Ana Sayfa Blog Sayfa 4419

Ska Keller Yeşil Evde’ydi

Birlik 90/Yeşiller Partisi’nden, Avrupa Parlamentosu üyesi Ska Keller, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin davetlisi olarak İstanbul Yeşil Ev’deydi.

AB-Türkiye ilişkileri ve göç konusunda çalışan Ska Keller AB delegasyonu toplantısı için Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından izlenimlerini Yeşil Ev’de paylaştı.

AB delegasyonunun Ankara’da yaptığı görüşmelerde, AB-Türkiye ilişkilerinden, yeni anayasa yazım sürecine, 4.yargı paketinden, Suriye’de yaşananlara değin birçok konuda Türkiyeli yetkililerle fikir alışverişinde bulunduklarını söyleyen Keller, Ankara’yı ziyaret eden delegelerin olumsuz görüşlerine rağmen Avrupa genelinde, Türkiye’nin AB süreci konusunda oldukça olumlu bir hava estiğini söyledi.

Keller, Fransa’nın 22’nci fasıl üzerindeki blokajını kaldırmasının ve Güney Kıbrıs’ın AB başkanlığını İrlanda’ya devretmesinin Türkiye ve AB ilişkilerini hareketlendireceğini ifade ettikten sonra, artık Türkiye’nin de somut ilerlemeler kaydetmesi gerektiğini belirtti.

Görüşmeler sırasında başkanlık tartışmalarına AKP haricindeki partilerin sıcak bakmadığı izlenimini edindiklerini söyleyen Keller, Anayasa yazım sürecinde de temel haklar konusunda uzlaşmalara varıldığını öğrendiklerini, ancak yetkililerin Mart sonunda bitirilmesi planlanan sürecin daha da uzayacağını bildirdiklerini söyledi.

Bütün bu ilerlemelere rağmen birçok yasanın muğlak olduğunu söyledi. Cinsiyet eşitliği ile alakalı maddelerin bütün iç hukuk yollarına da sirayet etmesi gerektiğini söyleyen Keller, çevre meseleleri konusunda bu anayasanın ne yenilikler getireceğini sorduklarını ama cevap alamadıklarını da belirtti.

Önümüzdeki günlerde meclis gündemine gelecek olan “Tabiat ve biyolojik çeşitliliği koruma kanunu tasarısı” hakkında birçok eleştirel mail aldıklarını söyleyen Keller, tasarıya karşı çıkan çok sayıda STK’nın bir araya gelerek oluşturduğu Tabiat Kanunu İzleme Girişimi ile de Ankara’da görüşme fırsatı bulduklarını ifade etti.

Keller Yeşil Ev’de temaslarını sürdürdü

Keller, Ankara izlenimlerinin ardından kendisini ziyaret eden, KESK başkanı Lami Özgen, Özgür Gündem gazetesi editörleri ve Pınar Selek’in avukatları ile fikir alışverişinde bulundu.

4. Yargı paketini olumlu ama yetersiz  bulduklarını söyleyen gazeteciler, şiddet ekseni çerçevesinde bir iyileştirme yapılmasının söz konusu olduğunu  “örgüt üyeliği” suçlaması için ise beklenen değişikliklerin yapılmadığını belirttiler. Bu nedenle de gazeteci ve Avukatların %90’ının bu yargı paketinden faydalanamayacağı kaygısı taşıdıklarını ifade ettiler.

Keller, hakkında 3 kez beraat kararı verilmesine rağmen bir dizi hukuk skandalı ardından ömür boyu hapis cezasına çarptırılan sosyolog Pınar Selek’in avukatları Seyda Selek ve Yasemin Öz ile de bir görüşme gerçekleştirdi. Keller, bir sonraki ilerleme raporunda muhakkak Pınar Selek’in durumu ile alakalı bir vurgunun yapılacağını söyleyerek sürecin henüz bitmediğini ve yakından takip etmeye devam edeceklerini söyledi.

Keller’la fikir alışverişinde bulunan son isim olan KESK Genel Başkanı Lami Özgen, kendisi dahil 72 kişinin yargılandığı KCK davası hakkında konuştu.

