Ana Sayfa Blog Sayfa 1005

Almanya ‘iklim dostu’ enerjilere 200 milyar Euro ayıracak

Almanya‘da federal hükümet, 2026 yılına kadar iklimin korunması ile petrol ve doğal gaz tedarikinde dışa bağımlılığı azaltmak için  200 milyar Euroluk bütçe ayrılmasını kararlaştırdı.

Koalisyon ortaklarından liberal Hür Demokrat Parti‘nin genel başkanı da olan (FDP) Maliye Bakanı Christian Lindner ile Yeşiller’in eski eş başkanı, Ekonomi ve İklim Bakanı Robert Habeck‘in söz konusu meblağ üzerinde uzlaştığı bildirildi.

Reuters‘e konuşan Habeck, “Hükümetimiz enerji güvenliği ve iklimin korunmasına 2026 yılına kadar 200 milyar Euro ayırıyor”diyerek bunun yoğun müzakereler sonrası sağlanan bir başarı olduğunun altını çizdi: “Enerji bağımsızlığımıza her zamankinden daha çok yatırım yapmamız gerekiyor”

Alman birinci kanalı ARD‘ye açıklama yapan Maliye Bakanı Lindner ise söz konusu kaynağın elektrikli araçlar için şarj istasyonlarının genişletilmesi, hidrojen üretimi ve yenilenebilir enerjilerin ucuzlatılması ile elektrik fiyatlarının düşürülmesi için kullanılacağını açıkladı.

Enerji, Ulaşım ve Endüstri dönüşümü bütçesinde bir “İklim ve Transformasyon Fonu” oluşturulması da öngörülüyor. DW‘nin hükümet çevrelerinden edindiği bilgiye göre, en az 90 milyar euro tutarında olması öngörülen fon ile sanayi ile iklim sözleşmelerinin hayata geçirilmesi planlanıyor. Çelik, kimya ve çimento endüstrilerinin ‘yeşil endüstrilere’ dönüşümünün sağlanması da bu kapsamda değerlendiriliyor.

Ekonomi Bakanı Robert Habeck, Başbakan Olaf Scholz ve Maliye Bakanı Christian Lindner
Ekonomi Bakanı Robert Habeck, Başbakan Olaf Scholz ve Maliye Bakanı Christian Lindner

Lindler ambargoya karşı

Almanya’da, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası doğal gaz ithalatında Rusya’ya bağımlı olunmasına yönelik eleştiriler gündemin öne çıkan maddelerinden biri. Ülkenin çevre ve iklim dostu enerjilere yapılacak yatırımlarla bu bağımlılığın azaltılması önerileri bütün kesimlerde tartışılıyor. 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Avrupalı müttefikleriyle Rusya’dan petrol ithalatını durdurmayı görüştüklerini açıklamıştı. Ancak Almanya Maliye Bakanı Lindner bu plana karşı. Almanya’nın Rusya’dan doğal gaz, petrol ve kömür ithal etmekten vazgeçerse, Avrupa’da ve dünyada fiyatların dramatik bir şekilde yükselmesine yol açacağını söyleyen Lindner, Almanya’nın bu parayı ödemeye razı olması durumunda bile dünyanın başka yerlerinden kömürü, doğal gaz ve petrol temin etmesinin kolay olmadığını kaydetti. Lindner ayrıca, böyle bir ambargonun Ukrayna’daki durumu değiştirmeyeceğini savundu.

Almanya’da doğal gaz geçen sene tüm enerji tüketiminin dörtte birinden biraz daha fazla bir seviyeye yükseldi; söz konusu doğal gazın yarısı ise Rus doğal gaz kaynaklarından temin ediliyor.

Sivil Toplumun Geleceği raporu: Kadınlar sivil toplumun gücüne inanıyor

Sivil Toplum İhtiyaç ve Motivasyon Araştırmasıraporuna göre; sivil toplum çalışanı kadınların yüzde 55.2’si erkeklere göre daha fazla stresli hissediyor. Kadın hareketi üzerinde artan baskı, İstanbul Sözleşmesi’nin iptali ve toplu yürüyüşlere yönelik şiddet, kadınlarda yükselen kaygıyı açıklayabilecek gelişmeler. Ayrıca kadınlar, erkeklere kıyasla, sivil toplumun gücüne daha fazla inanıyor.

Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği’nin, Sivil Toplumun Geleceği Projesi kapsamında hazırladığı ‘Sivil Toplum İhtiyaç ve Motivasyon Araştırması’ raporu, Türkiye’nin dört bir yanında, farklı alanlarda çalışan sivil toplum kuruluşlarındaki (STK) kadınların, sivil toplumla ilgili görüş ve beklentilerini ortaya koyuyor.

