Ana Sayfa Blog Sayfa 4634

Bakanlık’tan çevre talimatı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çevre denetimi, kirliliğe duyulan hassasiyet ve çevre duyarlılığı gösterilmesi amacıyla tüm valiliklere talimat verdi.

 

Erdoğan Bayraktar imzalı yazıda Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu denetimlere istinaden valilikler bundan sonra denetimlerde daha etkin, daha özverili ve daha hassas davranması istendi.

 

Valiliklere gönderilen talimatta Bakan Erdoğan Bayraktar “mevzuatın yetkili kıldığı kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyon sağlanarak tüm valiliklerimizin konuya gerekli hassasiyet ve titizliği göstermelerini rica ederim” dedi.

‘Öğrenci alkol almasın, ilim alsın’

Bilgi Üniversitesi’nin Eyüp’teki kampüsünde düzenlenen Efes One Love festivalinde içkinin yasaklanması çok tartışılmış, Ankara’dan talimat geldiği yorumları yapılmıştı. Başbakan Erdoğan’a katıldığı bir televizyon programında bu konu soruldu. Erdoğan, Bilgi Üniversitesi’ni bizzat kendisinin aradığını belirterek, “Üniversite’nin önünde böyle bir şey nasıl olur? Öğrenci oraya gelip de alkolü alıp kafayı mı bulacak, yoksa ilmi alıp kendini mi bulacak?” dedi.
Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
“Bu olay, bu üniversitede yapılacak olan bir toplantıyla ilgili bir çalışma. Fakat ilginç olan şey şu; ben o zamana kadar bilmiyordum, buradaki restoranlar tütün alkol kurulundan alkollü içki satışına yönelik izin almışlar. Yav Allah aşkına bir üniversitenin içinde restoranlarında alkollü içki satılmasına müsaade edilebilir mi, böyle bir şey olabilir mi? Üniversitenin içinde böyle bir şey nasıl olur? Öğrenci oraya gelip de alkolü alıp kafayı mı bulacak yoksa ilmi alıp kendini mi bulacak? Üniversitenin dışında malum yerlerde gider alkolünü alır, bizim meyhane filan kapattığımız yok, hepsi ortada. Ben de üniversite yönetimini aradım, ‘Yahu nedir bu hal’ dedim, ‘Biz buna üzülüyoruz’ dedim. Bu Anayasa ortada dururken ben anlamıyorum kalkıyor bu köşe yazarları nasıl oluyor da bu işi savunuyor. Yani bizim gençliğimizin bunlar tamamen alkolik olmasını istiyor.”
 
Yeşil Gazete

Ban Ki Moon’dan dünyaya çağrı: Bosna Hersek gibi olmasın!

0

BM sekreteri dünya liderlerini Suriye’deki katliamı durdurmak için harekete geçmeye davet etti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon uluslararası topluma bir an önce Suriye’deki katliamı durdurmak için harekete geçme çağrısı yaptı. BM Suriye’deki gözlemcilerin yarısını ise geri çekiyor.

Bosna Hersek Meclisinde söz alan BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon “Burada Bosna Hersek’in kalbinden tüm dünyaya çağrı yapıyorum: Daha fazla beklemeyin! Suriye’deki katliamı durdurmak için hemen şimdi harekete geçin!” dedi.

BM Genel Sekreteri, Bosna Savaşı sırasında yaşanan soykırımı engellemede başarısız olan uluslararası toplumun Suriye’de yeni bir sınavdan geçtiğini belirtti. Ban, “dünyanın, hiç bir eyleme geçmeden daha fazla sözlerin ardına saklanamayacağını” kaydetti.

Gözlemcilerin yarısı geri dönüyor

 Öte yandan Suriye’deki BM gözlemcilerinin yarısının Suriye’den geri çekileceği kaydedildi. Kararın güvenlik gerekçesiyle alındığı tahmin ediliyor. BM’nin barışı koruma operasyonları şefi Herve Ladsous, Suriye’deki 300 gözlemcinin “sayıları azaltılmış” bir şekilde görevlerine devam edeceğini açıkladı.

