Doğa MücadelesiKazdağları GünlüğüManşet

Kazdağları Nöbeti 200’üncü gününde

Çanakkale Kirazlı’da maden arama faaliyetleri kapsamında ağaç katliamı yapan Alamos Gold ve Türkiye taşeronu Doğu Biga Madencilik’e karşı Kazdağları’nda sürdürülen nöbet, 200’üncü haftasını doldurdu. Kirazlıdaki aktivistler, çadırlı nöbet alanından maden projesi şantiye alanına yaptıkları günlük yürüyüşlerinde, şirket yöreyi tamamen terk edene kadar, nöbetten vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Pazar günü çadırlı direnişin 200’ncü günü nedeniyle nöbet alanında etkinlik düzenlendi. Direniş alanında ‘Ne Münasebet’ isimli grup sahne aldı.Daha sonra Heryer Kazdağları tarafından yapılan açıklamada maden şirketinin işletme ruhsatı süresinin dolmasına rağmen bölgeyi işgal etmeye devam ettiklerine vurgu yapıldı; şirket tamamen çekilene ve alanı rehabilite edene kadar nöbeti bırakmayacakları belirtildi.

Açıklama şöyle:

‘’Kirazlı Balaban’da ruhsatı yenilenmemesine rağmen maden alanını hala terk etmeyen yabancı şirket ve yerli iştirakine karşı gece gündüz tutulan yaşam nöbetinde 200 günü geride bıraktık. Şirketler alandan gidene kadar nöbet tutanlar Kazdağları’nı terketmeyecek; nöbet devam edecek. 14 Ekim’den bu yana ruhsatsız olan şirket, iş makineleri, tel örgüleri ve güvenlik görevlileriyle alanı işgal etmeye devam etmekte. Talebimiz ruhsatın tamamen iptal edilmesi, şirketin bölgeyi bir an önce terk etmesi ve tahrip edilen alanın rehabilitasyonuna acilen başlanması. Ayrıca Kazdağları yöresinde bulunan tüm madencilik projeleri de iptal edilmeli ve bölge bütünüyle koruma altına alınmalı.’’

El ele eylemleri sekizinci haftasında

Bölgede maden arama faaliyetlerine karşı sürdürülen ele ele eylemleri de sekizinci haftasını doldurdu. Cumartesi günü, Çanakkale İskele Meydanı’nda soğuk ve rüzgarlı bir havada gerçekleşen sekizinci el ele buluşmasında Kazdağları Koruma Derneği‘nin ritim grubu da katıldı.

Gerçekleştirilen insan zinciri sonrası yapılan açıklamada, bütün Çanakkale halkı Kazdağları’nı savunmaya çağrıldı.

Burada yapılan açıklama da şu şekilde:

“Dağların, karaların, suların aşkıyla…
2OO. gününe ulaşan direnişimizin aşkıyla…
Bir kez daha diyoruz ki ağaçlar yurdumuzdur!
Ve bir kez daha diyoruz ki bir insanın onuru; havasına, suyuna, toprağına sahip çıktığı kadardır.
Bu yüzden bütün Çanakkale halkını Kaz Dağları’nı savunmaya çağırıyoruz.
Geç olmadan, güç olmadan; ağaçların, böceklerin, suların imdadına yetişin diye haykırmamız bundan…
Altıncı Filoya, onun yerli ortaklarına ve dağlarımızın, derelerimizin delik deşik edilmesine, sularımızın zehirlenmesine izin veren sorumlulara da sesleniyoruz buradan…
-Kaz Dağları’nda ölüm çukurları istemiyoruz.
-Sularımızı zehirlemeye kalkışmanızı kabul etmiyoruz.
-Bilin ki Kaz Dağlarının sincabı yalnız değil-ceylanı yalnız değil.
-Kurdun kuşun yuvasını bozmanızın hesabı sorulacak sizden; bunu unutmayın…
-Ve unutmayın ki bizler, gerekirse her bir ağacı tek tek savunacağız…
El ele gönül gönüle, günden güne çoğalacağız karşınızda inanın.
Şiirlerimiz, öykülerimiz, şarkı ve türkülerimiz de karışacak işe.
Bir şenlik havasında sürecek direnişimiz sizlere karşı.
Ve sürecek Kaz Dağları özgürleşene kadar…
Bu meydanlar sizin korkulu rüyanız olacak inanın…


İyisi mi vakit varken Kaz dağlarından elinizi çekin ve defolup gidin…
Çünkü bebelerin siyanürlü su içmesini istemeyen analar babalar, abla ve abiler gelip katılacak aramıza…Bakın bizi duyuyorlar onlar.
Dolacak bu meydanlar bir gün…Burda size ekmek yok!
Lapseki kirazının, Umurbey şeftalisinin, Bayramiç beyazının, Çanakkale domatesinin ve Ege’nin zeytinlerinin yok edilmesine izin verilmeyecek…Bunu anlayın
Tarihi yok edemeyeceksiniz, geleceğimizi yok edemeyeceksiniz…Bunu anlayın…
Çanakkaleliler
Kardeşler!
Bütün iyi insanlar, iyi kızlar, delikanlılar, analar, babalar!
Havamıza, toprağımıza, suyumuza sahip çıkmalıyız.
Geleceğimize sahip çıkmalıyız kardeşler.
Unutmayın siz olmadan ağaçlara kıyanlar, kurdun kuşun yuvasını bozanlar, sularımızı zehirlemeye kalkışanlar daha güçlü , bizse bir eksiğiz.
Sensiz olmaz
Haydi katıl aramıza…
Geleceğimizi elimizden almak isteyenlere karşı birleşelim, direnelim …
“Ne gelir elimizden insan olmaktan başka.”