Ana Sayfa Blog Sayfa 1121

Kızıl geyik katliamına karşı açılan davada mahkemeden ikinci kez yürütmeyi durdurma kararı

Ulusal ve uluslararası düzeyde koruma altında olan kızıl geyiklerin
yaşam hakkı için Vegan Derneği Türkiye (TVD) tarafından Bolu’daki “av ihalesinin” iptali için Tarım ve Orman Bakanlığı’na açılan davada ikinci ara karar da hayvanlar lehine verildi.

TVD, yürütmenin bir an önce iptal edilme çağrısını yineledi.

Hayvanların ölümü bir süre daha engellendi

Kasım ayı başında verdiği ilk yürütmeyi durdurma kararında, av ihalelerini açan bakanlıktan “dava konusu işlemin hukuki ve maddi” gerekçelerine dair ayrıntılı rapor isteyen Bolu İdare Mahkemesi, TVD’nin gönderdiği ikinci savunmanın ardından da bakanlık raporlarını yetersiz buldu.

Bakanlıktan bir kez daha “ihtilafa yer vermeyecek şekilde açıkça belirtilerek” yaş, cinsiyet gibi popülasyona dair ayrıntılı ön etüt çalışmalarına, envanter kriterleri ve tekniklerine dair ayrıntılı bilgi talep eden mahkeme, aldığı ikinci “yürütmeyi durdurma” kararı ile 15 kızıl geyiğin öldürülmesini bir süre daha engellemiş oldu.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın avın gerekliliğinin kanıtlanması amacıyla hazırladığı savunmasında yer alan ek dökümanlar Isparta Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Yasin Ünal’ın, Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi bölümünden Doç. Dr. Akif Keten’in ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Vedat Beşkardeş’in imzalarını taşıyor.

Raporlarda, kızıl geyiklerin zararlı olduğu ve av faaliyetlerinin koruyucu veteriner hekimlik uygulaması olarak değerlendirilmesi gerektiği iddialarına yer veriliyor.

‘Bakanlık veri sunamadı’

TVD ise mahkemeye sunduğu ikinci savunmasında avcılık faaliyetlerinin etik,
hukuk ve bilim dışı olduğunun bir kez daha altını çizmişti:

Davalı savunma dilekçesinde, dava konusu avın sürdürülmesinin istendiği bölgedeki kızıl geyiklerin ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde neden zararlı sayılması gerektiğini, bu bölge özelinde kaç kızıl geyiğin belirtilen kriterler uyarınca zararlı olduğunu, bu kriterlerin yerine gelmesine dayanak gösterilebilecek bilimsel araştırma ve incelemeleri açıklayamamış, bu konuda veri sunamamıştır.

Kızıl geyiklerin avlanmasına gerekçe olarak olası salgın hastalıklar gösterilmek istenmiş, ancak herhangi bir kızıl geyikte salgın hastalık tespit edildiğine veya salgın hastalığa yönelik bir emareye dair hiçbir açıklama yapılmamıştır. Salgın hastalık denen tehlike yalnızca bir olasılıktan ibaret olup somut verilerle bir salgın hastalık tehlikesinin bulunduğundan bahsedilemez iken, hayvanların avının hukuka uygun olduğunun söylenmesi halinde ne Bern Sözleşmesi’nin, ne de nesli tükenme tehlikesi altında olan hayvanların koruma statüsünün bulunmasının hukuken bir karşılığı kalmayacaktır.”

