YazarlarYeşeriyorum

ABD seçimleri: Alternatif yaratmak

Amerika’da bugün Başkanlık seçimleri var. Kazanan önümüzdeki dört sene boyunca dünyanın en önemli koltuğunda oturacak. Seçimlerde büyük bir sürpriz beklenmiyor, senelerdir olduğu gibi sistemin iki partisinin adayından biri seçimlerden önde çıkacak.

Bu seçimlerden çıkabilecek tek sürpriz kazanma şansı olmadığını bilerek olağanüstü bir mücadele yürüten Yeşiller Partisi başkanı Dr. Jill Stein’ın beklediği oy oranına ulaşması olabilir. Jill Stein ve arkadaşlarının aylardır her türlü engellemeye ve imkânsızlığa rağmen inatla sürdürdükleri mücadele çok basit bir şekilde özetlenebilir: alternatif yaratmak.

Yeşiller Partisi iki partili sistemin kurumsallaştığı ABD siyasi sahnesinde yeni bir aktör olmak için uğraşıyorlar. Bu hedef, yani iki partili sisteminin sorgulanmaya başlaması bile Amerikalılar için başlı başına bir yenilik sayılabilir. Amerikan siyasi sistemi kenardaki siyasi düşüncelerin yumuşatılarak merkezdeki partilerden birine yönlendirilmesi şeklinde çalışıyor. Bu yüzden merkezdeki partiler daha fazla birbirlerine benzeyerek sistemi her seferinde yeniden üretiyorlar. Farklı görüşleri olan gruplar seslerini duyurma şanslarını baştan kaybetmiş oluyorlar. Amerikalı bir komedyenin dediği gibi, market raflarında 400 çeşit diş macununun bulunduğu bir ülkede seçim pusulalarında sadece iki adayın bulunması yeterince garip bir durum.

İşte Jill Stein ve Yeşiller iki partili seçim sisteminde bir gedik açmaya çalışıyorlar. Bu seçimde Amerikalı seçmenlerin yüzde seksenbeşinin seçim pusulasında Yeşil bir seçenek olacak. Yeşillerin şimdilik önlerine koydukları hedef hem çok mütevazı, hem de çok iddialı. Seçmenlerin %2’sinin oyunu aldıkları takdirde bir sonraki Başkanlık seçimlerinde birçok avantaj elde etmiş olacaklar. Esas hedefledikleri % 5’lik hedefe ulaşabilirlerse Federal bütçeden kaynak alabilecekler ve büyük ölçüde paraya dayanan ve çok yüksek harcamaların yapıldığı seçimlerde daha geniş bir kitleye seslerini duyurma şansı bulacaklar.

Bu hedeflere ulaşmaları ne yazık ki çok kolay görünmüyor. Milyonlarca seçmen Başkanlık seçimlerinde Obama ve Romney’in dışında adayların da bulunduğundan haberdar değiller. Jill Stein’ın önündeki ilk hedef kitlelere başka alternatiflerin de olabileceğini, merkezdeki partilerin temsil ettiği görüşlerin dışında farklı politikaları savunanların varlığını göstermek.

Amerikan Başkanlık seçimlerinde münazaralar çok önemli, seçmenler son kararlarını münazaralarda adayların performansına bakarak yapıyorlar. Münazaralar kurumsallaşmış bir yapı içinde sadece iki Başkan adayının ve başkan yardımcılarının katılımıyla yapılıyor. Jill Stein bu seçimlerde bu durumun adaletsizliğini ve saçmalığını göstermek için çok uğraştı. Sadece Demokrat ve Cumhuriyetçi başkan adayının davetli olduğu bir münazaraya ısrarla girmeye çalışırken gözaltına alınmayı bile dert etmedi.

Ana akım medyanın yer vermediği bir adayın seçim sürecinde sesini duyurması neredeyse imkânsız. Democracy Now  gibi Amerikan siyasetinde son derece kararlı muhalif bir duruş taşıyan alternatif bir medya kuruluşun varlığı bile tek başına yeterli olamıyor. Bunun bilincinde olan Jill Stein ve Yeşiller diğer alternatif medya araçlarını da bu sürece katılmaya zorladılar. Ana akım medyada gerçekleşen münazaralara alternatif münazaralar düzenlendi, hatta bu alternatif münazaralardan birisini CNN’in eski efsanevi sunucusu  Larry King yönetti. Aynı anda irili ufaklı birçok internet kanalından yayınlanan bu münazaralara binlerce Amerikalı interaktif olarak katıldı. Yeşiller destekçilerine seslenerek herkesin kendi evinde eşini dostunu davet ederek münazara partisi yapması, böylece eğlenceli bir ortamda Jill Stein’ın görüşlerinin daha geniş kesimlere ulaşması ve tartışılmasının sağlanması için çağrıda bulundular.

Yeşiller bu seçimde sosyal medyayı etkili bir şekilde kullanıyorlar. İnternet yoluyla ulaştıkları insanlara kampanyaları hakkında sürekli bilgi aktarıyorlar ve destek çağrısını bıkmadan ve bıktırmadan yineliyorlar.

Tabii ki esas alternatifi ise Jill Stein’ın söyledikleri oluşturuyor. Jill Stein demokrasiyi geri almaktan bahsediyor. GDO’larla ilgili moratoryum ilan edilmesini talep ediyor. Marijuana kullanımının yasallaşmasını ve serbest bırakılmasını savunuyor. Wall street’teki finans kuruluşların kurtarılmasını değil öğrencilerin eğitim ücretlerinin affedilmesi gerektiğini vurguluyor. Nükleer silahlardan ve nükleer enerjiden arınmış bir Ortadoğu vizyonu çiziyor.  Kirli petrol savaşlarını ortadan kaldıracak temiz yenilenebilir enerji politikası öneriyor. Yeni Yeşil Ekonomi programıyla milyonlarca yeni yeşil iş yaratılabileceğinin, gelir adaletsizliğinin iyileştirilebileceğini söylüyor. Küresel ısınmaya karşı topyekûn seferberlik çağrısında bulunuyor. Bunlar Amerikalıların Başkan adaylarından duymaya alışık olamadıkları vaatler.

Bakalım Amerikalılar bu seçimde oyları ziyan olur korkusuyla hareket edip daha az nefret ettikleri adaya mı oy verecekler yoksa cesaretlerini toplayıp kendilerine iki partili bir düzene mahkum olmadıklarını söyleyen kadına mı?  Seçimler başlamadan müstakbel ABD Başkanının farklı birisi olmayacağı beli.  Ama bize göre seçimin asıl galibi bütün olumsuzluklara rağmen yüzündeki gülümsemeyi ve duruşundaki kararlılığı bir an bile yitirmeyen ve siyasette yepyeni bira alternatif yaratmaya çalışan Jill Stein oldu.

 

Kategori: Yazarlar