Günün Manşetiİklim KriziManşet

Mersin’de iklim değişikliği konferansı: ‘Havalar, sular, yerler’ değişirken iklimle uyumlu mimari

Soldan sağa Esra Şahin Burat

Mimarlar Odası Mersin Şubesi, BM tarafından ilan edildiği şekli ile her yıl ekim ayının ilk haftası kutlanan, bu yıl ise 2 Ekim’e denk gelen “Dünya Mimarlar Günü” kapsamında 4 Ekim Çarşamba günü (dün) Mersin Mimarlar Odası Konferans Salonu’nda “Küresel İklim Değişirken Mimarlık ve Kent Konferansı” düzenledi.

200 kişilik salonun tamamen dolduğu, ayakta kalan birçok dinleyicinin de takip ettiği konferansta tümü Mersin Üniversitesi’nden olmak üzere Prof. Dr. Selim İnan, Doç. Dr. Esra Şahin Burat, Yrd. Doç. Dr. Sinan Burat ve Yrd. Doç. Dr. Fikret Zorlu kendi uzmanlık alanlarına ilişkin sunumlarla iklim değişikliğine değindi. Konferansın kolaylaştırıcılığını ise Mimar Sabri Konak üstlendi.

İklim Değişikliğinin Dünü, Bugünü, Yarını

Mimarlar Odası Mersin Şubesi Başkanı Ömer Sakar’ın açılış konuşmasının ardından ilk sözü Jeoloji bölümünden Prof. Dr. Selim İnan aldı, “Mimarlar çok şanslı, en azından bir gününüz var, bizim günümüz de yok” esprisi ile başlayan İnan, “İklim Değişikliğinin Dünü, Bugünü, Yarını” başlıklı sunumunda tarih öncesi zamanlardan günümüze gelen bir perspektifte iklim değişikliğini aktardı. “Dünya daha önce de küresel ısınma ile karşılaştı ama bunların belli periyotları vardı ve ısınmanın nedeni de dünyanın kendi döngüsü içinde gerçekleşti. Ancak şu anda yaşadığımız iklim değişikliğinin bu periyotların çok dışında bir seyri var nedeni de kuşkuya yer bırakmayacak şekilde insan faaliyetleridir” diyen Prof. Dr. Selim İnan bir zamanlar dünyanın en büyük gölleri arasında bulunan Aral Gölü’nün artık Aral Çölü olarak adlandırıldığını da kaydetti.

Açılış konuşmasını Mimarlar Odası Mersin Şubesi Başkanı Ömer Sakar yaptı

Selim İnan iklim değişikliğinin Türkiye perspektifine de konuşması sırasında yer verdi.

Türkiye’nin 100 yıllık dönemdeki gelecek senaryosunda ikliminin şu anki Afrika iklimine döneceğini kaydeden İnan, “Bugün fındık ekebildiğiniz Karadeniz’e gelecekte iklim değişikliğinin sonuçlarına paralel olarak ancak pamuk ekebileceksiniz. Çukurova’nın doğal iklimi kuzeye doğru kayacak. Orta Anadolu gölleri birer birer kuruyacak. Meke, Beyşehir, Akşehir, Burdur gölü de bu gölleri içerisinde. Hele Burdur Gölü’nde şu an her yıl 3 milyar damacana suya eşdeğer bir su miktarı buharlaşıyor” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Selim İnan bir felaket senaryosu şeklinde aktardığı bilgilerin ardından, “Hiçbir zaman geç olmadığının” da altını çizerek, “Çözüm elbette mümkün, Karbıon salımını azaltmalıyız. İklim değişikliği ile bireyseli kurumsal ve uluslararası anlamda mücadele etmeliyiz. Yenilenebilir enerjilere dönmeli, şehirleşme ve ulaşımda en az kabon emisyonu çıkacak şekilde tedbirlere yönelmeliyiz” diye konuştu.

Mersin’de Su Baskınları ve Alternatif Çözümler

Günün ikinci sunumu, “Su Baskınlarını Önlemeye Yönelik Tasarım Yaklaşımları“nı Mimarlık Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Sinan Burat ve Yrd. Doç. Dr. Fikret Zorlu ortaklaşa gerçekleştirdi. Mersin yerelinde yaşanan su baskınları ve bunlara yönelik alınması gereken tedbirler üzerine yaptıkları sunumda Fikret Zorlu, Mersin yerelinden fotoğraflarla yanlış mimari uygulamalar ve olası çözüm yollarını masaya yatırırken, Sinan Burat ise uluslararası ölçekte bir perspektiften hadiseye eğildi. Kopenhag Sağanak Yönetim Planı’na dair ayrıntılı bilgiler aktaran Burat. Danimarka’da caddelerde, ana arterlerde ve parklarda suyu tahliyesi ve belli bir alanda tutulmasına dair çözüm örneklerini görseller desteği ile katılımcılar ile paylaşırken Mersin’in de kolay br şekilde bu çözüm yollarını değerlendirmesi gerektiğinin altını çizdi.