Rapora göre, sivil toplum faaliyetleri sırasında kadınlar daha fazla stres hissediyor; yüzde 55.2’si, orta veya yüksek seviyede stres hissettiğini belirtiyor. Raporun, kapsamı ve yöntemi açısından mevcut durumu ortaya koyan önemli bir çalışma olduğunu söyleyen Proje Uzmanı Emine Uçak, “Kadın hareketi üzerinde artan baskı, İstanbul Sözleşmesi’nin iptali ve toplu yürüyüşlere yönelik polis şiddeti kadınlarda yükselen kaygıyı açıklayabilecek gelişmeler” diyor.

Rapor: Kadınlar daha çok baskı hissediyor

Sivil toplum faaliyetlerinin toplum üzerindeki etkisi konusunda sivil toplumu etkili görenlerin oranı kadınlarda yüzde 41.8. Etkisiz görenler yüzde 15.2’de kalıyor. Bu oranlar erkeklerde yüzde 26.9 ve yüzde 31.3.

Sivil toplumun gelecekteki etkisi konusunda kadınlar yine iyimser ve bunun oran yüzde 35.2. Bu oran erkeklerde yüzde 24.2’ye düşüyor. STK’lere yönelik baskı ve engelleme konusunda katılımcılar ikiye bölünürken, yüzde 53.8’lik çoğunluk baskı olmadığını düşünüyor.

Araştırmanın analisti, Siyaset Bilimci Nezih Onur Kuru ise OHAL ve sonrasında baskı ve engellerin mevcut olduğunu söyleyenlerin çoğunlukta olması beklentisinden farklı bir tablo olduğunun altını çiziyor:

“Siyasi mücadeleden ve baskıdan uzak alanlardaki kuruluşların ağırlığı bu sonuçta rol oynamış görünüyor. Baskı ve engellemeler konusunda aktivist mücadele gerektiren ve hükümet baskısına daha çok maruz kalan savunucu grup hariç, tüm gruplarda baskı yok, diyenler çoğunlukta. Seküler kurumlarda çalışanlarda baskı olduğunu düşünenler yüzde 50’yi aşsa da baskı ve engel yok, diyenlerin yüzde 47.5’i bulduğu not edilmeli. Ancak kadınlarda, gençlerde, eğitim düzeyi daha yüksek olanlarda baskı ve engellerin var olduğunu söyleyenler daha yüksek.”

‘Sivil toplum kendi içinde de demokratikleşmeli’

Sivil toplumun kendi içinde de demokratikleşmesi, kapsayıcılığının ve karar mekanizmalarının genişlemesi kritik. Özellikle gençlerin sivil alanda gelecek görmesi açısından bunlar hayati önem taşıyor.

Sivil toplum kuruluşlarının mevcut durumunu tüm yönleriyle değerlendiren raporda, hemşehri derneklerinden meslek örgütlerine, hayır kurumlarından siyasi yönelimli derneklere kadar, 79 ildeki 552 sivil toplum kuruluşunun üyeleri, ayrıca kanaat önderleri ve siyasi aktörlerin görüşlerine yer veriliyor. Rapor sivil toplumun sorunlarının saptanması, kapasitenin geliştirilmesi, etki gücünün artırılması, farkındalık yaratılması ve çözümlerle birlikte gelecek perspektifi sunulması amaçlarını taşıyor.

Rusya’da savaşa direniş büyüyor: Binlerce kişi gözaltında

İnsan hakları kuruluşları ve Rusya hükümet yetkililerine göre geçen hafta sonu ülke çapında düzenlenen savaş karşıtı protestolarda 4 bin 300’den fazla kişi gözaltına alındı.

Rus devletine bağlı haber ajansı RIA, yalnızca Moskova’da 1.700 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. OVD-Info isimli sivil toplum örgütü de ülkenin 53 kentinde, 10 binden fazla kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

Rusya’da son yıllarda yapılan yeni yasal düzenlemelerle protesto düzenlemek ve katılmak giderek zorlaştı. Ancak 11 gün önce başlayan Ukrayna işgalinden bu yana Rusya halkı sokaklara çıkmaktan kaçınmadı, çok sayıda savaş karşıtı protesto gösteri gerçekleştirildi.

Gürcistan’ın başkenti Tiflis‘ten Reuters‘a konuşan OVD-Info sözcüsü Maria Kuznetsove, “Rusya’da durum gittikçe zorlaşıyor. Ülkede askeri sansürleme yaşanıyor. Ancak bu günlerde oldukça büyük protestolar görüyoruz” dedi.

