Ana Sayfa Blog Sayfa 1045

İklim aktivistleri, AB’nin biyoenerji ve plastik yatırımlara ilişkin kararına itiraz süreci başlattı

İklim kampanyacıları biyoenerji ve plastik yatırımlarının “düşük karbonlu” olarak etiketlenmesine karşı, Avrupa Birliği nezdinde yasal itiraz sürecini başlattı.

Sorun, Avrupa Birliği’nin iklim hedeflerine ulaşabilmesi için finansmanı doğru yatırımlara yönlendirebilmesi amacıyla tasarlanan “iklim dostu” yatırımların taksonomisinde düğümleniyor. Taksonomi, yatırımları düşük karbonlu ve iklim dostu olmasına göre sınıflandırma kriterleri içeriyor ve AB yatırımcılarının bu tür projelere daha fazla sermaye ayrılmasını hedefliyor.

Reuters‘in aktardığına göre, çevre hukuku alanında çalışan ClientEarth dün resmi olarak Avrupa Komisyonu‘ndan biyoenerji yatırımlarını “sürdürülebilir” olarak sınıflandırmaya izin veren kurallarını gözden geçirmesini istedi. Çevre örgütü, birliğin AB taksonomisini destekleyen yasayı ihlal ettiğini kaydetti. Ek olarak birkaç sivil toplum örgütü da Komisyon’dan biyoenerji kurallarını gözden geçirmesini istedi.

AB enerjisinin yaklaşık yüzde 10’u biyoenerjiden üretiliyor

ClientEarth, AB’nin mevcut biyokütle politikasının, biyokütle enerjisinin iklim etkisine ilişkin son bilimsel tartışmaları yansıtmadığını söylüyor. Örgüt  kimyasalların fosil yakıtlardan üretildiği ve çoğunlukla çevreyi kirleten tek kullanımlık plastikler yapmak için kullanıldığı gerekçesiyle, AB’nin biyo-bazlı plastikler ve belirli kimyasallar için koymuş olduğu “yeşil” etiketine de itiraz ediyor.

CO2 emisyonlarına ve ormansızlaşmaya yol açtığı gerekçesiyle bilim insanları, uzmanlar ve aktivistlerce çok eleştirilen; odun veya ekin artıkları ile  hayvan atıkları gibi biyokütlelerin yakılmasından elde edilen biyoenerjiye ilişkin yatırım kuralları ocak ayında yürürlüğe girmişti. Özellikle bitkiler ve ağaçların enerji elde etmek için yakılması durumunda, AB’nin eski ormanları ve habitatları korumak için sürdürülebilirlik kriterlerine uyması gerekiyor.

AB enerjisinin yaklaşık %10’u biyoenerjiden üretiliyor.

AB Komisyonu, geçen gün açıklanan ve gaz ile nükleer yatırımları “düşük karbonlu” olarak etiketleyecek yeni taksonomi kuralları seti konusunda, bu kurallar henüz yürürlüğe girmemiş olsa da bazı AB ülkelerinin yasal işlem tehditleriyle de karşı karşıya.

Partnership for Policy Integrity ve Lifescape Project adlı iklim grupları da kararın açıklanmasının hemen ardından Komisyon’dan biyoenerji kurallarını gözden geçirmesini istedi.

Komisyonun taleplere yanıt vermesi için 16 haftası var, ardından kampanyacılar itirazlarını Avrupa Adalet Divanı‘na taşıyabilecek. Avrupa Komisyonu ise konuyla ilgili açıklama yapmayı reddetti.

Başvuruyu yapan ClientEarth avukatı Filippo Mattioli, “Komisyon, iklime ve biyoçeşitliliğe vereceği zararla ilgili açık bilimsel uyarıları göz ardı ederek, şu anda sahte bir sürdürülebilirlik etiketi altında biyokütleye yatırımı teşvik ediyor” diyor.

İtiraz eden diğer örgütlerin inceleme talebi de “bilimsel kanıt” argümanına dayanıyor. Çevre örgütleri, Paris İklim Anlaşması‘nda kabul edildiği üzere, orman yönetimi de dahil olmak üzere yeni kuralların, küresel ısınmayı dizginlemek için gereken emisyon azaltımlarına katkıda bulunmayacağı görüşünde.

