Ana Sayfa Blog Sayfa 5242

İstanbul’da binlerce kişi nükleere karşı yürüdü

Eylemin FOTO GALERİSİ

Nükleere Karşı Zincirleme Reaksiyon başlığıyla düzenlenen insan zinciri ve nükleere karşı yürüyüş bugün öğleden sonra İstiklal caddesinde yapıldı. Saat 16:00’da Galatasaray meydanında buluşan nükleer karşıtları önce Tünel’e kadar insan zinciri oluşturdu. Sloganlarla zincir kuran binlerce eylemci, ardından Tünel’den Taksim’e kadar yürüdü. Taksim’e gelene dek giderek büyüyen kitlenin yaklaşık 3000 kişiden oluştuğu tahmini yapıldı.

Ellerinde radyasyon işaretli siyah-sarı balonlar, nükleer karşıtlarının uluslararası işareti olan gülen güneşli ve “nükleer enerji mi, hayır teşekkürler” yazılı dövizler ve pankartlarla yürüyen eylemciler yürüyüş boyunca “Nükleer Santral İstemiyoruz”, “Akkuyu, Sinop Fukuşima Olmasın”, “Çernobil, Fukuşima, Bir Daha Asla”, “Nükleer Santral Çatlar Patlar”, “Güneş, Rüzgar Bize Yeter”, “Tüp Gaz AKP”, “Hükümet Elini Akkuyu’dan Çek”, “Hayır, Hayır, Nükleere Hayır, Güneş İstiyoruz, Rüzgar İstiyoruz, Hemen İstiyoruz, Nükleere Hayır” gibi sloganlar attılar. Kalabalık ayrıca sık sık nükleer lobilere ve hükümete karşı düdükler ve ıslıklarla ses çıkardı. Yürüyüş boyunca zaman zaman koşarak canlı bir eyleme imza atan göstericiler Japonya’daki ve Çernobil’deki nükleer felaketlerde yaşamlarını yitirenler için sessizce saygı gösterisi de yaptılar.

Yürüyüşün bitiminde Taksim meydanında toplanan grup basın açıklamalarıyla hükümetin nükleer santral planlarını derhal durdurmasını istedi. Eylemin çağrısını yapan Yeşiller Partisi, Küresel Eylem Grubu ve Greenpeace Akdeniz adına ortak basın açıklamasını Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Ümit Şahin okudu ve “Türkiye’nin ya da dünyanın hiçbir yerine nükleer santral istemiyoruz. Yaptırmayacağız” dedi. Basın açıklamasının ardından Akkuyulu köylüler adına Büyükeceli köyünden Mehmet Ali Yılmaz, Küresel Eylem Grubu adına Nuran Yüce ve Greeenpeace Akdeniz adına Hilal Atıcı birer konuşma yaptılar.

Gösterinin sonunda okunan Yeşiller Partisi, KEG ve Greenepace imzalı ortak basın açıklaması şöyle:

AKKUYU, SİNOP FUKUŞİMA OLMASIN!

NÜKLEER FELAKETTİR, NÜKLEER CİNAYETTİR!

NÜKLEER SANTRALLERE HAYIR!

Japonya’da dünyanın en büyük nükleer felaketi yaşanıyor.

Japon halkı önce deprem ve tsunamiyle, ardından Fukuşima nükleer santralindeki patlamalar ve radyasyon kirlenmesiyle ağır bir darbe aldı. Yakınlarını kaybeden, evinden yurdundan olan, yaşadıkları kentler boşaltılan ve radyoaktif kirlenme tehlikesiyle iç içe yaşamak zorunda kalan Japon halkının acısını ve endişesini paylaşıyor, dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

Yaşanan bu kaza Çernobil felaketinin tam 25. yılında Çernobil’den kat be kat büyük bir nükleer faciaya dönüşüyor. Fukuşima felaketi nükleer enerjinin ne kadar tehlikeli ve öngörülemez risklerle dolu olduğunu bir kez daha gösterdi. Yıllardır yeni Çernobiller olmasın diye uyarıyorduk. Yeni nükleer santraller yapılmasın, var olan bütün reaktörler kapatılsın diyorduk. Bize hayalci diyorlardı. Çernobil’in sonuçlarını küçümsüyorlar, bir daha olmaz sanıyorlardı.

