Ana Sayfa Blog Sayfa 552

Danimarka’dan Kuzey Denizi’nde ‘karbondioksit mezarlığı’: Sorunu çözmediği gibi yenilerine yol açacak

Danimarka dünyada bir ilke imza atarak yurt dışından getirilecek karbondioksitin Kuzey Denizi derinliklerinde depolanmasını öngören projeyi başlattı. Karbondioksitin enjekte edileceği bin 800 metre derinlikteki depoyla atmosferdeki ısınmanın önlenmesi ve iklim hedeflerinin tutturulması hedefleniyor.

Avrupa genelinde havaya salınan karbondioksitin toplanarak depolanması projeleri hız kazanıyor. İklim uzmanları ve çevre aktivistleri, bu tür yöntemlerin çok pahalı ve uygulaması zor olduğunu, asıl olarak atmosfere sera gazının salınmasını bırakmak veya mümkün olduğunca azaltmak olduğunu söylese de Danimarka ilk kez yurt dışından da karbondioksit depolayacak projeyi bugün hayata geçirdi.

Proje kapsamında Kuzey Denizi’nde eski bir petrol kuyusunun bulunduğu alanda oluşturulan ve “karbondioksit mezarlığı” diye adlandırılan depoya 2030 yılına kadar yılda sekiz milyon tona kadar karbondioksit enjekte edilmesi amaçlanıyor.

Danimarka İklim Bakanı Lars Aagard, ülkesinin 2045’e kadar ulaşmayı hedeflediği “sıfır karbon” hedefi doğrultusunda söz konusu projenin önemli bir araç olacağını belirtti:

“İklim hedeflerimize ulaşmamıza yardımcı olacak. Kendi karbondioksit emisyonlarımızdan çok daha fazlasını depolayabilecek toprakaltı alana sahip olduğumuz için diğer ülkelerden de karbondioksit depolayabilme imkanına sahibiz”

30 proje daha var

İngiliz kimya devi Ineos ve Alman petrol şirketi Winterfall Dea‘nın öncülüğündeki “Greensand” projesi, geçen aralık ayında pilot aşamasına geçilmesi için gerekli ruhsatı almıştı.

Kıtada şu an geliştirme ya da faaliyete geçme aşamasında benzer 30 proje daha bulunuyor. Greensand projesini diğerlerinden farklı kılan ise, karbondioksitin sadece yakın bölgelerdeki sanayi alanlarından değil, uzak ülkelerden taşınacak olması.

Gemi ve boru hatlarıyla taşınacak

Eleştiriler: Depolama değil, salmamayı deneyin

Ancak bu tür projelere karşı çevre ve iklim aktivistlerinin önemli eleştirileri bulunuyor. Milyonlarca tonluk kapasiteye rağmen toplam emisyon miktarı düşünüldüğünde depolama projelerinin küresel ısınma sorununa mucizevi bir çözüm sunmayacağı görüşü hakim.

Avrupa Çevre Ajansı verilerine göre AB ülkeleri, pandemi nedeniyle ekonomik faaliyetlerin azaldığı 2020 yılında bile atmosfere 3,7 milyar ton sera gazı saldı.

Karbondioksit depolama projelerinin çevreye vereceği zararlar konusunda da endişeler bulunuyor. Avustralyalı düşünce kuruluşu IEEFA, karbondioksitin toplanmasından depolanmasına giden sürecin yoğun enerji tüketimine yol açacağına işaret ederek toplanan karbondioksitin yüzde 21’ine denk gelen miktarın bu süreçte havaya salınacağı hesaplaması yaptı. Kuruluş, depolardan olası sızıntıların çevreye ciddi etkileri olacağı uyarısında da bulundu.

Projenin maliyetinin kamuoyuyla paylaşılmamış olması da ayrı bir eleştiri konusu.

