Bonn İklim Müzakereleri: Fosil yakıt şirketleri temsilcileri müzakerelerden çıkarılmalı mı?

Bonn İklim Müzakereleri’nde ilk hafta geride kaldı. Climate Tracker tarafından Yeşil Gazete ve Heinrich Böll Stiftung İstabul Temsilciliği ortaklığında İstanbul’da organize edilen “İklim Gazeteciliği Atölyesi” katılımcılarından Elif Cansu İlhan ve Barış Can Sever‘in de yerinden takip ettiği müzakerelerin ilk hafta genel değerlendirmesini de paylaşmak istedik.

8 Mayıs 2017’de başlayan Bonn İklim Müzakereleri’nin ilk haftasındaki en önemli tartışma konusu, “çıkar çatışması” politikasıydı. Birçok ülke temsilcisi ve sivil toplum temsilcisi, fosil yakıt endüstrisinin çıkar çatışması yüzünden zirvelere katılmaması gerektiğini düşünüyor. Bu kapsamda, geçen hafta, ilk defa Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) oturumlararası görüşme toplantıları için “çıkar çatışması” politikası uygulamasının doğruluğu tartışıldı.

Mevcut UNFCCC politikaları altında, delegelerin politika seçenekleri ve iklim felaketini engellemenin bir yolunu bulmayı görüştükleri toplantı odalarında, kendi çıkarlarını sert bir biçimde dayatan fosil yakıt endüstrisi de bulunuyor. Bu lobicilere daha da fazla nüfuz kullanabilmeleri ve politika geliştirilme sürecini baltalayabilmeleri için erişim sağlanıyor. 9 Mayıs’ta yapılan toplantıda, çıkar çatışması konusu ele alındı; fosil yakıt endüstrisinden ticari kâr sağlayan organizasyonların BM iklim anlaşması müzakerelerinde bulunmaya devam edip etmemeleri tartışıldı.

Çalıştaydaki tartışmaların büyük kısmının odağında fosil yakıt endüstrisini temsil eden birçok iş dünyası STK’sının, hem UNFCCC düzeyinde hem de ulusal düzeyde, iklim konusunda ilerleme kaydedilmesine müdahale ettikleri konusunda artan endişeler vardı. Şimdi bu tartışma bu hafta itibarıyla hükümetlerarası toplantı hazırlıkları temas grubu tarafından müzakerelerde ele alınacak.

Çıkar çatışması tartışması Paris Anlaşması’nın geleceği hakkında bilgi edinilmesine yardımcı olabilir ve bu süreci, ilerleme sağlanmasını on yıllardır baltalamaya çalışan fosil yakıt endüstrisinin kâr amacı güden çıkarlarından koruyabilir.

Bonn’da yapılan bu toplantıdan önce, Uluslararası Kurumsal Hesap Verilebilirlik (CAI) “UNFCCC’nin İçindeki Büyük Kirleticilerin Lobicileri”  (Inside job: Big polluters’ lobbyists on the inside of the UNFCCC) isimli yeni bir rapor yayımladı.

Çok uzun bir süredir kurumsal ticaret grupları, fosil yakıt endüstrisi temsilcileri ve lobicileri UNFCCC koridorlarını aşındırarak ilerleme kaydedilmesini baltaladı ve geciktirdi. Bu yeni rapor, iş dünyası ve endüstri STK’larının (BINGO) amaçlarının iklim politikaları hedefleri ile doğrudan çatıştığını ortaya koyuyor ve BINGO’ların bu toplantı masalarında yer almalarına artık izin verilmemesi gerektiği sonucuna varıyor. CAI’nin InfluenceMap ile birlikte hazırladığı bu rapor, bu şirket ve ticari birliklerinin iklim değişikliği politikaları üzerindeki etkilerini ölçüyor ve derecelendiriyor.

Bonn’daki çıkar çatışması toplantısı UNFCCC Sekreteryası’nın desteğiyle, UNFCCC Uygulama Yardımcı Organı (SDI) Başkanı tarafından düzenlendi. (http://unfccc.int/meetings/bonn_may_2017/items/10088.php).

Avustralya ve Norveç’ten, ‘fosil yakıt endüstrisi iklim değişikliği toplantılarında kalsın’ müdahalesi

Avustralya Hükümeti fosil yakıt endüstrisinin iklim müzakerelerindeki varlığının devam etmesini destekledi.

Avustralya Hükümeti temsilcileri fosil yakıt endüstrisinin UNFCCC bünyesinde iklim politikalarını etkileme arayışlarında bir çıkar çatışması yaşamadıklarını iddia etti ve sivil toplum ve Tütün Kontrol Anlaşması temsilcilerine nelerin bir çıkar çatışmasını teşkil edebileceği konusunda yanıldıklarını ifade etti.

