EkolojiManşet

Siyanürlü altın inadı üç çay ve sekiz kenti tehdit ediyor

Kütahya Gediz’deki Murat Dağı’nda siyanürle altın ve gümüş aramak isteyen bir şirkete ÇED olumlu raporu verildi. 60 dava açılan proje uygulanırsa, bölgedeki üç çaydan denize ve yedi kentin içme ve kullanma sularına zehir saçacak.

Kütahya’nın Gediz ilçesi Murat Dağı’nda özel bir şirkete ait tesislerde siyanür kullanılarak altın ve gümüş araması yapılması için hazırlanan ÇED raporunun onaylanması endişe yarattı. Siyanürün Eskişehir’de Porsuk Çayı’nın yanı sıra Gediz, Banaz çaylarıyla Ankara’nın da aralarında bulunduğu yedi kenti etkileyeceği öne sürüldü.

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Sadık Yurtman, şehirlerin içme sularının da tehlike altında olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Kütahya’nın Gediz ilçesi sınırlarında bulunan Murat Dağı eteklerinde yapılacak olan siyanürle altın arama çalışmalarının ÇED raporu olumlu sonuçlandı ve altın arama izni verildi. Bu rapora karşı 60 dava açıldı. Eskişehir Çevre Derneği olarak bu davaların takipçisi olacağız. Bu bölgede yapılacak olan altın arama sonucunda üç tane önemli çaydan denize siyanür karışması meydana gelecektir. Mesela Porsuk Çayı, Sakarya Nehri’yle birleşerek Ankara, Bilecik, Adapazarı ile birlikte Karadeniz’e dökülecektir. Gediz Çayı, Gediz Nehri’yle birleşip İzmir’deki sulama kanallarıyla birlikte denize dökülecek ama bu arada bu şehirlerin içme ve kullanma sularını zehirlemiş olacak. Tarımsal alanlarda zehirli sularla sulanınca biz de zehirli yiyecekleri yiyeceğiz. Ayrıca havuzlar vasıtasıyla zehirler havaya karışacak, asit yağmurları olarak tekrar doğaya dönecektir. Bu asit yağmurları bitkilerin, hayvanların ve doğanın tahrip olmasına sebep olacaktır.”

Eskişehir’in yanı sıra siyanürle altın aramanın Kütahya, Ankara, Adapazarı, İzmir, Uşak, Denizli ve Aydın’ı da etkileyeceğini kaydeden Yurtman, “ÇED raporunda zararın telafi edileceği söyleniyor ama doğadaki tahribatı kimsenin telafi etmesi mümkün değil. Bu davaların halkın katılımı ve direnç göstermesiyle kazanılacağına tüm kalbimizle inanıyoruz” diye konuştu.

Yıldırım: Büyük zararlara yol açacak

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi eski Genel Müdürü Garip Yıldırım da siyanürle aramanın çok büyük zararlara yol açacağını anlattı. Önemli su kaynaklarının Murat Dağı’ndan doğduğunu belirten Yıldırım şöyle konuştu: “Murat Dağı dediğimiz bölge Eskişehir, Kütahya, Uşak ve İzmir bölgesini etkileyen ve önemli su kaynaklarının bulunduğu bir sahadır. Bu sahanın toplam alanı 17 bin kilometrekaredir. Bölge su kaynakları yönünden oldukça zengindir. Yılın yaklaşık 120 günü karla kaplı bir bölgedir. Ayrıca dünyada çok az bulunan kızıl geyikler ve yılkı atlarının da bulunduğu, ekolojik bitki türlerinin geniş yer bulduğu ve farklı iklim geçişlerinin de olduğu bir bölgedir. Özellikle Eskişehir özeline bakacak olursak Eskişehir’in içme ve kullanma suyunun temini Murat Dağı kaynaklarından çıkan ve Porsuk Çayı’na ulaşan sulardan sağlanıyor. Porsuk Çayı kanalıyla Porsuk Barajı’na oradan da Eskişehir’i geçerek Alpu Ovası, Polatlı tarafında sulamada kullanılan önemli bir kaynaktır. Siyanürle altın aramayla ilgili 8 Mayıs itibariyle ÇED raporunun çıktığını öğrendik. Ancak bu tür çalışmalarda ÇED raporunun yanında bir de sağlık etki değerlendirme raporunun istenmesinin yararlı olacağını düşünenlerdenim. Çünkü sağlık da önemli.”

‘Bölgede 6 milyon dönümlük orman var’

Siyanürle altın  arama nedeniyle su kaynaklarının ciddi şekilde etkileneceğini anlatan Yıldırım şu ifadeleri kullandı: “Siyanürlü ayrıştırma ve patlama nedeniyle bu bölgedeki su kaynakları ciddi olarak etkilenecektir. Siyanür havada iki şekilde bulunur. Toz halinde ve küçük partiküller şeklinde insan sağlığını etkiler. Yani solunum yoluyla insanlara ulaşabildiği gibi toprağa dokunmak ya da yenilen ürünlerden insanların sağlığı etkilenmektedir. Bu su özellikle korunması gereken bir su kaynağıdır. Sadece Porsuk suyunun değil diğer su kaynaklarının da ciddi anlamda etkilemektedir. Orman açısından baktığımız zaman 6 milyon dönümlük bir araziyi kapsıyor. Bunların hepsi olumsuz etkilenecek. Porsuk’ta balık tutuyorlar, avlanıyorlar. Ya da teknelerle geziyorlar. Suya dokunuyorlar, şehrin dışında çocuklar suya giriyor. Bu suya arsenik ve siyanür bulaşırsa o insanları, çocukları etkileyecektir. Siyanür bu şekilde bulaşarak hemen anında etki etmemektedir. Onu süreç içerisinde daha sonra fark ediyor insanlar. Geç fark etmiş olurlarsa sonucu kötü olur.”

Kategori: Ekoloji