Ana Sayfa Blog Sayfa 4833

Bir muhafazakar, bir gey – Leena REIKKO

İkinci turda iki tanınmış kıdemli politikacıyla, çok sade bir seçim olacaktı. Adaylardan biri daha popüler olduğu için belki de ikinci tur bile olmayacaktı. Ama herşey çok farklı gelişti. Finlandiya halkı 12. devlet başkanı için oy kullandığında, sandıktan bir sürpriz çıktı.

Muhafazakar Parti’den Sauli Niinistö oyların yüzde 38’ini aldı. Uzun bir siyasi kariyere sahip Niinistö bir avukat olarak yorumlarında çekimser, banka işlerinde ise oldukça ciddi.

Parlementodaki meslektaşlarının çok fazla harcama yaptıklarına karar verince, giderlerini kısıtlayarak onları kızdırdı. Maliye Bakanlığı da yaptı ve pek bir şikayeti yoktu.

63 yaşında ve 15 sene önce dul kaldı. İki sene önce kendisinden 30 yaş genç bir kadınla evlendi; Muhafazakar Parti’nin iletişim sorumlusu bir şairle. İyi eğitimli ve güzel bir kadın ama oldukça tutucu. Birçok insanın “soğuk” olarak tanımlayabileceği biri.

Herkes ikinci popüler adayın Merkez Parti’nin tanınmış adayı Paavo Värynen olacağını düşünüyordu.

Ama birşey oldu ve herşey tersine döndü. Pekka Haavisto ikinci oldu. Büyük sürpriz.

53 yaşında Yeşiller Partisi adayı Haavisto, kendinden 20 yaş genç, Ekvatorlu bir kuaförle yaşayan açık bir gey ve oyların yüzde 18’ini aldı.

Haavisto, genç yaşta politikaya atıldığından klasik bir üniversite eğitimi yok. Bir parlamento üyesi ve Çevre Bakanlığı yaptı. Ama en çok, Sudan ve Somali’de yaptığı barış pazarlıklarındaki başarısıyla tanınıyor.

Ayrıca Filistin, Irak ve Balkanlar’da silahlı çatışmaların çevreye etkilerini inceleyen özel bir Birleşmiş Milletler (BM) elçisi.

Partneri Antonio Flores’le 10 sene önce Latin Amerika’ya yaptığı bir seyahatte tanışmış. Bir barda tanışıp aşık olmuşlar.  Flores’in de formel eğitimi yok. Ama her daim gülümsüyor, komik bir aksanla Fince konuşuyor ve konuşurken sıkça ellerini kullanıyor. Kocası başbakan olsa bile kuaförlüğe devam etmek istediğini söylüyor.

Herkesin kafası karışık. Neler oluyor? Yoksa Finlandiya yeni ve açık görüşlü büyük bir tolerans çağına doğru mu ilerliyor? Sonuçta bu ülkenin bir kadın başkanı olmuştu, bir sonraki de açık bir gey olabilir mi?

Birçok genç, şehirli, eğitimli insan “Umuyoruz ki olur” diyor.

Eski kuşak ise “hiçbir yolu yok” diyor.

Seçim kampanyası sırasında Haavisto partneriyle ilgili bir sürü soru yanıtladı. Örneğin, resmi gezilere birlikte katılabilirler mi? Müslüman ülkelere gidebilirler mi?

Cevabı şu oldu: “eğer sadece başkan davet edilirse yalnız gider. Eğer eşiyle davet edilirse, eşiyle gider.”

“Eminim ki gideceğim ülkelerdeki protokol departmanı cinsel yönelimimden haberdar olacaktır. Bu nedenle beklenmedik sürprizlerden dolayı endişe duymanın gereği yok.”

Geçen sene genel seçimlerde, göçmen ve eşcinsel karşıtı eğilimleriyle tanınan TrueFinns Partisi büyük ara farkla kazanmıştı. Bu seneki seçimler ise belki de geçen seçim sonuçlarına katılmayanların tepkisiydi.

