Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Sen de mi komünist başkan!

15 Mart 44 tarihinde Julius Sezar, Marcus Junius Brutus liderliğindeki bir grup kızgın senatör tarafından sırtından hançerlenir. Brutus, Sezar’ın en yakın arkadaşıdır ve rivayete göre Sezar isyancılar arasında Brutus’u görünce ‘Sen de mi Brutus!’ (Et tu, Brute!) diyerek direnmeyi bırakır. Tarihçilerin böyle bir sözün gerçekten söylenip söylenmediğine ilişkin tartıştıklarını da not ederek, yukarıdaki başlığı neden attığımı açıklayayım.

Kolaylıkla anlaşılacağı üzere bu başlığın muhatabı olan kişi, yani komünist başkan Sayın Mehmet Fatih Maçoğlu’dur. 2014 seçimlerinde Türkiye Komünist Partisinin adayı olarak girdiği yerel seçimlerde Ovacık Belediye Başkanlığına seçilip, gerçekleştirdiği halkçı projelerle ben dâhil pek çok kişinin gönlünde kendine büyük bir yer edinmiş olan Maçoğlu, 2019 seçimlerinde de Tunceli Belediye Başkanlığı koltuğuna oturarak, yine ben dâhil pek çok kişide büyük umutlar yarattı. Elazığ, Bingöl ve Muş illerini kapsayan bir proje çalışması sonrası, 28 Temmuz 2018 tarihinde özel olarak Tunceli ve Ovacık’ı ziyaret etmiştim. Hafta sonu olmasına rağmen belediyedeki makam odasında kendisini çalışırken bulmuş ve nazik davetiyle kısa bir süre de olsa kendisiyle sıcak bir sohbet gerçekleştirmiştim. Oradan mutlu ayrılmış birisi olarak bu yazıyı yazdığımı ayrıca belirtmek durumundayım. Ancak, bir kamu görevi olarak kabul edip bütünüyle gönüllülüğe dayalı olarak yazdığım yazılarım herkes için ne kadar keskin oluyorsa komünist başkan için de o kadar keskin olacak, bundan şüphe duyulmamasını isterim.

Maçoğlu ve Erdönmez.

Tunceli katı atık projesi

İnsanlık olarak doğaya verdiğimiz zararların bir bölümü de ürettiğimiz atıklarla ilgili. Onları depolamak, olanaklıysa geri dönüştürmek ya da bertaraf etmek (ne demekse) her açıdan el yakan konular. Katı atık dediğimiz şeyin günlük dildeki karşılığı çöp. Kendi ürettiğimiz çöpler yetmiyormuş gibi başka bazı ülkelerin de çöplüğü haline geldiğimize ilişkin haberleri sanırım okuyucular da benim gibi üzüntüyle takip ediyordur. Neyse, biz konumuza dönelim.

İnceleyebildiğim belgelerden öğrendiğim kadarıyla 2009 yılından beri (öncesi de vardır mutlaka) Tunceli’de, ben diyeyim çöplerin, siz deyin katı atıkların yönetimi konusunda bazı çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmaların son halkası olarak da Tunceli-Pülümür-Nazmiye-Ovacık-Mazgirt Belediyesi Katı Atık Yönetim Birliği (DER-KAB) bir ‘Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi Kapasite Artırımı’ projesi geliştirmiş. Bu projenin kökleri 2014 yılına kadar uzanıyor. Ben burada detaylarına girmek istemiyorum. Proje ile ilgili Nisan 2021 tarihli Nihai ÇED Raporu’ndaki bilgilere göre projenin gerçekleşeceği alan Merkez ilçe Sütlüce (Tüllük) köyü yolu mevkiindeki ormanlık alan. Evet, yanlış okumuyorsunuz, ormanlık alan. Hani, yazılarımda sık sık ülkeyi yöneten mevcut anlayışın ormanlara bakışını anlatıyorum ya; bu projenin sahiplerinin de ormanlara aynı açıdan baktığını anlamış oluyoruz böylelikle. Üstelik proje alanı Munzur Vadisi Milli Parkı’na yalnızca üç, Örenönü Tabiat Parkı’na ise beş buçuk km mesafede. Aşağıda ÇED raporundan alınmış, proje alanının konumunu gösteren iki farklı görsel yer alıyor.

