Ana Sayfa Blog Sayfa 5373

Büyükşehir Çalışıyor: İstanbul Maçka’da çınar katliamı

0

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Maçka’da 32 çınarı gerekçe dahi göstermeden kesti. Çınar ağaçları derhal ortadan kaldırıldı. Olayı gören ve görüntüleyen tiyatro sanatçısı Tilbe Saran, medyanın ve bölge halkının tepki göstermesini istedi.

İstanbul Maçka’da Maden Fakültesi’nin bulunduğu yoldaki 32 çınar, 5-6 Kasım tarihlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından kesildi.

Tiyatro sanatçısı Tilbe Saran

Haberi çektiği fotoğraflar eşliğinde medyaya duyuran tiyatro sanatçısı Tilbe Saran, belediye ekiplerinin, kesilen ağaçları ve etrafa saçılan dalları da alelacele toparlayarak, ‘bir katliam’ın izlerini hemen yok etmeye çalıştığını da belirtti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 32 çınarın hangi gerekçeyle kesildiğini belirtmedi. Bölgedeki çınarlar, İstanbul Dolmabahçe bölgesinin “anıt ağaçları” kapsamındaydı. (EurActiv)

Türkiye Gençlik Ajansı geliyor

Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, gençlik politikalarının belirlenmesi, takibi ve koordinasyonunu sağlayacak Türkiye Gençlik Ajansı’nın kurulmasına ilişkin kanun tasarısının imzaya açıldığını bildirdi. Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

Toplantıda Türkiye Gençlik Ajansı’nın kurulması ile ilgili kanun tasarısının ele alındığını bildiren Çiçek, 2009 rakamlarına göre 72 milyon 561 bin 312 olan nüfusun yüzde 52’sini 30 yaşın, yüzde 34’ünü ise 20 yaşın altındakilerin oluşurduğunu ifade etti.

Türkiye’nin bu bağlamda genç bir nüfusa sahip olduğunu anlatan Cemil Çiçek, bunun Türkiye için son derece önemli ve stratejik bir değer anlamına geldiğini söyledi. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Çiçek, bunun için de her hükümetin gençlere her zaman elinden geldiği kadar önem vermeye çalıştığını dile getirdi.

Gelinen noktada daha farklı bir anlayışla bu konunun ele alınması gerektiğini belirten Hükümet Sözcüsü Çiçek, gençlikle ilgili hizmetler verildiği zaman genellikle eğitim hizmetlerinin yanında, daha çok Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bütçesinden bir kısım imkanlar sağlandığını, bunların da daha çok sporla ilgili olduğunu ifade etti. Bunun ötesinde de bağımsız bir gençlik politikasının belirlenmesi, takibi ve koordinasyonuna ihtiyaç bulunduğunu kaydeden Çiçek, bu konuda hükümet programında hükümler bulunduğunu dile getirdi. Tüm bunlar hesaba katıldığında yeni bir yapılanmaya ihtiyaç duyulduğunu anlatan Çiçek, bu kanun tasarısıyla Türkiye Gençlik Ajansı adı altında gençliğe sunulan hizmetleri bir bütün olarak ele alacak yeni bir teşkilatın kurulacağını bildirdi.

(Anadolu Ajansı)

Nükleer atık trenine rekor geciktirme

Fransa’dan Almanya’ya taşınan 123 tonluk nükleer atık yüklü tren, 68 saat gecikmeyle yola çıktıktan 92 saat sonra Dannenberg’e ulaşabildi. 92 saat, iki nokta arasındaki tren yolculuğun katedildiği şimdiye kadarki en uzun süre. Eylemlerine cuma günü başlayan 50 bin yeşil ve nükleer karşıtı, “Castor” adlı trenin geçişini engellemeye çalıştı. Polis ve göstericiler arasında yer yer çatışma da çıktı.

Nükleer atık taşıyan 11 özel konteynırın, Dannanberg istasyonunda boşaltılması ve kamyonlara yüklenmesi ardından tepki toplayan yük karayoluyla, yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Gorleben deposuna sevk edilirken, nükleer karşıtları karayolu boyunca protesto eylemi yapacaklarını bildirdi.

Avrupa Yeşilleri tarafından yapılan açıklamada protestoların asıl amacının Almanya hükümetinin  nükleer santralların çalışma süresini uzatmasını protesto etmek olduğu belirtildi.

