Ana Sayfa Blog Sayfa 4635

Yunanistan, ırkçı sporcusunu olimpiyat takımından attı

Yunanistan Olimpiyat Komitesi afrikalılara yönelik ırkçı tweet attığı iddia edilen atleti olimpiyat takımından çıkardıklarını açıkladı.

Üç adım atlama branşında Yunanistan’ı Londra 2012 Olimpiyat Oyunlarında temsil etmek üzere kampta bulunan Voula Papachristou’nun twitter üzerindeki twitter.com/papaxristoutj hesabından ülkesindeki afrikalı göçmenleri aşağıladığı, aşırı sağ partilere yakınlık duyduğunu belirttiği, bu nedenlerle olimpiyat ruhuna aykırı hareket etmesi nedeniyle takımdan çıkartıldığı belirtildi.

AP’nin (Associated Press) konu ile ilgili sorularını yanıtsız bırakan Papachristou’nun Londra’ya ulaştıktan kısa bir süre sonra Atina’ya geri döndüğü ifade edildi.

Keep Talking Greece sitesine göre Voula Papachristou’nun 23 Temmuz tarihinde attığı tweetin ingilizce tercümesi, ““With so many Africans in Greece… At least the West Nile mosquitoes will eat home made food!!!” şeklinde.

Milli takımdan çıkarılan ve Atina’ya geri dönen Papachristou, Çarşamba günü attığı son tweette kendi kişisel hesabından yaptığı tatsız bir şakadan sonra yaşananlardan dolayı çok üzgün olduğunu ve herkesten özür dilediğini açıkladı.

(Yeşil Gazete, AP)

Galatasaray, eşcinsel oyuncu transfer etti

0

Galatasaray Medical Park Kadın Basketbol Takımı’nın yeni transferi Belçikalı Ann Wauters kendi cinsinden olan eşi ve çocuklarıyla birlikte Türkiye’ye gelecek. Belçika’daki yasalara göre eşcinsel evliliği yasal.

Galatasaray Medical Park Kadın Basketbol Takımı geçtiğimiz sezon İspanya’nın Ros Casares Valencia takımında forma giyen pivot Ann Wauters ile bir senelik kesin anlaşmaya vardı.

12 Ekim 1980’de Belçika’nın Sint-Niklaas şehrinde dünyaya gelen oyuncu daha önce Fransa’dan US Valenciennes Olympic, Rusya’nın VBM SGAU Samara, CSKA Moskova, UMMC Ekaterinburg formalarını da giymişti. 2000 WNBA Draftında Cleveland Rockers tarafından birinci sırada seçilen ve bu organizasyonda yer alan ilk Belçikalı olan Wauters, New York Liberty ve San Antonio Silver Stars’da da oynadı.

Belçika’daki yasalara göre eşcinsel evliliği yasal. Galatasaray Medical Park Kadın Basketbol Takımı’nın yeni transferi Belçikalı Ann Wauters, Lot Wielfaert adlı başka bir kadınla evli. Wauters ve Wielfaert çiftinin çocukları da var.

KAOSGL.org

NASA: Grönland eriyor!

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 3 uydunun Grönland’daki buz tabakasının 8 Temmuz’dan başlayarak 4 gün boyunca beklenmeyen bir biçimde eridiğini tespit ettiğini belirtti. Adanın hemen her yerinde görülen erimenin bazı bölgelerde yüzde 97’ye kadar ulaştığı belirlendi.

Normalde her yaz buzulların yaklaşık yarısı eriyor, ancak bu yıl erime %97’ye çıktı. Araştırmacılar bu eriğmenin çok sıradışı olduğunu, başlangıçta bir ölçüm hatası olduğunu sandıklarını belirtiyorlar.

NASA Goddard Enstitüsü’nden Lora Koenig, bu tür bir erimenin Grönland’da her 150 yılda bir meydana geldiğinin sanıldığını ve en son 1889 yılında kaydedildiğini belirtiyor. Koening bu erimenin devam etmesinin kaygı verici olacağını belirtiyor.

Erime ilk kez bu kadar büyük bir alanda meydana geldi. Son 30 yılda uydular tarafından tespit edilen en büyük erime oranı ise yüzde 55’ti. Geçen hafta Grönland’ın kuzeyindeki Petermann Buzulu’ndan yaklaşık 120 kilometrekare büyüklüğünde bir buz parçası kopmuştu.

Bilim insanları, Grönland’daki buz tabakalarının küresel ısınmaya bağlı olarak anormal hızla eriyip inceldiği konusunda daha önce birçok kez uyarıda bulunmuştu.