Çevre kuruluşu Greenpeace’in Danimarka şubesi de projeye karşı çıkıyor. Greenpeace Danimarka’nın iklim ve çevre politikaları yöneticisi Helene Hage, depolama projelerinin sorunu çözmemekle kalmayıp aynı zamanda çevreye zararlı yapıların varlığını sürdürdüğünü söyledi. Hage, “Bu yöntem bizim ölümcül alışkanlıklarımızı değiştirmiyor. Danimarka gerçekten emisyonlarını azaltmak istiyorsa karbondioksiti en fazla üreten tarım ve taşımacılık gibi sektörlere bakmalıdır” dedi.

Fransızları sokağa döken emeklilik yasasına Senato onayı: Yeni grevler bekleniyor

Fransa‘da Senato, ülke çapında kitlesel grevlere neden olan emeklilik reformuna karşı milyonlarca kişinin katıldığı protesto gösterilerine rağmen “emeklilik yaşını kademeli olarak 62’den 64’e çıkarılmasını öngören en tartışmalı maddesini kabul etti.

Reformun diğer maddeleri Senato’da görüşülmeye devam edecek.

Başbakan Elisabeth Borne, oylamaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Tartışmalara rağmen oylamanın böyle sonuçlanması beni memnun etti” dedi.

Macron geçen yılki seçimlerde kampanyasının merkezine emeklilik reformunu koymuş ve sosyal güvenlik sisteminin gelecekte açık vermemesi için bu değişikliklerin kaçınılmaz olduğunu savunmuştu. Fakat hükümet hem parlamentoda hem de halk arasında büyük bir direnişe karşı karşıya. Elabe araştırma şirketinin yaptığı bir ankete göre ülkedeki her üç kişiden ikisi önerilen reform tasarısına karşı çıkıyor.

Yeni grevler yolda

Sendikalar, söz konusu maddenin kabul edilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile acil görüşme talep ettiklerini duyurdu. Ayrıca, 11 Mart Cumartesi günü bütün sektörleri kapsayan genel grev çağrısı da yapıldı.

Fransa Başbakanı Elisabeth Borne, 10 Ocak’ta Macron’un seçim vaatleri arasında yer alan emeklilik reformunun hayata geçirileceğini açıklamış; emeklilik yaşının 62 olduğu ülkede 1 Eylül’den itibaren yasal emeklilik yaşının kademeli olarak her yıl üç ay yükseltilerek 2030’da 64’e çıkarılacağını ifade etmişti.

Yeni yasaya göre, 2027’de emeklilik maaşının tamamını alabilmek için 43 yıl prim ödeme şartı getirilmek isteniyor. Tartışmalı reforma karşı ülke çapında 19 Ocak’tan bu yana birçok kez grev ve protesto düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Cumhuriyetçi Yürüyüş Partisi, emeklilik tasarısını yasalaştırabilmek için parlamentoda muhalefet partilerinden en az 60 milletvekilinin desteğine ihtiyaç duyuyor.

6’ncı Uluslararası Kadın Yönetmenler Film Festivali başladı

İzmir‘de düzenlenen 6’ncı Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali, İzmir Sanat‘ta gerçekleşen açılışla başladı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin işbirliğiyle 7-12 Mart 2013’te gerçekleşecek festivalde altı film dünya prömiyerini, 70 film Türkiye prömiyerini gerçekleştirecek.

Çevrimiçi olarak festivalin internet sitesinden 70 filme ulaşılabilecek.

32 ülkeden 125 filmin yarışacağı ve gösterileceği filmler Institut Français de Turquie ve İzmir Sanat’ta sinemaseverler ile buluşacak. Festivalde kadın yönetmenler, Altın Makara için yarışacak.

Festival etkinlikleri ise ücretsiz.

Sanatın iyileştirici gücü

Türkiye’de yaşanan deprem felaketinin ardından yapılan festival, sanatın, sinemanın iyileştirici gücüne vurgu yaparak bu yılda seyircileri dayanışma duygusuyla kucaklamayı amaçlıyor.

