Ana Sayfa Blog Sayfa 4748

[Video Röportaj] Akkuyu’da yarım kalan ÇED toplantısının ardından

Akkuyu Nükleer Santral projesiyle ilgili olarak dün Mersin Gülnar’ın Büyükeceli köyünde yapılmaya çalışılan, katılan halkın protestoları sonucu yarım kalan ÇED toplantısı sonrasını Yeşil Gazete olarak iki muhabirle izlemiş ve dakika dakika sizlere aktarmıştık.

Bu özel röportajda toplantıya katılan Nükleersiz Kampanyası koordinatörü Korol Diker, Yeşil Gazete muhabiri Alper Tolga Akkuş ve Tema Mersin il temsilcisi Mahmut Dündar, yarım kalan toplantı sonrası görüş ve izlenimlerini anlatıyor.

Röportaj, Yeşil Gazete muhabiri Durukan Dudu tarafından gerçekleştirilmiştir.

Akkuyu Postası 1 – 29.03.2012 ÇED Toplantısı Röportajı from anavarza on Vimeo.

(Yeşil Gazete Özel)

Çorum: Ölüyoruz farkında mısınız?

Eşitlik ve Demokrasi Partisi Çorum İl Başkanı Süleyman Kamışlı ekolojik dengeyle alakalı olarak, sadece çimento fabrikalarında kullanılan “petrokok” atığının zararları ile ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi.

Petrokok atığının zararlarının anlatıldığı açıklamanın tam metni şöyle:

Ölüyoruz; Farkında Mısınız?

Hatırlayacağınız gibi, Yeşiller Partisi ile Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin ortaklaşa 36 ilde düzenlediği Demokrasi ve Ekoloji Forumları’nın Çorum ayağını 11 Mart tarihi itibariyle ilimizde gerçekleştirmiştik.

Demokrasi ve Ekoloji Forumu’nda Merkez Yürütme Kurulu Üyemiz Hüner Buğdaycıoğlu, sadece çimento fabrikalarında yasal olarak kullanılan “petrokok” yakıtının zararlarından bahsetmişti ve Çorum halkını bu konuda bilgilendirmişti.

Biz de bugün “petrokok” yakıtının zararlarından bahsedip halkımızı bir kez daha uyarmak ve bu konuda duyarlı olmalarına işaret etmek istiyoruz.

“Petrokok”; bıraktığı kül miktarı düşük ve ısıl değeri yüksek olan, bazı durumlarda doğalgaz veya yakıt yağı ile aynı derecede verim sağlanan, petrol rafine ürünü katı bir yakıttır. Koyu gri veya siyah renklidir. Eritilemez; fakat 1500 Santigrat üzeri sıcaklıklarda plastik faza geçer. Başlıca bileşeni karbondur. Yapısında kükürt, oksijen, azot ve hidrojen de bulundurur. Isıl değeri ortalama 32,5 mg/kg’dır. “Petrokok”un değişken kimyasal yapısı içerisinde 100 – 200 mg/g arasında değişen miktarlarda 16 çeşit polisi klik aromatik hidrokarbona rastlanmıştır. Standart bir “petrokok” kuru bazda, %85,5 karbon, %12,9 uçucu madde ve %1,6 kül içerir. Kükürt yüzdesi ise ortalama %4,5 olarak kabul edilir. Çimento üretiminde linyitlerle %30 – 60 arasında karıştırılarak yakılır.

Çimento fabrikalarında linyitle karıştırılarak yakılan “petrokok”un zararı bir şehri etkileyecek kadar yüksek bir etkiye sahiptir. Bunun yanı sıra çimento fabrikalarında yasal olarak kullanıma izin verilen “petrokok” illegal olarak da bazı yakıtlı fabrikalarda ve hanelerde kullanılmaktadır.

