Ekolojik YaşamGünün ManşetiHafta SonuManşet

Mutluköy Konukevi: Hayatta kalma kabiliyetimizi arttıracak bir girişim!

Mutluköy Konukevi

Bir bilişimci, matematikçi vsr olduğunuzu düşünün. İşten güçten başınızı kaldırıp o hep istediğiniz, için için ‘vakit olsa da yapabilsem’ dediğiniz tarım/ekoloji/gastronomi alanındaki size göre ‘ufuk açacak’ projeniz üzerine eğilme imkanını bir türlü bulamıyorsunuz. Keşkeler ile geçip gidiyor günler…

İşte tam da bu ihtiyaca yönelik bir program başlıyor Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı Mutluköy mahallesinde.

Mutluköy

Mutluköy Konukevi, İstanbul’dan Mutluköy’e 1,5 sene önce taşınan Defne Koryürek ile Vasıf Kortun’un fikri ile yeşeren, konukevine gelecek başvuruları değerlendirmek üzere Defne ile Vasıf’a katılan ve hepsi bambaşka disiplinlerden gelen 11 kişinin daha bulunduğu seçici kurul üyelerinden oluşan, sloganı, “Bir misafirperverlik ve işbirliği projesi” ile de kendisini en güzel şekilde tanımlayan bir proje.

Biz de Yeşil Gazete okurlarına bu projeyi detaylı şekilde aktarmak maksadı ile Defne Koryürek ile konuştuk.

Mutluköy Konukevi projesini Defne Koryürek ile konuştuk

Mutluköy Konukevi: Bir misafirperverlik ve işbirliği projesi

Kendisini yıllardır canla başla içinde bulunduğu Slow Food Fikir Sahibi Damaklar’dan, Lüfer Koruma Timi’nden, Slow Olive’den, Yedikule Marul Bayramı’ndan ve daha pek çok etkinlikten tanıdığımız sevgili Defne Koryürek’e, “Şimdi seni nasıl tanıtmamız gerekir?” diye sorarak başlıyorum.

Eskiden nasıl tanımlıyor iseniz aynı şekilde diyerek yanıtlıyor ve konukevi teriminin İngilizce “residency”den mülhem olduğunu belirterek başlıyor söze.

Yalnız İngilizcedeki “residency” ile şimdi çağrısında bulunulan “konukevi”nin sıfatları benzer olmakla birlikte Mutluköy Konukevin’nin bir “yeni” yanı var. Halihazırda yazarların, sanatçıların katıldıkları tüm uluslararası residency’lerde katılımcılar kendi çalışma alanlarına dair projeleri için ihtiyaç duydukları özel mekan ve kendilerine ait zaman gereksinimlerini karşılıyorlar. Mutluköy Konukevi’ndeki sistemi ise, “Bilişimci olur, yazar, sanatçı, mühendis olur, matematikçi olur ya da çiftçi… hangi alandan olduğu hiç fark etmez ama yeter ki projesinin ucu tarım, gastronomi ve ekoloji alanlarından en az birine dokunan bir proje olsun” şeklinde özetliyor Defne Koryürek.

Mutluköy Konukevi

“En güzel şöyle bir örnek ile açabiliriz bu konuyu” diye de ekliyor, “diyelim ki sen bir bilişimcisin ve kafanı da “Yaa şu tohum takas ağlarını, tohum takas alışverişini kendi uzmanlığımı kullanarak nasıl en efektif hale getirebilirim” konusu meşgul ediyor. Günlük iş hayatında da buna zaman bulamıyorsun. Mutluköy Konukevi’nde işte bu zamanı ve kendine ait çalışma alanını açıyoruz sana. Projene göre sana 2 hafta mı, 2 ay mı lazım, işte o kadar süre burada o projene odaklanabilirsin. Burada çalışmanı tamamladıktan ve ilgilendiğin konulara dair hazırladığın yazılımın ortaya çıkmasının ardından Türkiye çapındaki tohum takas ağları da bundan yararlanma imkanını bulurlar.”