Geçen altı yılda Fransa, Belçika, Mısır, iran, Portekiz ve Kosova gibi ülkelerden kadın yönetmenlerin katıldığı festivale bu yıl yedi ülkeden daha kadın yönetmenler katkı verdi.

Bu yıl, Sanata Destek ödülünün sahipleri ise İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Sinema koordinatörü Emine Uysal Berger, İzmir Fransız Kültür Merkezi Kültürel Etkinlikler Sorumlusu Dilek Kurt ve eski Konak Belediye Başkanı Semra Pekdaş oldu.

 

AYM, HDP’nin Hazine yardımı blokesini kaldırdı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Halkların Demokratik Partisi‘nin (HDP) kapatılması istemli davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına ‘tedbiren’ bloke konulması kararının kaldırılması talebini bugün görüştü.

Genel Kurul, HDP’nin Hazine yardımı ödenen hesaplarına geçici bloke konulmasına dair kararı oyçokluğuyla kaldırdı.

Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması istemli davada, “terör örgütü ile organik bağının devam ettiği, Hazine kaynaklarının terör örgütüne aktarıldığı” gerekçesiyle partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulmasını istemişti. Partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına 5 Ocak’ta bloke konulmasına karar verilmişti.

Karar oy çokluğuyla

Bu kararın kaldırılması talebi, AYM Genel Kurulu tarafından bugün ele alındı. AYM, HDP’nin Hazine yardımı hesaplarına bloke konulmasına dair kararı kaldırdı. Karar oyçokluğu ile alındı.

Bundan sonra ne olacak?

Kapatma davasıyla ilgili süreçte, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, sözlü açıklamasını 10 Ocak 2023’te yapmıştı. HDP, Anayasa Mahkemesi’ne kapatılması istemiyle açılan davada 14 Mart 2023 Salı saat 10.00’da parti yetkilileri sözlü savunmasını yapacağı açıklanmıştı.

AYM tarihi 11 Nisan tarihine erteledi.

HDP yetkililerinin, belirlenen tarihte sözlü savunmasının ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılması sonrası mahkeme başkanı toplantı için gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek, kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

Atatürk Orman Çiftliği için yeni imar planı değişikliğine de iptal

Ankara 10. İdare Mahkemesi, Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) tarihi sit alanında emniyet hizmet alanı inşa edilmesine ilişkin yeni plan değişikliğini de iptal etti.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi, yenilenen imar planına ilişkin de dava açmıştı.

AOÇ’ye yönelik daha önceki girişimleri de yargı yoluyla durduran Oda,  farklı parsel ve adada emniyet hizmet binası yapımına ilişkin plan değişikliğini de iptal ettirmişti.

Atatürk Orman Çiftliği’nin ABD’ye satılması yargıya taşındı
Atatürk Orman Çiftliği’ne şimdi de ‘spor vadisi’ projesi
Atatürk Orman Çiftliği’ne emniyet binasının yürütmesi durduruldu
Yargıdan Atatürk Orman Çiftliği’nde plan değişikliğiyle vakfa kiralanan alana iptal kararı
Danıştay’ın Ayasofya kararını emsal gösteren Mimarlar Odası Atatürk Orman Çiftliği için harekete geçti

Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, şunları söyledi:

“Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, AOÇ’de talanda ısrar edenlerin peşini bırakmadık. AOÇ’de atılan her adımı titizlikle takip ediyoruz. Ankara 10. İdare Mahkemesi, 8619 ada 6,7,8 parsel sayılı taşınmazları kapsayan alanda ‘resmi kurum alanı (emniyet hizmet alanı)’  amaçlı 1/10000 koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğini iptal etti. Böylece AOÇ’deki hukuksuzluk bir kez daha yargı kararıyla ortaya kondu. Peş peşe elde ettiğimiz hukuk zaferleri, kamu yararı ve AOÇ mücadelemizde bize güç veriyor.”