Konunun uzmanlarından Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Ertürk, “Petrol atıklarından elde edilen “petrokok” petrol asfaltına eşdeğer bir maddedir. Bu yüzden de kanser yapıcı bir maddedir. Vücuttaki herhangi bir dokunun anormal büyümesine, akciğer ve gırtlak kanserine yol açabilecek niteliktedir. Kükürt dioksit oranı yüksek ve güçlü bir yakıt olması sebebiyle “petrokok”, bol oksijenli özel yakma sistemlerini gerektirir. Normal sobalarda oksijen yetersizliğinden verimli yanmadığı için çevre ve insan sağlığına zararlı atık çıkarır.” demişken, biz de sorularımızı kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

 

  • Bu derece insan sağlığına zararlı olan bir “petrokok” atığın çimento fabrikalarında yasal olarak kullanılması, hangi akıl ve mantıkla açıklanabilir?
  • İlimizdeki Çorum Çimento Fabrikası “petrokok” atığını kullanıyor mudur?
  • “Petrokok” satışının, depolanmasının, kullanımının, harmanlanmasının izni Çorum Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü olduğuna göre, Valiliğin “petrokok”un zararlarından korunma amaçlı olarak bir çalışması var mıdır?
  • Çorum Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Çorum halkını “petrokok” konusunda ne derece bilgilendirmiştir?
  • Çorum Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Çorum Çimento Fabrikası da dâhil olmak üzere, Çorum kentinde yer alan tüm fabrikaları bu konuda düzenli bir denetlemeye tabi tutmuş mudur?
  • Bir toprak parçasının üzerinde insan yaşarsa, ülke olunabileceğini ortak olarak kabul ettiğimize göre, insanlarımızı deyim yerindeyse “yasal” olarak öldürmek nasıl bir çelişkidir?

Bu konuda ekoloji platformlarını, çevre kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerini, sendikaları, siyasi partileri beraberlik içerisinde birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

İlgili bakanlığı da göreve çağırarak; petrol, doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıtların yerine güneş, rüzgâr, akarsu, dalga, jeotermal ve bioyakıt gibi yenilenebilir – barışçı/demokratik – kaynakları hayata geçirmelerini talep ediyoruz.

Bu talebimiz hayata geçene kadar da mücadelemize devam edeceğiz.

Biliyoruz ki; dünyamızı ve çevremizi yaşatmak, insanlarımızı da yaşatmaktır.

Halkımızı bu konuda bilinçli olmaya ve duyarlı olmaya saygılarımızla davet ediyoruz.

Süleyman Kamışlı

Tüm Yalova geleceğine sahip çıkıyor

Yalova’da bulunan sivil toplum örgütleri hep birlikte Yalova’nın geleceği için bir açıklama yayınladı.

“Yerel meclislerimizin ilimiz için risk oluşturan tesislerin kurulmasına izin verilmesini içeren itirazlar karşısında, hiçbir baskıya boyun eğmeden ilimizin menfaatlerini savunma noktasındaki çizgilerini devam ettireceklerine inanıyoruz.” denen açıklamanın tam metni ve imzacıları ise şöyle:

YALOVA’NIN GELECEĞİ İÇİN ORTAK DEKLARASYON

Biz Yalova’nın geleceğine duyarlı sivil toplum örgütlerinin temsilcileri olarak, ilimizin geleceğinde kömür yakıtlı termik santraller ve VOPAK gibi kimyasal depolama terminallerine yer olmaması yönündeki halk iradesini destekliyoruz.

Yalova’nın yerel meclisleri, büyük çabalarla Yalova’nın kendi iradesiyle yaptığı 1/25 Binlik Yalova Çevre Düzeni Planı’nı korumalı, ilin depremselliğini ve halkın sağlıklı çevrede yaşama haklarını gözeterek, plana dair çevresel hassasiyetleri geliştirmelidir.  2011 Ocak ayında kömürlü termik santral ve yeni kimyasal depolamaları sınırlayan plan notları kararlarını alan yerel meclislerimiz, Yalova halkının iradesini göstererek bu anlamda kent tarihine önemli bir not düşmüşken, alınan bu kararlardan geri dönüş yapılması asla kabul edilemeyecek bir durumdur.

1999 felaketini, kimyasal sızıntı felaketiyle birlikte yaşayan Yalovalıların, daha fazla kapasite artışına ve daha fazla riske tahammülü yoktur. Termik santral ve kimyasal depolama dayatmasına hayır diyecek irade, Yalova siyasetçilerinde vardır ve olmalıdır. Termik santral ya da kimyasal depolama için merkezi bürokrasi, Yalova siyasetçileri ile halkı karşı karşıya getirmekten kaçınmalıdır.

Bölgenin depremselliğini, sözkonusu tesislerin yerleşim alanlarına yakınlığını, sağlık koruma bantlarının olmadığını, içerdiği riskleri görmezden gelerek çocuklarımızın geleceğini riske atanlar, bu davranışlarının vicdani ve hukuki sonuçlarına da katlanmak durumunda kalacaklardır.

