İklim KriziManşet

İklim hakkında yazan çoğu gazeteci için nüfus artışı, ‘odadaki fil’

Yeşil Gazete için çeviren: Ayça Ceren Akdemir

Gazeteci Andy Newman, New York Times’ta, “Dünyayı gezmek onu mahvetmeye yardım etmekse, evde mi kalmalıyız?” başlıklı bir makale yayımladı. Makalede iklim değişikliğinde, deniz seviyesinin yükselmesinde ve buzulların erimesinde payı olan; uçak, gemi ya da otomobil ile yolculuk yapıp yapmamanın şu soruyu gündeme getirdiğine işaret ediliyor: “Bu seçim, her birimizin sahip olduğu, iklim değişikliğinin zaten yıkıcı sonuçlarını daha da kötüleştirmeme sorumluluğuna ahlaki bir meydan okuma olabilir mi?”

Newman’ın makalesi, “çok uzak bir yere seyahat etmenin… bir kişinin iklim değişikliğini daha da kötü hale getirmek için tek başına yapabileceği en büyük eylem” olduğu savına dayanıyor.

Ama bu doğru değil. 2017’de İsveç’teki Lund Üniversitesi’nden Seth Wynes ve British Columbia Üniversitesi‘nden Kimberly Nicholas, çeşitli bireysel yaşam tarzı seçimlerinin sahip olacağı karbon emisyonlarını hesapladı. Hazırladıkları rapora göre, iklim değişikliğini azaltmanın en önde gelen yolu; bir çocuk daha az dünyaya getirmek. (Araştırmacıların tahminlerine göre aksi durum, gelişmiş ülkelerde karbon emisyonuna yıllık ortalama 58,6 ton katkıda bulunacak). Otomobilsiz bir hayat (yıllık 2.4 ton karbondioksit) ve bir transatlantik uçuş yapmamayı tercih etmek (yıllık 1.6 ton karbondioksit) ise ikinci ve üçüncü sırada.

Newman, makalesini titizlikle kontrol etmesine rağmen, ne o ne de diğer editörlerin,  kendi hikayesinin temel savının oluşturduğu hatayı yakalamadığını söylüyor. (E-postayla gönderilen yorumlarda Newman, bir çocuğa sahip olmamanın “sadece yazarken aklına gelmediği için hikayede olmadığını” yazdı, ancak bir kişinin çocuk sahibi olmayı “tek bir eylem” olarak düşünüp düşünmeyeceğini de sorguladı. “Yarattığınız o insanın hayatında, CO2 üreten milyonlarca aktivite gerçekleşiyor” diye yazdı: “Bana göre, sadece birkaç saat süren müstakil bir olay olan [uçakla] uçmayı, ömür boyunca yapılan karbon salımıyla karşılaştırmak adil görünmüyor.”)

Sadece uçmamak veya et yememek yeter mi?

Newman’ın makalesinin hemen ardından The Guardian, özellikle uçuş başına ne kadar karbondioksit yayıldığına odaklanan interaktif bir hikaye yayımladı. Bir ay sonra da Quartz, “Gezegendeki etkinizi önemsiyorsanız, uçmayı bırakmalısınız” başlıklı bir haber yaptı. Bu haber için Quartz, Wynes ve Nicholas çalışmasının bir grafiğini kopyalamıştı, ancak çalışma başka bir çocuğa sahip olmamanın etkisini dahil etmekte başarısız oldu. Muhabir Natasha Frost‘a, Quartz’ın, neden verinin bir kısmını atlamaya karar verdiğini sorduğumda, grafik yazılımının veriyi grafiğe düzgün bir şekilde sığdıramadığını söyledi.

Nüfus ve çocuk sahibi olmama konusundaki kişisel kararı hakkında yazan bağımsız gazeteci Erica Gies, “eğer herhangi bir makale, sadece daha az uçmaktan veya daha az et yemekten bahsediliyorsa, bu makale ‘tehlikeli ve yanıltıcı olmanın sınırındadır’ ” diyor. “Ya da yazar bilgisizdir, gerçeğe bakmak istemez veya bu konuda kendini kişisel saldırıya açmak istemez.”

Başka bir çocuğa sahip olmamak, yılda 20 kattan fazla karbon tasarrufu yapmayı sağlıyorsa neden daha fazla gazeteci, insan nüfusu ve bunun orantılı olarak iklime etkisi hakkında konuşmuyor?

Çevreciler mevcut iklim krizine aşırı nüfus ile ulaştığımıza inanıyorlar. İnsanların çevre üzerindeki etkilerini açıklamak için, I = PAT formülünü kullanıyorlar. Buna göre, insanın çevre üzerindeki etkisi (I), nüfus (P), servet (A) ve teknoloji (T) ‘nin ürünüdür. Aktivist ve belgesel film yapımcısı Terry Spahr, “En hareketli faktör olan değişen nüfus, en çok etkiye sahip olandır” diyor.

Nüfus kontrolü tartışması

1999 yılında, iklim krizi nedeniyle sadece bir çocuk sahibi olma kararı hakkında Maybe One kitabını yazan çevre aktivisti Bill McKibben, nüfus artışının birden bire olmadığı ve Amerika’daki doğum oranları hiç olmadığı kadar düşük oranda seyrettiği için nüfusun tartışılmadığına inanıyor. McKibben, “gerçekten dönüştürücü bir değişim için on yılımız varsa, başka şeyler de var – fosil yakıt endüstrisinin dev kurumlarını ele almak gibi – ve bu çok daha önemli” diyor.