Tarihi sit alanı statüsündeki alanlarda ancak tarihi SİT statüsü ile uyumlu yapılaşma ve kullanım kararlarının getirilebileceğine dikkat çeken Karakuş Candan, “getirilen emniyet hizmet alanı kullanımının özellikle uyuşmazlık konusu alanın tarihi SİT statüsünün mevcut niteliği ile bağdaşmayacağı, bu kullanımın Atatürk Orman Çiftliği arazisinin tarihi statüsünün korunup geliştirilmesine herhangi bir katkısının olmayacağı sonucuna varıldığından dava konusu planlama kararında bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır” diye konuştu.

‘Cumhurbaşkanlığının yeri Çankaya Köşkü’dür’

Karakuş- Candan mahkemenin ilke kararına atıfta bulunmasına işaret ederek, şunları söyledi:

“Yargının sarayı kaçak hale düşüren 1700 sayılı ilke kararı ile gerekçelendirmesi, Atatürk Orman Çiftliği alanlarında yürüttüğümüz bütünlüklü hukuk süreci için açısından büyük önem taşımaktadır.

Karar gerekçesinde bir kez daha Kaçak Saray’ın kaçaklığının altı çizilmiştir. Mahkeme daha önce de, tarihi SİT alanlarında kamu kurumu alanı yapılamayacağı gerekçesi ile telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracağı için yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Söz konusu plan değişikliğinin iptal edilmesi, haklılığımızın tescilidir. Cumhurbaşkanlığının yeri Çankaya Köşkü’dür. ”

Fotoğraflarla 21. Feminist Gece Yürüyüşü

Kadınlar ve lubunyalar 8 Mart’ta Cihangir sokaklarını mora boyadı. Taksim Meydanı’nda yapılması planlanan 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü öncesinde polis barikatlarıyla kapatılan meydana girişler engellendi. Meydanda sivil vatandaştan çok polis memurları bulunuyordu. Kadınlar ve lubunyalar Feminist Gece Yürüyüşü için bir araya gelmek amacıyla kilometreler süren barikatların sınırlarından dolaşmak zorunda bırakıldı. Metro ve Füniküler istasyonları Taksim’e çıkamadı. Beyoğlu Kaymakamlığınca yasaklanan yürüyüşte kadınlar ve lubunyalar her şeye rağmen bir araya geldi.

Barikatlar İstiklal Caddesi‘nden, Atatürk Kitaplığı‘na; Gezi Parkı‘ndan Cihangir‘e kadar uzandı. Taksim’e çıkan sokaklar da 16.30 sularında polis barikatlarıyla kapatıldı.

Sıraselviler’de bir araya gelen kadınların ve lubunyaların eylem bekleyişleri polis barikatları arasında sürdürüldü. Taksim’e kurulan geniş çaplı polis barikatları nedeniyle Feminist Gece Yürüyüşü için alana gelmeye çalışan kadınlar ve lubunyalar bu yıl da farklı gruplara bölündü. Tophane ve Karaköy‘den Cihangir’deki topluluğa katılmaya çalışan eylemciler ancak 20.20’de grupla birleşebildi. Ancak bu yıl da yürüyüş yapılmasına izin verilmedi. Polis eylemciler dağılırken biber gazı sıktı. Basın mensupları ve eylemciler gazdan etkilendi. Eylemciler dağılırken gözaltılar yapıldı. Basın mensupları da dahil gözaltına alınan 28 kişiden 23’ü serbest bırakıldı, diğerlerinin ise adliyeye sevk edildiği bildirildi.

Eylemde tutulan pankartlarda AKP hükümeti tarafından yasaklanan 8 Mart yürüyüşlerine işaret edildi:

“AKP’li son 8 Mart”

Eylemciler aynı zamanda deprem bölgesinde hayatını kaybedenleri anarak flaşlarını açıp “Yastayız” dedi. İşte 21. Feminist Gece Yürüyüşü’nden kareler:

Gazeteci İsmet Demirdöğen vefat etti

 Türkiye medyasının önde gelen isimlerinden; siyaset ve parlamento muhabiri, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) eski başkanı ve eski Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi gazeteci İsmet Demirdöğen yaşamını yitirdi.