Yerel meclislerimizin ilimiz için risk oluşturan tesislerin kurulmasına izin verilmesini içeren itirazlar karşısında, hiçbir baskıya boyun eğmeden ilimizin menfaatlerini savunma noktasındaki çizgilerini devam ettireceklerine inanıyoruz.

İmzacılar :

Yalova Barosu

Kent Konseyi STK Çalışma Grubu

TEMA – Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı Yalova

ADD – Atatürkçü Düşünce Derneği Yalova

ASEF – Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği  Yalova

ÇYDD – Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Yalova

Eğitim Sen Yalova

Ekoloji Kolektifi Yalova

Greenpeace Yalova Gönüllü Grubu

MAGDER – Mahalle Afet Gönüllüleri Yalova

Nenehatun Eğitim ve Yardımlaşma Derneği Yalova

PAB – Perşembe Akşamı Bisikletçileri Yalova

TEMAD – Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Yalova

TGB – Türkiye Gençlik Birliği Yalova

TÜKODER – Tüketiciyi Koruma Derneği Yalova

TÜM-BEL-SEN Yalova

TSD – Türkiye Sakatlar Derneği Yalova

YAÇEP – Yalova Çevre Platformu

YAFOD – Yalova Fotoğraf Amatörleri Derneği

Yalova Aikido Gençlik Ve Spor Kulubü Derneği

Yalova Beşiktaşlılar Derneği

Yalova Cem Vakfı

Yalova Fenerbahçeliler Derneği

Yalova İçin El Ele Platformu

Yalova Kadın Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği

Yalova Servis İşletmecileri Esnaf Odası

Yalova Yeni Yaşam Engelliler Derneği

Erdoğan’dan Facebook harekatı

Sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta Başbakan Erdoğan’a hakaret eden kişiler hakkında soruşturma açıldı. Başbakan’ın şikâyeti üzerine Facebook’taki incelemede 3 bin sayfa belirlendi, çok sayıda ifade alındı.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın avukatlarının geçen yıl yaptığı şikayetler üzerine sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta Erdoğan’a hakaret eden ve küçük düşürücü görüntüler yayınlayan kişiler hakkında soruşturma açıldı. Avukatların başvurusunun ardından inceleme açan Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı’nın “Bu sayfaları ve kişileri belirleyin” talimatı üzerine harekete geçen Bilişim Polisi, Facebook üzerinde söz konusu profilleri ve hakaret içeren yazı ve görüntüleri tek tek saptadı. Tespit edilen yaklaşık 3 bin profil hakkında yasal işlem başlatıldı.

Bu sayfaların sahte olup olmadığını da araştıran polis, IP adresleri üzerinden adreslerini tespit ettiği kişilerin ifadelerini aldı. İstanbul’da oturanlar emniyete çağrılırken, diğer illerdeki kişiler için savcılığa yazı gönderildi. Bu kişiler hakkında “Başbakan’a sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret” suçlamasıyla soruşturma açıldı. Soruşturma kapsamında birçok kişinin Facebook profilinin kapatıldığı, bazı kişilere de kapatma uyarısı yapıldığı öğrenildi. Bu yöndeki soruşturmanın daha uzun süre devam edeceği belirtilirken, bundan sonra da aynı içerikli sayfa açan kişilere de yasal işlem yapılacak. Suçlanan kişilere dava açıldığı takdirde 2 yıla kadar hapisleri istenebilecek.

İZSU zam farklarını geri ödeyecek

0

İzmir 1. İdare Mahkemesi, İZSU’nun Aralık 2010’da yaptığı yüzde 10’luk zammı iptal etti. Fazla tahsil edilen 41 milyon lira faturalardan düşürülecek.

İZSU Genel Müdürlüğü’nün su fiyatlarına Aralık 2010’da yaptığı yüzde 10’luk zam, 16 şikayetçinin açtığı davanın ardından İzmir 1. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Mahkemenin iptal kararı İZSU Genel Müdürlüğü’ne pahalıya patladı. Geriye dönük olarak yapılan hesaplamalarda 1 milyon 200 bin aboneden fazla tahsil edilen para tutarı 41 milyon 30 bin lirayı bulduğu ortaya çıktı.

