İrlanda’da iklim ikiyüzlülüğü: Hedef iklimde toplumsal dönüşüm, sonuç petrol sondajı lisansı!

The Guardian’da John Gibbons imzası ile yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Hilal Işık’ın çevirisi ile paylaşıyoruz

***

Ulusal iklim politikası, çevreye karşı olan sorumluluğun yerine getirildiği resmini çizen yani yeşile boyalı bir politika dokümanı-  İrlanda’nın 2020 yılı karbon salımı hedefine ulaşamayacağı kesin ve ülke hala sondaj ruhsatları vermeye devam ediyor.

Dublin’deki hükümet binaları St. Patrick Günü için yeşile dönmüş, ama İrlanda gerçekte ne kadar yeşil? (Fotoğraf: Artur Widak/NurPhoto/Getty Images)

 

İrlanda, iklim değişikliği konusunda adımlar atıyor gibi görünüyor. Geçtiğimiz yıl, ülkenin ilk “iklim bakanı (climate action minister) göreve başladı.  Haziran ayında, kıyılarda yapılan hidrolik kırma1 (fracking) işlemleri yasaklandı. Dahası, İrlanda’nın medyatik yeni başbakanı Leo Varadkar, kabine toplantısının ilk gününün büyük bir kısmını iklim değişikliğini tartışmaya ayırdı.

Geçtiğimiz günlerde Başbakan Varadkar, İrlanda’nın on yıldan fazla bir süreyi kapsayan ilk ulusal “azaltım” planı (National Mitigation Plan (NMP)) uygulamaya koydu ve iklim değişikliğine değinmenin ” toplumsal temel dönüşümü” ve daha da önemlisi kaynak tahsisi ve güçlü politika değişikliğini gerektirdiğini ifade etti.  Başarıyı kelimelerin hangi sıklıkta kullanıldığıyla ölçebilmek mümkün olsaydı, -“sürdürülebilir” sözcüğüne ulusal “azaltım” planında en az 110 defa rastlamak mümkün –  İrlanda, iklim değişikliğiyle savaşta kuşkusuz dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yerini alabilirdi.

Ancak görünüş oldukça aldatıcı olabiliyor. Vaat edilen “toplumsal temel dönüşüm”, baştan aşağı anlam içermeyen kelimelerin teskin edici kombinasyonu olarak karşımıza çıkıyor.

İklim bakanı Denis Naughten, sanki dokümanın 2050’ye doğru zombi gibi tekrar hayata döneceğini ima edercesine “yaşayan bir belge” olarak adlandırdığı “Ulusal Azaltım Planı” içindeki büyük boşlukları ve şaşırtıcı amaç yoksunluğunu örtbas etmeyi başardı.

Naughten’in medya röportajlarından bu konuyla ilgili konuşmaktan rahatsızlık duyduğu anlaşılıyor. Naughten’e göre İrlanda, iklim değişikliği konusunda arayı kapatmaya çalışıyor ve fazla sert eleştirilmemeli. Naughten, hükümetin hedeflere nasıl ulaşacağına dair kuralcı olmak istemediği konusunda ısrarcı. Fakat pratikte, bu durum zorlu ama gerekli olan kısa vadeli kararların görmezden gelinmesine dönüşüyor.

Naughten, İrlanda’nın Brüksel’de imzalamayı seçtiği 2020 hedeflerinin (2005 ile karşılaştırıldığında emisyonda %20’lik bir azaltım) çok külfetli olduğunu ve Paris Anlaşması’nın AB çapında uygulamasının ertelenmesine yol açacağını söylüyor. İrlanda 2020 yılına kadar, ulaşım ve tarımdaki sera gazlarının artışı sebebiyle emisyonda yalnızca % 5-6’lık bir düşüş sağlayabilecek. Bu durum Avrupa Birliği (AB) kapsamında ciddi para cezalarının kapıda olduğunun göstergesi.

İrlanda Yeşilleri: Ülkedeki durum tutarsızlık göstergesi

Kişi başına düşen emisyon değerleri sıralamasında İrlanda; Belçika, Lüksemburg ve Avusturya ile birlikte AB’de üçüncü sırada yer alıyor. İrlanda aynı zamanda 2020 emisyon hedefine ulaşamayacağı öngörülen dört AB ülkesinden biri. Tüm bunların dışında, durum daha da kötüye gidecek gibi görünüyor. 11 Temmuz’da, kamuoyuna duyurulmaksızın, bakan Naughten’ın birimi, İrlanda’nın batı kıyısındaki Porcupine Bank‘ta petrol sondajı yapılmasına izin veren bir lisans onayladı.