Eylemler çaresizliğin sembolü

Almanya’da nükleer enerji karşıtlarının düzenlediği protesto eylemleri ve siyasilerin tutuma ilişkin Süddeutsche Zeitung nükleer atık treninin çaresizliğin bir sembolü olduğunu savundu.

Gazete, protesto eylemlerinin, nükleer enerji ve enerji ekonomisinde yaşanan büyük soruna karşı bilinçli davranılmasını sağladığını aktarırken, “Halk hareketine dönüşen Gorleben direnişi, bu açıdan bir kazanç. Gösterilere herkesimden insan katıldı. Polisin tehlikeli yük taşıyan bir treni ve gösteri düzenleme hakkını güvence altına alması gerekiyor. Kimse göstericileri, Federal Hükümet’in nükleer enerji politikalarının doğru olduğu konusunda ikna edemez” diye yazdı.

Düsseldorf’ta yayınlanan Rheinische Post gazetesi ise Almanya’da nükleer karşıtı protestoların arttığına dikkat çekerken, “Birçok ülke, nükleer enerjiye ağırlık vermeyi sürdürse de Almanların buna karşı olduklarını ifade etmeye ve gösteri düzenleme hakkına sahip görüşünü yazdı. (BBC, CNNTürk, EGP)

Taksim’de meydan dayağı

8 Kasım gecesi İstiklal caddesinde Model isimli müzik grubunun müzisyenlerine Kasımpaşa futbol takımının taraftarları saldırdı. Müzisyenler çevredeki vatandaşların yardımıyla kurtarıldı. Bu tatsız vesile ile çevreci olduğunu öğrendiğimiz Model’e geçmiş olsun diyor, olayı grubun bas gitaristi Can Temiz’in kendi sözcükleriyle aktarıyoruz:

öncelikle şunu söylemeliyim: iyiyiz. vücudumuzdaki çeşitli morluklar ve ezikler dışında hiçbir problemimiz yok. ortopedist kuzenimi de aradım rapor verdim tehdit oluşturacak bir durum da yok. dakika dakika rapor alıyor benden zaten. kırık-çıkık, kısaca risk oluşturan hiçbir durum yok. yani telaşlanmanızı istemiyorum.

şimdi olayı anlatmaya geçiyorum:

yaklaşık iki saat önce, davulcumuz aşkın, vokalistimiz fatma ve ben galatasaray’daki stüdyomuzda kayıtlarımızı bitirmiş eve doğru yola çıkmıştık. gayet neşeli ve heyecanlıydık. istiklal’deki mc donald’s ın oraya geldiğimizde yaklaşık 50-60 kişilik bir kasımpaşa taraftar grubu “beşiktaş ananı sikmeye geldik!” şeklinde bağırarak caddede yürüyordu.

o noktadan sonra gelişen olaylar nasıl gelişti inanın çok net analiz edemiyorum. ön sıradaki 4-5 kişilik bir grup arkamızda artık bir beşiktaş’lı mı gördü, yoksa benim altımdaki siyah-beyaz eşofmana mı takıldılar bilemiyorum.

bakın arkadaşlar abartmıyorum, en az 50 tane gözü dönmüş adam, size şu an tarif edemeyeceğim bir şiddetle bize vurmaya başladı. inanın ağzımızdan ne tek bir kelime çıktı, ne adamlara bir bakış attık. sadece üzerimize öldürmek için gelen 50 tane adam gördük.

öldürmek için vuruyorlardı arkadaşlar. insan evladı, bırakın insan evladına, önündeki boş kutuya bu hırsla, bu kuvvetle vuramaz.

arkadaşlar, hepsini geçtim. biz iki tane adamız. evet buraya kadar bile “insan” olanın aklı almıyor. yanımda 1.55 boyunda 45 kilo bir kadın var. aklınız, dimanız alıyor mu a dostlar?

ne “abi bizim bir alakamız yok” demeye takatiniz var, ne de bunu duyacak adam. ortada durumu fark edecek ne bir polis var, ne de onların biz ölmeden bizi kurtarmasına yetecek zaman.

ben fatma’nın üstüne kapaklanmış kaçırmaya çalışırken, tam birileri dolu bir bira şişesini aşkın’ın sırtında patlattığı sırada mc donald’s dan insanlar bizi içeri çekti, ben fatma’yı yaka paça içeri fırlattım ve kapılar kapandı.

arkadaşlar eğer bizi kurtarmasalardı, size teminat veriyorum ölmüştük. hiç şansımız yoktu. inanın durumun şokuyla abartmıyorum. ben kimsenin kimseye böyle vurduğunu görmedim hayatımda. ben böyle bir şeye tanık olmadım.