KESK’in 6. genel başkanı olduğunu söyleyen Özgen, KESK’in kurulduğundan beri aynı politikaları ele alıp savunduğunu, ama kendisinin Kürt olduğu gerekçesiyle böyle bir dava ile karşı karşıya kaldığını belirtti. Özgen, 10 Nisan’da Ankara’da 13.ağır ceza mahkemesinde görülecek KCK davasına Keller’i de davet etti.

Tasuku ile Muu: Anca beraber kanca beraber

14 Şubat Sevgililer günü geçti, hem de dünya çapında yüzbinlerce kadının şiddete, ikinci planda bırakılmaya, erkek egemenliğine karşı ortak bir çığlığı hep birlikte attığı “One Billion Rising” etkinlikleri ile tabiri caizse deldi de geçti. 14 Şubat’ın hemen akabinde dünyanın belki de gelmiş geçmiş en tatlı sevgilileri ise instagram’da arz-ı endam ettiler.

Siz sevgililiği sadece aşk, meşk ilişkileri ile mi sınırlı sanırsınız. Sevgili olmanın sözlük anlamı karşılıklı sevgi alışverişinde bulunmak, her daim her vesile her veçhe birarada olabilmektir.

Sözlük anlamını en güzel yaşayan ve yaşatan iki canlı ile tanıştıralım sizi o halde. Bir insan yavrusu, Tasuku ve köpekgiller familyasından buldog arkadaşı Muu ile yani.

Bu ikili Japonya’nın Tokyo kentinde ikamet etmekteler. Tasuku’nun annesi Aya Sakai hanım oğlu ile sevgili arkadaşı Muu’nun ölümsüz dostluğunu fotoğraf karelerine yansıtmış sonra da “bu dünyada sevgi büyük ihtiyaç” sözünü kanıtlasın; dünya içine düştüğü nefret, hiddet, şiddet çukurundan başını bir nebze de olsa kaldırsın diye instagram adresi üzerinden yayınlamış.

İşte Tasuku ile Muu ve işte onların masallara geçecek dostluğu

Özel Not: Biz bu dostluğun tüm karelerini de görmek isteriz der iseniz Tasuku efendinin annesi Aya Sakai hanımın instagram adresinden de sizleri mahrum bırakmayalım, instagram.com/ayasakai

*Kapar’a

(Yeşil Gazete, Thefw.com)

Obama’ya sözünü hatırlatmak

Son araştırmalar Amerikalıların çevre konusundaki duyarlıklarının artmakta olduğunu gösteriyor. Bisiklete “ her zaman” veya “sıklıkla”  binerim diyenlerin oranı % 25’e yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmış. Toplu taşıma araçlarını veya ortak araba havuzlarını kullananların oranı da %18. Tasarruflu ampul kullananların oranı son beş yılda %40’tan 57’ye yükselmiş. Tüketicilerin üçte biri küresel ısınmayı azaltmaya çalıştığını iddia eden şirket ürünlerini kullanarak ödüllendirdiğini, dörtte biri ise küresel ısınmayı önemsemeyen şirket ürünlerini kullanmayarak bu şirketleri cezalandırdığını söylüyor. Her on Amerikalıdan biri mektup, telefon veya e posta yoluyla politikacıları küresel ısınmayı engellemeleri konusunda uyarmış, yedide biri ise aktif olarak iklim konusunda çalışan kuruluşlarda gönüllü olarak çalışmış.

Yale Üniversitesi araştırmasının sonuçları pembe bir tablo çizse de ümitli olmamıza yetmiyor. Çünkü Amerika’da küresel iklim değişikliğinin gerçek olmadığını düşünen hala çok sayıda insan var.  Bir başka kamuoyu araştırmasına göre Amerikalı seçmenlerin %63’ü iklim değişikliğini ciddi bir mesele olarak görürken, %34’ü konuyu önemsemedikleri beyan ediyorlar. Yine aynı araştırma başka ilginç bir sonucu daha gözler önüne seriyor. Sorunun ciddiyetine inananların sadece %43’ü küresel ısınmanın insan faaliyetleri sonucunda oluştuğunu söylerken, geri kalanlar esas nedenin kontrol edilemez nedenlerden kaynaklandığını düşünüyor.

Amerikalıların neden küresel iklim değişikliğine şüpheyle yaklaştıkları sorusuna Economist dergisinde E. G. Austin birden çok neden saymış.