Doğal olarak, Türkiye’nin başka pek çok bölgesinde yapılmak istenen projelerde olduğu gibi yöre halkı projeyle ilgili rahatsızlıklarını dile getiriyor; ÇED Halkın Katılımı Toplantısında halk projeye karşı çıkıyor ve nihayet 2021 yılında yedi muhtarlık ve Mimarlar Odası tarafından Erzincan İdare Mahkemesinde dava açılıyor, bilirkişi raporları hazırlanıyor vs vs.

Komünist başkanın tutumu

Bu konuyla ilgili aktarılabilecek o kadar çok bilgi var ki, bir kısmını yazmaya kalksam kitap olur. İlgi duyanlar basın yayın organlarında çıkan haberlerden bu bilgilere ulaşabilirler. Ben yukarıda aktardığım özetten sonra, özel olarak Sayın Maçoğlu’nun konuya ilişki tutumuna değinmek istiyorum. Bu tutumu nereden çıkardığımı sorabilirsiniz. Haklısınız. Kendisiyle herhangi bir görüşmem olmadı. Ben bu tutumu Tunceli Belediyesi’nin resmi internet sayfasındaki 14 Mart 2022 tarihli basın ve kamuoyu bilgilendirmesinden çıkarıyorum. Sanıyorum ki belediye tarafından yapılan bu açıklamayı o belediyenin başkanının tutumu olarak kabul etmek hatalı olmaz. Dileyenler bu bilgilendirme metninin tamamını okuyabilirler. Ama ben size özetleyeyim. Bu bilgilendirme metni temelde şunu söylüyor:

  1. Halka kesilecek ağaç sayısı konusunda yanlış bilgi veriliyor. Biz üç orman mühendisine çalışma yaptırdık. Proje alanında toplam 6 bin 711 ağaç var ve bunların yaklaşık 4 bini kesilecek.
  2. Değil 4 bin ağaç bir ağacın kesilmesini istemeyiz. Ancak ekoloji bilimi fayda-zarar denklemi (fayda-zarar denklemi ifadesini bilgilendirme metninden birebir alıyorum) ile hareket eder, biz de buna uygun davranıyoruz.
  3. Bu projeye DER-KAB dışında pek çok kurum ve kuruluş onay verdi.
  4. Projeye karşı çıkanlar halkı yanlış yönlendirmeye çalışan birkaç kişi.

Sayın Maçoğlu, sayın komünist başkan;

Bu ülkede yaşayan ileri görüşlü birisi olarak tanıyorum sizi. Ama siz beni bu tutumunuzla, açık ve keskin bir şekilde söylüyorum, büyük hayal kırıklığına uğrattınız. Öyle görünüyor ki siz, hâlâ ağaçla orman arasındaki farkı, bir canlıyla bir ekosistem arasındaki derin ayırımı kavrayamamışsınız. Sizin proje alanınız ağaçlar değil orman, bir ekosistem; orman ekosistemi. O ekosistemde yalnızca ağaçlar bulunmuyor. Orası, ben diyeyim milyarlarca siz deyin trilyonlarca canlının evi, yuvası. Yaşamımı ormanlara ve ormancılığa vermiş birisi olarak ifade ediyorum; açıklamanızdaki ‘kesilecek ağaç sayısı şu kadar değil de bu kadar’ savunması zerre kadar anlam taşımıyor. Benim için anlamlı olan proje alanının orman ekosistemi olması. Neden orman? Bunu açıklayabiliyor musunuz? 2020 verilerine göre Tunceli’nin toplam yüzölçümü yaklaşık 775 bin hektar ve bunun yalnızca %31,7’si (yaklaşık 245 bin hektar) orman. Proje alanının da içinde olduğu Tunceli Orman İşletme Müdürlüğü sınırlarında yaklaşık 207 bin hektar ormanlık alan varken yine yaklaşık 550 bin hektar orman olmayan alan var. Proje neden orman alanında? Ayrıca sormak istiyorum: Sadece şu kadar ağaç keseceğiz derken,  ülkenin dört bir yanındaki benzer projelerde (yol, havalimanı, maden, kanal vb.) aynı savunma diline sığınan, ‘sadece şu kadar ağaç keseceğiz, sonra da bu kadar dikeceğiz’ diyenlerle benzer duruma düştüğünüzün farkına varamıyor musunuz?