Leena REIKKOwww.bianet.org

Hrant’ın Arkadaşları : Sorumluluk hükümetin

Hrant Dink cinayetini soruşturan mahkemenin kimseyi tatmin etmeyen kararını tepkiyle karşılayan Hrant’ın Arkadaşları bundan sonra asıl sorumluluğun Hükümette olduğunu söylediler. Mahkeme sürecinde sorgulanması gerekenlerin sorgulanmadığını, yargılanması gerekenlerin yargı önüne çıkartılamadığını savunan Hrant’ın arkadaşları Hükümet’in sorumluluğu Yargıya atarak işin içinden sıyrılamayacağını belirttiler.

Hrant’ın Arkadaşlarının düzenlediği basın toplantısında “ sorulması gereken sorular sorulmuyorsa Hükümetin bu soruların cevabını bildiği anlamına gelir, bu da Hükümeti zan altında bırakır “ denildi.

Basın toplantısında  “Yargı sürecinin sona ermesini bekleyelim” demenin eğer kötü niyet taşımıyorsa sadece bir masal olduğunu söyleyen grup soruşturulmayan ve yargı önünden kaçırılanların hükümetin emrindeki devlet görevlileri olduğunu verdikleri çok sayıda örnekle gösterdiler.

Soruşturma kapsamında cinayeti bildiği halde engellemeyenlerin devlet memurlarını korumayı amaçlayan  görevi ihmal suçuyla değil, 83. madde kapsamında soruşturulmasının önemine değinen Hrant’ın Arkadaşları tetiği çekenler değil vur emrini verenler yargı önüne çıkartılmadan bu davanın bitmeyeceğini vurguladılar.

YG Haber Merkezi

Karadeniz Sahil Yolu yine çöktü

Karadeniz sahil yolu, Artvin’in Hopa İlçesi’nde denizde 10 metreyi bulan dalgaların istinat duvarını yıkması sonucu çökme meydana geldi.

Meydana gelen çökme nedeniyle, Sarp Sınır Kapısı’ndan Hopa yönüne kapandı. Ulaşım, Hopa’dan Sarp Sınır Kapısı’na giden çift şeritli yolun iki taraflı olarak ulaşıma açılmasıyla sağlanırken, ekipler çöken yolda onarım çalışması başlattı. Bölge halkı, yolun deniz dolgusu ile yapılmasının sıkıntılarının yaşandığını belirtirken, Hopa Belediye Başkan Vekili Hakan Gül de yolun hatalı yapıldığını öne sürdü.

Sarp Sınır Kapısı’na yaklaşık 500 metre mesafede, yolun deniz tarafında bulunan istinat duvarı, Karadeniz’in yer yer 10 metreye ulaşan dalgalarının gücüne dayanamadı ve tahrip oldu. İstinat duvarının taşıyamadığı Karadeniz Sahil Yolu’nun yaklaşık 60 metrelik bölümü çöktü. Ulaşım, Hopa’dan Sarp Sınır Kapısı’na giden çift şeritli yolun iki taraflı olarak ulaşıma açılmasıyla sağlandı. Karayolları ekipleri çöken yolda onarım çalışması başlattı.

Deniz dolgusu

Bölge halkı yolun deniz dolgusu ile yapılmasının sıkıntılarının sık sık yaşandığını önü sürerken, Osman Özşahin adlı vatandaş, “Deniz yükseldi, dalgalar duvarın altını oyunca yol çöktü. Deniz yolu söküp alıp götürüyor. 15 yıl önce de burası çökmüştü. Yolun yüksekten geçmesi lazım” dedi.
Hasan Aksoy da, “Yol yapmadan evvel Gürcistan tarafına bakmaları gerekirdi. Orada yolun deniz seviyesinden ne kadar yüksek geçirildiği görülecektir. Zamanında yol hatalı yapıldı. Çevrede yaşayanlara, bölgeyi bilenlere de sormadılar. Yolun çökmesinin nedeni yapım hatasıdır” diye konuştu.