BM Güvenlik Konseyi geçtiğimiz hafta Gözlemci Misyonu’nun süresinin 30 gün uzatıldığını duyurmuştu. ABD bunun nedeninin sadece gözlemcilerin güvenli bir şekilde Suriye’yi terk etmelerine olanak sağlamak olduğunun altını çizmişti.

Halep’teki çatışmalarınsa tüm şiddetiyle devam ettiği haberleri geliyor. Özgür Suriye Ordusu’ndan Ebu Ömer El Halabi “Halep’teki muharebe durumun gidişatında belirleyici olacak ve muhalifler buna hazır” şeklinde konuştu.

Ajanslar

Bolu’da bu kez, Akbaba Lokantası – Murat Çelik

Ülkenin en önemli doğa ve yaban hayatı fotoğrafçılarından biri, dostum Mehmet Gürbüz (http://www.mgurbuz.net) “Akbaba lokantası açıyoruz” dediğinde, bir an duraksadım. Mehmet güldü: “İlk anda kimse anlamıyor zaten” dedi ve devam etti:

“İlk duyduğunda, ‘Akbaba eti yeniyor mu?’ diye soran da oldu, ‘Akbabalar leş yer. Bir restoran için uygun bir isim olduğundan emin misin? diyenler de…”

***

Mevzu şu…

‘Akbaba Lokantası’, Ornitofoto Kuş ve Yaban Hayat Fotoğrafçıları Derneği’nin bir projesi.

‘Dörtdivan Akbabalarını Koruma Projesi’.

Projenin finansmanını Birleşmiş Milletler Küçük Destek Programı sağlıyor.

Amaç, Bolu – Dörtdivan bölgesinde yaşayan akbabaları ve bu hayvanların yaşadığı habitatı korumak.

Kara Akbaba, Kızıl Akbaba, Küçük Akbaba ve Sakallı Akbaba… Dörtdivan’da, dördü de yaşıyor.

Besin zincirinin sonunda yer alan akbabaların kendi aralarında da bir sıra, bir hiyerarşi var.

Şöyle ki:

Havadaki leşçillerden, karadaki hayvan leşini ilk bulan ‘kuzgun’ oluyor. Ama bulduğu leşin derisini yırtamadığı için yiyemiyor ve ölü hayvanın çevresinde beklemeye başlıyor.

Hemen ardından ‘küçük akbaba’ geliyor leşin başına. Deriyi kesemediği için, o da kuzgun ile birlikte bekliyor.

Üçüncü sırada gelen ‘kızıl akbaba’, leşin yaralı ya da kesik bölgeleri varsa, o noktalardan yemeye, daha doğrusu didiklemeye başlıyor.

Ama leşin – tabiri caiz ise – cerrahı, ‘kara akbaba’. O, kalın deriyi kesiyor ve etin de büyük kısmını yiyor.

Leşin başında beklemekte olan, ilk gelen üçlü de bu aşamada devreye giriyor. ‘Kızıl akbaba’ iç organlar, ‘küçük akbaba’ ile ‘kuzgun’ da geriye kalan parçalar ile besleniyor.

Leşin artık sadece kemikleri kaldığında ise sıra ‘sakallı akbaba’ya geliyor. Sakallı’nın besin maddesi kemikler…

***

Akbabalar leşçil kuşlar.

Yiyecekleri hayvanları öldüremiyorlar. Diğer hayvanların öldürdüğü ya da bir şekilde ölen canlıların leşleri ile (yukarıda anlattığım sıra ile) besleniyorlar.

Anadolu’da hayvan popülasyonunun

azalması ve diğer etkenler sonucu, açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalan akbabaların nesli tehdit altında.

***

Dördivan Akbabaları Projesi kapsamında kurulacak olan beslenme istasyonlarında (yani Akbaba Lokantası’nda) akbabaların düzenli ve sağlıklı besine ulaşması sağlanacak. Üstelik de veteriner kontrolünde…

Çevredeki entegre üretim tesislerinden toplanacak kanatlı hayvan leş ya da atıkları akbabalar için kullanılacak.

Dörtdivan Akbaba Ofisi, bölgedeki avcılar ile bir iletişim ağı kuracak. Avcıların, arazide tespit ettikleri yaralı, sakat ya da ölü hayvanları yetkililere bildirmesi, ayrıca avladıkları ancak yemedikleri, mesela yaban domuzlarını beslenme istasyonlarına getirmeleri sağlanacak.