Gelelim ekoloji biliminde olmayan kuralları varmış gibi göstermenize. Ekoloji biliminin neresinde ‘fayda-zarar denklemi’ diye bir şey var? Ekoloji bilimi doğayı, ekosistemleri gözler, inceler ve yapısını, o yapı içindeki canlı ve cansız unsurları ve onların aralarındaki ilişkileri inceler. Sayın başkan, sizin o sözünü ettiğiniz denklem ekolojide değil ekonomi biliminde var. Üstelik bahsettiğiniz fayda-zarar denklemi kapitalist ekonomi anlayışının geliştirdiği bir kandırmaca. Geniş kitleler kapitalizm tarafından hep böyle uyutulur. Komünist başkan olarak nam salmış birisi olarak kapitalizmin ipine sarılmış olmanızdan büyük hicap duyduğumu söylemek zorundayım. Şunu da ekleyeyim, hem ekoloji hem de ekonomi etimolojik olarak Yunanca ev anlamına gelen ‘oikos’ sözcüğünden gelir, kabul. Ama ekoloji ve ekonominin adından başka bir benzerliği bulunmaz. Ya birisi ya da birileri size kapitalist ekonomiyi ekoloji diye anlatmış, siz de inanmışsınız veya söylemeye dilim varmıyor ama, dediklerinizin doğru olmadığını bile bile bunları söylüyorsunuz.

İnsanı ve doğayı sömürmek aynı kökten beslenir

Peki, ya bu projeye şu şu kurumlar da (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, Milli Parklar Müdürlüğü vb.) onay verdi derken, o kurumların ve onların üst makamlarının bu ülkede başka hangi projelere de (örneğin Kanal İstanbul) onay verdiği hiç aklınıza gelmiyor mu? Projenizi bu argümanla savunmak zorunda kalmak sizi hiç mi rahatsız etmiyor?

Ve son olarak, birini bile tanımadığım proje muhaliflerini ‘halkı yanlış yönlendirmeye çalışan birkaç kişi, küçük bir grup’ söylemi ile etiketlemeniz, size, başka bazı projelerin muhaliflerine karşı ülke yönetimi tarafından geliştirilmiş dille aynı gibi görünmüyor mu? İsterse bir kişi olsun projenize karşı çıkan, yapmanız gereken onu bu şekilde etiketlemek mi yoksa onu anlamaya çalışmak mı?

Dedim ya, büyük hayal kırıklığı yaşıyorum. İnsanın insanı sömürmesi konusunda hassas olduğunuz açık; bütünüyle aynı hassasiyetleri taşıyorum. Fakat görüyorum ki insanın doğayı sömürmesi konusunda benzer hassasiyetten yoksun ve insanın insanı sömürmesi ile insanın doğayı sömürmesinin aynı kökten beslendiğinden bihabersiniz. Belediyenizin açıklamasını okur okumaz kendimi bu yazının başlığındaki cümleyi kurmaktan alıkoyamadım. Büyük bir elemle aynı cümle zihnimde dolanıp duruyor. Sen de mi komünist başkan!

Kategori: Hafta Sonu