Oysa nükleer enerjinin tarihi yüzlerce kazayla doludur. İster Çernobil gibi insan hatasıyla, isterse Japonya’daki gibi doğal bir afetin tetiklemesiyle olsun, nükleer reaktörler her an benzer bir felakete yol açma potansiyeline sahiptir. Bu tehlikeden kaçınmanın tek yolu nükleer santrallerden tamamen kurtulmaktır. Bu gerçeği anlamak için daha kaç Çernobil’e, daha kaç Fukuşima’ya ihtiyacımız var?

Japonya’daki nükleer cinayet, atom çağının sonuna gelindiğini gösteriyor. Çernobil’den sonra zaten yeni reaktör yapımı azalmış, dünyadaki nükleer reaktör sayısı düşmeye başlamıştı. Fukuşima felaketinden sonra Almanya, Fransa, ABD, İsviçre, Çin, Venezüella, hatta Türkiye’ye nükleer reaktör kurmak isteyen Rusya nükleer enerji programlarını gözden geçirmeye karar verdiler. Siparişler iptal edildi, reaktörler kapatılıyor. Bütün dünya nükleerden kaçış yollarını arıyor. Dünya enerji tasarrufuyla, verimli teknolojilerle ve yenilenebilir enerjiyle hem fosil yakıtlardan, hem de nükleer tehlikeden kurtulabileceğini anlamaya başlıyor.

Türkiye’de ise hükümet ne yazık ki nükleer yangına körükle gidiyor. Başbakan Erdoğan, Enerji Bakanı Yıldız ve Çevre Bakanı Eroğlu Japonya’daki faciayı küçümseyici açıklamalar yapıyor, nükleer patlamayla tüp gaz patlamasını birbirine karıştırıyor, nükleer sevdaları uğruna halkı yanıltıyorlar. Dünyanın nükleer teknolojiyi en fazla kullanan ülkelerinden biri olan Japonya’nın bile aynı anda 4 reaktörün birden kontrolden çıkmasını engelleyemeyip çaresiz kaldığını görmezden gelerek, Rusya’nın Akkuyu’ya yapacağı reaktörün daha güvenli olduğu yalanını söylüyorlar.

Hükümet derhal  nükleer enerjiden vazgeçtiğini açıklamalıdır. Akkuyu’da, Sinop’ta ve ülkenin her yerinde nükleer enerji istemeyen halka ve nükleer karşıtlarına meydan okumaktan vazgeçmelidir. Hükümet facianın büyüklüğünü kavrayamadan yaptığı aceleci açıklamalardan ve panik içinde aldığı Mayıs ayına kadar Akkuyu’ya kazma vurma kararından derhal geri adım atmalıdır. Hükümeti Türkiye’yi soktukları bu yıkıcı nükleer maceradan yol yakınken vazgeçmeye çağırıyoruz.

Bizler, nükleerin felaket, nükleer santrallerin ise cinayet olduğunu düşünenler, nükleer enerji çılgınlığına karşı tüm yurttaşlarımızı sürekli eyleme çağırıyoruz.

Akkuyu’ya, Sinop’a, Türkiye’nin ya da dünyanın herhangi bir yerine nükleer santral istemiyoruz.

Yaptırmayacağız.

Akkuyu, Sinop Fukuşima olmasın!

Küresel Eylem Grubu – Yeşiller Partisi – Greenpeace Akdeniz

Eylemin FOTO GALERİSİ

(Yeşil Gazete)

TÜSİAD: “Nükleer basit bir enerji sorunu değildir”

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, Koç Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) tarafından düzenlenen, ”Reel Döviz Kuru ve Reel Ekonomi” konulu konferans sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Boyner, uzun süredir gündemde olan nükleer santral hakkında “Fakat şöyle bir gerçekle karşı karşıyayız; Japonya’da olan aslında özellikle bizim gibi deprem kuşağında olan ülkeler için bir çeşit uyandırma telefonu gibi bir şey” dedi.

Japonya’nın sistematik şekilde depreme karşı önlemlerini alan, toplumda bu konuda bilinçlendirme ve eğitimi üst seviyeye taşıyan bir ülke olduğunu ifade eden Boyner, bu şartlarda ülkenin hem ekonomik açıdan hem de yaşayanların uğradıkları açısından korkunç bir felaketle karşı karşıya kaldığını söyledi.

