Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Gökyüzünden ne yağar?

‘Düşündüğümüzden daha fazla mikroplastik yemek durumunda kalıyor olabiliriz. Zira içtiğimiz sudan, yediğimiz deniz ürünlerine, kullandığımız tuzdan, soluduğumuz havaya kadar her yerde mikroplastik kirliliğine maruz kalıyoruz.’

Gökyüzünden ne yağdığını bilmeyen yoktur. En bilinenleri yağmur, kar ve dolu. Biraz daha bilgi sahibi olanlar asit de yağdığını söyleyecektir. Hatta bazı bölgelerde havadan toz yağdığı da görülebilmektedir. Meksika’da bir ara gökten balık yağdığı da görülmüştü. Velhasıl gökten birçok şey zaman ve mekâna bağlı olarak yağmaktadır. Ancak gökten plastik yağdığını herhalde, kimse tahmin bile edemez. Gökte plastiğin ne işi olur ki? Öyle demeyin!

Aslında daha önceleri yapılan başka çalışmalarda, gökten plastik yağdığı ortaya konulmuştu. İran’da ve Fransa’da yapılan çalışmalarda havadan örneklenen toz içerisinde ciddi miktarda mikroplastiğe rastlandığı bildirilmişti. Ancak bu çalışmalar geçen hafta haberlere konu olan çalışma kadar ilgi toplayamamıştı. Çünkü bu sefer ki çalışmanın çalışma alanı öncekilerden daha ilgi çekici bir yer olan Kuzey Kutbu idi. Almanya’dan bir grup araştırıcının gerçekleştirdiği bu çalışma olağanüstü miktarda mikroplastiğin, yağan karlarla beraber yere indiğini ortaya koyuyordu.

Gündelik yaşamdaki plastikler Kutuplar’da..

Araştırıcılar karşılaştırma yapabilmek adına Almanya’daki bir şehre yağan kardan da örnek almışlardı. Sonuç yine değişmedi. Hayatımızın her alanına girmiş plastik, ekosistemi o kadar işgal etmiş ki, en kuzeyden en güneye kadar her yerde karşımıza çıkıyor. Yani gökten kar değil, yağmur değil, plastik yağıyor. Çoğunluğu da hava akımı ile dünyanın başka yerlerinden taşınan ve mikro boyutta olan plastikler. Her ne kadar Kuzey Kutup Bölgesi’nde bulunan mikroplastik miktarı Almanya’da bulunandan az olsa bile hala endişe verici. Araştırıcılar, kar içerisinde yoğun olarak günlük yaşamın en yoğun kullanılan plastik türlerine rastlamışlar. Yani bir nevi yaşam tarzımızın kirliliğimizdeki yansımasını bulmuşlar. Burada bulunan sonucun erken uyarısı niteliğindeki çalışmayı daha önce Yeşil Gazete’de okumuştuk. Üstelik bunun sonucunda ortalama bir Türkiye vatandaşının ne kadar plastik yeme potansiyeline sahip olduğunu da tahmin etmeye çalışmıştık.

Görünen o ki düşündüğümüzden daha fazla mikroplastik yemek durumunda kalıyor olabiliriz. Zira içtiğimiz sudan, yediğimiz deniz ürünlerine, kullandığımız tuzdan, soluduğumuz havaya kadar her yerde mikroplastik kirliliğine maruz kalıyoruz. Sadece biz de değil, diğer canlılar da buna maruz kalıyor ve onların etkilenme şiddeti biz insanlardan çok daha öldürücü. Çok geç olmadan plastik tüketimimizi azaltmak, üretimini de sınırlandırmak zorundayız. Aksi durumda su yerine bisfenol, balık yerine fitalat, tuz yerine de organofosfat yemek zorunda kalacağız. Gökten de araba lastiği yağar artık.

Yeri gelmişken söyleyelim: Litterbase sitesine göre şimdiye kadar 2,249 adet canlı plastiklerden bir şekilde etkilenmiş. İnsanoğlu gün geçtikçe daha da tehlikeli oluyor diyebiliriz.

(Yeşil Gazete)

Kategori: Hafta Sonu