Bunun bir “işbirliği” olduğunu “girişim” ile karıştırılmaması gerektiğinin altını da özellikle çiziyor, “Biz alan açıyoruz, misafirperverlik gösteriyoruz. Karşılığında da bir iş üretiliyor. Bu üretilen işin de işbirliklerine evrilmesini istiyoruz. Bu işbirliği girişim değil ama. Gastronomi, ekoloji ve tarım üzerinden bir işbirliği. Bu sebeple de tanımlarken “Bir misafirperverlik ve işbirliği projesi” dedik

‘Mutluköy’e gelen kişi yerel halk ile bilgisini karşılıklı paylaşarak bir dönüşümü de sağlamalı’

Defne Koryürek ve Vasıf Kortun

Mutluköy Konukevi’ne projesi ile başvuran, Seçiciler Kurulu’nu da, projesiyle, misafirperverlik hak ettiğine ikna edebilen kişi ya da kişilerden tek beklenti ise yerel halk ile muhabbete girilmesi. En azından bir atölye, bir söyleşi ya da panel ile kendi bilgilerini aktarırken Ayvalık halkının kendi yaşadığı bölgedeki sorunlarını da ilk elden deneyimleyerek tecrübesine dahil etmesi.

Bu niyeti de şu sözlerle ifade ediyor Koryürek, “Bu programın bir diğer yönü de şu. Verdiğimiz örnekten gidecek olursak bilişimci olarak sen kendi projen üzerinden çalışırken Mutluköy’de, burada, kırsalda yaşayan insanlarla etkileşimde bulunarak kendi içinde zaten bir dönüşümü yaşayacaksın. Kafan kendi projende iken, mesela tohum takas ağlarına çalışırken, diğer yandan burada zeytincileri gördüğün için, iklim değişikliğinin buradaki zeytinliklere nasıl etki ettiğini birebir gözlemlediğin için çalışma alanın ile ilgili başka bir katmana da muhtemelen sen zaten sıçrayacaksın. Bunun muhabbete evrilmesi için senin de ama ne yaptığını, nereden geldiğini, nelerin tasasında olduğunun burada yaşayanlara açman gerek. Bizim arzumuz gelenlerin Mutluköy ve Ayvalık insanlarına yönelik en az bir konuşma, atölye ya da söyleşi yapması. Böylece etkileşimin karşılıklı olmasının da sağlanması.”

Arada karşılıklı olarak para alışverişi bulunmayacak

Defne Koryürek’e Mutluköy Konukevi projesinin maddiyatla ilişkisini de soruyoruz. Gelenler bir meblağ ödeyecekler mi ya da siz projesi ile konukevi katılımcılarına maddi katkıda bulunacak mısınız şeklinde.

“Bu işbirliği projesinde para alışverişi bulunmayacak” şeklinde yanıtlıyor. Dünyadaki residency örneklerinde katılımcıya belli bir ücret ödenen durumlar da olduğunu ancak Mutluköy Konukevi’nde böyle bir uygulama olmayacağını belirtiyor ve ekliyor,

“Şerefiye de yok bu proje bağlamında maddi gelir de. Burası bir otel değil, para alışverişi yok. Biliyorum, biraz kafa karıştırıcı. Bir ta tu ta noktası değil Mutluköy Konukevi, bir otel değil, atölye vermiyoruz. Ama aslında gelenekte olmayan bir şey de değil yani. Yaptığımız konuk etmek, alan açmak. Hepimiz için yaşamsal olan alanlarda çalışmak için vakit ve alan darlığı çeken kişi ya da ekiplere misafirperverlik göstermek.”

Yeme-İçme işini de soruyoruz. Mutluköykonukevi.com adresinde tüm bu detayların bulunduğunu belirtiyor Koryürek. Web sitesinde ise bu konuya dair şu bilgi paylaşılmış,

Konukevi, buzdolabı, ocak, kettle, ekmek kızartma ve çamaşır makinasından oluşan açık mutfağı ve duşu olan bir tuvaleti ile 55 metrekarelik bir alan içerisinde bir yatak, bir divan ve bir de çalışma masası ile iskemle ihtiva eder. Telefon ve televizyon olmamakla beraber wi-fi bağlantısı mevcuttur.

​Mutluköy Konukevi sakinleri dilerlerse kendi ünitelerinde yeme içme ihtiyaçlarını görebilecekleri gibi, yemeklerini sabah 7:30-8:30 ve akşam 18:00-20:00 saatleri arasında ana ünitede, arazinin diğer sakinleriyle birlikte yiyebilirler.

Ana ünitenin beslenme rejimi vegan(*)dır.”

Hedef  üç yıl içinde Mutluköy Konukevi’ni uluslararası projelere de açabilmek

Vasıf Kortun

Mutluköy Konukevi’nin şu aşamada Türkiye’den projelere açık olduğunu aktaran Koryürek ilk etapta hedeflerinin üç senelik zaman zarfı içerisinde yurtdışından katılımlara da projeyi açmak olduğunu belirtiyor.