İklim örgütlerinin itirazı, halkın çevre hukukuna uymayan politikaları veya kararları gözden geçirmesini ve bunlara itiraz etmesini sağlayan uluslararası bir anlaşma olan Aarhus Sözleşmesi kapsamında şekillendirildi.

Ne olmuştu?

Avrupa Birliği’nin iklim hedeflerine ulaşabilmek için finansmanı doğru yatırımlara yönlendirebilmesi amacıyla yeşil ürünler taksonomisi tasarlanmış, rehberin güvenilirliğini sağlamak adına, 2018’de bir teknik uzman grubu oluşturulmuştu. İki sene sonra yayımlanan tüzüğündeyse, Taksonomi’ye dahil edilecek tüm faaliyetlerin sürdürülebilirliğinin bilimsel kanıtlara dayanması şartı getirilmişti.

Ocak sonunda Avrupa Komisyonu’nun doğalgazı ve nükleeri ‘yeşil enerji’ olarak sınıflandırma önerisi, Avrupa Birliği’nde büyük tartışma yarattı ve üye ülkeler arasında ihtilafa yol açtı. Konuya ilişkin olarak Yeşil Gazete’ye konuşan Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Türkiye’nin İklim ve Enerji Programı Kıdemli Uzmanı Tanyeli Sabuncu, 2021’in son günlerinde başlayan nükleeri ve doğalgazı ‘yeşil’ ilan etme hazırlıklarının, Komisyon’un lobi baskıları sonucunda bu yaklaşımdan saptığını gösterdiğini belirtmişti.

ClientEarth (CE) daha önce de Birleşik Krallık hükümetine, emisyonlarda vaat edilen kesintileri sağlamak için gereken politikaları yasalaştırmadığı için dava açmıştı. Örgüt, son yıllarda yetersiz hava kirliliği politikaları nedeniyle hükümete üç kez dava açmış ve kazanmıştı.

Bodrum Barajı için verilen ‘ÇED olumlu’ kararına dava açıldı

Muğla’nın Bodrum ilçesinde Devlet Su İşleri (DSİ) 21’inci Bölge Müdürlüğü tarafından yapılmak istenen Bodrum Barajı projesi için  Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen onaya çevre örgütleri tarafından dava açıldı.

Proje hakkında sunulan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) başvurusunu değerlendiren bakanlığın “ÇED olumlu” kararına Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) ‘Kayaderesi Özgür Aksın!’ çağrısıyla itiraz etti.

‘ÇED olumlu’ kararına karşı hukuki süreç başlatıldı

Bin 448 sayfalık ÇED raporu içinden daha pek çok itiraz noktasının dava dilekçelerine eklendiğini bildiren MUÇEP Derneği, Karadam Karacahisar Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği (KARDOK), TMMOB Muğla İl Koordinasyon Kurulu ve Çamlıca köylüleri 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü‘nde hukuki süreçleri başlattı.

‘Yıkıma neden olacak’

MUÇEP tarafından yapılan açıklamada, “ÇED Olumlu” kararı ile “Bodrum İçmesuyu Barajı ve Malzeme Ocakları, Kırma-Eleme, Yıkama-Eleme Tesisi ve Beton Santrali Projesi”nin de neden olacağı ekolojik, ekonomik ve toplumsal yıkımlara rağmen önü açılan projelerden biri olduğuna dikkat çekiliyor.

‘Ciddi kaygılar var’

Muğla Çevre Platformu, ÇED raporunda belirtilen gerekçesi itibariyle barajın iddiaya göre 2065’te Bodrum nüfusuna içme-kullanma suyu sağlaması hedeflendiğini ancak sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve yerelde doğrudan etkilenecek kişilerin hem gerekçeye hem de projenin kendisine ilişkin ciddi kaygıları olduğunu dile getiriyor.

‘Doğa ve insan sağlığı için ciddi tehlike’

Proje rezerv alanının Muğla’daki üç termik santral ve açık linyit ocaklarının oluşturduğu üçgenin ortasında yer aldığına dikkat çeken MUÇEP,  bu nedenle kül ve ağır metal kirliliği açısından birikecek suyun doğa ve insan sağlığı için ciddi tehlikeleri olacağını hatırlatıyor.

‘Proje gerçekçi bir orman muhafaza yaklaşımı içermiyor’

MUÇEP açıklamasında ‘ÇED olumlu’ kararının verildiği projenin gerçekleşmesi, durumunda 83 no’lu Kızılçam Gen Koruma Ormanı‘nın sular altında kalıp yok olacağına dikkat çekiliyor.

Açıklamada şu ifadelere yer veriliyor:

“Dosyada çeşitli tedbirler tavsiye edilmiş olsa da hiçbiri gerçekçi bir orman muhafaza yaklaşımı içermemekte. Proje rezerv alanının Yatağan’ın Çamlıca köyünü yutması planlanmış durumda. İnsanların kente zorunlu göçe mecbur bırakılması hesaplanırken böylece bu arazilere el konması, el konan tarım arazileri, zeytinlikler de dahil tüm yaşam alanlarının geri dönüşsüz yok olacağı yaptırılan ÇED raporunda açıkça belirtiliyor.”

‘1 milyon 100 bin metrekarelik doğal alan yok olacak’

MUÇEP ayrıca proje rezerv alanında 83 milyon metreküplük bir su birikim hacmi planlandığına, kırma-eleme, yıkama-eleme tesisleri, malzeme ocakları ve beton santraliyle beraber toplam yaklaşık 1 milyon 100 bin metrekarelik doğal alanın geri dönüşsüz yok olacağına işaret ediyor:

“2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde, bir akarsuyun daha önüne bent çekilip gasp edilmesine; bu yolla alt havzadaki yeraltı ve yerüstü sularının da beslendiği damarlardan birisinin daha kesilmesine; bu akarsularla beraber, onlara bağlı yaşayan tüm ekosistemin geri dönüşsüz zarar görmesine karşı ve yaşam hakkını savunan her bireyle beraber her meşru hakkımızı kullanıp, mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğimizi buradan da duyurmak, ilan etmek isteriz!”

Ne olmuştu?

Proje için verilen ÇED dosyasında, bölgenin yüzde 78’lik kısmının ormanlık yüzde 11’inin ise sulu-kuru tarım alanı olduğu belirtilerek bu alanların olumsuz etkilenmeyeceği iddia edilmişti. Dosyaya göre, baraj sahası, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 83 No’lu koruma alanı içerisinde bulunuyordu. İnşaat için gerekli malzeme ocakların ve işletmelerin (kırma, eleme, yıkama ve beton santralı) ise beş farklı alanda toplam 1 milyon 86 bin metrekare yer kaplayacağı belirtilmişti. Raporda, baraj çevresinin proje sonunda ağaçlandırılacağı söylenmişti. Bakanlık tarafından Ocak 2022’de ‘ÇED olumlu’ kararı vermiş, çevre aktivistleri ise karara itirazlarını dile getirmişti.

 

Avrupa’da şiddetli hava olayları 40 yılda 142 bin kişinin ölümüne neden oldu

Avrupa Çevre Ajansı (AÇA), 1980-2020 arasında Avrupa‘da meydana gelen aşırı hava olaylarının, kıtaya 500 milyar euroya mal olduğu ve 142 bin kişinin ölümüne yol açtığını bildirdi.

AÇA’nın yayımladığı raporda, Avrupa’da 1980-2020 arasında görülen sıcak hava dalgası ve seller gibi aşırı hava olayları ve bunların beraberinde getirdiği tahribatın 142 bin kişinin yaşamını yitirmesine neden olduğu ifade edildi.

Sadece 2003 yılındaki sıcak hava dalgasının, 32 Avrupa ülkesinde 80 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açtığının aktarıldığı raporda, özellikle sıcak hava dalgası, soğuk hava dalgası, kuraklık ve orman yangınlarının ölümlerin yüzde 93’ünden, finansal zararın ise yüzde 22’sinden sorumlu olduğu kaydedildi.

‘Maddi zararının yüzde 60’ına neden oldu’

AA‘nın aktardığına göre raporda, aşırı hava olaylarının 40 yıllık maliyetinin 500 milyar avroyu geçtiği belirtilerek, neden olduğu can kayıpları diğer hava olaylarına göre daha az olsa da sellerin verdiği maddi zararın bu maliyetin yüzde 44’ünü, fırtınaların ise yüzde 34’ünü kapsadığı vurgulandı.

İklim krizine bağlı doğal felaketlerin ekonomik etkisinin sel, fırtına gibi olaylarda yoğunlaştığı kaydedilen raporda, 1980-2020 arasındaki hava olaylarının yüzde 3’ünün verilen toplam 500 milyar avroluk maddi zararının yüzde 60’ına neden olduğu bildirildi.

Son yedi yıl, kayıtlara geçen açık ara en sıcak yedi yıl oldu

C3S’nin yıllık bulgularına göre, son yedi yılda en yüksek sıcaklıkları yaşayan Avrupa sıcak dalgaları ve sellerle boğuşurken, karbondioksit ve metan konsantrasyonları da artmaya devam ediyor.

Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), 2021’in dünya genelinde kayıtlara geçen açık ara en sıcak yedi yıl olduğunu gösteren yıllık bulgularını yayınladı. Buna göre, Avrupa; Akdeniz’de şiddetli sıcak hava dalgaları ve Orta Avrupa’da sellerin damgasını vurduğu aşırı uçlarda bir yaz yaşadı. Bu arada, karbondioksit ve özellikle metan konsantrasyonları küresel ölçekte artmaya devam etti.

C3S’nin verilerine göre, son yedi yıl içinde 2015, 2018 ve 2021 daha serin yıllar arasında yer alıyor. Bir taraftan da 2021’de Avrupa en sıcak yazını yaşadı. Sıcaklık değerleri, 2010 ve 2018’de yaşanan diğer en sıcak yazlardan çok az daha yüksek ölçüldü.

C3S, Copernicus Atmosfer İzleme Servisi (CAMS) ile birlikte uydu ölçümlerini kullanılarak yaptığı ön analiz çerçevesinde, atmosferik sera gazı konsantrasyonlarının 2021 yılı boyunca artmaya devam ettiğini, karbondioksit (CO2) seviyelerinin yıllık küresel ortalamasının yaklaşık 414 ppm’lik rekor seviyeye ulaştığını ve metan (CH4) seviyesinin de yaklaşık 1876 ppb’e ulaşarak yıllık rekoru kırdığını bildirdi.

Yürüyemeyen Hermes artık koşuyor

Konya’da birkaç ay önce çeşitli hastalıklarla veterinere gelen, arka ayakları tutmayan ve uyutulması istenen Hermes isimli köpek azmiyle hayata tutundu.

Hermes dört yaşındayken bir başkasına emanet edilmiş, iki yıl boyunca da oradan oraya sürekli yeri değişmişti. Yeri geldiğinde tavuk kümesinde bile hapsedilen Hermes veterinere gelmeden önce son olarak bahçede bakıldığı söyleniyordu.

Veterine geldiğinde arka ayakları tutmuyordu

Ahmet Doğru’nun Ajanimo’dan aktardığına göre; Hermes, kliniğine geldiği zaman uyuzu ve mantarı vardı ve arka ayakları tutmayacak kadar kötü durumdaydı.

Kısmi felçli olarak veterinere getirilen Hermes’in aynı zamanda zayıflıktan kaburgaları çıkmıştı. Hermes’in bu hale gelmesinin sebebinin büyük ırk bir köpek tarafından ısırılması olduğu söylenmesine rağmen Hermes’in vücudunda hiç ısırık izi bulunmamaktaydı.

Öldürülmesi istendi

Veteriner kliğiniğindeki çalışanlar Hermes’le yakından ilgilendiler. Çaresiz köpeğin felcinden kaynaklı olarak vücudunda yatak yaraları oluştu. Hatta  açlığa alışkınlığından kendi dışkısını yediği zamanlar oldu. Duygusal insanına Hermes’in bu durumu anlatıldığında insanı onun uyutulmasını yani öldürülmesini istedi.

‘Öldürülmesine izin veremezdim’

Veteriner kliniği çalışanlarından Melisa Deniz Çakıcı, Veteriner hekimle konuşarak Hermes’in öldürülmesine izin vermedi. Hermes’e vitamin tedavileri, tablet destekleri, fizik tedavi ve sıcak su masajları yapıldı. Yürüyüşlere başlayan Hermes kısa sürede büyük mesafe kat etti.

Yürüyemeyen Hermes artık koşuyor

Çok kısa sürede büyük mesafeler kat eden Hermes’in yatak yaraları geçti. Hatta kliniğe ilk geldiği zamanlar yürüyemeyen Hermes artık koşuyor bile.

O kadar hayat dolu ve bir o kadar da azimli olan Hermes’in ismi Melek olarak değiştirildi. Paylaşılan videolar arasında 1.5 ay fark var.

İki video arasındaki fark, hayvanların sevgiyle ne kadar büyük şeyler başarabileceğini anlatıyor.

TBMM Hazırlık Komisyonu HDP’li Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verdi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hazırlık Komisyonu oy çokluğu ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Semra Güzel‘in dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verdi.

PKK‘lı Volkan Bora ile fotoğrafları basına yansıyan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla düzenlenen iki ayrı yasama dokunulmazlığı dosyasını ele almak için oluşturulan Hazırlık Komisyonu, kararını verdi.

Komisyon, Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde verdiği kararı Salı günü saat 17.00’ye kadar Karma Komisyon’a sunacağını duyurdu.

ABD Başkanı: IŞİD lideri El-Kureyşi öldürüldü

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, ABD Özel Kuvvetleri’nin dün Suriye’nin İdlib kentinde gerçekleştirdiği operasyonda mevcut IŞİD lideri Ebu İbrahim el‑Haşimi el‑Kureyşi’nin öldürüldüğünü açıkladı.

ABD Başkanı Joe Biden, dün gece gerçekleşen operasyona dair detayları Twitter’dan duyurdu.

Biden, “Dün gece benim yönlendirmemle ABD ordusu başarılı bir terörle mücadele operasyonu gerçekleştidi. Silahlı Kuvvetlerimizin cesaretiyle, IŞİD lideri Ebu İbrahim el‑Haşimi el‑Kureyşi’yi savaş alanından sildik.”

Öteki Hareketi’nden bugün ve ortak gelecek üzerine panel

Temel hedefi özgürlüğün, insan haklarının ve canlı yaşamının karşısındaki tüm tehditlere karşı mücadele etmek olan Öteki Hareketi, 5 ile 6 Şubat arasında ‘Bugünümüz ve Ortak Geleceğimiz’ başlıklı bir panel düzenliyor. Zoom üzerinden çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek panele form doldurarak katılım sağlanıyor.

İki gün sürecek panelin ilk gününe katılacak isimler arasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Koray Doğan Urbarlı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen ve Gelecek Partisi Gençlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Gözel yer alıyor.

Panelin ikinci gününde ise HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Barış Akademisyeni Vahdet Mesut Ayan, TİHV Başkanı Metin Bakkalcı, Hak İnisiyatifi Derneği Genel Başkanı Arif Koçer, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Öğrencisi Rümeysa Özüyağlı konuk olacak.

HAYKURDER: Bakanlık hayvan deneyleri yönetmeliğini değiştiriyor

Hayvanları Koruma Kurtarma ve Yaşatma Derneği (HAYKURDER), Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kamuoyundan ve sivil toplum kuruluşlarından (STK) gizli bir çalışma yürüterek Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelikte değişiklik için hazırlık yaptığını duyurdu.

HAYKURDER’in resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamaya göre, Bakanlık bu yönetmelik ile Deneye Hayır Platformu bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği tüzel kişiliği üzerinden Hayvan Deneyleri Merkezî Etik Kurulu‘nda (HADMEK) yapısal değişikliğe gidiyor ve hayvanseverlerin bütün itirazlarına rağmen deney için hayvan yetiştiren bir dernek olarak bilinen Laboratuvar Hayvanları Bilimi Derneği’ni kurulda göreve atıyor.

Üye sayısının da 15’e düşürülerek hayvan sağlığına yönelik meslek birliği olan Türk Veteriner Hekimleri Birliğini ve TÜBİTAK temsilcisini de HADMEK’ten çıkartılıyor. Türk Tabipler Birliği‘nin (TTB) kuruldaki üyeliğini ise sonlandırıyor.

STK temsilcisi üye kontenjanının da kaldırılıyor olmasıyla kurulda yarısı bakanlık bürokratı, geri kalan yarısı da bakanlığın seçeceği hayvan deneyi yapan ilgililer yer alacak.

Daha önce Bakanlığa açılan dava kazanıldı

Hayvan Hakları ve Etiği Derneği tüzel kişiliği üzerinden HADMEK mevzuata aykırı üye seçimi yapıldığı gerekçesiyle Tarım ve Orman Bakanlığı aleyhine 2018’de açılan dava 10 Aralık 2021 tarihinde karara bağlandı. Mahkeme, Bakanlığın hukuka aykırı şekilde üye seçimi yaptığına hükmetti.

Hayvan Deneyleri Merkezî Etik Kurulu’nda aday gösterilen hayvan hakları örgütlerinden hiçbiri seçilmemişti.

Türkiye’de hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmalar, 2011’den beri bir mevzuata bağlanmış durumda. 2014 yılında ise hayvan deneyleri için “etik kurullar” kurulmaya başlandı. İlgili yönetmeliğe göre kurulan ve 21 üyeden oluşan HADMEK’in bir üyesi de “hayvanları korumaya yönelik sivil toplum örgütlerinden” bir temsilci olmalı.

Laboratuvar Hayvanları Bilimi Derneği, 2014 yılında bu kurulun oluşturulmasından itibaren kurulda görev yaptı ve dört senelik görev süresinin sona ermesinin ardından, hayvan hakları alanında çalışan örgütler yeni üye seçimi için dört aday gösterdi: Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Kurulu, Hayvanlara Adalet Derneği, Hayvan Hakları Konfederasyonu, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği. Ancak Bakanlık yeni dönemde de aynı derneğin “hayvanları korumaya yönelik sivil toplum örgütü temsilcisi” olarak kurulda yer almasına karar vermiş, bunu da hayvan koruma örgütlerine sözlü olarak bildirmişti.

Bunun üzerine, Deneye Hayır Derneği bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, Tarım ve Orman Bakanlığınca alınan bu kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açtı. Yürütmeyi durdurma talebini reddeden Mahkeme, taraflardan gelen ek beyan, dilekçe ve bilirkişi görüşlerini inceledi ve 2020 yılı Haziran ayında dava konusu olan üye seçimi işleminin iptaline hükmetti.

Ankara 11. İdare Mahkemesince verilen bu kararın usul ve hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle Bakanlık istinaf yoluna gitti. Dosyayı yeniden inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, oy birliğiyle aldığı kararda, daha önceden verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğuna hükmederek Bakanlığın istinaf istemini reddetti.

İpsala sınırında donarak ölen mülteci sayısı 19’a yükseldi

Edirne, İpsala’daki Paşaköy köyü Mandakoru mevkisinde soğuktan donarak hayatını kaybeden mülteci sayısı 19’a yükseldi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 22 mültecinin Yunanistan tarafından geri itildiğini, bu kişilerden 12’sinin donarak hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Bölgede çalışma başlatan jandarma, polis ve AFAD ekipleri, dün geceden beri yedi mültecinin daha cansız bedenine ulaştı.

Arama çalışmaları sürüyor

Edirne Valiliği‘nden yapılan açıklamada, “İpsala ilçemizde Yunanlar tarafından geri itilen ve donarak hayatını kaybeden göçmenlerin bulunduğu bölgede dün ve bugün devam eden arama ve kurtarma faaliyetlerinde cansız bedenine ulaştığımız göçmen sayısı maalesef 19’a ulaşmıştır” denildi.

Hayatını kaybeden mültecilerin tamamının yetişkin erkek olduğu açıklandı. Otopsi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilen cesetlerin uyruk ve kimlik belirleme çalışmaları da ekiplerin bölgedeki arama çalışmaları da sürüyor.

Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ile 20 Mart 2016’da uygulamaya geçen anlaşmayla Ege’yi geçerek Yunanistan’a giden mültecilerin geri gönderilmesini kabul etmiş; bunun için de 6 milyar Euro’luk maddi yardım almıştı.

Kuzguncuk Kooperatifi açılıyor

Doğal, sağlıklı gıda maddelerine adil fiyatlarla ulaşabileceğiniz Kuzguncuk Kooperatifi, iki yıl süren bir süreç sonunda kapılarını açıyor.

YerDeniz Kooperatifi’nin katkılarıyla mahalle ölçeğinde bir dayanışma ekonomisi olmayı hedefleyen Kuzguncuk Kooperatifi, gıda egemenliği perspektifiyle yola çıkıyor.

5 Şubat Cumartesi günü

Kooperatif, tarladan çatala gelene dek gıdanın geçirdiği üretim süreçlerine herkesi katılmaya ve dayanışma ekonomisinin bir parçası olmaya çağırıyor. Yaşadığımız gıda krizinden dayanışmayla çıkabileceğimizi belirten Kuzguncuk Kooperatifi, 5 Şubat saat 14.00’de gerçekleştirilecek açılışa başta mahalleliler olmak üzere herkesi davet ediyor.

Kuzguncuk Kooperatifi
Sosyal medya @KuzguncukKoop
Adres: Kuzguncuk Mah. Bahçesaray Sok. No:27/1  Üsküdar / İstanbul