***

Bu kadar da değil…

Ornitofoto Derneği’nin iştigal alanı fotoğrafçılık.

– Akbaba Lokantası’nın yakınına, yurt dışındakiler gibi bir ‘kamuflajlı fotoğraf çekim alanı’ inşa edilecek. Dünyanın dört bir yanından gelen yaban hayatı fotoğrafçıları, buradan akbabaların fotoğraflarını çekebilecek.

– Avcı derneklerine fotoğraf eğitimi verilecek. Silahla değil, fotoğraf makinesi ile ‘görüntü avcılığı’ yapsınlar diye…

Dörtdivan, Ankara – İstanbul arasında ve Kartalkaya yolu üzerinde.

– Bu konum avantajı kullanılacak ve turistler akbabalar ile tanıştırılacak.

– Çocuklar, kuşlar ve doğal hayata dair bilgilendirilecek.

– ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ bağlamında, bölgedeki kadınların sürece, etkin bir şekilde katılmaları sağlanacak.

– Yöresel ürünler ve hediyelik eşya satışı ile bölge ekonomisi canlandırılacak.

Bütün bu eko-turizm faaliyetinden elde edilecek gelir de, uzun vadede projeyi finanse etmeye devam edecek.

Akbaba Lokantası, Uluslararası Akbaba Farkındalık Günü olan 1 Eylül 2012’de

Dörtdivan’da açılıyor. Yemeğe değil ama desteğe hepimiz davetliyiz…

Murat Çelik – Vatan

Ergenekon’da sürpriz tanıklar

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de aralarında bulunduğu 68’i tutuklu 273 sanıklı ”Ergenekon” davasının 209’uncu duruşması başladı.

Dava kapsamında Genelkurmay eski Başkanı Emekli Orgeneral Hilmi Özkök, MİT eski Kontr Terör Daire Başkanı Mehmet Eymür, AKP Milletvekili Şamil Tayyar, İrfan Dündar ve Mehmet Baş’ın da aralarında bulunduğu 17 kişi ifadeye çağrılacak.

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, daha önce 2003-2005 yılları arasındaki darbe planlarıyla ilgili İzmir’de ifade vermişti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, dava dosyasında Özkök’ün daha önce ifadeleri bulunmasu ve sanıkların talebi doğrultusunda eski Genelkurmay Başkanının tanık sıfatıyla ifadeye çağrılmasına karar verdi.

4 GİZLİ TANIK VAR

Mahkeme ayrıca Abdullah Öcalan’ın üç avukatı Doğan Erbaş, Zeki Okçuoğlu ve gözaltına alındıktan sonra itirafçı olan İrfan Dündar ile eski asker Özcan Tozlu ve Muammer Taşdemir tanık olarak dinleyecek. Davada 4 gizli tanık da dinlenecek.

ÇAKICI DA TANIK

Adı Ergenekon’un mafya ayağında geçen organize suç lideri Alaattin Çakıcı da davada tanık olarak dinleniyor.

Çıralı’da çevrecilerin zaferi!

Antalya Bölge İdare Mahkemesi, Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan ve caretta carettaların üreme alanı olan Beydağları Sahil Milli Parkı sınırları içerisindeki 1. Derece Doğal Sit Alanı Çıralı sahilinin, orman içi dinlenme yeri olarak kiralanması işleminde yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

Tahsisin iptal edilmesi Çıralı sakinleri ve çevreciler tarafından sevinçle karşılandı.

Çıralı sahilindeki 18 dönümlük alanın Ormanspor’a antrenman sahası olarak tahsis edilmesi, Ormanspor’un da sponsorluk anlaşması karşılığı alanı bir turizmciye kiralamasına çevreciler tepki göstermişti.

Bölge halkı günlerce sahilde eylem yapıp seslerini duyurmaya çalışırken, sponsorluk anlaşması karşılığı alanı 10 yıllığına kiraladığı iddia edilen turizmcinin alanı çitle çevirmeye kalkışması ise tepkilerin artmasına neden olmuştu.

Yaşananlara sessiz kalmayan Çıralı halkı, 25-30 kişilik ekiplerle yoga yaparak süresiz eylem başlatmış, bu tepkiler üzerine Antalya Valiliği de çalışmaların durdurulmasına karar vermişti.