şimdi, eminim şu ana kadar bir çoğunuz yapmıştır, ama kendinizi benim yerime koyun.

istiklal caddesi.

istanbul.

2010.

saat 22:30

3 genç

üzerimizde provakatif hiçbir kıyafet yok.

ağızlarımızdan çıkan tek bir kelime yok.

o tarafa bakmıyoruz bile.

beşiktaş’lı bile değiliz anasını satayım!

ben takım tutmuyorum, maç bile izlemem ben!

50 tane gözü dönmüş adam yalnızca saf bir nefretle öldürmek için size vuruyor.

yanınızda canınızdan çok sevdiğiniz 1.55 boyunda 45 kilo bir bayan, sizin kalçanıza, göğsünüze, bacaklarınıza, kafa tasınıza, her yerinize gelen öldürmek amaçlı ve zaten ölümcül darbelerden nasibini almasın diye kapaklanmış sadece “abi bizim alakamız yok!” diye bağırıyorsunuz.

ve sonra tesadüfen bir kaç kişinin sizi açık kapıdan içeri çekmesi sayesinde canınızı kurtarabiliyorsunuz.

benim yerimden düşünün.

şimdi beni bu insanları sevmeye kim ikna edecek?

beni bu “güzel” ülkenin “güzel” insanlarını sevmeye kim ikna edecek?
bu insanlar ezilmesin diye eylem yapmam için beni kim ikna edecek?

sevdiğimin istanbul’unu temiz tutmak için ben motivasyonu nereden bulacağım?

ben bu ülkeye neden emek vereyim?

ben, bu insanların teker teker, istisnasız, sorgusuz sualsiz katledilmesine neden karşı çıkayım?

bırakın bana, “aslında onu oraya getiren şartları tartışmak lazım,” ayaklarını.

sen orada değildin. orada ölmek üzere olan bendim, ben. sebepsiz yere. yok yere. ben müzisyenim. ben albüm kaydediyorum. ben üniversite öğrencisiyim. ben 23 yaşındayım. ben hiç suç işlemedim. ben kimseyi kışkırtmadım.

bana bu insanların neyini savunacaksın?

ben neden bu insanları öldürmek istemeyeyim?

bana bunu açıklayın.

ben neden bu insanların benimle eşit olduğunu düşüneyim.

neden yaşama hakları olduğunu savunayım?

işte ilkin böyle düşündüm. aslında hala da biraz böyle düşünmüyor değilim.

her şeyi bırakıp kaçmak istedim sadece.

hiç kimse hiçbir şey için değmez dedim.

hele bu ülke. hele bu insanlar.

bırakın bana “geri bıraktırılmış” ayaklarını, dedim.

onlar bu ülkedeyse ben de bu ülkedeyim.

ben onlardan çok daha fakir büyüdüm.

ben onlardan çok daha fazla ezildim. bunları kuşkusuzlukla söyleyebilecek kadar sert geçti çocukluğum benim.

bu insanlar daha geçen günlerde, şehit anneleri için imza toplayan adamları dövdüler. evet yine kasımpaşa taraftarları.

bugün rastgele 3 genci öldürmek istediler?

biz bir grup genç olarak, çok ciddi çevreci-aktivist bir hareketin teorik altyapısını oluşturmakla meşgulüz şu aralar.

şimdi beni devam etmeye kim ikna edecek?

bu insanlar için çaba sarf etmeye beni kim ikna edecek?

ama işte!

bunları yazarken bile kendime inanmıyorum.

çünkü eminim, yarın bin katı hırsla sarılacağım o projeye. bir istiyorsam bin istiyorum şimdi. sebebini bilmiyorum ama öyle. içimden öyle geliyor işte!

gece gece kafanızı şişirdim.

sadece neyle karşı-karşıya olduğumuzu, neyi değiştirmeye çalıştığımızı en çıplak gerçekliğiyle karşısında nefes alırken görmüş birinin birinci ağızdan düşünceleri bunlar.