St Petersburg'da gözaltına alınan protestocuların bindirildiği otobüs

Moskova'da gözaltına alınan bir kadın

Navalni’den çağrı

Dolandırıcılık suçlamasıyla cezaevinde bulunan hükümet muhalifi Aleksey Navalni de Ukrayna işgali karşıtı protestoların düzenlenmesi için geçen hafta çağrıda bulunmuş; “Rusya korkaklarla dolu bir ülke olmamalı” demişti. 

Uluslararası Af Örgütü ise “Rusya’da yasalar ‘ruhsat’ veya ‘yasak’ ifadelerini doğrudan kullanmasa da protesto düzenleyecek kişilerin eylemler için izin almasını gerekiyor” bilgisini verdi. 

Gösterilerde gözaltına alınanları takip eden OVD-İnfo, sayıların yanı sıra isim ve konum bilgisi de paylaşmaya çalışıyor, “Biz sadece kesin bilgi paylaşıyoruz ama karakollarda daha çok kişi olma ihtimali yüksek” açıklaması yaptı.

Kazakistan'daki protestocular
 

BBC’nin aktardığına göre, hafta sonu savaş karşıtı protestolar sadece Rusya’da değil, dünyanın birçok ülkesinde gerçekleştirildi. Rusya’nın yakın müttefiki Kazakistan‘da düzenlenen protestoya yaklaşık 2 bin kişi katıldı. Brüksel ve Londra‘da da insanlar sokaklara çıktı. Ukrayna’da Nova-Kahovka’da düzenlenen bir eylemde ise Rus birlikleri göstericileri dağıtmak için ateş açtı.

Herson bölgesinde de sokaklara çıkan protestocular da silah seslerinin arasından Rusya’ya “Eve gidin” çağrısında bulundu. Olayda beş kişi yaralandı.

Bakan Nebati’den ayçiçek yağı açıklaması: Stok ve kuyruk varmış gibi yapanlara operasyon çekeceğiz

İthalatın yüzde 70’inin Rusya ve Ukrayna‘dan yapıldığı Ayçiçek yağı stoklarının azaldığı iddia ediliyor. Elektrik, doğalgaz ve gıda ürünlerine gelen zamla birlikte alım gücü her geçen gün düşen vatandaş da artan yağ fiyatlarına ve marketlerde oluşan kuyruklara isyan etti. Vatandaşlar sosyal medya üzerinden stoklar ve ücret artışına ilişkin eleştirilerini paylaştılar. Konuyla ilgili açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ise yağ stoklarının tükendiği ve marketlerde kuyruklar oluştuğuna yönelik haberlere tepki gösterdi.

Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması Ödül Töreni‘nde konuşan Nebati, ayçiçek yağı stoklarının yeterli olduğunu söyledi. Bakan Nebati, “Yağ stoku bitmiştir, gidip alın diyenler bu ülkeye ihanet ediyor. Hiçbir şey yapmasak temmuz ayına yetecek kadar stok var” dedi.

‘Biz de operasyon çekeceğiz’

“Sanki kuyruk varmış gibi, sonradan üretilmiş fotoğraflarla ihanete varan söylemlerde bulunanlarla ilgili bir iletişimimiz olacak” diyen Nebati, şöyle devam etti:

“20 Aralık öncesi döviz kurlarından ciddi zarar gören bireyseller şunu bilin, şu anda sizi yönlendirmeye gayret edenler ülkenin çıkarına değil ülkeye düşmanlık yapmaktalar. Savaşın bütün dünyayı etkilediği, petrol fiyatlarının arttığı dönemde ülkede yoksulluk varmış gibi operasyon çekenlere karşı bakanlık olarak net bir şekilde operasyon çekeceğimizi herkes bilsin.”

Beş litrelik ayçiçeği yağı yüz lira ve üzeri fiyatlarda satılıyor. Vatandaşlar sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlarda ayçiçek yağının taksitle satışa çıktığını işaret ederek eleştirilerini paylaştılar.

Öte yandan bazı kullanıcılar ayçiçek yağının fiyatlarındaki artışa dikkat çekmek için ayçiçek yağı ile evlenme teklif ettiklerini paylaştılar. Birçok eleştiri de ayçiçek yağının üretiminde dahi dışa bağımlı olunduğu konusunda gelmiş durumda.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun ” gıda eksikliği üzerinden manipülasyon yapanlar tespit edilecek” açıklamasının ardından yağ fiyatları üzerinden paylaşım yapan hesaplar hakkında işlem başlatıldığını duyurmuştu.