“İnsanların yüreği ağzına geliyor”

Hopa Belediye Başkan Vekili Hakan Gül ise, “Karadeniz kabardığında bölgede yaşayan insanların yüreği ağzına geliyor. Sahil yolu, ne kadar iyi yapıldığı söylense de Karadeniz’in ve tonlarca suyun gücüne dayanabilecek bir yol değil” dedi.

Gül, sözlerine şöyle devam etti:
“Yapım hataları var. Bölgede taş duvar yapılmış, üzerine asfalt dökülmüş. Duvar dalgaların etkisiyle deforme olunca yol çöktü. Benzer olayları Karadeniz sahili boyunca görmek mümkün. Biz kent içinde bile dalgaların yol şeridini taşlarla kapattığını görüyoruz. Bazılarının söylediği gibi, ‘Sahil yolu uygun harcamayla yapıldı. Dağlardan yapılsaydı maliyetli yüksek olurdu’ sözlerine katılmıyoruz. Dolgu yolun maliyeti, bakımı, onarımı ve her tahribattan sonraki masrafı daha fazla oluyor.”

Hürriyet’in manşetten iklim asparagası: Her kar yağdığında buzul çağı

Hürriyet'ten yılın ilk büyük yalan haberi

Hürriyet gazetesi bugün “Mini buzul çağı geliyor” manşetiyle çıktı. Haberin spotu ise şöyle: “İngiltere’de yapılan iklim araştırmasından şok sonuçlar çıktı: Dünyada 1997 yılından beri hava sıcaklıkları yükselmiyor. Küresel ısınma devri bitti, mini buzul çağı başlıyor.”

Hürriyet’in manşetten verdiği habere karların kapattığı yolların fotoğrafları eşlik ederken, iç sayfalardaki haberlerin büyük kısmı Türkiye’de kar yağışı nedeniyle yaşanan aksaklıklardan ve meteorolojik verilerden oluşuyor. Haber metninde manşetteki iddianın kaynağı olarak İngiltere’deki East Anglia Üniversitesi’nin verilmesi dışında bir ek bilgi yok. Herhangi bir bilim insanının ismi de verilmiyor.

Haber Hürriyet’in ardından Milliyet ve bazı internet gazeteleri  tarafından da tekrarlanmış. Haber7.com’un tercih ettiği manşet is şöyle: “Şok sonuç: Mini buzul çağı başlıyor.”

Kömür ve petrol şirketleri tarafından desteklenen iklim inkarcıları yıllardır küresel ısınmanın varlığını inkar etmek için kampanya yürütüyorlar. Kış aylarında havaların soğuk gittiği hiçbir fırsatı kaçırmayan ve kendilerine “şüpheciler” ismini veren inkarcılar buzul çağı senaryosunu da sıklıkla tekrarlıyorlar. Oysa örneğin iklimbilimci James Hansen’e göre küresel ısınma nedeniyle dünyanın geleceğinde yeni bir buzul çağı yaşanması (insanlar tamamen ortadan kalkmadığı sürece) artık mümkün değil.

Son 100 yılda yeryüzünün sıcaklığında  ortalama 1 derece artış oldu. İklim değişikliğinin varlığı ve nedenleri konusunda da bilim çevrelerinde herhangi bir soru işareti yok.

Hürriyet’in haberinde ismi geçen East Anglia Üniversitesi’nin iklimbilimci Michale Mann ve arkadaşlarını sıkıştırmak için kişisel emaillerinin çalındığı üniversite olması ayrıca ilgi çekici görünüyor.

(Yeşil Gazete)

İzmir’e rüzgar çiftliği

İzmir’in Alaçatı-Çeşme bölgesine 2013’ün ilk çeyreğinde 50 MW’lık Zeytineli rüzgar çiftliği kurulacak.