TÜSİAD Başkanı Boyner, nükleer enerji gereğinin basit bir enerji açığı sorununa indirgenmemesi ve Türkiye’de deprem riskinin çok daha fazla boyutuyla ele alınması gerektiğini belirtti ve şunları şunları söyledi:

”Her halükarda depremde Türkiye’de olabilecekler ve burada bir nükleer santralin nasıl bu riskler çerçevesinde güvenli olabileceği konusunda kamuoyunu da rahatlatacak şekilde bir süreç gelişmesi gerekiyor. 3. jenerasyon santraller deniyor, çeşitli önlemlerin alınması gündeme geliyor… Fakat öyle bir noktadayız ki şu andaki nükleer enerji konusunda, seneler önce yatırım yapmış ülkelerde, bu konuda yeterlilik geliştirdiğini iddia eden ülkelerde bile sistemler üzerinde auditler (denetimler) yapılıyor. Tekrar konu gözden geçiriliyor. Belki de bu Türkiye için bir fırsattır. Biz bunu yapma planını önümüze koyduysak, bu noktada durup tekrar bu süreci nasıl ele alacağımızı tüm ayrıntılarıyla, tüm elverişli olan teknolojiye bakarak, şeffaflık içinde, kamuoyunun da güvenini alarak sürdürmek zorundayız.” (Ntv, Yeşil Gazete)

Spor Yorum: Yeni heyecan 4 gol getirdi

Beşiktaş’ın taraftarından da gelen bir özelliği var. Sürekli heyecan yaratıyor Beşiktaş ve Beşiktaşlılar.  İkinci yarı başında ortaya atılan 17’de 17 böyle bir heyecan yaratmanın ürünüydü. Avrupa’a final ve kupa da böyle bir heyecan yaratma kültürünün ürünüydü. Her maç, iddiasız olsa dahi tribünlerin dolu, tezahuratın yüksek olmasını bile bu heyecan ve coşkuya bağlayabiliriz.

İşte bu hafta da, her şeyden uzak bir mücadele olsa dahi Kayserispor maçı da büyük heyecan yarattı. Beşiktaş’ın  kadrosunun gücü, potansiyeli zaten bilinen bir gerçekti. Bugün şampiyonluğa oynayan takımların kadrolarıyla bile tek tek karşılaştırıldığında aradaki fark tartışmaya gerek bırakmıyor. Bunun yanında takım olarak bakıldığında, ortaya konulana yönelindiğinde ise fark ise ortada. Beşiktaş’ın geçmeye çalıştığı, mücadele ettiği takımların da şampiyonluk ile alakası yok. İşte bu sonuçlar yüzünden bir antrenör değişikliğine gitti Beşiktaş ve Tayfur Havutçu takımın başına geçti. Bu kadronun daha farklı şekilde nasıl oynayacağı sorusu ise bu maçın heyecanıydı.

Beşiktaş farklı başladı. Önde karşılayan, önde basan bir takım olarak başladı maça. Oldukça fazla da top kaptı ilerde. Fakat, tek forvet oynamanın getirdiği yalnızlık ve biraz da haftaların getirdiği hırssızlık sonucu çabuk harcandı bu toplar. Üstüne üstlük Kayserispor’un gelen golü de düşünülürse, Tayfur Havutçu heyecanının çabuk bittiği söylenebilirdi.

İkinci yarı ise bambaşka bir Beşiktaş ortaya çıktı. Senenin başından beri adı geçen kanat oyuncuları ve forvetler ilk defa düzenli olarak çalıştı. Beşiktaş’ın orta sahasını da Aurelio’nun yavaşlığından kurtarıp, Ernst’in mücadeleciliğine teslim ettiğimizde bu sonucun ortaya çıkmaması şaşırtıcı olurdu. Beşiktaş en kolay olanları yaparsa zaten sonuç bundan farklı olmaz. Unutmamalı ki rakip de Kayserispor’du. Yıllardır belli bir düzen içinde oynamış, defans ve hücum dengesini iyi tutturmuş bir takım Kayserispor. Fakat biraz kıpırdanış, 45 dakikada 4 gol atmasına yetti Beşiktaş’ın. Tayfur Havutçu heyecanı da sonuna kadar yaşanmış oldu böylece. Maçın bir diğer kazananı ise Almeida oldu. Guiza ya da Guizamsı oyuncularla karşılaştırılmaya başlanmıştı. Bir kafa, bir ayak golüyle, ve tek vuruşlarla, kalitesini ortaya koydu. Almeida, Quaresma, Ernst ve Simeo Beşiktaş’ın iskeletini oluşturmalı.

