EkolojiGünün ManşetiManşet

“Ergene Nehri’nin kirli suyu boşaltılırsa Marmara Denizi 3 ay içinde kullanılmaz hale gelecek”

Marmara Denizi ve çevresi için ekolojik bir felaket kapıda… Felaketin kaynağı ise sanayi atıkları nedeniyle dünyanın en kirli nehrine dönüşen Ergene olacak.

Bilim insanları Trakya’nın en önemli su kaynaklarından olan, Istranca Dağları’ndan doğarak Trakya’nın ortasından Ege Denizi’ne dökülen 280 kilometrelik Ergene Nehri için tasarlanan “Ergene Derin Deniz Deşarjı Projesi” ile ilgili uyarıda bulundu.

Trakya’nın can damarı, sanayi kanalizasyonuna dönüştü

Projenin hayata geçmesi halinde sanayinin kanalizasyonuna dönüşen Ergene Nehri’nden taşınacak kirli su Marmara Denizi’ni 3 ay içinde işlevsiz hale getirecek.

64 yıldır Marmara Denizi’nin derinliklerinde jeolojik araştırmalar yaparak oluşan kirliliğin boyutlarını raporlayan MAREM (Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi) Projesi kapsamında, Sevinç-Erdal İnönü Vakfı, Tekirdağ Süleymanpaşa Belediyesi ve Kartal Belediyesi işbirliğinde “Her Yönüyle Marmara Denizi 2018 Yılı Çalışma Verileri” hakkında Tekirdağ Yelken İhtisas Kulübü’nde dün (20 Eylül) basın toplantısı düzenlendi.

“Ergene Derin Deniz Deşarj Projesi”nin Marmara Denizi’ni nasıl yok edeceği ve projenin hayata geçmesinin engellenmesi için acil atılması gereken adımların konuşulduğu toplantıya Tekirdağ Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat Sevinç, Erdal İnönü Vakfı Başkanı Sevinç İnönü, Sevinç-Erdal İnönü Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Güneş Gürseler, Sevinç-Erdal İnönü Vakfı MAREM Proje Lideri Hidrobiyolog M. Levent Artüz, Sevinç-Erdal İnönü Vakfı MAREM Proje Koordinatörü O. Bülent Artüz, İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü MAREM Jeoloji Sedimantolojisi Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Sakınç ve Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü MAREM Kimya Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Bahattin Yalçın katıldı.

3 ay içinde Marmara Denizi kahverengi olacak, koku oluşacak ve balıkçılıkta dramatik düşüş yaşanacak

MAREM Projesi Lideri Hidrobiyolog M. Levent Artüz, yurt içi ve yurt dışından 18 üniversitenin katıldığı projede, edinilen bilimsel veriler ışığında yapımı süren Ergene Derin Deniz Deşarj Projesi’nin Aralık 2018’de hizmete başlayacağını, dünyanın en kirli akarsuyu olarak kabul edilen Ergene’nin Marmara’ya akacağını söyledi. Yaz ve kış dönemlerinde Marmara’yı incelediklerini, 252 istasyonda 163 parametreyi ölçtüklerini aktaran Artüz, “Marmara’nın kurtuluşu kalmayacak. Kirlilik Marmara’yı kilitleyecek” dedi.

Artüz deniz kirliliğinin tespit edilmesi için yaptıkları çalışmaları şu sözlerle aktardı:

“Partiküller nedeniyle, su ne kadar bulanık olursa deniz o kadar ısınıyor, sıcaklık artınca gaz çözünmüyor ve erimiş oksijen miktarı düşüyor. Vahim bir durum. Buradaki çürümeden dolayı besleyici tuzlar artıyor ve kısır döngü oluyor. Dünyanın en kirli nehri olan Ergene Nehri’ne akan kirli su, Marmara Denizi’ne, arıtılmadan Tekirdağ açığında basılacak. 3 ay içinde Marmara Denizi kahverengi olacak, balıkçılık dramatik bir biçimde düşecek, koku olacak. Marmara kullanılmaz hale gelecek. Bu proje ile Marmara Denizi yok olmaya, sadece bir su kitlesine dönüşmeye hazırlanıyor.”