Austin’e göre insanlar kötü mukadderatla yüzleşmemeyi tercihen psikolojik, küresel ısınmayı önlemek için alınacak tedbirlerin getireceği maliyetlerden kaçınan ekonomik, meselenin Demokratlar/ Cumhuriyetçiler meselesi olduğunu iddia eden politik, bilim insanlarının söylediklerinde pekala yanılmış olabileceklerini düşünen epistemolojik ve son olarak Tanrı’nın milyonlarca insanın ölmesine yol açmayacak kadar merhamet sahibi olduğuna iman nedeniyle teolojik nedenlerle küresel ısınmayı inkâr ediyorlar.

2012’de yaşanan tarihin en sıcak yazına, büyük ürün kayıplarına neden olan ciddi bir kuraklığa, kıtayı bir baştan bir başa mahveden orman yangınlarına ve hasarı hala tam olarak onarılmayı bekleyen Sandy kasırgasına rağmen Amerikalılar küresel ısınmaya şüphe içinde yaklaşadursunlar, dünya dönmeye ve Amerikalılar yeryüzünde herkesten fazla karbon tüketmeye devam ediyor. İklim değişikliğini önlemeye yönelik tüm uluslar arası mücadelenin gelip tıkandığı nokta da tam burası.”Biraz da biz kirletelim” anlayışıyla Türkiye dâhil birçok ülkede hükümetler son hızla fosil yakıtlara dayalı kalkınma politikalarını sürdürürken kendi ülkelerindeki seçmenlerden destek görmeye devam ediyorlar. Yani ABD’de ciddi ve inandırıcı iklim politikaları hayat geçirilmeden dünyanın geri kalanında mücadeleyi sürdürenlerin işi gerçekten çok zor.

ABD ise fosil yakıtları azaltmak bir yana kaya gazı kaynaklarını seferber ederek ekonomik büyüme uğruna sorumsuzca davranmaya devam mı edecek? Obama’nın 2. başkanlık döneminin en can alıcı sorusu bu. Seçim kampanyası boyunca iklim değişikliği tartışmalarından ustaca kaçan Obama yeni yemin töreninde konuyu önemsediğini belirterek yüreklere bir nebze de olsa su serpmiş oldu. Obama 2. Başkanlık dönemi konuşmasında şöyle diyordu: İklim değişikliği tehdidini ciddiye alacağız, biliyoruz ki gerekli önlemleri hayata geçirmezsek çocuklarımıza ve gelecek kuşaklara ihanet etmiş olacağız.

Obama’nın bu sözünün gereğini yapmasını sağlamak üzere bu pazar günü onbinlerce kişi başkent Washington’da, Beyaz Sarayın önünde buluşacak. Geçen sene 18 Kasımda 15 000 iklim aktivisti Beyaz Saray’ı kuşatmıştı. Aktivistlerden 1 250 kişinin yaka paça gözaltına alındığı bu eylem sonucunda Başkan Obama Keystone boru hattı projesini bir yıl ötelemek zorunda kalmıştı.

17 Şubat geleneksel olarak Amerikan Başkanlar günü olarak kutlanırken bu kez Amerikalılar başkanlarından iklim politikalarını şirketlerin değil gezegenin çıkarları doğrultusunda değiştirmesini bir kez daha ve tahminen daha da yüksek sesle talep edecekler. Tarihin en kitlesel iklim gösterisi olması için çalışılan eylem ile Obama’nın öncelikle Kanada’dan Teksas körfezine zift kumu nakletmeyi öngören Keystone projesini bu sefer kesin olarak engellemesi talebi tekrarlanacak. Obama’nın Keystone projesine ilişkin vereceği karar, yemin töreninde verdiği söze ne kadar sadık kalacağını gösteren bir tür samimiyet testi olacak.

Çarşamba günü Beyaz Saray önünde bu eylemin bir provası olarak sivil itaatsizlik yapan 48 iklim aktivisti  gözaltına alındı.  Göz altına alınanlar arasında Amerika’nın en eski ve büyük çevre örgütlerinden Sierra Club’un başkanı Michael Brune, 350.org hareketinin kurucusu Bill Mc Kibben, çevre avukatı Robert F. Kennedy Jr ve aktris Daryl Hannah gibi tanınmış isimler bulunuyor. Aktivistler iklim konusunda tatmin edici politikalar uygulanana kadar sivil itaatsizlik eylemleri başta olma üzere  bir çok kampanyayı hayata geçireceklerini açıkladılar.