Rüzgar açısından çok verimli olan bu bölgede yılda yaklaşık 165 GW/saatlik enerji üretimi hedefleniyor.

Rüzgar santralleri için Bilgin Enerji, Nordex’ten 20 adet 2.5 MW’lık rüzgar türbini siparişi verdi.

Nordex, 2007den beri Bilgin Enerji tarafından gerçekleştirilen 210 MW’lık üç rüzgar çiftliğine rüzgar türbini tedarik etti. Rüzgar çiftliğinin finansal ortakları ise Alman, BayernLB ve Euler Hermes Kreditversicherung.

’46 yeni canlı türü keşfedildi’

0

Güney Amerika ülkesi Surinam‘da çalışmalarını yürüten bilim insanları 40’dan fazla yeni canlı türü keşfettiler.

Conservation International (Uluslararası Koruma) Derneği tarafından yürütülen araştırmalarda toplam 1,300 canlı türü kayda geçirildi.

İlk incelemelere göre, bu canlılardan 46’sının daha önce tespit edilmemiş canlı türleri oldukları tahmin ediliyor.

Uzmanlar, yerliler ve öğrencilerin katıldığı araştırmanın sonucunda keşfedilen canlıların tasnif ve sınıflandırma işlemi ise sürüyor.

Surinam’da yaklaşık yirmi yıldır süren araştırmanın son safhasını oluşturan üç haftalık incelemeye katılan uzmanlardan Dr. Trond Larsen ülkedeki incelemeler sonucu elde edilen bulguların son derece değerli olduğunu belirtti.

Araştırmanın yürütüldüğü ormanlık bölge içinde kilometrelerce yol alıp hiçbir insan izine rastlanmadığını söyleyen Larsen sonsuzluk hissi veren orman dokusunun, dünya üzerinde gerçek anlamda “vahşi hayatın” sürdüğü sayılı yerlerden biri olduğuna dikkat çekti.

Araştırma bölgesinin koruma altına alınması için girişimlerin sürdüğünü belirten Doktor Larsen, “vahşi hayat koruma altına alınmazsa devamlılığı garanti değildir” uyarısında bulundu.

Antakya havaalanı sular altında

 

Yapıldığı yer büyük tartışmalara neden olan Antakya havaalanı sular altında. Amik gölünün bölgenin tarıma açılması amacıyla kurutulmasıyla oluşan ve Türkiye’nin en büyük çevre felaketlerinden birinin gerçekleştiği Amik ovasında tüm itirazlara rağmen yapılan Antakya havaalanı son yağışların etkisiyle adeta bir göle döndü. Oluşan sel nedeniyle kullanılamaz duruma gelen Antakya havalimanına yapılan tüm uçuşlar iptal edildi.

Antakya Çevre Koruma Derneği Yönetim Kurulu’nca yapılan açıklamada,
“Biz affetsek bile doğa affetmiyor. Doğa haklı mücadelesine her
fırsatta devam ediyor ve ondan çalınan yerleri er geç geri alıyor”
dedi.
AÇKD Yönetim Kurulu’nca yapılan yazılı açıklamada, Amik göl aynası
üzerinde olan ve yanlış yer seçiminden dolayı yüksek maliyetlerle
tamamlanan Hatay havaalanının son yağışlardan sonra ‘Amik Gölü geri mi
geliyor?’ sorusunu akıllara getirdiği belirterek,”Yıllar önce sadece,
havaalanı olmalı ama doğru yer seçimi yapılmalı demiştik. Bugün gördük
ki, adeta Amik Gölü hortladı ve yerini arıyor. Bugüne kadar yaşananlar
bize göre bundan sonra yaşanacakların habercisidir. Sadece havaalanı
değil, bölgedeki ekili tarım arazileri de zarar görmüştür. Umut
ediyoruz ki, bundan sonra yatırımlar yapılırken biraz da olsa
STK’ların endişeleri dikkate alınır.” açıklamasını yaptı…

Asi nehri ve ona bağlı derelerin taşması ile sular altında kalan Amik
Ovası’nın, kurutulan Amik Gölü’nü çağrıştırması Hatay genelinde
çeşitli yorumlara neden oldu.