“Bu projenin 3 yıl içinde uluslararası olmasını arzu ediyoruz. Seçici kurulumuz ile niyetimiz bu. Şu anda yerel bir proje bu ve Türkiye’den geleceklere açık. Ümidimiz o ki üç yıl içinde Fransa’dan, Yunanistan’dan Avustralya’dan dünyanın değişik köşelerinden başvurulara da açık hale gelmesi. Bunun olabilmesi için buraya ilk etapta gelecek projeleri titizlikle belirlenmesi gerekiyor. Her kurum kendi ilan ettiklerinden ziyade kendi pratik ettikleri ile tartılır. Bizim üç sene sonra Mutluköy Konukevi’ni tanıtırken, “Buraya 2019 baharında şu ekip/kişi geldi ve şu projeleri tamamladılar  diyebilmemiz lazım.

Buradaki niyetlerimizin karşılığı projeler seçmemiz gerekiyor. Orada da Seçici Kurul’umuza çok güveniyoruz. Onlar bize, “Bu dönem değerlendirme alınacak proje çıkmadı. Bu dönemi es geçebiliriz” de diyebilirler. Buna da hazırlıklı durumdayız.

Biz aslen Nasrettin Hoca’nın çocukları gibi göle yoğurt çalıyoruz şu anda.. Hem kimbilir  o yoğurt tutar belki de. Tutmaz da değil. Tutacak olursa da hepimizin faydalanacağı bir dönüşümü başlatacak.

İlk dönem için son başvuru tarihi: 15 Aralık

Mutluköy Konukevi’nin seçici kurulca belirlenecek ilk sakinleri 1 Nisan’da çalışmalarına başlayabilecek. İlk dönem için son başvuru tarihi 15 Aralık. Bahar dönemi tarihleri 1 Nisan – 31 Haziran arası olarak belirlenmiş durumda. Bu süre zarfında tek bir projeye de tüm zaman verilebilir. Birden fazla proje için de belli dönemler Mutluköy Konukevi’nde konaklama imkanı sağlanabilir. Ama konukevinde aynı anda birden fazla projeye   yapma durumu da yok. Aynı dönemde Seçici Kurul’un onayı ile seçilen proje üzerine çalışma yapmak üzere tek bir kişi ya da tek bir ekip konukevinde bulunabilecek.

Mutluköy Konukevi’nin seçici kurulu ise şu isimlerden oluşuyor: Ali Akay, Aslıhan Demirtaş, Can Altay, Defne Koryürek, Emet Değirmenci, Eren Tapan, Ergem Şenyuva, Özge Samancı
Serhan Ada, Sezai Ozan Zeybek, Uygar Özesmi, Ümit Şahin ve Vasıf Kortun.

“Çıkarımız ekolojiyi ve gezegeni korumak”

Son olarak Defne Koryürek’e bu tür projeler söz konusu olduğu zaman herkesin aklına -nedense- ilk anda gelen o “hin” soruyu da yöneltiyoruz. Peki bu işten çıkarınız ne sizin?

Sorumuzu içtenlikle yanıtlıyor Defne Koryürek;

“Para takası yok, Seçici Kurul da biz de bu niyetin gönüllüleriyiz ama çıkarımız yok mu, var. Taş üzerine taş koyarak daha iyi, daha bütüncül, daha muhabbetli bir yarın hayaline hizmet ediyoruz. Bundan büyük çıkar olur mu?

Lüfer hareketini hatırla, benim oradan parasal bir çıkarım yok, malum. Yani Türkiye’de lüfer tutturmayıp Avustralya’dan ithal eden kabzımal değilim ki, ne çıkarım olabilir? Ama çıkar hep maddi değildir. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için düşünürsek lüfer İstanbul’dur, lüfer muazzam bir vadinin ekolojisidir, bizim bekamızdır. Üstelik ben o süreç sonunda biliyorsun vegan oldum. Zira yokolan bir ekolojinin sembolü lüfer. Bir uyanışa vesile oldu.

Mutluköy Konukevi ile topluluk yaratmaktan tut, ekolojiye-tarıma veya gastronomiye dair problemleri çözme niyeti ve projeleriyle gelen insanları biraraya getirerek katmanlı çözümlere ulaşılmasını sağlayacak bir koza haline gelecek belki de ileride. Onu öngörüyoruz. Bizim çıkarımız bu.

Mutluköy’ün hayatta kalma kabiliyetimizi arttıracak bir deneme, bir girişim olduğunu düşünüyoruz. Bir kıyamet var önümüzde ve hızla ona doğru gidiyoruz. İklim değişikliği sınavı çok çetin geliyor, biz ise idrakında bile değiliz.”

Mutluköy Konukevi resmi sitesine bu bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.

 

Röportaj: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)

Kategori: Ekolojik Yaşam