YÖNTEME AYKIRI
İZSU Genel Müdürlüğü, abonelere parayı nakit olarak ödemenin zor olacağı düşüncesiyle mahsuplaşma yoluyla ödeme kararı aldı. Zammın geçerli olduğu 1 yıllık süre içinde vatandaştan tahsil edilen fazla para Mayıs ayından itibaren faturalardan düşülmeye başlanacak. Ancak, İZSU’nun bu yıl başında yaptığı yüzde 10 zam sürecek. İZSU Genel Müdürü Ahmet Alparslan, yapacakları mahsuplaşmanın kurumun devam eden yatırımları açısından bir sıkıntı oluşturmayacağını söyledi.
İZSU, Aralık 2010’da içme suyuna yüzde 10 zam yaptı. Daha önce ESHOT Genel Müdürlüğü tarafından ulaşıma, İZSU Genel Müdürlüğü tarafından da içme suyuna yapılan zamları iptal ettiren Eşitlik ve Demokrasi Partisi İzmir İl Başkanı avukat Arif Ali Cangı, Aralık 2010’da yürürlüğe giren yüzde 10’luk su zammını da mahkemeye taşıdı. Kendisi ve partisi de dahil olmak üzere 16 şikayetçinin açtığı davada İzmir 1. İdare Mahkemesi, 9 Aralık 2011 tarihinde zammın iptaline karar verdi. Mahkeme iptal gerekçesi olarak da, tarifenin yasada belirtilen yönteme aykırı olarak belirlendiğini gösterdi. Zammın işletme giderleri adı altında kira, haberleşme giderleri, temsil giderleri kamyon ve diğer araçların bakım giderleri, inşaat ve tesislerin çimento bedelleri gibi zorunlu olmayan ve kamuoyunu ilgilendirmeyen harcamaların gerekçe gösterilmesi, bu zammının iptalinde önemli etken oldu.
Mahkeme kararının geçtiğimiz haftalarda İZSU Genel Müdürlüğü’ne tebliğ edilmesinin ardından hukukçular durum değerlendirmesi yaptı ve mahkemenin verdiği ‘iptal’ kararı doğrultusunda 1 Aralık 2010 ile 31 Aralık 2011 tarihleri arasında 1 milyon 200 bine yakın aboneden alınan farkların iade edilmesi gerektiği yönünde rapor hazırladı.

1 YIL SÜRECEK
Bunun üzerine zammın yürürlükte olduğu 1 yıllık süreçte hangi aboneden ne kadar fazla kesinti yapıldığını tespit edildi. Yapılan hesaplamalar sonucunda vatandaştan fazla tahsil edilen miktar 41 milyon 30 bin lira olarak ortaya çıktı.
Rakamın belirlenmesinin ardından İZSU Genel Müdürlüğü, vatandaşla mahsuplaşma kararı aldı. Mahsuplaşma uyarınca vatandaşın zammın geçerli olduğu 1 yıllık sürede ödediği fazla paranın bundan sonraki su faturalarından eşit miktarlar halinde düşülmesi öngörüldü. Hazırlanan rapor İZSU Yönetim Kurulu’nun onayına sunulurken zamlı tarifenin 12 ay yürürlükte kalması nedeniyle vatandaştan ton başına ödediği fazla paraların da önünüzdeki Mayıs ayından başlayarak 12 aylık bir süre içinde abone başına tüketilen su miktarına göre eşit taksitler halinde faturalardan düşülmesi kararlaştırıldı.

İade için bir örnek

Yüzde 10 zamdan önce ayda ortalama 26 lira 39 kuruş su faturası ödeyen bir abone, iptal edilen yüzde 10 zamla birlikte 29 lira 12 kuruş ödemeye başlamıştı. Şimdi yapılan mahsuplaşmayla bu abonenin faturasından her ay 2 lira 73 kuruş düşecek.

(Yeni Asır)

Vahap’ın sakatlanmasından Atletizm Milli Takımı mı sorumlu?

Tunus’ta gerçekleştirilen 2012 Londra Paralimpik Oyunları 100 metre baraj müsabakaları sırasında aşil tendonundan sakatlanan Abdulvahap Berktaş ile ilgili Atletizm Milli Takımının ihmali olabileceği iddiaları spor gündemini meşgul ediyor.

Genç Engelliler Spor Kulübü Başkanı Celal Karadoğan yaptığı basın açıklamasında Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’na Vahap’a gösterdikleri ilgi nedeni ile teşekkür etti ve konuyla ilgili görüşmelerde bulunmak üzere Ankara’ya gideceğini, Spor Bakanı Suat Kılıç’ın da konuya gereken hassasiyeti göstereceğine inandığını ifade etti.