şimdi iyi sayılırız. biraz kas gevşetici, ağrı kesici aldık.

vücudumun her tarafı mosmor, ezik ve çürük içinde.

sevgiler.

mor.

can temiz.

Enerji Bakanı Taner Yıldız: “Rüzgar enerjisine daha fazla teşvik yok.”

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nda (USAK) konferansa katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Yenilenebilir Enerji Kanunu ile ilgili soruya cevap verirken, 5,5 euro/centten devletin 10 yıl alım garantisinde bir artırım beklendiğini ancak fiyat artırımına gitmeyeceklerini belirtti. Bakan, “Özel sektöre çok fazla kar verirseniz sermaye aktarımı olur. Az verirseniz zarar ederler. Makul bir fiyat vermeliyiz. Bizim verdiğimiz fiyat makul. Çünkü 76 bin megavatlık müracaatın 33 bin megavatın şu anda lisansı ben almalıyım diye firmalar yarışmaya giriyor. Nükleer santrali 20 cente verin tıkır tıkır yaparlar. Yatırımcılar fiyatla ilgili artırım bekliyorlarsa bu olmayacak. İşlerine güçlerine baksınlar. Biz vatandaşın faturasını korumak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

2023’e kadar en az iki nükleer santral yapmalıyız

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye’nin 2023 yılına kadar en az iki nükleer santral yapması gerektiğini söyledi. Bir Karadeniz, bir Akdeniz’e nükleer santralin kurulması için çalışmaların sürdüğünü belirten Yıldız, “5’er bin megavatlık iki santral yapacağız. Bunlar bitiğinde enerji ihtiyacının yüzde 10 enerji karşılayacak.” dedi.

Bakan Yıldız, Türkiye’nin yerli ve yenilebilir enerji kaynaklarından enerji ihtiyacını karşılamak zorunda olduğunu kaydetti. Su, rüzgar, çöp, güneş gibi alanlardan enerji üretmek için her türlü çalışmayı yaptıklarını aktaran Yıldız, uluslar arası siyasetin yükünü enerji sektörünün çektiğine işaret etti.

Konuşmasının ardından katılımcıların sorularını cevaplayan Yıldız, 2023’e kadar kaç nükleer santralimiz olacak? sorusuna “En az iki tane nükleer santrali yapmamız lazım.” karşılığını verdi.

Türkiye’nin 2023 yılında 22 saat elektriğimiz var 2 saat elektriğimiz yok deme hakkı bulunmadığını vurgulayan Taner Yıldız, Enerji Bakanı olarak bu konuda hiçbir mazeretin olmayacağı tek cümlenin bu olduğunu ifade etti. Bakan Yıldız, “Amacımız, doğalgaz, nükleer, HES, hangisinden yaparsanız yapın arz güvenliğiyle alakalı 1 dakikalık dahi olsa bir sıkıntı yaşamayalım.” diye konuştu.

HES eleştirileri yersiz

Karadeniz’e kurulacak Hidro Elektrik Santraller’le (HES) ilgili soruya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, HES potansiyelinin 15 bin megavatının işletmede, 15 bin megavatının lisanslı ve inşa aşamasında, 15 bin megavatının ise proje aşamasında bulunduğunu bildirdi.

HES potansiyelinin Türkiye tarafından 3’te 1’ini kullandığına dikkat çeken Taner Yıldız, “Bu bu kadar önemliyken karşı çıkışlar var. Çok azı haklı bir kısmı ise işin tadını kaçırdığını görüyoruz. Ülkesini seven bir insanın her ülkede olduğu gibi kendi kaynaklarını kullanmaktan başka doğal bir şey yok. HES’lerin yeşilin içine yapıldığı yönünde eleştiriler var. Su gittiği yeri zaten yeşil yapıyor. Biz de HES’leri suyun olduğu yere yapıyoruz. Bu doğal. Ancak çok hoyratça kullanan müteahhitler sebebiyle talihsizlikler yaşadık. Bu tepkilerin bir kısmını haklı görüyorum. Çevre Bakanımızla oturduk bir düzenleme yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Eleştirilerin birçoğunun yersiz olduğunu dile getiren Bakan Yıldız, “Hem nükleere, hem su kaynaklarına, hem rüzgara, kuş uçuşlarını etkilediği için rüzgara, jeotermal yer altı dengesini bozuyor diye muhalefet ediliyor. Ben o zaman teknik gerekçelerle değil politik gerekçelerle temellendirilememiş karşı çıkış olarak izah ederim. O zaman hiç büyümeyelim diyorsunuz. Siyasi istikrarı tehdit olarak görürüm ben bunu.” diyerek tepki gösterdi.