Bakanlığın dilekçesine dair tespitler

Ayrıca TVD, Bakanlık tarafından sunulan savunma dilekçesi için şu tespitlerde bulundu:

  • Kızıl geyik popülasyonuna dair envanterler gereği gibi hazırlanmamış ve yaklaşık sayılar verilmiştir. Dosyaya sunulan tüm Arazi İnceleme Raporları kelimesi kelimesine aynı biçimde düzenlenmiş, her birinde yuvarlak sayılar kendine yer bulmuştur.
  • Kızıl geyik sayıları farazi bir şekilde belirlenmiştir. Sahada bulunan hayvanlara yönelik herhangi bir gözlem dahi yapılmadığı raporda açıkça görülmektedir.
  • Üstelik av kararı, daha sayım dahi yapılmadan alınmıştır.
  • Ek olarak, av kararı almak için yöredeki avcılara danışıldığı bildirilmiştir. Bu da bakanlıkça alınan kararların bilimsellikten ne kadar uzak ve yanlı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Koruma altındaki yaban keçilerini öldüren iki kişiye toplam 125 bin TL ceza verildi

Maraş‘ın Nurhak ilçesinde koruma altında bulunan yaban keçilerini öldürdükleri için iki kişiye para cezası verildi.

Şahıslara, her bir yaban keçisi için 60 bin TL olmak üzere, 120 bin TL idari para cezası kesildi. Ayrıca şahıslara, 5 bin 818 TL de tazminat cezası verildi. Böylece toplamda verilen ceza 125 bin TL oldu.

Hayvanlara ve av tüfeklerine el konuldu

Doğa Koruma ve Milli Parklar 15. Bölge Müdürlüğü‘ne bağlı Kahramanmaraş Şube Müdürlüğü Elbistan Şefliği ekipleri, Barış Mahallesi Hacı Kayası Mevkiinde yürüttükleri çalışmada keçileri öldüren iki kişi hakkında 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu‘na muhalefet suçundan idari işlem yaptı.

Personel, iki yaban keçisini ve av tüfeklerini kişilerden aldı.

CHP’li Ömer Fethi Gürer: Gübre fiyatlarındaki artış, ülkeyi gıda krizine sokabilir 

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübre fiyatlarındaki anormal artışın, Türkiye’yi önümüzdeki süreçte gıda krizine sürükleyebileceğini ifade etti.

Gürer, iktidara ithafen, “Bu ülkeyi yönetenler bunu nasıl görmüyor? Çiftçi bizi arayıp ‘Biz ne yapacağız, nasıl gübre alacağız, tarlayı nasıl ekeceğiz’ diyor ama siyasi iktidar bu olumsuzluğu görmüyor. Gübredeki bu artış nereden kaynaklanıyor?” diye sordu.

‘Türkiye çok sıkıntılı ve zor bir sürece girebilir’

“Gübre fiyatlarındaki artış hızı, doları, altını ve mazotu geçti. Geçen yıl 1800 lira olan gübre bu yıl 14 bin 700 liraya ulaştı” diyen Milletvekili Gürer, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ilgili bakanlıklara seslenerek, “Gübre fiyatlarına müdahale edilmez ise gıdada önümüzdeki süreçte Türkiye çok sıkıntılı ve zor bir sürece girebilir” ifadelerini kullandı.

Gübrenin bitkisel üretimi, bakliyatı, hububatı, meyveyi doğrudan etkilediğini kaydeden Gürer, gübre kullanılmadığı takdirde rekolte kaybının ortaya çıkacağını, bu durumda da yurt dışında ithalatla ürün alınamaması halinde gıda krizinin yaşanabileceğini kaydetti.

Geçen yıl üre gübrenin fiyatı 1800 TL, DAP gübrenin fiyatı da 2 bin 200 TL’ydi. Bu yıl ise gelen zamlarla birlikte iki tür gübrenin fiyatı da 14 bin 700 TL’ye yükseldi. Yaşanan fiyat artışlarından dolayı çiftçiler topraklarına gübre ya çok az kullanabildi ya da hiç kullanamadı.

Meksika’da göçmenleri taşıyan kamyon kaza yaptı: En az 53 kişi hayatını kaybetti

Meksika‘nın Chiapas eyaletinde 100’den fazla göçmeni taşıyan bir kamyon kaza yaptı. Kazada en az 53 kişinin öldüğü, onlarca insanın da yaralandığı öğrenildi. Yaralılardan 40’ının durumunun ciddi olduğu ve hastaneye götürüldüğü bildirildi.