İşte sosyal medya konuya ilişkin olarak yapılan paylaşımlar:

https://twitter.com/ugrkemal/status/1500125846442582018

 

Oyuncu Demet Evgar’dan tek kişilik eylem: Ben kadınım

Oyuncu Demet Evgar, kendi hazırladığı “Ben Kadınım, farkındayım, değişiyorum, dönüştürüyorum” yazılı pankartını Şişli’deki bir metro durağına asarak tek kişilik bir protesto yaptı.

Evgar, meydanda pankartın önünde, “On saniye beni dinleyebilir misiniz? Ben kadınım, eşitlik benim hakkım. Ben kadınım, öldürülmek istemiyorum. Ben kadınım, değişiyorum, dönüştürüyorum. Gücümün farkındayım” dedi, kendisini izleyen kalabalıktan alkış aldı.

Evgar’ın eylemini paylaştığı videosu Instagram ve Twitter‘da milyonlarca kez izlendi.

Türkiye’nin ilk BM Kadın Birimi iyi niyet elçisi

Demet Evgar ayrıca Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi ’nin Türkiye’deki İyi Niyet Elçisi olduğunu da sosyal medyadan duyurdu.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UNWOMEN)’nin yaptığı paylaşımda da “Aramıza hoş geldin Demet Evgar! Kadınların ve kız çocuklarının güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için birlikte çalışacağımız için çok heyecanlıyız. Hep birlikte farkındayız, değişiyoruz ve değiştiriyoruz” denildi.

Evgar, BM ile yaptığı işbirliği kapsamında kadınlara toplumdaki konumları konusunda bilinç kazandırmayı amaçlayan #BenKadınım projesinde yer alacak. Evgar konuya dair açıklamasında, “Daha önce yürüttüğüm çalışmaları Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin ortaklığıyla güçlendirerek daha fazla kadına ilham olabilmek ve kadınların hikâyesini daha fazla kadınla buluşturabilmek istiyorum” dedi.

 

Kadınlar 8 Mart’ta yurdun dört bir yanında patriyarkaya karşı meydanlarda!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne bir gün kala kadınlar erkin onlardan aldıklarını geri almak için, patriyarkaya, heteroseksizme, iktidara ve bütün erk yapılara karşı feminist mücadelede kazanımlara yenilerini katmak için kadınları sokağa çıkıyor.

Birçok farklı şehirde gerçekleştirilen yürüyüşler, Taksim’de de Fransız Kültür Merkezi önünden başlatılarak İstiklal Caddesi boyunca sürdürülüyor.

8 Mart’ın simgesi: Feminist Gece Yürüyüşü

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde düzenlenen ve bu sene 20. gerçekleştirilecek Feminist Gece Yürüyüşü Beyoğlu‘ndaki Fransız Kültür Merkezi önünde saat 19.30’da başlayacak. Son senelerde İstanbul Valiliği tarafından yasaklanan ve bu nedenle polisin sert müdahalesiyle karşı karşıya kalan kadınlar İstiklal Caddesi boyunca ellerinde feminist mücadele bayrak ve patriyarkaya karşı yazılı dövizleriyle yürüyorlar.

Ancak İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamaya göre bu sene de 8 Mart’a yasaklar getirildi. Valilik tarafından yapılan açıklamada 2911 sayılı Toplantı ve Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca toplantı, yürüyüş, basın açıklaması, oturma eylemi, stant açma, çadır kurma, bildiri dağıtma vb. eylemlere müsaade edilmeyeceğini bildirdi.

Ankara’da ise yürüyüş Madenci Anıtı’ndan Sakarya Caddesi’ne doğru saat 19.30’da Feminist Gece Yürüyüşü gerçekleştirilecek.

İzmir’de de kadınlar seslerini saat 18.00’da Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanarak duyuracaklar.

Bursa’da ise kadınlar 8 Mart’ta erkek/devlet şiddetine, krize, yoksulluğa karşı dayanışmaya 18.00’da Fomara Meydanı’ndan başlamak üzere Kent Meydanı’nda yürüyerek karşı çıkacaklar.

Çanakkale’de ise kadınlar Feminist Gece Yürüyüşü’nü saat 18.00’de Golf Aile Çay Bahçesi’nde toplanıp İskele Meydanı’nda yürüyerek gerçekleştirecek. Kadınlar günler öncesinde pankart hazırlıklarına başladılar.

Antalya Kadın Platformu ise yarın saat 18.15’te Attalos Heykeli önünde buluşarak basın açıklaması gerçekleştirdikten sonra erkin dayatmalarına karşı yürüyerek seslerini duyuracaklar.