Kuzey Irak’taki petrol ve doğalgaz aramalarıyla ilgili soruya Taner Yıldız, “Uluslar arası siyaseti omuzlarımızda taşıdığımız için Kuzey Irak’a girmiyoruz. 100 km boru hattıyla bunu yapacak iken Venezuela’ya gidiyoruz.” cevabını verdi. Nabucco projesiyle ilgili görüşmelerin sürdüğünü bütün kazan kazanlar 6 ülkede buluştuğu zaman projenin hayata geçeceğini açıkladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, vatandaşların kendi evlerin elektrik üretip üretmeyecekleri sorusuna “500 kilovatın altında her vatandaş elektrik üretebilir.” dedi. (CHA, Zaman)

Maltepe Üniversitesi Liselerarası Rock Grupları Yarışması düzenliyor

Müziğini herkese göstermek ve başarısını kanıtlamak isteyen “Rock’ın Çocukları” hazır mısınız? Maltepe Üniversitesi “Liselerarası Rock Grupları Yarışması” düzenliyor. “Rock’n Purple” adındaki yarışma için başvurular 30 Kasım 2010 tarihine kadar devam edecek. Birinci olan gruba, profesyonel müzik stüdyolarında bir single albüm yapılacak.

Maltepe Üniversitesi, “Liselerarası Rock Grupları Yarışması” düzenliyor. İstanbul ili sınırları içerisinde öğrenim gören lise öğrencilerinin katılım gösterebileceği yarışmaya başvurular başladı bile.

“ROCK’N PURPLE” ile Maltepe Üniversitesi, lise öğrencilerinin müzik, kültür ve sanat alanlarındaki yeteneklerinin geliştirilmesine katkıda bulunmayı ve öğrencileri sosyal- kültürel faaliyetlere teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu yarışmayla Türkiye, yeni bir Rock Grubu yıldızı kazanacak…

30 Kasım 2010 tarihine kadar başvuruların alındığı yarışmada en az 3 en fazla 7 kişiden oluşan gruplarla katılma şartı bulunuyor. Yarışma finalinde üçüncü olan grup üyelerine cep telefonu, ikinci olan grup üyelerine mini laptop hediye edilecek. Birinci olan grup ise profesyonel müzik stüdyolarında bir single albüm yapma fırsatını yakalayacak.

Yarı finale kalan grupları eleyecek jüri önemli isimlerden oluşurken isimler önümüzdeki günlerde siteden ilan edilecek.

Başvuru koşulları için http://www.maltepe.edu.tr/etkinlik/rock-yarismasi sitesini ziyaret edebilirsiniz.

(Yeşil Gazete)

Nor Radyo yeni yayın döneminde yedi dilli

“Çok kültürlülüğün ve bir arada yaşamın sesi” şiarıyla yayın yapan Nor Radyo, 15 Kasım 2010 Pazartesi günü yeni yayın dönemine başlıyor. Başta Türkiyeli Ermeniler olmak üzere Anadolu coğrafyasında yasayan tüm halkların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri ve kültürlerini paylaşabilecekleri bir internet radyosu olan Nor Radyo, yeni yayın dönemini yeni programlarla karşılıyor.