‘Meksika tarihinin en feci kazalarından biri’

Eyalet savcılığı tarafından yapılan açıklamada, göçmenleri kaçak şekilde taşıdığı belirtilen bir kamyonun otoyolun kenarındaki istinat duvarına çarparak devrildiği bilgisi paylaşıldı.

Chiapas sivil koruma dairesi başkanı Luis Manuel Garcia, bazıları ağır olmak üzere en az 58 kişinin yaralandığı olayın, Meksika tarihinin en feci kazalarından biri olduğunu açıkladı.

Garcia, ölenlerin arasında çocukların da bulunduğunu kaydetti ve uyruklarının henüz doğrulanmadığını bildirdi. Ancak, kazada hayatını kaybeden kişilerin Orta Amerikalı göçmenler olduğu düşünülüyor.

Olay yerine ilk müdahale için gelen acil durum servisi çalışanları, kamyonda normalde daha çok kişi olduğunu, fakat bir grup göçmenin gözaltına alınmaktan korktuğu için kaçtığını aktardı.

Orta Amerika‘daki yoksulluk ve şiddetten kaçan yüz binlerce göçmen, ABD’ye ulaşmak için her yıl Meksika’yı geçmeye çalışıyor.

Uluslararası Göç Örgütü‘nün (IOM) verilerine göre, ABD-Meksika sınırı dünyanın en ölümcül tek geçiş noktası olarak kabul ediliyor. Sadece 2021 yılında, en az 650 kişi sınırı geçmeye çalışırken hayatını kaybetti.

Sünnet Gölü Tabiat Parkı’nda çok sayıda ölü balığa rastlandı

Bolu‘nun Göynük ilçesine yaklaşık 22 kilometre uzaklıkta bulunan Sünnet Gölü Tabiat Parkı‘nda çok sayıda ölü balık görüldü.

Durumun yetkililere bildirilmesi üzerine Göynük Kaymakamlığı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü konuyla ilgili inceleme başlattı.

Ekipler, laboratuvarda incelenmek üzere gölden ve ölü balıklardan numune aldı.

1 Nokta 5: Hayvanat bahçeleri: Hapishane ve suç mahalli

Hayvanat bahçelerinin amacının, faaliyetlerinin ve buralardaki hak ihlallerinin peşine düşen bağımsız bir belgesel serisi başladı: “Hayvan Hapishaneleri

Türkiye’de faaliyet gösteren 17 hayvanat bahçesi kendi doğal yaşamlarından koparılan hayvanlarla dolu. Hayvanları Koruma Kanunu’nda “Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır” maddesi varken, hayvanların özgürlüklerinden bu kadar koparılması nasıl mümkün oluyor?

1 Nokta 5’in dokuzuncu bölümünde, Gezegen editörü Zeynep Yüncüler, belgeselin yapımcısı hayvan özgürlüğü aktivisti Ece Aksel ile beş soruda “Hayvan Hapishaneleri”ni konuştu.

1 Nokta 5

ZeroBuild Summit’22, 23-26 Mart 2022 tarihlerinde gerçekleşecek

“Sıfır Enerji Binalar”a dönüşümün ülke gündeminde yer bulması amacıyla düzenlenen ZeroBuild Türkiye, 2022 yılının mart ayında fiziksel ortamda gerçekleşecek.

Türkiye için yapılarda değişimin yol haritasının ele alınacağı Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi- ZeroBuild Summit’22, 23-26 Mart 2022 tarihlerinde 44. Yapı Fuarı TurkeyBuild İstanbul ile eş zamanlı olarak İstanbul Tüyap Kongre Merkezi’nde “Change Starts Here! – Değişim Burada Başlıyor!” sloganı ile düzenleniyor.

Zirve, iki yıl boyunca dijital ortamda düzenlenmişti.