17 Şubat için hazırlıklar büyük ölçüde tamamlandı. 350.org ( www.350.org) ve Sierra Club’ın (www.sierraclub.org) başını çektiği eyleme yüzlerce yerel inisiyatif ve çevre örgütü katılacağını açıkladı.  . ABD’nin dört bir yanındaki 25 eyaletten yüzlerce otobüs onbinlerce aktivisti Beyaz Saray’ın önüne getirmek üzere ayarlandı. Mitingde tanınmış sanatçıların da sahne alacağı biliniyor ama isimler henüz açıklanmadı.

17 Şubat küresel anlamda iklim politikaları açısından bir dönüm noktası olabilir. Beklendiği gibi geniş bir katılım sağlandığı takdirde ABD yönetiminin bu sese kulak vermemesi düşünülemez.

Yale üniversitesi tarafından çok yeni yapılan bir araştırma sonuçları Amerikalı politikacıların pek duymak istemeyeceği türden.15 Ocak 2013’te açıklanan rapora göre Amerikan seçmenlerinin %58’i önümüzdeki seçimlerde adayların iklim politikalarına bakarak oy vereceğini beyan etmiş. Demokrat ve bağımsız seçmenlerin Cumhuriyetçilere oranla iklim konusunda daha duyarlı olduğu gerçeğine rağmen parti farkı olmaksızın seçmenlerin büyük çoğunluğu yenilenebilir enerjiye olumlu yaklaşıyor. Fosil yakıtlara uygulanan sübvansiyonlara karşı çıkan Amerikalı seçmenlerin%92si temiz enerjiden yana. Yine seçmenlerin %88’i küresel ısınmanın önlenmesi için gerekirse bedel ödemeye hazır.   Aynı araştırma sonuçlarına göre Amerikalı seçmenler kendi beklentilerine uygun harcandığı takdirde karbon vergisine de karşı değil.

Bu araştırmalar herhalde Beyaz Saray’a çoktan ulaşmıştır. Bakalım 17 Şubatta Başkan Obama bahçesine kadar gelerek sözüne bağlı kalmasını talep eden %99’un çığlığını mı dinleyecek, yoksa şimdiye kadar olduğu gibi dev enerji şirketlerinin mi çıkarlarını savunmayı sürdürecek?

 

Chavez’in hasta yatağındaki fotoğrafı yayımlandı

Venezuela televizyonu, kanser tedavisi gören Hugo Chavez’in hasta yatağında çekildiğini iddia ettiği bir fotoğraf yayımladı. Yanında iki kadınla en az iki pozu görülen Chavez, fotoğrafardan birinde Küba Komünist Partisi gazetesi Granma’yı okurken, diğerinde de kameraya bakarken görülüyor.

Geçtiğimiz ay İspanyol El Pais gazetesi de Chavez diyerek bir fotoğraf yayınlamış daha sonra da tüm okurlarından özür dilemişti. Bu nedenle şimdi yayınlanan fotoğrafın da sahte olabileceği kuşkuları bulunuyor.

Venezuela’da Chavez’in kazandığı seçimin getirdiği yeni dönem, hastalığının yemin törenine katılmasını engellemesi nedeniyle başlayamadı.

Chavez üç aydır halk tarafından görülemiyordu.

Venezuela liderinin sağlık durumu hakkında açıklama yapan Enformasyon Bakanı Ernesto Villegas, solunum destek cihazına bağlı olan Chavez’in konuşmakta güçlük çektiğini belirtiyor.

Chavez, Küba’ya hastalığı ile ilgili son ziyareti öncesinde, yandaşlarına yardımcısı Nicolas Maduro’yu desteklemeleri çağrısında bulunmuştu. Maduro, Chavez’i Küba’da sıklıkla ziyaret eden isimlerden biri.

Venezuelalı lider, tümörün alınması sonrasında ilaç ve ışın tedavisi görüyor. Maduro, tedavinin son derece meşakkatli ve çetrefil olduğunu söylüyor.