63 yaşında vefat eden Demirdöğen Ankara’da bir süredir yoğun bakımda tedavi görüyordu. Demirdöğen için yarın (10 Mart 2023 Cuma) Or-an Cemevi‘nde cenaze töreni düzenlenecek.

İsmet Demirdöğen kimdir?

Nisan 1960 Tunceli-Hozat doğumlu İsmet Demirdöğen, 1982 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi‘nden mezun oldu.

Çalışma yaşamına 1978’de Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu’nda satın alma memuru olarak başladı. Üniversiteden mezun olduktan sonra memuriyet görevinden istifa etti.

ANKA Ajansı‘nda muhabir olarak gazeteciliğe başladı. 1991 – 1993 yıllarında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşaviri olarak görev yaptı. Çeşitli gazete, dergi ve ajanslarla televizyonlarda muhabir, parlamento şefi, haber müdürü, haber koordinatörü ve Ankara temsilcisi olarak görev aldı.

Bu süre içerisinde çeşitli televizyonlarda programlar yaptı. 2013’te CHP’nin TBMM Grubu‘nda Basın Danışmanlığı görevine getirildi.

1996 – 2003 arasında Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanlığı yaptı.  RTÜK üyeliği görevinde bulundu.

Malatya’da enkaz, köylerin ortasına dökülüyor: Asbeste maruz kalan köylüler yol kapattı

Haber: Fırat BULUT

*

MALATYA- Depremde yıkılan binaların molozlarının Malatya şehir merkezine 10 km mesafede bulunan Mamurek Köyü ve çevresine dökülüyor. Bölge halkı taşıma maliyetini düşürmek için yapıldığını iddia ettiği uygulamaya tepkisini yol kapatarak gösterdi.

Sabah saatlerinde köylüler, HDP heyeti ve Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP) üyeleri enkaz döküm alanında açıklama yaparak kaygılarını dile getirdi.

HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz burada yaptığı açıklamada iktidarın taşıma maliyetini düşürmek için molozları köylerin ortasına döktüğünü söyledi.

İktidara seslenen Peköz , bölgenin etnik ve inanç kimliğinden kaynaklı bölgenin boşaltılmaya çalışıldığı kaygısını dile getirdi; insan sağlığının tarım alanlarının, hayvancılığın, yer altı sularının risk altında olduğuna dikkat çekerek molozların başka bir yere taşınmasını istedi.

Malatya Çevre Platformu da bölgenin bir ekolojik yıkımla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. MAL-ÇEP’ten yapılan açıklamada enkaz ve hafriyatların döküldüğü alanın; Yeşilyurt ilçesine bağlı köy ve yerleşim yerlerine olan mesafelerine yer verildi:

  • Bulgurlu köyüne mesafesi 4.94 km
  • Yukarı Balıkdere‘ye 4.69 km
  • Hacıhalil Çiftligi’ne 3.54 km
  • Yenice’ye 3.73 km
  • Yaygın’a 4.40 km
  • Elmalı’ya 3.97 km
  • Söğüt’e 3.01 km
  • Onaylar Küme Evleri’ne 1.86 km
  • Tilkidere’ye 2.23 km
  • Sarıtaslar Sokak’a 1.70 km
  •  Afetevleri Beydagı 2. Sokak’a 1.12 km
  • Kızılmağara’ya 1.29 km
  • Pesenler Küme Evleri‘ne 490 metre
  • Yapraklıpınar’a 1.57 km
  • İnönü Üniversitesi Kampüsü‘ne 3.78 km
  • Üzümlü‘ye 1.92 km
  • Üzümlü Küme Evleri’ne 667 metre.