Aydın’da ise kadınlar 19.30’da Feminist Gece Yürüyüşünü Sevgi Yolu’nda gerçekleştirecekler. “Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var’ diyen kadınlar “Peki sen 8 Mart’ta neredesin?” diye soruyorlar.

Balıkesir’de ise kadınlar “8 Mart’ı var eden tüm kadınların coşkusuyla, tarihsel bir başkaldırının mirasçıları olarak yürüyoruz” diyerek Toplu Taşıma Merkezi’nde toplanacaklar. Kadınlar 17.00’da Ali Hikmet Paşa Meydanı’na yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirecekler.

Eskişehir’de ise kadınlar yoksulluğa, şiddete ve nefrete karşı 18.30’da Espark Bağlar Kapısı’nda toplanacaklar.

Bodrum’da ise 19.00’da Tepecik Cami Meydanı’nda yürüyüş başlatılacak.

Denizli’de ise kadınlar yarın 18.30’da Atatürk Parkı’nda buluşarak “Asla yalnız yürümeyeceksin” diyecekler. 

8 Mart’ta şiddete, yoksulluğa, savaşa karşı Fethiye’de de kadınlar bir araya gelecekler. Yürüyüş 19.00’da FKM önünde başlayarak Özgecan Anıtı’na kadar sürdürülecek. 

Mersin Feminist Gece Yürüyüşü de Kushimoto Sokağı’nda saat 19.30’da gerçekleştirilecek. Kadınlar “Heteropatriyarkayal düzene itaat etmiyor, feminist isyan ile duvarlarınızı yıkmaya geliyoruz” yeniden 8 Mart’ta sokaklarda ve meydanlarda olacaklarını duyuruyorlar.

Kadınlar Feminist Gece Yürüyüşü öncesinde Kadıköy’de toplandı

8 Mart öncesinde dün de binlerce kadın Kadıköy’de bir araya geldi. Son iki yıldır izin verilmeyen yürüyüş için İstanbullu kadınlara çağrıda bulunulan eylemde, İstanbul 8 Mart Kadın Platformu tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Ekonomik krizle beraber enflasyon oranları artmış; temel ihtiyaçlarımız başta olmak üzere her ürüne zam gelirken, barınma, ısınma, beslenme gibi en temel haklar dahi kısıtlanmıştır. Kadınlar elektrik ve doğal gaza gelen zamlarla karanlık ve soğuk evlere, aileye ve şiddet döngüsüne mahkum edilmek isteniyor. Krizin faturasını biz ödemeyeceğiz, ‘devlet babanız ödesin’ diyoruz. “Ev emekçisi kadınlar olarak buradayız, işsiz ve yoksul kadınlar olarak buradayız, Ukrayna ve Suriye’de savaş ganimeti olarak görülen, mülteci kadınlar olarak buradayız. Buradayız; çünkü kazanacağımız özgür ve eşit bir gelecek var! Değiştirecek gücümüz var.”

Rusya’nın Ukrayna işgaline de değinen kadınlar, barış çağrısında bulundular. Ayrıca 6284 sayılı kanunun da eksiksiz uygulanması için, eşit ücret ve eşit iş için talepler yinelendi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Başkanı Gülsüm Kav ise şu ifadeleri kullandı:

“Bütün eşitsizlikleri durdurana kadar, tam eşit ve özgür yaşayana kadar bu alanları doldurmaya devam edeceğiz, ediyoruz. Tam da bizim kadınların bu kadar mücadele dolu dönemine denk getirerek gece yarısı darbe ile neredeyse yine de tedirgin gücümüzden korkarak sözleşmeden imza çektiler bir gecede. Peki imza çektiler de ne oldu? Şimdi biz size bir şey söyleyeyim mi, geçen yıldan daha muzaffer hissediyoruz kendimizi. Öyle değil mi arkadaşlar. Biz geçen yıldan güçlüyüz. Son günlerde Danıştay Başsavcılığı da İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekme sürecinin hukuka aykırı olduğu görüşünü ortaya koydu. Haklılığımız bir kez daha kanıtlandı. Bizce zaten hukuksal olsa da ne önemi var. Biz evrensel olarak kazandığımız özgürlük seviyesinin gerisine gitmeyeceğimiz gibi onu da beğenmiyoruz. Bütün baskı, sömürü ve eşitsizlik biçimlerini ortadan kalktığı bir dünyayı kendi ellerimizle kuracağız’.’