Bu sondaj işlemiyle yaklaşık olarak 5 milyar varil açık deniz petrolü çıkarılması mümkün. Bu petrol yakıldığında ise, -İrlanda’nın mevcut tüm sektörlerinden salınan emisyonun dörtte birinden fazlası- yani 1,5 milyar ton CO2 salınımı bekleniyor.

İrlanda Yeşilleri’nden parti senatörü Grace O’Sullivan‘a göre, bu petrolün bilançosu ne olursa olsun, böyle bir ruhsatın verilmesi “tutarsızlık ve yetersizlik” göstergesi.

İrlanda Yeşilleri’nden parti senatörü Grace O’Sullivan

Porcupine Bank petrol sahası, iklim yükümlülüklerini ciddiye aldığını iddia eden bir hükümet için sıkıntılı bir siyasi problem ortaya koyarken, bu durumun yol açacağı gerçek zorluklar daha da hassas bir noktada duruyor. Zorluklardan ilki, ulaşım sektöründeki stratejik planlama eksikliği emisyonların 2020’ye kadar %14-16 oranında gidip geleceği anlamına geliyor.

İkincisi ise, Food Wise 2025’te düzenlenen devlet tarım stratejisi, kamu görevlileri tarafından değil, gıda endüstrisi tarafından hazırlanan bir politika belgesi olma özelliğini taşıması. 2020 yılına kadar tarım, emisyon ticareti şemasının dışındaki İrlanda toplam emisyonlarının %45’ini oluşturacak. Hükümet, İrlanda’nın büyük çaplı otlak temelli sığır ve süt sektörünün iklim dostu olduğunu ve bu yüzden vazgeçilmemesi gerektiğini iddia etmeye devam ediyor.

Ancak bu yılın başlarında Avrupa Parlamentosu’nun yetkilendirdiği bir araştırma, İrlanda’nın AB’deki tarımsal üretimde Euro başına en yüksek sera gazı emisyonuna sahip olduğunu tespit etmesi üzerine bu iddia tamamen yalanladı.

İrlanda’nın “gıda adası” olma iddiası, İrlanda’yı 2000’den bu yana net gıda kalori ithalatçısı olarak tanımlayan 2011 UN verileri tarafından daha da baltalandı. İrlanda, dünyayı beslemek bir yana, kendisi için yeterli gıdayı bile üretemiyor. Gerçekte, birçok İrlandalı sığır çiftçisi para kaybediyor ve yalnızca AB yardımları ile ayakta duruyor.

İrlanda’nın AB tarafından zorunlu kılınan emisyon hedeflerini karşılamasının, tarım sektörünün emisyonda “serbest geçiş” yaşadığı sürece olanaksız olması ile ilgili yerel STÖ’ler tarafından yöneltilen sorulara karşı sert bir resmi tepki geldi. Geçtiğimiz günlerde İrlanda Tarım Bakanı Michael Creed, tarım emisyonları ile ilgili yapılan eleştirilerin ülkeye “büyük bir kötülük” yaptığını ileri sürdü.

Sektörün diğer bileşenleri bu durumu bir adım daha ileriye götürdü ve yeni bir İrlanda iklim inkâr grubunu teşvik için aktif olarak bir araya geldi. Grup bu yaz, aralarında Richard Lindzen ve William Happer‘ın da bulunduğu konuk konuşmacıların yardımıyla iklim biliminde şüphe uyandırmak için çalıştı. Bu inkâr mesajı daha sonra tarım basını tarafından eleştirilmeden yayımlandı.

Söz konusu tutarlı bir iklim politikası yürütmek olduğunda, İrlanda yeşil olmaya çalışmaktan çok, yeşile boyanmış olacağa benziyor.

1 Hidrolik kırma (Fracking), belli bir hidrolik sıvının yerin binlerce metre altındaki tabakalara tazyikli bir biçimde pompalanarak, daha önce mümkün görülmeyen kaya gazı ve türevlerinin çıkarılmasını esas alan mevcut bir tekniğin sadece geliştirilmiş hali.

 

Haberin İngilizce orijinali

Yazar: John Gibbons

Yeşil Gazete için çeviren: Hilal Işık

 

(Yeşil Gazete, The Guardian)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page