikleyebildiğini kaydetti:

Yangının çıkması için 3 temel unsur söz konusudur. Birisi yanıcı maddeler, birisi oksijen, diğeri de tutuşma sıcaklığı dediğimiz yangının çıkabilmesi için gerekli olan faktör. Bölgemiz yeşildir, yangının çıkması düşünülmeyebilir ancak sonbaharda yaprakların dökülmesiyle birlikte orman zemininde çok yoğun bir yaprak örtüsü meydana geliyor. Bu örtünün tutuşabilmesi için neminin belli bir derecenin altına düşmesi gerekiyor. Lodos dediğimiz kuru, sıcak fön rüzgarlarının bölgemizde 3-4 gün süre devam etmesi sonucunda yanıcı maddedeki nem oldukça düşüyor. Düştüğü zaman zaten bölgemizde bu zamanlarda vatandaşın bahçe temizliği veya kesim artıklarını bertaraf etmek için yakmalar yaptığını biliyoruz. Maalesef bu yakmalar bahçe dışına da sıçrayabilerek orman yangınlarını tetikleyebiliyor.

Hayvan hakları savunucuları, Bakanlık aleyhine açtığı ‘etik kurula usulsüz üye’ davasını kazandı

Deneye Hayır Platformu (Deneye Hayır Derneği) bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği tüzel kişiliği üzerinden Hayvan Deneyleri Merkezî Etik Kurulu‘nda (HADMEK) mevzuata aykırı üye seçimi yapıldığı gerekçesiyle Tarım ve Orman Bakanlığı aleyhine 2018’de açılan davada karar verildi. Mahkeme, Bakanlığın hukuka aykırı şekilde üye seçimi yaptığına hükmetti.

Hayvan Deneyleri Merkezî Etik Kurulu’nda aday gösterilen hayvan hakları örgütlerinden hiçbiri seçilmemişti.

Türkiye’de hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmalar, 2011’den beri bir mevzuata bağlanmış durumda. 2014 yılında ise hayvan deneyleri için “etik kurullar” kurulmaya başlandı. İlgili yönetmeliğe göre kurulan ve 21 üyeden oluşan HADMEK’in bir üyesi de “hayvanları korumaya yönelik sivil toplum örgütlerinden” bir temsilci olmalı.

Laboratuvar Hayvanları Bilimi Derneği, 2014 yılında bu kurulun oluşturulmasından itibaren kurulda görev yaptı ve dört senelik görev süresinin sona ermesinin ardından, hayvan hakları alanında çalışan örgütler yeni üye seçimi için dört aday gösterdi: Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Kurulu, Hayvanlara Adalet Derneği, Hayvan Hakları Konfederasyonu, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği. Ancak Bakanlık yeni dönemde de aynı derneğin “hayvanları korumaya yönelik sivil toplum örgütü temsilcisi” olarak kurulda yer almasına karar vermiş, bunu da hayvan koruma örgütlerine sözlü olarak bildirmişti.

Bunun üzerine, Deneye Hayır Derneği bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, Tarım ve Orman Bakanlığınca alınan bu kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açtı. Yürütmeyi durdurma talebini reddeden Mahkeme, taraflardan gelen ek beyan, dilekçe ve bilirkişi görüşlerini inceledi ve 2020 yılı Haziran ayında dava konusu olan üye seçimi işleminin iptaline hükmetti.

Ankara 11. İdare Mahkemesince verilen bu kararın usul ve hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle Bakanlık istinaf yoluna gitti. Dosyayı yeniden inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, oy birliğiyle aldığı kararda, daha önceden verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğuna hükmederek Bakanlığın istinaf istemini reddetti.

‘Bakanlık kendi çıkarttığı yönetmeliği yok saydı’

Deneye Hayır Derneği Yönetim Kurulu ve Hukuk Komitesi Üyesi Av. Ezgi Koç, kararla ilgili şunları söyledi:

“2018 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı, yönetmeliğe aykırı olarak hayvan hakları alanında çalışan bir sivil toplum örgütü üye yerine hayvan deneyleriyle çıkar ilişkisi olan bir dernek üyesinin atamasını yapmıştır. Bu usulsüz atama yargı organlarınca da usule aykırı bulunmuş ve nihai kararla da idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Kesinleşen mahkeme kararıyla dava konusu üyenin meşruiyeti artık yoktur. Geriye dönük olarak usule aykırı ataması yapılan bu üyenin verdiği tüm kararların incelenmesi ve bunlara yönelik hukuki ve idari süreçlerin takipçisi olacağız. Hayvan haklarını savunan bir üyenin HADMEK’e seçilmesi için ilgili tüm kurumlara ulaşacağız.”

Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Yağmur Özgür Güven ise sonucu şöyle değerlendirdi:

“Türkiye’deki hayvan hakları mücadelesinin bu anlamlı zaferinin mimarı, iki yıl önce aramızdan ayrılan yaşam hakkı savunucusu Burak Özgüner’dir. Şu an aramızda olmamasına rağmen, bizler hâlâ onun emek ve mücadelesinin sonuçlarını almaya devam ediyoruz. Bu vesileyle kendisini bir kez daha sevgi ve minnetle anmak istiyorum. Kararla ilgili olarak ise şunu söyleyebilirim: Hayvan deneyleri bir gün tarihe karışacak, bunu biliyoruz. Ama o gün gelene kadar, laboratuvarlardaki hayvanlara yasalar tarafından tanınan her türlü hakkın göstermelik olarak kalmasını ve uygulamaların keyfiyete dayalı olmasını engellemek, deney karşıtı mücadele hedeflerinden biri. Bakanlık kendi çıkarttığı Yönetmeliği bile yok saydı ve bizler Bakanlığa dava açarak, Bakanlığın kendi çıkarttığı Yönetmeliğe uymasını sağlamak için üç yıla yakın mücadele verdik. Dolayısıyla bu sonuç hayvan hakları açısından bir kazanım olmasının yanında, idarenin iş ve işlemlerine dair bir uyarı niteliğinde olduğundan dolayı da hayli sevindiricidir. Davanın ana sebeplerinden olan “hayvan hakları” ve “hayvan refahı” ayrımı konusunda Mahkemeye sunduğumuz argümanlarda bilirkişi görüşleriyle itirazlarımızın zeminini güçlendiren hukukçu Dr. Öğr. Üyesi Serkan Köybaşı ve eski HADMEK üyesi Prof. Dr. Gülriz Erişgen’e bir kez daha teşekkür ederiz.”

 

10 Aralık İnsan Hakları Günü: Garibe Gezer, cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybetti

Tutulduğu Kandıra 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Jin News’e yazdığı mektuplarda ve avukatları aracılığıyla tek kişilik hücrede tutulduğunu, sistematik olarak işkenceye maruz kaldığını ve tecavüze uğradığını söyleyen Garibe Gezer, hayatını kaybetti.

Aileye haber veren cezaevi yönetimi Gezer’in intihar ettiğini iddia etti.

Gezer’in avukatı İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Gezer’in hücre cezası çektiğini belirterek, “Hücrede ki bir insan kendini nasıl asabilir? Yazıklar olsun size!” diye yazdı.

Otopsi için avukatlar beklenmedi

Avukatların Gezer’in ölüm anına ait görüntüleri almak ve cezaevi idaresi ile görüşmek için Kandıra Cezaevi’ne gittiklerini yazan Keskin’e göre, Kocaeli Adli Tıp Kurumu’na kaldırılan Gezer’in otopsisi avukatlar beklenmeden yapıldı. Ön otopsi raporunda ise ölüm nedenine yer verilmedi.

Gezer’in diğer avukatı Veysi Eski de Gezer’in bulunduğu hücre dahil tüm hücrelerin acil butonunun devre dışı bırakıldığını belirtti. Bu tür şüpheli ölümlerde, kişinin avukatının da otopsiye alınması gerektiğini söyleyen Eski, ön otopsi raporunu aldıklarını, ancak bunun geçici bir rapor olduğunu ve henüz ölüm nedeninin tam olarak tespit edilmediğini kaydetti.

Gezer’in cenazesini almak için hastaneye gelen insanlara ve avukatlara şiddet uygulandığını belirten Eren Keskin sosyal medya hesabı üzerinden ” Bugün 10 Aralık İnsan Hakları günü” diyerek tepki gösterdi.

 

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne işçi taşıyan iki otobüs çarpıştı

Mersin‘in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli Mahallesi‘nde bulunan Akkuyu Nükleer Güç Santrali‘ne işçi taşıyan iki otobüs kafa kafaya çarpıştı.

Kazada can kaybı yaşanmazken, sekiz kişinin yaralandığı öğrenildi. Yaralıların tedavisi olay yerinde ayakta yapıldı.

Yaralıların, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde alt yüklenici firmalarda çalıştığı öğrenildi.

Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı

Servis otobüslerinden biri Sipahili mevkiinden aldığı işçileri Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne götürürken freninin patlaması sonucu Büyükeceli kavşağında, Silifke ilçesi istikametinden aynı santrale işçi götüren servis otobüsü ile çarpıştı.

Çarpmanın etkisi ile kazaya seyir halinde bulunan bir araç ve minibüs de karıştı. Çevredeki diğer işçiler tarafından olay yerine ambulans çağrıldı.

Maddi hasarın meydana geldiği kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.