Bir akademisyenin ardından

Mersin Üniversitesi dokuz akademisyenin görevine haksız bir şekilde son verdi. İçlerinden biri İletişim Fakültesi, Gazetecilik bölümünden değerli hocam Yrd. Doç. Dr. Eylem Çamuroğlu Çığ idi.

Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attığı için, terör silahını kendisine de yönelttiler. 30 Eylül Cuma günü Eylem hocamızı uğurladık fakülteden alkışlarla, büyük desteklerle. Umutsuz değiliz, yalnız değiliz. Beraberiz ve yakınız artık daha fazla.

Yrd. Doç. Dr. Eylem Çamuroğlu Çığ

Yrd. Doç. Dr. Eylem Çamuroğlu Çığ, Mersin Üniversitesi’nden akademisyen arkadaşları ile birlikte

Gazetecilik eğitimimin son senesinde, yüz yüze kaldığım büyük bir eksiklik olacak değerli bir akademisyenin gönderilişi. Bu durumu kendime ve diğer öğrenci arkadaşlarıma da yapılmış olan bir haksızlık olarak görüyorum. Bize bildiklerimizi sorgulatanlardan korkan iktidar, ilk iş olarak ifade özgürlüğüne saldırı düzenliyor ve tepkisiz kalmamızı istiyor.

‘’Asıl terör, ifade özgürlüğümüzün elimizden alınmasıdır diyor Eylem hocamız. Barışı savunan ve zulme ortak olmamayı ifade eden o imza ardından yaşanan bu ayrıştırma, süregelen bir düzenin parçası yani bu oyun eski oyun.

Bana üniversitede olduğumu hissettiren, yaklaşımlarıyla hakim düşüncelerimi sorgulatan bir akademisyen ayrılmak zorunda bırakıldı geçtiğimiz Cuma günü. Türkiye’de aynı hisleri yaşadığımız çok öğrenci var. Hiçbir şey bitmiş değil elbet, üniversite içinde engellemeye devam da etseler biz dışarıda devam edeceğiz öğrenmeye.

OMURGASI KIRIK BİR TOPLUM

Bu karanlık, hınç politikalarının neden uygulandığını elbette anlayabiliyoruz. Omurgası kırık bir toplum oluşturabilmek için kullandıkları kıyım yöntemlerinden biri yalnızca bu. Evet hocalarımızla aynı çatı altında kalamayacağız belki ama bizim için besledikleri umut ve bize verdikleri ışık ile karanlıktan çıkabilmenin yollarını arayabiliyoruz. Haklarımızı biliyor, birbirimizi besliyoruz. Öğrenmeye devam ediyoruz. Araya konulan mesafe; gerçek eğitimciler ile öğrencilerinin iletişimine, duyarlılığına zarar veremeyecektir.

BİLİM YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Eylem Çamuroğlu Çığ’a, Türkiye’de akademisyenlere kapatılan bunca kapıdan sonra kendisinin neler yapacağını soruyorum, ‘’Bilim yapmaya devam edeceğiz. Benim okuma, yazma yeteneğimi elimden alamazlar.’’ şeklinde yanıtlıyor. Yaşananların öğrenciler adına daha kötü olduğunu belirtip ekliyor, ’’Ben yanınızdayım.’’

Farkında olduğumuzu, düşündüğümüzü bilsinler ki öğretimden çok iktidara gözcülük yapan eğitimcilerin, yöneticilerinin meskeni haline getirilen üniversitelerde özgür düşüncemizle, ifade özgürlüğümüzle, temel haklarımızla var olmaya ve tüm bunlara sahip çıkmaya devam edeceğiz. Biz öğrencilere yol gösteren akademisyenlerin adlarını her zaman anacağız ama bu infazları yapanlar silinip gidecekler.

Öğrencilerin ve aralarında “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atıp görevlerinden alınan Deniz Altınay, Selim Çakmaklı, Yasemin Arslan, Veli Mert, Melahat Kutun ve Bediz Yılmaz hocalarımızın da olduğu Eylem hocamızı uğurlam buluşması alkışlar ve öğrencilerin destek dolu dileklerinin ardından sona erdi. Hocalarımızın yaşadıklarına rağmen yüzlerinden eksik olmayan gülümsemeleri ve dirayetleri ise biz öğrencilerin zihinlerine kazındı.

33-gokce-atik

 

 

Gökçe Atik