Anayasal suç

Tarım alanlarını, insan ve yaban hayatını, yeraltı sularını ve bölgedeki baraj göletini etkileyecek keyfi uygulamaya son verilmesini isteyen MAL-ÇEP aktivistleri, yetkililere çağrı yaptı:

“Karardan vazgeçmelidir.  Aksi taktirde bu toplu katliam devlet eliyle gerçekleşmis olacaktır. Mamurek Köyü hafriyat döküm ve stok alanı olarak belirlenemez, yerel yöneticilerin verdiği karardan geri dönmelerini, devlet eliyle bir insanlık suçu ve anayasal suç işlendiğini, ilgili kurum gerekli duyarlılığı göstermediği takdirde hukuki yollara  başvuracağımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

Yol kapattılar

Basın açıklaması sonrası Mamurek köylüleri Fırıncı köyünün çıkışında yol kapatma eylemi yaptı. Bölgedeki jandarma ekiplerinin müdahalesi il yol tekrar trafiğe açıldı.

Yapılan müzakereler sonrası köylülerden bir heyetin Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri ile görüşme yapması kararlaştırıldı. Jandarma köylülerin yol kapatma eylemini görüntülemek isteyen Halk Tv muhabiri Ferit Demir ve kameramanın kimliğine el koydu. Kolluk kuvvetleri OHAL nedeniyle gazetecilerin çekim yapamayacağını söyledi.

Freedom House: Türkiye bu yıl da ‘özgür olmayan ülkeler’ kategorisinde

ABD merkezli düşünce kuruluşu Freedom House‘un yayımladığı 2023 Dünyada Özgürlük Raporunda, Türkiye özgürlük puanında son 10 yılda en fazla düşüş yaşayan ülkeler arasında bu yıl beşinci sırada yer aldı.

Türkiye Freedom House tarafından 2018 yılından bu yana “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde sınıflandırılıyor. 195 ülkenin ele alındığı raporda, “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde 49 ülke bulunuyor.

Freedom House, her yıl yayınladığı Dünyada Özgürlük Raporu aracılığıyla 210 ülke ve bölgede insanların siyasi haklara ve sivil özgürlüklere erişimini değerlendiriyor.

Siyasal katılım, seçim süreçleri, ifade özgürlüğü, örgütsel haklar ve hukukun üstünlüğü gibi çeşitli konu başlıkları altında incelenen ülkeler sivil özgürlükler (60 puan) ve siyasi haklar (40 puan) alt başlıkları altında toplam 100 puan üzerinden değerlendirilerek özgür, kısmen özgür ve özgür olmayan kategorilerine ayrılıyor.

‣ Freedom House raporu: Türkiye artık “özgürlüğü olmayan” bir ülke

Rapora göre 2023’te Türkiye’nin özgürlük puanı değişmedi ve 100 üzerinden 32’de kaldı. Politik haklar puanı 16; sivil haklar için de 16 olarak değerlendirildi.

Raporda ayrıca Türkiye’de hükümetin “seçim yasalarını manipüle ettiği ve 2023 genel seçimlerinde muhalefetin elini zayıflatmak için ‘dezenformasyon‘a ağır cezalar getirdiği” belirtiliyor.

 

Kaynak: Freedom House. Grafik: BBC

Rapora göre, dünyada özgürlük puanında son 10 yılda en fazla düşüş yaşayan ülke Libya oldu. Libya’yı Nikaragua, Güney Sudan ve Tanzanya izledi.

Türkiye bu sıralamada beşinci yeri alırken, takip eden ülkeler arasında Orta Afrika Cumhuriyeti, Venezuela, Benin, Burkina Faso ve Mısır yer aldı.

‣ Freedom House raporu: Türkiye’de politik, sivil haklar ve internet özgürlüğü yok

Küresel özgürlük 17 yıldır düşüşte

Dünyada özgürlük oranı son 17 yıldır düzenli olarak düşüş gösteriyor.

Raporda 2023 yılında Moskova‘nın Ukrayna savaşının insan haklarına zarar verdiği ve yeni darbe girişimleri gibi istikrarsızlaştırıcı etkilerin Burkina Faso, Tunus, Peru ve Brezilya‘da devam ettiği kaydedildi.