Son söz hakeme. Beşiktaş bugün, adaletli bir yönetim altında maçı çok daha önceden kazanabilirdi. Hakemler genelde kötüler. Fakat bu kötü yönetimlerinde iki tarafa da hatalar yapıyorlar-dı. Bu maç ise, Halis Özkahya, Beşiktaş’ın aleyhine ne yapılabilirse yaptı. İkinci yarı atak dahi kesti. Oyuncularını cezaya taktırdı, penaltısını vermedi, penaltı verdi. Tayfur Havutçu ilk maçında hakemi de yendi.

http://www.urbarli.net

Yine barış için bombalıyorlar: Libya’ya saldırı

Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen ve 22 ülkenin katıldığı Libya zirvesinin ardından alınan operasyon kararı uygulamaya alındı. Fransa Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı yaptıkları ortak açıklamada Fransız savaş uçaklarının Kaddafi’ye ait bir askeri aracı bombaladığını söyledi.

El Cezire kanalı da, Fransız uçaklarının Bingazi’de Kaddafi’ye bağlı birliklere ait 4 tankın inha edildiğini bildirdi.

Fransız kaynaklar Libya semalarında halen 20 savaş uçağı ve bir Avaks kişif uçağı bulunduğunu ve operasyonların Bingazi kenti’nin 100-150 Km çevresini kapsayacağını açıkladı. Fransa’nın tek uçak gemisi Charles de Gaulle de yarın Libya’ya gönderilecek.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Libya üzerinde uçuş yapan uçaklarının, Kaddafi’ye bağlı birliklerin saldırısını önlemekte olduğunu söyledi.

Sarkozy, Paris’te yaptığı açıklamada, uçakların, Libya ordusuna bağlı zırhlı araçlara müdahale etmeye hazır olduğunu ifade etti.

İtalya da ABD, NATO ve İtalyan güçlerinin bulunduğu beş üssü kullanıma sundu.

Kanada bölgeye savaş uçakları gönderdi.

Kanada Dışişleri Bakanı Lawrence Cannon, ülkesinin Libya konusunda tüm seçeneklere hazır olduğunu söyledi.

Hollanda başbakanı da, İngiltere, Fransa ve Kanada’nın önümüzdeki saatlerde Libya’ya hava saldırısı yapacaklarını açıkladı.

ABD Başkanı Barack Obama ise, ülkesinin ve Libya ile ilgili diğer koalisyon ülkelerinin, bu ülkede sivillere karşı şiddetin durdurulmasına yönelik olarak acilen harekete geçmeye hazır olduklarını söyledi.

Akdeniz ve çevresinde konuşlulanan ABD savaş uçakları ve savaş gemilerinin, operasyona ilk aşamada katılmadıkları, ancak daha sonra füze saldırılarıyla destek verecekleri ileri sürüldü.

ABD ordusunun Libya hedeflerine Tomahawk füzeleriyle saldırı düzenleyebileceği belirtildi. (Radikal, BBC, Ntv)

Rêxistinên LGBT Newroza Amed’ê Tên Ba Hev

Newroz 2010, Amed

Rexistinên Lezbîyen, Gey, Bîseksüel, Trans (LGBT) bi hêviya agirê Newrozê bi herî kesê azad bike diçin Amed’ê

Rêxistinên LGBT hevkarî kirin ku jibo beşdarbûna pîrozbahîya Newrozê 20 Adarê roja yekşemê ya Amed’ê. Sala borî jî Lezbîyen, Gey, Bîseksüel û transên çar dorê Turkîyê ala bûka baranê (heftreng) li Amedê nîşandabûn.

Rêxistina LGBT navê berê Pîramîd, navê nû Hevjîn sêsal berîyêda ala xweve beşdarê Newrozê bûn.

Sala borî encama tevkarîya rêxistinên LGBT lezbîyen, gey, bîseksüel û trans hejmarek zêdeyi beşdar bûn û qada Newrozê da balkişandin.

Îsal dîsa ji Stenbolê Lamda û İstanbul LGBT, ji Eskişehîrê Morel, ji Enqerê Pembe Hayat û Kaos GL, ji Îzmîrê Siyah Pembe Üçgen, ji Amedê Hevjîn bin ala buka baranê beşdarê pîrozbahîya newroza Amed’êbin.

Ew kesên LGBT li çar dorê Turkîyê bên Amed’ê û tevî sed hezar kesan beşdarê pîrozbahîyêbin. Çar dore qada pîrozbahîyê li ber dengê daholê govendê bigirin, li alîyekêdin gel stranên hunermendên şanogehê li bin alên buka baranêda şabin…

Newroz 2009, Diyarbakır

LGBT Örgütleri Diyarbakır Newroz’unda Buluşuyor

Türkiye’nin farklı kentlerinden Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans (LGBT) örgütleri, newroz ateşinin herkesi özgürleştireceğine dair umutla Diyarbakır’da buluşuyor.

