ManşetTürkiye

Medyada Nefret Söylemi Raporu Yayınlandı

Hrant Dink Vakfı’nın, “Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi” adlı çalışma kapsamında hazırladığı rapor yayımlandı. 2013’ün Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında basılan haber ve yazıların değerlendirildiği raporun ilk bölümünde dinî ve etnik gruplar ile kadınlar ve LGBT bireylere ilişkin içerikler değerlendirildi. Metnin ikinci bölümünde ise Gezi Parkı protestolarının 1-7 Haziran arasında medyada nasıl değerlendirildiğine ilişkin verilere yer verildi.

Yeşil Gazete ekibi olarak raporun temel başlıkları ve öne çıkan tespitleri üzerine geniş bir özetini yayınlıyoruz.

”Türkiye’de medyanın sık sık taraflı, önyargılı ve ayrımcı bir dil kullandığına tanık oluyoruz. Haberlerde, özellikle de manşetler ve haber başlıklarında kullanılan provokatif, ırkçı ve ayrımcı dil, toplumda düşmanlığı ve ayrımcı duyguları tetikleyen, kalıp yargıları güçlendiren birer araca dönüşüyor” Tespitiyla başlayan raporlama çalışmasında nefret söylemi alt gruplara ayrılmış:

1) Abartma / Yükleme / Çarpıtma: Bir kişi ya da olaydan yola çıkarak bir topluluğa yönelik olumsuz genellemeler, çarpıtmalar, abartmalar, olumsuz atıflar içeren söylemler (“Türkiye çan sesine boğuldu”)

2) Küfür / Hakaret / Aşağılama: Bir topluluk hakkında doğrudan küfür, aşağılama, hakaret içeren (örneğin Kalleş, Köpek, Kanıbozuk gibi) söylemler

3) Düşmanlık / Savaş Söylemi: Bir topluluk hakkında düşmanca, savaşı çağrıştıran ifadelerin yer aldığı söylemler. (Örneğin Gavur Zulmü)

4) Doğal Kimlik öğesini nefret aşağılama unsuru olarak kullanma / Simgeleştirme: Doğal bir kimlik öğesinin nefret, aşağılama unsuru olarak kullanıldığı, simgeleştirildiği söylemler. (Örneğin olumsuz anlamda “senin annen Ermeni zaten” söylemi ya da “senin soyadın Davutoğlu mu Davutyan mı?” gibi)

Rapora göre, nefret söylemi üreten haber sayısı düşüş gösterirken hedef alınan grup sayısında dikkate değer bir artış gözlemlendi. Hedef alınan 25 farklı grubun bazıları sadece tek bir yazıyla nefret söyleminin hedefi olurken, hakkında birden fazla içerikte nefret söylemi üretilen grup sayısı ise 15 oldu. Nefret söylemi üreten haber sayısı düşüş gösterirken hedef alınan grup sayısında dikkate değer bir artış gözlemlendi. Hedef alınan 25 farklı grubun bazıları sadece tek bir yazıyla nefret söyleminin hedefi olurken, hakkında birden fazla içerikte nefret söylemi üretilen grup sayısı ise 15 oldu.

Milli Gazete ve Yeni Akit liderliği paylaşıyor

Ermeniler, Yahudi Hristiyan, Batı, Kürt sıralaması degismezken, nefret söylemine en fazla rastlanan ulusal gazeteler arasında ilk sırayı Milli Gazete (12 yayın, %22.64) ve Yeni Akit (12 yayın, %22.64) paylaşmakta. Onları takip eden gazetelerdeki nefret söylemi içeren yayın sayısı ise bu sayının ancak yarısı veya yarısından daha az: Yeni Mesaj (6 yayın, %11.3), Ortadoğu (5 yayın, %9.43), Milat Gazetesi (3 yayın, %5.66), Akşam (3 yayın, %5.66), Takvim (2 yayın, %3.77), Anayurt (2 yayın, %3.77), ve birer yayınla (%1.88’er) Sabah, Türkiye, Milliyet, Yeni Şafak.

Raporda bu dönemde Kürtlere yönelik nefret söylemi içeriğinde görece bir düşüş gözlendiği sonucuna ulaşılmış. Gezi Olayları’nın gündemde geniş yer tutması nedeniyle “Çözüm Süreci” yazılarda daha az irdelenirken geçtiğimiz dönemde 12 yazıda nefret söylemine maruz kalan Kürtler, bu dönemde 5 içerikte nefret söylemi mağduru olarak yer aldılar.

