EkolojiKanal İstanbulManşet

‘Kanal İstanbul projesi göçlere sebep olacak’

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından İstanbul Kongre Merkezi‘nde düzenlenen Kanal İstanbul Çalıştayı’nda Kanal İstanbul Projesi, sekiz başlıkta 40 uzman tarafından ele alındı.  Gün boyu süren çalıştayda konunun uzmanları ve akademisyenler projenin İstanbul’a etkisini çevresel, ekonomik, hukuki, güvenlik gibi başlıklarda sunumlar gerçekleştirdi.

Toplumsal boyut ve katılım” başlığı altında gerçekleşen oturuma Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Doç. Dr. Ayfer Bartu Candan, KONDA Araştırma ve Danışmanlık Şirketi Genel Müdürü Bekir Ağırdır, Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. İhsan Bilgin ile MSGSÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümünden Prof. Dr. Murat Cemal Yalçıntan konuşmacı olarak katıldı.

Bartu-Candan: Göçe sebep olacak

bianet’ten Tansu Pişkin‘in kaleme aldığı habere göre oturumda, projenin gerçekleşmesi halinde bölgede yaşayan halk başta olmak üzere İstanbulluların bu projeden nasıl etkilenebileceği tartışıldı.

Projenin gerçekleştirileceği alanın büyük ölçüde orman ve tarım arazisinden oluştuğunu söyleyen Bartu-Candan “Bölgedeki tarım arazilerinin önemli bir özelliği var. Burada tarım yapan insanların yüzde 80’i ekip biçtiği ürünleri aynı zamanda kendisi tüketen insanlar. İşini, geçim kaynaklarını, evini kaybeden insanlar tıpkı kentsel dönüşüm projelerinde de örneğini gördüğümüz gibi orada barınamadıkları için göç edecekler” dedi.

Ek raporda projeyle beraber yerinden edilecek çiftçilere farklı tarım alanlarının açılması önerildiğini söyleyen Bartu-Candan “Ancak bunun nerede, nasıl olacağı bilgisi yok” ifadelerini kullandı. Projenin toplumsal boyutta tek olumlu etkisinin ise “kısa vadeli inşaat sürecinden kaynaklı istihdam”  olduğunu belirtti.

Ağırdır: İstanbulluya sormalıyız

Sonrasında söz alan KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır ise konuşmasında Kanal İstanbul projesinin referanduma sunulması tartışmasına değindi. Ağırdır,  “Bu konuyu 31 Mart ile birlikte ikinci kez ‘bu kez kazanabiliriz’ duygusu oluşturması açısından kıymetli buluyorum. Belirtmek gerekir ki bu tartışma temsili demokrasinin de krizidir. Biz bunu katılımcı demokrasiye çevirmek durumundayız” dedi. ağırdır konuşmasını şu sözleri kullandı:

Bu kadar büyüklükte gelecek kuşakların hayatını tamamen etkileyecek bu proje tek kişinin ya da 600 kişinin kararıyla olabilir mi, 20 milyon İstanbullu varken? Yeni bir siyaset arayışı içinde mi olacağız yoksa tek tek projeler üzerinden gitmeye devam edeceğiz? Geleceğe umutla bakabilmemiz için neye karşı olduğumuzu bilmemiz gerekiyor.

Bilgin: Biz bu kentte yaşamaya devam etmek istiyor muyuz?

Ağırdır’dan sonra sunum yapan Prof. Dr. İhsan Bilgin, Kanal İstanbul projesini “Büyük bir hamle” diye nitelendirirken “O büyük hamleyi ekonomisiyle değerlendirebilmek de mümkün ama biz buna bu kentte yaşamaya devam etmek istiyor muyuz istemiyor muyuz diye bakmak durumundayız” dedi.

Bilgin konuşmasının devamında, “Projenin ekonomik faydası toplumsal faydasının önüne geçemez. Dünyanın geleceğini ekonomik faydanın peşine takmamış bir yaşam önceliğini önce kendi hayatlarımıza ondan sonra çevremizdekilere katmak durumundayız” dedi.

Yalçıntan: Toplumsal boyutu ÇED’te yer almıyor

Panelde son sözü alan Prof. Dr. Murat Cemal Yalçıntan ise projenin toplumsal boyutu ve katılım süreci olmadığını belirterek söze başladı. Yalçıntan konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı:

19 bin dönüm yerleşim alanından bahsediyoruz. Burada yaşayan insanların kurmuş oldukları bir sosyal düzen, evleri, dükkanları var, geçim kaynakları var. Fakat projenin ÇED raporunda bunların da ayrıntılı olarak yeri yok.

Fikrimce Kanal İstanbul, gerekçesizlik ve kamunun manipülasyonu üzerinden kapatılması gereken bir tartışmadır. Şeffaflık olmadığı için değerlendirilmeye tartışılmaya da layık değildir açıkçası.

Kategori: Ekoloji