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Hatay Şube Başkanı Abdullah Öğünç,
“Bizim yerimize doğa konuşuyor” derken, Antakya Çevre Koruma Derneği
Başkanı Selda Asker, “Amik Gölü geri mi geliyor?” sorusunu sordu.

Hatay Havaalanı ve Amik Ovası’nın sel sularına teslim olmasıyla ilgili
görüşlerini ifade eden Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Hatay Şube
Başkanı Abdullah Öğünç, “Biz zamanında havaalanının yanlış yerde
yapıldığını söylemiştik. Bizi kimse dinlemedi. Havaalanı yapıldı.
Şimdi bizim konuşmamıza gerek yok. Bizim yerimize doğa şu anda zaten
konuşuyor. Dün de konuşmuştu, bugün de konuşuyor, yarın da konuşacak.
Bizler şimdi Kırıkhan Gölbaşı Gölü’nün Amik Gölü ile ilgili aynı
kaderi yaşamaması için çalışıyoruz.” diye konuştu.

Yeşil Gazete Haber Merkezi

Faili meşhur – Derya Sazak

3 Suikast, 3 Gazeteci.
Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink.
“Faili Meşhur.”
Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin “mezuniyet projesi” belgesel film Boyut Yayınları tarafından DVD ve kitap olarak, toplumsal belleğimizin hüzünlü raflarına sunuldu.
Boyut’un Genel Yönetmeni Bülent Özükan’ın seçtiği başlık Hrant Dink davasının şokunun yaşandığı günlerdeki ruh halimizi yansıtıyor:
“Bir cinayetin katledeni bulunmamışsa ‘faili meçhul’ olarak kayıtlara geçer. Faili meçhul cinayetlerde, cinayet yöntemleri ile hedef seçilenler benzer özellikler taşıyorsa, bir süre sonra fail kolay tahmin edilir. Ve artık faili meşhurdur. 
Kitabımıza konu olan üç gazeteciyi katledenler 2012’nin bilgileriyle artık Faili Meşhur’dur.”
19 Ocak geride kaldı; 24 Ocak’ta Uğur Mumcu’yu, 1 Şubat’ta Abdi İpekçi’yi anacağız.
“Hrant’ı koruyamayan devlet, cinayetin sorumlusudur” diyor Özükan.
İpekçi, Mumcu korunabildi mi?
Sabahattin Ali’den Hrant Dink’e altmış yılda 60’tan fazla siyasi cinayet işlenirken ülkeyi yönetenler neredeydi?
Uğur Mumcu Ankara’da arabasıyla havaya uçurulduğunda Demirel, başbakandı: “Cinayeti çözmek devletin namus borcudur” demişti. Aradan 19 yıl geçti; “Faili Meşhur” belgeselinde Süleyman Bey şöyle diyor:
“Bize çeşitli istihbaratlar getirilmiştir. Bu istihbaratların ne yazık ki bir yerden sonra kaybolduğunu gördük. Başbakanlığı bıraktığınızda elinizdeki güç ortadan kalkar. Cumhurbaşkanı iken de meseleyi çok yakından takip ettim. Umarım hiçbir şey gizli kalmaz ve meydana çıkar bir gün.”
Süleyman Bey’in üslubuyla soralım:
“İyi de kim meydana çıkaracak?”
İpekçi’nin katili yakalandı da ne oldu?
Askeri cezaevinden kaçırıldı. Gitti Papa’yı vurdu.
Artık serbest!
Hrant Dink cinayetini “azmettiren” Erhan Tuncel’i mahkeme beraat ettirdi.
Başbakan Erdoğan, “Bu dava Ankara’nın dehlizlerinde kaybolmayacak” diyor. Ancak 30 kamu görevlisi hakkındaki soruşturma savsaklanıyor.
On binlerce insan “Bu dava böyle bitmez” diye yürümeseler bu laflar da edilmeyecek!
Yeditepe öğrencilerinin bu çalışmayı iki yıla yakın sürede tamamladıklarını biliyoruz. Onların titizliğini geçen beş yılda yargı gösterseydi dosya “faili meşhur”lar arasına girmezdi.
İpekçi, Mumcu ve Dink’in neden hedef seçildiklerini bu çalışmada görebiliyoruz.
Ortak yazgılarını cesaretleri, özgür ve demokrat düşünceleri belirliyor; Yaşar Kemal’in Abdi Bey’i Paris’te, “Türkiye’ye dönme seni öldürecekler” diye uyarması gibi Türkiye sevdası ve idealiyle yazmaya devam ederken susturuluyorlar. Dink AGOS’ta “Bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmazlar” diye yazdığı gün öldürüldü.
Aydınlarını koruyamayan devlet, cinayetlerin sorumlusudur.