Yeşil Gazete

Fenerbahçe Melo’yu borsaya bildirdi

0

Fenerbahçe Kulübü, Brezilyalı futbolcu Felipe Melo’nun transferine dair herhangi bir çalışma ya da bir talebin söz konusu olmadığını borsaya bildirdi.

Sarı lacivertli kulüpten İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na bildirilen ve Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda yer alan açıklama şu şekilde:

“Brezilyalı futbolcu Felipe Melo’nun kulübümüze transfer olacağı yönünde bazı yazılı ve görsel medyada haberler yer almaktadır. SPK Seri VIII No54 Sayılı Özel Durumların Kamuya Açıklanmasına İlişkin Esaslar Tebliği, Haber ve Söylentilerin Doğrulanması başlıklı Madde 18 gereğince, kulübümüzün transfer çalışmaları veya planları arasında, adı geçen oyuncunun transferine dair herhangi bir çalışma ya da bir talep söz konusu olmadığını yatırımcılarımızın bilgisine sunarız.”

Yeşil Gazete

Ankara’da 40 derece tatili

 Başkent Ankara’da valilik, aşırı sıcaklara dikkate aldı ve yaşlı, hasta, hamile çalışanlara 2 gün izin verdi…

Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamada, başkentte son günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği, özellikle perşembe gününden hafta sonuna kadar kuvvetli sıcak hava dalgasının devam edeceği belirtildi.

İl Hıfzıssıhha Kurulu’nun tavsiye kararı uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarında görevli hamile ve emziren kadınlar perşembe ve cuma günü sağlık-idari izinli sayılacak.

Aynı zamanda raporla belgelenen kalp-damar, beyin-damar, karaciğer, böbrek ve kronik solunum sistemi hastalıkları bulunanlar, şeker ve kanser hastalarıyla % 40 ve üzeri engelli personel de izinli olacak.

Engelli, hamile ve kronik hastalığı olanlar yarından itibaren 2 gün idari izinli sayılacak

Yeşil Gazete

Yeni partinin mücadele alanı: Muhafazakarlık

Yeşiller Partisi ile Eşitlik ve Demokrasi Partisi arasındaki birleşme çalışmaları sürüyor. Yaz sıcağı altında biraz daha soluklana soluklana da olsa, süreç bir Güz Düğünü’ne doğru ilerliyor. Bu durum teknik/bürokratik bir sürecin işlemesi ile sağlandığı kadar, politik bir süreci de beraberinde getiriyor. Partinin mekanizmasının nasıl olacağını, şimdilik, bir kenara bırakarak, yaşamın yeni partiye dayattığı mücadele alanları üzerinde durmak ise bu yazının politik sürece dair olan konusu.

Kurulacak olan yeni parti en azından bir süre boyunca, kaçınılmaz olarak, reaksiyoner bir parti olacak. Bu durumdan ne kadar çabuk kurtulup kendi politikalarını, kendi gündemini, topluma dayatabilirse de başarı şansı artacak. Bu çeşitli mücadelelerin yaşanacağı bir süreç şeklinde geçecek ister istemez. İşte bu durumda, toplumu ve yaşamı dönüştürmeyi hedefleyen bir partinin karşısına toplumun sıkı sıkıya sahiplendiği iki konunun çıkmaması düşünülemez. Bunlardan ilki milliyetçilik. İkincisi ise muhafazakarlık. Yeni, radikal reformist bir partinin bu iki baskı yığınını da delip geçecek bir parti olması gerekir. Yarını, bugünden kurmak ancak bu şekilde gerçekleşebilir.

Günlük yaşamımızda büyük bir hegemonya ile karşı karşıyayız. Bu iki düşüncenin yarattığı hegemonyanın içerisinden çıkan AKP ve AKP’nin yolu temizlemesiyle daha da güçlenen bu hegemonya bir sarmal halini alıp, her şeyi sarıyor. Bu durum, net olarak tüm görüşleri, yavaş yavaş da olsa, dönüştürüyor. Günlük dili bile kendisine yakınlaştırıyor. Otoriter ve totaliter düşüncenin yaşama yansımalarının artık çok da şaşırtmamasına yol açıyor. Bu gücü ile de sol düşünceyi de etkiliyor. Milliyetçiliği kolayca dışlayabilen hareketler, aynı netlikte muhafazakarlığa karşı duramıyor. Kılıf olarak da “halkın inançları” diye muğlak bir kavram devreye giriyor. Sanki milliyetçilik için düşünülse buna benzer bir kılıf bulunamazmış gibi. Halbuki sol düşüncenin bu hegemonya ile mücadele etmesi gerekiyor, bu hegemonyadan ve onun baskı olarak topluma hissettirilen yansımalarına karşı durması gerekiyor. Eğip bükmeden, net olarak nasıl bir Dünya ve yaşam istediğimizi savunarak.

