Ana Sayfa Blog Sayfa 4520

Google’dan BM’ye “Özgür İnternet” tepkisi

Teknoloji devi Google, gelecek ay gizli kapılar ardında düzenlenecek bir Birleşmiş Milletler (BM) toplantısına tepki gösterdi. Google, Avrupa’nın düzenleyici kurumlarının internet ve sosyal medyayı kısıtlayıcı kararlar alacağından endişeli olduğunu belirterek BM’ye karşı kampanya başlattı.

Google, Dubai’de gelecek ay düzenlenecek Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) toplantısına tepkili. Avrupa’nın düzenleyici kurumlarının kapalı kapılar ardından gerçekleştireceği toplantıda 1988’de yapılan anlaşmanın revize edileceğini öne süren Google, internetteki ifade özgürlüğünün tehdit altında olduğunu belirtti.

ITU’nun 1988’de imzaladığı anlaşmada internet özgürlüğünü kısıtlayıcı değişikliklere gidileceğinden endişeli olan Google, aynı zamanda YouTube, Facebook ve Skype gibi sosyal medya ağları ve araçlarının “uluslararası alanda kullanılmak için ücret ödemeye zorlanabileceğini” öne sürdü.

Google, yaptığı açıklamada, “ITU üyesi ülkelerin bedava olan sosyal medya ağlarını kendilerine ücret ödemeye zorlayabileceğini, böyle bir şey olması halinde özellikle gelişmekte olan ülkelerde bilgiye erişimin ciddi şekilde kısıtlanabileceğini” ifade etti.

HAREKETE GEÇİN!

Google, ITU’ya yaptığı eleştiriyi bir kampanyaya dönüştürerek bu eyleme odaklı bir internet sitesi bile açtı. “Take Action ” adlı kampanya, internet kullanıcılarına “bedava ve özgür internet için” imza vermeye davet ediyor.

Google, yaptığı şikayette, “ITU toplantısında sadece hükümetlerin söz alacağını, bu durumun özgür ve bedava internetin savunulmamasına yol açacağını ve interneti kullanan mühendisler, şirketler ve insanların söz hakkı olmayacağını” belirtti. Google ayrıca, ITU toplantısının kamuyouna kapalı kapılar ardından yapıldığını ve yapılan tekliflerin gizli tutulduğunu ifade etti.

Söz konusu görüşmeler 3-14 Aralık tarihlerinde Dubai’de yapılacak. Bu süre içinde yeni bir bilgi ve iletişim anlaşmasının sunulması ve imzalanması bekleniyor.

ITU İDDİALARI REDDETTİ

ITU sözcüsü Srah Parkes, görüşmelerde internet özgürlüğünü kısıtlayacak bir karar alınacağı iddilararını reddetti.

The Register sitesine açıklama yapan Parkes, Google’ın toplantılarda bir IT (Bilişim Teknolojileri) üyesi olarak yer edinme şansı olduğunu ancak bu tercihi yapmadıklarını belirtti. Parkes buna rağmen Google’ın ABD ve İsrailli temsilciler tarafından temsil edildiğini söyledi.

Konu hakkında Twitter hesabından da bir mesaj atan Parker, “ITU Anayasası iletişim haklarını belirler ve bunu yaparken uluslararası telekominikasyon düzenlemelerinden yararlanır. Düzenleyici kurumlar bu özgürlüğü kısıtlayamaz” dedi.

(Ntvmsnbc)

 

2012’de 119 gazeteci görevi başında hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze harekatında medya kuruluşları da hedef alındı. Ek Aksa TV kameramanları Mahmud el-Komi ve Husam Selame bu saldırılarda hayatlarını kaybetti

Haber peşinde koşan gazeteciler kimi zaman kurşunların ya da bombaların hedefi oluyor. 2012’de görevi başında ölen gazetecilerin sayısı son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Merkezi Avusturya’nın başkenti Viyana’da bulunan Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), 2012 yılında 119 gazetecinin görev başında hayatını kaybettiğini açıkladı. Enstitü, bunun son 15 yılın en yüksek rakamı olduğuna dikkat çekti.

Gazeteci ölümlerinde endişe veren bir artışın tespit edildiğini kaydeden kurum, haberin yayılmasını önlenmek isteyenlerin gazetecileri hedef aldığına dikkat çekti.