Marmara Denizi’ndeki balıkların mide ve kas dokusundan nanoplastik çıktı

2 yıldır plastik kirlilik ile ilgili çalışmalar yürüttüklerini söyleyen hidrobiyolog Artüz, “Geçtiğimiz yıl mikro, bu yıl makro plastiklerle ilgili çalışmalar yapılıyor. İmkân olursa nano plastik çalışması da yapılacak. Proje kapsamında birçok yerde balık örneklemesi yapıyoruz. Köpekbalıkları grubu Marmara Denizi’nde ciddi şekilde yok oldu, uzaklaştı. Marmara Denizi’ndeki balıklardan mide analizi yapıldı. Hepsinin mide ve kas dokusunda nanoplastik bulundu. Sonuçlar pek iç açıcı değil. Yaptığımız çalışmalarda geriye gittiğimizi görüyoruz” dedi.

Marmara’ya kıyısı olan halk plajlarında rastlanan en büyük kirletici sigara filtresi oldu

Levent Artüz, Marmara Denizi kıyısındaki 17 halk plajında yürüttükleri çalışmada 10 metrekarelik replika ile makro plastikleri yani 5 milimetrenin üzerinde olan atık plastik plastikleri incelediklerini anlattı. Sahilde rastladıkları en büyük kirleticileri ile şu şekilde sıraladı:

  1. sırada: Sigara filtresi
  2. sırada: Çerez poşetleri
  3. sırada: Market poşetleri
  4. sırada: Pet şişe ve kapakları
  5. sırada: Plastik pipetler
  6. sırada: Balık ağları ve ambalaj şeritleri
  7. sırada: Plastik sandaletler
  8. sırada: Straforun kullanıldığı mamüller

Listenin tıbbi malzemelerden av malzemelerine, cam/metal parçalarından boya kırıntılarına ve kömür cürufuna kadar uzadığı belirtildi.

En vahim durumdaki plaj: Menekşe

Artüz, “En kötü durumdaki plaj Menekşe Plajı çıktı. En iyi durumdaki plaj da Hamzaköy Plajı çıktı. Her plajda 10 metrelik alandaki kumsaldan örnekler alınarak incelendi ve bu sonuçlar çıktı. Burada, bulunduğumuz bölgedeki Kumbağ Plajı ise kötü durumda değil, Şarköy Plajı’ndan daha iyi durumda ve sıralamada dördüncü sırada yer alıyor” dedi.

Marmara’yı nasıl kurtarırız?

Marmara Denizi’ni nasıl kurtarabiliriz sorusunun yanıt arandığı toplantıda Levent Artüz, atılması gereken en önemli adımın eksiksiz ve ciddiye alarak çevre mevzuatının uygulanması olduğunu ifade etti.

Konuşmasında yurttaşların bilinçlendirilmesinin önemine vurgu yapan Artüz, “Çocuğun pet şişeyi denize atması kınanırken çok çok fazlasının denize dökülmesine ses çıkarılmıyor. Bunun değişmesi gerek.” diye konuştu.

Konuşmacılardan Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü MAREM Kimya Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Bahattin Yalçın, konuşmasında deniz kirliliğinin önüne nasıl geçilebileceğini ve kirliliğin halk sağlığı açısından etkilerine değindi.

Ergene Nehri

“Denizde kirliliğin yok edilmesi için çözülmüş oksijen çok önemli”

Deniz kirliliğine karşı çözüm önerisini paylaşan Yalçın, “4 kademeli modern teknoloji ile yapılacak arıtma sistemleri ile kirliliğin önüne geçebiliriz. Derin deşarj çözüm değil. Denizde kirliliğin yok edilmesi için çözülmüş oksijen çok önemli. 1954 yılında 7-8 mg oksijen/litre iken şu an 1-2 mg/litre. En az 5 mg/litre ihtiyaç var. Deniz kendini temizleyemeyeceğinden, canlı ortamı terk ediyor. Çünkü canlıların yaşayabilmesi için bir ortam kalmıyor” şeklinde konuştu.