Değerlendirmelerde “Geçmiş yıllardaki darbeler ve devam eden baskı Gine, Türkiye, Myanmar ve Tayland‘da temel özgürlükleri kısıtlamaya devam etti” ifadeleri kullanıldı.

‣ ABD Dini Özgürlükler Raporu: Türkiye’de dini azınlıklar hak ihlaline uğruyor

Demokrasi mücadelesi, bir dönüm noktasına yaklaşıyor

Siyasi haklar ve sivil özgürlüklerde genel iyileşme kaydeden ülke sayısı ile 2022 için genel düşüş kaydeden ülke sayısı arasındaki fark, 17 yıllık küresel bozulma boyunca görülmemiş seviyede azaldı. 34 ülkede gelişmeler yaşanırken, özgürlük açısından gerileme yaşayan ülkelerin sayısı 35 olarak kaydedildi. Gerileme yaşanan ülkelerin sayısı ile özgürlük alanında gelişme gösteren ülkelerin sayısı arasındaki fark ilk kez bu kadar az oldu.

Kaydedilen gelişmeler, daha rekabetçi seçimlerin yanı sıra toplanma ve hareket özgürlüğünü orantısız bir şekilde etkileyen salgınla ilgili kısıtlamaların geri alınmasından kaynaklandı. İki ülke, Kolombiya ve Lesotho, “Kısmen Özgür”den “Özgür” kategorisine geçerek genel özgürlük statülerinde yükseliş gösterdi.

özgürlük

‣ İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Raporu: Hükümet seçim öncesi baskıyı artırdı

Otoriterler son derece tehlikeli olsa da, yenilmez değiller

Yılın olayları, otokratların yanılmaz olmaktan çok uzak olduğunu ve hatalarının demokratik güçler için açılımlar sağladığını gösterdi.

Yolsuzluğun ve liyakat pahasına siyasi kontrole odaklanmanın etkileri Pekin, Moskova, Karakas veya Tahran tarafından sunulan otoriter modellerin sınırlarını ortaya çıkardı. Bu süreçte, demokratik ittifaklar dayanışma ve güç kaydetti.

özgürlük

‣ İfade ve basın özgürlüğü raporu hak ihlalleri ve baskıyla dolu…

Küresel demokratik gerilemenin temel sebebi: İfade özgürlüğünün ihlali

Gazetecilerin, bazı demokrasilerde bile yıldırma ve şiddete karşı yeterince korunmuyorken otokratların ve destekçilerinin devamlı saldırılarına maruz kalmalarından dolayı son 17 yılda, medya özgürlüğü göstergesinde dört üzerinden sıfır puan alan ülke ve bölgelerin sayısı 14’ten 33’e yükseldi.

Geçtiğimiz yıl, 2022 boyunca en az 157 ülke ve bölgede medya özgürlüğünün baskı altına girmesiyle bu durum daha da arttı. Kişisel ifade özgürlüğüne dair bir göstergenin puanları da kişisel ifade özgürlüğü de mahremiyete yönelik daha büyük saldırılar, taciz ve tehdit ile hem çevrimiçi hem de çevrimdışı otosansürün özendirilmesi nedeniyle yıllar içinde düşüş gösterdi.

‣ Rapor: Türkiye, 10 yılda en büyük gerilemenin görüldüğü ülkeler arasında ikinci sırada

Özgürlük mücadelesi onlarca yıldır devam ediyor

Freedom House, 1973’te küresel anketinin ilk baskısını yayınladığında, 148 ülkeden 44’ü “Özgür” olarak derecelendirildi. Bugün 195 ülkenin 84’ü özgür.

Son 50 yılda, konsolide demokrasiler son derece baskıcı ortamlardan doğmanın yanı sıra, yeni zorluklar karşısında dikkate değer ölçüde dirençli olduklarını da kanıtladı.

Demokratikleşme yavaşlamış ve aksiliklerle karşılaşmış olsa da, İran, Çin ve Küba da dahil olmak üzere dünyanın her yerindeki sıradan insanlar, otoriter hak ihlallerine karşı haklarını savunmaya devam ediyor.