Bu ülkede, mevcut duruma karşı çıkacak, farklılıkları koruyacak, insanlara nefes aldıracak bir siyasi yapıya ihtiyaç var. Düşünün ki şu anda Türkiye’de bazı kentlerde insanların belli bir kalıbın dışında yaşayamamaları (Örneğin sinema salonları kapandığı için sinemaya gidememeleri, alkol tüketememeleri, şort giyememeleri, kadın-erkek elele yürüyememeleri) değil, müzik festivalleri ile o baskı kalıbının dışına çıkılması sorun oluyor. İnsanların özgürlükleri, yine muğlak kavramlarla kısıtlanıyor, seçme hakları ellerinden alınıyor. ve tüm bunlar karşısında bir kaç tepkiden başka elden bir şey gelmiyor. Çünkü bu baskı ortamıyla mücadele edecek bir araç elimizde yok. Dinsel, ırksal ya da kaynağı anonim baskılara karşı duracak bir araç elimizde yok.

İşte bu yüzden, Türkiye’de muhafazakarlığın ve milliyetçiliğin baskısı önünde durabilecek bir siyasi yapıya ihtiyaç var. Uzlaşarak değil, mücadele ederek; özgürlüğün alanını genişleterek ilerleyen bir siyasi yapıya ihtiyaç var. Yeni parti bu siyasi yapının kendisi olmalı. Bu mücadeleyi önüne koyup, bu mücadeleyi hemen hem kendi içerisinde, hem de toplumda başlatmalı ve sürdürmeli. Yoksa, bu mücadeleyi göze alamayan ya da göze alır gibi gözüküp, kendi yarattıkları iç muhafazakarlıklarda sürüklenen, çeşitli ideolojik sıfatlarla yüklü onlarca partiden biri olmaktan kaçamaz.

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

https://twitter.com/#!/Urbarli

Jeologlar “musluk suyu” önerdi

İstanbul Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Öztürk, İSKİ’nin denetlediği musluk suyunun damacana sulardan daha temiz olduğunu söyledi.  Öztürk, kentin taşıma kapasitesini aştığı, bu nedenle yer altı sularının kirlediği gerçeğine dikkat çekti. 

“İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın açıklamasında olduğu üzere İstanbul’daki denetimsizlik nedeniyle içmek için damacana sularını değil, musluk sularını tercih etmemiz gerekiyor” diyen Öztürk, şöyle devam etti: “İstanbul’daki damacana sularının ruhsatlama aşamasında bile (etiket bilgilerine göre) risk alanına girdiğini (yüksek nitrat, Al ve Cd değerleri nedeniyle) bunun dikkate alınması gerektiğini ve İstanbul daki belediyelerin ‘halkın içkisiyle değil içtiği suyla ilgilenmesi’ gerektiğini 18.01.2011 tarihli basın açıklamamız ile belirtmiştik. Aradan geçen sürede denetimsizlik had safhaya ulaşmış olmalı ki damacana sularının bir kısmının içilemez nitelikte olduğunu, kentin su kalitesini izleyen en büyük kurumunun başından öğrenmiş bulunuyoruz. Gerçekten de İSKİ’nin denetlediği şebeke suyu, İstanbul halkının güvenle içeceği hala en garanti sudur. Bu dürüst açıklamasından dolayı belediye başkanını kutluyor, su vasıtasıyla yaşam kaynakları açısından can çekişen İstanbul gerçeği ile bir kez daha yüz yüze geldiğimizi görüyoruz.”

Kentin kaldırma kapasitesinin aşılmış olması nedeniyle yer altı sularının kirlendiğini belirten Öztürk, gayri sıhhi su markalarının açıklanması gerektiğini ifade etti. Öztürk, “Zira faaliyetleri durdurmuş olsa bile bu su firmalarının piyasaya sürmüş oldukları ürünlerinin toplaması veya kullanılmaması için halkın uyarılması gerektiğine inanıyoruz. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın yaptığı gibi sağlığı tehdit eden ürün markalarının açıklanması topluma önemli bir hizmet olacaktır” dedi.