Bu yıl Suriye’de 36 gazeteci hayatını kaybetmiş. Ölüm vakalarında ikinci sırada yer alan ülke ise 16 kişi ile Somali. Somali’yi, Meksika, Pakistan ve Filipinler izliyor.

Uluslararası Basın Enstitüsü’nün verileri, görevi başında doğrudan hedef alınmadan hayatını kaybeden gazetecilerin tümünü kapsıyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün verilerine göre, 2012’de hedef alınarak öldürülen gazeteci sayısı 56 oldu.

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılar sonucunda da,  El-Aksa Televizyonu’nun kameramanlarından Mahmud el-Komi ve Husam Selame’nin öldürülmüştü.

(Yeşil Gazete, Deutsche Welle)

 

İsveç Yeşillerinin iki eş sözcüsü de ebeveyn izninde

İsveç Yeşillerinin eş başkanları Åsa Romson ve Gustav Fridolin

İsveç Yeşiller Partisi’nin iki eş başkanı aynı anda ebeveyn (çocuk büyütme) iznine ayrıldı. Ülkede iki lidere sahip tek parti olan Yeşiller’in iki eş başkanı Åsa Romson ve Gustav Fridolin altı aylık süre ile anne-babalık izni aldı.

Geçtiğimiz haftalarda babalık iznine ayrılan Gustav Fridolin’den sonra doğum yapan Åsa Romson da görevinden ayrılınca parti lidersiz kaldı. İki liderin izinde kalacağı altı aylık süre zarfında parti yönetiminden üç milletvekili liderlerin görevlerini üstlenecek.

İsveç’te anne ve babaya çocuklarına bakmaları için toplam 16 ay ücretli “annelik” ve “babalık” izini veriliyor. İlk defa anne – baba olanlar için bu süre 18 ay ve iki ebeveyn arasında eşit oranda bölünebiliyor.

Babaların da bu izni kullanmasını desteklemek için iznin iki ayı anneye devredilemiyor. Eşit izin kullanan ebeveynlere ‘toplumsal cinsiyet eşitliği ikramiyesi’ veriliyor. Ebeveynler bu izni, çocuk yedi yaşına gelene kadar istedikleri zaman kullanabiliyor.

(Aydınses.com)

Taksim’e sahip çıkmak için Cumartesi günü Taksim’e

Taksim Dayanışması, “Taksime Sahip Çık” sloganı ile 17 gündür her akşam Taksim Metro durağında 70 küsur bileşeni ile eylem yapmaya devam ediyor. 

24 Kasım Cumartesi günü geniş çaplı kitlesel bir eylem ile Taksimi Yayalaştırma adı altında Taksim Meydanını halkın elinden almak isteyenlere buna izin vermeyeceklerini anlatacaklar.

Taksim için Taksim’e eylemi 16:30’da Metro Durağı önünde başlayacak, Bandista’nın da katılacağı eylem Taksim Gezi Parkı ve yıkımlarla ilgili 18:00’de  Metro Durağı önünde yapılacak basın açıklamasının ardından son bulacak. Eylem sırasında Taksim Meydanını ne duruma getireceğine ilişkin bildiriler de dağıtılacak.

Taksim Dayanışmasının Koruma Kurulu’nu yakın takibe alan üyelerinin aktardığına göre yöneticilerin önümüzdeki hafta Taksim Gezi Parkı ile ilgili bir karara varma olasılıkları çok yüksek, bu nedenle Cumartesi günü “Taksime Sahip Çık”mak için Taksim Meydanı’nın boş bırakmamak, meydanın halkın elinden alınamayacağını göstermek için yekvücut olmak çok büyük bir önem taşıyor.

(Yeşil Gazete)

Bakır Madeninde göçük. 4 işçi öldü

Samsun’un Tekkeköy ilçesinde Eti Bakır’a ait Bakır Medeni işletmesinde amonyak tankının kapağında yapım çalışması devam ederken meydana gelen çökmede dört işçi öldü, dokuz işçi yaralandı.

Sanayi Mahallesi Selyeri mevkisinde Eti Bakır’a ait işletmede, amonyak tankının kapağında yapım çalışması devam ederken çökme meydana geldi.

Çökme sonucunda çok sayıda işçi, kapak altında kaldı. İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekipleri ile itfaiye de olay yerinde arama kurtarma çalışması yapıyor.

5 Kasım’da da yine aynı iş yerinde kamyon şoförü Turan İnce İnce, fabrika içinde stok sahasına maden cevherini boşaltırken, kamyon kasasına yapışan ıslak cevherin boşaltılması için şişlenmesi esnasında kamyonun devrilmesi sonucu olay yerinde hayatını kaybetmişti.

(Bianet)

Hayrettin Karaca, Hakim karşısına çıktı

TEMA Vakfı Onursal Başkanı ve Alternatif Nobel ödüllü sahibi Hayrettin Karaca’ya karşı açılan dava görülmeye başlandı.  Dava 15 Şubat 2013 tarihine ertelendi.

Koza Altın Madeni İşletmesi’nin şikayeti üzerine İzmir Dikili’de Hakim karşısına çıkan 90 yaşındaki Hayrettin Karaca hakkında açılan kamu davasının görüşülmesine devam edildi.

Maden şirketinin Karaca’ya yönelik şikayetlerini geri çekmesine rağmen görülen kamu davası duruşması, keşif talepleri ve tanıkların dinlenmesi için 15 Şubat 2013 tarihine ertelendi.

Tema Vakfı tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

TEMA Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca, 7 Aralık 2012’de Stockholm’de yapılacak olan Alternatif Nobel olarak da bilinen Doğru Yaşam Ödül Töreni’nde “Doğru Yaşam Onur Ödülü” alacak. Bu ödül töreninden 2 hafta öncesinde 90 yaşındaki Hayrettin Karaca İzmir Dikili’de hakim önüne çıktı.

Karaca’ya Karşı Suçlamalar

“Hayrettin Karaca, 17 Nisan 2010 tarihinde, madenin bulunduğu yaylada incelemede bulunmak ve altın madenine karşı yerel hareketi desteklemek üzere Kozak bölgesine gitti. Hayrettin Karaca ile birlikte  Gülden Karabudak, Hasan Namak ve Kozaklı bir grup köylünün de aralarında bulunduğu grup, Koza Altın’ın kamu arazisi olan ormanlarda kestiği 7.400 ağacın bulunduğu bölgeye bozulan ekosistemi incelemeye gitti. Karaca, ağaç ve bitki türlerinin fotoğraflarını çekerken maden şirketine ait 3 araç geldi.

Karaca ve arkadaşlarının yolunu keserek, tehdit ve hakaret içeren aşağılayıcı söylemlerde bulundu.  Böylece maden şirketi çalışanları, kamuya ait olan bir yolda Karaca ve yanındakilerin özgürlüklerini kısıtladı.

Madencilik şirketi, bununla yetinmeyip, Karaca ve Namak ile bu ikiliye eşlik eden Kozak köylülerinden Gülten Karabudak hakkında konut dokunulmazlığının (işyeri) ihlali ve iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarından dolayı şikayetçi oldu. Ayrıca Savcı, Karaca, Hasan Namak ve Gülden Karabudak hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan dava açtı.

Hayrettin Karaca’ya karşı açılan kamu davasının duruşması 20 Kasım 2012’de İzmir Dikili’de yapıldı. Sanık olarak yargılanan Hayrettin Karaca ‘Kozak yaylasında çok sayıda ağaç kesildiğini öğrenince ekolojik sistemin uğradığı zararı görmek istedim. Ancak kamuya ait olan orman arazisine girmem engellendi. Ben ve yanımdakilerin engellenmesinin üzerine bir de hakkımızda dava açılması çok üzücü.’ dedi. Karaca ‘Yavuz hırsız ev sahibini bastırdı. Mağdurken, suçlu durumuna düştük’  dedi.

Dikili’de gerçekleşen davaya yerel ve ulusal ilginin yanısıra uluslararası boyutta da ilgi ve katılım vardı. Doğru Yaşam Ödülü Heyeti’nden uluslararası avukat Agneta Johansson ve Merkezi İsveç’te bulunan Uluslararası Hukuk Desteği Konsorsiyumu’ndan Bitte Hammargren da davayı izlemek ve Hayrettin Karaca’ya destek olmak üzere Türkiye’ye geldi.

Maden şirketi Karaca’ya yönelik şikayetlerini geri çekti, ancak kamu davası devam ediyor. Duruşma keşif talepleri ve tanıkların dinlenmesi için 15 Şubat 2013 tarihine ertelendi.

TEMA Vakfı ve Doğru Yaşam Ödülü Vakfı, Karaca hakkındaki davanın uluslararası adil yargılanma standartlarında olması ve Kozak Yaylası’na sahip çıkılması için çağrıda bulunuyor. “

(Yeşil Gazete)

 

 

 

 

Devlet Opera ve Balesinde 156 kişilik kadro

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğüne 156 personel alınacağı açıklandı. Başvurular 26 Kasım – 13 Aralık tarihleri arasında alınıyor.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdür Yardımcısı Şadi Erdoğan, Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya ve Samsun Devlet Opera ve Balesi müdürlüklerinde opera ve bale sanatkar memurların, uygulatıcı uzmanların ve uzman memurların alınacağını belirterek, ”Sahne sanatlarıyla ilgili, opera ve baleyle ilgili koskocaman bir çark bu. Zaman zaman emekli olanlar ayrılanlar nedeniyle boşluklarımız oluyor. Bu kadrolarımızla da çarkı sağlıklı olarak çevirebilmek için bu sınavı açma kararı aldık” dedi.

Erdoğan, 26 Kasım-13 Aralık’ta yapılacak başvuruların ardından sınavlara 24 Aralık’tan itibaren başlayacağını, başarılı olanların ise tercih ve puanlarına göre yerleştirileceğini kaydetti.

Erdoğan, sınavların aralarında genel müdürün de bulunacağı 13 kişilik heyetin gözetiminde yapılacağını da bildirdi.

18 Aralık’ta açıklanacak sınav programı ve ayrıntılı bilgiye ise dobgm.gov.tr adresinden ulaşılabilir.

(Yeşil Gazete)

İklim Değişikliğine karşı 350.org’un Küresel Eksen Değişimi hareketi başladı

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 18. Taraflar Konferansı yaklaşırken iklim değişikliği konusunda dört bir yanda alarm zilleri çalmaya devam ediyor. Son olarak Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından açıklanan Emisyon Açığı Raporuna göre devletlerin mevcut emisyon azaltım taahhütleri yüzyıl sonuna kadar ortalama sıcaklıkların 3 ila 5 derece artması anlamına geliyor.

Ancak, devletler ayak sürürken iklim hareketi de boş durmuyor.

350.org hareketi dün yeni kampanyasını açıkladı. Kampanyanın çağrı metni, bugüne kadar devletleri iklim değişikliği ile mücadele etmeye ikna etmek için birçok eylem yapıldığına; ancak, yapılan hiçbir eylemin yeterince büyük olmadığına dikkat çekerek  “Yeni bir şey deneme zamanı” diye başlıyor.

Küresel Eksen Değişimi (Global Powershift), devletlerin iklim değişikliği konusunda bağlayıcı adımlar atmasını sağlamak için daha önce görülmemiş boyutta ve dünya çapında dönüştürücü bir iklim hareketi oluşturulması esasına dayanıyor.

Projenin ilk aşamasında tüm dünyadan seçilecek 500 katılımcı Haziran 2013’te İstanbul’da bir araya gelecek. Katılımcılar, yerel ve sanal örgütlenme konularında eğitimlere katılacak, kendi geldikleri ülke ve bölgelerden iklim hareketinin ne şartlarda faaliyet gösterdiğini anlatan hikayelerini paylaşacak ve en önemlisi, iklim hareketinin geleceği için bir strateji oluşturacak.

Projenin ikinci aşamasında ise katılımcılar takımlar halinde kendi ülkelerine dönecekler ve iklim hareketini örgütlemeye aktif bir şekilde yardımcı olacaklar. Bu sürecin sonunda iktidardaki siyasetçi ve şirket yöneticilerinin karşı çıkamayacağı bir siyasi irade yaratılarak, iklim krizi ile mücadele için gerekli dönüşümün tamamlanması hedefleniyor.

Küresel Eksen Değişimi’ne katılmak için globalpowershift.org adresine gidebilirsiniz.

Hareketin sosyal medya sayfaları ise şu şekilde

Facebook sayfası facebook.com/GlobalPowerShift

Twitter adresi twitter.com/350gps .

(Yeşil Gazete)

İğneada termik belasından kurtuldu

Trakya Haberleri.com sitesinin haberine göre İğneada’ya yapılması planlanan Termik Santrale karşı yapılan karşı mücadele ve eylemler amacına ulaştı. Kırklareli Milletvekili Avukat Turgut Dibek, termik santral talebinin Çevre Bakanlığınca reddedildiğini açıkladı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Dibek şunları kaydetti:, “TBMM’de Plan ve Bütçe Komisyonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bütçesini görüşüyoruz. Ben de İğneada’ki kurulması düşünülen termik santralini gündeme getirdim. Sayın Bakana bu santrale tüm Kırklareli’nin karşı olduğunu , yüzde 100 orman bölgesi olan bu alanda santrale izin verilemeyeceğini söyledim. Çed sürecinin firma için olumsuz olduğunu biliyorum. Geçtiğimiz günlerdeki Çed toplantısına ben de katılmıştım.

Başta İğneada halkı olmak üzere tüm Kırklarelili hemşehrilerimi kutluyorum. Termik Santral talebi Bakanlıkça Reddedilmiş…. Az önce Sayın Bakan Komisyonda sorduğum soruları yanıtladı ve Beğendik’e yapılmak istenen Termik santralin başvurusunu reddettiğini açıkladı. Bu haber bizleri çok mutlu etti. Bu kararı her bir Kırklarelili hemşehrim bekliyordu. Bu karar bir mücadelenin sonucudur.

Bir ayı aşkın süredir herkes elinden geleni yaptı ve bu yanlışı engellemek için mücadele etti. Sonunda doğru olan karar alındı. İğneada ve Istrancalar sonsuza kadar bu güzelliği ile kalmalıdır. Kırklarelili ve duyarlı herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Turgut Dibek’in 18 Ekim’da TBMM’de İğneada’nın Beğendik Köyü’ne Termik Santral yapılmasının planlanması ile ilgili yaptığı açıklamayı buradan izlemek mümkün

(Trakya Haberleri, Yeşil Gazete)

CHP, Seyit Rıza ile ilgili iade-i itibar talebini reddetti

CHP Dersim milletvekili Hüseyin Aygün’ün “Seyit Rıza ve arkadaşlarına iade-i itibarda bulunulması”na ilişkin kanun teklifinin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grubu tarafından red edildiği bildirildi.

CHP sözcüsü Haluk Koç, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı öncesi yaptığı açıklamada, Aygün’ün Seyit Rıza’yla ilgili kanun teklifi verilmesi önerisinin parti grubunda reddedildiğini belirtti. Koç, “Grup yönetim kurulu bu teklifi değerlendirmiş ve red etmiştir” dedi.

Haluk Koç şunları söyledi: “Her milletvekili kanun teklifi verebilir, ama CHP’nin Grup iç yönetmeliğinde eğer bu teklifi veren milletvekili CHP’li ise bu teklifi CHP Grubu’na gelir. Grup yönetimi toplanır ve bu kanun teklifinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığı’na verilip verilmeyeceğine karar verir. Arkadaşımızın böyle bir teklifi olmuştur, Grup yönetim kurulu da bu teklifi değerlendirmiş ve red etmiştir.”

CHP Meclis Grubu’nun dün (21 Kasım) kapalı yapılan toplantısında “anadilde savunma”yla ilgili kanun teklifi ve Aygün’ün kanun teklifi ele alınmıştı.

“Anadilde savunma” konusunda da CHP Grubu içinde tartışmalar yaşandığı öğrenilirken, Sinop milletvekili Engin Altay, “Partide iki farklı görüş oluştu. Gelişime evet diyoruz ama başkalaşma farklı bir şey. Bunu kabul etmek mümkün değildir” dedi.

Seyit Rıza kimdir

1937-38’de 13 binden fazla insanın askerlerce öldürüldüğü “Dersim Katliamı” sırasında 5 Eylül 1937’de tutuklanan Seyit Rıza, “isyanın lideri” olduğu iddiasıyla kısa süren bir yargılamadan sonra 15 Kasım’da 74 yaşında idam edilmişti.

İdam edilmeden hemen önce Seyit Rıza, ““Ben sizin yalanlarınızla baş edemedim, bu bana dert olsun. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” şeklinde konuşmuştu

(İmc.Tv, Yeşil Gazete)