12 yaşında elektirk çarpması sonucu 2 kolunu da kaybeden Abdulvahap Berktaş, Genç Engelliler Spor Kulübü bünyesinde 100, 200 metre ile uzun atlama branşlarında faaliyet gösteriyor. Her 3 branşta da Türkiye rekorlarını elinde bulunduran Berktaş’ın Londra’dan da madalya ile döneceğine kesin gözü ile bakılıyordu.

(Yeşil Gazete)

AKP ve MHP dini siyasete ve eğitime soktu

Kademeli eğitim sisteminin görüşüldüğü Genel Kurul’da AKP’nin Meclis Başkanlığı’na sunduğu ‘Kur’an-ı Kerim’in seçmeli ders olarak okutulması ve imam hatip okullarının orta kısımlarının açılması’ ile ilgili önergesi kabul edildi.

Eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran yasa teklifi TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam ediliyor. Teklifin 13 maddeden oluşan 1. Bölümü kabul edildi

MHP ve AKP 9 madde görüşmeleri sırasında Kur’an- Kerim ve Hz. Peygamber’in hayatının seçmeli ders olarak ortaokul ve liselerde seçmeli ders olarak okutulmasına yönelik önergesini Meclis Başkanlığı’na sundu.

Birbirine oldukça benzer olan iki önergeden MHP’nin önergesi reddedilirken, AKP’nin hazırladığı önerge kabul edildi.

Duruma tepki gösteren MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AKP sıralarına dönerek “Sizin teklifinizde bu yoktu. Neden ‘MHP’nin isteğiydi’ deme cesaretini gösteremiyorsunuz? Biraz yürekli olun” şeklinde çıkış yaptı.

KUR’AN-I KERİM’İ KULLANIYORSUNUZ
CHP cephesinden ise farklı bir tepki geldi. Muharrem İnce tüm Meclis’e seslenerek “Dinimiz, kitabımız sıcak siyasetin gündemi olabilir mi? Oy için Kur’an-ı Kerim’i kullanıyorsunuz” diye konuştu.

‘HİÇBİR ZÜMREYE BASKI YOK’
AKPli Nurettin Canikli ise “Milletimiz için hayırlı olsun, uzun zamandır milletimizin talebiydi bu, bunu gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Seçmeli olduğu için de hiç bir zümreye baskı söz konusu değildir” açıklamasında bulundu.

İMAM HATİP ORTAOKULLARI AÇILACAK
Kabul edilen önergede 28 Şubat döneminde kapatılan imam hatip okullarının orta kısımları da yer aldı.

Önergeye göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak.

Stadyumlarda elektronik kart uygulaması ertelendi

Süper Toto Süper Lig maçlarının oynandığı statlara girişte elektronik kart uygulaması, 14 Nisan 2014 tarihine ertelenecek.
AKP Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü ve 5 arkadaşı tarafından hazırlanan ”Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, TBMM Başkanlığı’na sunuldu.Kanun teklifi, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’da değişiklik yapıyor. Mevcut kanunda elektronik kart uygulaması ile kamera ve benzeri teknik donanımın ve bekletme ve kontrol odalarının, Spor Toto Süper Lig müsabakalarının gerçekleştirildiği stadyumlarda 14 Nisan 2012 tarihine kadar kurulması öngörülüyordu. 

Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen Spor Toto Süper Lig kulüplerine, her bir müsabaka için 100 bin lira idari para cezası verilecekti. Kanun teklifi, bu sürenin 14 Nisan 2014 tarihine uzatılmasını içeriyor.

Teklifin gerekçesinde, ”Spor Toto Süper Lig kulüplerinin ağır para cezaları sonucunda büyük maddi güçlükler yaşamasının önüne geçilmesi amacıyla; Spor Toto Süper Lig Kulüplerinin yükümlülüklerini yerine getirmesi için öngörülen 1 yıllık sürenin diğer spor kulüpleri için öngörülen 3 yıllık süre ile eşitlenerek, tüm kulüpler açısından eş zamanlı geçişin sağlanması için gerekli değişikliğin yapılmasında zaruret bulunmaktadır ve bu nedenle Kanun teklifi verilmiştir” denildi.