20 Mart Pazar günü kutlanacak Diyarbakır Newroz’una katılmak üzere tüm LGBT örgütleri ortaklaştı. Türkiye’nin dört bir yanından lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireyler gökkuşağı bayrağını geçen yıl da Diyarbakır Newroz’unda birlikte dalgalandırmıştı.

Önceki ismi ile Piramid, şimdiki ismi ile Hevjin LGBT Oluşumu üç yıl önce Newroz’a katılarak bir ilki gerçekleştirmişti. İlk kez Newroz’da gökkuşağı bayrağı açılmasının ardından Diyarbakır sokaklarında, gökkuşağı bayrağı dalgalanmıştı.

Geçen yıl ise LGBT örgütlerin ortaklaşması ile lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireyler alana daha fazla sayı ve daha çok dikkat çekerek girdiler. Bu yıl yine İstanbul’dan Lamda ve İstanbul LGBT, Eskişehir’den Morel, Ankara’dan Pembe Hayat ve Kaos GL, İzmir’den Siyah Pembe Üçgen ve Diyarbakır’dan Hevjin, Diyarbakır Newroz’una katılacaklar.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen LGBT bireyler, yüz binlerce insanın Newroz alanına akınına eşlik edecek. Yine alanın dört bir yanında çalan davullar eşliğinde halaylar çekilecek, bir yandan da sahneye çıkan sanatçıların şarkılarıyla gökkuşağı bayrakları altında eğlenilecek.

(Kaos GL)

Küresel BAK: Birleşmiş Milletler, Libya’dan elini çek!

Birleşmiş Milletler’in Libya’daki şiddet ortamına müdahale etmeye yönelik kararının ardından Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (Küresel BAK), konu ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya göre Küresel BAK, Libya’ya düzenlenecek bir BM güdümlü NATO müdahalesine kesin bir şekilde karşı çıkıyor; bunu emperyalist bir çaba olarak görüyor. Küresel BAK’a göre Libya’daki olasılıkları da Afganistan, Irak ve Yugoslavya benzeri deneyimler üzerinden okumak gerekiyor. Ancak açıklama, bölgede yaşanan gündelik şiddete ve iktidarın yaşam hakkı ihlallerine karşı, politik belirlenimcilikten uzakta ve ilkeciliğe teslim olmayan bir ivedilikte nasıl bir müdahalede bulunulabilir; bununla ilgili bir öneri, bir alternatif getirmiyor.

Açıklamanın anahatları aşağıda, tamamına da http://www.kureselbak.org/2011/03/18-mart-2011-yazili-basin-aciklamasibirlesmis-milletler-libya%E2%80%99dan-elini-cek/ adresinden erişilebiliyor.

Küresel BAK

Libya’da başlayan ayaklanması, Kaddafi rejiminin kanlı müdahalesine rağmen devam ediyor. Yıllardır Kuzey Afrika’daki ve Arabistan Yarımadası’ndaki diktatörlükleri ve oligarşileri destekleyen ve şekillendiren ABD, Fransa, İngiltere gibi ülkeler ise devrimlerin daha fazla yayılmasını engellemek için 1990’lı yıllardan tanıdık gelen bir adımı atmaya hazırlanıyor.

1990’lı yıllarda da Balkanlarda “insani yardım” gerekçesiyle başka ülkelerin iç süreçlerine müdahale eden, yasak bölgeler oluşturan emperyalist güçler, yine hazırlık içindeler. BM Güvenlik Konseyi kararı, sadece uçuşa yasak bölge oluşturulmasını değil, istendiği zaman askeri harekat yapılmasını da kapsıyor.

Fransa BM kararı çıkmadan önce, “karar çıkar çıkmaz müdahale başlar” açıklamasını yapmıştı. Müdahaleye, Fransa ve İngiltere’nin katılacağı, ABD’nin ise daha sonra dahil olacağı bekleniyor.

Emperyalistler her zaman, müdahale etmek, kibirli askeri güçleriyle şov yapmak için bir bahane bulabiliyor. “İnsani yardım”, “katliamları engellemek”, “Diktatörlüklere karşı demokrasiyi savunmak” gibi gerekçelerle kendi işgalci politikalarını haklı çıkartmaya çalışıyorlar.Bu gerekçeyle Irak’ta yüzbinlerce insanı öldürdüler. Bu gerekçelerle NATO hala Afganistan’da insanları öldürmeye devam ediyor.