‘Sıfır Enerji Bina bugün için bir zorunluluk’

Teknoloji oturumları, sunumlar ile “Sıfır Enerji Binalar”ın nasıl geliştirileceği ve dönüşümün nasıl sağlanacağı konularının ele alınacağı ZeroBuild Summit’22’de eş zamanlı olarak da fuar düzenlenecek.

Bu yıl ZeroBuild Summit’22’nin direktörlüğünü üstlenecek olan Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gamze Karanfil, fuar ve zirve hakkında şu bilgileri paylaştı:

Türkiye, 6 Ekim 2021 tarihi itibariyle iklim değişikliği ile mücadelenin önemli bir adımı olan Paris Anlaşması’nı imzalayarak 2053’te Net Sıfır Emisyon hedefini kabul ettiğini açıkladı. Anlaşmaya taraf olmanın ardından ilk iş olarak 2053’te Net
Sıfır Emisyon hedefiyle uyumlu yol haritasının belirlenmesi ve hedeflerinin güncellemesi gerekmekte.

Bu yolculukta dünyada birçok başarılı örneği bulunan ‘Sıfır Enerji Binalar’ birçok ülke ile birlikte Türkiye’nin de eylem planları arasında yer alıyor. ZeroBuild Türkiye’21’de çevre felaketleri, iklim krizleri ve özellikle salgın sürecinin tetiklemesiyle birlikte ‘Sıfır Enerji Bina’ kavramının bir gelecek projesi olmaktan öte, bugün için bir zorunluluk olduğunun açığa çıkması için çalıştık.

ZeroBuild Summit’22’de ise dünyanın hızla geliştiğine ve günümüzün küresel iklim krizi şartlarının bizleri dönüşümü hızla gerçekleştirmeye zorladığına dikkat çekerek sürdürülebilir yapılar ile bu dönüşümün gücünü yakalamanın mümkün olduğunu vurgulayacağız. Bunlar için en önemli avantajın ‘Sıfır Enerji Binalar’ olduğunu ve dönüşümün bu yapılarla geleceğine inandığımız için sloganımızı ‘Change Starts Here! – Değişim Burada Başlıyor!’ olarak belirledik.”

Dr. Gamze Karanfil ayrıca, “ZeroBuild Türkiye’21; yapı malzemeleri, yenilenebilir enerji, yalıtım, havalandırma, ısıtma, soğutma, ev otomasyonu, aydınlatma, ev aletleri, mimarlık ve müşavirlik hizmetleri gibi tüm ilgili disiplinler ve tedarikçileri ortak bir platformda bir araya getirmişti. ZeroBuild Summit’22’de bu ağı
daha da genişletmeyi hedefliyoruz” ifadelerini de kullandı.

Karadeniz soğumadı, hamsi soğuk sulara kaçtı

Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak deniz suyu sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Karadeniz’deki hamsi sürüleri, daha soğuk olan Gürcistan ve Rusya kıyılarına yöneldi. Av sezonu başında bolca avlanan ve balıkçıların yüzünü güldüren hamsi, Türkiye’de öngörülenden çok önce azalmaya başladı.

Harekete geçen kadın+lar konferansı 11 Aralık’ta gerçekleşecek

Yeşil Düşünce Derneği‘nin bu yıl ikincisini düzenlediği “Harekete Geçen Kadın+lar Konferansı” 11 Aralık Cumartesi günü saat 15.00’te çevrimiçi ortamda gerçekleşecek.

Konferansla, kadın ve LGBTİ+ları yürüttükleri ekoloji-iklim ve cinsiyet mücadelesine tanık olmak için farkı ülkelerden; aktivistleri, siyasetçileri, akademisyenleri bir araya getirerek deneyim paylaşımı yapmak, dayanışma ve bağları geliştirmek amaçlanıyor.