Dink davasında yeni gelişme

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davada mahkemenin verdiği karara itiraz eden Savcı Hikmet Usta, dilekçesini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Usta, hazırladığı 30 sayfalık itiraz dilekçesinde, örgütlü suç kavramını, Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan terörün tanımını, TCK’ye göre örgütün ve silahlı örgütlerin tanımlarını hatırlatarak, Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’in liderliğini yaptığı Trabzon’daki yapının belirlenmesinde TCK’nin ilgili 220 ve 314. maddeleri ile birlikte değerlendirilmeleri gerektiğini, sanıkların işlediği suçların Terörle Mücadele Kanunu’na göre terör suçu olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Sanıklar Alper Esirgemez, İrfan Özkan, Osman Alpay, Erbil Susaman, Numan Şişman, Şenol Akduman ve Veysel Toprak’ın örgüt üyeleri olmadıklarının ifade edildiği dilekçede, bu kişilerin Trabzon Mc Donalds’ın bombalanması eylemi sonrası Yasin Hayal’i evlerinde sakladıkları, tedavi ettikleri ve olay sonrası İstanbul’a kaçması için maddi destek verdikleri için, gerçekleşen suçu bildirmedikleri, bu suretle örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiklerinden, örgüt üyesi gibi cezalandırılmaları gerektiği kaydedildi.

Davanın diğer sanıkları Yaşar Cihan ve Halis Egemen’den de bahsedilen dilekçede, bu sanıkların Trabzon’daki bombalama ve Hrant Dink suikastı öncesi ve sonrasında maddi ve manevi destek vaadinde bulunmak suretiyle örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiklerinden, örgüt üyesi gibi cezalandırılmaları gerektiği belirtildi.

Sanıklar Tuncel ve Hayal’in örgüt lideri ve yöneticisi olduğu vurgulanan dilekçede, davanın diğer sanıklarının bu kişilerden çekindiği ve korktuğu, talimatlarının yerine getirildiği hatta Hayal’in yakalandıktan sonra daha Orhan Pamuk’u tehdit etmekten çekinmediği vurgulandı.

Sanıkların oluşturdukları örgüt yapısının suç işleme iradesindeki devamlılığının açık olduğu, sanıkların eğitim ve kültür seviyeleri değerlendirildiğinde, kendilerinden beklenmeyecek şekilde gizliliğe riayet ettikleri, telefonla konuşmamaya özen gösterdikleri, örgüt içinde yer alan sanıklara atfedilen suçların birden fazla olduğu ve tamamının cebir ve şiddet unsurları içerdiği, sanıkların daha önce tanımadıkları, husumet duymadıkları, hiçbir menfaat elde etmedikleri kişilere karşı suç işleme iradesinde olmalarının, ideolojik bir yaklaşımla hareket ettiklerinin açık göstergesi olduğu kaydedildi.

“Ergenekon ile aynı suç işleme DNA ve gen özellikleri”

Savcı Usta’nın sunduğu itiraz dilekçesinde, Tuncel ve Hayal’in örgüt liderliği ve yöneticiliğini yaptığı sanıkların, Ergenekon soruşturmalarında yakalanan ve haklarında dava açılan sanıklarla amaç birliği içinde bulunduğunun, ana yapı Ergenekon ile Trabzon’daki hücresel yapının aynı suç işleme DNA ve gen özelliklerine sahip olduğunun anlaşıldığını ifade etti.

Dilekçede, ”Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü ile Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nın ihmallerinden” de bahsedilirken, emniyet tarafından yapılan istihbarat çalışmalarının adli dinleme yapılmadan sonlandırıldığı, jandarmanın örgüt ile ilgili emniyete göre daha çok istihbarata sahip olmasına rağmen ne adli ne istihbari hiçbir iletişimin tespitine geçilmediği, Trabzon emniyetinin aldığı mahkeme kararınca Erhan Tuncel, Yasin Hayal ve Mustafa Öztürk’e ait cep telefonları iletişim kayıtlarının suçla ilgili olmadığı gerekçesiyle imha edilmesinin Trabzon hücre yapısı ile örgütün bağlı bulunduğu üst yapı arasındaki hiyerarşik bağlantıyı çıkaracak telefon irtibatı olup olmadığı, eylem talimatının bu yolla verilip verilmediğinin bilinmediği kaydedildi.

