Arhavi’de cevizden salyangoz (Gohli) yontan bir usta: Mecit Çeliktaş

Artvin’in sahil ilçesi olan Arhavi’de bir yıl önce Gola Derneği desteğiyle kendi atölyesini açan genç ahşap oyma ustası Mecit Çeliktaş ile aynı atölyeyi paylaşan Gola çalışanı ve sanatçı Gökçe Sümerkan’ın yaptığı röportajı paylaşıyoruz.

Gökçe Sümerkan ve Mecit Çeliktaş

Gökçe Sümerkan ve Mecit Çeliktaş

Gökçe Sümerkan: Merhaba Mecit, bize kendini anlatır mısın?

Mecit Çeliktaş: Öncelikle herkese merhaba, ben Trabzon Araklı ilçesinin bir dağ köyü olan Kizirnos’ta doğdum. 16 yaşında köyümden ayrılarak İstanbul’a gurbete gittim. Taş ocaklarında, mermer atölyelerinde, tekstil atölyelerinde ve hatta ta Sibirya’ya kadar gidip inşaatlarda çalıştım. Ama bunların içinde mesleğim olarak diyebileceğim iş tekstildir. En uzun süre orda çalıştım.

Mecit Çeliktaş, ahşap oyma işlerini kendisinin yaptığı Ezmoce Evi'ndeki kapının önünde

Mecit Çeliktaş, ahşap oyma işlerini kendisinin yaptığı Ezmoce Evi’ndeki kapının önünde

Çocuk yaşımdan beri sanata ilgim hep vardı, gurbette çalıştığım yıllarda kazandığım parayla yaptığım ilk şey bir bağlama almak oldu. Müziğe olan yakınlığım, ileriki zamanlarda beni kendi köyümdeki müzikal çeşitliliği fark etmeme sebep oldu.

Bununla beraber köyümde bir seneye yakın bir süre kalıp müzik derlemeleri yaptım ve köyde kaldığım zaman içerisinde ahşap oymacılığına da ilgi duydum ve bu alanda çalışmalar yapmaya başladım. Bu süreç beni sonradan Doğu Karadeniz mimarisinde kullanılmış olan ve şimdilerde unutulmuş desenlere ilgi duymaya ve derlemeler yapmaya yönlendirdi.

DSC_3386 2

Sonrasında değerli hocam Birol Topaloğlu ve Refika Kadıoğlu’nun da kurucularında olduğu Gola derneği ile yollarımız kesişti ve destekleriyle birlikte Arhavi’de 2015’te Yonga Sanat Atölyemi açtım. Yıllar içerisinde derlediğim ve derlemeye devam ettiğim geleneksel desenleri şuan yeniden işleyerek, farklı tasarımlara ve ürünlere, objelere dönüştürerek yaşatmaya çalışıyorum.

Gökçe S.: Peki Gohli nedir ?

26

Mecit Ç.: Doğduğum Kizirnos Köyü’nde salyangoza verilen isimdir. Rumcadan koklis kelimesi halk arasından gelen şive ile gohli olarak söyleniyor

Gökçe S.: Gohli Projesi nasıl gelişti?

Mecit Ç.: Köye gittiğim zamanlarda doğada bulduğum malzemeleri; ağaç kabuklarını, pelit liliklerini, ağaçlarda oluşan mantarları, kaya üstündeki yosunları toplamaya ve biriktirmeye sonra bunları bir araya getirerek değişik kompozisyonlar yapmaya başladım.

24

Derken salyangoz kabuklarının güzelliğini keşfettim, ne yapacağımı bilmiyordum ama farklı boyutlarda salyangoz kabuklarını da toplamaya başladım. Boş zamanlarımda düşmüş ağaç dallarını keserek, yontarak kabuklarının içine salyangozun gövdesini yapıyordum, tabi bu arada gurbete gidip gelip köyümde fırsat buldukça bu işle uğraşabiliyordum dolayısıyla o proje öyle kaldı.

Bir Zaman sonra Arhavi’ye yerleşip ahşap oymaya ilgim arttıkça, burada bir atölye açıp bir abimin bana bağışladığı ceviz ağaçlarından uzun yıllardır derlediğim Doğu Karadeniz desenlerini işlediğim aynalar, panolar yapmaya başladım. Bu işleri yaparken artan ceviz ağacı parçaları oluyordu, onları nasıl değerlendirsem diye düşünürken fark ettim ki ceviz ağacının rengi ve deseni salyangozun gövdesindeki ve kabuğundaki renge ve desene çok benziyor.

23

Bu iki düşünceyi birleştirerek salyangozun gövdesini ceviz ağacından yapma fikri gelişti. Denedim, çok güzel oldu. Antenlerini toplu iğneden yaptım. Tabi kırılgan bir ürün de olduğundan kutu yapmak gerekti, yine atölyeden artan parçalardan ahşap kutusu da yaptım. Üzerine sen de (Gökçe Sümerkan) salyangoz resmi yaptın ve içine de yapım hikayesini yazdığımız kağıdı koyduk.. Daha sonra toplamış olduğum kabuklardan yine aynı şekilde rozet, küpe ve toka gibi ürünler de yaparak daha farklı kullanım alanlarını da denedim.

22

Bu süreçte tabi salyangozları beğenen insanlar oldu ve bu beni teşvik de etti ama salyangozları öldürüp kabuklarını nasıl kullandığımı söyleyenler de oldu. Bu beni çok rahatsız etti. Sonra kabukları doğada boş bir şekilde bulduğumu, içinde yaşayan canlının zaten ölüp kabuğunu terk etmiş olduğunu yazılı olarak açıklamak zorunda kaldım.

Doğada yaşayan tüm varlıklara hassas bir yaklaşımı olan bir insanın, salyangozu öldürüp onun kabuğunu alma düşüncesi beni gerçekten çok üzmüştü. Bu, bana insanların doğadan uzak olduklarını gösterdi. Doğaya yakın olsalardı, doğada canlı bir salyangoza rastlamanın, boş bir salyangoz kabuğuna rastlamaktan daha zor olduğunu bilirlerdi. Çünkü güz mevsiminde doğada gezindiğiniz zaman, çeşitli boylarda desenlerde bir sürü boş salyangoz kabuğu toplamanız mümkün.

31

Ama bu yaklaşım bir yandan salyangozu ne kadar gerçekçi yaptığımı fark etmeme sebep oldu bu da bana ayrı bir motivasyon verdi.

21

Mecit Çeliktaş, Gola Derneği bünyesindeki Yonga Sanat Atölyesi’nde üretimlerine ve geleneksel Doğu Karadeniz ahşap desenlerini derlemeye, bunları işlerine yansıtmaya devam ediyor.

Sanatçının işlerini Facebook sayfasından  takip edebilirsiniz.

Gohlilerden edinmek isterseniz www.goladukkan.com adresini ziyaret edip alabilirsiniz.

 

Röportaj: Gökçe Sümerkan

(Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page