Bir durdurma kararı da mahkemeden geldi.

Antalya 2. İdare Mahkemesi, caretta carettaların üreme alanı olan Beydağları sahil milli parkı sınırları içerisindeki Çıralı sahilinin, orman içi dinlenme yeri olarak kiralanması işleminde yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

T24

Yıl: 2042… Çikolata, kuyumcuda satılıyor

Küresel ısınma, her taraftan geliyor… Uzmanlara göre, 30 yıl sonra, çikolata ve kahve, lüks olacak… İşte başımıza geleceklerden bazıları:

– Yavru kutup ayıları: 2011’de yapılan araştırmalar, küresel ısınma yüzünden eriyen buzullara paralel olarak kutup ayılarının boyutlarında da belirgin bir azalma olduğunu ortaya koydu. Dünya Vahşi Doğayı Koruma Vakfı, bahar aylarında buzullarda yaşanan erimenin bir ay daha erken gerçekleşmesiyle hamile kutup ayılarının yüzde 40 ila 73 oranında doğum yapamayacağını açıklamıştı.

– Alerji: Özellikle polenlere alerjisi olanlar, küresel iklime bağlı birçok enfeksiyondan daha fazla zarar görme tehlikesinde. Zira, sıcak hava daha fazla polen dolaşımına neden oluyor.

–  Balık: 2002’de yapılan araştırmalar, soğuk su akıntılarında yaşayan canlıların küresel ısınmada büyük oranda yok olduğunu ortaya koymuştu. Bu yüzden somon ve alabalıkların 2090 yılına kadar dünya üzerinde yüzde 18 ila 38 oranında bir kayba uğrayacağı tahmin ediliyor.

–  Çikolata: Gana ve Fildişi Sahili’nde kakao sıkıntısı her geçen gün büyüyor. Bu yüzden, her istenildiği an marketten uygun fiyata satın alınabilen çikolatalar yakında lüks tüketim ürünlerinden biri olma tehlikesi taşıyor.

–  Bal: Şiddetli yağışlar arıların bal yapma yeteneklerini kısıtlıyor. Bu, yalnızca bal üretiminin azalması değil, aynı zamanda dünyada birçok gıdanın üretilmesinde anahtar rol oynayan arıların yok olma riski taşıdığı anlamına geliyor.- Kuzey Kutbu hayvanları: ABD’nin Penn State Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalar, Kuzey Kutbu’nda yaşayan ren geyiği gibi hayvanların küresel ısınmayla birlikte büyük oranda neslinin tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını gösterdi.

–  Kahve: Kahve zincirleri Starbucks’ın geçen yıl açıklamalara göre, sıcaklık değerleri aynı hızla yükselmeye devam ederse dünya çapında kahve dolaşımında büyük bir sıkıntı yaşanacak ve 30 yıl içerisinde kahveye lüks tüketim sayılacak kadar sınırlı erişilecek.

“PKK, Halep’i ele geçirdi”

Star gazetesi, başbakanlık raporlarına dayandırdığı haberinde, Suriye’nin kuzeyindeki Halep kentinin PKK kontrolüne geçtiğini iddia etti.

Başbakanlık’a sunulan rapora göre; PKK, Türkiye sınır boyundaki Suriye şehirlerinin neredeyse tamamını kontrol altına aldı. PKK bayrağı bulunmayan araçlar Halep’e giremiyor.

Rapora göre, 400 haneli Raco beldesinin tamamı PKK’nın kontrolünde. Örgüt, Suriye-Aynel Arap (Kobani)’ta  “Kürt Dili Okulu” adı altında eğitim ve kültür merkezi açtı.

PKK, Türkiye sınırına yakın Jarabulus ve Mumuş şehirlerinin kontrolünü ele geçirdi. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Afrin ve Kamışlı’da KCK yapılanması neredeyse kuruldu. Kilis sınırına yaklaşık 10-12 km mesafede bulunan Çiyager Tepesi, Bülbül, Hasan Dero, Hırılko ve Katsal Köyü civarlarında 8-10 kişilik PKK timleri devriye gezmeye başladı. Afrin ve Halep arasında geliş gidiş yapan araçlar PKK bayrağı takmaya zorlanıyor, takmayan sorguya alınıyor.