Tüm suikastların 2006-2007 yıllarına dair olaylardan oluştuğu belirtilen dilekçede, Ergenekon soruşturmalarının 2008’de başlamasından sonra kaos planları ve suikast eylemlerinin bıçak gibi kesildiği, Hrant Dink cinayetinin sık sık vurguladığı gibi kusursuz bir Ergenekon eylemi olduğu, mahkemenin, Dink cinayetinden sonra ülkede yaşanan bu sürecin değerlendirmesini yapmaktan kaçındığı görüşüne yer verildi.

Mahkeme tarafından, Hrant Dink cinayetine ilişkin başka deliller bulunduğu takdirde tekrar dava açılabileceğinin beyan edildiği vurgulanan dilekçede, sanıklar hakkında örgüt suçundan bir kere beraat verildikten sonra aynı suçtan tekrar dava açılmasının kanunen mümkün olmadığı, mahkemenin bu aşamadan sonra hangi delillerin ortaya çıkmasını beklediğinin anlaşılamadığı ifade edildi.

Dilekçede, hücre yapısını görmeyip, diğer aynı vahim cinayetlerle irtibata bakılmayıp, Ergenekon’la irtibatının araştırılmamasının, hiyerarşik yapının mahkemece ispatlanamamasının anlamsız olduğu kaydedilerek, Ergenekon ana yapısına isnat edilen suçlar ve gerekse Trabzon hücre yapısının işlediği suçların, bu konuda kanaat sahibi olacak şekilde bilgi verdiği aktarıldı.

”Tüm şüphe sebepleri incelenmeliydi”

Mahkemenin, ”Tahmin edilenden de büyük bir terör örgütü” tabirini kullanmakta olduğu, ancak Trabzon hücre yapısını oluşturan sanıkların örgütsel zaaflarını ve bir kısım imkansızlıklarını delil olarak gösterip, ”örgütsel yapı yoktur” sonucuna varıldığı hatırlatılan dilekçede, ”Madem mahkeme bu şüpheler içinde kaldı, Ergenekon davasını incelemeliydi. Delil toplamaya devam etmeliydi. Savcılığa soruşturma yapılması konusunda yazı yazmalı, davanın genişletilmesini sağlamalıydı. Kanaat sahibi olmadığı konularda karar vermekte acele etmemeliydi. Dava ne kadar uzarsa uzasın gerçeği bulmaya kilitlenmeliydi. Tüm şüphe sebeplerini incelemeliydi” ifadeleri kullanıldı.

Soruşturmanın ve yargılamanın genişletilmesi talepleri doğrultusunda Ergenekon dava dosyalarının incelenmediği aktarılan dilekçede, mevcut sanıklarla birlikte yargılanmaları gereken kişiler hakkında soruşturma yapılmayıp bu kişiler davaya dahil edilmeyerek eksik soruşturma ile hüküm kurulduğu kaydedildi.

Dilekçede, sanıkların oluşturdukları Trabzon’da kurulu örgütün Hrant Dink’in öldürülmesine yönelik eyleminin ”Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçunu oluşturduğu görüşüne yer verildi.

Beraat eden sanıklar Alper Esirgemez, İrfan Özkan, Osman Alpay, Erbil Susaman, Numan Şişman, Şenol Akduman ve Veysel Toprak’ın suçluyu gizledikleri delillerle kanıtlandığı halde haklarında beraat kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu vurgulanan dilekçede, unutulan sanık Coşkun İğci hakkında da ayrı bir karar verilmesinin yasaya uygun olmadığı aktarıldı. Dilekçede, Yasin Hayal’in ağabeyi Osman Hayal hakkındaki beraat kararı ile ilgili herhangi bir gerekçe yazılmadığına işaret edilerek, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının bozulması istendi.

Trabzon’daki Mc Donalds’a yönelik bombalı saldırı olayında kesinlikle yaralama kastından bahsetmenin mümkün olmadığı ifade edilen dilekçede, olayda sanıkların 6 kişiye karşı ”öldürmeye teşebbüs” suçunu işlediklerinin açıkça anlaşıldığı kaydedildi. Dilekçede, mahkemenin ”basit yaralama, korku, kaygı ve panik yaratacak biçimde patlayıcı madde kullanma” suçundan hüküm kurmasıyla eksik ceza tayin ederek yasaya aykırı davrandığı görüşü aktarıldı.

“Polis şiddeti çevre için”

Başbakan Erdoğan, KESK’in Ankara’daki eylemiyle ilgili olarak, “Gösterilerde her taraf kırılıp dökülüyorsa emniyet çevreyi korur” dedi.