Hükümet temsilcileri toplantı katılımcılarına fosil yakıt endüstrisinin çözümün ne kadar önemli bir parçası olduğunu görebilmek için tek yapmaları gerekenin Exxon ve Shell’in açıklamalarına bakmaları gerektiğini söyledi.

Avustralya’nın müdahalesini, iklim müzakerelerinde fosil yakıt endüstrisinin varlığının devam etmesini destekleyen diğer bir ülke olarak Norveç’in müdahalesi takip etti.

Avustralya ve Norveç’in bu müdahalesine iklim değişikliği üzerinde çalışan sivil toplum kuruluşları ve aktivistlerin yanıtları ise gecikmedi. İşte o yanıtlar:

CAI’den Tamar Lawrence-Samuel: “Salı günü gerçekleştirilen çalıştayda, Avustralya kimin çıkarlarını temsil ettiğini net olarak ortaya koydu: Büyük Petrol Şirketleri. ExxonMobil’in on yıllardır iklim değişikliği hakkındaki gerçeği sakladığı ve üstüne iklim değişikliği inkarcılığı, aldatmacası ve engelleme çalışmalarına maddi fon sağlamaya devam ettiğini bilmesine rağmen, Avustralya’nın bu şirketi savunmak için devreye girmesi kabul edilebilir gibi değil. Sorunu teşkil eden ExxonMobil ve fosil yakıt endüstrisinden arkadaşlarıdır; iş modelleri bu başarısızlık sürecinden beslenmektedir. Onlara kapıyı göstermeliyiz ve dün yapılan çalıştay bu süreçte atılan ilk adımdı.”

Corporate Europe Observatory’den Pascoe Sabido:  “Birleşmiş Milletler iklim değişikliği görüşmeleri hedeflerinin iddiasını artırmakta ciddiyse, çıkar çatışmalarının ele alındığı süreci devam ettirmesi şart. BM Dünya Sağlık Örgütü tütün endüstrisi ve kamu sağlığı politikaları yetkilileri arasında bir duvar örerek, bunun nasıl yapılacağını gösterdi. İklim politikaları yapıcılarının sadece BM düzeyinde değil, bölgesel ve ulusal düzeyde de fosil yakıt endüstrisine karşı benzer bir korumaya ihtiyacı vardır. Ancak, esas büyük soru Avustralya ve Kanada gibi ülkelerin ya da Avrupa Birliği’nin kendi fosil yakıt endüstrisinin çağrılarına kulak tıkayıp, insanoğlu ve gezegeni kirleticilerin kârlarından önce koyabilecek politikaları destekleyip, destekleyemeyeceği.”

Greenpeace İskandinavya İklim Değişikliği Danışmanı Jens Clausen:  “Büyük Kirleticiler iklim müzakereleri masasında yer almayı hak etmiyor ve Norveç ve Avustralya gibi ülkelerin bunların masada bulunmasını savunması dehşet vericidir.”

Christian Aid, Kıdemli İklim Değişikliği Danışmanı Mohamed Adow:  “BM iklim değişikliği görüşmeleri fosil yakıt kirleticilerinin yol açtığı zararın telafi edilmeye çalışıldığı bir yerdir ancak buna rağmen bu endüstrinin lobicilerinin masada yer almasına müsaade ediliyor ve biz de bu kişilerin etki alanlarının en kısa zamanda kısıtlanması çağrısı yapıyoruz.”

“Norveç ve Avustralya’nın büyük kirleticilerin müzakerelere katılmasını desteklemesinin savunulacak tarafı yok. Fosil yakıt endüstrisi müzakerelerde yer almayı hak etmiyor ve etkilerinin en kısa zamanda kısıtlanması için çağrı yapıyoruz.”

Oxfam Almanya, Kıdemli İklim Değişikliği Politikaları Danışmanı Jan Kowalzig:  “Fosil yakıt endüstrisinin UNFCCC iklim müzakerelerini etkilemesine müsaade edilmesi olacak şey değil. Naif olmayalım: Onların burada bulunma sebepleri fosil yakıtların geride bırakılacağı geçiş dönemini hızlandırmak değil. Onların motivasyonu, milyonlarca kişinin yaşamını ve geçim kaynaklarını tehlikeye sokan iklim değişikliğine yol açan bir iş modelini korumak için birlik içinde yürütülen iklim değişikliği karşıtı hareketi yavaşlatmak, ertelemek ve aksatmak. Norveç ve Avustralya gibi bazı ülkelerin görünürde büyük kirleticilerin görüşmelerde yer almalarını savunuyor olmalarını son derece üzücü buluyorum. UNFCCC’nin fosil yakıt şirketlerinin etkilerini sınırlandırabilmek için çıkar çatışması konusunda güçlü politikalara ihtiyacı var.” 

 

(Yeşil Gazete)

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page