DİĞER DEZAVANTAJLI GRUPLAR

Bu başlık altında kadınlar ve LBGTİ bireyleri diğer gruplardan ayrılarak değerlendirilmiş.

Hedef aldığı gruplar bakımından (kadın, lezbiyen, gey, biseksüel, trans / LGBT) ilk bölüme dâhil edilmeyen 22 içerik ve ilk bölümde yer alan, ancak içerikte hedeflenen diğer grup açısından incelenen bir yazı olmak üzere toplam 23 yazı bu bölümde söylem yönünden incelenmiştir. Geçen dönemlere oranla, bu kategori altında incelenen yazıların sayısında dikkat çekici bir artış gözlenmesi, Gezi Olayları bağlamında LGBT bireylerin ve kadınların nefret söylemi içeren bir dille anılmasından ve dönem içinde, İngiltere’de gündeme gelen eşcinsel evlilik konusundan kaynaklanmaktadır.

Gezi olaylarıyla bağlantılı olarak yazılan yazılar, herhangi bir konuda “itibarsızlaştırma” saiki söz konusu olduğunda hâlâ kırılgan gruplar arasında bulunan kadınların ve LGBT bireylerin kullanıldığını göstermekte. İncelenen yazıların çoğu (%69.56, 16 yazı) imza veya kaynak belirtilerek yayınlanırken Yeni Akit gazetesi yedi yazıyla bir kez daha LGBT bireyler ve kadınlar hakkında en çok nefret söylemi üreten yayın oldu. Vatan ve Takvim gazeteleri, birer yayınla ana akım medyada LGBT bireylere yönelik nefret söylemini dolaşıma sokarken yedi yerel gazete, bir haber hariç, bölgeleriyle ilgili bir gelişme söz konusu olmadan, genel bir çerçeve içinde nefret söylemi üretti.

GEZİ OLAYLARINDA NEFRET SÖYLEMİ

Gezi olayları sırasında,  düşman oluşturan, hedef gösteren ve aşağılayan ayrımcı dil üreten gazeteler arasında Yeni Şafak ilk kategoride 64 ve ikinci kategoride 19 içerikle ilk sırayı almaktadır. Hemen sonrasında, ilk kategoride 19 ve ikinci kategoride 18 içerikle Sabah gazetesi gelmektedir. Ancak iki gazete arasında düşman oluşturan içerik üretmede oluşan sayısal fark bu kategoride Yeni Şafak gazetesini özel olarak ele almayı gerektirmektedir.Salt Karşıtlıktan Doğan Ayrımcı Dil Belli bir toplumsal gruba, siyasi partiye ya da kişiye karşıtlık üzerinden üretilen ayrımcı dile 27 içerikle en fazla Sözcü gazetesinde rastlanmaktadır. 23 içerikle Yeni Şafak gazetesi onu takip etmektedir.

Araştırmada dikkati çeken bir başka nokta, cinsiyet ve cinsel kimlikleri aşağılayarak ayrımcı dil üreten içeriğe hiçbir gazetede rastlanmamış olmasıdır. Buna ek olarak Radikal, Özgür Gündem, Taraf ve Habertürk gazetelerinde LGBT bireylerin Gezi Olayları’ndaki görünürlüğüne dair sayıca az da olsa içeriklere rastlanmaktadır. Ancak Sabah, Zaman, Yeni Şafak ve Hürriyet gazetelerinde LGBT bireylere dair hiçbir içeriğe rastlanmamıştır. Tüm toplumsal gruplara oranla LGBT bireylerin yazılı basında bu kadar az yer alması onların yok sayılması riskini de beraberinde getirmektedir. Ayrımcı dili oluşturan kategorilerin arasında bulunan organik bağ düşünülünce, LGBT bireyleri hedef göstererek aşağılayan herhangi bir içeriğe rastlanmaması onların yok sayılarak uğradıkları ayrımcılığın üstünü örtmemektedir.