Yaren Leylek yuvaya döndü: Adem Amca’yla 11’inci buluşma

Bursa‘da yaşayan Adem Yılmaz ile dostluğu filme konu olan Yaren Leylek,  bu yıl da Eskikaraağaç Leylek Köyü‘ne ulaştı 11’nci ziyaretini gerçekleştiren Yaren Leylek, bu yıl da önceki 10 yılda olduğu gibi Yılmaz’la birlikte balığa çıkacak. ’

Türkiye’yi Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nda temsil eden tek köy olan Eskikaraağaç Leylek köyünde yaşanan balıkçı ile leyleğin dostluğu, milyonlarca insanın ilgiyle takip ettiği bir hikayeye dönüşmüş; 2019 yılında da Karacabey Belediyesi‘nin katkılarıyla, Yönetmen Burak Doğansoysal tarafından filme alınmıştı. Film, Prag Film Ödülleri‘nde En İyi Belgesel ödülünü kazanmıştı.

Yaren leylek bu sabah saatlerinde, 11’nci kez balıkçı Adem Yılmaz’ın kayığına kondu. balık yedi. O anlar ise Yaren’i takip eden doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş tarafından bir kez daha fotoğraflandı.

Leyleklerin ortalama ömrü 10 yıl civarında. Yaren Leylek, geçen yılki ziyaretinde köydeki yuvasında yavrularını büyütmüş ve anne ile yavruları Karacabey Belediyesi‘nin internet üzerinden yedi gün 24 saat canlı yayın ile izlenebilmesi amacıyla kurduğu www.yarenleylek.com sitesinden izlenebilmişti.

Sonbaharla birlikte yavrularını da yanına alarak göçen Yaren’in yaşı ilerlediği için tedirgin bir bekleyişleri olduğunu söyleyen Tüydeş, leyleğin 10 ila 14 yaşında olduğunu tahmin ettiklerini belirtmişti.

 

 

Danıştay, Kanal İstanbul için yapılacak demiryolu ihalesini iptal etti

Danıştay 13. Dairesi, Kanal İstanbul projesi kapsamında “Halkalı-Ispartakule Arası Demiryolu Hattı İnşaatı” ihalesini hukuka aykırı bularak iptal etti.

“Pazarlık usulü” yöntemiyle yapılan ihalede gerekli açıklık ve rekabetin sağlanmadığı belirtilen kararda, ihalenin Kamu İhale Kanunu’nun 21/b fıkrasında aranan “ivedilik şartını” taşımadığı vurgulandı. Danıştay, kararın “kesin nitelik” taşıdığına dikkat çekerek “karar düzeltme yolu”nun da kapalı olduğuna hükmetti.

‘Pazarlık usulü ihale’ istisnai olmalı

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, kararın gerekçesinde, pazarlık usulünün uygulanabilmesi için 21. maddenin (b) bendinde sayılan şartlardan bağımsız olarak bunlarla birlikte aranması gereken şartlardan olan “ivedilikten” kastın, hem ihale sürecinin bir an önce tamamlanması hem de ihale konusu işin kamu hizmetinin kesintiye uğramaması için mümkün olan en kısa zamanda bitirilmesi anlamı taşıdığı ve yapım tekniği açısından özellik arz ettiği ileri sürülen işlerde de aynı şartın birlikte aranacağı belirtildi.

Bu bakımdan dava konusu işin bitirilme süresinin “1170” gün olarak belirlenmesinin ivedilik şartı ile bağdaşmadığı vurgulanan kararda, “Davalı idarenin pazarlık usulü ile ihale yapma gerekçelerinin işin süresinin 1170 gün olarak belirlenmesi hususu göz önüne alındığında istisnai bir yöntem olan pazarlık usulü ile ihaleye çıkılması için geçerli sebep olarak görülemeyeceği anlaşılmaktadır” denildi.

“Rekabetin sağlanmasında kamu yararı var”

Bu itibarla ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarda ve zamanında karşılanabilmesi için açıklık ve rekabetin sağlanmasının kamu yararı açısından gerekli olduğu ifade edilen kararda, şöyle denildi:

“4734 sayılı Kanun’un 21/b maddesinde belirtilen şartların oluştuğuna dair hukuken geçerli bir neden gösterilmeksizin söz konusu ihalenin pazarlık usulü ile gerçekleştirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.”

İhale ne zaman, nasıl yapıldı?

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü, “Halkalı-Kapıkule Yeni Demiryolu İnşaatı Kapsamında Halkalı-Ispartakule Arası (Kanal İstanbul Geçişi) Demiryolu Hattı İnşaatı ile Elektromekanik Sistemlerinin Temini ve Yapımı” ihalesini 28 Haziran 2021 tarihinde gerçekleşmişti.