“Kömür külleri dibe çöküyor, canlıların bünyelerinde ağır metaller birikiyor”

Yalçın, “Dip balıklarını/canlılarını tüketmeyin diyoruz. Ağır metalleri içlerinden biriktiriyorlar. Karaciğer, böbrek, dalak gibi organlarda kanser oluşma riski ortaya çıkıyor. Peki ağır metaller nereden geliyor? Burada termik santraller çok önemli. Kömür külleri deniz ortamına gelerek dibe çöküyor. Balıklar planktonlarla besleniyor. Böylece canlıların bünyelerinde bu ağır metaller birikiyor” dedi.

Marmara depreminin büyüklüğü 7,2 veya 7,4 civarı olacak

Toplantıda Marmara’yı bekleyen bir diğer tehlike deprem konusu da konuşuldu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü MAREM Jeoloji-Sedimantoloji Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Sakınç, Marmara Denizi’nin en büyük ikinci sorunu olan deprem ile ilgili Marmara Denizi açıklarında kırılmamış iki büyük fay hattı bulunduğunu söyledi.

“Marmara Denizi dünyada eşi benzeri olmayan bir akıntı sistemine sahip. 10 milyon yıl boyunca geçirmiş olduğu jeolojik evrim Marmara’yı önemli kılıyor. Yapılan araştırmalar ortalama 250 yılda bir depremin olabileceğini göstermektedir. Biz o periyodun sonuna yaklaştık. 1999 depremi sonrasında birçok yerli ve yabancı gemiler araştırmalar yaparak Marmara Denizi’nin özelliklerini gelişen teknoloji ile ortaya çıkarmıştır. Kırılmamış 2 önemli fay var. Deprem olacaktır. Büyüklüğü de 7,2 veya 7,4 civarı olacaktır. İstanbul büyük zarar görecektir. Tekirdağ, Gelibolu, Çanakkale, Mürefte ve Şarköy de bu depremlerde ciddi zararlar görecektir. Marmara Denizi hem deprem, hem biyolojik, hem oşinografik açısından son derece önemli bir deniz. Onu koruyamazsak suç bizlerdedir”

“Kanal İstanbul projesinin hukuki sorunları var”

Sakınç, alınması gereken önlemler kapsamında  öncelikli olarak heyelan, deprem ve selle ilgili yurttaşların bilinçlendirilmesi, yapılan bilimsel araştırmaların da popüler bilim şeklinde halka aktarılması ve yerel yönetimlerin bina yapımında son derece dikkatli davranması gerektiğini ifade etti. Konuşmasında Kanal İstanbul projesine de değinen Prof. Dr. Mehmet Sakınç, Marmara Denizi’nin bir geçiş yeri olduğunu, uluslararası kullanıma açık olduğu için hukuki sorunları olduğunu, gerçekleşmesi halinde ise sosyolojik yapıyı bozacağını söyledi.

“Kepçe ile topladıklarınızı kazanla geri dökerseniz çözüm olmaz”

Toplantının açılış konuşması yapan Tekirdağ Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat “Yaşadığımız şehir Marmara Denizi kıyısında. Bu dönem önemli bir değişikliğe gittik” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlk defa yağmur suyu kanalizasyondan ayrıldı. Ciddi paralar harcandı denizin daha temiz olması için. Üst yapıda da önemli atılımlar yaptık. Ancak hemen arkasından 12 sanayi bölgesi olan bir bölgeden derin deşarj ile Marmara Denizi’ne atıkların gönderilecek olması sorunu ortaya çıktı. Bu nedenle kamuoyunu uyarmak ve geleceğe temiz bir deniz, temiz çevre bırakmak adına bilimin ışığı altında bu projenin nasıl sonuçlar vereceğini görmek istedik. Gördüğümüz manzara çok acil önlemler alınmazsa bir süre sonra Marmara Denizi’nin kullanılamayacak olması. Kepçe ile topladıklarınızı kazanla geri dökerseniz çözüm olmaz. ”

 

Haber: Merve Damcı

(Yeşil Gazete)

Kategori: Ekoloji