Demirtaş: Hedef, Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’nin ortak adayı olmasını sağlamak

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,“Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına nasıl bakıyorsunuz?” sorusuna, “Bundan sonra hedef, Sayın Kılıçdaroğlu’nun tüm Türkiye’nin ortak adayı olmasını sağlamaktır” dedi.

Elbette HDP ile de açık bir müzakere yürüterek demokratik taleplere nasıl yaklaştığını ortaya koyması bekleniyor. Çünkü HDP’liler Sayın Kılıçdaroğlu’na, bağırlarına taş basarak oy vermek istemiyorlar, öyle bir şey de olmayacak zaten. HDP’liler Sayın Kılıçdaroğlu’na severek, isteyerek, gönül rahatlığıyla oy verebilmek için HDP’yi ziyareti ve uzlaşmayı bekliyorlar.”

‘Kılıçdaroğlu’nun samimi ve cesur olduğuna inanıyorum’

“Cumhuriyet’in ikinci yüz yılında, büyük bir değişim ve demokratik dönüşüm olacaksa bütün Türkiye yeni bir toplumsal birlik ruhuyla ayağa kalkacaksa HDP’nin dışlanması bu yöndeki çabaları zayıflatır” diyen Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

“Ben, Sayın Kılıçdaroğlu’nun değişim konusunda samimi ve cesur olduğuna inanıyorum. Çalışma ekibinin de aynı düşünceyle hareket etmesi halinde, HDP’nin de desteğiyle, Türkiye yüz yılın değişimi gerçekleştirebilir. Toplumsal barış, huzur, refah sağlanabilir. Demokrasi, kurumsal bir yapıya kavuşturulabilir.

Diyalogdan, konuşmaktan kimseye zarar gelmez. Herkes birbiriyle konuşursa sorunlarımızı çözebiliriz ve halkı birleştirebiliriz. Bu doğrultuda, Sayın Kılıçdaroğlu’nun öncülük yaparak tüm diyalog kanallarını açacağını umuyorum.”

Eski Eş Başkan bundan sonraki hedefin Kılıçdaroğlu’nun tüm Türkiye’nin ortak adayı olmasını sağlamak olduğunu belirtti; “Bu başarılırsa toplumsal kutuplaşma da azalır, barış ve birlikte yaşam umudu artar” dedi.

Kılıçdaroğlu ziyaret edecek

Millet İttifakı’nın 13. Cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise “Elbette HDP’yi de ziyaret edeceğim. Cumhurbaşkanı adayı olarak, tüm Türkiye’nin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım iddiasında biri olarak tüm partileri ziyaret etmem zaten demokrasinin gereğidir” diye konuştu.

Halk TV yazarı Fikret Bila’ya konuşan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“HDP’yi ziyaret etmemde ne sakınca olabilir? Meclis’te HDP’li Başkanvekili’nin yönetimi altında çalışıyoruz. Komisyonlarda HDP’li vekillerle birlikte çalışıyoruz. HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz. Ben zaten toplumun bütün kesimlerine ulaşmaya çalışan bir anlayışa sahibim, bunu da uygulamaya çalıştım. Bu yönde çalışmalarım devam edecek” diye konuştu.

‘İmamoğlu ve Yavaş’la seçim sürecinde birlikte çalışacağız’

CHP lideri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanmasıyla ilgili de şu bilgileri verdi:

“Sayın İmamoğlu da Sayın Yavaş da çok değerli iki arkadaşımız. Çok başarılı iki belediye başkanımız. Sadece belediye başkanı oldukları illerde değil Türkiye’nin neresinde bir sorun olsa hemen o sorunu da çözmek üzere yardıma koşan iki belediye başkanımız. Seçimden sonra cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanacakları tarihe kadar belediye başkanlıklarından ayrılmaları gerekmiyor. Böyle bir hukuki zorunluluk yok. Bu nedenle seçime kadar kampanya boyunca da birlikte çalışacağız. Hiçbir sorun yok.”