Bizler Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu aktivistleri olarak bir yandan Kaddafi rejimine karşı mücadele eden Libya halkının yanındayız ama aynı zamanda Libya’ya askeri müdahalede bulunmaya hazırlanan emperyalist ülkelerin işgalci politikalarının da karşısındayız.

NATO Genel Sekreteri Rasmussen BM oylamasından önce “BM ne kadar erken karar verirse o kadar iyi olur. NATO sivilleri Kaddafi rejiminin saldırılarından korumaya hazır” dedi. NATO Genel Sekreteri benzer açıklamaları Afganistan için de yapıyor. Kendisi düpedüz bir küresel terör ve suç örgütü gibi çalışan NATO’nun sivillere yardım etmesi mümkün değildir.

NATO, hala Afganistan’da cinayetlerine devam ediyor. NATO, öncelikle Afganistan işgaline derhal son vermeli, Afganistan’dan çekilmelidir.

Tüm kamuoyunu bir yandan Kaddafi’nin cinayetlerine bir yandan da bunu bahane eden emperyalistlerin BM ve NATO gibi araçları kullanarak başlamaya hazırlandıkları işgal politikalarına karşı mücadele etmeye, sokağa çıkmaya hazır olmaya davet ediyoruz.

(Yeşil Gazete)

 

Gazeteciler özgürlük için Ankara’da yürüdü

Gazeteciler özgür basın için bu kez Ankara’da yürüdü. Gazeteci örgütlerinin düzenlediği etkinlikte cezaevlerindeki gazetecilerin özgür bırakılması talep edildi.

Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun, Ankara’da cezaevlerindeki gazetecilerin özgür bırakılması ile basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasa hükümlerinin değiştirilmesi talebiyle düzenlediği “Gazetecilere Özgürlük” yürüyüşü düzenlendi.

Kolej Meydanı’nda çok sayıda gazeteci ellerinde “Tutuklu Gazeteciler Serbest Bırakılsın”, “Gazetecilere Özgürlük”, “Hepimiz Ahmetiz hepimiz Nedimiz”, “TCK’nın 217. Maddesi Değişsin”, “Telefon Dinlemelere Hayır”, “Çeteciler dışarıda gazeteciler içeride” sloganları atıldı.

Yürüyüşte Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun belirlediklerinin dışında dövizler taşınmasına ve sloganlar atılmasına izin verilmedi. Yürüyüşe başlayan gazetecilerin oluşturduğu kortejin etrafında tüm gazetelerden oluşan zincir taşıdı. Kortejin başında “Özgür basın varsa, özgür toplum vardır” pankartı taşındı.

PI hükümeti diyaloga çağırdı

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) temsilcileri, 17 Mart günü, GÖP temsilcilerini ziyaret ederek, basın özgürlüğünü değerlendirdi.

Basına kapalı gerçekleştirilen görüşmenin ardından açıklama yapan IPI Direktörü Alison Bethel McKenzie, gazetecilerin cezaevine konmasının kabul edilmez olduğunu söyleyerek hükümeti diyaloğa çağırdı.

“Türkiye’de hapiste bulunan gazetecilerin sayısı herhangi bir Avrupa ülkesinden ve dünyadaki birçok ülkeden daha fazladır.Türkiye’de çok güçlü bir medya, çok sayıda gazeteci var. Biz Türkiye’yi Avrupa’nın bir mücevheri olarak görüyoruz. O nedenle demokrasi açısından geri kayıyor görüntüsü bizi endişelendiriyor”

IPI, tutuklu gazeteci Nedim Şener ile görüşmek için izin çıkmasını bekliyor.

Gazetecilere Özgürlük Platformu:

Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği, Basın Enstitüsü Derneği – IPI Ulusal Komite (BED-IPI), Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD), Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD), Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD), Gazete Sahipleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara), Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı, Haber-Sen, İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD), İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC), Kültür Turizm ve Cevre Gazetecileri Derneği (KÜLTÜRÇEV), Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD), Profesyonel Haber Kameramanları Derneği (PHKD), Eğitim ve Sağlık Muhabirleri Derneği (ESAM), Turizm Çevre ve Kent Gazetecileri Derneği (TURÇEV), Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD), Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAG).

Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti, Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti, Aksaray Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti, Alanya Gazeteciler Cemiyeti, Anadolu Spor Gazetecileri Derneği, Antakya Gazeteciler Cemiyeti, Antalya Gazeteciler Cemiyeti, Artvin Gazeteciler Cemiyeti, Aydın Gazeteciler Cemiyeti, Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti, Bartın Gazeteciler Cemiyeti, Batman Gazeteciler ve Yayıncılar Cemiyeti, Bayburt Gazeteciler Cemiyeti, Bolu Gazeteciler Cemiyeti, Burdur Gazeteciler Cemiyeti, Bursa Gazeteciler Cemiyeti, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Muhabirleri Derneği, Çanakkale Gazeteciler Cemiyeti, Çorum Gazeteciler Cemiyeti, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti, Denizli Gazeteciler Cemiyeti, Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti, Düzce Gazeteciler Cemiyeti, Edirne Gazeteciler Cemiyeti, Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti, Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti, Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti, Giresun Gazeteciler Cemiyeti, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, Isparta Gazeteciler Cemiyeti, İskenderun Gazeteciler Cemiyeti, Karabük Gazeteciler Cemiyeti, Karaelmas Gazeteciler Derneği, Karaman Gazeteciler Cemiyeti, Kars Kuzeydoğu Gazeteciler Derneği, Kastamonu Gazeteciler Cemiyeti, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti, Kırıkkale Müstakil Gazeteciler Derneği, Kırşehir Gazeteciler Cemiyeti, Kilis Gazeteciler Cemiyeti, Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti, Konya Gazeteciler Cemiyeti, Kütahya Gazeteciler Cemiyeti, Malatya Gazeteciler Cemiyeti, Manisa Gazeteciler Cemiyeti, Mersin Gazeteciler Cemiyeti, Muğla Gazeteciler Cemiyeti, Nevşehir Gazeteciler Cemiyeti, Niğde Gazeteciler Cemiyeti, Ordu Gazeteciler Cemiyeti, Osmaniye Gazeteciler Cemiyeti, Radyo ve Televizyon Gazetecileri Derneği, Sakarya Gazeteciler Cemiyeti, Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti, Sinop Gazeteciler Cemiyeti, Sivas Gazeteciler Cemiyeti, Şanlıurfa GAP Gazeteciler Cemiyeti, Tokat Gazeteciler Cemiyeti, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti, Trakya Gazeteciler Cemiyeti, Tunceli Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Haber Kameramanları Derneği, Uşak Faal Gazeteciler Derneği, Yalova Gazeteciler Cemiyeti, Yozgat Gazeteciler ve Yazarlar Derneği, Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti.

(Cumhuriyet-Bianet-Hürriyet-Yeşil Gazete)

Feride iyileşiyor

Beyoğlu Yeşil Ev’in en eski sakini olan Feride geçirdiği ciddi bir hastalığın ardından iyileşiyor.

Yeşil Ev müdavimlerinin yakından tanıdığı Feride, geçen hafta hastalanmış ve Çizmeli Kedi Veteriner Kliniği’nde tedavi altına alınmıştı. Yeşil Ev’e gidip gelen herkesin sağlık durumunu merak ettiği Feride’nin ayağındaki bir yara nedeniyle enfeksiyon kaptığı, klinikte gördüğü tedavinin ardından iyileşmeye başladığı bilgisini aldık. Veteriner hekim Selçuk Çömlek, Feride’nin birkaç gün içinde evine dönebileceğini söyledi.

Yeşil Ev’in keyfini en çok çıkaran isim olan Feride’ye Yeşil Gazete ekibi olarak biz de geçmiş olsun diyor, bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyoruz.

(Yeşil Gazete)

HSYK terfilerinde ölçek İnsanlık Anıtı

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), 76 idari hâkim ve savcının görev yerini değiştirdi. HSYK, ‘İnsanlık Anıtı’nın yıkılması kararının yürütmesini durduran hâkimi düz üye; yürütmeyi durdurma kararını kaldıran üyeyi de başkan yaptı.

