Hafta SonuKöşe YazılarıKültür-SanatManşetYazarlar

[Bir şarkının hikayesi] Hurricane/ Bob Dylan*

1966 yılında New Jersey’deki Lafayette adlı barda üç cinayet işlenir. Cinayetlerden kısa bir süre sonra polis barın önünden geçmekte olan bir arabayı durdurur. Arabada orta sıklet boksörü Rubin “Hurricane” Carter ve iki arkadaşı vardır ve yakındaki başka bir bardan döndüklerini söylerler. Polis gitmelerine izin verir. Arkadaşlarından birini eve bırakırlar ve 45 dakika sonra tekrar barın önünden geçerler. Ama bu kez polis onları karakola davet eder ve 17 saat ifade verirler. Kimlik teşhisi için yakındaki hastaneye götürülürler ancak henüz yaralı olan görgü tanığı saldırganların onlar olmadığını söyleyince serbest bırakılırlar. Olay esnasında bölgede bir suça karıştığı tespit edilen ve polisten hoşgörü bekleyen Alfred Bello’nun haftalar sonraki tanıklığı ile ikili, üç cinayetten şüpheli olarak tutuklanır ve yargılama sonrası mahkeme sanıkları ömür boyu hapis ile cezalandırır.

46 yıl öncesine yani 1975 Mayıs’ ına dönersek Bob Dylan, 15’inci stüdyo albümü “Blood On the Tracks”in  kapak illüstrasyonlarını  çizen ressam David Oppenheim ile Fransa’nın güneyindedir. Her yıl tam 24 Mayıs’ta, Les Saintes -Maries -de- la-Mer’de çingeneler bir ritüeli tekrarlar. Kutsal azizeleri Sainte Sarah’nın heykelini müzik ve danslar eşliğinde denize götürürler ve sonra da kiliseye geri taşırlar. Dylan, arkadaşı ile beraber 34’üncü doğum gününe denk gelen bu festivale katılır, Çingenelerin Kralı ile tanışır, onlarla zaman geçirir, sabaha kadar kamp ateşinde Manitas de Plata’yı dinler ve bu deneyimler sanatçıda çok büyük izler bırakır.

Öfke ve inançtan doğan melodiler

1975 Haziran’ında New York’a dönen Dylan, yolda tesadüfen daha önceden de tanıştığı tiyatro direktörü ve yazar Jacques Levy ile karşılaşır. Beraberce her ikisinin de çoğunlukla takıldıkları  ”The Other End” adlı bara giderler. Dylan, Levy’nin daha önce The Byrds‘ün “Chastnut Mare” adlı şarkısının sözlerini yazdığını biliyordur. Sohbet sırasında Levy’ye Hurricane Carter’ın mahkemesini takip edip etmediğini sorar. Levy de mahkemeyi takip ediyordur. Dylan, Hurricane Carter’ın bir kitap yazdığını avukatlarının kitabın kopyasını birçok ünlüye ve kendisine de yolladığını söyler. Sanatçı kitabı okumuş ve boksörün masumiyetine inanmıştır ve kısa bir süre sonra da onu hapiste ziyaret edeceğini ilave eder. Levy de kendisi ile aynı görüştedir. Bir sonraki buluşmalarında Dylan, Hurricane ile ilgili bir şarkı yapmak istediğini ve Levy’nin iyi bir hikaye anlatıcı olduğunu söyleyerek yeni albümündeki şarkılarının sözlerini yazması için yardımını ister.

 

Dylan aslında çok daha önce bu hikayeye benzer bir şarkıyı yazmıştır. 1963’te yazdığı ve ırkçılığa ve haksızlığa karşı protest bir duruş sergilediği “The Lansome Death of Hattie Carroll” adlı şarkısında, çalıştığı otelin barında içkisini geç getirdiği gerekçesiyle sarhoş beyaz bir gencin saldırısına uğrayan,  sırtına ve boynuna aldığı baston darbeleriyle sekiz saat içinde iç kanamadan ölen, dokuz çocuk annesi siyah bir bar görevlisinin hikayesini anlatmıştır. Mahkeme saldırgana sadece altı ay hapis cezası vermiş ve Dylan’ın bu adaletsizliğe karşı duruş sergilediği şarkısı o dönemdeki en iyi şarkılarından biri olmuştur. Bu kez haksızlığa uğrayan kişi henüz hayattadır ve dokuz yıldır işlemediği bir suçtan ötürü hapistedir.