Derya Sazak – Millliyet

Luke ve Obi Wan İstanbul Modern’de

İstanbulModern, şubat ayında ‘Yıldız Savaşları’nın etkisi altına giriyor. ‘Yıldız Savaşları’ evreninin yaratıcısı George Lucas ile hayranları arasındaki çatışmalı ilişkiyi masaya yatıran belgesel ‘Halk George Lucas’a Karşı’ 2 ve 5 Şubat’ta İstanbul Modern’de gösteriliyor. Belgeselin 5 Şubat’taki gösterimine Lucasfilm resmi kostüm kulüplerinden 501. Lejyon Türkiye ve Asi Lejyonu’nun katılacağı etkinlik kapsamında fanların animasyon, hamur, kukla ve legolarla Yıldız Savaşları’nı yeniden çektiği fan filmleri gösterilecek.

Futsal Euro 2012 Hırvatistan’da

0

2012 Avrupa  Futsal Şampiyonası Hırvatistan’da bugün başlıyor. Türkiye’nin ilk kez katıldığı şampiyonada Avrupa’nın en iyi 12 milli takımı mücadele edecek.

Karşılaşmalar 31 Ocak – 11 Şubat 2012 tarihleri arasında Zagrep Arena ve Split’teki Spaladium Arena’da oynanacak. Üçer takımlı dört grupta mücadele edeceği müsabakaların ardından gruplarını ilk iki sırada bitiren takımlar çeyrek finale yükselecek.

Futsal Milli Takımı, İtalya ve Rusya ile birlikte C Grubu’nda yer alıyor. Turnuvada, Rusya’nın 1999’da, İtalya’nın ise 2003’te olmak üzere birer şampiyonlukları bulunuyor. Şampiyonaya Türkiye’nin yanı sıra İspanya, İtalya, Rusya, Portekiz, Çek Cumhuriyeti, Ukrayna, Azerbaycan, Sırbistan, Romanya, Slovenya ve ev sahibi Hırvatistan katılıyor.

Türkiye, İzmir’de düzenlenen birinci eleme turunda Karadağ, Moldova ve İsviçre’yi geride bırakarak grubunda birinci olmuş, Ukrayna’daki ikinci ön eleme turunda ise grubunu ikinci sırada tamamlayarak tarihinde ilk kez Futsal Avrupa Şampiyonası finallerinde oynamaya hak kazanmıştı. Türkiye ayrıca birinci eleme turundan gelerek şampiyonaya katılmaya hak kazanan tek takım oldu.

Milli takım, ilk maçını 1 Şubat Çarşamba günü TSİ 18.15’te İtalya ile Spaladium Arena Split’te oynayacak. Karşılaşma Eurosport’tan canlı yayınlanacak. Ay yıldızlılar gruptaki ikinci maçında Rusya ile 3 Şubat Cuma günü TSİ 19.30’da karşılaşacak. Bu karşılaşma ise Eurosport 2’den naklen yayınlanacak.

(Ajans Spor)