Sonuç bölümünde yapılan yorumlarda da şu görüşler dile getirilmiş:

Gezi Parkı Olayları sırasında siyasi ve toplumsal alanda üretilen ayrımcı dilin yazılı basında nasıl yer bulduğunu ve hangi mekanizmalarla yeniden üretildiğini anlayamaya çalıştığımız bu raporda ayrımcı dil ve söylem kategorilerinin, Türkiye medyasında parçalı ancak köklü bir biçimde yeniden üretildiği anlaşılmıştır.

Bu verilerden yola çıkarak araştırmaya başlamadan önce kategorilendirdiğimiz gazetelerin Gezi Olayları karşısındaki duruşunu yeniden gözden geçirerek bu kategoriler oluşturulabilmektedir:

1) Eylemlere eleştirel yaklaşan gazeteler: Yeni Şafak, Sabah; 2) Eylemleri destekleyerek yaklaşan gazeteler: Hürriyet, Radikal, Özgür Gündem, Taraf, Sözcü; 3) Özellikle bir duruş belirtmeyen gazeteler: Zaman, Habertürk.

En yüksek sayıda düşman oluşturan ve hedef gösteren içeriklere sahip Yeni Şafak gazetesinde yabancı düşmanlığına; yabancı devletleri, istihbarat servislerini, uluslararası yatırımcıları ve basını hedef olarak ön plana çıkaran ve Gezi Olayları’nın uluslararası kaynaklarına vurgu yapan içeriklerde rastlanmıştır. Bunun yanı sıra; ülke içi siyasetin geçmiş ve şimdiki dinamiklerinden yararlanan ve toplumsal farklılıkları ayırıcı nitelikler olarak vurgulayan kutuplaştırıcı söyleme, gruplar arasında karşılaştırmalar yaparak ve makbul olanı belirterek hiyerarşi kuran ayrımcı dile ve son olarak Gezi Olayları’nın Türkiye ekonomisine verdiği zararı vurgulayan, yani ekonomik kaygılardan beslenen ayrımcı dile rastlanmıştır. Sonuç olarak düşman oluşturan ayrımcı söylem; hem yurt içinde Gezi Olayları sırasında öne çıkan toplumsal grupları iç düşman olarak hedeflemekte hem de Gezi Olayları’nın kimi zaman kaynağı kimi zaman ise kışkırtıcısı olarak gördüğü yabancı kişi ve kuruluşları Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit ettikleri iddiasıyla dış düşman olarak göstermektedir. Hedef gösteren içeriklerde ise Sabah gazetesi ve Yeni Şafak gazetesi sayısal olarak neredeyse eşit içerikler üretmişlerdir.

Gezi Olayları sırasında kimi toplumsal grupları dışlayan ve suçlu göstermeye gayret gösteren bu kategoride her iki gazete de kendi politik ve dini duruşları üzerinden diğerlerini yargılamayı ve hedef göstermeyi amaçlayan içerikler üretmişlerdir. Gezi Olayları’nın farklı bileşenleri ve onların hayat tarzları özellikle ve farklı jargonlarla dile getirilmiş ve bu hitaplara içerikler bağlamında olumsuz anlamlar yüklenmiştir. Adı geçen toplumsal gruplar çoğunlukla siyasi istismarın hazırlayıcıları oldukları gerekçesiyle hedef gösterilmişlerdir.

Sonuç olarak, Türkiye açısından siyasi, toplumsal ve kültürel öneme sahip Gezi Olayları’nda yazılı basında üretilen ayrımcı dili analiz edebilmek yazılı basında üretilen ayrımcı dil ve söylemin Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmelerle yakında ilişkili olduğunu gösterebilmek açısından önemlidir. Araştırmada da görülüyor ki, her yeni siyasi gelişmeyle birlikte ortaya çıkan her yeni ifade/kelime seti yazılı basında kullanılmakta ve farklı biçimlerde yeniden üretilmektedir. Bu yeniden üretim aşamasında gazetelerin siyasi tavırları ayrımcı dil ve söylemin üretilmesini engellemiyorsa da nasıl üretildiğini biçimlendirmektedir. Bu araştırmanın en önemli katkısı medyada üretilen ayrımcı dilin nasıl örgütlendiğinin araştırılabileceği yeni çalışmalar için bir ilk adım atmış olmasıdır.

http://nefretsoylemi.org/rapor/mayis-agustos-rapor-final.pdf

Haber:Yeşil gazete

Kategori: Manşet