Yedi dilde yayın

Nor Radyo 15 Kasım Pazartesi gününden itibaren yedi dilden yayın yapacak. İki yılı aşkın süredir yayın hayatına Ermenice, Türkçe, Kürtçe, Lazca, Hemşince ve Yunanca dillerinde devam eden Nor Radyo yeni sezonda Çerkezce’yi de yayın dilleri arasına katıyor. Nor Radyo, çok dilli yayının yanı sıra yeni yayın döneminde toplumsal konuları ele alan programlarını da çeşitlendiriyor. Radyonun güncel gelişmeleri muhalif bir gözle izleyen, sinema ve film müziklerini işleyen, işçi ve emekçilerle ilgili gündemleri özetleyen, Anadolu’da yaşayan halkların kültürel öğelerinden örnekleri içeren, gündemin dışına çıkıp insana dair paylaşımlarda bulunan programları bu dönem de devam ediyor. Radyonun programlarına Ortadoğu gündemini, güncel hak ihlallerini ve resmi tarih tezlerinin dışında tarih anlatımını içeren yeni programlar ekleniyor. Yeni dönem yeni programlarla siyasi tutsakların seslerinin taşınacağı radyo, bir gezi programı ile kültürel çeşitliliği yayınına taşıyacak.

Dünyanın sesleri birleşiyor

“Dünyanın bütün sesleri birleşin” sloganıyla yayın hayatını sürdüren Nor Radyo, müzik çeşitliliğini Anadolu topraklarının ötesindeki müziklerin de dinlenebileceği çerçevede tutmaya devam ediyor. Radyonun yeni döneminde bu çeşitlilik yeni bir etnik rock müzik ve Ermenice caz ve rap çalınacak iki program ile çoğalacak. İsteklerinizle Cuma akşamları müzik kutusunu doldurmaya da devam edebileceksiniz.

www.norradyo.com internet adresinden her gün 19.30- 01.00 saatleri arasında dinlenebilen Nor Radyo programcı ve yayıncıları dinleyicileri ile de [email protected] msn adresi üzerinden haberleşiyor. Yeni yayın dönemine daha çoğalarak giden Nor Radyo programcı ve yayıncıları herkesi bu kolektif çabanın çoğaltılmasına güç katmaya çağırıyor. Nor Radyo’nun programcıları arasında Ali Rıza Boztepe, Anjel Dikme, Arda Yavaş, Artür Bagdasaryan, Aycan Işık, Balkan Talu, Bedel Boselî, Firdevs Periloğlu, Hasan Demiroğlu, Hena Örs, Meeko Vasiliadis, Mahir Özkan, Melis Tantan, Murat Gözoğlu, Murat Köylü, Nayat Boyacı, Pakrat Estukyan, Sayat Tekir, Selim Sezer, Sevan Karabetoğlu, Sibil Çekmen, Talar Selsu, Vahakn Keşişyan ve Vartkes Keşiş yer alıyor.

Yunanistan seçimlerinde Yeşiller oylarını arttırdı

0

Yunanistan’da yapılan bölgesel ve yerel seçimlerde Yeşiller oylarını arttırdı. Seçimlerin yapıldığı 13 bölgeden ülke nüfusunun %80’inin yaşadığı 8 bölgede seçimlere katılan Ekolojik Yeşil Parti 9 bölgesel ve 6 yerel meclis üyeliği kazandı. Yeşiller’in gelecek Pazar günü yapılacak ikinci turda daha fazla üyelik kazanması da olası.

Merkezi Selanik olan Orta Makedonya bölgesinde oylarını %2,2’den %3,1’e çıkaran Avrupa Parlamentosu milletvekili Michalis Tramopoulos da bölge meclisi üyesi seçildi.

(Yeşil Gazete)

Beşiktaş şampiyonluktan uzaklaşıyor

Şöyle bir haftasonu geçmiş: Uzun süredir ligi lider olarak götüren takım liderliği vermiş. Cuma günü maçını kazansa lider olacak takım bu fırsatı değerlendiremiyor. Liderin puan kaybettiği takım da Beşiktaş’ın üstünde. Bununla birlikte, üstüne üstük geleneksel olarak şampiyonluğa aday olan üç takımdan biri de, ki bu takım Beşiktaş’ın altında, maçını kaybediyor.

Haftasonu böyle geçiyor, Pazartesi günü, tüm bunları görmüş olan Beşiktaş maça çıkıyor. 7 haftadır puan alamayan, Trabzonspor’dan 7 gol yemiş bir takımla maç yapıyor Beşiktaş. Bir 7 daha. Beşiktaş’ın rakipleri de bu hafta toplam 7 puan kaybetmiş. Her şeyiyle mükemmel bir hafta olacakken, Beşiktaş lig sonuncusu takıma üstünlük kuramıyor. Son dakikalarda kuruyor ama hakem izin vermiyor, sonra hakemin hatasını telafi etme çabası da Guti tarafından tabelaya yansıtılamıyor. Beşiktaş yine ve yine puan kaybediyor.