Biyolog Paul Ehrlich, dünya nüfusunun kontrolden çıktığı konusunda uyarı olarak Nüfus Bombası‘nı yazdıktan sonra, nüfus meselesi 1970’lerde daha geniş bir şekilde tartışılmıştı. Aşırı nüfus artışı daha sonra Hindistan‘ın erkekleri zorla kısırlaştırmak için bir program uygulamasına ve Çin‘in tek çocuk politikasını uygulamasına yol açtı.

Aynı zamanda, ABD’de Sierra Kulübü, Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ve Audubon Derneği gibi ana akım çevre örgütleri, nüfus artışını sınırlandıracak politikaları ve platformları benimsedi. (Örneğin Sierra Kulübü, ABD nüfusunun göçü sınırlandırarak dengelenmesi gerektiğine inanıyordu.) Fakat sonunda bu fikirlerden kurtuldular. Spahr, “Bu fikirler insanlar tarafından çarpıtıldı” diyor. Yani, “nüfus politikalarına inanıyorsanız, ırkçı ya da sömürgeci, emperyalist ya da ötenazi ve her türlü çılgın şeye inanan birisiniz.” Sonuç olarak, Spahr, nüfus kontrolü için “tartışmanın, gerçek, geçerli ve önemli bir parçası olarak hükmünü kaybetti” diye konuşuyor.

Bu ters tepki, nüfusun ve üreme seçiminin iklim etkisine nasıl bağlandığını tartışmaya hevesli yazarları korkutabilir. Kısa süre önce BuzzFeed‘de neden çocuk sahibi olmamayı seçtiği üzerine bir makale yayımlayan Ash Sanders, başlangıçta bu nedenlerden ötürü hikayeyi yayınlamak konusunda başlangıçta hissettiği endişeden söz ediyordu.

Gazeteci Erica Gies ise 2011 yılında Forbes için nüfus kontrolü hakkındaki ilk yazısını yazmıştı. Gies, uzun bir süre boyunca, başka hiç kimsenin bu konuda yazmaya istekli olmadığını hissettiğini anlatıyor.

“Çok utandım” diyor Gies: “İnsanlar bana şunları söyledi: Eğer bu kadar endişeliysen, kendini öldürmelisin. Ve çoğu kültürde bir çocuğa sahip olmak kendiliğinden bir şeydir, bu nedenle insanlar kendi seçimleriniz hakkında konuşurken onları ve onların seçimlerini eleştirdiğinizi düşünürler.” Ama aynı zamanda Gies, benzer hisseden, destekleyen ve tanınan insanlardan yürekten mesajlar aldığını ifade ediyor.

Gazetecilerin etik sorunları

Gazeteciler, iklim krizinin ciddiyeti konusunda bir fikir birliğine varmış olsalar da nüfus meselesini iklim değişikliği ile nasıl ilişkilendireceklerine ya da bağlantının yapılmasının gerekip gerekmediğine dair bir fikir birliğine ulaşamadılar. Frost, çocuk sahibi olmamaktan bahsetmenin, “herkesin yapması durumunda dünyanın daha iyi bir yer olacağı eylemlerin (et yememek gibi) ve yapan herkesin dünyayı daha da kötüleştireceği eylemlerin (eğer insan ırkının korunması için değerli bir şey olduğunu düşünüyorsanız, çocuk sahibi olmamak gibi) arasındaki fark hakkında karmaşık etik sorular ortaya çıkardığını” söylüyor.

Vox ile çalışan çevre gazetecisi David Roberts, 2017’de yazdığı bir makalede, aşırı nüfus hakkında konuşmayı reddettiğini, çünkü ahlaki ve politik olarak rahatsız edici olduğunu yazdı. Makalesinde, karar verici olarak kadınları güçlendirmek gibi şeyleri tartışmanın, nüfus üzerinde dolaylı bir etkisi olacağını belirtti. Yani, kadınları aile planlaması konusunda eğitir ve onlara gelir fırsatları verirseniz, daha az çocuk sahibi olmayı seçerler.

Bu arada Gies, nüfusun doğrudan tartışılması gerektiğini söylüyor: “Sorun şu: Bunun hakkında doğrudan konuşmuyoruz.”

Spahr, nüfus ve iklim değişikliği hakkındaki konuşmanın son beş yıl içinde daha yaygın hale geldiğini ifade ediyor. Prens Harry, kısa süre önce kendisi ve eşi Meghan’ın iklim değişikliği nedeniyle sadece iki çocuğu olacağını, (iki çocuk sahibi olmanın nüfusu zar zor sabit tutma oranına eşit olması ve iklime etkilerini azaltmada hiçbir katısı olmasa da), açıkladı. Şubat ayında Alexandria Ocasio-Cortez, iklim krizinde çocuk sahibi olmanın etik olup olmadığını sorusunu ortaya attı.

Sanders, krizin aciliyeti göz önüne alındığında “iklim değişikliğine karşı pek çok farklı kurumsal ve kültürel açıdan atağa geçmemiz gerekiyor. Nüfusun sihirli çözüm olduğunu düşünmüyorum, ama bence yeterince bahsetmediğimiz tek araç bu. Bence bu sohbeti ahlaki olarak özgürlüğe ve seçime götürecek yollar mevcut” diyor.

Makalenin İngilizce Orijinali

Kategori: İklim Krizi