Doğa MücadelesiGünün ManşetiManşet

Danıştay’a rağmen binlerce ağaç kestiler: Çanakkale halkı, altın madenine karşı sokakta!

Yıllardır kömürlü termik santrallere ve vahşi madenciliğe karşı verdiği çevre mücadelesiyle çok önemli hukuki başarılar elde eden, doğaya ve sağlığa zarar verecek birçok projeyi engelleyen Çanakkale halkı ve sivil toplum kuruluşları, bu kez içme suyu için bir arada. Çanakkale’nin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı, siyanürlü altın madeni tehdidi altında.

Kanadalı şirket Alamos Gold’un ortağı Doğu Biga Madencilik tarafından işletilmesi planlanan ‘Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Tesisi Projesi’ için Çanakkale İdare Mahkemesinin ‘ÇED Olumlu’ kararının iptali istemiyle açılan davaya verdiği ‘red’ kararını Danıştay’ın bozmasına rağmen ağaçların kesilmeye devam etmesi, büyük tepki topladı.

Barajın su toplama havzasında yer alan yaklaşık üç bin dönümlük orman arazisinde kalan proje sahasındaki madencilik faaliyetlerine yol açmak üzere binlerce ağacın kesildiğini tespit eden Çanakkale Belediyesi’nin çağrısıyla basın açıklaması için bir araya gelen Çanakkale halkı, Danıştay kararına uyulmasını ve ağaç kesimine son verilmesini istedi.

Cumhuriyet meydanında yağmur altında yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen basın açıklamasına İda Dayanışma Derneği, Çanakkale Çevre Platformu, Kaz Dağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Çan Çevre Derneği, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği ve Avcılar Çevre Kültürünü Geliştirme ve Eğitimi Afet Yardım Derneği de destek verdi. Siyanürlü altın madeni projesi ve hukuksuz ağaç kesimi, “Altıncı şirket, Çanakkale’yi terk et”, “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganları ile protesto edildi.

Çanakkale İl Genel Meclisi Üyesi ve İda Dayanışma Derneği Başkanı Hicri Nalbant, Karabiga bölgesinde toplam gücü 18 bin megawatta ulaşan 16 kömürlü termik santral ile metalik altın ve gümüş madenciliği projelerinin, Çanakkale ve Kaz Dağı ekosistemi ve insan sağlığı üzerinde onarılmaz olumsuz etkiler bırakacağına dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti:

1,5 gram altın için 4 ton su kirlenecek

“Vahşi madencilikte 1,5 gr altın için yaklaşık 4 ton suyun kirletilerek yok edileceği, cıva, arsenik gibi ağır metalleri açığa çıkarılmış 2 ton atığın dağlarımıza, ormanlarımıza gelişi güzel yığılacağı bilinmektedir. Atikhisar Barajı’nın su toplama havzasında kalan Kirazlı-Kestane, Balaban Tepesi bölgesinde yeni bir vahşi madencilik tehlikesi ortaya çıkmıştır. Dava sonuçlanmamış ve gayri sıhhi işletme ruhsatı alınmamışken yapılan ağaç kesimine bir an evvel son verilmelidir. Çanakkale’nin altın madencilerine vereceği bir damla suyu yoktur.”

Çanakkale Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Prof. Dr. Türker Savaş, “Çanakkale’mizin içme suyu, ekolojik ve tarımsal zenginlikleri metalik madencilik saldırısı altında. Ağaç kıyımından haberimiz olduğu an harekete geçtik ve gayri sıhhi işletme ruhsatı olmadan ağaç kesilmesi hukuksuzdur dedik. Nitekim Danıştay’ın kararı bu hukuksuzluğun belgesi niteliğindedir” dedi.

Danıştaydan “ders gibi” karar

‘Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Tesisi Projesi’ için ÇED olumlu kararı verilmiş, Çanakkale Belediyesi, kararın iptali için Çanakkale İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. İdare Mahkemesi başvuruyu reddetmiş, bunun üzerine Çanakkale Belediyesi, Çanakkale İdare Mahkemesi’nin ÇED olumlu kararının iptali konusundaki ret kararının usul ve yasaya uygun olmadığını gerekçe göstererek konuyu Danıştay’a taşımıştı. Danıştay 14. Dairesinin, Çanakkale İdare Mahkemesinin kararını bozduğuna dair 28.11.2017 tarihli oy birliği ile aldığı karar geçtiğimiz günlerde Çanakkale Belediyesine ulaştı. Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, basın açıklamasında “tam bir ders” olarak nitelendirdiği kararın metnini okudu.

6 yılda 25 milyon ton cevher!

Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Tesisi Projesi” ile “Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Ocağı Projesi” karşılaştırıldığında proje ömrünün 4,5 aydan 6 yıla, proje ömrü boyunca toplam cevher üretiminin 120.000 tondan 25.6000.000 tona çıkarıldığı, ÇED alanının 26,7 hektardan, 613 hektara yükseldiği, açık ocak alan büyüklüğünün 0,99 hektardan 57,68 hektara çıkarıldığı, ilk proje sadece cevherin çıkarılmasına ilişkin iken, dava konusu proje ile cevher zenginleştirmenin de faaliyet konusuna eklendiği dolayısıyla, ilk proje ile dava konusu projenin çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından farklı özellikler gösterdiği, ancak Çanakkale İdare Mahkemesince; bu hususlar dikkate alınmaksızın, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, ilk proje ile ilgili olarak verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açılan davalarda yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın reddine karar verildiği görülmektedir.”

Bilirkişi heyeti, yöreyi bilen kişilerden oluşacak

Kararda, yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ve ÇED sürecinde görev alacak bilirkişi heyetinin Çanakkale yöresinden, gerekli niteliklere sahip kişilerden seçilmesinin belirtilmesinin çok önemli bir kazanım olduğunu ifade eden Ülgür Gökhan, şöyle devam etti: “Yani kafalarına göre bilirkişi atayamayacaklar. Kendi yörenden, kendi üniversiteden, kamuda çalışanlardan, mühendislerinden destek al diyor danıştay. Bu alanlara sağlıklı bir bilirkişi incelemesi yapıldığı takdirde, doğanın, güzelliklerin, suyun, ormanın böyle bir faaliyete izin veremeyeceği tespitinde bulunacaklarına, eğer ülkelerini, halkı seviyorlarsa ona göre karar vereceklerine inancımız tam. Yargı, mücadelemizde haklı olduğumuzu ortaya çıkardı. Bu, yeni bir başlangıç.

Suyumuz için, Kaz Dağı için sonuna kadar mücadele edeceğiz

Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, ağaç kesimi devam ettiği, Danıştay kararına uyulmadığı takdirde suç duyurusunda bulunacaklarını ifade ederek altın madenine ruhsat verme konumundaki bütün ilgililerden, yargı ve  ÇED süreci tamamlanana kadar her şeyi durdurmalarını, Çanakkale ve Türkiye halkı adına talep ettiğini belirterek sözlerini şöyle bitirdi: “Hem suyumuzu, geleceğimizi hem de bu ülkenin en önemli toprak parçalarından Kaz Dağı’nı korumak için bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Her hafta bölgeye gidip kim ne kesiyor, fotoğraflayıp savcıya şikayet edeceğiz. ÇED süreci tamamlanmadan, ki tamamlanması söz konusu olamaz, orada herhangi bir işlem yapmaları, ağaç kesmeleri söz konusu değildir. Eğer devam ederlerse Çanakkale’de daha kalabalık olur, bu meydanı doldururuz. Sonuna kadar takipçisiyiz.”

 

Haber: Güneş Dermenci

(Yeşil Gazete)