Porto deplasmanında bir ara “kim orta sahadan gol atacak” yarışına dönüşmüş bir maç sonucunda 1 puan alan takım, lig sonuncusunu yenemeyerek 2 puanı kaptırıyor. Şampiyonluk da gidiyor. Beşiktaş 11 haftada 17 puan almış, 16 puan kaybetmiş durumda. 80 puan civarı bir şampiyonluk çizgisi olabileceğini düşünürsek, toplam kaybedilebilecek 22 puanın 16’sını kaybetmiş durumda Beşiktaş. Bunun yanında Trabzonspor henüz 7, Bursaspor 8 ve Kayserispor 9 puan kaybetmiş durumda henüz. Tek takımla yarışmaktan farklı olarak bu durumda Beşiktaş neredeyse her hafta ligin yarısının puan kaybetmesini bekleyecek. Tabii ki lig sonuncusuna puan vermek gibi adetleri devam ederse, bu beklenti gerçek olsa da bir sonuca varamayacak.

Maça gelirsek, aylardır hiçbir katkı yapamamış olan Nihat’ın ilk 11 olarak maça çıktığını ve yapılan 2 değişiklik sonucunda da sahaya Tabata ve Hilbert’in girdiğini söylemek yeterli olacaktır sanırım.

Haftaiçi bir kupa maçı, sonra da Ankara deplasmanı. Bakalım ne olacak?

Yeşil Gazete ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

“Barışı serbest bırakın”

Diyarbakır’da devam eden KCK davasında yargılanan ve aralarında seçilmiş BDP’li siyasetçilerin de olduğu KCK davası tutuklularının serbest bırakılması çağrısı yapmak üzere Perşembe günü İstanbul’da bir yürüyüş ve basın açıklaması yapılacak. Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu tarafından yapılacak yürüyüş 11 Kasım Perşembe akşamı 19:00’da Galatasaray’dan başlayarak Taksim’e kadar devam edecek.

Küresel BAK tarafından yayınlanan çağrı metni şöyle:

Barışı serbest bırakın!

BDP’li tutuklular serbest bırakılsın!

Tek taraflı ateşkes, şiddet ve gerilimden beslenen güçlerin olumsuz müdahalelerine rağmen genel seçimlere kadar uzatıldı. Yetkililerin, barış umutlarını yükselten açıklamaları oldu. Büyük bir barış adımı atmak için hiç olmadığı kadar güçlü bir tarihsel fırsat önümüzde. Tüm toplumda, bir adım daha atabilirsek, kalıcı bir barış sürecinin şekillenebileceği duygusu güçleniyor.

Savaştan beslenen, savaş politikası dışında bir ufku olmayan, bu yüzden de savaşın devam etmesini isteyen küçük bir azınlığı saymazsak, toplumun büyük çoğunluğu barış istiyor. Çatışmalar ve ölümler olmasın, çocuklar öldürülmesin, bomba ve silah sesleri sussun istiyor.

Kürt sorununda barışa giden yolda, Diyarbakır’da görülen KCK davasının gidişatı kritik bir önem taşıyor. Bu davada tutuklu olarak yargılanan Kürt halkının seçilmiş temsilcileri ve BDP üyelerinin bir an önce serbest bırakılması gerekiyor.

Bu aynı zamanda hukuki ve vicdani bir gerekliliktir.

Hükümet, eğer barış ve diyalog sürecinin gelişmesini istiyorsa, aralarında belediye başkanlarının ve seçilmiş siyasilerin de olduğu tutukluların serbest bırakılması için görüşünü açıklamalıdır.

Bizler, BDP’li tutukluların serbest bırakılması talebiyle, 11 Kasım Perşembe günü saat 19.00’da Galatasaray Lisesi önünden başlayarak Taksim’e yürüyecek ve bir basın açıklaması yapacağız.

Birlikte daha güçlü ses çıkarmak, bugün her zamankinden çok daha büyük bir öneme sahiptir.

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu