Ana Sayfa Blog Sayfa 4521

Suriyeli Çerkesler için 10 dakikalık eylem

Suriye’de yaşayan yaklaşık 130 bin Çerkes taraf olmamasına karşın savaştan en çok etkilenen topluluklardan biri. Dünyanın değişik bölgelerinde bu soruna dikkat çekmek için Çerkesler, 10 dakikalık bireysel oturma eylemleri yapıyorlar.

Bianet’ten Haluk Kalafat’ın haberine göre Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 17 Kasım günü tek kişilik bir eylem yapıldı. Elinde “Suskunluğunuzu bozun Suriye Çerkeslerinin ölümlerini durdurun” yazılı bir dövizle Belediye Binası’nın önüne gelen Sagus Metin Alhas, burada 10 dakika süren bir oturma eylemi gerçekleştirdi.

Alhas’ın eylemi tek kişilikti ama tüm dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmış Çerkeslerin sesini duyurduğu için destekçisi çoktu. Alhas burada yaptığı açıklamada “Suriye’de Çerkesler savaşın tarafı olmamasına karşın ölüyor. Onların ölümleri karşısında süren sessizliğin bozulmasını istiyorum” dedi.

24 Çerkes aile Reyhanlı’da

Bianet’in ulaştığı Alhas bu eylemin Rusya’da ve Türkiye’de bu soruna dikkat çekmek için oluşturulan “Çerkes Yurtseverler Oluşumu” tarafından ortaya atıldığını, Rusya’da da bireysel 10 dakikalık eylemler yapıldığını söyledi.

Reyhanlı’da yaşayan Çerkesler, Suriye’den gelen 24 aileyi kendi olanaklarıyla konuk ediyor. Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAF-FED) çatısı altında olan Reyhanlı Çerkes Derneği / Adige Xase aracılığıyla toplam 95 kişilik Suriyeli Çerkeslerin tüm masraflarını karşılamaya çalışıyorlar. Alhas ihtiyaçları karşılayamadıkları noktalarda KAF-FED merkezinden yardım istediklerini söylüyor.

Reyhanlı’da kriz komitesi

Dernekte bir kriz komitesi kurmuşlar. Dokuz kişilik komitede iki Süriyeli Çerkes bulunuyor. Önlerindeki ilk hedef Suriye’den çıkmak isteyen Çerkeslere yardım edebilmek. Bu konuda Alhas biraz dertli “Türkiye’deki Çerkez topluluğu Reyhanlı kadar yakından ilgilenmiyor bu sorunla. Biz içinde yaşıyoruz.”

Yeni gelenler Kayseri ve Maraş’a

Sınırı geçip Türkiye’ye gelebilenleri artık yerleştirebilecekleri yer kalmamış. Haftabaşında yedi kişiye Kayseri’deki Çerkes ailelerin yanında yer bulmuşlar. Geçtiğimiz hafta Maraş Göksun ilçesindeki Mehmetbey köyüne iki kişi göndermişler. Mehmetbey köyünde şu an 5 aile bulunuyormuş; ilçedeki diğer Çerkes köyüne de iki aile yerleştirilmiş. Ancak sınıra yakın Türkiyeli Çerkeslerin imkanları göçün devam etmesi nedeniyle her geçen gün daralıyor. Bu nedenle anavatana kabul için çabalarını artırmışlar. Salı günü ise dört Suriyeli Çerkes’in vize işlemlerini tamamlayıp Rusya’daki anavatanları Çerkesya’ya yollamışlar.

Suriye’de 130 bin Çerkes var

Suriye’de yaklaşık 130 bin Çerkes yaşıyor. Reyhanlı Çerkes Derneği Başkanı Uğur Pihava Rusya’nın ana vatanlarına dönmek isteyen Çerkeslere kota uyguladığı söylüyor: “Rusya’daki Kabarday Balkar ve Adigey Cumhuriyetlerine koyduğu kota toplamda her yıl için 5 bin kişi. Ancak bu yıl kota Suriye’deki içkarışıklıklar nedeniyle erkenden doldu.”

Suriye’deki Çerkeslerin ülkeden ayrılmalarının hız kazanması 8 Kasım’da Golan tepelerindeki Çerkes köylerinin bombardımana tutulmasının ardından gerçekleşti. Bu köylerden Bir el Acem adlı Çerkes köyü bir süredir kuşatma altındaydı. Bombardımanın ardından Çerkes halkı bölgedeki köyü boşalttı.

Sagus Metin Alhas, Çerkeslerin güvenlikleri sağlanana kadar 10 dakikalık oturma eyleminin ve önümüzdeki günlerde yapılması planlanan kitlesel eylemlerin süreceğini söylüyor.

(Bianet)



 

 

Milanlı Mexes Puşkaş Ödülü’ne ben de talibim dedi

Futbolseverler henüz Zlatan İbrahimovic’in İsveç milli takımı forması altında İngiltere’ye attığı rövaşata golünün etkisini üzerlerinden atamamışken Puşkaş Ödülü 2013 için şimdiden Zlatan’ın rövaşatasına bir rakip geldi bile.

Milan takımında top koşturan Fransız futbolcu Philippe Mexes, Şampiyonlar Ligi C Grubu 5. maçında takımının Anderlecht karşısındaki 2. golünü 71. dakikada kaydederken Zlatan’a, “yalnız değilsin” mesajını yolladı.

İtalyan Milan, Belçikalı rakibiAnderlecht’i3-1’lik sonuçla mağlup ederken son maçlar öncesinde puanını 8’e çıkartarak gruptan çıkmayı da garantiledi.

Bu sezon kadrosunda yeniden yapılanmaya giden ve ligde aldığı başarısız sonuçlar alarak zor günler geçiren Milan, Anderlecht karşısında kazanarak rahat bir nefes almış oldu.

Maç boyunca rakibine karşı belirgin bir üstünlük kuramayan ama bulduğu fırsatları iyi değerlendiren Milan, 47. dakikada Stephan El Sharaawy’nin klas golüyle 1-0 öne geçti. 70’de Nuytinck’in atılmasıyla 10 kişi kalan Anderlecht’e karşı farkı ikiye çıkaran Milan’da, Philippe Mexes’in golü görülmeye değerdi.

Anderlecht 78’de Tom de Sutter ile farkı yeniden bire indirse de, Milan El Shaarawy’nin 90+1’de geliştirdiği atakta Pato ile durumu 3-1 yaptı ve Belçika’dan mutlu ayrıldı.

Mexes’in, Zlatan İbrahimovic’e nazire yapan golü 71. dakikada geldi. Ceza sahasının rakip kaleye göre sol dışında topla buluşan fransız futbolcu, havadan gelen topu göğsü ile yumuşattıktan sonra hafızalardan çıkmayacak bir rövaşata vuruşu ile topu Anderlecht kalecisinin şaşkın bakışları arasında diğer köşeden ağlara gönderdi.

Philippe Mexes’in Puşkaş Ödülü’ne ben de talibim dediği golünü buradan izleyebilirsiniz.

(Yeşil Gazete)

 

Greenpeace “Zehirli Giysiler” raporunu yayınladı

Greenpeace Uluslararası tarafından bugün yayımlanan rapor, dünyaca ünlü giyim markalarının ürünlerinin zehirli kimyasallar içerdiğini ortaya koydu.

Greenpeace’in yayımladığı rapora göre, Zara, Levi’s, Mango gibi markaların ürünlerinde tehlikeli kimyasallar olduğunu ortaya koydu.

Markaların ürünlerinde tespit edilen kimyasallar, doğaya karıştığı zaman kansere ve hormon bozukluğuna neden olabiliyor.

Greenpeace’in yaptığı incelemeler, 20 farklı giyim markasında tehlikeli kimyasallar bulunduğunu ortaya koydu. Bu markalar içinde ZARA, hem hormonal bozukluklara hem de kansere neden olan kimyasallar açığa çıkaran tek markaydı.

Greenpeace tarafından uzun süreli incelemeler sonucunda hazırlanan, “Zehirli Giysiler” raporu 141 parça giysi üzerinde yapılan testler sonucu oluşturuldu. Rapor, zararlı kimyasallar kullanan tekstil üretim tesisleri ile bu ürünleri satan firmalar arasındaki bağlantıyı ortaya koyuyor.

Test edilen ürünlerin büyük bir çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde üretildi. Ürünler arasında kadın ve erkekler için hem yapay hem de doğal ipliklerden üretilmiş kumaş ve kot pantolon, tişört, elbise ve iç çamaşırları bulunuyor. Bu ürünlerde tespit edilen zararlı kimyasallar ya ürünlerde malzemeye katılıyor, ya da imalat aşamasında kullanılıyor.

Rapordaki en önemli bulgulardan biri, test edilen tüm markaların her birinin birden fazla ürününde NPE’lere, yani parçalanınca hormon bozukluğuna neden olan maddelere rastlanmasıydı. Ayrıca incelenen dört üründe yüksek oranda toksik içeren ‘ftalat’ maddesi bulundu. Zara’nın iki ürününde, bazı kumaş boyalarının kullanımından kaynaklanan ve kanserojen amin kalıntıları tespit edildi.

Greenpeace, tüm giyim markalarından, 2020’ye kadar tedarik zincirleri ve ürünlerinden zararlı kimyasalları arındırmalarını talep ediyor. Bugüne kadar H&M ve Marks&Spencer gibi markalar, Greenpeace’in kampanyası sonucu bu konuda taahhütte bulundu. Zara’dan ise ses çıkmadı.

Greenpeace Akdeniz’den Tarık Nejat Dinç, “Dünyaca ünlü giyim markaları, zehirli kimyasallar içeren giysileri bizlere satarak, tüm dünyada nehirlerin toksik maddelerle dolmasına neden oluyor. Nehirlerdeki toksik kirlenme hem bu giysilerin üretimi sürecinde hem de yıkanması sonucu ortaya çıkıyor. Türkiye’de de, tekstil endüstrinin neden olduğu kirlenmeyi özellikle Ergene Nehri’nde çok acı bir şekilde görüyoruz. Büyük giyim markaları, bu zararlı kimyasalları barındıran ürünleri satarak her birimizi birer moda kurbanına dönüştürüyor. ZARA markasının ürünlerinde hem hormonal bozukluklara hem de kansere neden olan kimyasallara rastlandı. Dünya’nın en büyük moda zinciri olarak Zara’ya düşen, acilen harekete geçerek, tüm tedarik zincirini ve ürünlerini zehirli kimyasallardan arındırmak ve bu konuda önder olmaktır ” dedi.

Greenpeace Küresel DETOX ekibi adına Yiğit Erçevik başlattıkları kampanya ile Zara’yı detoksa çağırdı. Çağrı metni şöyle:

Greenpeace, tüm giyim markalarından, 2020’ye kadar tedarik zincirleri ve ürünlerinden zararlı kimyasalları arındırmalarını talep ediyor. Bugüne kadar Nike, Adidas, Puma, H&M, Marks&Spencer, C&A ve Li-Ning gibi büyük markalar, tüketicilerin, destekçilerin ve moda takipçilerinin baskıları sonucunda, ürünlerini zehirli kimyasallardan arındırma sözü verdiler.

Dünyanın bir numaralı giyim markalarından biri olan ZARA da dahil olmak üzere, tekstil sektöründeki tüm firmaların durumun ciddiyeti karşısında harekete geçmesini ve zehirli kimyasallardan arınmasını bekliyoruz. Gücü ve itibarı nedeniyle ZARA, moda endüstrisini zehirli kimyasallardan arındırma konusunda çok önemli bir konumda yer alıyor. ZARA’nın ürünleri üzerinde yaptığımız testlerde, kimisi kullanılan boyalardan kaynaklanan kanserojen maddeler olmak üzere, zehirli kimyasalların izlerine rastladık. ZARA’nın şu anki haliyle sorunun bir parçası olduğu çok açık.

Ama ZARA, temiz alternatiflere geçiş yaparak, çözümün bir parçası olmayı da seçebilir. ZARA’yı zehirli kimyasallardan arınmaya ikna etmek için Detox kampanyamıza katıl.

Kampanyaya katılmak için greenpeace.org/turkey/tr/harekete-gec/detox/zara/

(Yeşil Gazete)

 

Kır Çocukları: “Yardım eder misiniz?”

Ankara Güdül ilçesi Tahtacıörencik Köyü’nde doğayla dost, ekolojik bir yaşam oluşturmak için yola çıkan “Kır Çocukları” grubu, bu pazar günü yapacakları yağmur hendeği için gönüllü yardım arayışındalar.

Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi’nin bir bileşeni olan “Tahtacıörencik’in Kır Çocukları” (Ceyhan, Nihal, Aral ve Ilgaz) ile Özgen ve Celil, iki dönümlük bir arazide başladıkları yağmur hendeği çalışmasına bu haftasonu da devam edecekler.

Grubun yaptığı destek çağrısında “Güdül ilçesi Tahtacıörencik Köyü’nde yapmakta olduğumuz ‘Yağmur Hendekleri’ çalışması için desteğe ihtiyacımız var.  25 Kasım Pazar günü sizleri bizimle birlikte arazide çalışmaya çağırıyoruz. Söz konusu araziyi, yerel türlerden oluşan bir gıda ormanı haline getirmeyi planlıyoruz.” deniyor.

Yağmur hendekleri (ing: swale) araziye düşen ve yukarıdan giren yağmur sularının arazide tutularak toprağın içinde  depolanmasını amaçlayan bir permakültür yöntemi. Bu haftasonu yapılacak çalışma için detaylı bilgiye bu adresten ulaşılabilir.

Söz konusu arazinin Ankara merkezden 1,5 saat uzaklıkta olduğunu belirten grup, 25 Kasım pazar günü saat 10:00 civarında arazide çalışmaya başlamayı hedefliyor.

Çalışmaya gönüllü olarak destek vermek isteyenlerin şu adresteki formu doldurmaları rica ediliyor. Katılmayı düşünenlere düşülen özel notlar ise şöyle:

Arazimiz Ankara merkezden bir buçuk saat kadar uzaklıkta. 9:30 gibi orada olursak 10:00 gibi çalışmaya başlayabiliriz. Erken gidip işimizi çabuk bitirirsek sonrasında … bolca sohbet, muhabbet. Köye gitmece, çay içmece, hatta Süvari Çayı boyunda gezinmece.

Hava artık gündüzleri de biraz soğuk olduğundan çocuklarla birlikte gelmeniz tavsiye edilmez. Yanınızda iş kıyafetleri, çizme, yedek çorap ve çamaşır, su matarası, iş eldiveni bulunmasında yarar vardır. Yanınızda tırmık, bel, kazma, kürek, iş eldiveni getirebilirseniz iyi olur, yoksa bunları köyden tedarik etmeye çalışacağız.

Araziye ulaşım için yol tarifi ise şöyle: Ankara-Beypazarı yoluna girilir. Ayaş’ı geçtikten sonra, Beypazarı’na gelmeden epey önce sağ tarafta Güdül ayrımı vardır. Buradan girilince yarım saat sonra Güdül merkeze gelinir. Güdül’den Uruş yoluna girilir, 15 dakika sonra Uruş Beldesi’ne ulaşılır. Uruş’un Doğançalı-Dereli çıkışından çıkılır, 1-2 km sonra bir çeşme ve küçük bir dere üzerinde bir köprü görülür. Burada yol önce sola, hemen sonra da sağa kıvrılır. Bu son kıvrımdan 200 metre sonra sağ tarafta arazimiz görünür. (Şu anda köstebek yuvası gibidir, kolay gözden kaçmaz.) Yol kenarına park edilir.

Kır Çocukları’nın blog sayfasına bu adresten ulaşılabilir.

(Yeşil Gazete)

Mısır’ın arabuluculuğu ile Gazze’de ateşkes sağlandı

Mısır Dışişleri Bakanı Mohammed Kamel Amr ile ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ateşkes anlaşmasını duyurdukları basın toplantısının ardından el sıkışıyorlar

Mısırlı ve Hamaslı yetkililer, ateşkesin, yerel saatle 21.00’den itibaren uygulanmaya başlayacağını söyledi.

Mısır Dışişleri Bakanı Muhammed Kamil Amr, İsrail’le Filistinli gruplar arasındaki ateşkesin saat 21.00 itibarıyla başlayacağını duyurdu.

Amr, Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’la düzenlediği basın toplantısında, saat 21.00 itibarıyla İsrail’le Filistinli gruplar arasında ateşkesin başlayacağını belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı Clinton ise “ABD,İsrail’le Filistinli gruplar arasındaki ateşkesi, füze saldırılarının ve şiddetin sona ermesini memnuniyetle karşılıyor. Bölge halkları, korku duymaksızın yaşamayı hak ediyor” dedi.

Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Yasir Ali, “Mısır’ın ateşkes anlaşmasının uygulanması sürecinde İsrail ve Hamas’la görüşeceğini” bildirdi.

Mısır tarafından basın mensuplarına dağıtılan ateşkes anlaşması metninde, “İsrail, Hamas yönetimindeki Gazze Şeridi’ne yönelik havadan ve karadan yürüttüğü saldırılarını durduracak. Filistinli gruplar, İsrail’e yönelik roket atışlarını sona erdirecek. İsrail kontrolünde bulunan Gazze sınırı, 24 saat sonra insan ve mal geçişine açılacak” ifadelerine yer verildi.

İsrail’den gelen haberde Netanyahu yönetiminin ateşkese evet dediği, ancak Gazze’de ablukayı kaldırmayı kabul etmediği belirtildi.

“Galip Hamas, kaybeden İsrail”

İsrail Meclisi’nde en çok sandalyeye sahip muhalif Kadima Partisi Lideri Shaul Mofaz ise, İsrail’le Filistinli gruplar arasındaki ateşkese ilişkin, “‘Bu turun galibi Hamas, kaybedeni ise İsrail’dir” dedi. İsrail basınında yer alan habere göre, Gazze ile yapılması öngörülen ateşkes anlaşmasına ilişkin açıklamalarda bulunan Mofaz, bu süreçte Hamas Hareketi’nin kazandığını, İsrail’in ise kaybettiğini söyledi.

Obama’dan telefon trafiği

Bu arada ABD Başkanı Barack Obama, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile telefon görüşmesi yaptı.

Beyaz Saray’ın açıklamasına göre, Obama görüşmede, Netanyahu’yu Mısır’ın ateşkes önerisini kabul etmesinden dolayı takdir etti. Açıklamada, Obama’nın, öneriyi kabul etmesi için Netanyahu’ya tavsiyede bulunduğu belirtildi.

Görüşmede Obama, İsrail’in güvenliğine olan bağlılığını yinelerken, hiçbir ülkenin sivillere karşı roket saldırılarına tahammül etmesinin beklenemeyeceğini vurguladı.

Açıklamada, Obama’nın, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, sürdürülebilir bir ateşkes ve bu soruna daha kalıcı bir çözüm bulunması yönünde yeni Mısır Hükümetiyle çalışmaya dönük gayretlerinden duyduğu takdiri dile getirdiği kaydedildi.

Obama, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile de telefon görüşmesi yaptı.

Obama görüşmede Mursi’ye, sürdürülebilir bir ateşkese varılmasına dönük çabaları ve ateşkes teklifi üzerindeki müzakerelerde gösterdiği kişisel liderlikten dolayı teşekkür etti.

Obama ve Mursi görüşmede, Gazze’deki duruma daha kalıcı bir çözüm bulunması doğrultusunda çalışmanın önemi üzerinde mutabık kaldı.

ABD ile Mısır arasındaki yakın ortaklığı yeniden teyit eden Obama, Mursi’nin bölgesel güvenliğe olan bağlılığından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, “Gazze ile İsrail’in güneyindeki savaş haline son vermek için anlaşmaya varılmasını memnuniyetle karşıladığını” söyledi.

50 noktayı daha bombaladı

Bu arada İsrail ordusunun Gazze’de 50 noktayı bombaladığı bildirildi. İsrail ordusu, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ateşkes anlaşmasını kabul ettiklerini açıklamasının beklendiği saatlerde Gazze’de 50 noktayı daha vurduğunu duyurdu. Açıklamada, “İsrail, vatandaşlarına zarar verenlere saldırmaya devam edecektir” denildi.

(Cnn Türk)

 

Uğur Kaymaz 20 yaşında

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde polisler tarafından 13 kurşunla öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz ölümlerinin 8’nci yıldönümünde vuruldukları Mardin yolu cezaevi yanında yakılan mumlar ile anıldı.

Anmaya, BDP PM Üyesi Fesih Özel, BDP Mardin İl Başkanı Sihem Evleren Alp, Eğitim Sen Temsilcisi Baran İlhan, BDP İlçe Başkanı Zeyat Ağaoğlu, Barış Anneleri İnisiyatifi, Kızıltepe Belediye Başkanvekili Haşim Baday, KESK Mardin Şubeler Platformu üyeleri, DİSK Kızıltepe Baştemsilciliği, MEYA-DER ile BDP il ve ilçe yöneticilerinin de yer aldığı çok sayıda yurttaş katıldı.

Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ın fotoğraflarını taşıyan yurttaşlar, alkışlar eşliğinde mumları yaktı. Anmaya katılanlar adına açıklama yapan Eğitim Sen Kızıltepe Temsilcisi Baran İlhan, cinayet ile ilgili görülen davada Uğur ve Ahmet Kaymaz’ı katleden polislerin cezalandırılmak yerine 8 Eylül 2012 günü görülen karar duruşmasında “Meşru müdafaa” iddiasıyla beraat ettiklerini hatırlattı.

Davada 12 yaşındaki Uğur’un mahkemece “terörist” ilan edildiğine işaret eden İlhan, kararın beraat veren mahkemece verilmesinin şaşırtıcı olmadığını ifade etti. AKP hükümeti döneminde 183 çocuğun çeşitli nedenlerle yaşamını yitirdiğini bildiren İlhan, “Uğur’un ardından, 8 yıl boyunca onlarca çocuk, yine devlet görevlileri tarafından öldürülmeye devam edildi. Abdulsamet, Ceylan Önkol, Ahmet, Enes, Mehmet, Fırat, Sultan, Osman, Doğan. Pozantı Cezaevi’nde taciz ve tecavüze maruz kalan, Roboski’de katledilen çocuklar ve diğerleri. Dünya Çocuk Hakları Günü/nün kutlandığı bugünlerde çocuklarımıza reva görülen taciz, kurşun, bomba, mezar ve cezaevleridir” dedi.

“Biz biliyoruz ki, Uğur Kaymaz’ı ve diğer çocukları, ayaklarında terliklerle bu yaşamdan alanlar cezasız kaldıkça utancımız ve huzursuzluğumuz geçmeyecek” diyen İlhan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Çocuklar için daha iyi bir dünya talebimiz hep eksik kalacak. Başta Uğur Kaymaz olmak üzere tüm çocukların yaşadıkları ihlallerin sorumluları cezalandırılmalı. Uğur Kaymaz’ın anısında devlet eliyle yaşamı ellerinden alınan, hakları ihlal edilen tüm çocukları anıyor ve onları unutmadığımızın bilinmesini istiyoruz.”

(Birgün)

Bakırtepe Çevre Platformu altın aramaya karşı

Bianet’ten Nilay Vardar’ın haberine göre Sivas’ın Kangal ilçesindeki Bakırtepe’de yapılmak istenen altın arama faaliyetine köylüler karşı çıkıyor.

Koç Holding’in madencilik şirketi Demir Export, 2006’dan beri bölgede sondaj çalışmaları yürütüyor.

Kangal ilçesinde altın aramadan etkilenecek öncelikli köyler Elkondu, Eğricek, Pınargözü, Bulak, Dışlık  ve Kangal Dernekler Federasyonu bir araya gelerek Bakırtepe Çevre Platformunu kurdu.

13 Eylül’de ilçede konuyla ilgili yapılmak istenen Çevre Etki Değerlendirme Toplantısı’nı (ÇED) köylüler protesto etti.

Platform üyesi Aytaç Sarıkaya, “Kesinlikle siyanürlü altın aramaya karşıyız ve izin vermeyeceğiz” diyor.

“Siyanürlü altın aramanın topraklarımızı, suyumuza ve sağlımıza zararlı olduğunu düşünüyoruz. Kaz dağları, Bergama’da bunun örneklerini gördük. Ayrıca Bakırtepe Alevi inancına göre kutsal bir yer. İnsanlar Bakırtepe’ye gelip kurban keserek adaklar adıyor.”

Avukat Yaprak Türkmen, ÇED süreci tamamlandığında konuya ilgili dava açacaklarını belirtti. Dünyanın hiçbir yerinde siyanür maddesi kullanılmadan altın çıkarma işlemi yapılamayacağını belirten Türkmen, siyanürlü altın çıkarma işleminin kesin olarak 20 kilometrelik alanı etkileyeceğini rüzgar ve nem oranına göre ise 100 kilometreye kadar yayılacağını belirtti.

Platform, altın aramaya karşı internet üzerinden de imza kampanyası başlattı. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da yapılan Sivas Günleri’nde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da köylülerin kampanyasına imza attı.

Köylüler, cumartesi günü basın açıklaması yapacak.

(Bianet)

 

2013 için Okul Sütü ihalesi 20 Aralık’ta

Okul Sütü Programı’nın ihalesi 20 Aralık’ta gerçekleştirilecek. Özel okullar dahil 30 bin 752 okulda, 6 milyon 171 bin 692 öğrenciye 2012-2013 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi boyunca haftada 3 gün süt dağıtılacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, programla özel okullar dahil 30 bin 752 okulda 6 milyon 171 bin 692 ana sınıfı ve ilkokul öğrencisinin tamamına pazartesi, çarşamba ve cuma günleri olmak üzere haftada 3 gün süreyle 200 mililitre UHT süt dağıtılacak.

Okul Sütü dağıtımı, okulların açıldığı 11 Şubat 2013’de başlayacak ve 2012-2013 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi boyunca devam edecek.

Programla öğrencilere, süt içme alışkanlığı kazandırmak ve dengeli beslenerek sağlıklı gelişmelerini sağlamak amaçlanıyor.

Okul Sütü temini Kamu İhale Kanunu’nun 19/a maddesine göre, açık ihale usulüyle 20 Aralık 2012 Perşembe günü saat 14.00’te Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda yapılacak.

İhale dokümanları bakanlık ve “ekap.kik.gov.tr/EKAP/” internet adreslerinde istekliklerce görülebilecek, Hayvancılık Genel Müdürlüğü’nde de satışı yapılacak.

(Dünya)

Tahsin Şahinkaya: “Tarihi olayları ancak tarih yargılar”

12 Eylül askeri darbesine ilişkin, dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya ‘nın yargılandığı davaya devam ediliyor. Şahinkaya savunmasında, “Büyük olayları tarih yargılar” dedi.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, sanıkların avukatı Bülent Hayri Acar, TBMM Başkanlığı, Başbakanlık, CHP, MHP, DİSK ve HAK-İŞ’in de aralarında bulunduğu müdahiller ve avukatları katılıyor.

Evren ve Şahinkaya, sesli ve görüntülü iletişim sistemiyle mahkemeye gelmeden savunmalarını yapıyor. Sanıklar, mahkeme salonuna yansıtılan görüntülerinde dün olduğu gibi yataklarında görünüyor.

Evren ve Şahinkaya sadece darbeden sorgulanıyor

Duruşmada, müdahil avukatlardan Fikret Babaoğlu söz alarak, sanıkların sistematik işkence ve kötü muamele suçları yönünden de savunmalarının yapılması gerektiğini söyledi.

Evren’in avukatı ise “İşkence iddiaları ayrı bir soruşturmanın konusudur. Sorgu sadece darbeden yapılabilir” diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Süleyman İnce, Evren’e, İddinamedeki suçlamaları özetledikten sonra, “Haklarınızı anladınız mı? Savunmanızı kendiniz mi yapacaksınız? Avukatınızla mı yapacaksınız?” diye sordu.

Kenan Evren, “Savunmamı avukatımla yapacağım. İşkence konuları ile ilgimiz yok” dedi. Şahinkaya da savunmasını avukatıyla yapmak istediğini söyledi.

Mahkeme Başkanı, Evren ve Şahinkaya’nın sadece darbe suçlamasından yargılanacağını söyledi.

Şahinkaya: Bizler o gün için doğru olanı yaptık

Aranın ardından duruşmada, müdahil avukatlardan Arif Ali Cangı, ”Sanıklar arasındaki astlık ve üstlük ilişkisi dikkate alındığında, sanıkların savunmasına Ali Tahsin Şahinkaya’dan başlanmasını” istedi. Mahkeme, talebi yerinde görerek, önce sanık Ali Tahsin Şahinkaya’nın savunma yapmasını kararlaştırdı.

Yazılı savunmasını okuyan Şahinkaya, ”Bizler o gün için en doğru olanı yaptık” dedi.

Şahinkaya, ”12 Eylül müdahalesi Türk ve dünya tarihinde yerini almış büyük bir olaydır. Tarihi olayları ancak tarih yargılar” ifadesini kullandı.

Mahkemenin sorularını yanıtsız bıraktı

Savunmasını tamamlayan sanık Şahinkaya, herhangi bir soruya cevap vermeyeceğini söyledi.

Mahkeme, Şahinkaya’ya, ”Bireysel olarak bir darbe yapmanın gerektiğine ne zaman inandınız? Bu kararınızı kimlerle paylaştınız? Darbe yapılması yönündeki karara hangi tarihli toplantıda, hangi komuta kademesi ile hangi komutanlarla karar verdiniz? Sizin dışınızda kalan, yani emir komuta zinciri dışındaki TSK görevlilerince veya TSK dışında bir silahlı güç tarafından darbe yapılsaydı, buna o dönemdeki tepkiniz ne olurdu?” sorularını yöneltti.

Sorulara cevap vermeyeceğini belirten Şahinkaya, mahkemenin, ”12 Eylül 1980 askeri darbesinin yapılmasında ABD veya bir başka ülkenin bilgisi veya onayı var mıdır?” sorusu üzerine de ”Arz etmiştim efendim, (yanıt) vermeyeceğim” diye konuştu.

Duruşmaya devam ediliyor.

(T24, Yeşil Gazete)

 

 

Asya Misk Kedileri Kahve’den muzdarip

Kahve konusunda hassas ve cebi dolgun kahve tiryakileri dikkatli olmalı. Şayet, Asya misk kedilerinin yediği ve sonrasında dışkıladığı kahve çekirdeklerinden yapılan dünyanın en pahalı kahvesi Kopi luwak’ı tükettikleri takdirde vicdani bir boşluğa düşebilirler.

Anavatanı Endonezya olan, Kopi Luwak, ya da Civet kahvesi olarak bilenen bu kahve, Asya misk kedilerinin tükettiği kahve çekirdeklerinden üretilmekte.2007 yılında gösterime giren “Bucket List” (Şimdi ya da Asla) adlı filmle beraber popülerliği artan kahvenin ünü Endonezya’dan ABD ve Avrupa’ya doğru yayıldı. Londra’da bir Outlet’de fincanının 70 pound’a (yaklaşık 200 TL) satılan bu kahve astronomik fiyatı ile her kahve tutkununa hitap etmiyor.

Yüksek satış fiyatı ve kendine has üretim şekline sahip olan Kopi luwak kahvesi Endonezya’da kırsal tarımla uğraşan birçok köyün de şeklini değiştiriyor.

The Guardian Gazetesi’ muhabirlerinden Oliver Milman’ın Endonezya’nın Midan şehrinde bir kahve dükkanına uğramasıyla, Kopi Luwak kahvesinin üretiminde gözardı edilen bir unsura dikkat çekilmiş oldu. Milmann kahve dükkanın arkasından gözlerden uzak tutulmaya çalışılan 20’den fazla küçük kafes içerisinde bitkin halde bulunan Misk kedileri ile karşılaşınca hikayenin peşine düşüyor ve bölgedeki hayvan hakları savunuculğu yapan STK’larla irtibat kuruyor.

Hayvan hakları konusunda çalışan stk’lardan yapılan açıklamaya göre, onbinlerce misk kedisi bu tip küçük kafeslerde tutulup, sağlıksız bir beslenme alışkanlığına maruz bırakılıyor. Bu üretime dahil olan kedi çiftliklerinin sayısı da gün geçtikçe artıyor. Misk kedisinin türü tehlike altında değil. Fakat, Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından “doğada soyu tükenme tehlikesi yüksek” (VU – vulnerable)  adlı kategorisi altında olan binturong adlı kedi türü de aynı eziyete maruz bırakılıyor.

Dışkılarından yararlanmak için neredeyse tamamen kahve çekirdekleri ile  beslenmek zorunda kalan misk kedileri hayatlarının geri kalanını dar kafesler içerisinde geçiriyor.

Hayvan hakları savunucusu Chris Shepherd, durum ile alakalı şunları söylüyor;

”Yaşam şartları berbat! Yaşadıkları vahşi ortamından alınan kediler bu berbat şartlar altından yaşamak zorunda bırakılıyor. Birarada kalmak için mücadele etmelerine rağmen, hayvanlar doğadan ve birbirlerinden koparılıp,  daracık kafesler içerisinde kötü besinlere maruz bırakılıyor.”

“Ölüm oranları yüksek ve bazı türlerin nesli tükenme tehlikesi var. Bu durum kontrolden çıkıyor. Bu kahvenin hangi şartlar altında üretildiğine dair tüketicilerin fazla bilgisi yok. İnsanlar bu canlıların hangi şartlar yaşamak zorunda bırakıldığının farkında olmalı. Farkına oldukları takdirde, bu kahveyi tüketmeden önce bir kez daha düşüneceklerdir. ”

(The Guardian, Yeşil Gazete)