“Havalar, Sular ve Yerler” dikkate alınmadan iklim değişikliğine uygun mimari de olamaz!

Konferansın son sunumu olan, “‘Havalar, Sular Yerler’ Değişirken Mimarlık”ta ise söz sırası Doç. Dr. Esra Şahin Burat’a geçti.

Soldan sağa Esra Şahin Burat, Selim İnan, Sabri KonakSinan Burat ve Zorlu

Sunum başlığını Hipokrates’den aldığını belirterek sözlerine başlayan Esra Şahin Burat, “Hipokrat, “havalar, sular, yerler dikkate alınmadan insan sağlığında kalıcı bir çözüme ulaşılamaz” derken aslında Mimarlar için de ufuk açıcı bir önermeyi gündeme taşımış oldu. “Havalar, Sular, Yerler” kitabı her mimarın her çalışmasında dikkate aldığı bir eserdir. Hele günümüz iklim değişikliği günlerinde bu özellikle önem taşıyor. Günümüz dünyasında küresel ısınmanın da baskısı ile süreksizlik, belirsizlik, beklenmedik durumlar ve aşırılık mimarlar olarak baş etmemiz gereken olgular” diye konuştu.

Günümüz modern mimarisinde her yere, ilgili yerin kendine has koşullarını dikkate almadan, aynı binaları dikerek “havalar, sular ve yerler”i görmezden geliyoruz diyen Şahin Burat, “İsraf mimarlığından vazgeçmek zorundayız. Mersin özelinde, dağdan denize akması gereken suların önüne bent gibi konumlanmış bir şehirde biz bunun bilinci ile hareket etmez isek su baskınları ve afetler ile baş edemeyiz. Dere yatakları üzerine konan binalar, suyun akış yönünde yer verilen yollar yapıldıkça bununla baş edebilmekte aynı oranda güçleşiyor” şeklinde konuştu.

Dünyadan güzel örneklere de sunumunda yer veren Doçent Doktor Esra Şahin Burat, “Almanya’nın Freiburg şehri çok güzel bir örnek. Üstelik şehir bir nükleer santral tehdidi altında iken bölge halkının karşı hamlesi ile bugünlere geldi. Günümüzde yenilenebilir enerji hamlesi ile tükettiğinden daha fazlasını üreten bir şehir durumunda Freiburg. Aynı şekilde Fas da doğru yönde ilerliyor. Güneş santralleri hamleleri iklim değişikliği ile mücadele anlamında çok anlamlı” dedi. Burat, Kopenhag İklim  Uyum Planı (Copenhagen Climate Adaptation Plan) üzerinden de bilgiler aktardı.

Porto Riko: Kasırga sonrası yeşeren alternatif yaşam!

Harvey Kasırgası ile tam bir yıkımı yaşamakta olan ABD eyaleti Porto Riko’dan da bahseden Esra Şahin Burat, “Porto Riko’da çok yakın arkadaşlarım yaşadığı ve kendim de bir dönem orda bulunduğum için sürekli takip ettim haberleri. Whatsapp üzerinden de sürekli arkadaşlarım ile yazışıyorum. 3 ay elektrik verilemeyecek oraya. Bu bahsettiğimiz ada sosyo ekonomik düzeyi hayli yüksek olan bir yer. Orda enerjinin tamamı ithaldi, toplu taşıma nerdeyse yoktu, herkesin evinde birden fazla jeep bulunuyordu. Şimdi ise tam bir yıkımı yaşıyorlar. Ama işin enteresan tarafı, arkadaşlarım bana şöyle mesajlar yazıyor, “Çocuklar başlarını bilgisayardan kaldırmıyorlardı. Şimdi elektrik olmadığı için sokakta oynuyorlar ve durumdan hiçte şikayetçi değiller. Tüm adada benzin olmadığı ve uzun bir süre de erişilemeyeceği için artık here yere ya bisikletle ye da yürüyerek gitmek zorunda kalıyoruz ve bu da bizlerin çok hoşuna gidiyor. Kimse kimse ile görüşmezdi daha önce, şimdi ise herkes birbirinin yardımına koşuyor”. Bu mesajları okuduktan sonra “acaba diyorum kurtuluş için tam bir yıkıma mı ihtiyacımız var?”

Burat, Irma nedeniyle Florida’dan bir haftada 5.3 milyon insanın göç ettiğini, 2011’den bu yana devam eden Suriye iç savaşında ise 7 yıld toplam göç eden insan sayısının takribi 5.1 milyon olduğunu ileterek iklim değişikliği tehdidinin boyutlarına dair çarpıcı bir örnek de sundu.

 

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)