‘Amacımız Suriye-Irak İslam Devleti’

0

Amerikan New York Times gazetesi, Suriye’deki iç savaşta El Kaide’nin rolünü ele alan bir haber yayınladı. El Kaideli bir üye, amaçlarının Suriye-Irak İslam Devleti kururak, İran ve İsrail’e savaş ilan etmek olduğunu söyledi.

Suriye’de Esad rejimine bağlı ordu ile muhaliflerin oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu arasındaki şiddetli çatışmalar Şam ve Halep kentlerinde devam ediyor. Suriyeli muhaliflerin, Suriye ordusuna karşı başarısında El Kaide’nin önemli rolü olduğu iddia edildi.

Amerikan New York Times gazetesinde yer alan haberde, Suriye’deki iç savaşta terör örgütü El Kaide’nin rolü ele alındı. Haberde, kendilerini Özgür Suriye Ordusu militanları olarak tanıtan militanların ellerinde AK-47 kalaşnikof silahları ve hemen arkalarında El Kaide bayrakları asılı olduğu belirtildi.

Video paylaşım sitesi YouTube’da yayınlanan bir videoda, yer alan görüntülerde kendilerini Özgür Suriye Ordusu olarak tanıtan militanların, El Kaide’ye ait, “Allah adına cihad için intihar hücreleri kuracağız” sloganını kullandıkları belirtildi.

Haberde, Suriyeli muhalif liderlerin, El Kaide rolünü inkar etmelerine rağmen, birçok intihar eyleminin arkasında bu örgütün olduğu belirtildi.

New York Times gazetesi haberinde, Irak El Kaide üyesi 56 yaşındaki Ebu Thuha’nın görüşlerine de yer verdi. Irak’ın Kerkük bölgesinde gazeteye açıklama yapan El Kaide üyesi Ebu Thuha, “Amerika ile savaşta önemli tecrübe kazandık ve Suriye’deki devrim sürecinde de daha tecrübeliyiz” dedi. Amaçlarının bütün Müslümanlar için Suriye-Irak İslam Devleti kurmak olduğunu belirten El Kaide üyesi Ebu Thuha, “Bu devleti kurduktan sonra İran ve İsrail’e savaş ilan edeceğiz ve Filistin’i özgürleştireceğiz” şeklinde konuştu.

Suriye’de muhalif kanaatta yer alan Abdullah Azam Tugayları ve Bera Bin Malik Tugayları örgütlerinin El Kaide ile bağlantıları olduğu belirtilerek, Suriye’deki birçok intihar eyleminde bu örgütlerin parmağı oluduğu belirtildi.

NTVMSNBC

…Ve Türkiye, Suriye sınırını kapattı!

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, güvenliğin sağlanamadığı sınır kapılarının bugün kapatılacağını açıkladı. Ayrıntılar biraz sonra…

Yeşil Gazete

Beşşar’ın ‘mahalle’den arkadaşı konuştu

0

Bir süre önce Türkiye üzerinden kaçarak Fransa’ya sığınan Esad’ın çocukluk arkadaşı Suriyeli general Manaf Tlas ilk kez konuştu. Özgür bir Suriye kurulmasından yana olduğunu belirten Tlas, şiddeti reddederek, “Suriye’ye hizmet etmeme izin verin” dedi.

Suudi sermayeli El Arabiya televizyonuna açıklama yapan Suriyeli general Manaf Tlas, “Onurlu Suriye ordusu subayları Suriye’deki cinayetleri kabul etmezler. Başkan Beşşar Esad sonrası kurulucak Suriye’ye hizmet etmeme izin verin” dedi.

El Arabiya televizyonu, kısa bir süre önce Suriye ordusundan firar ederek Türkiye üzerinden Fransa’ya kaçan General Manaf Tlas’ın açıklamasını Paris’ten yaptığını tahmin ettiklerini belirtti. Güvenlik gerekçesiyle Tlas’ın nerede ikamet olduğu saklanıyor.

Açıklamasında, “Hepimiz Suriye’ye hizmet için biraraya gelmeli, ülkeye istikrar getirerek, özgür ve demokratik Suriye’yi kurmalıyız” dedi. “Yeni Suriye intikam, ayrıştırma ve tek elden yönetilmemeli” diyen firari General Manaf Tlas, ordudan firar etmeyen askerleri ise suçlamak istemediğini söyledi.

‘Esed’in iki elçisi daha muhaliflere katıldı’ 

Suriyeli muhalifler, Suriye’nin Irak büyükelçisinden sonra Güney Kıbrıs Rum kesimi ve Birleşik Arap Emirlikleri büyükelçilerinin de Esad rejimini terk ederek, kendi taraflarına geçtiğini iddia etti.

NTVMSNBC