Bob Dylan, hapiste Rubin “Hurricane” Carter’ı ziyaret eder. Carter daha sonra bu görüşmeyi şöyle anlatacaktır:

”Beraberce oturduk ve saatlerce konuştuk ,herkesin yaptığı gibi bana cinayetleri işleyip işlemediğimi sormadı. Onun bir kardeş olduğuna inandım.”

Dylan da görüşmeden pozitif etkilenmiştir ve Carter ile felsefelerinin aynı olduğunu ve onun gibi insanlarla her zaman karşılaşılmadığını ifade eder.  

Jacques Levy’ye dönersek, yazar işbirliği teklifini kabul etmiştir. Dylan bir sonraki buluşmalarına gitarı ile gelir ve ona Fransa’da iken bestelediği birkaç şarkıyı çalar.  “One more cup of Coffe” tamamen bitmiştir, karısı için yazdığı şarkı “Sara” ise henüz tamamlanmamıştır. Levy kendisi ile yapılan söyleşide o unutulmaz anları şöyle anlatır:

One More Cup of Coffe tek kelime ile fantastik bir şarkıydı. Herkesin hayatta böyle bir şansa sahip olmasını isterim. Bob sadece 1 metre uzağımdaydı ve şarkıyı yüksek sesle söylüyordu. Olağanüstü bir deneyimdi.”

Bir müzisyenin hayatını değiştiren tesadüf

Levy şarkının yarattığı ruh halinden çok etkilenir ve Dylan’ın Fransa’daki deneyimleri ile 10 yıl önceki protest kimliğini harmanladığı yeni tarzı ile ilgili önemli ipuçlarını yakalar.

Dylan ve Rivera.

Daha iyi konsantre olmak için Dylan’ın Malibu’daki evine giderler. Belirli bir ajandaları yoktur, sadece  Dylan Hurricane hakkında, Levy de Joey Gallo adlı bir gangsterle ilgili biyografik bir şarkı yazmak istiyordur. Üç haftada tüm şarkıları bitirirler.

New York’a dönerler ve bir gün Levy ile arabada dolaşırken karşı kaldırımda yürüyen upuzun siyah saçlı ve bir keman kutusu taşıyan uzun boylu hoş bir genç kız görürler. Dylan arabayı durdurur ve genç kıza merhaba deyip “o elindekini çalıyor musun “diye sorar. Evet cevabını alınca da yanına gidip “Benimle çalmak ister misin?” der. Elbette karşısındakini hemen tanıyan Scarlet Rivera inanılmaz bir tesadüf sonrası hayatının fırsatını yakalamıştır ve Dylan’ın stüdyosundaki kısa bir sınavdan sonra artık O’nun kemancısı olacaktır. Desire albümündeki kah roman kah mistik tüm keman soloları Scarlet tarafından icra edilecektir.

Kayda içlerinde Eric Clapton’ın da olduğu kalabalık bir müzisyen topluluğu ile başlayan Dylan uyumsuzluğu fark eder ve Clapton’ın da tavsiyesine uyarak grubu dört kişiye indirir.

Hurricane’in kaydında kemanda Scarlet ,vokalde Emmylou Harris vardır. Ancak plak şirketi CBS’in avukatları olası bir davayla karşı karşıya kalmamak için sakıncalı bazı sözlerin değiştirilmesini isterler. Levy sözleri değiştirir ve tekrarlanan kayıtta bu kez vokalde Rooney Blakley yer alır.

Rolling Thunder Revue turnesinde Dylan ile Joan Baez sahnede..