(BBC Türkçe)

 

 

Ege’de iki yerel festivale başvurular başladı

Ege’den iki festival haberini Yeşil Gazete okurlarımıza ulaştırıyoruz.

2009 Yılındaki festivalden bir kare

Balıkesir Sinema Amatörleri Derneği tarafından bu yıl 7. kez düzenlenecek olan Balıkesir Sinema Günleri’ne katılım için başvurular başladı. Yarışma amaçlı olmayan, yalnızca kısa film ve belgesellerin seyirciyle buluşmasını hedefleyen festivale, 20 dakikayı aşmayan kısa filmler (kurmaca, deneysel) ve 30 dakikayı aşmayan belgesel filmler ile başvurulabilir.

Menemen’de ise Menemen Belediyesi tarafından bu yıl 5.si düzenlenecek “İnadına Tiyatro Festivali”’ne katılım için başvurular başladı.

Balıkesir Sinema Günleri

“Mahallenin Orta Yeri Sinema” temalı Balıkesir Sinema Günleri 2007 yılından bu yana her türlü sinema eserini, kentteki sinema salonları ve açık alanlarda ücretsiz gösterime sunarak, çeşitli panel ve konferanslarla, kent halkını tanınmış sinemacılarla buluşturan bir organizasyondur.

Etkinliğin öncelikli hedef bölgesi Balıkesir Merkez ilçedir. Ancak, etkinliğin bitiminden sonraki aylarda uzak ilçelerde de (Bigadiç, Sındırgı, Savaştepe, Dursunbey, vb) bu etkinlik, vaki talepler doğrultusunda, daraltılmış programlar şeklinde sürdürülmektedir. İlçelerdeki programlar sırasında, yine halka yönelik Açıkhava Film Gösterimleri yapılmaktadır.

Balıkesir Sinema Günleri, Balıkesir’de sinemaya olan ilginin artırılarak, halkın sanatsal düzeyinin yükselmesine katkı sağlamayı, öğrencileri ve gençleri sinema sanatına yönlendirmeyi, belgesel ve kısa film gösterimleri ile sinema seyircisinin daha nitelikli hale gelmesine pozitif katkı sunmayı, üretilmiş ama halka ulaşamamış olan sinema filmlerinin seyirci ile buluşmasını amaçlamaktadır.

Menemen’de “İnadına Tiyatro Festivali”

Menemen Belediyesi bu yıl 5.sini hazırlandıkları “İnadına Tiyatro Festivali” için Birgün Gazetesi’ne; “Tiyatro; bir toplumun içsesidir ve içsesimiz ne kadar gürse o kadar yüreklidir adımlarımız. Adımlarımız sevgiye, adımlarımız aydınlığa ve adımlarımız sanata varsın diye başladı belki de bu “İnadına Tiyatro Festivali” yürüyüşümüz; başka kentlerin içsesleriyle birleşerek… Sizler de takvimsel bekleyişlerinizden öteye bir anı bırakmak, tanımadığınız bir kentte esmer-beyaz yüzlü çocuklarla “İşte Gidiyorum”lu şarkılar söylemek, sahnemizden kulisimize akan derinlikte elmalı şeker samimiyetinde dostça paylaşımlar bırakmak ve sanat kardeşliğine imza atmak isterseniz “İnadına Tiyatro Festivali”ne gelin ve oyun bahçemizde bizimle oyunlar oynayın…” diyor Menemen Belediye Tiyatrosu.

2-6 Nisan arasında düzenlenecek festivale katılmak isteyen tiyatrolar 1 Mart’a kadar www.mebet.net, inadinatiyatrofestivali@ gmail.com adreslerinden iletişime geçebilir.

Birgün, Yeşil Gazete

Voleybolun altın çağında hedef: Her kupada şampiyonluk

Türkiye, voleybolda altın çağını yaşıyor. Özellikle kadın voleybolunda ülke voleybolu bu sporu domine etme noktasına gelmiş durumda. Bu sene de şampiyonlukların her iki kupada da favorisi türk takımları.

GALATASARAY DAİKİN – VAKIFBANK Final Four’da final için karşı karşıya

Galatasaray Daikin ve Vakıfbank, istanbul'daki Final Four'un ilk maçında final için mücadele edecekler. Bu mücadelenin galibinin kupayı alacağına kesin gözü ile bakılıyor.