STAR

Köy denen rüya! – Haşmet Babaoğlu

Sırtında çantası, elinde şapkasıyla yolu bir köye düşen şehirli genç ürkek bir merakla sorar…
Köyünüzün adı ne?
İhtiyar köylüden beklenmedik bir cevap gelir.
Adı yok! Biz ona kısaca köy deriz!
Genç adam merakını sürdürür: “Elektriğiniz yok.” İhtiyar “ihtiyacımız da yok” der; “insanlar kolaylığa çok çabuk alışıyor tabii. O yüzden esas iyi olan şeyler terk ediliyor.”
Delikanlı şaşırır; yanına çöker ihtiyarın; “ya ışık ne olacak?” “Kandillerimiz var.”
Ama geceler çok karanlık olmaz mı? Geceden beklenen de budur.
Gece, eğer geceyse neden gündüz gibi aydınlık olsun!
Ben aydınlatılan geceyi sevmem, yıldızlar görünmez ki o zaman…” “Çeltik tarlanız var ama traktör göremiyorum etrafta.” “Bizim ineklerimiz ve atlarımız var.”
Isınmak için ne kullanıyorsunuz?
“Ateş yakarız. Odun için ağaçları kesip biçmeyi sevmeyiz, devrilip yıkılan ağaç gövdeleri yeter bize.. Ayrıca ineklerimiz sağ olsun, tezek de iyi ısıtır!”
***
İhtiyarla genç adam arasındaki konuşma sıra hayattan ve ölümden söz etmeye gelinceye kadar sürer gider.
Nedir bu, diyeceksiniz…
Söyleyeyim; Akira Kurosawa‘nın 1990 yapımı Yume/Rüyalar adlı filminden bir bölüm bu. (Usta yönetmenin gördüğü sekiz farklı rüyayı beyazperdeye aktardığı görsel ve düşünsel başyapıtın içindeki tek bir rüya!)
Geçen salı “Kaçış Planı“nda (AHaber) filmden bu bölümü ekrana getirdik.
Sonra Selahattin sordu bana: “İhtiyar köylü nasıl da şehirli gencin ezberini bozuyor, değil mi?
Durdum. İçime bir burukluk yerleşti.
Köyüne dönüp yerleşeli epey olan eski bir arkadaşımdan aldığım mektubu hatırladım o an: “Çok yaşlılar hariç toprağı seven, tarımdan anlayan kimse kalmadı burada! Köylüler azıcık yağmur yağınca eve kapanıyor; elektrikler kesilince telaşa kapılıyorlar. gençlerin hepsi zaten kasabaya yerleşti! Köy dediğin azıcık sevimli, çokça derme çatma bir dekor sanki!” diye yazmıştı.
***
Nihayetinde Kurosawa‘nınki ibret ve hikmetle bezenmiş bir rüyaydı.
Gerçek hayata gelince…
Artık bütün ezberleri bozulanlar köylülerdi!
Merkezinde şehrin yer aldığı ekonomi ve şehirli kültür köylülerin hem zihnini, hem de gündelik yaşamını darmadağın etmişti.
Gerçek şu ki, köylülük can çekişiyor.
Farkında değiliz.
Hâlâ demode kalkınmacı paradigmaların peşinden koşan ve “köylülüğü öldürelim, hızla şehirleşelim, gelişme ve uygarlık budur!” diyenler gün gelecek “ne yaptık biz!” diye ağlayacaklar, eminim!
Ama iş işten geçmiş olacak!

Haşmet Babaoğlu – Sabah

Saros’ta 4.6 şiddetinde deprem oldu

Ege Denizi’nin kuzeyinde, merkez üssü Saros Körfezi’nin açıkları olan 4.6 büyüklüğünde deprem gerçekleşti. Deprem İstanbul’dan hissedildi…

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün verilerine göre, saat 00.28’de merkez üssü Saros Körfezi (Ege Denizi) olan yerin 14.5 kilometre derinliğinde 4.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem, Tekirdağ merkez ile Malkara, Şarköy ve Çorlu’da hafif şekilde hissedildi.

Yeşil Gazete