İhalede doğal afet, salgın hastalık, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya yapım tekniği açısından özellik arz eden durumlarda uygulanan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu‘nun 21/b maddesi kapsamında ilansız olarak pazarlık usulü yöntemi uygulandı. İhale konusu yapım işi, “ivedi” olarak yapılması zorunlu olan işler arasında gösterildi.

Sazlıdere Köprüsü’nün temeli atılmıştı

Bakanlık, bu kapsamda ihaleye dokuz firma davet etti, beş firma da teklif verdi. İhale sonucunda, 3 milyar 111 milyon 362 bin 15 TL bedelle Gülermak-Yapı ve Yapı-Taşyapı ortaklığının kazandığı proje kapsamında söz konusu hat, Küçükçekmece Gölü ile yapılması planlanan Kanal İstanbul projesinin altından geçecek şekilde, çift tüp tünel şeklinde inşa edilecekti.

Ancak Modifalt İnşaat Makina Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti, işin açık ihale ile yapılmamasının yasaya aykırı olduğu iddiasıyla dava açtı. Ankara 18. İdare Mahkemesi, 14 Ekim 2021 tarihinde ihalenin iptali talebini reddetti. İşin yapım tekniği açısından özellik arz eden bir iş olduğunu ve ivedilik şartının gerçekleştiğini vurgulayan mahkeme, bu nedenle pazarlık usulü yapılmasında hukuka aykırılık olmadığını savundu. Ancak davacı şirket, bu karara itiraz etti.

Bakanlığın gönderdiği savunma

Danıştay’a savunma gönderen Bakanlık, ihalenin yapım tekniği açısından özellik arz ettiğini belirterek özel teknolojik/teknik ekipmanların temin süresinin uzun olduğunu iddia etti.

Halkalı-Kapıkule demiryolu hattının tüm fazlarıyla tek bir entegre demiryolu sistemi olarak açılmasının planlandığını belirten Bakanlık, aksi takdirde projenin tamamlanan kısımlarının atıl olarak bekleme riski bulunduğunu savundu. Bakanlık, tüneli barındıran bu hat kesiminin yapımının diğer işlere yetiştirilmesinin devam eden işlerin kredi sözleşmelerinde idarece taahhüt edildiğini de kaydetti.

Pazarlık usulü ihalede ‘deplase’

Gazeteci Çiğdem Toker, Sözcü Gazetesi’ndeki yazısında Kanal İstanbul için çıkılan ihalelerdeki “deplase” işleriyle ilgili ihale yöntemini şöyle anlatmıştı:

“ÇED raporuna göre [Kanal İstanbul için] 2 yıl sürecek hazırlık dönemi içinde yapılması gereken işlerden en önemlisi, ‘deplase’. Kanal yapılırsa, ulaşım, doğalgaz, elektrik iletim hatlarının üzerinden geçecek. Yani o hatları kesecek. Bu nedenle, mevcut hatların yerlerinin değiştirilmesi gerekiyor. Bu da milyarlarca liralık birçok yeni ihale demek.

İşte bu devasa ölçekteki deplase ihalelerinden biri 28 Haziran’da yapıldı. Duydunuz mu? Tabii ki hayır. Çünkü pazarlık usulüyle yapıldı. İlan edilmedi. Neden mi?

Bu ihalenin, kürsüden bağırarak vatandaşa propaganda yapacak, muhalefete hakaret etmeye zemin oluşturacak bir yanı yoktu. Bilakis vatandaşın hayatını zorlaştırma potansiyeli taşıyan bir iş için yapılan bu ihaleyle şirketlere yine milyarlar aktarılacaktı. Nasıl anlatsınlar, nasıl ilan etsinler…

3 milyar TL’lik ihale

Onu da biz yapalım. Ulaştırma Bakanlığı’nın pazarlık usulüyle açtığı, yaklaşık maliyeti 3.5 milyar TL’nin (evet yanlış okumadınız) üzerinde olan, halktan saklanan 28 Haziran tarihli ihalenin detaylarını paylaşalım:

“TCDD Halkalı Kapıkule Yeni Demiryolu İnşatı Kapsamında Halkalı Ispartakule Arası (Kanal İstanbul Geçişi) Demiryolu Hattı İnşaatları ile Elektromekanik Sistemlerinin Temini ve Yapımı İşi”.

Yukarıdaki tablo bize bu sonucun masa başında planlandığı izlenimi veriyor. Eğer böyle değilse, Ulaştırma Bakanlığı çıkıp açıklama yapmalı. Bir ihaleyi pazarlık usulüyle yapıyorsanız, firmalara davet gönderiyorsanız, üç firmanın bir araya gelerek teklif vereceğini, kamu kuruluşu olarak önceden nasıl biliyorsunuz? Cevabı verilmesi gereken ilk soru bu olmalı.