İstanbul’da düzenlenecek Kadınlar Şampiyonlar Ligi dörtlü finalinde iki Türk ekibi mücadele edecek. Bayanlar CEV Şampiyonlar Ligi Dörtlü Finaline ev sahipliği yapacak olan Galatasaray Daikin, 6’lı play-off turu rövanşında Eczacıbaşı VitrA’yı eleyen Vakıfbank ile karşılaşacak. CEV Şampiyonlar Ligi Dörtlü Finali 9-10 Mart tarihlerinde İstanbul Burhan Felek Voleybol Salonu’nda yapılacak. Bu kupayı geçen sene Fenerbahçe, ondan önceki sene de Vakıfbank müzesine götürmüştü.

FENERBAHÇE şampiyonluk maçında

Bayanlar CEV Kupası’nda finale yükselen Fenerbahçe de Polonya’nın güçlü ekibi Bank BPS Fakro Muszyna ile şampiyonluk mücadelesi verecek. Sarı-Lacivertliler ilk maçı deplasmanda 26-27 Şubat tarihlerinin birinde oynayacak. Rövanş maçı da 2-3 Mart tarihlerinin birinde İstanbul’da yapılacak.

Erkekler CEV Kupasında finale çıkan HALKBANK 16 yıl sonra tarih yazdı

Erkekler CEV Kupası’nda ise Halkbank, yarı finalde Maliye Milli Piyango’yu eleyen İtalyan Latina Andreoli takımı ile finalde karşılaşacak. Finalin ilk maçı 26-27 Şubat tarihlerinin birinde İtalya’da, rövanş karşılaşması ise 2-3 Mart tarihlerinin birinde Ankara ‘da oynanacak. Halkbank, sahasında oynadığı yarı final ilk maçında Ukrayna’nın Lokomotiv Kharkiv takımını 3-0 yenmişti. Rövanşı da aynı skorla 3-0 alan Halkbank, böylece galibiyetlerde durumu 2-0 yaptı ve finale yükseldi. Halkbank, 1997 yılından bu yana Erkekler CEV Kupası’nda final mücadelesi verecek ilk Türk takımı oldu. 1997’de Netaş kupada final oynamış ve ikinci olmuştu.

(DHA, Yeşil Gazete)

Erdoğan sol propaganda mı yapıyor?

AKP il başkanları toplantısında konuşan Tayyip Erdoğan, propaganda niyetine Diyarbakırlı Kürt çocuklarından gelen mektupları okurken, farkında olmadan Grup Yorum’un “Marşlarımız” albümünde Kızıldere türküsünden önce seslendirdiği devrim şiirini okudu. Kürt çocuk şiirde “ufak” değişiklikler yapmıştı.

Erdoğan’ın okuduğu Kürt çocuğun mektubu ise şöyleydi:

“Canımızdan bir parça koparırcasına en iyilerimizi verdik toprağa / yaratılan değerlerimin, onurumun, ahlakın, inancın simgesi olarak bilincimizi aydınlatıyor ve bizi kopmaz bağlarla bağlıyor bu toprağa bu vatana /

Aslı için:

http://www.youtube.com/watch?v=AAp9Pc6TaK0

(Evrensel, Yeşil Gazete)

“Ot”, yayın hayatına başladı; “maksat yeşillik olsun”

Metin Üstündağ, kapanan “Hayvan” ve “Öküz”den sonra şimdi de “Ot”u çıkardı. Derginin ilk sayısında Metin Kaçan’ın son yazısı ve Sırrı Süreyya Önder’in yakında çıkaracağı romanından bir bölüm de yayımlanıyor.

Aylık yayımlanacak dergide dikkat çekici bir çok kalem ve karikatürist yer alıyor.

Dergide; Gündüz Vassaf, Erdil Yaşaroğlu, Selçuk Erdem, Sezai Karakoç, Hakan Günday, Hakan Bıçakçı, Birhan Keskin, Yekta Kopan, Karin Karakaşlı, Sevin Okyay, Haydar Ergülen, Enis Batur, Halil Turhanlı, Batuhan Dede ve Ertuğrul Mavioğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda isim okunabilir.