‘Tematik alanlarda ortak kesen konular öne çıkacak’

Yeşil Düşünce Derneği tarafından, konferansa şöyle çağrı yapıldı:

Türkiye geçtiğimiz ay Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak küresel iklim mücadelesinin önemli bir parçası olma iddiasını ortaya koydu. Ancak yine bu yıl içinde, Temmuz ayında ilk imzacılarından biri olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı. Sene içinde yapılan tüm protestolara, eylemlere ve çağrılara rağmen kadın ve LGBTİ+ların yaşam haklarını güvence altına alan bu sözleşmenin bir parçası olmaktan vazgeçti. Türkiye’de her gün yaşanan cins kıyımına, erkek şiddetine ve fobik nefret suçlarına farklı coğrafyalardaki doğa hakkı gaspları ekleniyor; eşitsizsizlikler derinleşiyor. Bununla beraber, iklim, ekoloji, kadın ve LGBTİ+ hareketlerinin, birleşerek büyümelerine; kendini tek gerçeklik gibi dayatan, doğayı ve insanları birer kaynak olarak gören ve sömüren eril tahakküme karşı gelişen ve yayılan direnişlerine tanıklık ediyoruz.

Yeşil Düşünce, tüm insanların, canlıların ve doğanın haklarının korunduğu, daha iyi ve yaşanabilir bir dünya için iklim ve ekoloji mücadeleleri ile kadın ve LGBTİ+ mücadelelerini ortaklaştırmanın önemini toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini benimseyerek vurgular: Gelecek kuşaktaki tüm canlılar için alınacak kararların ve politikaların bu ortak mücadele alanlarından çıkması gerektiğine ve dayanışmanın küreselliğine inanıyoruz.

Yeşil Düşünce Derneği olarak Yeşil Avrupa Vakfı (GEF) ile biz de bu iki alanın dayanışmasına, mücadelesine ek olarak yeşil politika için cinsiyet çalışmaları başlığında tematik alanlarda ortak kesen konuları öne çıkartan çalışmalar yapıyoruz. Bu vesileyle Harekete Geçen Kadın+lar Konferansı’nın ikincisini bu sene 11 Aralık 2021 Cumartesi günü gerçekleştireceğiz.

Bu konferansta kadın ve LGBTİ+ları yürüttükleri ekoloji-iklim ve cinsiyet mücadelesine tanık olmak için farkı ülkelerden; aktivistleri, siyasetçileri, akademisyenleri bir araya getirerek deneyim paylaşımı yapmak, dayanışma ve bağları geliştirmeyi hedefliyoruz.”

Konferans programı

Konferansın programı ise şöyle:

15:00 – 15:10 Açılış

Moderasyon: Bahar Topçu Yeşil Düşünce Derneği, Yönetim Kurulu Üyesi & İklim Aktivisti

Bölüm 1: Küresel Dayanışma

15:15-15:30 Faika El-Nagashi – Avusturya Yeşiller Parlamento Üyesi – “Dayanışma yoluyla güçlenme! Kadın haklarının kesişim noktası”

15:30-15:45 Anuna De Wever – İklim Aktivisti

15:45-15:55 Soru & Cevap

Bölüm 2: Cinsiyet ve İklim Adaleti Tartışmaları

16:00-16:20 V’cenza Cirefice Aktivist / Araştırmacı – “İklim Krizine Feminist Yaklaşımlar: İklim Adaletinin Kesişimselliği”

16:20-16:40 Özge Doruk Aktivist /Araştırmacı – “İklim Adaleti Meselesi Üzerine: Bozkurt’tan Saha Notları”

16:40-17:00 Kristen Biehl – Sabancı Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi & Özlem Aslan – Kadir Has Üniversitesi, Misafir Öğretim Üyesi – “Türkiye’de çevre ve ekoloji örgütlenmelerinde toplumsal cinsiyet”

17:00-17:15 Soru & Cevap

Konferansa kayıt olmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Tuz Gölü, yüzde 65 oranında çekildi

Ankara, Konya ve Aksaray arasında yer alan Tuz Gölü, kuraklığın etkisiyle küçülüyor. Göl alanı, iklim değişikliğine bağlı kuraklığın etkisiyle her geçen gün biraz daha daralıyor.