Desire albümü yayınlanmadan önce Dylan, Martin Scorsese ‘in 2019 yılındaki filmine konu olacak meşhur “Rolling Thunder Revue” turuna çıkar. Turnede “Onunla uykumuzdayken bile şarkı söyleyebiliriz” dediği efsane partneri, eski sevgilisi ve ebedi dostu Joan Baez, Roger Mc Guinn (The Byrds), Roberta Flack ve daha birçok meşhur müzisyen ve şair vardır. Dylan tüm konserlerde Hurricane’i coşkuyla söyler ve Carter’ın hikayesini ana akım medyanın gündemine taşımayı başarır. Turne sırasında Carter’in bulunduğu hapishanede bile bir konser verirler.

Birkaç ay sonrasında davadaki kilit tanık Bello’nun New York Times’a verdiği röportajda çelişkili ifade vermesi nedeni ile dava tekrar açılır fakat inanılmaz bir şekilde savcılar bu sefer de bir cinayet sebebi uydurarak sanıkları tekrar mahkum ettirirler. 1985 yılında, yani mahkumiyetlerinden  ancak 19 sene sonra, Federal Yüksek Mahkeme davanın kanıtlardan çok ırkçılığa dayandığı gerekçesiyle Rubin “Hurricane” Carter’ın mahkumiyetine son verir.

Irkçılığa karşı 8.5 dakikalık epik protesto

“Hurricane” bir yanı ile ırkçılığa karşı protest bir şarkı iken diğer yanı ile tarihi doküman niteliğinde bir başyapıttır. 8,5 dakikalık epik anlatım sanki Lafayette cinayetlerinde iddia makamının boşluklarını ortaya döken hukuki bir belge gibidir. Şarkı Bob Dylan’ın en kalıcı hitlerinden ve Rock müziğin en etkili protest şarkılarından biri olmuştur.

Şimdi tüm katiller özgür,
Şık giysileri ve kravatlarıyla
Martinilerini yudumlayarak
Güneşin doğuşunu izleyebilecek kadar,
Rubin, üç metrelik hücresinde Budha gibi otururken,
Suçsuz bir adam cehennem azabı çekerken
İşte bu Hurricane’in hikayesidir,
Fakat bitmeyecektir adı temize çıkana,
Ve kaybettiği zamanı geri verilene kadar.
Hapishane hücresine kondu
Oysa bir gün olabilirdi
Dünya şampiyonu.

Robin ‘Hurricane’ Carter, yıllar sonra serbest bırakılmasının ardından Dylan ile.

Geçtiğimiz 24 Mayıs’ta 80 yaşını kutlayan Bob Dylan, 2015’te Rolling Stone dergisi tarafından tüm zamanların en iyi şarkı yazarı olarak gösterilmiştir. “Like a Rolling Stone” adlı şarkısı da gene  aynı dergi tarafından tüm zamanların en iyi şarkısı olarak 1.sırada listelenir. Dylan 2016 yılında Amerikan müzik geleneğinde yeni şiirsel ifadeler yarattığı için Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş ve bu ödülü alan ilk müzisyen olarak tarihe geçmiştir. Sanatçı madalyasını basına kapalı bir törenle Nisan 2017’de almıştır. İlginç bir de not düşelim. Gerçek soyadı Zimmerman olan Bob Dylan otobiyografisinde babaannesinin Kars’ın Kağızman ilçesinden olduğunu yazmıştır.

(*) Albüm: Desire
Kayıt: 28-31 Temmuz, 11 Ağustos,24 Ekim 1975

Kaynakça

Baykal G., Bob Dylan,Everest Yayınları 2003
Zollo P., Songwriter June,2020
Boehlert E., Dylan’s Hurricane : A Look Back, Rolling Stone Magazine
nbm5381,”Hurricane”-Bob Dylan’a riveting tale of injustice, September 2019
Bob Dylan: Jacques Levy Part 1-6, The Prism Archive
Bob Dylan:Scarlet Rivera Part 1-5 The Prism Archive
Rolling Thunder Revue– A Bob Dylan Story by Martin Scorsese ,2019
Wikipedia, Bob Dylan, Desire,Les Saintes Maries-de-la-Mer.

Kategori: Hafta Sonu