“Yazar, çizer, şair, ressam, filozof, araştırmacı gazeteci, denemeci, hikayeci, senarist, editör, büdütör, vantrilok, son ütücü, nalbur…” Metin Üstündağ namı diğer Met-Üst, mizah-edebiyat dergilerinin arasına bir yenisi ekleniyor. Aylık olarak yayımlanacak Ot bugünden itibaren tüm Türkiye’de satışta…

Taraf Gazetesi’ne Ot’u anlatan Metin Üstündağ “Hayvan ve Öküz ’ü biliyor musunuz? Onlardan daha rahat bir dergi. Mottomuz: Hazla ve hızla okunan kültür sanat dergisi” diyor. Amaçlarının piyasaya yeni okurlar eklemek olduğunu dile getiren Met Üst “Mizah dergilerinin okurları fanatik oluyor. Onları kültür sanat olaylarının içine çekmeye çalışıyoruz” şeklinde sürdürüyor sözlerini. Met Üst okurlardan yeni yazarlar çıkarmak istediklerini, okuyucu ile interaktif bir ilişki kurmaya çalıştıklarını ifade ederek “Okurları edilgen bir dergi olmayacak” diyor.

 

(Taraf, Yeşil Gazete)

 

Twitter’da #dogaicinsesver fırtınası

Türkiye’nin doğal alanların kaderini belirleyecek olan “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı”nın Meclis gündemine geliyor oluşuna karşı twitter’da #dogaicinsesver kampanyası başlatıldı.

 

Adı “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu” yasası olsa da,” kamu yararı” gibi kıstaslarla ÇED raporlarını ortadan kaldıran, milli parkların sınırlarının tekrar belirlenmesinin yolunu açan yasa tasarı hakkında tepkiler büyüyor.

70’den fazla sivil toplum kuruluşunun biraraya gelmesiyle oluşturulan Tabiat Kanunu İzleme Girişimi bu yasa tasarısının karşsında olduğunu net bir şekilde açıklamıştı.

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’nin çağrısıyla da, çevreye ve doğaya karşı sorumluluğunu yerine getirmek isteyen insanlar, twitter üzerinden #dogaicinsesver hashtag’i tasarıya olan tepkilerini dile getirmeye başladı:

Size de Tabiat Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma yasa tasarısına karşı tepkinizi dile getirmek için #dogaicinsesver hashtagini kullanabilirsiniz.

Tepkilerin nedeni için:

http://www.yesilgazete.org/blog/2013/02/12/tabiati-ve-biyolojik-cesitliligi-koruma-kanunu-tasarisi-meclis-gundemine-geliyor/

Stüdyo FM yeni istasyonu ve yeni adı ile bu akşam başlıyor

Türkiye’nin canlı yayınlanan ilk ve en uzun soluklu radyo programı, bundan böyle her Cuma saat 17.10’da NTV Radyo’da mikrofona gelecek. NTV Radyodaki ilk Stüdyo FM bu akşam 17:10’da. Programın adı da yeni istasyonu ile birlikte değişti. Program bundan sonra yayın hayatına Stüdyo NTV adı ile devam edecek.

Yavuz Aydar’ın hazırlayıp Şebnem Savasçı ile birlikte sunduğu program yayın hayatına 3 Eylül 1978’de TRT’de başladı. Üç kuşağı caz, rock ve pop türleri ve bu türlerin önde gelen yorumcularıyla tanıştırdı. Şebnem Savaşçı ve Yavuz Aydar, titiz sunumlarıyla da müzik dinleyicisinin en yakından tanıdığı radyo sesleri haline geldi.

Birlikte 3 bin 804 yayına imza atan yapımcı Aydar ve sunucu Savaşçı bundan böyle NTV Radyo’da sevenleriyle buluşacak. Stüdyo NTV, kulaklardan silinmeyen cıngılı ve değişmeyen formatıyla 15 Şubat’tan itibaren her cuma saat 17.10-18.00 arasında yayında olacak.

Stüdyo FM’in 1987 yılında İlhan İrem’i konuk ettiği ve İrem’in, “Pencere / Köprü ve ötesi..” albümünün konu edildiği bir program kaydı

Stüyo FM’in bugüne kadarki yolculuğunu programın TRT3’deki son yayınından hemen önce Yeşil Gazete’de yer verdiğimiz haberimizden öğrenebilirsiniz.

(Ntvmsnbc, Yeşil Gazete)