Tayyip Erdoğan’ın ucube dediği Kars’taki İnsanlık Anıtı’nın yıktırmayan hâkime ceza gibi atama yapıldı. HSYK’nın idare mahkemelerinde yaptığı değişiklikle heykelin yıkılmasını önleyen mahkeme başkanı Mehmet Haskalaycı mahkeme başkanlığından alınıp Kayseriye düz üye olarak atandı. Kurul, İnsanlık anıtının yıkılması kararını veren mahkeme üyesini ise Haskalaycı’nını yerine geçirdi.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, idare mahkemelerinde görevli hakim ve savcıların atamalarını yaptı. Bu kapsamda 76 idari hâkim ve savcının görev yeri değiştirildi. En çarpıcı değişiklik ise, Tayyip Erdoğan’ın “ucube” dediği heykelin yıkılmasını önleyen Erzurum 1.idare mahkemesi başkanı Mehmet Haskalaycının tenzili rütbeye uğraması oldu.

Haskalaycı, Erzurum 1. idare mahkemesi başkanlığından alınarak Kayseri’ye düz hakim olarak atandı. Mehmet Haskalaycı’dan boşalan başkanlık koltuğuna ise heykelin yıkılması yönünde karar veren mahkemenin üyesi Ahmet Durmaz oturdu.

Heykeli yapan heykeltraş Mehmet Aksoy’un avukatı Turgut Kazan atamalara, ” İşte yargı bağımsızlığı” diyerek tepki gösterdi.

HSYK atamalarıyla Ankara’da 8 idare mahkemesinin başkanının yeri de değişti.

HSYK atamalarıyla, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Atilla Sarp Danıştay Savcılığı’na getirildi. Atilla Sarp Hrant Dink cinayetinde ihmali olan emniyetçilerin soruşturulmasını engelleyen karara imza atmıştı. Bu karar nedeniyle Hrant Dink’in eşi Rakel Dink tarafından HSYK’ya şikayet edilmişti.

Heykeltraş Mehmet Aksoy’un avukatı Turgut Kazan, bu atamalar için şunları söyledi:

“İnsanlık Anıtı için, Erzurum 1. İdare Mahkemesi’ne açtığımız davada, 7 Mart’ta yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Bu karar 11 Mart’ta bize ulaştı. Ama, 12 Mart’ta, AKPli Hüseyin Tanrıverdi, karara belediyenin itiraz ettiğini belirterek, ‘heykel yıkılacak’ açıklamasını yaptı. İtirazı nereden biliyordu, yürütmeyi durdurma kararının kaldırılacağını nasıl tahmin ediyordu! Sonuç AKP Genel Başkan Yardımcısı’nın dediği gibi oldu. 16 Mart günü, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı ve 17 Mart’ta yürütmeyi durdurma kararı veren Mahkeme Başkanı Kayseri’ye üye, yürütmeyi durdurma kararını kaldıran kurul üyesi de başkanlığa atandı. İşte yargı bağımsızlığı.” (Hürriyet, Milliyet, Yeşil Gazete)

Yiyeceklerden radyasyon çıkmaya başladı

Japonya’da soğutma problemi yaşanan Fukuşima nükleer enerji santralinin yakınındaki bölgelerden alınan ıspanak ve süt örneklerinde radyasyon seviyelerinin güvenlik sınırlarının üstüne çıktı. Santralden gelen haberlere göre de iki reaktörün çatısı delindi.

Japonya hükümet sözcüsü Yukio Edano, Fukuşima nükleer enerji santralinin bulunduğu Fukuşima ilindeki süt ile yakınındaki İbaraki ilinde yetiştirilen ıspanaktaki radyasyon seviyesinin güvenlik sınırlarının üstüne çıktığının belirlendiğini söyledi.

Japon hükümeti, ülkede 11 Mart’ta meydana gelen deprem ve tsunaminin ardından ortaya çıkan nükleer krizin ardından, ülkedeki gıda maddelerinin radyasyondan etkilendiğine ilişkin ilk kez açıklamada bulundu.

Japonya’daki şiddetli depremde zarar gören Fukuşima nükleer santralinin 5 ve 6 numaralı reaktörlerini barındıran binaların çatılarının, olası hidrojen patlamalarını önlemek amacıyla delindiği bildirildi.

Tokyo Electric Power’dan (Tepco) yapılan açıklamada, ”5 ve 6 numaralı reaktörlerdeki hidrojen birikmesi endişeleri nedeniyle Tepco, dış binalardaki çatılarda 3 ila 7,5 santimetrelik delikler açtı” denildi.

Santralin 5 ve 6 numaralı reaktörleri daha az hasar gördü, çünkü 1-4 numaralı reaktörlerin aksine, bu reaktörlerin soğutma sistemleri bir dizel jeneratör sayesinde 11 Mart’taki deprem ve tsunamiden sonra çalışmaya devametti. (Yeşil Gazete – Ntv)