İkincisi de neden bu ihaleyi kamuoyuna açıklamadınız?

Son olarak teknik bir bilgiyle bitirelim: Gizlice ihale edilen bu 3.5 milyar TL’lik “iş”in, ÇED raporunda yeri var. Yani “TCDD Halkalı Konvansiyonel Demiryolu hattı”, kanalın etkileyeceği ve deplase edilmesi gereken hatlardan biri. Geride daha TEİAŞ; BOTAŞ, İGDAŞ, NATO, İSKİ, telekomünikasyon hatları var. Bunlar da kim bilir kaç milyarlık başka başka ihaleler demek.

Kanal İstanbul’un, bizlerin vergisiyle kimleri daha kaç kat zengin edeceği bugünden belli.”

İstanbul Valiliği 8 Mart yürüyüşünü yasakladı

İstanbul Valiliği, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nde Beyoğlu’nda toplantı, yürüyüş, basın açıklaması yapılmasını yasakladı.

19 senedir gecelerde, meydanlarda ve Taksim’de gerçekleştirilen Feminist Gece Yürüyüşü’nün 20. yılında kadınların, erkin onlardan aldıklarını geri almak için Taksim’de bir araya gelecekleri biliniyordu. Birçok farklı şehirde gerçekleştirilen yürüyüş, her sene engellere rağmen Taksim’deki Fransız Kültür Merkezi önünden başlamak üzere İstiklal Caddesi boyunca sürdürülmek üzere saat 19.30’da düzenleniyor .

‘Eylemlere müsaade etmeyeceğiz’

İstanbul Valiliği‘nden yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle İstanbul’da 03 Mart 2022 tarihinden günümüze kadar 20 ilçemizde, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında daha önceden ilan edilen yerlerde, kapalı ve açık yer toplantısı, basın açıklaması, bildiri dağıtma, stant-pankart açma ve yürüyüş şeklinde 47 etkinlik düzenlenmiştir. Sosyal medya yoluyla yapılan bazı paylaşımlarda; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle Taksim Meydanı ve çevresinde, çeşitli etkinlikler düzenleneceği yönünde çağrılar yapıldığı tespit edilmiştir. Beyoğlu Kaymakamlığımızca 08 Mart 2022 Salı günü Beyoğlu ilçemiz sınırları dahilindeki toplantı, yürüyüş, basın açıklaması, oturma eylemi, stant açma, çadır kurma, bildiri dağıtma vb. kanuna aykırı eylemlere; hak ve özgürlüklerin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla 2911 sayılı Toplantı ve Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca müsaade edilmeyecektir. Bunun yanında, İstanbul’da vatandaşlarımız için 2911 sayılı Kanun kapsamında daha önceden toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabileceği ilan edilen yerlerde ve güzergâhlarda, yasal çerçevedeki etkinlikler düzenlenebilecektir. Belirlenen bu yerler dışında kalan alanlarda, kanuna aykırı şekilde eylem yapılmasına kesinlikle müsaade edilmeyecektir. İlimizde düzenlenecek tüm etkinliklerin, yasal zeminde ve belirlenen yerlerde, huzur ve güven ortamı içerisinde yapılması için tüm güvenlik tedbirleri alınmıştır. “

Kar İstanbul’a dönüyor: Meteoroloji ve İBB’den uyarı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü‘nden yapılan son hava durumu tahminlerine göre 10 Mart Perşembe günü İstanbul‘da kar bekleniyor. Hava sıcaklığının ise 0 dereceye kadar ineceği tahmin ediliyor.

Meteoroloji’nin beş günlük hava durumu tahminine göre, İstanbul’da çarşamba günü karla karışık yağmur bekleniyor. 10 Mart Perşembe günü içi yapılan uyarıda hava sıcaklığının en düşük sıfır, en yüksek ise 4 derece olmasının beklendiği kaydedildi.

İBB: Sibirya soğuk hava dalgası geliyor

Meteoroloji’nin ardından bir uyarı da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden (İBB) geldi. İBB, İstanbul için “Sibirya soğuk hava dalgası ve kar yağışı” uyarısı yaptı.

İBB’den gelen uyarıda şöyle denildi:

“AKOM verisine göre Çarşamba akşamdan itibaren İstanbul, Sibirya soğuk hava dalgasının etkisi altına girecek. Hafta başına kadar etkili olması beklenen dondurucu soğuklar ve kar yağışına karşı ekiplerimiz teyakkuzda olacak. Vatandaşlarımızı dikkatli olmaları noktasında uyarırız.”